Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanat

bursaarena.com.tr - Sanat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şerefiye Sarnıcı bin 600 yıllık tarihiyle sanat ve müziğe eşlik ediyor Haber

Şerefiye Sarnıcı bin 600 yıllık tarihiyle sanat ve müziğe eşlik ediyor

Şerefiye Sarnıcı, Seçkin Pirim'in "Dün ile Bugün" sergisine ve Ezgi Barhan'ın performansına ev sahipliği yaptı. Sarnıçta her cuma, cumartesi ve pazar günleri düzenlenen "Derinden Gelen Sesler" konserleri sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’ye bağlı olan Şerefiye Sarnıcı, Uluslararası sanatçı Seçkin Pirim'in "Dün ile Bugün" sergisi ve sarnıcın muhteşem akustiğinde gerçekleşen "Derinden Gelen Sesler" konserlerine ev sahipliği yapıyor. “Derinden Gelen Sesler” konserleri her cuma, cumartesi ve pazar günü Şerefiye Sarnıcı’nın eşsiz atmosferinde gerçekleşiyor. ŞEREFİYE SARNICI’NDA “DÜN İLE BUGÜN” SERGİSİNE MÜZİK EŞLİK ETTİ Şerefiye Sarnıcı’nda, Seçkin Pirim’in “Dün ile Bugün” sergisi kapsamında; eserlerin hikâyeleri ve serginin kapsamı katılımcılarla paylaşıldı. Sergi gezisinin ardından ise akustik müziğin özgün yorumcularından Ezgi Barhan, “Suyun Sesine Karışan Şarkılar” başlıklı performansıyla dinleyicilerle buluştu. 1600 yıllık sarnıcın eşsiz akustiğinde gerçekleşen performans, gecenin sanat ve müziği bir araya getiren atmosferini tamamladı. Tarih ile sanatın harmanlandığı bu özel gece, Şerefiye Sarnıcı’nın eşsiz atmosferinde izleyicilere geçmişten bugüne uzanan unutulmaz bir kültür ve sanat deneyimi yaşattı. “Derinden Gelen Sesler” ile Şerefiye Sarnıcı, her hafta farklı müzik türlerini tarihi atmosferiyle buluşturarak süreklilik taşıyan bir müzik deneyimine ev sahipliği yapmaya devam edecek.

Avrupa Drama Buluşmaları gençleri İzmir’de Haber

Avrupa Drama Buluşmaları gençleri İzmir’de

Avrupa Drama Buluşmaları 2026 Uluslararası Drama Kampı, bu yıl İzmir’de İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çağdaş Drama Derneği iş birliğinde düzenleniyor. Gençler, 17 Ağustos’ta sona erecek kampta yaratıcı drama aracılığıyla kültürlerarası etkileşimde bulunacak. İZMİR (İGFA) - 1982 yılından bu yana çeşitli Avrupa ülkelerinde düzenlenen Avrupa Drama Buluşmaları (European Drama Encounters-EDERED) 2026 Uluslararası Drama Kampı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çağdaş Drama Derneği arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında bu yıl Özdere 100. Yıl Gençlik ve Spor Yerleşkesi'nde gerçekleştiriliyor. İngiltere, Almanya, Yunanistan gibi çeşitli Avrupa ülkelerinden gençlerin katıldığı buluşma, yaratıcı drama ile gençleri bir araya getirerek kültürlerarası etkileşim ve öğrenmeyi amaçlıyor. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kütüphaneler Şube Müdürlüğü’ne bağlı kütüphanelerden aktif olarak yararlanan İzmirli gençler de etkinlikteki yerini aldı. Yabancı dil ve dramaya ilgisi olan gençler, aileleriyle vedalaşarak etkinlik için yola çıktı. “Yeni kültürlerle tanışmayı çok istiyorum” Buluşma öncesi yaşadığı heyecanı aktaran 16 yaşındaki Ece Karaarslan, “İngilizcem iyi olmadığı için İngilizce filmler izledim. İzlediğim filmlerin katkısıyla tiyatroyla tanıştım. İngilizceyi zaten seviyorum. Drama da benim çok sevdiğim bir hobi olduğu için bu etkinliğe katılmak benim için çok iyi olur diye düşündüm. Kütüphanelere ders çalışmak ya da kitap ödünç almak için gidiyorum. Kitaplar da çok sayıda film izlemeye başlamamın başka bir sebebiydi. Babamın önerdiği Harry Potter kitapları sonrasında filmler ve tiyatro dünyasına katılmış oldum. Kitaplar farklı dünyalara açılan kapılar olduğu için kendimi bulmamda çok yardımcı oldu. Avrupa Drama Buluşmalarında sevdiğim aktiviteleri yapacağım. Hem yurt dışından arkadaşlar edinmeyi hem İngilizcemi geliştirmeyi hem de yeni kültürlerle tanışmayı çok istiyorum” dedi. “Sonuna kadar destekçisiyim” Ece Karaarslan’ın babası Reşit Karaarslan ise “Kızım bu etkinlikten bahsettiğinde ‘tereddütsüz arkandayım’ dedim. Kütüphanelerde gerçekleştirilen ön çalışmalarda da kendisine eşlik ettim. Tiyatro çalışmalarında da her zaman yanındayım. Gece saatlerinde onun provalarının bitmesini beklerken arabada uyuyakaldığım zamanlar oldu. Sonuna kadar destekçisi olmaya devam edeceğim. Ben de bir tercüman olarak yabancı dile uzak değilim. O yüzden kızımın farklı uluslardan insanlarla tanışması, kaynaşması ona çok şey katacak” diye konuştu. “Çok mutluyum” Kampa katılacak gençlerden 14 yaşındaki Nil Saraç, “Drama etkinliklerine okulda zaten katılıyorum, tiyatroyu çok seviyorum. İngilizcemi de geliştirmek için böyle bir fırsatı değerlendirmek beni çok mutlu etti. Kütüphanelere çok sık gidiyorum ve ödünç kitap alıyorum. Duyuruyu görünce hemen değerlendirmek istedim. Buluşmaya katılmadan önce kütüphanede toplanarak etkinlikler yaptık, kaynaştık. Bu da heyecanımı bastırdı. Hem İngilizcemi geliştirecek hem de ilgi alanıma dair bir etkinliğe katılacak olmak beni çok mutlu ediyor” ifadelerini kullandı. “Çok etkili ve verimli” Nil Saraç’ın annesi Pınar Saraç, “Kızımla İzmir’deki kütüphanelerin aktif üyesiyiz. Kütüphanede bulunmayı ve kitap alışverişi yapmayı çok seviyoruz. Bu süreçte Avrupa Drama Buluşmaları duyurusuyla karşılaştık. Görünce çok heyecanlandım. Gençler bir araya gelecek, sanat ve kitaplar olacak. Katılım koşullarını sağlayınca olumlu dönüş oldu. Umarız gençler için çok güzel olur. Buluşmaya katılım öncesinde kütüphanelerde çeşitli İngilizce ve drama etkinlikleri de yapıldı. O çalışmalar da çok etkili ve verimli geçti. “Tiyatro, yabancı dil, güzel anılar” 16 yaşındaki Ezgi Güneş, “Ben başvuru duyurusunu sosyal medya üzerinden gördüm. Tiyatroyu çok seviyorum, yabancı dilde de kendimi geliştirmek istiyorum. Hayalimdeki bir etkinlik olduğu için katılmak istedim. İnsanlarla tiyatro aracılığıyla bağ kurarken aynı zamanda yabancı dilimi geliştirmeyi, aynı zamanda güzel anılar biriktirmeyi istiyorum” derken, baba Ertan Güneş de “Bu etkinliğin kızıma kesinlikle faydalı olacağına inanıyorum. Dil geliştirmek için yurt dışına gidenler varken böyle bir etkinliğin yaşadığımız şehirde olması bizi ayrıca mutlu ediyor” sözlerine yer verdi. Kapma katılacak gençlerden 16 yaşındaki Ege Yener de “İngilizce her zaman hayatımın içinde. Çok küçük yaşlardan bu yana drama kurslarına katılıyorum. Etkinliğe dair içimde heyecan var. Benim için böyle bir deneyim ilk kez olacak” dedi. EDERED 2026 EDERED 2026 Uluslararası Drama Kampı; farklı ülkelerden çocukları ve eğitmenleri yaratıcı drama, kültürlerarası etkileşim ve ortak üretim teması etrafında bir araya getiren uluslararası bir eğitim ve kültür programı olarak 1982 yılından bu yana düzenleniyor. İzmir’de düzenlenecek programa Türkiye, İngiltere, Almanya, İsviçre ve Yunanistan olmak üzere beş 5 ülke katılım sağlayacak. Programa yurt dışından 30 genç ve sekiz eğitmen, Türkiye’den ise İzmir’deki kütüphaneleri aktif kullanan dokuz genç ile Eskişehir, Bursa, İstanbul ve Ankara’dan belirlenen kriterlere uygun beş genç olmak üzere toplam 14 genç katılacak. Program kapsamında tanışma ve uyum çalışmaları, yaratıcı drama atölyeleri, hikâye anlatıcılığı ve ortak üretim çalışmaları, beceri paylaşım atölyeleri, kültürlerarası etkileşim etkinlikleri, National Market (ulusal pazar), National Evening (ulusal gece), kültürel gezi programı, final gösterisi hazırlıkları ve kapanış etkinlikleri gerçekleştirilecek.

LÖSEV Korosu İstanbul’da sahne aldı Haber

LÖSEV Korosu İstanbul’da sahne aldı

LÖSEV, lösemi ve kanser tedavisi gören çocuklara yalnızca sağlık alanında değil; eğitim, sosyal yaşam, kültür ve sanat faaliyetleriyle de destek olmaya devam ediyor. BURSA (İGFA) - Sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü sahneye taşıyan konser, gönüllü koro şefi Ece Bayseler yönetiminde gerçekleşti. Saksafon eşliğinde seslendirilen LÖSEV Marşı ve LÖSEV şarkısı dinleyicilerin büyük beğenisini toplarken, repertuvarda yer alan Zülfü Livaneli’nin ‘’Özgürlük’’ ve Barış Manço’nun ‘’Gülpembe’’ eserleri dinleyiciler tarafından hep bir ağızdan seslendirildi. MÜZİĞİN GÜCÜYLE UMUT VE DAYANIŞMA MESAJI Müze Gazhane’nin büyüleyici atmosferinde gerçekleşen konserde, LÖSEV Gönülden Sesler korosu toplumsal farkındalık oluşturdu. Gönüllüler ve ailelerin birlikte oluşturduğu koronun gösterdiği performans büyük alkış alırken, Barış Manço’nun ‘’Gülpembe’’ eserinin seslendirildiği bölümde tüm katılımcılara LÖSEV’in umudunu ve sevgisini simgeleyen turuncu kalp şeklindeki anahtarlıklar hediye edildi. LÖSEV’DE HERKESİN YAPABİLECEĞİ BİR ŞEYLER MUTLAKA VAR! Türkiye genelinde 8 milyondan fazla gönüllüsüyle en çok gönüllü üyeye sahip STK olan LÖSEV herkesi gönüllü olmaya davet ediyor. İlkokuldan üniversiteye kurumlardan emeklilere kadar LÖSEV’de herkesin lösemi ve kanser ile mücadele eden çocukları yaşama bağlamak için yapabileceği bir şeyler var.

20. Uluslararası Halk Dansları Festivali kortejle başladı Haber

20. Uluslararası Halk Dansları Festivali kortejle başladı

Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 20’ncisini düzenlediği Uluslararası Halk Dansları Festivali, kortej yürüyüşüyle başladı. 20 farklı ülkeden yüzlerce sanatçı, 5 Temmuz’a kadar Denizli’de kültürel bir şölen sunacak. DENİZLİ (İGFA) - Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin gelenekselleşen ve kentin uluslararası arenadaki prestijli kültürel etkinliklerinden biri olan Uluslararası Halk Dansları Festivali, yirminci yılına ulaşmanın gururu ve coşkusuyla başladı. 29 Haziran-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında kenti adeta kıtaların ve renklerin birleştiği bir sahneye dönüştürecek olan organizasyon, ilk gününde Denizli halkından yoğun ilgi gördü. GAZİ BULVARI’NDA RENKLİ KORTEJ Festival, Gazi Bulvarı’ndan Delikliçınar Meydanı’na uzanan kortej yürüyüşü ile başladı. Kortej yürüyüşünde, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Başkan Vekili Ali Marım, CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Özgür Başkurt, daire başkanları, vatandaşlar ve festivale katılım sağlayan dans ekipleri yer aldı. Farklı kıtalardan Denizli’ye gelen dansçı ve müzisyenler, kendi coğrafyalarına özgü otantik kıyafetleri ve yerel ezgileriyle caddeyi adeta bir renk cümbüşüne çevirdi. Çevredeki yüzlerce vatandaşın alkışları ve sevgi gösterileri eşliğinde ilerleyen kortej, Delikliçınar Meydanı’nda son buldu “19 İLÇENİN TAMAMINDA YAŞAYAN BİR SANAT ŞEHRİ BÜYÜTÜYORUZ” Kortejin ardından vatandaşlara seslenen Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kentin her noktasını sanatla buluşturma kararlılığını vurgulayarak, “Sanatın birliği ve kardeşliğinin dünyanın her yerine yayıldığı bu etkinlikte sizlerle olmak mutlulukların en büyüğü. Şehrimiz, sanat şehri Denizli vizyonunu her geçen gün geliştiriyor. Sadece merkezde değil, 19 ilçemizin tamamında sanatın yaşadığı bir şehri hep beraber büyütüyoruz; sinema günlerinden konserlere, resimden karikatüre kadar sanatı şehrin her yerine egemen hale getiriyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki bu şehrin insanları mutlulukların en güzelini hak ediyor ve bu mutluluğu dünyanın birçok ülkesindeki dostlarımızla kardeşlik, birlik ve beraberlik içerisinde yaşamak bizim için çok kıymetli” dedi. BAŞKAN ÇAVUŞOĞLU’NDAN “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” VURGUSU Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün barış şiarını hatırlatan Başkan Çavuşoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Dünyanın tüm halklarının kardeş olduğu, kimsenin kimseye üstünlük kurmadığı ve bu kardeşliğin birilerinin hırsıyla son bulmadığı bir dünyada yaşamak istiyoruz. Maalesef dünyanın birçok yerinde küresel güçlerin bombalarıyla genç kardeşlerimiz, yavrularımız hayatını kaybediyor. Hayatını savaş meydanlarında harcamış bir liderin evlatları olarak, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ şiarını dünyanın her yerinde egemen hale getirmek en büyük görevimiz olacak; hangi renkten, dilden veya inançtan olursa olsun, savaş kime zulmederse etsin karşısında durmaya devam edeceğiz. Bu etkinliklerin barışı ve kardeşliği büyüttüğüne olan inancımla, bir hafta boyunca sanatın en güzelini hep birlikte yaşamayı diliyorum.” İLK GECE GÖSTERİLERİ DENİZLİLİLERİ BÜYÜLEDİ Başkan Çavuşoğlu’nun konuşmasının ardından, festivalin ilk gün gösterileri meydanda kurulan sahnede başladı. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen halk dansları toplulukları sırasıyla sahne alarak geleneksel ritimlerini, göz alıcı figürlerini ve sahne performanslarını sergiledi. Otantik müzikler ve büyüleyici kostümlerle sunulan gösteriler, meydanı dolduran vatandaşlar tarafından uzun süre alkışlandı. 20 ÜLKEDEN YÜZLERCE DANSÇI DENİZLİ’DE BULUŞTU Bu yıl 20’ncisi düzenlenen festivalde, hafta boyunca misafir ekipler yerel dansları, otantik müzikleri, göz alıcı geleneksel kostümleri ve sahne performanslarıyla Denizli halkına unutulmaz anlar yaşatacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Başkurt Cumhuriyeti, Rusya, Balkarya Cumhuriyeti, Gürcistan, Bulgaristan, Senegal, Cezayir, Şili, Meksika, Kolombiya, Kuzey Osetya, Kosova, Kırgızistan, Makedonya, Romanya, Arnavutluk, Moldova ve İran, hafta boyu festivalde kültür miraslarını sahneye taşıyacak.

6. Uluslararası Karikatür Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu Haber

6. Uluslararası Karikatür Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu

Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından “Futbol” temasıyla düzenlenen 6. Uluslararası Karikatür Yarışması’nın ödül töreni ve sergi açılışı, Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ve protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. DENİZLİ (İGFA) - Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin, kentin kültürel yapısını küresel boyuta taşımak ve sanatsal etkileşimi artırmak amacıyla organize ettiği vizyoner projelerinden 6. Uluslararası Karikatür Yarışması’nda büyük maraton görkemli bir finalle tamamlandı. “Sanat Şehri Denizli” kimliğine yakışır şekilde bu yılki teması “Futbol” olarak ilan edilen yarışma, kayıt sürecinin ilk gününden itibaren tüm dünyada çok geniş bir yankı uyandırdı. Alanında duayen isimlerden oluşan seçici kurulun titiz değerlendirmelerinin ardından dereceye giren isimler, Turan Bahadır Sergi Salonu’nda düzenlenen görkemli törenle ödüllerine kavuştu. Törene; Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Başkan Vekili Ali Marım, Genel Sekreter Bülent Bozbaş, Genel Sekreter Yardımcısı Özgür Başkurt, daire başkanları, ödül alan karikatüristler ve çok sayıda davetli katıldı. Futbolun evrensel dili mizahla harmanlandı Yeşil sahaların coşkusunu, milyonları peşinden sürükleyen birleştirici gücünü ve dostluk ruhunu mizahın hiciv yüklü diliyle buluşturan yarışmaya dünya genelinden adeta karikatür akını gerçekleşti. 2026 FIFA Dünya Kupası dönemine denk gelen organizasyonda, 41 farklı ülkeden 450 karikatür sanatçısı toplam 1.164 eserle fair-play, rekabet ve coşku kavramlarını çizgilere döktü. Sokak aralarından modern stadyumlara uzanan bu evrensel sporun eğlenceli, eleştirel ve düşündürücü yönlerini yansıtan eserler, Denizlili sanatseverler için tam bir görsel şölene dönüştü. “Sanat, dünyanın en güçlü evrensel dilidir” Denizli’yi kültür ve sanatın merkezi yapma vizyonuyla çalıştıklarını belirten Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, 41 farklı ülkeden katılımın sağlandığı uluslararası organizasyonda sanatın birleştirici gücüne dikkat çekti. Şehrin her noktasında mutlu, sanatla ve sporla iç içe yaşayan insanların olduğu bir gelecek hayal ettiklerini belirten Başkan Çavuşoğlu, “Dünyanın neresine giderseniz gidin; evrensel bir dili, birlikte olabilmeyi ve yan yana gelebilmeyi başarabilen en ender şeylerden bir tanesi sanattır. Sanatın dili, dini, cinsiyeti olmaz. Keşke bunu hep beraber kabullenebilsek ve ötekileştirenlerin değil, birleştirenlerin tarafında olabilsek” diyerek farklı kültürleri bir araya getiren bu tür etkinliklerin önemini vurguladı. “Sanatın özgür ve bağımsız olduğu bir ülke hayal ediyoruz” Toplumsal barışın ve gelişimin ancak özgür bir sanat ortamıyla mümkün olabileceğini belirten Başkan Çavuşoğlu, “Sanatından dolayı, sanat yaptığı için, sanatını icra edip eleştirisini veya sevgisini sanatla gösterenlerin yargılanmadıkları, zorda kalmadıkları bir ülkede yaşamak en büyük hayallerimizden biridir. Sanat özgür olsun, sanat bağımsız olsun, sanat hep beraber bizimle yaşasın” sözleriyle sanatçılara olan desteğini ve özgür bir gelecek temennisini dile getirdi. Ödüller törenle takdim edildi Büyük bir heyecana sahne olan yarışmanın ödül töreninde, dereceye giren sanatçılara ödülleri takdim edildi. 18 Yaş Üstü Kategorisi'nde sergilediği üstün performansla birinciliği ve büyük ödülü Türkiye’den Zeki Ozan Soyman kazandı. Yarışmada ikincilik ödülü İran’dan Saeed Sadeghi Naghdali’ye, üçüncülük ödülü yine İran’dan Sajad Rafeei’ye verildi. Mizah dünyasının usta isminin adını taşıyan Gürbüz Doğan Ekşioğlu Özel Ödülü İtalya’dan Agim Sulaj’ın olurken; mansiyon ödülleri ise sırasıyla İran’dan Ali Rastroo (1. Mansiyon), Türkiye’den Önder Önerbay (2. Mansiyon) ve Küba’dan Michel Moro Gómez (3. Mansiyon)’e gitti. Geleceğin sanatçılarını teşvik etmek amacıyla düzenlenen 18 Yaş Altı Kategorisi'nde ise Türkiye’den genç yetenekler Emir Albayrak ve Meryem Küçükçeşme teşvik ödüllerinin sahibi oldu. Büyük sergi, 2 Temmuz tarihine kadar sanatseverleri bekliyor Ödül töreni sonrasında, Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu ve kent protokolünün kurdele kesimiyle açılan ve ilk günden sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılanan sergi büyük beğeni topladı. Dünyanın dört bir yanından gelen usta çizerlerin gözünden futbolun felsefesini, neşesini ve eleştirel boyutunu keşfetmek isteyen tüm vatandaşlar, sergiyi ücretsiz olarak gezebilecek. Sergi, 2 Temmuz 2026 Perşembe günü akşamına kadar Denizli Büyükşehir Belediyesi Turan Bahadır Sergi Salonu’nda açık kalarak sanatseverleri ağırlayacak.

Kocaeli'de 'Engelsiz Adımlar Türkiye Şampiyonası' tamamlandı Haber

Kocaeli'de 'Engelsiz Adımlar Türkiye Şampiyonası' tamamlandı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğini üstlendiği “Engelsiz Adımlar Türkiye Halk Oyunları Yarışması” muhteşem bir atmosfere sahne olarak tamamlandı. İlimizde gerçekleşen final müsabakalarında heyecan ve gurur aynı anda yaşandı. KOCAELİ (İGFA) - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yine muhteşem bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Kocaeli Şehit Polis Recep Topaloğlu Spor Salonu’nda, Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nun 2026 yılı faaliyet programında yer alan “THOF Engelsiz Adımlar Türkiye Halk Oyunları Şampiyonası” büyük katılımla gerçekleşti. Özel bireylerin kültürel yaşam içerisinde daha aktif rol almalarını sağlamak, yeteneklerini sergileyebilecekleri bir alan oluşturmak ve halk oyunları aracılığıyla toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla düzenlenen organizasyonda, Türkiye’nin farklı illerinden gelen ekipler aynı sahnede buluştu. ENGEL YOK, SADECE SEVGİ, RİTİM VE BİRLİKTELİK VAR Halk oyunlarının her ritminde bu toprakların geçmişten bugüne taşıdığı değerlerin, azmin ve dayanışmanın izleri yer alıyor. “2026 yılı; azmin, sevginin ve inancın en güzel sahnesi” anlayışıyla gerçekleştirilen şampiyonada özel bireyler, yüzyılların kültürel mirasını sahneye taşıdı. Organizasyonda; hiçbir engelin memleket sevgisine, sanata ve üretmeye engel olamayacağı vurgulanırken, sahne alan her birey halk oyunlarının birleştirici gücüyle izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. TÜRKİYE’DE BİR İLK OLMA ÖZELLİĞİ TAŞIYOR Özel gereksinimli bireylerin sanat ve halk oyunları aracılığıyla sosyalleşmelerini, özgüven kazanmalarını ve toplumsal yaşama daha aktif katılmalarını desteklemek amacıyla hayata geçirilen proje, Türkiye Halk Oyunları Federasyonu ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Bu yıl ilk kez düzenlenen Engelsiz Adımlar Türkiye Halk Oyunları Yarışması finali, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ekiplerin katılımıyla büyük bir coşku içerisinde tamamlandı. GONCA’NIN EFELERİ BİRİNCİLİK ELDE ETTİ Dört farklı kategoride gerçekleştirilen yarışmada toplam 14 ekip sahne aldı. Yarışmada Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nin “Gonca’nın Efeleri” ekibi, “Türkiye Gençler Düzenlemeli Dal” kategorisinde Türkiye birinciliğini elde ederek büyük bir başarıya imza attı.

Belgesel Film Festivali başladı Haber

Belgesel Film Festivali başladı

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen 2. Urfa Belgesel Film Festivali başladı. Kültürel miras, ekoloji ve gastronomi temalarında 22 belgeselin gösterileceği festivalde, beş gün boyunca film gösterimleri, yönetmen söyleşileri, paneller ve kültürel gezi programları sanatseverlerle buluşacak. ŞANLIURFA (İGFA) - Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ve Harran Üniversitesi’nin akademik katkılarıyla gerçekleştirilen 2. Urfa Belgesel Film Festivali, açılış programıyla başladı. Sanat, akademi ve sinema dünyasını bir araya getiren festival, kültürel mirasın korunması, belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür Merkezi’nde (Reji Kilisesi) düzenlenen açılış programına Harran Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet İlyas, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Bilişim A. Ş. (UKB9 Genel Müdürü Mehmet Tütüncü, akademisyenler, sanatçılar, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Festivalin açılışında konuşan Festival Başkanı Prof. Dr. Sedat Benek ile Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) Yönetim Kurulu Başkanı Bahriye Kabadayı Dal, belgesel sinemanın toplumsal hafızanın korunmasındaki önemine dikkat çekti. Program kapsamında sahne alan Vox Humanis Çok Sesli Koro Topluluğu, seslendirdiği eserlerle katılımcılara müzik ziyafeti sundu. Ardından festivalin açılış filmi olan “Bilgiye Yolculuk: Endülüs” belgeselinin gösterimi gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Prof. Dr. Sedat Benek’in üstlendiği yapım, Endülüs medeniyetinin bilim, kültür ve düşünce tarihine yaptığı katkıları ele aldı. Festival hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sedat Benek, bu yıl kültürel miras, ekoloji ve gastronomi olmak üzere üç ana kategoride seçilen 22 belgeselin gösterileceğini belirterek, film gösterimlerinin ardından yönetmenlerle söyleşiler düzenleneceğini söyledi. Benek, ayrıca festival kapsamında altı farklı etkinlik ile arkeolojik alanlar ve tarihi mekânlara yönelik geziler gerçekleştirileceğini ifade etti. FESTİVAL BAŞKANI BENEK’TEN BAŞKAN GÜLPINAR’A TEŞEKKÜR Benek, festivalin hayata geçirilmesine katkı sunan kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek, özellikle festivalin ana sponsorluğunu üstlenen Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın desteklerinin organizasyonun gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. 18-22 Haziran tarihleri arasında devam edecek festivalde film gösterimlerinin yanı sıra paneller, kültürel miras söyleşileri ve saha gezileri de yer alacak. Etkinliklerde Şanlıurfa’nın tarihi, kültürel ve gastronomik değerleri akademik bakış açısıyla ele alınacak. Festivalin, kentin kültürel ve sanatsal yaşamına önemli katkılar sunması hedefleniyor.

Kır Çiçekleri 'Sevgili Doktor' oyunuyla sahneye çıktı Haber

Kır Çiçekleri 'Sevgili Doktor' oyunuyla sahneye çıktı

Güler-Osman Köseoğlu Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu öğrencileri (Kır Çiçekleri), uzun süredir hazırlandıkları tiyatro gösterisiyle sanatseverlerle buluştu. Yönetmenliğini Alparslan Çolak’ın üstlendiği “Sevgili Doktor” adlı oyun, ÇEK Sanat GKM’de sahnelendi. BURSA (İGFA) - Gösteri öncesinde fuaye alanında düzenlenen kokteylde davetliler bir araya gelirken geceye, ÇEK Yönetim Kurulu Üyeleri Kubilay Aydın, Prof. Dr. Rüçhan Uz, Şükran Yılmaz Soğukpınar, Yürütme Kurulu Üyesi Nilgün Can ile Eğitim ve Bilim Kurulu Üyesi Nuray Yılmaz katıldı. Dünyaca ünlü Rus yazar Anton Çehov’un kısa oyunlarından uyarlanan ve Neil Simon tarafından tiyatroya kazandırılan “Sevgili Doktor”, öğrencilerin başarılı performanslarıyla izleyiciyle buluştu. Sahnedeki oyunculuklarıyla zaman zaman duygu dolu, zaman zaman mizahi anlar yaşatan öğrenciler, seyircilerden büyük alkış aldı. Bir dönem boyunca özveriyle çalışan öğrenciler, sahne performanslarıyla profesyonel bir atmosfer oluştururken, sahnelenen oyun da sanatın birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu. Yoğun katılımla gerçekleşen gecenin sonunda öğrenciler ayakta alkışlandı. Program kapsamında ÇEK Yönetim Kurulu Üyesi Kubilay Aydın tarafından Yönetmen Alparslan Çolak’a çiçek ve teşekkür belgesi takdim edildi. 15 Haziran’da ikinci kez sahnelenen oyun, izleyenlerden yine büyük alkış alarak sezon finali yapmış oldu. Oyunda görev alan Kır Çiçekleri, önümüzdeki dönem yeni bir oyuna daha hazırlanarak izleyicileri tiyatronun büyülü dünyasıyla yeniden buluşturmayı hedefliyor.

Bir ruh macerası: Yazar ve senarist Ayşe Şasa Haber

Bir ruh macerası: Yazar ve senarist Ayşe Şasa

Yaşamı boyunca hakikati bulmaya çalışan, arayış ve anlam bulma yolunda ilerlerken yazın dünyasına eserler veren yazar ve senarist Ayşe Şasa'nın vefatının ardından 12 yıl geçti. Tam adı Ayşe Mihriban Şasa olan usta senarist ve yazar, 1 Şubat 1941'de İstanbul Amerikan Hastanesi'nde Çerkez anne ile diğer taraftan Güney Doğu aşiretine mensup bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Yetişme çağındayken dadılara teslim edilen Şasa, açıklamalarında çok yalnız ve bedbaht bir çocukluk yaşadığını belirtirken doğumundan itibaren yaklaşık 12 yıl süren ve farklı mürebbiyelerin eğitimi altında geçirdiği yabancı dadı yönetimini "çocukluk ülkemde hükmünü sürdüren bir rejim" olarak adlandırmıştı. Mürebbiyelerle geçen bir çocukluk Hayatını en çok etkileyen insanlardan birisi olarak dedesini gösteren Ayşe Şasa'nın hayatında dedesinin savaşçı doğası, küçükken kendisine anlattığı savaş hikayeleri, üslubu, dinginliği ve alçak gönüllülüğü izler bıraktı. Ayşe Şasa, Doğu minyatürlerine karşı ilgisini bu anılardan gelen çağrışımlarla ilişkilendirmiş, minyatürlerdeki evreni dedesinin kişiliği, serüvenciliği ve doğasıyla özdeşleştirmişti. Mürebbiyelerin sert tutumları ve ailesinin ilgisizliği nedeniyle korkular içindeki bebeklik döneminden çocukluk çağına geçen Şasa'nın daha sonra yaşayacağı şizofreni belirtilerinin temelini de korku figürleri, yalnızlık teması ve aidiyet problemi oluşturdu. Şasa, ailesinin Batı hayranlığı sebebiyle küçük yaşlardan itibaren bale, piyano ve yabancı dil dersleri aldı. Şasa, Aydın İlkokuluna bir yaş erken başladı. Yazılarında okulda çok ezik ve zavallı olduğundan bahseden Şasa, arkadaşlarının alay ettiğini, hocaları tarafından da kötü muamele gördüğünü belirtmişti. Başarısız geçen ilkokul yıllarının ardından ve dadılar döneminin bitmesiyle yatılı olarak, şimdiki adı Robert Koleji olan Arnavutköy Amerikan Kız Kolejine giriş sınavında derece yaparak okulu kazanan Şasa, buradan 1960'ta mezun oldu. Kemal Tahir ile dostluk kurdu Ayşe Şasa, yaşadığı zaman diliminde Türkiye'nin en zengin ailelerinden birine sahipken toplumun yoksullukla can çekiştiği bir ortamda servet içinde yaşamasını daima sorguladı. Kendisinden beklenen zengin kız rolü yerine entelektüel bilgi arayışıyla kainattaki varlığının sebebini, çevresinin sahip olduğu özellikleri sürekli eleştirerek, bir arayış içerisinde oldu. Usta yazar, henüz 12-13 yaşlarında kendi çapında "Çiftehavuzlar Postası" adında bir dergi çıkardı. Derginin içeriğine karikatürler, gazetelerden kesilmiş kupürler ve resimler yerleştiren Şasa, dergide, arkadaşları hakkında yorumlar ve şaka içerikli yazılar kaleme aldı. Öğrencilik yıllarından itibaren sinemaya ilgi duymaya başlayan Şasa, "Yaşadığımız Yıllar" adlı ilk oyununu liseden mezun olacağı yıl yazdı. Oyundan tiyatro oyuncuları ve yazarlar tarafından övgüyle bahsedildi. Şasa, 1963-1965 yıllarında Robert Kolej'in İdari Bilimler Bölümü'ne devam etti. Başarılı senarist, okul arkadaşları vasıtasıyla yazar Kemal Tahir'le tanışıp güçlü bir dostluk kurdu. Kemal Tahir'in kendisine söylediği, "Maskaralık yaptığın sürece seni alkışlarlar. Ciddi bir şey yaptığında kimse suratına bakmaz. Yolunu ona göre seç." sözü, Şasa için dönüm noktası oldu. 1963'te senaryo yazmaya başladı Yönetmen, yapımcı ve senarist Atıf Yılmaz'a asistanlık yapan Şasa, 1963'te senaryo yazmaya başladı. "Sinema, yaratıcısının bilinçaltını ayna gibi dışa vuran bir sanat." diyen Şasa, 1972'de yayınlanan "Utanç" filmine imza attı. Şasa, filmde çocukluğunda yaşadığı Yahudi-Hristiyan etkisiyle kendi iç dünyasında yaşanan çalkantılı durumu beyaz perdeye yansıttı. Şasa, Türk sinemasına 1960 ve 1970'li yıllarda senaryolarıyla yön veren Halit Refiğ ve Lütfi Akad gibi yönetmenlerle de çalıştı. İlk evliliğini 18 yaşındayken Atilla Tokatlı ile yapan Şasa, ikinci evliliğini yönetmen Atıf Yılmaz ile gerçekleştirdi. İlk evliliğinin ardından Boğaziçi Üniversitesinde İşletme Bölümüne başlayan Şasa, eğitimini yarıda bırakarak sinema dünyasına geri döndü. Ayşe Şasa, 1980'li yıllarda geçirdiği ağır rahatsızlık sonrası sinema dünyasından 10 yıl uzak kaldı. Bu süreçte üçüncü eşi usta senarist Bülent Oran kendisine destek oldu. İnziva döneminde düşünsel anlamda kendisini değiştiren Şasa, daha bilimsel, sezgici bir hayat sürmeye başladı ve bu yeni yaşam tarzı, eserlerine de yansıdı. İbnü'l Arabi'nin "Fusüsu'l-Hikem" kitabıyla hakikatle tanıştı İbnü'l Arabi'nin "Fusüsu'l-Hikem" kitabının çevirisini 1981'de okuduktan sonra çok etkilenen Şasa, İslam'a ve İslam tasavvufuna yönelmesini, bütünüyle bu kitaba bağlamış ve 18 yıl boyunca yaşadığı ağır sinir hastalığından bütünüyle kurtulduğunu aktarmıştı. Senaryoları, yazıları ve kitaplarıyla Türk sinemasının ve kültür hayatının merkezinde yer alan usta senarist, 1993'te sinemayla ilgili "Yeşilçam Günlüğü" adlı denemeleri okuyucuyla buluşturdu. "Son Kuşlar", "Ah Güzel İstanbul", "Utanç" ve "Gramofon Avrat" gibi filmlerin senaryosuna imza atan Şasa, "Bir Ruh Macerası", "Yeşilçam Günlüğü", "Delilik Ülkesinden Notlar", "Şebek Romanı" adlı kitapları kaleme aldı. Şasa, Sadık Yalsızuçanlar ve İhsan Kabil ile "Düş Gerçeklik Sinema", Ömer Tuğrul İnançer ve Berat Demirci ile de "Vakte Karşı Sözler" kitaplarını kaleme yazdı. Ayşe Şasa, 1963'te "Çapkın Kız", 1965'te "Son Kuşlar" ve "Murat'ın Türküsü", 1966'da "Toprağın Kanı" ve "Ah Güzel İstanbul", 1967'de "Harun Reşid'in Gözdesi", "Balatlı Arif" ve "Kozanoğlu",1968'de "İlk ve Son", "Köroğlu" ve "Cemile",1971'de "Battal Gazi Destanı", "Unutulan Kadın", "Güllü" ve "Yedi Kocalı Hürmüz", 1972'de "Utanç" ve "Cemo", 1973'te "Kambur", 1981'de "Deli Kan", 1982'de "Hacı Arif Bey", 1983'te "Ve Recep ve Zehra ve Ayşe", 1984'te "Ölmez Ağacı", 1986'da "Merdoğlu Ömer Bey", 1987'de "Gramofon Avrat", 1988'de "Arkadaşım Şeytan", 1989'da "Hiçbir Gece", 1992'de "Her Gece Bodrum",1993'te ise "Kanayan Yara Bosna" adlı yapımların senaryosuna imza attı. "Delilik Ülkesinden Notlar" kitabı Şubat 2003'te piyasaya sunulan Şasa, 2008'de "Dinle Neyden" isimli filmle sinemaya dönüş yaptı. Entelektüel bir kişiliğe sahip olan Şasa, sürekli okuyan ve kendini geliştiren bir kadın profili olarak İslami toplumda da yankı uyandırdı. Evini bir okul haline dönüştürerek, gençlere kapısını açan usta yazar, bir süre zatürre rahatsızlığı sebebiyle tedavi görmesinin ardından, 16 Haziran 2014'te hayatını kaybetti ve Sahrayıcedid Mezarlığı'na defnedildi. Ayşe Şasa'nın vefatının 10. senesinde kişisel kitaplığı Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'ne bağışlandı, kaleme aldığı "Şebek Romanı", "Delilik Ülkesinden Notlar", "Yeşilçam Günlüğü" ve "Bir Ruh Macerası" kitapları ise Ketebe Yayınları'ndan okurlarla buluştu. "İnsan hakikati ararken aslında kendini arar." ifadelerini kullanan Şasa, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne değer görüldü. Tabii Şasa'nın hayatını ekranlara taşıdı TRT'nin dijital platformu tabii "Ayşe" dizisiyle Ayşe Şasa'nın hayatını ekranlara taşıdı. Şasa’nın hayatını odağına alan dizi Yeşilçam'ın usta kaleminin başarı, kırılma ve yeniden doğuş hikâyesini izleyiciyle buluşturdu. "Tasavvuf sanata bakışını değiştirdi" Ayşe Şasa’nın hayat hikayesini yazar Süleyman Gündüz ile konuştuk. 1990'lı yıllarda Şasa ile tanıştığını aktaran Gündüz, "Ayşe Şasa ismine sinema ile ilgili olduğum için aşinaydım. Onunla tanışmamız da hem onun modern dünyanın bunalımları içinde hakikat arayışı içerisinde olması hem de sinemanın usta bir kalemi olması sebebiyle olmuştu. Uzun bir dönem kendisiyle yakın bir ilişkimiz oldu. Bu süreçte Şasa aynı zamanda bir aile dostumuz olmuştu. O dönemler Türk sineması üzerine uzun uzun konuştuğumuz dönemlerdi." dedi. Şasa'nın hayatında belli evrelerin olduğunu aktaran Gündüz, "Bu evrelerden bir tanesi sinemada büyük bir senarist olarak yer almasıdır. Özellikle 1960'lı ve 1970'li yıllarda birçok filme imza atıyor. Son dönemlerinde ise Şasa'nın düşünce dünyasında bir farklılaşma oluyor. Bunu bir anlamda da modern insanın psikolojik bunalımlarının sonucu gelişen durumdan kurtulmaya çalışması söyleyebiliriz. Bu dönüşümü daha çok tasavvufla ve özellikle İbnü'l Arabi'nin "Fusüsu'l-Hikem" kitabı üzerinden yapar. Daha sonra hem Muzaffer Ozak hem de Safer Dal ile tanışması onun ruh dünyasında büyük değişimlere sebep olur. Çünkü Batı düşüncesinin insanı parçalanmış bir varlık olarak gördüğünü, İslam irfanının ise insanı bütünlüğüne kavuşturduğunu keşfeder. Bundan sonrasında Ayşe Şasa'nın sinema dünyasına bakış açısı değişmiştir. Yerli sinema ve hakikat merkezli sanat icra etmek gayesinde olmuştur." ifadelerini kullandı. "Modern krizlerden hakikate yolculuk yapabilmiş bir mütefekkir" Gündüz, sözlerine şöyle devam etti: "Ayşe Şasa, her alanda ilişki geliştirebilmiş bir insandı. Toplumun her kesimiyle bir ilişki geliştirebilen aynı şekilde de saygı gören bir şahsiyet olarak karşımıza çıkıyor. Hem dil yeteğinin gelişmiş olması hem aldığı eğitim neticesinde bu konuda çok yetkin olduğunu söyleyebilirim. Şasa, sanatı insanın kendini tanıma yolculuğuna eşlik bir enstrüman olarak görürdü. Sinemanın kendisine Batı'yı örnek almasını eleştirmeye başlamıştı. Ayşe Şasa'yı yalnızca Yeşilçam'ın bir senaristi olarak değil modern çağın ruhsal krizlerini yaşamış ve bu krizlerden hakikate doğru yolculuk çıkarabilmiş mütefekkir bir sanatçı olarak hatırlıyorum. Onun hayatı insanın ideolojilerden irfana, yalnızlıktan manaya, parçalanmışlıktan bütünlüğe doğru yürüyüşünün hikayesidir. Şasa, sinemanın yalnız görüntüden ibaret olmadığını, insan ruhundan da söz etmesi gerektiğini bize hatırlayan nadir isimlerden biridir. Hem yaşamı hem kendisinin örnekliği bize ciddi anlamda büyük bir miras bırakmıştır." Cengiz Yalçınkaya / Haber Prodüktörü -TRT

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.