Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savaş

bursaarena.com.tr - Savaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zelenskiy'den Trump'a 'yeni seçim' yanıtı: Lideri halk belirler Haber

Zelenskiy'den Trump'a 'yeni seçim' yanıtı: Lideri halk belirler

Zelenskiy, pazar günü verdiği televizyon röportajında, Ukrayna’daki savaştan yalnızca Rusya’nın sorumlu olduğunu vurgulayarak Trump’ın dizel fiyatları ve Ukrayna’nın yeni bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyduğu yönündeki eleştirilerine yanıt verdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın 60 günlük tam ateşkesi kabul etmesi halinde ülkede seçimlerin düzenlenebileceğini söyledi. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’nın yeni bir lider seçmesi gerektiği yönündeki çağrısına yanıt niteliği taşıyor. Zelenskiy, Trump’ın Ukrayna’da savaşı sona erdirmeye razı olacak yeni bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyulduğunu söylemesinin ertesi günü ABC News’e verdiği televizyon röportajında, “Başkan Trump’a tüm saygımla, bir lideri seçmek bizim toplumumuzun, bizim halkımızın işidir” dedi. Ukrayna lideri, ABD yönetimine seçimlerin düzenlenmesini gerçekten istiyorsa Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den iki aylık ateşkes talep etmesi gerektiğini ilettiğini belirtti. Zelenskiy, “Lütfen Putin’e 60 günlük tam ateşkes ilan etmesini söyleyin. Biz de seçimleri organize edelim” ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın barış istediğini vurgulayan Zelenskiy, ateşkese ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlara hazır olduklarını söyledi. Zelenskiy ayrıca, Rusya’nın Ukrayna’nın Rus yakıt tesislerine ve rafinerilerine yönelik saldırılarının durmasını istiyorsa Moskova’nın da Ukrayna’nın enerji altyapısını hedef almaması gerektiğini belirtti. Ukrayna lideri, Trump’tan Rusya’ya bu yönde bir mesaj iletmesini istedi. ‘Çocuklarımızı öldürmeyin, biz de sizin dizelinizi vurmaktan vazgeçeriz’ Bu açıklamalar, Ukrayna’nın Rusya topraklarının derinliklerindeki altyapıyı hedef alan saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde geldi. Pazar günü düzenlenen bir insansız hava aracı (İHA) saldırısı, Rus teknoloji şirketi Yandex’in işlettiği bir veri merkezinin faaliyetlerini durdurdu. Bu, dört gün içinde şirketin tesislerini hedef alan üçüncü saldırı oldu. Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgalinin üzerinden dört buçuk yıldan fazla zaman geçerken, iki ülke de uzun menzilli hava saldırılarını sürdürüyor. Cephede ise orduların büyük ölçüde ilerleme kaydedemediği bir tablo öne çıkıyor. Zelenskiy, X hesabından yaptığı paylaşımda enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulmasının hâlâ mümkün olduğunu, ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bunu istemediğini savundu. Ukrayna lideri, gerilimi azaltmaya yönelik adımların karşılıklı olması ve somut güvencelerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Zelenskiy, “Bize saldırmayın. Çocuklarımızı öldürmeyin. Biz de sizin dizel tesislerinize yönelik saldırıları durduracağız. Bence bu adil bir uzlaşma” ifadelerini kullandı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha da Trump’ın açıklamalarına tepki gösterdi. Sybiha, cumartesi gecesi X’te yaptığı paylaşımda, Zelenskiy’nin ülkeyi bağımsızlığı için verilen bir savaşta yönettiğini belirtti. Sybiha, “Zelenskiy Ukrayna halkının desteğine sahip ve karar verme hakkı halka ait. Dışarıdan gelen açıklamalar, onun görevini iyi yaptığını yalnızca teyit ediyor” diye yazdı. Trump’tan Ukrayna için ‘yeni lider’ sözü Trump, cumartesi günü Ukrayna’nın yeni bir cumhurbaşkanı seçmesi gerektiğini söyleyerek Zelenskiy’nin savaşı sona erdirmek için yeterince çaba göstermediğini ima etti ve ABD’deki yüksek dizel fiyatlarından Ukrayna liderini sorumlu tuttu. Trump, “Bir anlaşma yapabilecek yeni bir lider seçmelerini öneriyorum. Çünkü pek çok anlaşma yapabilirdi ama nedense hiçbirini yapmıyor” dedi. ABD Başkanı, haftalardır Zelenskiy’ye Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları durdurması çağrısında bulunuyor. Bu çağrılar, Trump’ın cuma günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le, ABD’deki ara seçimler öncesinde yükselen akaryakıt fiyatlarını düşürmek amacıyla Rusya’dan dizel satın alınmasına yönelik bir anlaşma imzalamasının ardından da sürdü. Trump, ABD’de rekor seviyelere ulaşan dizel fiyatlarından Ukrayna’yı sorumlu tutarken, küresel enerji fiyatlarını yükselten İran’daki ABD öncülüğündeki savaşa dikkat çekmiyor. Ukraynalı ve Avrupalı yetkililer ise Rusya’dan dizel alımına yönelik anlaşmaya tepki göstererek, bunun Moskova’nın savaş harcamalarını finanse etmesine katkı sağlayacağını savunuyor.

Putin: Avrupa Birliği, ekonomi alanındaki hatalar nedeniyle kendi kendine dağılacak Haber

Putin: Avrupa Birliği, ekonomi alanındaki hatalar nedeniyle kendi kendine dağılacak

Rusya lideri Putin, Valday Uluslararası Tartışma Kulübü'nün 23. yıllık toplantısının ana oturumunda konuşma yaptı. Konuşmanın ardından Putin, sorular yanıtladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, tüm dünyanın merakla beklediği Valday Uluslararası Tartışma Kulübü'nün 23. yıllık toplantısındaki konuşmasına başladı. Rus lider, ‘Geleceğin Sorumluluğu: Olanaklı Olanın Sınırları mı, Sınırsız Olanaklar mı?' başlıklı oturumda katılımcılara hitap ediyor. 'Avrupa'daki durum oldukça tehlikeli' Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa'daki ve dünyadaki durumun şu anda oldukça tehlikeli olduğunu söyledi. Putin konuşmasında şu cümleleri kaydetti: Bugün Avrupa'da ve dünyada son derece tehlikeli bir durum söz konusu. Artık hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği anın herkes için çok hızlı ve beklenmedik bir şekilde gelebileceğinin farkında olmalıyız. Karşılıklı sert tepkilerin giderek tırmanmasının yarattığı mantığın, bizi ölümcül ve geri döndürülemez bir noktaya götürebileceği ortaya çıkabilir. 'Bir devletin gerçek büyüklüğü, çağa ayak uydurma yeteneği olmadan mümkün değildir' Rusya Devlet Başkanı Putin, bir devletin gerçek büyüklüğünün çağa ayak uydurma, hatta ideal olarak çağın önüne geçme yeteneği olmadan mümkün olmadığını söyledi. Putin ayrıca, ülkenin sahip olduğu değerleri çoğaltmanın ve onları yeni koşullara yaratıcı biçimde uyarlamanın, ulusal geleneğin bir antikaya dönüşmemesinin en iyi güvencesi olduğunu belirterek, "Bir devletin gerçek büyüklüğü, çağa ayak uydurma yeteneği olmadan mümkün değildir. İdeal olan, onun önüne geçmektir" dedi. 'Batı, Rusya'yı daha da parçalamak için fiilen elinden geleni yaptı' Putin, Moskova'nın uzun yıllar boyunca ortak bir alanın parçası olmaya çalışmasına rağmen, Batı'nın fiiliyatta Rusya'yı daha da parçalamak ve izole etmek için elinden geleni yaptığını söyledi. Putin, SSCB'nin dağılmasının ardından Batı'da, Avrupa çapında iş birliği yoluna girme konusunda istekli olmayan güçlerin ağırlık kazandığını belirtti. Putin konuşmasının bu bölümünde şu cümleleri kaydetti: Yeni Rusya'nın sözde Batı medeniyetinin bir parçası olma yönündeki, özellikle bunun uzun yıllar süren girişimler olduğunu vurgulamak istiyorum, çabalarına rağmen, fiiliyatta Rusya Federasyonu'nu gerçekten izole etmek ve daha da parçalamak için ellerinden geleni yaptılar. 'Rusya, Ukrayna çatışmasına bilinçli olarak sürüklendi' Putin, Rusya'nın Ukrayna çatışmasına bilinçli olarak sürüklendiğini söyledi. Putin, “Rusya'nın, bu açık saldırganlığa karşı silahlı olarak kendisini savunmak zorunda kalacağı bir duruma bilinçli olarak sokulduğuna, bizi bu eşiğe bilinçli olarak getirdiklerine eminim" dedi. 'Sorumlu büyük devletler her zaman rekabet etti ancak birlikte de çalıştı' Putin, sorumlu büyük devletlerin tarih boyunca bir yandan rekabet ederken diğer yandan birlikte çalıştığını ve istikrarı korumaya çalıştığını söyledi. Putin konuşmasında, “Sorumlu devletler her zaman şu veya bu şekilde rekabet etti, ancak birlikte de çalıştı. Kendi aralarında ve daha küçük devletlerle ilişkilerinde ilişkiler sistemleri kurdular ve genel olarak, kural olarak, istikrarı korumaya çalıştılar" cümlelerinin altını çizdi. 'Batı'nın dünyadaki etkisi azalıyor, diğer ülkelerin refahı artıyor' Putin, Batılı ülkelerin dünyadaki gerçek etkisinin azalırken diğer devletlerin refahının ve bağımsızlığının arttığını söyledi. Putin konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü: Dünya azınlığı olan sınırlı bir Batılı ülke grubu, orantısız derecede büyük bir etkiye sahip ve yönetme işlevlerini kendisine mal etmeye çalışıyor. Bu devletlerin gerçek etkisi giderek daha bağımsız ve kendine güvenen dünya çoğunluğunun güçlenmesi karşısında azalırken, BM sistemindeki dengesizlikler de giderek daha belirgin hale geliyor. 'Çok kutupluluğa giden yolda risklerin en aza indirilmesi temel görev' Putin, çok kutupluluğa geçiş sürecinde dünyanın çok sayıda riskle karşı karşıya olduğunu ve bu risklerin en aza indirilmesinin temel görev olduğunu söyledi. Putin şu cümleleri dile getirdi: Dünya giderek daha iyiye, daha istikrarlı, demokratik ve özgür, çok kutuplu bir uluslararası düzene doğru değişecek. Ancak böyle bir dünya düzenine giden yolda bizi çeşitli risklerin beklediği de açıktır. Bu nedenle, küresel düzeyden bireysel düzeye kadar her seviyede risklerin en aza indirilmesi bugün temel görevdir. 'Dünyadaki eski hukuk normlarının çoğu bir kenara atıldı, yenileri ise henüz ortaya çıkmadı' Putin, dünyadaki önceki hukuk normlarının birçoğunun bir kenara atıldığını, ancak yenilerinin henüz ortaya çıkmadığını söyledi. Putin konuşmasında, “Öncelikle, birçok eski hukuk normunun bir kenara atıldığı, yenilerinin ise henüz ortaya çıkmadığı koşullarda, küresel barış ve güvenliğin tam da şimdi nasıl korunacağı üzerine düşünmek gerekiyor" cümlelerinin altını çizdi. 'Herkes er ya da geç yeni dünya düzeninin ilkeleri konusunda anlaşmak zorunda kalacak' Putin, Doğu ve Batı'nın, Kuzey ve Güney'in er ya da geç yeni dünya düzeninin oluşum ilkeleri konusunda anlaşmak zorunda kalacağını söyledi. Putin konuşmasında şu cümlelerin altını çizdi: Hepimizin, Doğu'nun ve Batı'nın, Kuzey'in ve Güney'in, er ya da geç, insanlığın önümüzdeki on yıllarda ilerlemesini ve gelişmesini sağlayabilecek yeni dünya düzeninin oluşum ilkeleri konusunda anlaşmak zorunda kalacağımıza inanıyorum. 'Rusya'ya saldırılması halinde tüm silahların kullanılması gündeme gelecek' Putin, Rusya'nın saldırıya uğraması hâlinde ülkesinin elindeki tüm silahların kullanılmasının gündeme geleceğini söyledi. Putin açıklamasında, “Gündemde kaçınılmaz ve derhal Rusya Federasyonu'nun ülkemizin emrinde bulunan tüm silahları kullanması meselesi ortaya çıkacaktır. Bu mücadelede sahip olduğumuz rekabet üstünlüklerini kullanmak zorunda kalacağız" dedi. Putin, bu rekabet üstünlüğünün Rusya'nın sahip olduğu bazı silah sistemlerinin başka hiçbir ülkede bulunmaması olduğunu ifade etti. 'Dünya siyasetinde şu anda akla gelebilecek ve gelemeyecek her türlü tabu çiğneniyor' Rusya Devlet Başkanı Putin, dünya siyasetinde şu anda akla gelebilecek ve gelemeyecek her türlü tabunun çiğnendiğini söyledi. Putin konuşmasında şu cümleleri kaydetti: Bazı durumlarda bu durum, tek taraflı avantajlar elde etmeye, dünyadaki karmaşayı daha da derinleştirmeye ve bundan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanmaya yönelik saldırgan girişimlere dönüşüyor. Dünya siyaseti bunun örneklerini neredeyse her gün ortaya koyuyor; akla gelebilecek ve gelemeyecek her türlü tabu çiğneniyor. 'Aldatma, safsata ve gerçeklerle alay edilmesi uluslararası hukuku yok ediyor' Putin sistematik aldatmanın, safsatanın ve gerçeklerle alay edilmesinin uluslararası hukuku yok ettiğini söyledi. Putin açıklamasını şu cümlelerle sürdürdü: Yükümlülüklerin sistematik biçimde yerine getirilmemesi, aldatma, iletişimin bir safsataya, her türlü anlamlı konuşmanın propagandaya dönüştürülmesi, gerçeklerle gösterişli biçimde alay edilmesi ve anlık çıkar elde etmek için gerçeklerin çarpıtılması, uluslararası varoluşun temelini bizzat yok ediyor. 'Gerçek şu ki, savaşı Rusya başlatmadı; Rusya'ya karşı savaş başlatıldı' Putin, savaşı Rusya'nın başlatmadığını, aksine Rusya'ya karşı savaş başlatıldığını söyledi. Putin konuşmasında, “Gerçek nerede? Gerçek şu ki, savaşı başlatmak isteyen de biz değildik, savaşı başlatan da biz değildik; bizimle savaşmaya başladılar" dedi. 'Çatışmalar 20. yüzyıl siyasetçilerinin değişime hazırlıksızlığının ürünü' Putin, günümüzdeki çatışmaların büyük ölçüde 20. yüzyılın sonlarında Batı ve Doğu'daki siyasetçilerin yaşanan büyük değişim dönemini ciddi ve kapsamlı biçimde ele almaya hazır olmamalarından kaynaklandığını söyledi. Putin konuşmasında şu cümlelerin altını çizdi: Günümüzdeki çatışmalar ve sarsıntılar büyük ölçüde, 20. yüzyılın sonundaki siyasetçilerin hem Doğu'da hem de Batı'da meydana gelen büyük çaplı değişimler çağını ciddi ve kapsamlı biçimde ele alma konusundaki isteksizliklerinin, hazırlıksızlıklarının veya yetersizliklerinin ürünüdür. 'Hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği an çok hızlı gelebilir' Putin, artık hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği bir anın herkes için çok hızlı ve beklenmedik biçimde gelebileceğini söyledi. Putin şu cümleleri dile getirdi: Artık hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği anın herkes için çok hızlı ve beklenmedik bir şekilde gelebileceğinin farkında olmalıyız. Karşılıklı sert tepkilerin giderek tırmanmasının yarattığı mantığın bizi ölümcül ve geri döndürülemez bir noktaya götüreceği ortaya çıkabilir. 'Uluslararası sistem er ya da geç istikrarlı bir dengeye ulaşacak' Putin, uluslararası sistemin er ya da geç istikrarlı bir denge durumuna ulaşacağını söyledi. Putin, “Er ya da geç uluslararası durum ve sistem bir tür istikrarlı denge durumuna ulaşacaktır. Kuşkusuz bu, karşılıklı uzlaşmaları ve birbirimize doğru adım atmayı gerektiren karmaşık, çok faktörlü ve çok katmanlı bir süreçtir" dedi. 'Çok kutuplu dünyanın oluşması kaçınılmaz' Putin, çok kutuplu bir dünya düzeninin oluşmasının kaçınılmaz olduğunu, ancak ülkelerin henüz geleceğin hatlarını belirlemeye çalıştığını söyledi. Putin konuşmasında şu cümleleri kaydetti: Yeni dünya düzeninin temel biçimini alması kaçınılmazdır. Bunun öngörülebilir tarihsel perspektif içinde gerçekleşmesini umalım. Ancak şu anda her şey fazlasıyla hızlı ve kendiliğinden gerçekleşiyor. Biz yalnızca geleceğin hatlarını belirliyor, onları yokluyoruz. Fakat bu, ellerimizi kavuşturup bundan sonra ne olacağını beklememiz gerektiği anlamına gelmiyor. Putin, Çehov'un 'duvardaki tüfek' ilkesini hatırlattı Putin, nükleer silahlardan söz ederken Çehov'un tiyatrodaki 'duvarda asılı tüfek' örneğini hatırlatarak bu silahların kullanılmasına yol açabilecek bir gelişmenin önlenmesi gerektiğini söyledi. Putin, askeri çatışmaların tırmanmasının ve yaptırımların yeni bir uygulama olmadığını ancak bunların hiçbir zaman tek taraflı olmadığını belirtti. Bir tarafın kışkırtıcı adımlarına diğer tarafın karşılık verdiğini ve bunun giderek büyüyen bir sarmala dönüştüğünü söyledi. Putin konuşmasının bu bölümünde şu cümleleri kaydetti: Tırmanmanın temelinde kibir ve aşırı özgüven var. Bu, uçurumun kenarına giden bir yoldur. Hele bugün, dünyanın önde gelen devletlerinin cephaneliklerinde tüm canlıları yok edebilecek veya en azından dünyayı felaket boyutunda bir duruma sürükleyebilecek silahlar varken. Putin, bu silahların hiçbir zaman kullanılmayacağından emin olunup olunamayacağını belirterek, “Tiyatronun başında sahnede duvarda asılı bir tüfek varsa, sonunda mutlaka ateş etmesi gerektiğine ilişkin meşhur sözü hepimiz biliyoruz. Bunu aklımızda tutmalıyız” dedi.

27 Eylül Azerbaycan Anım Günü: 44 günlük Vatan Muharebesi "Qarabağ Azərbaycan'dır!” Haber

27 Eylül Azerbaycan Anım Günü: 44 günlük Vatan Muharebesi "Qarabağ Azərbaycan'dır!”

Azerbaycan’ın, Ermenistan ordusunun sivil yerleşimlere yönelik saldırıları üzerine 27 Eylül 2020'de tarihinde başlattığı ve zaferle sonuçlanan operasyonun üzerinden 6 yıl geçti. Ermenistan'ın işgali altındaki topraklarını kurtarmak amacıyla başlattığı ve zaferle sonuçlandırdığı Karabağ Savaşı 6 yıl önce bugün, 27 Eylül 2020 tarihinde başladı. ERMENİSTAN’IN MÜSLÜMAN TÜRK AHALİSİ, BASKI VE ŞİDDETLE VATANLARINDAN KOPARILDI 1980’lerin ortalarında Sovyetler Birliği’nde başlatılan perestroyka ve glasnost politikalarını fırsat bilen Ermeniler, Azerbaycan’a karşı eski iddialarını öne sürerek Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti’nin Ermenistan’a katılması talebini gündeme getirdi. Kısa süre sonra bunun yanlış bir karar olduğunu fark ederek taktik değiştiren Ermeniler, Dağlık Karabağ Ermenilerinin kendi kaderini tayin hakkını gündeme getirerek bağımsızlık talebinde bulundular. Bu gelişmeler sonucunda meydana gelen uyuşmazlıklar zamanla, Moskova yönetiminin doğrudan ve dolaylı desteği ile derinleşti. 1980’lerin sonlarına gelindiğinde Ermenistan Cumhuriyeti’nin Müslüman Türk ahalisi, büyük baskı ve şiddet altında yurtlarından edildi. 1980’Lİ YILLARIN SONUNDA KARABAĞ’DA GERİLİM TIRMANDI Öte yandan 1989’da Sovyetler Birliği, Karabağ yönetiminin, bölgede yaşayan Ermenilerin haklarının korunması mukabilinde Azerbaycan'a verilmesine dair yaklaşımını ortaya koydu. Bu şekilde, Karabağ'ın adeta bir Azerbaycan toprağı oluşunu da onaylanmıştı. Bu gelişme Ermeni çevrelerinin tepkisine yol açarken, süreç 1 Aralık 1989’da Karabağ’ın işgaline yönelik karar alınmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Bunun üzerine Azerbaycan Sovyet yönetimi, Ermenilerin aldığı bu kararı kınayarak Karabağ’ı yönetmek üzere bir teşkilat komitesi kurdu. SOVYETLERİN DAĞILMA SÜRECİNDE SÖZDE “ARTSAK ERMENİ HALK CUMHURİYETİ” İLAN EDİLDİ Yaşanan gelişmeler sorunu tırmandırmaya devam ederken bölge 2 Ocak 1990'da Ermenilerin saldırısına uğradı. Bunun sonucunda Azerbaycan'da, hem Moskova yönetimine hem de Azerbaycan yönetimine karşı protesto gösterileri arttı. 1991 yılında ise Sovyetlerin dağılma sürecine girmesi ile Karabağ sorunu, yeni bir boyuta ulaştı. Azerbaycan’ın 30 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Karabağ Ermenilerinin de sözde “Artsak Ermeni Halk Cumhuriyeti”ni ilan etmeleri ise bölgedeki gerilim tırmandı. ERMENİLERİN AZERBAYCAN ŞEHİRLERİNDEN ÇEKİLMESİ GÖRÜŞÜLÜRKEN ERMENİLERİN ADI ANILMADI Azerbaycan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Ermenistan, Rusya ve diğer devletler, 20 Şubat 1993’te Roma’da Minsk Konferansı Başkanı Mario Rafaelli ile bir araya gelerek görüşmeye başladı. Bu görüşmeler yaşanırken Ermenistan, Kelbecer’e saldırı başlattı. 30 Nisan 1993 tarihinde yaşanan bu olay nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM), Kelbecer’in Ermeni işgali altında olduğunu görüşerek Kelbecer ve diğer Azerbaycan şehirlerinden Ermeni işgalci güçlerinin derhâl çekilmesi kararını ilan etti. Buna karşın, işgalci Ermeni güçlerinin adı bu kararda zikredilmedi. ERMENİSTAN, KARABAĞ’I 30 YILDIR İŞGALİ ALTINDA TUTTU VE SALDIRGAN POLİTİKALARINI SÜRDÜRDÜ Ermenistan'ın 1990’lı yılların başında başlattığı işgal, yaklaşık 30 yıl devam etti. Birinci Karabağ Savaşı’nın üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen BM Güvenlik Konseyi ve sorunun çözümü için kurulan Minsk Grubu ise işlevsiz kaldı. Azerbaycan, 2010’da kabul ettiği askerî doktrin çerçevesinde Karabağ sorununun çözüme kavuşması için siyasi, diplomatik ve askerî her türlü seçeneğe başvuracağını ilan etti ve iki ülke arasındaki ufak çaplı çatışmalar hâlâ yaşanmaya devam etti. Rusya karşıtı söylemleri ile bilinen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın 2018 yılında iktidara gelmesi ile bölgede değişim yaşanabileceği öne sürülmesine rağmen Ermenistan, Azerbaycan’a yönelik provokatif ve saldırgan bir politika takip edildi. Ermenistan’ın, 27 Eylül 2020 tarihinde işgal ettiği toprakları genişletmek için yeni bir saldırı başlatmasının sonucu Azerbaycan, bu saldırıya karşılık verdi. Bunun üzerine 44 gün devam edecek İkinci Karabağ Savaşı yaşandı. AZERBAYCAN, 5 ŞEHİR, 4 KASABA VE 286 KÖYÜ KURTARDI 44 günlük Vatan Muharebesi’nde Azerbaycan güçlerinin Şuşa'yı 8 Kasım’da başarılı bir şekilde ele geçirmesi ise savaşın dönüm noktası oldu. Ertesi gün 70’in üzerinde köy daha işgalden kurtarılırken Ermenistan, bir gün sonra kendi açtığı savaştan yenik çıktı ve Azerbaycan’la barış antlaşması imzalamak zorunda kaldı. Öte yandan 10 Kasım’da Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya, çatışma bölgesinde tüm askerî operasyonların tamamen durdurulmasına ilişkin beyanat imzaladı. Bu beyanat doğrultusunda 20 Kasım’da Ağdam, 25 Kasım’da Kelbecer, 1 Aralık’ta ise Laçin vilayetleri bir tek şehit verilmeden kurtarıldı. Şuşa’da elde edilen zafer, aynı zamanda daha fazla toprak kazanımının yolunu açarak Azerbaycan’ın 5 şehir, 4 kasaba ve 286 köy üzerindeki kontrolü geri almayı başarmasını sağladı. Ermenistan’ın ateşkes ihlalleri nedeniyle 19 Eylül 2023 tarihinde başlatılan ve zaferler sonuçlanan "Antiterör Operasyonu"ndan sonra ise Azerbaycan, bölgenin toprak haritasını yeniden şekillendirerek konumunu sağlamlaştırdı.

Zelenskıy: Putin, Ukrayna'yı ele geçirme girişiminden hiçbir zaman vazgeçmeyecek Haber

Zelenskıy: Putin, Ukrayna'yı ele geçirme girişiminden hiçbir zaman vazgeçmeyecek

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy, Rusya Devlet Başkanı Putin'in Ukrayna'nın tamamını işgal etme hedefinden vazgeçmeyeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'nın tamamını işgal etme hedefinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini belirterek, ülkesinin güvenliği için güçlü güvenlik garantilerine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Zelenskıy, Kanada kamu yayın kuruluşu CBC'ye verdiği röportajda Rusya'nın hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Putin'in Ukrayna'nın tamamını ele geçirmek istediğini vurgulayan Zelenskıy, uluslararası toplumun Rusya karşısında zayıf kalması ve Ukrayna'nın yeterli güvenlik garantilerine sahip olmaması halinde Moskova'nın hedeflerine ulaşabileceğini ifade etti. Zelenskıy, "Putin tüm Ukrayna'yı ele geçirmek istiyor. Eğer güçlü olmazsak, dünya kenarda durursa ve güvenlik garantilerimiz olmazsa bunu yapacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Ukrayna Cumhurbaşkanı, Rusya Devlet Başkanı'nın hedeflerini değiştireceğine inanmadığını belirterek, güvenlik garantilerinin temel amacının Rusya'nın gelecekte yeniden saldırmayacağından emin olmak olduğunu söyledi. PUTİN'LE DOĞRUDAN GÖRÜŞMEYE HAZIR Zelenskıy, savaşı sona erdirecek bir sonuç elde edilmesi hâlinde Putin'le doğrudan müzakere masasına oturmaya hazır olduğunu da dile getirdi. Putin'le görüşmeyi kişisel olarak istemediğini belirten Zelenskıy, Putin’i "düşman" olarak gördüğünü ancak barışa ulaşılmasına katkı sağlayacaksa doğrudan görüşmelerin gerekli olabileceğini söyledi. Ukrayna Cumhurbaşkanı, "Onunla aynı masaya oturmam konusunda bir sorun yok. Bunu istediğim için değil; ailemle oturmayı tercih ederim. O bir düşman. Ancak sonuç bizi barışa yaklaştırabilecekse düşmanla neden konuşmayalım?" ifadelerini kullandı. "RUSYA'YI SAVAŞ ALANINDA YENMEK ZOR" Zelenskıy ayrıca Rusya'nın savaş alanında tamamen yenilgiye uğratılmasının kolay olmadığını söyledi. Bunun temel nedenlerinden birinin, saldırı operasyonlarının çok yüksek insan kayıplarına yol açması olduğunu belirtti. Ukrayna Cumhurbaşkanı, Rusya'yı yenmenin zor olduğunu ifade ederek, savaşta ilerleme sağlamak için insanların hayatını kaybetmesinin kaçınılmaz hâle geldiğini ve bunun 21. yüzyılda kabul edilmesi son derece ağır bir bedel olduğunu vurguladı. Zelenskıy, savaşın sona erdirilmesi için diplomatik girişimlerin sürdürülmesi gerektiğine işaret ederken, Ukrayna'nın gelecekte yeni bir Rus saldırısına karşı korunmasını sağlayacak güvenlik garantilerinin barış sürecinin önemli unsurlarından biri olduğunu belirtti.

Trump'a uyarı: İran'a kara harekâtı, Vietnam'dan daha ağır bir bataklığa saplanmak anlamına gelir Haber

Trump'a uyarı: İran'a kara harekâtı, Vietnam'dan daha ağır bir bataklığa saplanmak anlamına gelir

Los Angeles Times, ABD ile İran arasında devam eden savaşı değerlendirdiği analizinde, yıllarca "sonsuz savaşların" en sert muhaliflerinden biri olan ABD Başkanı Donald Trump'ın, şimdi kendisinin uzun süreli ve yıpratıcı bir savaşın eşiğinde bulunduğunu yazdı. Gazete, dört buçuk ayı geride bırakan savaşın sona ermesine ilişkin hâlâ net bir perspektif bulunmadığını belirtti. Gazete, Donald Trump'ın geçmiş yıllarda Afganistan ve Irak savaşlarının yanı sıra ABD'nin Ukrayna'ya verdiği desteği de defalarca "hata" ve "zaman kaybı" olarak nitelendirdiğini hatırlattı. Ancak ABD ile İsrail'in İran'a yönelik ortak operasyonunun başlamasının ardından Trump yönetiminin, çatışmaların birkaç hafta içinde sona ereceğini vaat ettiği ifade edildi. Aradan dört aydan fazla süre geçmesine rağmen yalnızca ateşkeslerin art arda bozulduğu değil, karşılıklı saldırıların da sürdüğü belirtilirken, Washington'ın "kabul edilebilir savaş sonu" olarak neyi tanımladığına ilişkin hâlâ net bir çerçeve ortaya koymadığı kaydedildi. Habere göre, son günlerde ateşkes bir kez daha bozuldu ve karşılıklı saldırılar yeniden başladı. İran'ın Ürdün'deki Muvaffak es-Salti Hava Üssü'ne düzenlediği füze saldırılarında iki ABD askeri hayatını kaybetti, Irak'ta ise bir ABD askeri daha yaşamını yitirdi. Pentagon'un açıklamasına göre, savaşın başlangıcından bu yana 17 ABD askeri öldü, 430'dan fazla asker ise yaralandı. İsviçre'deki St. Gallen Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü ve Ortadoğu uzmanı Andreas Böhm, Los Angeles Times'a yaptığı değerlendirmede, "Trump'ın bakış açısından güç göstermenin en kolay yolu İran'ı bombalamak ve sonucu beklemektir. Ancak bu saldırılar taktik açıdan etkileyici görünse de stratejik düzeyde herhangi bir kazanım sağlamadı. Gerçek şu ki İran tutumunda herhangi bir değişikliğe gitmedi. Taktik başarı stratejik başarıyla karıştırılırsa hiçbir savaş sonuca ulaşamaz." ifadelerini kullandı. Los Angeles Times, savaşın Trump açısından iç politikadaki sonuçlarına da dikkat çekerek, artan can kayıpları ve çatışmaların uzamasının "MAGA" hareketi destekçileri arasında görüş ayrılıklarına yol açtığını yazdı. Tucker Carlson, Megyn Kelly ve Alex Jones gibi isimlerin savaşın sürdürülmesini eleştirdiği, bazı Cumhuriyetçilerin ise bunun Kongre ara seçimlerine etkisinden endişe duyduğu belirtildi. Haberde ayrıca müzakerelerin geleceğine ilişkin de kuşkular dile getirildi. 2015 nükleer anlaşmasının, yüzlerce diplomat ve uzmanın katılımıyla 600 gün süren müzakerelerin ardından sağlandığı hatırlatılırken, Trump yönetiminin diplomatik mekanizmayı zayıflatması ve sınırlı sayıdaki müzakerecilere dayanması nedeniyle benzer bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin düşük olduğu ifade edildi.

Guardian: Trump tek kişilik bir kitle imha silahıdır Haber

Guardian: Trump tek kişilik bir kitle imha silahıdır

Guardian gazetesinin kıdemli dış politika analisti Simon Tisdall, ABD Başkanı Donald Trump'ı hedef alan bir değerlendirme yazısında, Trump'ı küresel krizlerin tırmanmasının başlıca sorumlusu olarak nitelendirdi ve İran'la savaşın Washington için yüksek maliyetli bir çıkmaza dönüştüğünü ifade etti. Tisdall'a göre bu savaş, ABD'nin ilan ettiği hedefleri gerçekleştiremediği gibi, küresel ekonomi, bölgesel güvenlik ve ABD'nin uluslararası konumuna da ciddi zarar verdi. Tisdall, yazısının başında, İran'a yönelik saldırıların yeniden başlamasının ardından Trump'ın çıkış yolu bulunmayan bir savaşın içine sürüklendiğini belirtiyor. Ona göre ABD'nin İran'ın altyapısına yönelik saldırıları, bu ülkenin egemenliğini zayıflatmak bir yana, direncini daha da güçlendirdi. Yazının bir bölümünde, "Trump'ın narsisizmi, İran değil, dünyanın en büyük düşmanıdır" ifadelerine yer veriliyor. Yazar ayrıca Trump'ı "tek kişilik bir kitle imha silahı" olarak tanımlıyor ve bunun gerekçesi olarak, Trump'ın kişisel kararlarının uluslararası krizlerin tırmanmasındaki temel etken olduğunu öne sürüyor. Tisdall daha sonra Trump'ın diğer küresel krizlerdeki tutumunu da eleştiriyor. Yazıda, ABD Başkanı'nın Kongre, Washington'un müttefikleri ya da kamuoyuyla istişare etmeden İran'la savaşa girdiği ve uzun vadeli herhangi bir stratejiye sahip olmadığı belirtiliyor. Tisdall'a göre Trump, İsrail'in iyimser değerlendirmelerine dayanarak İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmadan önce teslim olacağını düşündü, ancak Tahran'ın karşılık vermesi karşısında şaşkına döndü. Guardian, yazının devamında, ABD saldırılarının sürmesinin yalnızca İran'ın nükleer krizini çözememekle kalmadığını, aynı zamanda çatışmaların yayılmasına, petrol fiyatlarının yükselmesine, küresel piyasalardaki endişelerin artmasına ve ABD'nin uluslararası itibarının zedelenmesine yol açtığını savunuyor. Yazara göre, ateşlenen her füze, Washington'un küresel nüfuzundan bir parçayı daha azaltıyor. Tisdall ayrıca, savaşın sürdürülmesine yönelik muhalefetin ABD içinde giderek arttığını ve Kongre'nin Trump'tan ya savaşı durdurmasını ya da askeri operasyonların devamı için resmî yetki almasını istediğini belirtiyor. Ancak yazıya göre Trump bu çağrılara yanıt vermedi. Tisdall değerlendirmesini "Trump bilmecesini çözme sorumluluğu, onu iktidara getiren Amerikan halkına aittir." ifadeleriyle tamamladı. Yazara göre Trump, ABD'yi yeniden "büyük" yapmak bir yana, ülkeyi daha küçük, daha yalnız, daha kutuplaşmış ve uluslararası alanda daha az etkili hâle getirdi.

Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yılı düzenlenen programla anıldı Haber

Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yılı düzenlenen programla anıldı

Bosna Hersek'teki savaşta Srebrenitsa'da Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin üs olarak kullandığı eski akümülatör fabrikasında gerçekleştirilen anma programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş okudu. ‘TÜM DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE YAŞANDI’ Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve Boşnak üyesi Denis Becirovic, törende yaptığı konuşmada, soykırımın Sırplar tarafından detaylı bir şekilde planlandığını ve en kanlı şekilde işlendiğini vurgulayarak "Boşnak halka yönelik soykırım tüm dünyanın gözü önünde yaşandı" dedi. Uluslararası toplumun o dönem Bosna Hersek halkı için doğru kararlar almadığına işaret eden Becirovic, "Srebrenitsa adalet ve insanlık arayışında bir sembol haline geldi. Srebrenitsa, sadece Bosna Hersek'in yarası değil, uluslararası toplumun sessiz kalmamasına yönelik bir uyarıdır. Bizim sorumluluğumuz yaşanan soykırımı unutmamak, unutturmamak" diye konuştu. Becirovic, Srebrenitsa'da yaşananları sonsuza dek anlatmaya devam edeceklerini vurguladı. ‘TANIK OLDUĞUM SAHNELERİ ASLA UNUTAMIYORUM’ Srebrenitsa Anma Törenleri Organizasyon Kurulu Başkanı Hamdija Fejzic ise uluslararası mahkemelerin Srebrenitsa'da "soykırım" yapıldığına hükmettiğini anımsatarak, aradan 31 yıl geçmesine rağmen hala kemiklerine ulaşılamayan binlerce kişinin olduğunu söyledi. İngiliz gazeteci Tony Birtley de savaş zamanı 4 yıl boyunca Bosna Hersek'te bulunduğunu ifade ederek "Tanık olduğum sahneleri asla unutamıyorum." dedi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de gönderdiği yazılı mesajda, Pakistan'ın her zaman Bosna Hersek'in yanında olduğunu belirterek "Bugün de bir kez daha Bosna Hersek'e dayanışma ve destek mesajlarımızı yineliyoruz" ifadesini kullandı. İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, gönderdiği yazılı mesajda, sadece birkaç günde binlerce Boşnak'ın öldürüldüğünün altını çizerek "Bugün Srebrenitsa anneleriyle beraberiz. Soykırımı inkar eden ve kurban yakınlarını yaralayan her türlü ifadeden kaçınmalıyız" ifadelerine yer verdi. Törende ayrıca, Karadağ Sosyal Refah, Aile Bakımı ve Demografi Bakanı Damir Gutic, Srebrenitsa ve Zepa Anneleri Derneği Başkan Yardımcısı Kada Hotic de söz alırken, Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Ferit Hoxha da video mesajla katıldı. 10 SOYKIRIM KURBANI DAHA TOPRAĞA VERİLECEK Srebrenitsa soykırımının 31'inci yılında kimlik tespiti yapılan ve ailelerinin onay verdiği 10 soykırım kurbanı daha Potoçari Anıt Mezarlığı'na defnedilecek. Bugünkü törenin ardından anıt mezarlıkta toprağa verilen kurbanların sayısı 6 bin 782'ye yükselecek. SREBRENİTSA SOYKIRIMI Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da 1995'te, Sırp güçler tarafından otobüs ve kamyonlara bindirilen Boşnaklardan 8 bin 372'si götürüldükleri ormanlık alanlar, fabrikalar ve depolarda hunharca katledildi. Katledilenlerin cesetleri, ülkedeki çeşitli toplu mezarlara gömüldü. Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda, toplu mezarlarda cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenle toprağa veriliyor. Potoçari Anıt Mezarlığı'nda şimdiye kadar 6 bin 772 kurban toprağa verilirken, 250 kurban ailelerin isteğiyle yerel mezarlıklara defnedildi. Srebrenitsa Soykırımı'nda hayatını kaybeden ve cenazesine ulaşılamayan 1000'den fazla kişi bulunuyor.

İran dini lideri Ali Hamaney'in cenazesi için büyük tören Haber

İran dini lideri Ali Hamaney'in cenazesi için büyük tören

ABD ile İsrail'in İran'a saldırılarında öldürülen eski dini lider Ali Hamaney için başkent Tahran'da, İmam Humeyni Musalla Camisi'nde düzenlenen cenaze töreni bu sabah başladı. Geniş güvenlik önlemleri altında düzenlenen tören için sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce kişi Musalla Camisi'nin önünde toplandı. Törene katılanların üzerinde matemi simgeleyen siyah kıyafetler dikkati çekerken bazı katılımcılar ellerinde Ali Hamaney'in ve yeni dini lider Mücteba Hamaney'in posterlerini taşıdı. Bazı katılımcıların ise ellerinde Şii geleneğinde intikamın sembolü sayılan kırmızı bayrak görüldü. Musalla Camisi'ndeki kalabalıktan zaman zaman "Amerika'ya ölüm" ve "İntikam" sloganları duyuldu. Binlerce kişinin kilometrelerce yolu yürüyerek Cuma akşamından tören alanına geldiği belirtiliyor. Cenaze törenine katılan bazı kişiler ellerinde Hamaney'in fotoğrafını taşıdı... Fotoğraf: Mohammed Salem / REUTERSGünler sürecek cenaze töreni planlandı Ali Hamaney için adeta ABD ve İsrail'e meydan okur nitelikte cenaze töreni organize edildi. Törenlerin yaklaşık altı gün sürmesi öngörülüyor. Hamaney'in naaşının, Tahran'daki törenlerin ardından Şii dünyasının önemli merkezleri olan Kum, Necef ve Kerbela'ya götürülmesi ve 9 Temmuz Perşembe günü Meşhed'de İmam Rıza Türbesi'nde toprağa verilmesi bekleniyor. Olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı İran'da farklı kentlerde düzenlenecek törenlere yaklaşık 30 milyon İranlının katılmasının beklendiği belirtiliyor. Büyük çaplı cenaze töreni ile mesaj Hamaney'in naaşı ilk kez Perşembe gecesi kamuoyuna gösterilerek, yas töreni düzenlendi. İran medyasında paylaşılan görüntülerde, kalabalıkların ağladığı, Hamaney'in tabutuna çiçekler fırlattıkları görüldü. Hamaney'in naaşı dün selefi Ruhullah Humeyni'nin anısına inşa edilen bölümde halkın ziyaretine açıldı. Dün ayrıca Tahran'daki İmam Humeyni Musalla Camisi'nde devlet töreni düzenlendi. Hamaney'in öldürüldüğü saldırıda aile fertleri de hayatlarını kaybetmişti. Törende Hamaney'in İran bayrağına sarılı tabutunun yanı sıra aile fertlerinin de tabutları yüksek bir platforma konuldu. Tahran'daki devlet törenine çok sayıda yabancı konuk da katıldı / Fotoğraf: Atta Kenare/AFP Törene Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran Meclis Başkanı ve ABD ile yürütülen müzakerelerdeki baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin yanı sıra çok sayıda üst düzey İranlı yetkili katıldı. Cevdet Yılmaz da yabancı konuklar arasında Cenaze törenine, aralarında Türkiye'den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in de yer aldığı çok sayıda yabancı ülke temsilcileri de katılıyor. AKP'nin yanı sıra Yeniden Refah, Gelecek ve Saadet Partisi'nden temsilcilerinin de törene katıldığı bildiriliyor. Yeni dini lider Mücteba Hamaney katılacak mı? Babası Ali Hamaney'in öldüğü saldırıda yaralandığı belirtilen İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney'in törenlere katılıp katılmayacağı konusunda belirsizlik sürüyor. Babası, 1989 yılında Humeyni'nin cenaze törenine katılmıştı. Bu törende ağladığı görülen Ali Hamaney daha sonra onlarca yıl boyunca İran'ı demir yumrukla yöneterek, Batı'ya meydan okumuştu. Trump "en kötü insanlardan biri öldü" diye duyurmuştu İran'ı 37 yıl yöneten Ali Hamaney, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta konutuna düzenlenen hava saldırılarında öldürüldü. O an itibariyle başlayan ve dört ay süren savaş binlerce kişinin ölümüne yol açarken, aynı zamanda bölgeye yayılan bir savaşın fitilini ateşledi. Savaş sadece Ortadoğu'yu değil, İran rejiminin Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine kapatması sonucunda sekteye uğrayan enerji tedariki nedeniyle tüm dünyayı, küresel ekonomiyi sarstı. Savaştan önce "yardım yolda" diyerek İran halkına rejimi devirmek için sokağa çıkma çağrıları yapan ABD Başkanı Donald Trump, Hamaney'i öldürdüklerini "Tarihteki en kötü insanlardan biri olan Hamaney öldü" sözleriyle duyurmuştu. Hatta Trump, "Bu, İran halkı için ülkelerini geri alabilmeleri için en büyük fırsattır. Duyduğumuza göre, Devrim Muhafızları, ordusu ve diğer güvenlik ve polis güçlerinin birçoğu artık savaşmak istemiyor ve bizden dokunulmazlık talep ediyor" demişti. Ancak Donald Trump'ın dediği gibi olmadı. İran rejimi savaştı ve sonunda Trump, 17 Haziran'da çetin pazarlıklarda verdiği tavizler sonucunda savaşı sona erdirmeyi amaçlayan İslamabad Mutabakat Zaptı'nı kabul etmek durumunda kaldı. Ali Hamaney İran'ı 37 yıl boyunca yönetmişti... Fotoğraf: Mohammed Salem / REUTERS Mutabakatta, Trump’ın imzasının karşısında, ABD'nin devirmeyi hedeflediği rejimin Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın imzası yer aldı. Üstelik İran şimdi de eski dini lider Ali Hamaney'in savaş nedeniyle dört ay boyunca ertelenen ve milyonların katılması beklenen cenaze törenine sahne oluyor. İran Devrim Muhafızları uyardı İran'da cenaze törenlerini hedef alacak saldırılardan da endişe ediliyor. İran Devrim Muhafızları Perşembe günü uyarı yayımladı. Uyarıda, "Her yanlış hesaba, daha önce hiç görülmemiş kadar kararlı ve sert bir misilleme ile yanıt verilecektir. Bu yanıt, onların utanç tarihine sonsuza dek kazınacaktır" ifadeleri yer aldı. İran ordusu tarafından yapılan bir diğer açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: "ABD'yi, İsrail rejimini ve bunların bölge içi ve bölge dışı suç ortaklarını, herhangi bir yanlış hesaplamadan kaçınmaları ve silahlı kuvvetler bünyesindeki İran evlatlarının, aziz vatanımıza yönelik her türlü tehdit veya saldırıya karşı vereceği sert ve pişmanlık uyandırıcı missilemeyi göz önünde bulundurmaları konusunda uyarıyoruz." On binlerce güvenlik görevlisinin cenaze töreninde görev aldığı, Pazartesi günü itibariyle İran'ın hava sahasını bir süreliğine kapatacağı bildirildi. Kaynaklar: DW Türkçe, Reuters, dpa, AFP/ DA, JD, ET

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.