Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ruh Sağlığı

bursaarena.com.tr - Ruh Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ruh Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erkekler neden daha erken ölüyor?: İşte üç temel sebep Haber

Erkekler neden daha erken ölüyor?: İşte üç temel sebep

Erkeklerin kadınlara kıyasla daha erken yaşta hayatını kaybetmesinde biyolojik nedenlerin yanı sıra sosyal ve kültürel etkenler de öne çıkıyor. Uzmanlar bu durumu özellikle “maçoluk” algısı, sağlık okuryazarlığı eksikliği ve sağlık hizmetlerine geç başvuru olmak üzere üç temel başlıkta değerlendiriyor. Erkeklerde kadınlara kıyasla daha kısa yaşam süresinin arkasında yalnızca biyolojik değil, sosyal ve kültürel faktörlerin de etkili olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, “güçlü olma” baskısının erkeklerin sağlık sorunlarını geciktirmesine ve erken müdahale fırsatlarının kaçmasına yol açtığını vurguluyor. Karar'ın haberinde görüşleri anılan Uzmanlara göre erkeklerin kadınlara kıyasla daha erken yaşta hayatını kaybetmesinde yalnızca biyolojik değil, sosyal ve kültürel faktörler de belirleyici rol oynuyor. “Erkek güçlü olmalı” algısı, sağlık sorunlarının görmezden gelinmesine ve geç müdahaleye yol açabiliyor. SAĞLIK HİZMETLERİNE BAŞVURU İSTEKSİZLİĞİ RİSK YARATIYOR BBC’nin derlediği değerlendirmelere göre erkekler, sağlık sorunlarını çoğu zaman “zayıflık” olarak görerek doktora gitmekten kaçınıyor. Bu durum kalp hastalıkları, kanser ve karaciğer rahatsızlıkları gibi ciddi hastalıkların daha geç teşhis edilmesine neden oluyor. Uzmanlar, erkeklerin sağlık okuryazarlığının kadınlara göre daha düşük olduğunu ve belirtileri fark etme, yardım arama ve tedaviye uyum süreçlerinde geri kaldığını belirtiyor. Bu tablo, yaşam süresinde ortalama birkaç yıllık fark yaratıyor. SOSYAL BASKILAR VE “MAÇOLUK” KÜLTÜRÜ ETKİLİ “Maçoluk” algısının erkeklerin yardım aramasını engelleyen önemli bir faktör olduğu ifade ediliyor. Birçok erkek, hastalık belirtilerini görmezden gelerek günlük yaşamına devam etmeyi tercih ediyor. Uzmanlara göre bu durum, özellikle genç yetişkinlikten orta yaşa kadar olan dönemde sağlık kontrollerinin aksamasına yol açıyor. YOKSULLUK VE SOSYAL EŞİTSİZLİK FARKI BÜYÜTÜYOR Araştırmalar, yoksul bölgelerde yaşayan erkeklerin yaşam süresinin daha da kısa olduğunu ortaya koyuyor. En dezavantajlı bölgelerde erken ölüm riski, daha varlıklı bölgelere göre belirgin şekilde artıyor. Ayrıca sağlık taramalarına katılım oranlarının düşük olması, birçok hastalığın erken aşamada tespit edilmesini zorlaştırıyor. İNTİHAR VE RUH SAĞLIĞI DA KRİTİK BAŞLIK Uzmanlar, erkeklerde ruh sağlığı sorunlarının da yeterince görünür olmadığını vurguluyor. İşsizlik, ekonomik baskı ve ilişki sorunlarının intihar riskini artırdığı belirtilirken, terapi ve destek hizmetlerinden yararlanma oranının erkeklerde daha düşük olduğu ifade ediliyor.

15-19 yaş arası dikkat! 1,2 milyar kişinin ruh sağlığı bozuk! Haber

15-19 yaş arası dikkat! 1,2 milyar kişinin ruh sağlığı bozuk!

Küresel sağlık mimarisini derinden sarsacak veriler, bilim dergisi The Lancet’in son sayısında yayımlandı. Dünya genelinde 1,2 milyar insanın ruhsal bir rahatsızlıkla mücadele ettiğini ortaya koyan çalışma, tarihte ilk kez 15-19 yaş grubunun en kırılgan nüfus haline geldiğini ortaya koydu. Küresel sağlık mimarisini derinden sarsacak veriler, bilim dergisi The Lancet’in son sayısında yayımlandı. Avustralya’daki Queensland Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve 1990 ile 2023 yılları arasındaki süreci kapsayan devasa araştırma; 21 bölge ile 204 ülkedeki durumu masaya yatırdı. Ortaya çıkan sonuçlar, küresel nüfusun yaklaşık her 8 kişisinden birinin klinik düzeyde bir ruhsal bozuklukla yaşamını sürdürdüğünü gösteriyor. Araştırmacılar, toplam vaka sayısının 1990 yılından bu yana yüzde 95,5 oranında astronomik bir artış kaydettiğini bildirdi. EN BÜYÜK RİSK ALTINDAKİ GRUP ARTIK GENÇLER Araştırmanın en çarpıcı ve endişe verici bulgusu, hastalık haritasındaki yaş kırılımında yaşandı. Küresel veri toplama tarihinde ilk kez, ruhsal sorunların en yoğun görüldüğü kitle 15-19 yaş grubu oldu. Geçmiş yıllarda bu liderlik orta yaş grubuna aitken, yeni jenerasyonun maruz kaldığı baskılar istatistikleri tersine çevirdi. Uzmanlar, bu yaş aralığının beyin gelişimi ve sosyal entegrasyon için kritik bir eşik olduğuna dikkat çekerek, bu evrede kronikleşen zihinsel sorunların bireylerin tüm yetişkinlik yaşamında kalıcı hasarlar bırakabileceği uyarısında bulundu. ANKSİYETE VE DEPRESYON VAKALARI KATLANDI Birgün'ün haberine göre çalışmada; depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk, şizofreni, otizm, DEHB ve yeme bozuklukları (anoreksiya, bulimia) dahil olmak üzere toplam 12 ana ruhsal bozukluk kategorisi mercek altına alındı. Grafiğin zirvesinde ise adeta bir pandemiye dönüşen kaygı bozuklukları yer alıyor. Anksiyete (Kaygı Bozukluğu): 1990'dan bu yana görülen vaka artış oranı yüzde 158. Majör Depresyon: Aynı dönem aralığında kaydedilen vaka artış oranı yüzde 131. Diğer Ağır Klinik Vakalar: Yaygınlık oranları nispeten düşük olsa da dünya genelinde yaklaşık 26 milyon şizofreni, 14 milyon bulimia ve 4 milyon anoreksiya vakası bulunduğu tahmin ediliyor. Araştırma, cinsiyet dağılımında da belirgin farklılıklar ortaya koydu. Zihinsel ve duygu durum bozukluklarının büyük bir kısmı kadınlarda daha yoğun gözlemlenirken; otizm, DEHB ve bazı yıkıcı davranış bozukluklarının erkeklerde daha sık izlendiği belirlendi. Hastalıkların toplumsal ve ekonomik maliyetini ölçmek için kullanılan "Engelliliğe Bağlı Yaşam Yılı" (DALY - Sağlıklı bir yaşam yılının kaybı) kriterine göre, ruh sağlığı sorunları dünya genelinde en büyük işlev kaybı yaratan faktörlerden biri haline geldi. Queensland Üniversitesi'nden çalışmanın başyazarı Damian Santomauro, sonuçların şoke edici olduğunu belirterek, "Ruhsal bozukluklar artık sadece bireysel birer acı kaynağı değil; üretkenliğin düşmesi, iş gücü kayıpları ve sağlık sistemlerinin kilitlenmesi yoluyla hükümetleri ve küresel ekonomiyi tehdit eden kolektif bir krizdir. Çözüm için küresel liderlik şart" ifadelerini kullandı. TETİĞİ ÇEKEN FAKTÖRLER VE ÇÖZÜM ARAYIŞI Uzmanlar, KOVID-19 pandemisinin küresel ruh sağlığı üzerinde bıraktığı yıkıcı tortunun halen temizlenemediğini, kaygı ve depresyon seviyelerinin pandemi öncesi normlara geri dönemediğini vurguluyor. Rapora göre modern dünyada zihinsel çöküşü hızlandıran temel makro etkenler ise şunlar: Ekonomik güvensizlik, yoksulluk ve derinleşen gelir adaletsizliği Bölgesel savaşlar, siyasi çatışmalar ve göç dalgaları Sosyal izolasyon, dijitalleşmenin getirdiği ayrımcılık ve beden imajı illüzyonları Gıda güvensizliği ve küresel çevresel tehditler Bilim insanları, vaka sayılarındaki geometrik artışa karşın ülkelerin ruh sağlığı hizmet kapasitelerinin ve bütçelerinin aynı hızda genişlemediği konusunda kritik bir uyarıda bulunuyor. Klinik tedavilerin yanı sıra; iş-yaşam dengesi, kaliteli uyku, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve dijital detoks içeren güçlü sosyal ilişkilerin koruyucu birer kalkan olarak hayatın merkezine alınması gerektiği tavsiye ediliyor. (Türktime)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.