Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rusya

bursaarena.com.tr - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Putin: Avrupa Birliği, ekonomi alanındaki hatalar nedeniyle kendi kendine dağılacak Haber

Putin: Avrupa Birliği, ekonomi alanındaki hatalar nedeniyle kendi kendine dağılacak

Rusya lideri Putin, Valday Uluslararası Tartışma Kulübü'nün 23. yıllık toplantısının ana oturumunda konuşma yaptı. Konuşmanın ardından Putin, sorular yanıtladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, tüm dünyanın merakla beklediği Valday Uluslararası Tartışma Kulübü'nün 23. yıllık toplantısındaki konuşmasına başladı. Rus lider, ‘Geleceğin Sorumluluğu: Olanaklı Olanın Sınırları mı, Sınırsız Olanaklar mı?' başlıklı oturumda katılımcılara hitap ediyor. 'Avrupa'daki durum oldukça tehlikeli' Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa'daki ve dünyadaki durumun şu anda oldukça tehlikeli olduğunu söyledi. Putin konuşmasında şu cümleleri kaydetti: Bugün Avrupa'da ve dünyada son derece tehlikeli bir durum söz konusu. Artık hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği anın herkes için çok hızlı ve beklenmedik bir şekilde gelebileceğinin farkında olmalıyız. Karşılıklı sert tepkilerin giderek tırmanmasının yarattığı mantığın, bizi ölümcül ve geri döndürülemez bir noktaya götürebileceği ortaya çıkabilir. 'Bir devletin gerçek büyüklüğü, çağa ayak uydurma yeteneği olmadan mümkün değildir' Rusya Devlet Başkanı Putin, bir devletin gerçek büyüklüğünün çağa ayak uydurma, hatta ideal olarak çağın önüne geçme yeteneği olmadan mümkün olmadığını söyledi. Putin ayrıca, ülkenin sahip olduğu değerleri çoğaltmanın ve onları yeni koşullara yaratıcı biçimde uyarlamanın, ulusal geleneğin bir antikaya dönüşmemesinin en iyi güvencesi olduğunu belirterek, "Bir devletin gerçek büyüklüğü, çağa ayak uydurma yeteneği olmadan mümkün değildir. İdeal olan, onun önüne geçmektir" dedi. 'Batı, Rusya'yı daha da parçalamak için fiilen elinden geleni yaptı' Putin, Moskova'nın uzun yıllar boyunca ortak bir alanın parçası olmaya çalışmasına rağmen, Batı'nın fiiliyatta Rusya'yı daha da parçalamak ve izole etmek için elinden geleni yaptığını söyledi. Putin, SSCB'nin dağılmasının ardından Batı'da, Avrupa çapında iş birliği yoluna girme konusunda istekli olmayan güçlerin ağırlık kazandığını belirtti. Putin konuşmasının bu bölümünde şu cümleleri kaydetti: Yeni Rusya'nın sözde Batı medeniyetinin bir parçası olma yönündeki, özellikle bunun uzun yıllar süren girişimler olduğunu vurgulamak istiyorum, çabalarına rağmen, fiiliyatta Rusya Federasyonu'nu gerçekten izole etmek ve daha da parçalamak için ellerinden geleni yaptılar. 'Rusya, Ukrayna çatışmasına bilinçli olarak sürüklendi' Putin, Rusya'nın Ukrayna çatışmasına bilinçli olarak sürüklendiğini söyledi. Putin, “Rusya'nın, bu açık saldırganlığa karşı silahlı olarak kendisini savunmak zorunda kalacağı bir duruma bilinçli olarak sokulduğuna, bizi bu eşiğe bilinçli olarak getirdiklerine eminim" dedi. 'Sorumlu büyük devletler her zaman rekabet etti ancak birlikte de çalıştı' Putin, sorumlu büyük devletlerin tarih boyunca bir yandan rekabet ederken diğer yandan birlikte çalıştığını ve istikrarı korumaya çalıştığını söyledi. Putin konuşmasında, “Sorumlu devletler her zaman şu veya bu şekilde rekabet etti, ancak birlikte de çalıştı. Kendi aralarında ve daha küçük devletlerle ilişkilerinde ilişkiler sistemleri kurdular ve genel olarak, kural olarak, istikrarı korumaya çalıştılar" cümlelerinin altını çizdi. 'Batı'nın dünyadaki etkisi azalıyor, diğer ülkelerin refahı artıyor' Putin, Batılı ülkelerin dünyadaki gerçek etkisinin azalırken diğer devletlerin refahının ve bağımsızlığının arttığını söyledi. Putin konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü: Dünya azınlığı olan sınırlı bir Batılı ülke grubu, orantısız derecede büyük bir etkiye sahip ve yönetme işlevlerini kendisine mal etmeye çalışıyor. Bu devletlerin gerçek etkisi giderek daha bağımsız ve kendine güvenen dünya çoğunluğunun güçlenmesi karşısında azalırken, BM sistemindeki dengesizlikler de giderek daha belirgin hale geliyor. 'Çok kutupluluğa giden yolda risklerin en aza indirilmesi temel görev' Putin, çok kutupluluğa geçiş sürecinde dünyanın çok sayıda riskle karşı karşıya olduğunu ve bu risklerin en aza indirilmesinin temel görev olduğunu söyledi. Putin şu cümleleri dile getirdi: Dünya giderek daha iyiye, daha istikrarlı, demokratik ve özgür, çok kutuplu bir uluslararası düzene doğru değişecek. Ancak böyle bir dünya düzenine giden yolda bizi çeşitli risklerin beklediği de açıktır. Bu nedenle, küresel düzeyden bireysel düzeye kadar her seviyede risklerin en aza indirilmesi bugün temel görevdir. 'Dünyadaki eski hukuk normlarının çoğu bir kenara atıldı, yenileri ise henüz ortaya çıkmadı' Putin, dünyadaki önceki hukuk normlarının birçoğunun bir kenara atıldığını, ancak yenilerinin henüz ortaya çıkmadığını söyledi. Putin konuşmasında, “Öncelikle, birçok eski hukuk normunun bir kenara atıldığı, yenilerinin ise henüz ortaya çıkmadığı koşullarda, küresel barış ve güvenliğin tam da şimdi nasıl korunacağı üzerine düşünmek gerekiyor" cümlelerinin altını çizdi. 'Herkes er ya da geç yeni dünya düzeninin ilkeleri konusunda anlaşmak zorunda kalacak' Putin, Doğu ve Batı'nın, Kuzey ve Güney'in er ya da geç yeni dünya düzeninin oluşum ilkeleri konusunda anlaşmak zorunda kalacağını söyledi. Putin konuşmasında şu cümlelerin altını çizdi: Hepimizin, Doğu'nun ve Batı'nın, Kuzey'in ve Güney'in, er ya da geç, insanlığın önümüzdeki on yıllarda ilerlemesini ve gelişmesini sağlayabilecek yeni dünya düzeninin oluşum ilkeleri konusunda anlaşmak zorunda kalacağımıza inanıyorum. 'Rusya'ya saldırılması halinde tüm silahların kullanılması gündeme gelecek' Putin, Rusya'nın saldırıya uğraması hâlinde ülkesinin elindeki tüm silahların kullanılmasının gündeme geleceğini söyledi. Putin açıklamasında, “Gündemde kaçınılmaz ve derhal Rusya Federasyonu'nun ülkemizin emrinde bulunan tüm silahları kullanması meselesi ortaya çıkacaktır. Bu mücadelede sahip olduğumuz rekabet üstünlüklerini kullanmak zorunda kalacağız" dedi. Putin, bu rekabet üstünlüğünün Rusya'nın sahip olduğu bazı silah sistemlerinin başka hiçbir ülkede bulunmaması olduğunu ifade etti. 'Dünya siyasetinde şu anda akla gelebilecek ve gelemeyecek her türlü tabu çiğneniyor' Rusya Devlet Başkanı Putin, dünya siyasetinde şu anda akla gelebilecek ve gelemeyecek her türlü tabunun çiğnendiğini söyledi. Putin konuşmasında şu cümleleri kaydetti: Bazı durumlarda bu durum, tek taraflı avantajlar elde etmeye, dünyadaki karmaşayı daha da derinleştirmeye ve bundan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanmaya yönelik saldırgan girişimlere dönüşüyor. Dünya siyaseti bunun örneklerini neredeyse her gün ortaya koyuyor; akla gelebilecek ve gelemeyecek her türlü tabu çiğneniyor. 'Aldatma, safsata ve gerçeklerle alay edilmesi uluslararası hukuku yok ediyor' Putin sistematik aldatmanın, safsatanın ve gerçeklerle alay edilmesinin uluslararası hukuku yok ettiğini söyledi. Putin açıklamasını şu cümlelerle sürdürdü: Yükümlülüklerin sistematik biçimde yerine getirilmemesi, aldatma, iletişimin bir safsataya, her türlü anlamlı konuşmanın propagandaya dönüştürülmesi, gerçeklerle gösterişli biçimde alay edilmesi ve anlık çıkar elde etmek için gerçeklerin çarpıtılması, uluslararası varoluşun temelini bizzat yok ediyor. 'Gerçek şu ki, savaşı Rusya başlatmadı; Rusya'ya karşı savaş başlatıldı' Putin, savaşı Rusya'nın başlatmadığını, aksine Rusya'ya karşı savaş başlatıldığını söyledi. Putin konuşmasında, “Gerçek nerede? Gerçek şu ki, savaşı başlatmak isteyen de biz değildik, savaşı başlatan da biz değildik; bizimle savaşmaya başladılar" dedi. 'Çatışmalar 20. yüzyıl siyasetçilerinin değişime hazırlıksızlığının ürünü' Putin, günümüzdeki çatışmaların büyük ölçüde 20. yüzyılın sonlarında Batı ve Doğu'daki siyasetçilerin yaşanan büyük değişim dönemini ciddi ve kapsamlı biçimde ele almaya hazır olmamalarından kaynaklandığını söyledi. Putin konuşmasında şu cümlelerin altını çizdi: Günümüzdeki çatışmalar ve sarsıntılar büyük ölçüde, 20. yüzyılın sonundaki siyasetçilerin hem Doğu'da hem de Batı'da meydana gelen büyük çaplı değişimler çağını ciddi ve kapsamlı biçimde ele alma konusundaki isteksizliklerinin, hazırlıksızlıklarının veya yetersizliklerinin ürünüdür. 'Hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği an çok hızlı gelebilir' Putin, artık hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği bir anın herkes için çok hızlı ve beklenmedik biçimde gelebileceğini söyledi. Putin şu cümleleri dile getirdi: Artık hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği anın herkes için çok hızlı ve beklenmedik bir şekilde gelebileceğinin farkında olmalıyız. Karşılıklı sert tepkilerin giderek tırmanmasının yarattığı mantığın bizi ölümcül ve geri döndürülemez bir noktaya götüreceği ortaya çıkabilir. 'Uluslararası sistem er ya da geç istikrarlı bir dengeye ulaşacak' Putin, uluslararası sistemin er ya da geç istikrarlı bir denge durumuna ulaşacağını söyledi. Putin, “Er ya da geç uluslararası durum ve sistem bir tür istikrarlı denge durumuna ulaşacaktır. Kuşkusuz bu, karşılıklı uzlaşmaları ve birbirimize doğru adım atmayı gerektiren karmaşık, çok faktörlü ve çok katmanlı bir süreçtir" dedi. 'Çok kutuplu dünyanın oluşması kaçınılmaz' Putin, çok kutuplu bir dünya düzeninin oluşmasının kaçınılmaz olduğunu, ancak ülkelerin henüz geleceğin hatlarını belirlemeye çalıştığını söyledi. Putin konuşmasında şu cümleleri kaydetti: Yeni dünya düzeninin temel biçimini alması kaçınılmazdır. Bunun öngörülebilir tarihsel perspektif içinde gerçekleşmesini umalım. Ancak şu anda her şey fazlasıyla hızlı ve kendiliğinden gerçekleşiyor. Biz yalnızca geleceğin hatlarını belirliyor, onları yokluyoruz. Fakat bu, ellerimizi kavuşturup bundan sonra ne olacağını beklememiz gerektiği anlamına gelmiyor. Putin, Çehov'un 'duvardaki tüfek' ilkesini hatırlattı Putin, nükleer silahlardan söz ederken Çehov'un tiyatrodaki 'duvarda asılı tüfek' örneğini hatırlatarak bu silahların kullanılmasına yol açabilecek bir gelişmenin önlenmesi gerektiğini söyledi. Putin, askeri çatışmaların tırmanmasının ve yaptırımların yeni bir uygulama olmadığını ancak bunların hiçbir zaman tek taraflı olmadığını belirtti. Bir tarafın kışkırtıcı adımlarına diğer tarafın karşılık verdiğini ve bunun giderek büyüyen bir sarmala dönüştüğünü söyledi. Putin konuşmasının bu bölümünde şu cümleleri kaydetti: Tırmanmanın temelinde kibir ve aşırı özgüven var. Bu, uçurumun kenarına giden bir yoldur. Hele bugün, dünyanın önde gelen devletlerinin cephaneliklerinde tüm canlıları yok edebilecek veya en azından dünyayı felaket boyutunda bir duruma sürükleyebilecek silahlar varken. Putin, bu silahların hiçbir zaman kullanılmayacağından emin olunup olunamayacağını belirterek, “Tiyatronun başında sahnede duvarda asılı bir tüfek varsa, sonunda mutlaka ateş etmesi gerektiğine ilişkin meşhur sözü hepimiz biliyoruz. Bunu aklımızda tutmalıyız” dedi.

27 Eylül Azerbaycan Anım Günü: 44 günlük Vatan Muharebesi "Qarabağ Azərbaycan'dır!” Haber

27 Eylül Azerbaycan Anım Günü: 44 günlük Vatan Muharebesi "Qarabağ Azərbaycan'dır!”

Azerbaycan’ın, Ermenistan ordusunun sivil yerleşimlere yönelik saldırıları üzerine 27 Eylül 2020'de tarihinde başlattığı ve zaferle sonuçlanan operasyonun üzerinden 6 yıl geçti. Ermenistan'ın işgali altındaki topraklarını kurtarmak amacıyla başlattığı ve zaferle sonuçlandırdığı Karabağ Savaşı 6 yıl önce bugün, 27 Eylül 2020 tarihinde başladı. ERMENİSTAN’IN MÜSLÜMAN TÜRK AHALİSİ, BASKI VE ŞİDDETLE VATANLARINDAN KOPARILDI 1980’lerin ortalarında Sovyetler Birliği’nde başlatılan perestroyka ve glasnost politikalarını fırsat bilen Ermeniler, Azerbaycan’a karşı eski iddialarını öne sürerek Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti’nin Ermenistan’a katılması talebini gündeme getirdi. Kısa süre sonra bunun yanlış bir karar olduğunu fark ederek taktik değiştiren Ermeniler, Dağlık Karabağ Ermenilerinin kendi kaderini tayin hakkını gündeme getirerek bağımsızlık talebinde bulundular. Bu gelişmeler sonucunda meydana gelen uyuşmazlıklar zamanla, Moskova yönetiminin doğrudan ve dolaylı desteği ile derinleşti. 1980’lerin sonlarına gelindiğinde Ermenistan Cumhuriyeti’nin Müslüman Türk ahalisi, büyük baskı ve şiddet altında yurtlarından edildi. 1980’Lİ YILLARIN SONUNDA KARABAĞ’DA GERİLİM TIRMANDI Öte yandan 1989’da Sovyetler Birliği, Karabağ yönetiminin, bölgede yaşayan Ermenilerin haklarının korunması mukabilinde Azerbaycan'a verilmesine dair yaklaşımını ortaya koydu. Bu şekilde, Karabağ'ın adeta bir Azerbaycan toprağı oluşunu da onaylanmıştı. Bu gelişme Ermeni çevrelerinin tepkisine yol açarken, süreç 1 Aralık 1989’da Karabağ’ın işgaline yönelik karar alınmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Bunun üzerine Azerbaycan Sovyet yönetimi, Ermenilerin aldığı bu kararı kınayarak Karabağ’ı yönetmek üzere bir teşkilat komitesi kurdu. SOVYETLERİN DAĞILMA SÜRECİNDE SÖZDE “ARTSAK ERMENİ HALK CUMHURİYETİ” İLAN EDİLDİ Yaşanan gelişmeler sorunu tırmandırmaya devam ederken bölge 2 Ocak 1990'da Ermenilerin saldırısına uğradı. Bunun sonucunda Azerbaycan'da, hem Moskova yönetimine hem de Azerbaycan yönetimine karşı protesto gösterileri arttı. 1991 yılında ise Sovyetlerin dağılma sürecine girmesi ile Karabağ sorunu, yeni bir boyuta ulaştı. Azerbaycan’ın 30 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Karabağ Ermenilerinin de sözde “Artsak Ermeni Halk Cumhuriyeti”ni ilan etmeleri ise bölgedeki gerilim tırmandı. ERMENİLERİN AZERBAYCAN ŞEHİRLERİNDEN ÇEKİLMESİ GÖRÜŞÜLÜRKEN ERMENİLERİN ADI ANILMADI Azerbaycan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Ermenistan, Rusya ve diğer devletler, 20 Şubat 1993’te Roma’da Minsk Konferansı Başkanı Mario Rafaelli ile bir araya gelerek görüşmeye başladı. Bu görüşmeler yaşanırken Ermenistan, Kelbecer’e saldırı başlattı. 30 Nisan 1993 tarihinde yaşanan bu olay nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM), Kelbecer’in Ermeni işgali altında olduğunu görüşerek Kelbecer ve diğer Azerbaycan şehirlerinden Ermeni işgalci güçlerinin derhâl çekilmesi kararını ilan etti. Buna karşın, işgalci Ermeni güçlerinin adı bu kararda zikredilmedi. ERMENİSTAN, KARABAĞ’I 30 YILDIR İŞGALİ ALTINDA TUTTU VE SALDIRGAN POLİTİKALARINI SÜRDÜRDÜ Ermenistan'ın 1990’lı yılların başında başlattığı işgal, yaklaşık 30 yıl devam etti. Birinci Karabağ Savaşı’nın üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen BM Güvenlik Konseyi ve sorunun çözümü için kurulan Minsk Grubu ise işlevsiz kaldı. Azerbaycan, 2010’da kabul ettiği askerî doktrin çerçevesinde Karabağ sorununun çözüme kavuşması için siyasi, diplomatik ve askerî her türlü seçeneğe başvuracağını ilan etti ve iki ülke arasındaki ufak çaplı çatışmalar hâlâ yaşanmaya devam etti. Rusya karşıtı söylemleri ile bilinen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın 2018 yılında iktidara gelmesi ile bölgede değişim yaşanabileceği öne sürülmesine rağmen Ermenistan, Azerbaycan’a yönelik provokatif ve saldırgan bir politika takip edildi. Ermenistan’ın, 27 Eylül 2020 tarihinde işgal ettiği toprakları genişletmek için yeni bir saldırı başlatmasının sonucu Azerbaycan, bu saldırıya karşılık verdi. Bunun üzerine 44 gün devam edecek İkinci Karabağ Savaşı yaşandı. AZERBAYCAN, 5 ŞEHİR, 4 KASABA VE 286 KÖYÜ KURTARDI 44 günlük Vatan Muharebesi’nde Azerbaycan güçlerinin Şuşa'yı 8 Kasım’da başarılı bir şekilde ele geçirmesi ise savaşın dönüm noktası oldu. Ertesi gün 70’in üzerinde köy daha işgalden kurtarılırken Ermenistan, bir gün sonra kendi açtığı savaştan yenik çıktı ve Azerbaycan’la barış antlaşması imzalamak zorunda kaldı. Öte yandan 10 Kasım’da Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya, çatışma bölgesinde tüm askerî operasyonların tamamen durdurulmasına ilişkin beyanat imzaladı. Bu beyanat doğrultusunda 20 Kasım’da Ağdam, 25 Kasım’da Kelbecer, 1 Aralık’ta ise Laçin vilayetleri bir tek şehit verilmeden kurtarıldı. Şuşa’da elde edilen zafer, aynı zamanda daha fazla toprak kazanımının yolunu açarak Azerbaycan’ın 5 şehir, 4 kasaba ve 286 köy üzerindeki kontrolü geri almayı başarmasını sağladı. Ermenistan’ın ateşkes ihlalleri nedeniyle 19 Eylül 2023 tarihinde başlatılan ve zaferler sonuçlanan "Antiterör Operasyonu"ndan sonra ise Azerbaycan, bölgenin toprak haritasını yeniden şekillendirerek konumunu sağlamlaştırdı.

İstanbul Turizm Fuarı’na 30 ülkeden profesyonel katıldı Haber

İstanbul Turizm Fuarı’na 30 ülkeden profesyonel katıldı

İstanbul Yenikapı'da düzenlenen Turizm Fuarı 2026'ya yaklaşık 30 ülkeden 300 turizm profesyoneli katılırken, fuarda, sektör temsilcileri B2B görüşmeler gerçekleştirdi. TTYD Başkanı Oya Narin, Türkiye turizminin 2026’nın ilk yarısındaki performansına ilişkin verileri paylaştı. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği’nin (TTYD) resmi iş ortağı olduğu İstanbul Turizm Fuarı 2026, 24-25 Eylül tarihlerinde İstanbul Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yaklaşık 30 ülkeden 300 uluslararası turizm profesyonelinin katıldığı fuarda oteller, acenteler, turizm yatırımcıları ve sektör temsilcileri bir araya gelerek B2B iş görüşmeleri yaptı. “Sektör paydaşlarını bir araya getiren önemli bir platform” Fuarın ardından değerlendirmelerde bulunan TTYD Başkanı Oya Narin, İstanbul Turizm Fuarı’nın küresel turizm aktörlerini, otelleri ve acenteleri bir araya getiren önemli bir platform olduğunu belirtti. Narin, fuarın önümüzdeki yıllarda uluslararası alandaki konumunu daha da güçlendireceğine inandığını ifade etti. TÜRKİYE TURİZMİNDE 2026’NIN İLK YARISI Narin’in paylaştığı verilere göre Türkiye, 2019-2025 döneminde uluslararası turist sayısını yüzde 21 artırarak OECD ülkeleri arasında en fazla büyüyen dördüncü destinasyon oldu. Türkiye, 2026’nın ilk 6 ayında 25,7 milyon ziyaretçi ağırlarken, aynı dönemde 25,7 milyar dolar turizm geliri elde etti. İlk yarıda Türkiye’yi ziyaret eden turistlerin ülkelere göre dağılımında Rusya 2,65 milyon, Almanya 2,44 milyon ve İngiltere 1,58 milyon ziyaretçiyle öne çıktı. Turist başına gecelik harcamanın 106 dolardan 109 dolara, yabancı ziyaretçilerin gecelik harcamasının ise 122 dolara yükseldiği belirtildi “REKABET UCUZLUK ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLMEMELİ” Narin, turizm sektöründe rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değil; hizmet kalitesi, kültür, doğa ve gastronomi gibi unsurlar üzerinden şekillenmesi gerektiğini söyledi. Jeopolitik gerilimlerin ve savaşların 2027 yılında azalmasını umduklarını belirten Narin, küresel seyahat ortamındaki olası iyileşmenin Türk turizmine de olumlu yansıyacağını ifade etti. Turizm sektörünün sürdürülebilirliği açısından nitelikli iş gücünün korunmasının önemine dikkat çeken Narin, gençlerin sektöre yeniden kazandırılması gerektiğini belirtti. İç pazarın da turizm sektörünü dış kaynaklı dalgalanmalara karşı dengeleyen önemli bir unsur olduğunu ifade eden Narin, yerli turistlerin seyahat harcamalarının 2025’te yüzde 32,4 artarak 555 milyar lirayı aştığını kaydetti. TTYD, fuar boyunca 14 numaralı standında farklı ülkelerden yatırımcı ve turizm profesyonellerini ağırlayarak iş birliği görüşmelerini sürdürdü.

İran'ın ABD üslerine verdiği yoğun hasarı gösteren fotoğraflar Haber

İran'ın ABD üslerine verdiği yoğun hasarı gösteren fotoğraflar

BBC'nin ABD'deki ortağı CBS, İran'ın Ortadoğu'daki birçok ABD tesisine düzenlediği saldırılar sonucu oluşan yaygın hasarı gösteren görüntüler elde etti. Aktif görevdeki askeri personel tarafından sağlanan fotoğraflarda, parçalanmış bir radar uçağı, devrilmiş römorklar ve ağır hasar görmüş binalar görülüyor. Tarihi olmayan fotoğraflar, ABD'nin Suudi Arabistan ve Kuveyt'teki üslerinde ve tesislerinde çekildi. CBS'nin ismini açıklamadığı bir askeri yetkili "Bu, üslerimizde meydana gelen ve Amerikan kamuoyuna henüz iletilmeyen büyük bir hasar" dedi. Yetkili yaşananları "Gözlerimiz kapalı bir şekilde orada duruyor ve yüzümüze yumruk yiyorduk" diye tarif etti. Beyaz Saray, BBC'nin sorularını ABD Merkez Komutanlığı'na yönlendirdi. Merkez Komutanlığı, yorum talebine yanıt vermedi. BBC tarafından bağımsız olarak doğrulanmamış fotoğraflar, Pentagon'un denetleme biriminin Ortadoğu'daki ABD üslerinde bulunan yüzlerce bina ve yapının hasar gördüğünü ve yıkıldığını doğrulayan raporunun yayınlanmasından bir gün sonra görüldü. Fotoğraflardan birinde, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Kuvvetleri Üssü'nde tahrip olmuş bir Boeing E-3 Sentry uçağı görülüyor. Uçak ikiye ayrılmış, kuyruk kısmı bir metal yığını haline gelmişti. Kaynak, CBS News--- Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ın yaklaşık 100 km güneydoğusunda bulunan Prens Sultan hava üssünde imha edilmiş bir Boeing E-3 Sentry uçağı görülüyor. Fotoğrafın tarihi belirtilmemiş olsa da BBC'nin doğrulama birimi BBC Verify daha önce Mart ayında aynı radar uçağına ait olduğu anlaşılan benzer bir fotoğrafı teyit etmişti. Boeing E-3 Awacs uçakları, olası tehditlere karşı erken uyarı sağlamak amacıyla uzun menzillerde potansiyel hedefleri tespit etmek ve izlemek için kullanılıyor. O dönemde bir ABD yetkilisi Reuters'e, İran'ın hava üssüne düzenlediği saldırıda 12 ABD personelinin yaralandığını, bunlardan ikisinin durumunun ağır olduğunu söylemişti. Kuveyt'teki Camp Beuhring Üssü'nden olduğu belirtilen, tarih belirtilmemiş iki fotoğrafta ise çökmüş karavanlar ve bölgeden yükselen dumanlar arasında paramparça olmuş büyük bir çadır benzeri yapı görülüyor. Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Buehring'de İran saldırısı sonucu tesisler imha oldu. Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Buehring'de İran saldırısında hasar gören bir yapıdan yükselen duman görülüyor. Bir diğer görselde ise Kuveyt'teki Arifjan Kampı'nda İran'ın düzenlediği bir saldırı sonucu hasar gören dört katlı bir bina görülüyor. Mart ayında, uydu iletişim donanımı da dahil bölgede hasar meydana geldiği bildirilmişti, ancak bu görüntünün aynı saldırıdan olup olmadığı net değil. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimlerde ulusal güvenlik yetkilisi olarak görev yapmış Brian Katulis, görsellerdeki hasarın "Amerika'nın savunmasını yeterince hazırlamadığını" gösterdiğini söyledi. Ortadoğu Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Katulis, "Çin ve Rusya gibi ABD'nin düşmanlarının İran'a hedef belirlemede yardımcı olduğuna dair güçlü kanıtlar var" diye ekledi. "Trump yönetimi bu zaafları gidermek için hiçbir şey yapmadı." Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Arifjan'da çekilen bu fotoğrafta bir binadaki hasar görülebiliyor. Bu görüntüler, Pentagon'un denetleme biriminin yayınladığı ve İran'ın saldırılarının "çatışma sırasında Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerinde yüzlerce bina ve yapıyı hasara uğratıp, yok ettiğini" vurgulayan raporun hemen ardından yayınlandı. Raporda ayrıca, ekipman kayıplarının toplamda 3,7 milyar dolar olduğu belirtildi. Genel olarak, ABD'nin 29 Haziran'a kadar savaşa 33,4 milyar dolar harcadığı ifade edildi. Raporda, savaşın başlamasının ardından geçen aylarda "onlarca ABD uçağının imha edildiği veya hasar gördüğü" belirtiliyor. Belgede, hasar gören uçaklardan birkaçının listesi yer alıyor. Bunlar arasında "İran mühimmatı tarafından Suudi Arabistan'da yerde hasar gören veya imha edilen" beş yakıt ikmal uçağı da bulunuyor. Kongre Bütçe Ofisi'nin ayrı bir raporunda, E-3 uçağının artık üretimde olmadığı ve daha modern bir muadili olan E-7 ile değiştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bütçe Ofisi, yalnızca E-3 uçağının maliyetinin 500 milyon dolar olduğunu ve savaşta kaybedilen ekipmanların (uçaklar, insansız hava araçları ve yüksek irtifa alan savunma sistemi dahil) tahmini toplam maliyetinin 1,9 milyar dolar olduğunu belirtti. Savunma bakanlığının bilgi taleplerine yanıt vermemesi nedeniyle incelemede "belirsizlik" olduğunu ve bu nedenle kurumun hükümet veri tabanlarına ve kamuya açık raporlara bel bağlamak zorunda kaldığını vurguladı. Rapora göre, ABD ordusunun yapmayı planladığı onarım ve yeniden yapılanma çalışmalarının kapsamı da henüz net değil. Ortadoğu Enstitüsü'nden Brian Katulis, "Bu maliyetler, Trump yönetiminin değerli askeri kaynakları nasıl israf ettiğini ve karşılığında pek bir şey elde edemediğini gösterse de" asıl zararın ABD'nin genel askeri hazırlığına verildiğini söyledi. "Amerika Birleşik Devletleri, askeri varlıklarını Asya'dan Orta Doğu'ya kaydırmak zorunda kaldı. Bu da Amerika'yı ve Asya'daki ortaklarını Çin'e karşı daha savunmasız ve kırılgan hale getirdi" dedi. "Ayrıca, ABD'nin mühimmatının tükenmesi, Rusya'yı Amerika'nın NATO müttefikleriyle zaaflarını araştırmaya ve Ukrayna'ya karşı savaşını sürdürmeye daha istekli hale getiriyor." ABD'nin ekipman kayıplarını karşılayacak mali kaynaklara sahip olmasına rağmen, zaten bütçe sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu ve Ortadoğu'da veya dünyanın başka yerlerinde muhtemel çatışmaların tırmanmasına hazırlanmak için yeterince hızlı hareket edemeyebileceğini de sözlerine ekledi. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a ortak saldırılar düzenlemesiyle başlayan çatışmaya son verilmesi için Beyaz Saray üzerinde kamuoyu ve siyasi baskı artıyor. Savaşın başlamasından bu yana İran, Körfez'deki ABD üslerine ve müttefik devletlere, ayrıca İsrail'e defalarca saldırdı. ABD Temsilciler Meclisi, İran'daki savaşı sona erdirmek için 15 Eylül Salı gecesi üçüncü kez oylama yaparak, Başkan Donald Trump'ı Kongre onayı olmaksızın ABD askeri müdahalesini sona erdirmeye zorlayacak bir tasarıyı onayladı. Kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde Temsilciler Meclisi'nde bu konudaki son oylama olabilecek tercih birkaç Cumhuriyetçinin de desteğiyle kabul edildi. Tasarı, onaylanma yolunda belirsiz bir durumla karşı karşıya. ABD Senatosu konuyu ele alıp almayacağına dair henüz bir açıklama yapmadı. Aynı gün, görev süresi sona ermekte olan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie de, İran savaşının ABD için maliyetine ilişkin yeni ayrıntıların ortaya çıkmasıyla birlikte Savunma Bakanı Pete Hegseth'i görevden alma girişiminde bulunacağını açıkladı. Trump yönetimi Hegseth'i destekledi ve ABD Adalet Bakanı Todd Blanche gazetecilere Hegseth'in "olağanüstü bir iş çıkardığını" söyledi. Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı.

Zelenskıy: Putin, Ukrayna'yı ele geçirme girişiminden hiçbir zaman vazgeçmeyecek Haber

Zelenskıy: Putin, Ukrayna'yı ele geçirme girişiminden hiçbir zaman vazgeçmeyecek

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy, Rusya Devlet Başkanı Putin'in Ukrayna'nın tamamını işgal etme hedefinden vazgeçmeyeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'nın tamamını işgal etme hedefinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini belirterek, ülkesinin güvenliği için güçlü güvenlik garantilerine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Zelenskıy, Kanada kamu yayın kuruluşu CBC'ye verdiği röportajda Rusya'nın hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Putin'in Ukrayna'nın tamamını ele geçirmek istediğini vurgulayan Zelenskıy, uluslararası toplumun Rusya karşısında zayıf kalması ve Ukrayna'nın yeterli güvenlik garantilerine sahip olmaması halinde Moskova'nın hedeflerine ulaşabileceğini ifade etti. Zelenskıy, "Putin tüm Ukrayna'yı ele geçirmek istiyor. Eğer güçlü olmazsak, dünya kenarda durursa ve güvenlik garantilerimiz olmazsa bunu yapacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Ukrayna Cumhurbaşkanı, Rusya Devlet Başkanı'nın hedeflerini değiştireceğine inanmadığını belirterek, güvenlik garantilerinin temel amacının Rusya'nın gelecekte yeniden saldırmayacağından emin olmak olduğunu söyledi. PUTİN'LE DOĞRUDAN GÖRÜŞMEYE HAZIR Zelenskıy, savaşı sona erdirecek bir sonuç elde edilmesi hâlinde Putin'le doğrudan müzakere masasına oturmaya hazır olduğunu da dile getirdi. Putin'le görüşmeyi kişisel olarak istemediğini belirten Zelenskıy, Putin’i "düşman" olarak gördüğünü ancak barışa ulaşılmasına katkı sağlayacaksa doğrudan görüşmelerin gerekli olabileceğini söyledi. Ukrayna Cumhurbaşkanı, "Onunla aynı masaya oturmam konusunda bir sorun yok. Bunu istediğim için değil; ailemle oturmayı tercih ederim. O bir düşman. Ancak sonuç bizi barışa yaklaştırabilecekse düşmanla neden konuşmayalım?" ifadelerini kullandı. "RUSYA'YI SAVAŞ ALANINDA YENMEK ZOR" Zelenskıy ayrıca Rusya'nın savaş alanında tamamen yenilgiye uğratılmasının kolay olmadığını söyledi. Bunun temel nedenlerinden birinin, saldırı operasyonlarının çok yüksek insan kayıplarına yol açması olduğunu belirtti. Ukrayna Cumhurbaşkanı, Rusya'yı yenmenin zor olduğunu ifade ederek, savaşta ilerleme sağlamak için insanların hayatını kaybetmesinin kaçınılmaz hâle geldiğini ve bunun 21. yüzyılda kabul edilmesi son derece ağır bir bedel olduğunu vurguladı. Zelenskıy, savaşın sona erdirilmesi için diplomatik girişimlerin sürdürülmesi gerektiğine işaret ederken, Ukrayna'nın gelecekte yeni bir Rus saldırısına karşı korunmasını sağlayacak güvenlik garantilerinin barış sürecinin önemli unsurlarından biri olduğunu belirtti.

Nâzım Hikmet’in yaşamına çok katmanlı bir yolculuk Haber

Nâzım Hikmet’in yaşamına çok katmanlı bir yolculuk

95. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın kültür ve sanat dolu etkinlik programının merkezinde, Nâzım Hikmet’in Türkiye’de bugüne kadar açılmış en kapsamlı sergilerinden biri olan ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi Sergisi yer alacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen 95. İzmir Enternasyonal Fuarı, 5–13 Eylül 2026 tarihleri arasında “Fuar Şehrin Kalbinde” sloganıyla Kültürpark’ta gerçekleştirilecek. Fuar; konserlerden tiyatro ve stand-up gösterilerine, sergilerden çocuk ve gençlik etkinliklerine, uluslararası sokak gösterilerinden interaktif deneyimlere uzanan programıyla ziyaretçilerini ağırlayacak. İEF, çok önemli bir sergiye de ev sahipliği yapacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi katkıları ve ev sahipliğinde, Folkart’ın yapımcılığını üstlendiği Nâzım Hikmet’in Türkiye’de bugüne kadar açılmış en kapsamlı sergilerinden biri olan ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi Sergisi ziyaretçilerle buluşacak. Sergi, 5 Eylül 2026–15 Ocak 2027 tarihleri arasında Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebilecek. ÇOK KATMANLI BİR KURGU ÜZERİNDEN ELE ALACAK Küratörlüğünü M. Melih Güneş’in, sergi kimliklendirme ve tasarımını ise Ömer Durmaz’ın üstlendiği sergi, yaklaşık 2 bin 125 metrekarelik alanda, fuaye dahil 15 salonda kurulacak. Türkiye ve yurt dışındaki kişi, kurum, arşiv ve koleksiyonlardan bir araya getirilen yüzlerce belge, el yazması, kişisel eşya ve görsel-işitsel kayıt; edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarım gibi farklı disiplinlerle bir araya getirilecek. Sergi, Nâzım Hikmet’in yaşamını klasik bir kronoloji içerisinde anlatmak yerine, farklı dönemlere ve anlatılara açılan çok katmanlı bir kurgu üzerinden ele alacak. Sergi için Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Moskova Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi gibi kurumların arşivleri açılırken; Vera Tulyakova Hikmet’in arşivi, koleksiyoner Gürkan Us’taki eserler ile Abidin Dino, Avni Arbaş, Doris Kahane, Natalya Gonçarova ve Jak İhmalyan’ın çalışmalarından seçkiler de sergide yer alacak. Nâzım Hikmet’in kendi yaptığı bazı resimler ile Sedat Girgin’in sergi için özel olarak hazırladığı eser de ziyaretçilerle buluşacak. Sergi kapsamında Nâzım’ın kişisel eşyalarının yer aldığı çalışma odasının replikası da yer alacak.

Dış ticaret verileri belli oldu.. İhracatta Almanya, ithalatta Çin ilk sırada Haber

Dış ticaret verileri belli oldu.. İhracatta Almanya, ithalatta Çin ilk sırada

Türkiye’nin ihracatı Temmuz ayında yüzde 2,9 artarak 25,6 milyar dolara, ithalatı ise yüzde 5,1 yükselerek 33 milyar dolara yaklaştı. Dış ticaret açığı yüzde 13,6 artışla 7,3 milyar dolara çıktı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğinde açıklanan geçici dış ticaret verilerine göre, Türkiye’nin dış ticaretinde Temmuz ayında ihracat ve ithalat arttı. Genel ticaret sistemine göre Temmuz 2026’da ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 artarak 25 milyar 623 milyon dolar, ithalat ise yüzde 5,1 artışla 32 milyar 966 milyon dolar oldu. Bu gelişmeyle dış ticaret açığı yüzde 13,6 artarak 7 milyar 343 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 79,4’ten yüzde 77,7’ye geriledi. 7 AYLIK DIŞ TİCARET AÇIĞI 60,5 MİLYAR DOLAR Ocak-Temmuz döneminde ihracat yüzde 3,4 artışla 161 milyar 539 milyon dolara, ithalat yüzde 4,7 yükselişle 222 milyar 85 milyon dolara ulaştı. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 8,3 artarak 60 milyar 545 milyon dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 73,6’dan yüzde 72,7’ye geriledi. İHRACATTA ALMANYA, İTHALATTA ÇİN İLK SIRADA Temmuz ayında Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülke Almanya oldu. Almanya’ya 2 milyar 42 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Almanya’yı ABD, Birleşik Krallık, Irak ve İtalya izledi. İthalatta ise ilk sırada Çin yer aldı. Temmuz ayında Çin’den yapılan ithalat 5 milyar 40 milyon dolar olarak kaydedildi. Çin’i Rusya, Almanya, ABD ve İtalya takip etti. Ekonomik faaliyetlere göre Temmuz ayında toplam ihracatın yüzde 94,4’ünü imalat sanayi oluşturdu. Tarım, ormancılık ve balıkçılığın payı yüzde 3, madencilik ve taşocakçılığının payı ise yüzde 1,8 oldu. İmalat sanayi ürünleri ihracatı içinde yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 4,4 olarak gerçekleşti. İthalatta ise ara malları yüzde 69,4 ile en büyük payı aldı. Sermaye mallarının payı yüzde 14,5, tüketim mallarının payı yüzde 16 oldu. ENERJİ VE ALTIN HARİÇ DIŞ TİCARET AÇIĞI 2,4 MİLYAR DOLAR Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda temmuz ayında ihracat yüzde 3,1 artarak 23 milyar 788 milyon dolara, ithalat ise yüzde 3,6 yükselerek 26 milyar 194 milyon dolara çıktı. Bu kapsamda dış ticaret açığı 2 milyar 407 milyon dolar, dış ticaret hacmi ise yüzde 3,4 artışla 49 milyar 982 milyon dolar oldu. Enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 90,8 olarak hesaplandı. YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRÜNLERİN İTHALATTAKİ PAYI DAHA YÜKSEK Temmuz ayında yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,4 olurken, ithalat içindeki payı yüzde 12,7 olarak gerçekleşti. Öte yandan mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre temmuzda ihracat aylık bazda yüzde 2,6 artarken, ithalat yüzde 7,2 azaldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.