Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Hizmetleri

bursaarena.com.tr - Sağlık Hizmetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KKTC Başbakanı Üstel: Filo Jet mağdurları hak mücadelesinde yalnız değil Haber

KKTC Başbakanı Üstel: Filo Jet mağdurları hak mücadelesinde yalnız değil

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, 30 Ağustos’ta yaşanan Filo Jet gemi faciasından etkilenenler için yeni düzenlemelerin hükümet tarafından geçirildiğini açıkladı. KKTC (İGFA) - KKTC Başbakanı Ünal Üstel, 30 Ağustos’ta meydana gelen Filo Jet gemi faciasından etkilenenler için hukuk, ikamet ve sağlık alanlarında hazırlanan düzenlemelerin hükümet tarafından geçirildiğini duyurdu. HUKUK DESTEĞİ VE YARGI GİDERLERİNDE MUAFİYET Üstel’in Başbakanlık'ın resmi internet sitesinde yaptığı açıklamasına göre, faciada zarar görenler ve yakınlarına yönelik üç başlıkta önemli kolaylıkların sağlanacağı bildirildi. Bu kapsamda mağdurlara hukuk desteği verilecek, yargısal işlem giderlerinden muafiyet tanınacak ve yabancı uyruklu kazazedeler ile yakınlarına ikamet kolaylığı ve sağlık hizmeti desteği sağlanacağını kaydeden Başbakan Üstel, Kıbrıs Türk Barolar Birliği ile yapılan iş birliğiyle mağdurlara hukuk desteği sağlanacağını belirtti. Açıklamada, hükümetin hazırladığı düzenlemeyle, kazadan doğan davalarda mahkeme harcı, pul, damga vergisi ve diğer yargısal işlem giderleri alınmayacağını, ayrıca tebliğ, tasdik, celp ile bazı bilirkişi ve tercüman giderlerinin de muafiyet kapsamında olacağı, devlet kurumlarından temin edilebilecek belge ve kayıtlar için de ücret talep edilmeyeceği aktarıldı. YABANCI UYRUKLU KAZAZEDELERE İKAMET KOLAYLIĞI Düzenlemeler arasında, yabancı uyruklu kazazedeler ile hayatını kaybeden ve kayıp kişilerin yakınlarının, dava süreçlerini KKTC’de takip edebilmeleri için ikamet kolaylığı da yer aldı. Üstel, bu sayede hiçbir ailenin ikamet süresi dolduğu için ülkesine dönmek zorunda kalmayacağını söyledi. SAĞLIK HİZMETLERİ 2027’YE KADAR ÜCRETSİZ Sağlık alanında yapılan düzenlemeyle, kazadan sağ kurtulan yabancı uyruklular ile hayatını kaybeden veya kayıp kişilerin aileleri ve yakınlarının 30 Ağustos 2027’ye kadar kamu sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanması kararlaştırıldığını duyuran KKTC Başbakanı Üstel, devletin tüm imkânlarıyla mağdurların yanında olduğunu vurguladı. “Bu büyük acıyı yaşayan insanlarımız haklarını ararken yalnız kalmayacak” diyen Üstel, yargısal süreçlerde ortaya çıkabilecek mali yüklerin de kaldırıldığını ifade ederek, sorumluların adalet önünde hesap vereceğini sözlerine ekledi.

TTB’den 17 Ağustos’un 27. yılında çağrı Haber

TTB’den 17 Ağustos’un 27. yılında çağrı

Türk Tabipleri Birliği, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yayımladığı açıklamada, depremlerin afete dönüşmesinde yanlış planlama, denetimsiz yapılaşma ve kamusal sorumlulukların yerine getirilmemesinin belirleyici olduğunu vurguladı. TTB, özellikle sağlık kuruluşlarının afetlere dayanıklı hale getirilmesi ve afet yönetiminin toplumun katılımıyla yürütülmesi çağrısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB), 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde açıklama yayımladı. Açıklamada, depremde hayatını kaybedenler anılırken, aradan geçen 27 yıla rağmen Türkiye’nin deprem riskine karşı yeterince hazırlıklı olmadığı belirtildi. TTB’nin açıklamasında, Meclis Araştırma Komisyonu’nun 2010 tarihli raporuna göre 17 Ağustos Depremi’nde 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği, 48 bin 901 kişinin yaralandığı ve 5 bin 840 kişinin kayıp kabul edildiği hatırlatıldı. Depremden yaklaşık 16 milyon kişinin doğrudan veya dolaylı etkilendiği ifade edildi. “DEPREMLER DOĞAL, YIKIM ÖNLENEBİLİR” Depremlerin “afet” ya da “asrın felaketi” şeklinde tanımlanmasının sorunun temelini gözden kaçırdığı savunulan açıklamada, depremlerin doğal olaylar olduğu, onları afete dönüştüren nedenlerin ise toplumsal, siyasal ve yönetsel süreçlerle ilişkili olduğu belirtildi. TTB, deprem tehlikesinin bilindiği Türkiye’de bilimsel uyarıların dikkate alınmaması, yanlış planlama ve uygulamalarda ısrar edilmesi ile yaşamın rant odaklı yaklaşımlara feda edilmesinin yıkımın boyutunu artırdığını ifade etti. Açıklamada, “Deprem coğrafyasında yaşıyoruz ve depremde kentler yıkılmamalı” denilirken, sağlık hizmeti veren kurum ve kuruluşların da afetlerde ayakta kalmasının zorunlu olduğu vurgulandı. “SAĞLIK KURUMLARI DA YIKILMAMALI” TTB, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından sağlık hizmetlerinde yaşanan aksamalara da dikkat çekti. Deprem bölgesinde hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve diğer sağlık kuruluşlarının yanı sıra kamusal hizmet altyapısının da önemli ölçüde zarar gördüğü belirtildi. Açıklamada, sağlık hizmetlerinin uzun süre çadır ve konteynerlerde sürdürülmek zorunda kaldığı; birinci basamak sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri, gebe ve bebek izlemleri, aşılama, kronik hastalık takibi, ruh sağlığı ve sosyal hizmetlerde ciddi aksamalar yaşandığı kaydedildi. TTB, afet sonrası yeniden inşa sürecinde de hızlı inşaat ve rant yerine toplum yararının esas alınması gerektiğini belirterek, altyapısı, ulaşımı, temiz suyu, kanalizasyonu, okulu ve sağlık merkezleri eksik yerleşimlerin yeni halk sağlığı sorunları oluşturduğunu savundu. “İMAR AFLARI RİSKİ AZALTMADI, BÜYÜTTÜ” Açıklamada, imar afları ve benzeri düzenlemelerle riskli ve denetimsiz yapı stokunun tasfiye edilmek yerine fiilen meşrulaştırıldığı öne sürüldü. 6 Şubat depremlerinin, 17 Ağustos 1999’dan çıkarılmayan derslerin ağır sonuçlarını yeniden gösterdiği belirtilen açıklamada, son 30 yılda çok sayıda kanun, yönetmelik ve plan hazırlanmasına rağmen deprem riskinin yeterince azaltılamadığı ifade edildi. TTB, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin olası depremlere hazırlanması gerektiğini vurgulayarak, afet yönetiminin toplumun katılımından uzak biçimde yürütülmemesi gerektiğinin altını çizdi. “UNUTMAMAK, HESAP SORMAK VE DEĞİŞTİRMEKTİR” TTB açıklamasında, 17 Ağustos’un yıldönümünü yalnızca bir anma günü olarak görmediklerini belirterek, “Hafıza yalnızca anma değil; hesap sorma, kamusal sorumluluğu hatırlatma ve değiştirme iradesidir” mesajı verildi. Türk Tabipleri Birliği; merkezi ve yerel yönetimler ile sorumlu kurumları afetlerle ilgili yasa, yönetmelik, plan ve yeniden inşa süreçlerini toplumla birlikte hazırlamaya ve alınan kararların eksiksiz uygulanmasını sağlamaya çağırdı. Üniversiteler, meslek örgütleri, sendikalar, gönüllü kuruluşlar ve toplumun afet yönetiminde eşit söz sahibi olması gerektiğini belirten TTB, bilimsel, demokratik ve kamusal bir afet yönetimi anlayışının hayata geçirilmesini istedi. Açıklama, “Bir sonraki depremi de aynı acılarla konuşmamak için afet hafızasını mağduriyetin değil, kamusal sorumluluğun ve toplumsal mücadelenin zemini haline getirmek zorundayız” mesajıyla sona erdi.

İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle Gazze'deki kanser hastalarının ölüm oranı sürekli artıyor Haber

İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle Gazze'deki kanser hastalarının ölüm oranı sürekli artıyor

Gazze'deki doktorlar, İsrail'in bölgedeki tek uzmanlaşmış tedavi merkezini yıktıktan sonra birçok kişinin tedavi için seyahat etmesini engellemesi nedeniyle, Gazze'deki kanser hastalarının ölüm oranının savaştan önceki döneme göre iki ila üç kat arttığını söyledi. KAHİRE/GAZZA, 13 Ağustos (Reuters) - İsrail, geçen yıl, askerlerinin altında Hamas militanları tarafından kullanılan bir tünel bulduğunu söyleyerek Gazze'deki özel kanser hastanesini havaya uçurdu. Bu da, Gazze'de kanser hastası olan yaklaşık 17.000 kişinin kemoterapi veya diğer ileri tedaviler için yerel bir seçeneğinin kalmadığı anlamına geliyor. Filistinlilerin çok azı tedavi için seyahat etmeyi karşılayabiliyor ve bunu yapabilenler de İsrail kısıtlamalarıyla karşılaşıyor. İsrail ve Hamas arasında 2025 yılında imzalanan ve serbest giriş çıkışları gerektiren ateşkes anlaşmasına rağmen, ordu Mısır'a günlük geçişlere sıkı sınırlamalar getiriyor.Konuyla ilgili yorum istenmesi üzerine, Gazze'ye erişimi kontrol eden İsrail askeri kurumu COGAT, tıbbi tahliyeleri Dünya Sağlık Örgütü ile koordine ettiklerini söyledi. COGAT'a göre, Gazzelilerin ayrılabilmesi için, kabul eden ülkeden geçerli bir talep almaları ve "gerekli güvenlik taramasından" geçmeleri gerekiyor.DSÖ, yorum talebine hemen yanıt vermedi.ZAMANA KARŞI YARIŞİki çocuk annesi Filistinli Khuloud Abu Sahmoud, ileri evre yumurtalık kanseriyle mücadele ederken, yurtdışında tedavi bekleme süreci kanserinin yayılmasıyla birlikte zamana karşı bir yarışa dönüştü. "Hastalığım her geçen gün ilerliyor ve durumum çok vahim. Tırnaklarımın hepsi döküldü, hiç kalmadı. Sadece ölmeyi bekliyorum."33 yaşındaki Abu Sahmoud, geçen Ekim ayında ateşkesin sağlanmasından bu yana Mısır'da veya daha uzak bir yerde tedavi görmek için Gazze'den ayrılmayı beklediğini söyledi. Bu süre zarfında kanserin akciğerlerine ve kemiklerine yayıldığını belirtti.COGAT, İsrail'in Şubat ayında 2023'te başlayan savaş sırasında büyük ölçüde kapalı olan Refah sınır kapısının sınırlı bir şekilde yeniden açılmasına onay vermesinden bu yana, tıbbi tedaviye ihtiyaç duyan yaklaşık 5.800 Gazalının Mısır'a gittiğini söyledi.COGAT'tan yapılan açıklamada, "Tıbbi tahliyeler hiçbir şekilde İsrail Devleti tarafından kısıtlanmamakta, tamamen kabul eden ülkenin talebine bağlıdır; resmi bir talep olmadan COGAT, bir hastanın ayrılışını koordine edemez" denildi.Filistinli sağlık yetkilileri, Rafah'ın yeniden açılmasından bu yana hastalar da dahil olmak üzere 11.000 kişinin buradan geçtiğini, bu sayının ateşkes anlaşması kapsamında beklenen sayının yarısından az olduğunu söyledi. Yerinden edilmiş Filistinli kanser hastası Khuloud Abu Sahmoud, 33, 8 Ağustos 2026'da Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta sığındığı UNRWA okulunda çocuklarıyla birlikte oturuyor. Yetkililer, aralarında 5.000 kanser hastasının da bulunduğu 20.000 hastanın daha yurtdışında tedavi için kayıtlı olduğunu ancak henüz ayrılmalarına izin verilmediğini söyledi. ZEHİRLİ KİMYASAL MARUZİYET Ateşkes büyük çaplı çatışmaları sona erdirdi ancak İsrail güçleri Gazze'nin yarısından fazlasının kontrolünü elinde tuttu ve bu kontrol daha sonra yaklaşık üçte ikiye kadar genişledi. Gazze'nin 2 milyondan fazla insanının neredeyse tamamı, çoğunlukla derme çatma çadırlarda veya hasarlı binalardaki barınaklarda, Hamas'ın kontrolündeki kıyı şeridinde yaşıyor. Reuters'ın yaptığı bir araştırmaya göre, savaştan önce yerel sağlık hizmetleri, yurtdışından gelen yatırımlar ve yerel doktorların azmi sayesinde ilerleme kaydetmişti. Ancak doktorların belirttiğine göre, Gazze'deki hastanelerin çoğu savaşta yıkıldı veya hasar gördü ve faaliyette kalan hastanelerden de kanser tedavisi ve teşhis hizmetleri için gerekli olanlar da dahil olmak üzere temel tıbbi malzemelerin %70'e varan kısmı çalındı. Savaş sırasında İsrail tarafından öldürülenler arasında, Mart 2025'te İsrail kontrolündeki bir yıkımla yerle bir edilen Türk-Filistin Dostluk Hastanesi'nde çalışan kanser uzmanları da dahil olmak üzere, onlarca yüksek nitelikli uzman bulunuyordu.Gazze'nin en büyük hastanesi El Şifa'nın başhekimi Muhammed Ebu Selmia, "Hastaların hayatlarını kurtarmak için ihtiyaç duydukları kemoterapiyi alamamaları nedeniyle günde üç ila beş arasında değişen önemli sayıda ölüm kaydediyoruz" dedi. Filistinli cerrah ve Türk-Filistin Dostluk Hastanesi başhekimi Sobhi Skaik, savaştan önce günlük ölüm oranının bir ila iki civarında olduğunu söyledi. Savaş öncesi bazı istatistiklere göre bu rakam günde yaklaşık 1,7 civarında. Ölüm oranlarındaki artışın çoğunlukla yerel tedavi eksikliğinden ve sınır kısıtlamalarından kaynaklandığını söyledi. Ancak aynı zamanda, Gazze'ye atılan İsrail patlayıcılarından kaynaklanan zehirli maddelerin varlığı nedeniyle kanserin daha hızlı yayılıyor olabileceğini de belirtti. Skaik'in belirttiğine göre, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın güney İsrail'e yönelik saldırılarının ardından savaş başlamadan önce Gazze'de yaklaşık 11.000 kayıtlı kanser hastası bulunuyordu; bu saldırılardan sonra kayıtlar büyük ölçüde durdu. Tahminine göre o zamandan beri Gazzalıların yaklaşık 6.000'i daha kansere yakalanmış olabilir. Skaik, "Bazı kişiler erken teşhis edilirse tedavi edilebilir, ancak çadırların arasında hasta, habersiz ve yardımsız dolaşıyorlar" dedi. Kahire'den Nidal al-Mughrabi, Gazze'den Dawoud Abu Alkas ve Haseeb Alwazeer'in haberleri; Rami Ayyub ve Alex Richardson tarafından düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyonla mücadelede kararlı politikalar sürecek Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyonla mücadelede kararlı politikalar sürecek

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, temmuz ayı enflasyon verilerinin ardından yaptığı açıklamada, hükümetin kararlı ve bütüncül politikalarla enflasyonla mücadeleyi sürdürdüğünü belirterek, kalıcı fiyat istikrarını sağlamak için para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü reformların devam edeceğini bildirdi. ANKARA (İGFA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından değerlendirmelerde, Temmuz ayında tüketici enflasyonunun aylık yüzde 1,78, yıllık ise yüzde 31,75 olarak gerçekleştiğini belirterek, temel mallarda yıllık enflasyonun yüzde 16,82 seviyesine gerilediğini ifade eden Yılmaz, enflasyondaki düşüş eğiliminin sürdüğünü kaydetti. Temmuz ayında aylık enflasyondaki artışın geçici etkenlerden kaynaklandığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ABD ile İran arasında yeniden başlayan çatışmaların petrol fiyatlarını yükselttiğini, bunun yanı sıra yönetilen ve yönlendirilen fiyat ayarlamalarının da aylık enflasyon üzerinde etkili olduğunu söyledi. Gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, işlenmiş gıda enflasyonunda yavaşlama görülmesine rağmen taze meyve ve sebze fiyatlarındaki artışın gıda grubunda yıllık enflasyonu yükselttiğini ifade etti. Enerji tarafında ise mayıs ve haziran aylarında gerileyen yurt içi enerji fiyatlarının, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle temmuz ayında akaryakıt ve elektrik fiyatları öncülüğünde yeniden yükseldiğini belirtti. Temel mal grubunda giyim ve ayakkabı fiyatlarındaki sezon indirimlerinin etkisiyle aylık ve yıllık bazda gerileme yaşandığını aktaran Yılmaz, hizmet enflasyonundaki aylık artışta ulaştırma, haberleşme ve sağlık hizmetleri fiyatlarının etkili olduğunu, buna karşın hizmet enflasyonunun yıllık bazda yatay seyrettiğini ve kira enflasyonunun düşüşünü sürdürdüğünü kaydetti. Jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini vurgulayan Yılmaz, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde bu etkileri sınırlandırmaya yönelik tedbirlerin uygulanmaya devam ettiğini ifade etti. Üretici ve reel sektöre yönelik desteklerin süreceğini belirten Yılmaz, artan girdi ve finansman maliyetlerinin üretim ile fiyatlar üzerindeki etkisini hafifletmek amacıyla uygun finansman imkanlarının sürdürüldüğünü, üretim kapasitesinin korunması ve arz sürekliliğinin sağlanmasının öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, üretim kapasitesini artıran, gıda ve enerji arz güvenliğini güçlendiren, konut ve lojistik maliyetlerini azaltan yapısal adımlar sayesinde ekonominin dış şoklara karşı direncini koruduğunu belirterek, vatandaşların alım gücünü artırmak ve sürdürülebilir refahı sağlamak amacıyla fiyat istikrarını önceleyen ekonomi politikalarının kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.