Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Problem Çözme

bursaarena.com.tr - Problem Çözme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Problem Çözme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dijital oyunları yasaklamak yerine doğru sınırlar koyulmalı Haber

Dijital oyunları yasaklamak yerine doğru sınırlar koyulmalı

Üsküdar Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, dijital oyunların çocukların yaşamından tamamen çıkarılmasının doğru olmadığını belirterek, ailelerin içerik seçimi, ekran süresi ve dijital okuryazarlık konusunda bilinçli hareket etmesi gerektiğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, 8 Temmuz Video Oyunları Günü dolayısıyla dijital oyunların çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dijital oyunların çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldiğini belirten Gülaldı, bu oyunların yalnızca eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda sosyalleşme, öğrenme ve kültürel etkileşim alanı olarak da değerlendirildiğini ifade etti. "TAMAMEN YASAKLAMAK DOĞRU DEĞİL" Dijital oyunların çocukların hayatından tamamen çıkarılmasının hem gerçekçi hem de pedagojik açıdan doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Gülaldı, katı yasakların çocukları akran ilişkilerinden uzaklaştırabileceğini ve denetimsiz ortamlara yöneltebileceğini söyledi. Gülaldı, "Asıl sağlıklı yaklaşım yasaklamak değil, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını gözeterek doğru ve net sınırlar koymaktır." dedi. Ebeveynlerin oyun seçerken yaş derecelendirme sistemlerine dikkat etmesi gerektiğini belirten Gülaldı, PEGI ve ESRB gibi uluslararası derecelendirme sistemlerinin yalnızca yaş sınırı belirlemediğini, aynı zamanda şiddet, korku, argo, oyun içi satın alma ve kumar benzeri içerikler konusunda da önemli bilgiler sunduğunu ifade etti. Bir oyunun çocuğu pasif bir izleyici konumuna sürüklememesi gerektiğini belirten Gülaldı, strateji geliştirmeyi, problem çözmeyi ve analitik düşünmeyi destekleyen oyunların tercih edilmesinin önemine dikkat çekti. ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLARA DİKKAT Yaşa uygun olmayan dijital oyunların çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirten Gülaldı, özellikle şiddet içerikli oyunların çocuklarda duyarsızlaşma, öfke kontrolü sorunları ve akran zorbalığı riskini artırabileceğini söyledi. Erken çocukluk döneminde korku ve gerilim içeren oyunların ise kaygı bozuklukları ile uyku problemlerine yol açabileceği uyarısında bulundu. Doğru seçilen dijital oyunların önemli kazanımlar sunduğunu ifade eden Gülaldı, strateji, bulmaca ve simülasyon oyunlarının analitik düşünme, dikkat ve problem çözme becerilerini geliştirdiğini söyledi. Açık dünya ve inşa temelli oyunların yaratıcılığı desteklediğini, çok oyunculu iş birliği oyunlarının ise çocuklara ekip çalışması, liderlik ve iletişim becerileri kazandırabildiğini belirtti. Ekran süresinin yalnızca saat üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gülaldı, ailelerin çocuklarıyla birlikte oyun oynamasının ve oyun üzerine sohbet etmesinin daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Çocukların oyun süresinin; uyku, beslenme, ders çalışma, fiziksel aktivite ve yüz yüze sosyal ilişkileri aksatmayacak şekilde planlanması gerektiğini belirten Gülaldı, ailelerin çocuklarıyla birlikte ortak kurallar içeren bir "medya sözleşmesi" oluşturmasını önerdi. Dijital oyunların bazı çocuklarda davranışsal bağımlılığa dönüşebileceğine dikkat çeken Gülaldı, oyun oynanmadığında aşırı öfke, uyku ve yemek düzeninin bozulması, okul başarısında düşüş, sosyal hayattan uzaklaşma ve oyun dışında hiçbir etkinliğe ilgi göstermeme gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin uzun süre devam etmesi halinde ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteğine başvurması gerektiğini belirten Gülaldı, aşırı oyun oynama davranışının bazen akran zorbalığı, akademik başarısızlık veya aile içi sorunlar gibi daha derin problemlerin bir yansıması olabileceğini sözlerine ekledi.

Son bir hafta! 1 milyondan fazla öğrenci LGS'de ter dökecek Haber

Son bir hafta! 1 milyondan fazla öğrenci LGS'de ter dökecek

Milli Eğitim Bakanlığınca, 13 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi kapsamındaki merkezi sınav, yurt içi ve yurt dışında toplam 1 milyon 22 bin 658 öğrencinin katılımıyla yapılacak. Milli Eğitim Bakanlığı, ortaöğretim kurumlarına geçiş müfredatı kapsamında düzenlenen LGS merkezi sınavına ilişkin operasyonel takvimi belli oldu. Daha önce 14 Haziran Pazar günü yapılacağı duyurulan sınav; aynı gün A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Avustralya ile oynayacağı karşılaşmanın bitiş saatiyle sınav başlangıcının çakışması üzerine, olası kitlesel yoğunlukların önüne geçilmesi amacıyla 13 Haziran Cumartesi gününe kaydırıldı. SINAV ALANLARININ HAZIRLIĞI İÇİN CUMA GÜNÜ İDARİ TATİL Bakanlık, sınav binalarının temizlik, hijyen ve dezenfeksiyon işlemlerinin eksiksiz yürütülmesi, salon numaralandırmaları ile yönlendirme levhalarının yerleştirilmesi gibi fiziki hazırlıkların tamamlanabilmesi amacıyla 12 Haziran Cuma gününü idari tatil ilan etti. İki oturum halinde organize edilen sınavın zaman yönetimi şu şekilde planlandı: 1. Oturum (Sözel): Saat 09.30’da başlayacak. Türkçe, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Yabancı Dil derslerinden toplam 50 soru yöneltilecek ve 75 dakika süre tanınacak. 2. Oturum (Sayısal): Saat 11.30’da başlayacak. Matematik ve Fen Bilimleri alanlarından toplam 40 soru sorulacak ve öğrencilere 80 dakika süre verilecek. 2026 LGS merkezi sınavı, mülki idare sınırları ve dış temsilcilikler genelinde geniş bir lojistik ağda eş zamanlı yürütülecek. Sınavın genel katılım verileri ve denetim mekanizmaları matrisi aşağıda listelenmiştir: Yurt İçi Operasyon: 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 binada toplam 1 milyon 22 bin 104 öğrenci. Yurt Dışı Operasyon: 8 ülke ve 11 sınav merkezinde toplam 554 öğrenci. Bakanlık Denetimi: Sınav uygulamalarını yerinde gözlemlemek amacıyla Genel Müdür yardımcıları, müfettişler ve daire başkanlarından oluşan 200 bakanlık temsilcisi 81 ilde sahaya inecek. Kameralı Takip: Sınav güvenliği çalışmaları kapsamında, bakanlık tarafından belirlenen bazı pilot okullardaki salonlara ilk kez kamera takip sistemi kurulacak. Özel eğitim ihtiyacı olan adayların hak kaybı yaşamaması adına, engelli gözetmenliği kursu almış uzman öğretmenler de ilgili salonlarda hazır bulunacak. Ayrıca ikiz öğrencilerin aynı binalarda sınava girmesi sağlanarak ailelerin lojistik koordinasyonu kolaylaştırılacak. SINAV ARASINDA İLK KEZ BESLENME PAKETİ UYGULAMASI MEB bu yıl bir ilke imza atarak, sözel ve sayısal oturumlar arasındaki 45 dakikalık dinlenme süresinde öğrencilerin motivasyonunu desteklemek amacıyla beslenme paketi dağıtacak. Kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan bu paketler, başvuru esnasında talepte bulunan velilerin çocuklarına ulaştırılacak. Öğrencilerin okul yerleştirmeleri de bu taleplere göre yapıldı. Beslenme paketi istemeyen öğrenci sayısının 40'ın altında kaldığı küçük ilçelerde, adaylar aynı binada fakat farklı salonlarda sınava tabi tutulacak. Yurt dışı merkezlerinde ise gümrük rejimleri nedeniyle paketler su hariç şekilde ulaştırılacak. SONUÇLAR 10 TEMMUZ'DA DİJİTAL ORTAMDA AÇIKLANACAK 8'inci sınıf öğretim programındaki analitik düşünme, muhakeme, problem çözme ve okuduğunu anlama kazanımlarını ölçecek olan LGS'nin adli ve idari sonuç takvimi de netleşti. Buna göre, sınav sonuçları 10 Temmuz tarihinde bakanlığın resmi internet sitesi (www.meb.gov.tr) üzerinden ilan edilecek; adreslere fiziki posta gönderimi yapılmayacak. Aynı gün kontenjan tablolarının yayımlanmasıyla başlayacak olan tercih süreci 13-24 Temmuz tarihleri arasında tamamlanacak. Türktime

Yapay zekayı sadece 10 dakika kullanmak bile beyin performansını olumsuz etkiler Haber

Yapay zekayı sadece 10 dakika kullanmak bile beyin performansını olumsuz etkiler

4 uluslararası üniversiteden bilişsel bilimcilerden heyecan verici sonuçlar.. Yapay zekânın insan beyni üzerindeki uzun vadeli etkilerinin henüz bilinmediği yönündeki uyarılar sürerken, yeni bir araştırma kısa vadeli kullanımın bile bilişsel performansı olumsuz etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre yalnızca 10 dakikalık yapay zekâ kullanımı, bireylerin problem çözme performansında düşüşe yol açabiliyor. Dört üniversiteden ortak araştırma Carnegie Mellon University, University of Oxford, Massachusetts Institute of Technology ve University of California, Los Angeles araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, katılımcılardan kesirli işlemlere dayalı matematik sorularını çözmeleri istendi. Katılımcıların bir kısmı soruları kendi başına çözerken, diğer gruba “GPT-5” tabanlı bir yapay zekâ asistanı kullanma imkânı tanındı. Ancak deneyin son üç sorusunda bu yapay zekâ desteği aniden kesildi. Yapay zekâ desteği ilk etapta başarıyı artırdı Deneyin büyük bölümünde yapay zekâ kullanan grubun doğru çözüm oranı kontrol grubundan daha yüksek çıktı. Ancak destek kesildiğinde bu grubun performansı sert şekilde geriledi. Araştırmaya göre yapay zekâ desteği kaldırıldıktan sonra, destek alan grubun soru çözme başarısı kontrol grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 20 düştü. Ayrıca yapay zekâ kullanan katılımcıların, destek kesildikten sonra soruları boş bırakma oranının da belirgin biçimde arttığı görüldü. Bu grubun soruları atlama oranı kontrol grubunun yaklaşık iki katına ulaştı. 10 dakikalık kullanım bile etkili olabilir Araştırmacılar, katılımcıların yapay zekâya yalnızca yaklaşık 10 dakika erişebildiğine dikkat çekerek, kısa süreli kullanımın bile bireylerin kendi problem çözme becerilerine duyduğu güveni azaltabileceğini ifade etti. Benzer yöntemle gerçekleştirilen ikinci deneyde ise bu kez matematik yerine okuduğunu anlama becerileri test edildi. Sonuçların büyük ölçüde benzer olduğu, ancak yapay zekâ kullanımının deneyin ilk bölümünde belirgin bir avantaj sağlamadığı kaydedildi. Kullanım biçimi belirleyici oldu Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise kullanıcıların yapay zekâyı hangi amaçla kullandığının sonuçları doğrudan etkilemesi oldu. Doğrudan cevap isteyen katılımcıların performans kaybı ve soru atlama oranı daha yüksek çıktı. Katılımcıların yüzde 61’i yapay zekâdan doğrudan çözüm talep ettiğini belirtti. Buna karşılık yalnızca ipucu veya açıklama isteyen katılımcılarda benzer bir performans düşüşü gözlenmedi. Bu grubun sonuçları kontrol grubuyla benzer seviyede kaldı. Araştırmacılar, bu bulgunun tüm yapay zekâ kullanım biçimlerinin bilişsel açıdan zararlı olmadığını gösterdiğini vurguladı. Çalışmaya göre asıl risk, bireyin düşünme sürecini tamamen yapay zekâya devretmesi. Önceki çalışmalarla benzer sonuçlar Araştırma, yapay zekâ kullanımının bilişsel gerilemeyle ilişkili olabileceğini öne süren önceki çalışmalarla da paralellik gösteriyor. Daha önce Massachusetts Institute of Technology tarafından yürütülen ve makale yazımı sırasında beyin aktivitesini inceleyen bir araştırmada, bağımsız çalışan yazarların beyin bağlantılarının, büyük dil modellerini kullanan yazarlara göre daha güçlü olduğu tespit edilmişti. Ayrıca bilişsel emek ve tıp gibi alanlarda yapılan başka çalışmalarda da görevlerini yapay zekâ desteğiyle yerine getiren kişilerin, destek olmadan aynı görevleri gerçekleştirmekte daha fazla zorlandığı belirtilmişti. Araştırmanın sonuç bölümünde bilim insanları şu değerlendirmeye yer verdi: “Bulgularımız, günlük yapay zekâ kullanımının insanın azmi ve mantıksal düşünme becerileri üzerindeki birikimli etkilerine dair acil sorular doğuruyor.” Araştırmacılar ayrıca şu uyarıda bulundu: “Bu etkiler sürekli yapay zekâ kullanımıyla zaman içinde birikirse, kısa vadeli yardım sağlamak üzere tasarlanan mevcut yapay zekâ sistemleri, desteklemeyi amaçladıkları insan becerilerini zayıflatma riski taşıyabilir.” Jude Cramer / Fast Company

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.