Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Problem Çözme

bursaarena.com.tr - Problem Çözme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Problem Çözme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fillerin dürtü kontrolü bilim insanlarını şaşırttı Haber

Fillerin dürtü kontrolü bilim insanlarını şaşırttı

Araştırma, insan-fil çatışmalarını önlemeye yönelik etkili stratejilerin geliştirilmesini sağlayabilir. (Vishwam Sankaran- Bilim ve Teknoloji Muhabiri) Araştırmacılar, sorunları daha etkili bir şekilde çözmek için dürtülerini bastırabilen Asya fillerinin, bu yeteneğe sahip az sayıdaki hayvan türünden biri olduğunu söylüyor. Daha etkili bir davranışı tercih edebilmek için bir dürtüye direnmek, yani engelleyici kontrol olarak bilinen süreç, insanların karar verme mekanizmasının temel unsurlarından biri. Bu yetenek, bazı kuş ve memeli türlerinde de gözlemleniyor. Tayland'daki Ulusal Fil Enstitüsü’nde yapılan bir deney, Asya fillerinin engelleyici kontrol özelliğine sahip olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, bulguları hakemli dergi PLOS One'da yayımlanan yeni çalışmada, "Filler, dürtüsel bir davranışı bastırmaları gereken bir durumla karşılaştığında genellikle bu dürtüyü bastırmayı başardı" ifadelerini kullanıyor. Bu yetenek, sosyal etkileşimler veya fillerin problem çözme gibi bilişsel süreçlerinin diğer yönleri için önem taşıyabilir. Filler, yiyeceği elde etmenin etkili yollarını bulmak için dürtülerine direniyor (Sangpa Dittakul) Çalışma kapsamında 16 fil, tek bir açıklıktan yiyecek almak için hortumlarını bir kutunun etrafından uzatmayı öğrendi. Daha sonra hayvanlara, ön tarafındaki küçük delikler sayesinde içindeki yiyeceği görüp koklayabildikleri şeffaf bir kutu sunuldu. Araştırmacılar, hayvanların başlangıçta öğrendikleri gibi yiyeceğe doğrudan uzanma arzusuna tutarlı biçimde direndiğini ve bunun yerine kutunun yan tarafındaki açıklığı kullandığını tespit etti. Kutu döndürüldüğünde filler ilk başta açıklığın önceki konumuna uzanma dürtüsüne kapılsa da kısa süre içinde bu davranışlarını değiştirerek yeni ve etkili bir yaklaşım buldu. Araştırmacılar, daha yaşlı bireylerde davranış değişikliğinin daha yavaş gerçekleştiğini ve bunun muhtemelen yaşa bağlı bilişsel gerilemeden kaynaklandığını belirtiyor. Bilim insanları, "Çalışma, bu türde engelleyici kontrolün varlığına dair ilk kanıtlardan bazılarını sunuyor" diye yazarak bunu doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu ekliyor. Deney, fillerin dürtüsel ancak etkisiz eylemlere direnip dolaylı fakat etkili davranışları tercih etme yeteneğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, bu yeteneğin fillerin problem çözme ve sosyalleşme becerilerinin kritik bir parçası olabileceğini ve insan-fil çatışmalarını önlemeye yönelik etkili stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini söylüyor. Araştırmacılar şu ifadeleri kullanıyor: Engelleyici kontrolü inceleyen kontrollü deneylerde fillerin farklı türdeki engellerle nasıl etkileşim kurduğunu ve bunların etrafından dolaşmayı nasıl öğrendiğini anlamak, yaban hayatındaki insan yapımı engellerden nasıl kaçındıklarını veya atlattıklarını anlamamıza yardımcı olabilir. Independent Türkçe, independent.co.uk/news

Beyin sisi ve dijital bağımlılık artıyor! Haber

Beyin sisi ve dijital bağımlılık artıyor!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medya ve kısa videoların özellikle çocuklarda dikkat dağınıklığı ile 'beyin sisi'ne yol açabildiğini belirtti. Dijital bağımlılığa karşı kaliteli zaman ve alternatif etkinlikler öneren Tarhan, beyin sağlığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital çağın beyin üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sosyal medya ve kısa video akışlarının özellikle çocuklar ve gençlerde dikkat dağınıklığına ve “beyin sisi”ne yol açabildiğini söyledi. Tarhan, akıllı telefonlar, sosyal medya ve yapay zekânın günlük yaşamın ayrılmaz parçaları haline geldiğini, ancak bu yoğun dijital maruziyetin zihinsel performansı olumsuz etkileyebildiğini belirtti. “SÜREKLİ YENİ UYARANLAR BEYNİ YORUYOR” Tarhan, dijital ortamda uzun süre sosyal medya akışında gezinmenin ya da kısa videolar izlemenin beyni sürekli yeni uyaranlarla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Bu durumun zamanla dikkat dağınıklığına, odaklanma güçlüğüne ve zihinsel bulanıklığa neden olabildiğini söyledi. Özellikle çocuklar ve gençlerde bu tablonun daha sık görüldüğünü belirten Tarhan, bazı ülkelerin sosyal medya kullanımına yaş sınırlaması getirerek dijital maruziyeti azaltmaya çalıştığını hatırlattı. DİJİTAL BAĞIMLILIĞIN NEDENİ ÖDÜL SİSTEMİ Dijital bağımlılığın güçlü olmasının nedenlerinden birinin beynin ödül sistemi olduğunu vurgulayan Tarhan, oyunlar ve sosyal medyanın kısa aralıklarla ödül hissi oluşturduğunu, bunun da kişiyi ekrana bağladığını kaydetti. Ekran kullanımını azaltmak için yalnızca yasak koymanın yeterli olmadığını söyleyen Tarhan, çocuklara spor, sanat, oyun ve sosyal etkinlikler gibi alternatif alanlar sunulması gerektiğini ifade etti. ÇOCUKLARI KORUMANIN YOLU: KALİTELİ ZAMAN Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre çocukları dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korumanın en etkili yolunun onlarla birlikte kaliteli zaman geçirmek olduğunu belirterek, birlikte oyun oynamak, yürüyüş yapmak, kitap okumak ve sohbet etmenin aile bağlarını güçlendirdiğini ifade ederek, yemek sırasında telefon kullanılmaması gibi basit kuralların da iletişimi artırdığını söyledi. Özellikle 6 yaş altı çocukların ekranla ebeveyn eşliğinde tanıştırılması gerektiğini vurguladı. Toplumda sıkça dile getirilen “insan beyninin sadece yüzde 10’unu kullanıyor” görüşünün bilimsel olmadığını belirten Tarhan, beyin görüntüleme çalışmalarının basit görevlerde bile birçok bölgenin aynı anda çalıştığını gösterdiğini söyledi. Prof. Dr. Tarhan, beynin canlı tutulması için farklı deneyimlere açık olmanın, yeni hobiler edinmenin, farklı yollar kullanmanın ve merak duygusunu korumanın önemli olduğunu ifade etti. Duyguların kalpte oluştuğu yönündeki yaygın inanışın aksine, duyguların merkezinin beyin olduğunu aktaran Tarhan, dış dünyadan gelen bilgilerin önce beyinde değerlendirildiğini, ardından duygusal deneyime dönüştüğünü anlattı. Mutluluk, haz, güven ve odaklanma gibi hislerin beynin ürettiği kimyasallarla ilişkili olduğunu söyleyen Tarhan, kalbin ise bu duyguların bedendeki yansımalarının hissedildiği organlardan biri olduğunu ifade etti. YAPAY ZEKÂ YARDIMCI OLMALI, KARAR VERİCİ DEĞİL Yapay zekânın hayatı kolaylaştırdığını ancak insanın yerini alamayacağını vurgulayan Tarhan, teknolojinin bilgiye hızlı erişim sağlasa da uzun vadede düşünme ve problem çözme becerilerini tembelleştirebileceğini dile getirdi. İnsan beyninin empati, sosyal ilişki ve bilinç gibi özelliklerle yapay zekâdan ayrıldığını belirten Tarhan, yapay zekânın sağlık, eğitim ve bilimde fayda sağlayacağını ancak etik kurallar olmazsa yanlış yönlendirme ve manipülasyon riskleri doğurabileceğini söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, beyin sağlığının çocukluktan itibaren korunması gerektiğini, kaliteli uykunun beyin hücrelerinin korunması açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Omega-3 bakımından zengin balık ve ceviz gibi besinlerin beyin sağlığını desteklediğini belirten Tarhan, anlamlı sosyal ilişkilerin hem ruh sağlığını hem de bilişsel işlevleri koruduğunu söyledi.

Çocuklarda ekran süresi arttıkça hareket azalıyor Haber

Çocuklarda ekran süresi arttıkça hareket azalıyor

Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının artması çocukların aktif oyun ve açık hava etkinliklerine ayırdığı zamanı azaltıyor. Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, hareketsizliğin yalnızca fiziksel gelişimi değil; motor beceriler, dikkat, problem çözme, sosyal iletişim ve günlük yaşam becerilerini de etkileyebileceği uyarısında bulundu. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapisti Emrullah Harun Kaya, çocuklarda artan ekran kullanımının hareketli oyun alışkanlıkları üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaya, tablet, telefon ve bilgisayar gibi dijital araçların çocukların günlük yaşamında daha fazla yer kaplamasıyla birlikte sokak oyunları, koşma, tırmanma, bisiklete binme ve arkadaşlarla hareketli oyunlar için ayrılan sürenin azaldığını belirtti. HAREKETSİZLİK MOTOR BECERİLERİ DE ETKİLİYOR Hareketin çocuk gelişiminin temel taşlarından biri olduğunu vurgulayan Kaya, aktif oyunların kas kuvveti ve dayanıklılığın yanı sıra denge, koordinasyon, dikkat, planlama ve sosyal iletişim becerilerini desteklediğini söyledi. Yeterince hareket etmeyen çocuklarda kas kuvveti, dayanıklılık, esneklik, denge ve koordinasyon alanlarında güçlükler görülebileceğini belirten Kaya, bu çocukların koşarken, merdiven çıkarken veya yaşıtlarıyla oyun oynarken daha çabuk yorulabileceğini ifade etti. Kaya, top yakalama, tek ayak üzerinde durma, sıçrama, seksek oynama ve bisiklete binme gibi becerilerde de zorlanmalar görülebileceğine dikkat çekti. GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİNİ DE ETKİLEYEBİLİR Motor becerilerin yalnızca spor sırasında kullanılmadığını belirten Kaya, çocukların okul ve ev yaşamındaki birçok aktivitede bedenlerini etkili şekilde kullanmaları gerektiğini söyledi. Çanta taşıma, dengeli oturma, kalem kullanma, kıyafet giyme, ayakkabı bağlama, yemek yeme ve oyuncakları toplama gibi günlük aktivitelerin motor becerilerle ilişkili olduğunu belirten Kaya, yeterli hareket deneyimi kazanamayan çocukların günlük yaşam becerilerinde de zorlanabileceğini kaydetti. Aktif oyunların bilişsel gelişime de katkı sunduğunu ifade eden Kaya, oyun sırasında çocukların sürekli karar verdiğini ve çözüm ürettiğini belirtti. Engel aşmak, topun yönünü tahmin etmek, dengede kalmak veya arkadaşlarıyla oyun kuralları oluşturmak gibi süreçlerin bilişsel becerileri desteklediğini söyledi. Ergoterapinin çocukların fiziksel, bilişsel, duyusal, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını birlikte ele aldığını belirten Kaya, çalışmaların çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve günlük yaşamda yaşadığı zorluklara göre planlandığını ifade etti. Kaya, ergoterapide yalnızca kas gücünün artırılmasının değil, çocuğun arkadaşlarıyla oyun oynayabilmesi, okul etkinliklerine katılabilmesi ve günlük yaşam becerilerini mümkün olduğunca bağımsız gerçekleştirebilmesinin de hedeflendiğini söyledi. Çocuğun sürekli düşmesi, merdiven çıkmakta zorlanması, top oyunlarından kaçınması, çabuk yorulması veya kalem kullanımında güçlük yaşaması gibi durumların gelişimsel değerlendirme gerektirebileceğini belirten Kaya, erken dönemde sağlanan desteğin çocuğun katılımını ve özgüvenini artırabileceğini kaydetti. AİLELERE “BİRLİKTE AKTİF OYUN” ÖNERİSİ Ailelere çocuklarıyla her gün aktif oyun zamanı planlamaları çağrısında bulunan Kaya, evde bulunan yastık ve minderlerle güvenli mini engel parkurları hazırlanabileceğini söyledi. Çocukların minderlerin üzerinden geçmesi, belirlenen çizgide yürümesi veya güvenli hedeflere ulaşmaya çalışması gibi oyunların denge, koordinasyon ve motor planlama becerilerini destekleyebileceğini belirten Kaya, bu tür aktivitelerin mutlaka yaşa uygun ve yetişkin gözetiminde yapılması gerektiğini vurguladı. Müzik eşliğinde dans etmenin de ritim, koordinasyon ve beden farkındalığını geliştirebileceğini belirten Kaya, ailelerin çocuklarıyla günde yaklaşık 30 ila 60 dakika aktif oyun planlamasını önerdi. Kaya, ebeveynlerin yalnızca çocuklarını izlemek yerine oyuna katılmasının çocuğun motivasyonunu, iletişimini ve oyundan aldığı keyfi artıracağını söyledi. Çocukların yaşıtlarıyla kıyaslanmaması gerektiğini de vurgulayan Kaya, ailelerin küçük gelişimleri fark ederek desteklemesinin önemli olduğunu belirtti. Kaya, temel amacın çocukların hareketten keyif alması ve kendilerini güvende hissetmesi olduğunu ifade etti.

Dijital oyunları yasaklamak yerine doğru sınırlar koyulmalı Haber

Dijital oyunları yasaklamak yerine doğru sınırlar koyulmalı

Üsküdar Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, dijital oyunların çocukların yaşamından tamamen çıkarılmasının doğru olmadığını belirterek, ailelerin içerik seçimi, ekran süresi ve dijital okuryazarlık konusunda bilinçli hareket etmesi gerektiğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, 8 Temmuz Video Oyunları Günü dolayısıyla dijital oyunların çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dijital oyunların çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldiğini belirten Gülaldı, bu oyunların yalnızca eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda sosyalleşme, öğrenme ve kültürel etkileşim alanı olarak da değerlendirildiğini ifade etti. "TAMAMEN YASAKLAMAK DOĞRU DEĞİL" Dijital oyunların çocukların hayatından tamamen çıkarılmasının hem gerçekçi hem de pedagojik açıdan doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Gülaldı, katı yasakların çocukları akran ilişkilerinden uzaklaştırabileceğini ve denetimsiz ortamlara yöneltebileceğini söyledi. Gülaldı, "Asıl sağlıklı yaklaşım yasaklamak değil, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını gözeterek doğru ve net sınırlar koymaktır." dedi. Ebeveynlerin oyun seçerken yaş derecelendirme sistemlerine dikkat etmesi gerektiğini belirten Gülaldı, PEGI ve ESRB gibi uluslararası derecelendirme sistemlerinin yalnızca yaş sınırı belirlemediğini, aynı zamanda şiddet, korku, argo, oyun içi satın alma ve kumar benzeri içerikler konusunda da önemli bilgiler sunduğunu ifade etti. Bir oyunun çocuğu pasif bir izleyici konumuna sürüklememesi gerektiğini belirten Gülaldı, strateji geliştirmeyi, problem çözmeyi ve analitik düşünmeyi destekleyen oyunların tercih edilmesinin önemine dikkat çekti. ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLARA DİKKAT Yaşa uygun olmayan dijital oyunların çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirten Gülaldı, özellikle şiddet içerikli oyunların çocuklarda duyarsızlaşma, öfke kontrolü sorunları ve akran zorbalığı riskini artırabileceğini söyledi. Erken çocukluk döneminde korku ve gerilim içeren oyunların ise kaygı bozuklukları ile uyku problemlerine yol açabileceği uyarısında bulundu. Doğru seçilen dijital oyunların önemli kazanımlar sunduğunu ifade eden Gülaldı, strateji, bulmaca ve simülasyon oyunlarının analitik düşünme, dikkat ve problem çözme becerilerini geliştirdiğini söyledi. Açık dünya ve inşa temelli oyunların yaratıcılığı desteklediğini, çok oyunculu iş birliği oyunlarının ise çocuklara ekip çalışması, liderlik ve iletişim becerileri kazandırabildiğini belirtti. Ekran süresinin yalnızca saat üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gülaldı, ailelerin çocuklarıyla birlikte oyun oynamasının ve oyun üzerine sohbet etmesinin daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Çocukların oyun süresinin; uyku, beslenme, ders çalışma, fiziksel aktivite ve yüz yüze sosyal ilişkileri aksatmayacak şekilde planlanması gerektiğini belirten Gülaldı, ailelerin çocuklarıyla birlikte ortak kurallar içeren bir "medya sözleşmesi" oluşturmasını önerdi. Dijital oyunların bazı çocuklarda davranışsal bağımlılığa dönüşebileceğine dikkat çeken Gülaldı, oyun oynanmadığında aşırı öfke, uyku ve yemek düzeninin bozulması, okul başarısında düşüş, sosyal hayattan uzaklaşma ve oyun dışında hiçbir etkinliğe ilgi göstermeme gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin uzun süre devam etmesi halinde ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteğine başvurması gerektiğini belirten Gülaldı, aşırı oyun oynama davranışının bazen akran zorbalığı, akademik başarısızlık veya aile içi sorunlar gibi daha derin problemlerin bir yansıması olabileceğini sözlerine ekledi.

Son bir hafta! 1 milyondan fazla öğrenci LGS'de ter dökecek Haber

Son bir hafta! 1 milyondan fazla öğrenci LGS'de ter dökecek

Milli Eğitim Bakanlığınca, 13 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi kapsamındaki merkezi sınav, yurt içi ve yurt dışında toplam 1 milyon 22 bin 658 öğrencinin katılımıyla yapılacak. Milli Eğitim Bakanlığı, ortaöğretim kurumlarına geçiş müfredatı kapsamında düzenlenen LGS merkezi sınavına ilişkin operasyonel takvimi belli oldu. Daha önce 14 Haziran Pazar günü yapılacağı duyurulan sınav; aynı gün A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Avustralya ile oynayacağı karşılaşmanın bitiş saatiyle sınav başlangıcının çakışması üzerine, olası kitlesel yoğunlukların önüne geçilmesi amacıyla 13 Haziran Cumartesi gününe kaydırıldı. SINAV ALANLARININ HAZIRLIĞI İÇİN CUMA GÜNÜ İDARİ TATİL Bakanlık, sınav binalarının temizlik, hijyen ve dezenfeksiyon işlemlerinin eksiksiz yürütülmesi, salon numaralandırmaları ile yönlendirme levhalarının yerleştirilmesi gibi fiziki hazırlıkların tamamlanabilmesi amacıyla 12 Haziran Cuma gününü idari tatil ilan etti. İki oturum halinde organize edilen sınavın zaman yönetimi şu şekilde planlandı: 1. Oturum (Sözel): Saat 09.30’da başlayacak. Türkçe, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Yabancı Dil derslerinden toplam 50 soru yöneltilecek ve 75 dakika süre tanınacak. 2. Oturum (Sayısal): Saat 11.30’da başlayacak. Matematik ve Fen Bilimleri alanlarından toplam 40 soru sorulacak ve öğrencilere 80 dakika süre verilecek. 2026 LGS merkezi sınavı, mülki idare sınırları ve dış temsilcilikler genelinde geniş bir lojistik ağda eş zamanlı yürütülecek. Sınavın genel katılım verileri ve denetim mekanizmaları matrisi aşağıda listelenmiştir: Yurt İçi Operasyon: 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 binada toplam 1 milyon 22 bin 104 öğrenci. Yurt Dışı Operasyon: 8 ülke ve 11 sınav merkezinde toplam 554 öğrenci. Bakanlık Denetimi: Sınav uygulamalarını yerinde gözlemlemek amacıyla Genel Müdür yardımcıları, müfettişler ve daire başkanlarından oluşan 200 bakanlık temsilcisi 81 ilde sahaya inecek. Kameralı Takip: Sınav güvenliği çalışmaları kapsamında, bakanlık tarafından belirlenen bazı pilot okullardaki salonlara ilk kez kamera takip sistemi kurulacak. Özel eğitim ihtiyacı olan adayların hak kaybı yaşamaması adına, engelli gözetmenliği kursu almış uzman öğretmenler de ilgili salonlarda hazır bulunacak. Ayrıca ikiz öğrencilerin aynı binalarda sınava girmesi sağlanarak ailelerin lojistik koordinasyonu kolaylaştırılacak. SINAV ARASINDA İLK KEZ BESLENME PAKETİ UYGULAMASI MEB bu yıl bir ilke imza atarak, sözel ve sayısal oturumlar arasındaki 45 dakikalık dinlenme süresinde öğrencilerin motivasyonunu desteklemek amacıyla beslenme paketi dağıtacak. Kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan bu paketler, başvuru esnasında talepte bulunan velilerin çocuklarına ulaştırılacak. Öğrencilerin okul yerleştirmeleri de bu taleplere göre yapıldı. Beslenme paketi istemeyen öğrenci sayısının 40'ın altında kaldığı küçük ilçelerde, adaylar aynı binada fakat farklı salonlarda sınava tabi tutulacak. Yurt dışı merkezlerinde ise gümrük rejimleri nedeniyle paketler su hariç şekilde ulaştırılacak. SONUÇLAR 10 TEMMUZ'DA DİJİTAL ORTAMDA AÇIKLANACAK 8'inci sınıf öğretim programındaki analitik düşünme, muhakeme, problem çözme ve okuduğunu anlama kazanımlarını ölçecek olan LGS'nin adli ve idari sonuç takvimi de netleşti. Buna göre, sınav sonuçları 10 Temmuz tarihinde bakanlığın resmi internet sitesi (www.meb.gov.tr) üzerinden ilan edilecek; adreslere fiziki posta gönderimi yapılmayacak. Aynı gün kontenjan tablolarının yayımlanmasıyla başlayacak olan tercih süreci 13-24 Temmuz tarihleri arasında tamamlanacak. Türktime

Yapay zekayı sadece 10 dakika kullanmak bile beyin performansını olumsuz etkiler Haber

Yapay zekayı sadece 10 dakika kullanmak bile beyin performansını olumsuz etkiler

4 uluslararası üniversiteden bilişsel bilimcilerden heyecan verici sonuçlar.. Yapay zekânın insan beyni üzerindeki uzun vadeli etkilerinin henüz bilinmediği yönündeki uyarılar sürerken, yeni bir araştırma kısa vadeli kullanımın bile bilişsel performansı olumsuz etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre yalnızca 10 dakikalık yapay zekâ kullanımı, bireylerin problem çözme performansında düşüşe yol açabiliyor. Dört üniversiteden ortak araştırma Carnegie Mellon University, University of Oxford, Massachusetts Institute of Technology ve University of California, Los Angeles araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, katılımcılardan kesirli işlemlere dayalı matematik sorularını çözmeleri istendi. Katılımcıların bir kısmı soruları kendi başına çözerken, diğer gruba “GPT-5” tabanlı bir yapay zekâ asistanı kullanma imkânı tanındı. Ancak deneyin son üç sorusunda bu yapay zekâ desteği aniden kesildi. Yapay zekâ desteği ilk etapta başarıyı artırdı Deneyin büyük bölümünde yapay zekâ kullanan grubun doğru çözüm oranı kontrol grubundan daha yüksek çıktı. Ancak destek kesildiğinde bu grubun performansı sert şekilde geriledi. Araştırmaya göre yapay zekâ desteği kaldırıldıktan sonra, destek alan grubun soru çözme başarısı kontrol grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 20 düştü. Ayrıca yapay zekâ kullanan katılımcıların, destek kesildikten sonra soruları boş bırakma oranının da belirgin biçimde arttığı görüldü. Bu grubun soruları atlama oranı kontrol grubunun yaklaşık iki katına ulaştı. 10 dakikalık kullanım bile etkili olabilir Araştırmacılar, katılımcıların yapay zekâya yalnızca yaklaşık 10 dakika erişebildiğine dikkat çekerek, kısa süreli kullanımın bile bireylerin kendi problem çözme becerilerine duyduğu güveni azaltabileceğini ifade etti. Benzer yöntemle gerçekleştirilen ikinci deneyde ise bu kez matematik yerine okuduğunu anlama becerileri test edildi. Sonuçların büyük ölçüde benzer olduğu, ancak yapay zekâ kullanımının deneyin ilk bölümünde belirgin bir avantaj sağlamadığı kaydedildi. Kullanım biçimi belirleyici oldu Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise kullanıcıların yapay zekâyı hangi amaçla kullandığının sonuçları doğrudan etkilemesi oldu. Doğrudan cevap isteyen katılımcıların performans kaybı ve soru atlama oranı daha yüksek çıktı. Katılımcıların yüzde 61’i yapay zekâdan doğrudan çözüm talep ettiğini belirtti. Buna karşılık yalnızca ipucu veya açıklama isteyen katılımcılarda benzer bir performans düşüşü gözlenmedi. Bu grubun sonuçları kontrol grubuyla benzer seviyede kaldı. Araştırmacılar, bu bulgunun tüm yapay zekâ kullanım biçimlerinin bilişsel açıdan zararlı olmadığını gösterdiğini vurguladı. Çalışmaya göre asıl risk, bireyin düşünme sürecini tamamen yapay zekâya devretmesi. Önceki çalışmalarla benzer sonuçlar Araştırma, yapay zekâ kullanımının bilişsel gerilemeyle ilişkili olabileceğini öne süren önceki çalışmalarla da paralellik gösteriyor. Daha önce Massachusetts Institute of Technology tarafından yürütülen ve makale yazımı sırasında beyin aktivitesini inceleyen bir araştırmada, bağımsız çalışan yazarların beyin bağlantılarının, büyük dil modellerini kullanan yazarlara göre daha güçlü olduğu tespit edilmişti. Ayrıca bilişsel emek ve tıp gibi alanlarda yapılan başka çalışmalarda da görevlerini yapay zekâ desteğiyle yerine getiren kişilerin, destek olmadan aynı görevleri gerçekleştirmekte daha fazla zorlandığı belirtilmişti. Araştırmanın sonuç bölümünde bilim insanları şu değerlendirmeye yer verdi: “Bulgularımız, günlük yapay zekâ kullanımının insanın azmi ve mantıksal düşünme becerileri üzerindeki birikimli etkilerine dair acil sorular doğuruyor.” Araştırmacılar ayrıca şu uyarıda bulundu: “Bu etkiler sürekli yapay zekâ kullanımıyla zaman içinde birikirse, kısa vadeli yardım sağlamak üzere tasarlanan mevcut yapay zekâ sistemleri, desteklemeyi amaçladıkları insan becerilerini zayıflatma riski taşıyabilir.” Jude Cramer / Fast Company

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.