Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pkk

bursaarena.com.tr - Pkk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pkk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MSB’den Suriye açıklaması: İsrail’in saldırıları kabul edilemez Haber

MSB’den Suriye açıklaması: İsrail’in saldırıları kabul edilemez

Milli Savunma Bakanlığı, İsrail’in Suriye’deki Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini belirterek saldırıyı “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Bakanlık, saldırı öncesinde veya sırasında üste herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını da açıkladı. ANKARA (İGFA) - Milli Savunma Bakanlığı’nın haftalık basın bilgilendirme toplantısı, TEKNOFEST Mavi Vatan’a ev sahipliği yapan Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda gerçekleştirildi. TCG Koçhisar’da düzenlenen toplantıda Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve sınır güvenliği faaliyetlerine ilişkin son verileri paylaştı. 3 PKK’LI TESLİM OLDU Tuğamiral Aktürk, geçtiğimiz hafta 3 PKK’lı teröristin teslim olduğunu bildirdi. Hudutlarda ise yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 588 kişi yakalandı. Yakalananlar arasında 4 terör örgütü mensubunun bulunduğu belirtildi. Böylece 1 Ocak’tan bu yana hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 8 bin 530’a yükseldi. Yasa dışı geçişi engellenen 1.059 kişiyle birlikte, yıl başından bu yana engellenen kişi sayısının ise 46 bin 577 olduğu açıklandı. "TÜRK ASKERİ HEYETİ BULUNMUYORDU" Toplantının ardından gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Bakanlık, İsrail’in Suriye’deki Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısını da değerlendirdi. Açıklamada saldırının Suriye’nin istikrarına, güvenliğine ve birlik ve bütünlüğüne zarar vermeye yönelik olduğu belirtilerek, Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıların kabul edilemez olduğu vurgulandı. Bakanlık saldırı öncesinde veya saldırı sırasında Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü’nde herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını duyururken, Suriye ve bölgenin huzur ve istikrarı için İsrail’in bu tür saldırılara son vermesi ve uluslararası hukukun gereklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. Bakanlık açıklamasında, Türkiye’nin Suriye’nin “tek ordu” ilkesi çerçevesinde kendi altyapısını ve askeri kapasitesini oluşturma faaliyetlerine destek vermeyi sürdüreceklerini duyurdu.

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır Haber

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır

İyi Parti’nin Balıkesir’de düzenlediği “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitinginde konuşan İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır” dedi. Çerçeve Yasa olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM’de kabul edilmesinin ardından İyi Parti Balıkesir Kuvayı Milliye Meydanı'nda “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitingi düzenledi. Mitingden saatler önce alan dolmaya başlarken Dervişoğlu’nun sahneye çıkması öncesinde şehitlerin isimleri sayıldı ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganı atıldı. Mitingde ayrıca partinin Balıkesir milletvekilleri Burak Dalgın ve Turhan Çömez'in Çerçeve Yasa'ya ilişkin yaptığı vatandaş röportajlarının video gösterimi yapıldı. Dervişoğlu sahneye çıktığında ilk olarak Türk Bayrağını göndere çekti ve ardından İstiklal Marşı okundu. Mitinge katılan vatandaşlar ise İstiklal Marşı’ndan sonra “İktidara doğru Dervişoğlu” sloganı attılar. Mitingde konuşan Dervişoğlu, iktidara seslenirken Çerçeve Yasa’ya karşı mücadelelerini büyütecekleri mesajını verdi. "Kayyım herkesin başındadır" Dervişoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Bütün bunlar eş zamanlıdır ve ortak amaçlıdır. Kısaca kayyım hepimizin başındadır. Bu sadece bir aritmetik hesabından ibaret değildir. Belediye başkanlarının ‘ya rozet ya Silivri’ kumpaslarıyla Erdoğan’ın elini öpüp hizmete devam diyebildiği yüzsüzlük de sadece korkudan değildir. Bu şahıs rejiminden, şahıs devletine geçişin girizgahıdır. Bu sorun, hepimizin ortak sorunudur. Ortada apaçık duran bir şey var: Tüm Türkiye’yi, tüm siyaseti tutsak almış, yedi kollu canavar gibi saran bir sistemden söz ediyorum. O sistemin merkezi Beştepe sarayıdır. Mesele ne İyi Parti ne de başka partiler meselesidir. Erdoğan ve avanesi; bu ülkeden, ulu bir orman değil, ot bitmeyen verimsiz bir “geren” çıkarmak istiyor. O yüzden her şeyi, her birimizi kırmayı, birbirinden koparmayı, olan her şeyi yıkmayı, parçalamayı, bölmeyi kendilerine bir görev addediyorlar. Siyasi partileri anlamsız, Meclis’i de gereksiz kılarak, milletin, kurallara ve kurumlara güvenini tamamen yok etmek istiyorlar. Türk milletini siyasetten uzaklaştırmak istiyorlar. Milleti siyasetten soğutmak, sandığa küstürmek istiyorlar. Takım elbiseli bir dikta rejimi, ABD Büyükelçisinin tavsiye ettiği şekliyle ‘Müşfik bir monarşi’ kurmaya çalışmanın aşamalarıdır bunlar. Bizi mecbur kılmak istedikleri şey budur. "Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir" Felaket senaryosu mudur bu? Gelmekte olan acı gerçektir! Bile bile felaketi beklemek, felaketi büyütmekten başka bir işe yaramaz. Kula minnet eylemeyenleri silip atmak istiyorlar bu vatandan. Onlar bitirmeye çalışmadan, biz onun bitmeyeceğini göstermeliyiz. Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir. İyi Parti, Türk’ün milli devlet düsturunun yıkılmaz son kalesidir. "Kimse mecbur kalmayacak" Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Onlar nasıl Türk milletini yıkamadıysa, sen de bu kaleyi yıkamazsın. Bu kalenin taşlarında kazılı sözler vardır, sen bu kaleyi yıkamazsın Recep Tayyip Erdoğan! Sana ‘Hayır’ dediğimiz için, ihanete baş eğmediğimiz için sen bizi cezalandırıyorsun ya, bizi azaltmaz! Senin hanedan planına itiraz ettiğimiz için, bize fatura kesiyorsun ya... Hepsi vız gelir, tırıs gider! Bu siyasi namus bataklığında, sen yaşayacaksın. Sen ne yaparsan yap, kimse sana mecbur olmayacak, Bu millet sana mecbur kalmayacak. Türk milleti ebediyen yaşayacak! "Türk milletinin infazıdır" Türk milleti, İmralı’nın dileklerine, iktidarın açık pazarlıklarına, Kandil’in gediklilerine ses etmeyecekmiş. Hapishanelerden, terör kamplarından, Avrupa’dan gelecek 9 bin teröristin, zehir tacirinin elini kolunu sallayarak dolaşmasını izleyecekmiş. Şehirlerimizde, sokaklarımızda, çarşılarımızda; mafyası, çetesi, karteli azmış gibi milletin başına yeni belalar musallat edecekler, 50 yıl silahla başaramadıklarını, siyasetle yapmalarına izin veren bu yasaya karşı, bizler dilimize dikkat edecekmişiz. Kürt kardeşimi, PKK ile eşitleme formülünü, demokrasi diye kutsayacakmışız, kardeşle kardeşin arasına duvarlar koyacakmışız, Öcalan’ın kayyım memurluğuna minnettar olacakmışız. Çıkartılan, af değilmiş, infazmış! Eğer infazsa, Türk milletinin infazıdır, Cumhuriyet’in infazıdır. Katlidir, yok edilmesidir! Çünkü hiçbir iktidarın milletin tamamına gözünü kırpmadan silah sıkmışlara, millet ve devlet düşmanlarına hak ve hukuk bahşetmeye hakkı yoktur. Kimsenin buna hakkı yoktur! "Bir kere mert olun" Bu kalkışma, ancak Yassıada kararları kadar meşrudur, 12 Eylül kadar yasaldır, 28 Şubat kadar demokrattır. Kurullar olacakmış, TBMM izleyecekmiş! Kaç kişi yararlanacak sen onu söyle! Şeytan alemine açtığınız bu kapıdan, kaç zebani geçecekmiş sen onu anlat, palavrayı bırak. Bir kere de bu millete doğru söyleyin, Bir kere de mert olun, Çıkın, ‘Ben bu memleketin evlatlarının insanca yaşamasına düşmanım’ deyin! Çünkü onlar, çoğunluk, biz azınlıkmışız. Onlar Meclis’te 467, bizse azmışız. Söyle Balıkesir, Beştepe’den duyulsun.” Dervişoğlu’nun sözlerinin ardından mitinge katılan binlerce vatandaş, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları attılar. Vatandaşları mücadeleye davet eden Dervişoğlu, “Mesele; karamsarlığa asla kapılmamak, riyakarlığı bünyede barındırmamak, doğru bildiğinden asla şaşmamak, hakkından asla vazgeçmemek, kendi şerefini hiçbir şerefsize çiğnetmemektir. Milli şerefi asla ayaklar altına vermemektir. Biliyoruz ve eminiz ki; ellerinde ve yüreğinde Türk milletinin sancağını asırlardır taşıyan bir tekimiz de kalsak, bizi yenemezler. Biz başkaları gibi kazanmak için değil, başarmak için yola çıkanlarız. Biz teksek de bir kişi değiliz, Biz sadece biriz. Sayınız yetti, elleriniz ihanete kalktı, teklif kanunlaştı. Ama bilin ki hiçbir çoğunluk, yanlışı doğruya, haksızlığı hakka çeviremez. Tarihin hükmünü yazamaz ve silemez” dedi. "Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış" Geçtiğimiz günlerde 25. yılını kutlayan AKP’nin 25 yıl karnesini de çıkaran Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Hani yalan ağızlarına yuva yapmış derler ya, bunlarınkine yuva yapmamış. Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış. 25 yıldır sayılara takla attırmaktan, uydurma masallarla tarihimizi kirletmekten başka, her kavşakta ortak değiştirip her musibette, 40 tas su dökülmekten başka bir şey yapmadılar. Yapmadıklarına ‘Yaptık’ deyip sebep olduklarını inkâr etmekten başka bir şey yapmadılar. Şimdi iktidarlarının 25’inci yılını kutluyorlar. Salonları süslemiş, ışıkları yakmış, şakşakçılarını toplamışlar. Bir de milletin karşısına geçip, çeyrek asırlık hikâyelerini anlatıyorlar. "‘25 yıllık destan’ bu işte" 1 Mart tezkeresiyle çıktılar yola. Amerikan askerlerini Türkiye’ye sokmaya kalktılar, Kıbrıs’ı iktidarlarının diyeti olarak vermeye kalktılar. Büyük Ortadoğu Projesinde, eş başkanlıklarını meydanlarda haykırdılar. İktidara gelirken aldıkları millet mührünü, daha ilk günden bir balyozla değiş tokuş ettiler. 25 yıldır ellerinde aynı balyoz var. Cumhuriyetimize, milli devletimize vurdukça vuruyorlar. O balyozun etikertinde ‘İsrail’de tasarlanmıştır. Amerika’da üretilmiştir. İngiltere’den ithal edilmiştir’ yazıyor. 25 yıldır bu Cumhuriyet o balyozla sarsılıyor. Hürriyetlerimiz tırpan yiyor, hukukumuz hızara veriliyor, refahımıza kıran giriyor, mutluluğumuz kıyıma uğratılıyor, huzurumuz her gün biçiliyor. Alın terimiz yağmalanıyor, geleceğimize ipotek koyuluyor. ‘25 yıllık destan’ bu işte. Dünya 7 dolara et yerken Türk milletine 21 dolara et yedirmek mi başarı? Enerji fiyatı, Avrupa’da üç yılda yüzde 7 artarken, bu milletin faturasını yüzde 277 artırmak mı başarı? Milyonlarca insanı işsizliğe ve umutsuzluğa mahkûm etmek mi başarı? Sizin başarı dediğiniz şey, baştan sona milli felaket! "ABD var, İŞİD yoksa PYD var, şimdi de PKK var" 25 yılda en çok büyüyen grafik, fabrikalar değil cezaevleri oldu. Suçlar büyüdükçe, cezalar küçüldü. Suçlulara cüret verildikçe, masumlar sindiler. Refahı değil sefaleti büyüttünüz. Millete taksitle yağ ve bulgur aldıran başarı. 44 milyonu krediyle yaşatan başarı. 6,5 milyon ev genci yaratan başarı! Emeklinin ömrünü yediniz, hala başarıdan bahsediyorsunuz. Gencin hayallerini yıktınız, hala başarıdan bahsediyorsunuz. İşçinin emeğine kibrit suyu döktünüz. Utanmıyor musunuz! Çalışanın yarısını asgari ücrete sıkıştırıp, o ücreti de açlık sınırının altına gömdünüz. Budur 25 yıllık destan. O çaldırdığınız Mehteran marşı var ya o marşla sizi uğurlayacağız. Çeyrek asır önce icazet aldığınız, Türkiye’nin iradesini dışarıdaki projelere bağlayan siyasetiniz neyse, bugün Türk milletinin iradesini İmralı’daki terör hükümlüsünün hesabına bağlayan siyasetiniz neyse, Netanyahu ile “düşmancılık” oynayan riyakarlığınız odur. Bu milleti boş yere kandırmayın. İngiltere ile borsa oynayan faizciliğiniz odur. Trump ile ‘emret komutanım’ oynayan gurursuzluğunuz odur. Bütün bunların hesabını sormaya geleceğiz. Sıkı durun, hesap soracağız. Alışmışsınız... Sizin geminizi yürütmek için AB yoksa İngiltere var, İsrail yoksa ABD var, İŞİD yoksa PYD var. Şimdi de PKK var. Yarın ne olur Allah bilir! Her kim ki bu münafıklığa el pençedir; makbuldür, ortaktır, yandaştır. Her kim ki buna itiraz eder, direnir; işte o zaman teröristlikten teröristtir. Ortaklık defterinizde, bir tek Türk milletinin adı yoktur! İşbirlikçilikle başlayan 25 yılın sonunda daireyi tamamladınız. "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur" İktidar ve ortaklarına soruyorum: Sahada güvenlik güçlerimiz tarafından defalarca mağlup edilen PKK’ya, masada bugün verilmeye çalışılan imtiyazın sebebi nedir? Uluslararası terör ve suç örgütü PKK, 50 yıl emperyalizme hizmet ettikten sonra şimdi bundan vaz geçecekmiş, Ve bundan sonra da Türkiye ile birlikte hareket edecekmiş. Emperyalizmin karşısında duracakmış öyle mi? Sizi böyle mi kandırıyorlar? Bu trajikomik hayale gerçekten inanmamızı mı bekliyorsunuz? Huzura inanmak, demokrasi istemek, silahlar sussun demek başka bir şeydir. Ahmaklıksa başka bir şey! Sizin karşınızda ahmak yok! ‘Çerçeve çerçeve’ diye konuştukları rezaletin yaldızlı varaklarını değil, içindekini söylüyoruz. Şimdi de ressamlarını söyleyeyim: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur. İlham kaynaklarını ve hocalarını da pekâlâ hepimiz tanıyoruz. Herkes barış ve kardeşlik diliyle konuşmak zorundaymış, bizler, “barış” ortamını bozuyormuşuz. Kim kiminle barışıyor Numan Efendi? Kim kimle savaştı da sen barıştın ve biz geri kaldık? Ağızlarından çıkanların değdiği yerlere bak! Atılacak adımlarda acele edilmeliymiş, yoksa süreç enfekte edilirmiş. Böyle sesleniyor sahibinin sesi ulak partisi. Sizin Cumhuriyet düşmanlığınızdan ala enfeksiyon mu var? Öcalan sevdanızdan ala hastalık mı var? Türkiye’nin Lübnanlaşmasından, Iraklaşmasından, Suriyelileşmesinden ala felaket mi var? Adamlar evimizi başımıza yıkıyor, Bir de eleştirimizden şikâyet ediyorlar. Bizim canımız burnumuzda. Biz size yanlış yapıyorsunuz edebinizle gidin diyoruz!” Dervişoğlu’ndan anayasa uyarısı Sürecin başında söylediklerini de hatırlatan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bu yasa Meclis’ten geçer geçmez bizim 1 yıl 10 aydır söylediğimiz gibi, ‘Terörsüz Türkiye’ diye çıkılan yolun istikametini bir bir söylemeye başladılar: Silahlar bırakılmasın mı? Barış gelmesin mi? Analar ağlasın mı? Darbe anayasasından kurtulmayalım mı? Şu maddeyi değiştirsek iyi olmaz mı? Hangi maddeyi? 3’ü mesela? Allah kelamı mıdır Anayasa? Sanmayın ki dertleri sadece o metni değiştirmektir. ‘Öcalan gelsin konuşsun’ dediler. Bu, işin çok sonraki safhasıydı. Aslolan onu sisteme almaktı. Şimdi İmralı canisi cezaevinden çıkmadı, yasa onu kapsamıyor diye bizden dua etmemizi bekliyorlar. “Dediğim dedik, çaldığım düdük anayasasıdır” Anayasa tartışmalarında da aynen böyle olacak. ‘İlk 4 maddeyle işimiz yok’ diyecekler. Ortaya bubi tuzakları salacaklar İşin sonunda Cumhurbaşkanı’na dönem sınırı kalkacak ve kıyıda köşede kalan 3-5 yetki daha verecekler. Gerisi de vatan da millet de cumhuriyet de umurlarında değildir! En başından beri uyarıyoruz, Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışmaya açacaklar diye anlatıyoruz. Terör örgütünün uzantısı partinin eşbaşkanı, ‘Yasanın yalnızca silah ve şiddet zeminini ortadan kaldırdığını; asıl siyasi-hukukî tartışmanın bundan sonra başlayacağını’ açıkça ilan etti. Dediğimize gelecekler. Heniz başlangıç. Yasanın Kürt meselesinin demokratik çözümü olmadığını, sadece meselenin hukukî ve siyasî zeminde tartışılmasının önünü açtığını söyledi. Önümüzdeki dönem büyük tartışmalar yaşanacak. İyi Parti’nin olduğu Meclis’te Türk devletinin aleyhine bir kanun çıkarmak zannettikleri kadar kolay olmayacaktır. Bundan sonra mücadelemiz sadece TBMM’de değildir; mücadelemiz meydanlardadır, vatandaşın ağzındadır. Mücadelemiz Türk’ün hakkını korunması olarak tarihe geçecektir. İşi bunlara bırakırsak unutmayın ki bunların anayasası tektir: Dediğim dedik, çaldığım düdük yasasıdır. “Hedefleri hükümsüz cumhuriyet” Bizler, haklı çıktığı için üzülenlerdeniz. Yüzlerce, binlerce terörist, ‘entegrasyon’ adı altında ortaya salındığında, olacakları bildiğim için şimdiden kahroluyorum. Adam gümbür gümbür ömür boyu başkanlığa gidiyor, ‘Terörsüz Türkiye’ diye attıkları astarın altında, savunmasız Türkiye, hükümsüz bir cumhuriyet hedefi vardır. Bu sözde süreci pişirenlerin, paçavra yasayı hazırlayanların bir yarısı, bu ülkenin 103 yıllık cumhuriyet tarihini reklam arası olarak görürken, bir yarısı da zulüm tarihi olarak görüyor. Bu zihinler bir araya gelip, sözde süreç başlatıyor. Bu ihanete karşı çıkanlar da buradadır. İşte seçilecek taraf budur! 2007, 2009, 2010, 2017 ve nihayet 2025… Hepsi özenle seçilmiş sözcüklerle, ‘Yetmez ama evetlerle’ geldi. Hepsiyle bu ülkenin kurucu ilkelerini sakatladılar. Şimdi yine aynı türküyü söylüyor, herkesin de eşlik etmesini istiyorlar. Biz ise bunu ne olursa olsun reddediyoruz. İktidarın bugüne kadar yaptıkları, bundan sonra olacakların açık seçik teminatıdır. Bizim tüm itirazımız bunadır. Kürt kardeşim... Seni Cumhuriyet’ten hesap sormaya itenler var. Hepsi bir ağız etmiş, sana bunu söylüyorlar. Sen onlara, hepimize çocuk gelinleri, kadın cinayetlerini, sana yaşatılan zorbalıkları sor. 25 yıldır bitiremedikleri GAP’ı, yapılmamış tren yollarını, söz verilip açılmayan fabrikaların hesabını sor. Eğer sen soramıyorsan ben buradayım. Gel beraber soralım. 25 yılın hesabını cumhuriyete kesenlerin hesabını, biz birlikte keselim. 20 yaşında teğmeninin ettiği yeminden, komedyenin mizahından, karikatüristin çizgisinden korkuyorlar. Şantajla ülke yönetiyor, her türlü çürümüşlük hüküm sürerken, ahlaksızlığı şarkılarda arıyorlar. Bunlar, bakanlarını arabulucu diye göndertip o makamları teminat gösterip, kıytırık bir şirkete bile söz geçiremeyip 100 maden işçisinin sorununu çözemiyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? Bunlar, terör gazisinin bile hakkına giriyor, Bacağını vatana feda etmiş kahramanları tehlikeli görüp Meclise sokmuyorlar. Önlerine polis ekipleri yığıyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? "Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz" Ne yapacağınızı, kime sahip çıkacağınızı biliyorsunuz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz ve nihayetinde de başaracağız. Biz, bu kalkışmayı, ceketimizi ilikleyip normalleştirmeyeceğiz. Bugünün bir yarını olduğunu biliyoruz. Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır. Bize bunların bedelini ödeteceklermiş, partimize saldırıları arttıracaklarmış! Umurumda bile değil. Gözümüzü hiçbir şeyden sakınmayız. Vekillik maaşı peşinde koşuyorsa rozet değil, isterse boynuna tasma taksın, umurumda bile değil. Sokakta milletin, aynada kendinin, evde çocuğunun yüzüne bakamıyorsa, Allah onun cezasını zaten vermiştir, bedduaya bile gerek yoktur. 1921’de Polatlı’dan gelen düşman top sesleri neyse, ihanet süreci de odur. Bunu düğün davulu zanneden varsa, zil takıp oynayabilir. Ama biz, 41 Bayrak Adam’ın yolundan yürüyoruz. Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz, cumhuriyet menzilinden sapmayacağız bir vatan daha kaybetmeyecek, bir millet daha yitirmeyeceğiz! "Çaresiz ve umutsuz değiliz" Adaletsizliğe, riyakarlığa açtık bayrağımızı. Gazinin bıraktığı can parçasına, şehidin akıttığı kan hatırına açtık bayrağımızı. Karar senin, karar bizim, karar hepimizin. Her gecenin bir gündüzü var, bakmak istersek, Her yanımızda umut var, tutmak istersek. O halde tutun elimden, düşün peşime. Çaresiz ve umutsuz değiliz.” Mitingin ardından Müsavat Dervişoğlu ve İyi Parti teşkilatı, miting alanından Alaca Mescit'e yürüdü.

Meclis'te tarihî gün: Çerçeve yasa Genel Kurul'da görüşülmeye devam ediyor Haber

Meclis'te tarihî gün: Çerçeve yasa Genel Kurul'da görüşülmeye devam ediyor

Tarihî teklifin ilk 7 maddesi kabul edildi. Meclis, üç günlük çalışma takvimi konulan teklif oylamasından sonra tatile girecek. İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifi olan 'çerçeve yasa', 140'a yakın kişinin dinlendiği ve onlarca görüşmenin yapıldığı bir yıllık süreç komisyonu mesaisinin ardından bugün (10 Ağustos) TBMM Genel Kurulu'nda oylamaya sunuldu. "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" adı verilen teklif, PKK'nın fesih ve silah bırakma kararının ardından 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başlayan süreç komisyonunun raporundan sonra hazırlandı. Komisyonun kurulmasından tam bir yıl sonra, 592 vekilden 360'nın imzaladığı teklif önce 5 Ağustos'ta TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Ardından 8 Ağustos'ta Adalet Komisyonu'nda 18 saat süren görüşmelerde; AKP, MHP, DEM Parti ve Yeni Parti "evet" oyu verdi. Genel Kurul oylamasında ise AKP, MHP, DEM Parti, Yeni Parti ve Yeni Yol grupları ile HÜDA Par, TİP ve EMEP'in "evet" oyu, Yeniden Refah Partisi ve İyi Parti'nin ise "hayır" oyu kullanması bekleniyor. Yeni Partili 91 milletvekilinden en az 30 vekil ise teklife "hayır" oyu vereceklerini açıkladı. MHP'nin TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın başkanlık ettiği Genel Kurul'daki tarihî oturumda, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da görüşmeleri izledi. Saat 11.00'de başlayan Genel Kurul görüşmelerinden hemen önce, partisinin yasaya ilişkin oylama tutumun görüşüldüğü grup toplantısını gerçekleştiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Kurul kürsüsündeki konuşmasında, "Barışın önünü açacağız, bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını, milletin barış hakkının önüne koymayacak, barışın önünde durmayacağız!" diyerek teklife "evet" oyu vereceklerini duyurdu. Yeni Partili vekillerin oylarına da dikkati çeken Özel, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içerisinde bu yasaya ‘evet’ diyeceğiz. Milletvekillerimiz de seçildikleri illerinde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubunu kararında serbest bırakıyor değilim" diye konuştu. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifin tümü üzerine yaptığı konuşmasında, muhalefetin çerçeve yasanın milletvekillerinden gizlendiğine ilişkin “Kanunu 3 kişi biliyor, bu gizli kanun” iddialarına yanıt vererek, "Bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri bu kanunu üç kişi biliyormuş iddiasıdır. Gizli kapaklı bir şey yok altıncı maddeyi okuyanlar ne olduğunu çok net göreceklerdir, bir zahmet okusalardı. Efendim, bir partinin kapalı grup toplantısına atıf var. 'Efendim öyle demiş, böyle demiş', uydurma! Adı üzerinde dedikodu, adı üzerinde birilerinin ifadesi. Hiç alakası yok" diye tepki gösterdi. Genel Kurul'a katılan İyi Parti milletvekilleri Türk bayraklı atkı takarak sıralarına Türk bayrakları koyarken, Genel Başkan Dervişoğlu da teklif üzerine aldığı sözde, çerçeve yasayı "kalkışma" olarak nitelendirdi. Teklifin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin de önünü açacağını öne süren Dervişoğlu, "Milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır! Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli Kürt sorunu dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya, işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri, PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır!" dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise,"Yüz yıldır size ‘bölüneceğiz’ korkusu anlatıldı. Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey çatışmanın kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık. Biz buradayız; çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır" diye konuştu. Teklif görüşmelerinin bugün tamamlanamaması halinde görüşmeler, 11 Ağustos Salı ve 12 Ağustos Çarşamba günü sürdürülecek. 12 maddelik düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından yürürlüğe girecek ancak maddeleri hemen uygulanmayacak. Önce Milli Güvenlik Kurulu, (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahları tamamen bıraktığını tespit ve teyit edecek. Yasanın 6 aylık uygulama süresi, teyit ve tespit sürecinin ardından MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla başlayacak.

MGK'dan 8 maddelik bildiri... Terörsüz Türkiye, bölgesel güvenlik ve Gazze mesajı Haber

MGK'dan 8 maddelik bildiri... Terörsüz Türkiye, bölgesel güvenlik ve Gazze mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), terörle mücadele, "Terörsüz Türkiye" süreci, bölgesel gelişmeler ve uluslararası güvenlik konularını ele aldı. Toplantı sonrası yayımlanan bildiride, iç ve dış güvenliğe ilişkin önemli mesajlar verildi. ANKARA (İGFA) - Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplandı. Toplantının ardından yayımlanan bildiride, terörle mücadeleden bölgesel gelişmelere, NATO Zirvesi'nden Gazze'deki son duruma kadar birçok başlık değerlendirildi. Bildiride, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere Türkiye'nin milli birlik ve beraberliğine yönelik tehditlere karşı yurt içinde ve yurt dışında yürütülen operasyonlar hakkında Kurul'a bilgi sunulduğu belirtildi. MGK'da ayrıca "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedefleri doğrultusunda kaydedilen gelişmeler ele alınırken, güvenlik, istikrar ve refahın kalıcı şekilde sağlanmasına yönelik çalışmaların sonraki aşamaları istişare edildi. Toplantıda, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da değerlendirildi. Bildiride, örgütün tamamen bertaraf edilmesine yönelik tedbirlerin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. BÖLGESEL GELİŞMELER MASADAYDI MGK bildirisinde, Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen NATO Zirvesi'nin ittifakın geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilerek, Türkiye'nin savunma alanındaki imkan ve kabiliyetlerini müttefikleriyle paylaşma konusundaki yapıcı yaklaşımının sürdüğü ifade edildi. İran ile ABD arasında yeniden yaşanan çatışmaların bölge ülkeleri ve küresel ticaret yolları açısından oluşturduğu risklere dikkat çekilen bildiride, taraflara güç kullanımından kaçınmaları ve müzakere sürecine dönmeleri çağrısı yapıldı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Karadeniz ve Hazar Denizi gibi çevre bölgelere yayılmasının yeni riskler oluşturacağına işaret edilen bildiride, tarafların gerilimi düşürecek ve barışı sağlayacak somut adımlar atması gerektiği vurgulandı. MGK'da ayrıca Suriye ve Irak ile geliştirilen çok boyutlu iş birliğinin bölgesel güvenlik açısından önemine dikkat çekilirken, Türkiye'nin bölgesel dayanışmayı güçlendirmeye yönelik girişimlere katkı sunmayı sürdüreceği belirtildi. GAZZE MESAJI Bildiride son olarak Gazze'deki gelişmelere de yer verildi. Gazze Barış Planı kapsamında ilerleme sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin sürdüğü belirtilerek, İsrail yönetiminin Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ile başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara yönelik eylemlerine karşı uluslararası toplumun açık ve tavizsiz bir tutum sergilemesi gerektiği ifade edildi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Yanlış bir iş yapılıyor biz de bu yanlış iş karşısında Türk milletini uyarmaya devam edeceğiz” Haber

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Yanlış bir iş yapılıyor biz de bu yanlış iş karşısında Türk milletini uyarmaya devam edeceğiz”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, eşit özlük hakları talebiyle Güvenpark’ta eylem yapan gazilere destek ziyaretinde bulundu. Bu ziyareti vesilesiyle bir basın açıklaması yapan Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Terör örgütü PKK’nın yapmış olduğu saldırıları, tek tek, değişik zaman dilimlerinde gerçekleştirmiş olduğu cinayet ve toplu katliamları gündeme getirdim. Bu çerçevede çıkarılacak PKK affı y asasının ne kadar yanlış olduğunu, Ağustos'un Türk milletinin zafer ayı olduğunu, PKK'nın Türk ordusu ve Türk güvenlik güçleri tarafından iki kez kesin ve ağır mağlubiyete uğratıldığını, hâl böyleyken PKK'ya böyle bir tavizin asla verilmemesi gerektiğini ifade ettim. Bu arada siyasi partilere ve sizlerin de tanıdığı, bildiği bazı siyasetçilerimize bu yasaya hayır demeleri için çağrıda bulundum.” Dedi. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu ile de bir araya gelerek görüşmede bulunan Özdağ’ın açıklamaları şöyle devam ediyor; “Ayrıca cumartesi günü saat 13.30'da bütün vatandaşlarımızı da burada sizlere destek olmaya davet ettim. Türk bayrağını alıp bütün Türk vatandaşları cumartesi günü burada gazilerinin yanında durmalıdır. Çünkü toprağı toprak yapan, o toprak için dökülen kandır. Ve siz bu kanı döken insanlarsınız. Türk milletinin de bugün sizin yanınızda olarak şükran duygularını bir kez daha ifade etmesi gerekir. Buraya binlerce kişi, siz direnişe başladığınız andan itibaren gelerek desteklerini gösterdiler. Bun u bir kez daha güçlü bir şekilde ve PKK'ya böyle bir özel af getirilirken bunun mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Öte yandan biliyorsunuz, üç kişi bir araya gelip bir akşam yemeğinde bir soygun eyleminden bahsetseler, o kişilerle ilgili eylem gerçekleştirmeseler de organize suç örgütü kurmaktan dava açılır ve mahkûm olurlar. Şimdi bize diyorlar ki suça karışmamış PKK'lılar var. Yani üç kişi soygun yapmak için fikir alışverişinde bulunduğunda örgütlü suç oluyor, Türkiye'yi bölmek için 30 yıldan beri saldırılar düzenleyen bir terör örgütüne üye oluyorsunuz ama siz suça karışmamış oluyorsunuz. Nasıl oluyor bu? Efendim, tetik çekmediler. Efendim, bomba atmadılar. Peki, erzak da mı taşımadılar, silah ve cephane de mi getirmediler? Yaralanan PKK'lı teröristleri de mi taşımadılar, tedavi ettirmediler mi? Eylemlerine mi katılmadılar? Yani Türk milletiyle alay ediliyor. Keza, bu terör örgüt ünün elebaşları Türkiye'ye belirli bir süre giremeyeceklermiş. İyi de bu arada kırmızı bültenle aranmaları kaldırılmıyor mu? Dünyanın değişik ülkelerinde artık dolaşabilir hâle gelmeyecekler mi? Bu, onların suçlu olmaktan çıkarılması ve affedilmesi anlamına gelmiyor mu? Şu anda hapishanede yatan, mesela Parmaksız Zeki adlı teröristle Cemil Bayık veya Murat Karayılan arasında ne fark var? Özetle bu kabul edilebilir değildir, doğru da değildir. Üstelik bunun ilk adım olduğunu DEM Partililer söylüyorlar ve diyorlar ki bundan sonra Kürtçe eğitim ve Kürtçenin kamu hizmetinde kullanılması, yani ikinci resmî dil olması. Bunun için anayasa değişikliğine ihtiyaç var. Peki, yapmadınız diyelim, ne olacak? Terör tekrar başlayacak, değil mi? Bu arada siz de bunları serbest bırakmış olacaksınız. Özetle bu kabul edilebilir değildir, doğru bir iş yapılmıyor. Nasıl birinci açılım süreci doğru değilse sonuçlarını ağır bir şekilde jandarma, polis özel harekât ve diğer güvenlik güçlerindeki kardeşlerimiz 700 küsur şehit vererek ödedilerse, şimdi yine yanlış bir iş yapılıyor. Biz de bu yanlış iş karşısında Türk milletini uyarmaya devam edeceğiz. Onun için sizleri bugün tekrar ziyarete geldim. Bütün siyasi partileri, mensup milletvekillerini, partileri ne karar alırlarsa alsınlar, çocuklarına ve torunlarına, 'Ben o gün Cumhuriyet'i korudum, savundum, şehitlerin ve gazilerin uğruna mücadele ettiği Türkiye'yi muhafaza için üzerime düşeni yaptım.' diyecekleri bir davranış içerisinde bulunmaya davet ettik ve edeceğiz.”

12 maddelik "Terörsüz Türkiye" çerçeve yasa teklifinde neler yer alacak? Haber

12 maddelik "Terörsüz Türkiye" çerçeve yasa teklifinde neler yer alacak?

İktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinin hukuki zeminini oluşturacak çerçeve yasa teklifine son şekli verildi. "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" başlığıyla TBMM Başkanlığı'na sunulacak teklif, yürürlük maddeleri dahil 12 maddeden oluşuyor. Teklifin 5 Ağustos Çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunulması, hafta sonuna kadar, en geç 11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), art arda yaptığı toplantıların ardından çerçeve yasa teklifine son biçimini verdi; teklif milletvekillerinin imzasına açıldı. İktidar partisi ayrıca sürece karşı çıkan İYİ Parti dışındaki muhalefet partilerine de teklif hakkında bilgi verdi. Ancak muhalefete yasa teklifi metni sunulmadı, sadece içeriği hakkında bilgilendirme yapıldı. AKP grubunda bilgilendirme yapılacak AKP TBMM Grubu'nda da 5 Ağustos Çarşamba günü kapalı toplantıda teklif hakkında milletvekillerine bilgilendirme yapılacak. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler ile Genel Başkanvekili Efkan Ala teklifle ilgili sunum yapacak. Bilgilendirmenin ardından teklifin Meclis Başkanlığı'na sunulacağı belirtiliyor. AKP yönetimi, teklifi "Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılmış tarihi adım" olarak nitelerken önceliğin "terörün tamamen sona ermesi ve silahların geri dönülmeyecek şekilde bırakılması" olduğunu vurguluyor. 6 ay içinde başvuru Geçici nitelikteki düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 6 ay içinde başvuru yapmaları gerekecek. Bu sürenin sonunda başvuru hakkı sona erecek. Sürenin uzatılması ise ancak yeni bir kanunla mümkün olabilecek. Başvurular bireysel olacak ve her kişi için ayrı değerlendirme yapılacak. Düzenleme; Avrupa'daki örgüt mensupları, dağ kadrosu ya da cezaevindekiler şeklinde değil; hakkında soruşturma bulunanlar, kovuşturması devam edenler, hükümlü olanlar ve devlete kendiliğinden başvuranlar şeklinde sınıflandırılıyor. PKK ismen yazıldı Teklifte dikkat çeken en önemli düzenlemelerden biri de kapsam maddesi oldu. Kapsama başka örgütlerin girmemesi için "silah bırakan, kendini fesheden örgüt" gibi genel ifadeler yerine "PKK, KCK ve bağlı yapılanmalar ile ilişkili örgütler" ifadesi yasanın kapsamında net olarak tanımlanacak. Teyit-tespit mekanizması için 8 üyeli özel kurul Edinilen bilgiye göre yasanın uygulanması ve denetiminden sorumlu bir kurul oluşturulacak. Cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında, teyit ve tespitle ilgili oluşturulacak "Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu" sekiz üyeden oluşacak. Kurulda Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve Adalet, İçişleri, Aile ve Sosyal Hizmetler, Milli Savunma ve Çalışma Bakanları yer alacak. Meclis'te İzleme Kurulu oluşturulacak Yasa ile TBMM bünyesinde ayrıca İzleme Kurulu oluşturulacak. Kurulun kimlerden oluşacağına TBMM Başkanı karar verecek. Kanunla kurulacak komisyon, Meclis İçtüzüğü hükümlerine tabi olmayacak. Siyasete dönüş otomatik olmayacak Örgüt üyelerinden üç yıl süreyle herhangi bir suça karışmayanlar için siyaset yapma yolu açık tutuluyor. Ancak yasadan yararlananların siyasete dönüşü otomatik değil, "Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu"nun uygun görüşüne bağlı olacak. Gerekli koşulları sağlayanlarla ilgili kurulun uygun görüş bildirmesi halinde dosya ilgili mahkemeye gönderilecek ve "memnu hakların iadesi"ne benzer bir yöntemle siyasi yasağın kaldırılması söz konusu olabilecek. Yeni soruşturma için de kurul izni Yasadan yararlananlar hakkında yeni bir terör soruşturması açılabilmesi de kurul kararına bırakılıyor. Buna göre yasanın yürürlüğe girmesinden sonra örgüt üyeleri hakkında aynı kapsamda soruşturma açılabilmesi de kurul kararına bağlanacak. Bazı suçlar ve Öcalan kapsam dışında Teklif örgüt mensuplarına af öngörmüyor, ancak ceza erteleme ve örgüt suçlarının düşmesi yolunu açıyor. Ancak adam öldürme, cinsel saldırı gibi ağır suç işleyenler yasa kapsamı dışında tutulacak. 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar yasa kapsamı dışında tutulacak. Böylece PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yasadan yararlanmasının önü kesiliyor. Örgüt suçları kapsamında 15 yılın altındaki suçlarda beş yıl, 15 yılın üzerindeki suçlarda ise 10 yıl ceza ertelemesi öngörülüyor. Bu sürelerin sonunda gerekli şartların yerine getirilmesi hâlinde cezanın düşmesi öngörülüyor.

Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye Yasası meclis tatiline kalmadan çıkabilir Haber

Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye Yasası meclis tatiline kalmadan çıkabilir

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin hazırlanacak yasal düzenlemenin Meclis tatile girmeden yasalaşmasını hedeflediklerini belirterek, düzenlemenin genel af niteliğinde olmayacağını ve tüm partilerin uzlaşısıyla hazırlanmasının amaçlandığını söyledi. ANKARA (İGFA) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasi partilerle gerçekleştirdiği iki günlük temasların ardından Meclis'te düzenlediği basın toplantısında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yürütülen çalışmaları değerlendirdi. Türkiye'nin tarihi bir süreçten geçtiğini ifade eden Kurtulmuş, TBMM bünyesinde çalışmalarını tamamlayan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı ortak raporun yeni dönemin yol haritasını oluşturduğunu söyledi. PKK'nın silah bırakma kararının ardından yeni bir sürece girildiğini belirten Kurtulmuş, bu sürecin kalıcı hale gelmesi için yasal düzenlemenin zorunlu olduğunu vurguladı. "GENEL AF OLMAYACAK" Hazırlanacak düzenlemenin geçici ve müstakil bir yasa olacağını ifade eden Kurtulmuş, teklifin herhangi bir genel af ya da kişiye özel af niteliği taşımayacağını söyledi. Yasanın, örgütün silah bıraktığının tespit ve teyidine ilişkin mekanizmaları içereceğini belirten Kurtulmuş, yaz aylarında örgüt mensuplarının silah bırakarak örgütsel faaliyetlerini tamamen sonlandırmasını sağlayacak kapsayıcı bir hukuki çerçeve oluşturulmasının hedeflendiğini dile getirdi. "EN GENİŞ UZLAŞI HEDEFLENİYOR" Siyasi partilerle yapılan görüşmelerde ana çerçevede ortak anlayış bulunduğunu aktaran Kurtulmuş, bundan sonraki aşamada grup başkanları ve grup başkanvekillerinin teklifin ayrıntıları üzerinde çalışacağını söyledi. Teklifin olgunlaşmasının ardından partiler arasında ortak bir değerlendirme yapılabileceğini ifade eden Kurtulmuş, "Ümit ve arzu ederiz ki Meclis tatile girmeden bu yasa yasalaşır ve Türkiye için yeni bir dönemin kapıları açılır." dedi. "MESELE SADECE YASA ÇIKARMAK DEĞİL" Sürecin yalnızca bir kanun düzenlemesinden ibaret olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, asıl hedefin Türkiye'de terörün tamamen sona erdiği, silahların sustuğu ve kardeşlik ikliminin güçlendiği bir dönemin oluşturulması olduğunu söyledi. Kurtulmuş, farklı siyasi görüşlerin doğal olduğunu ancak ortak hedefin Türkiye'nin birlik ve beraberliğini güçlendirmek olduğunu belirterek, mücadele zemininin yalnızca demokratik siyaset olması gerektiğini ifade etti. https://t.co/FisXDg1bk9 — Numan Kurtulmuş (@NumanKurtulmus) July 22, 2026 TEKLİF GELECEK HAFTA MECLİS'E SUNULABİLİR Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kurtulmuş, yasa teklifinin kısa ve çerçeve niteliğinde olacağını belirtti. Teklifte; düzenlemenin kapsamı, denetim ve gözlem mekanizmasının yapısı ile uygulama süresine ilişkin hükümlerin yer alacağını ifade eden Kurtulmuş, çalışmanın önümüzdeki hafta TBMM Başkanlığı'na sunulmasının ve komisyon sürecinin ardından Genel Kurul gündemine gelmesinin hedeflendiğini söyledi. Kurtulmuş ayrıca, sürecin devlet politikası olarak yürütüldüğünü belirterek, "Türkiye artık hiçbir terör örgütünün tehdit oluşturamayacağı güçlü bir geleceğe doğru ilerlemektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor? Haber

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor?

Trump'ın açıklamasıyla yeniden gündeme gelen Rahip Andrew Brunson'a 3 yıllık hapis cezasına ilişkin dosya altı yıldır Yargıtay'da bekliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davasında, 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmesi öncesi yaptığı açıklama ile Brunson davası yeniden gündeme geldi. Trump, gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Rahip Brunson'ı hatırlıyorsunuzdur. 3 yıl 1 ay hapse çarptırılmıştı. Evanjelik bir kahramandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım, serbest bıraktı. Hiçbir şey ödemedim" ifadelerini kullandı. Türkiye'ya eşiyle birlikte 1993 yılında yerleşen Brunson, 2016 yılında İzmir'deki Diriliş Kilisesi'nde rahip olarak görev yaparken "FETÖ ve PKK adına suç işlemek" ve "casusluk" suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Brunson, soruşturma ve yargılama süreci boyunca amacının yalnızca dinî faaliyet yürütmek olduğunu, herhangi bir siyasi ya da örgütsel faaliyet içinde bulunmadığını savunmuştu. ABD ve Türkiye arasında yaşanan Brunson gerilimi Washington yönetiminin, rahip Brunson'ın serbest bırakılmaması nedeniyle Ankara'ya yönelik ekonomik yaptırımlar devreye koyması, Türk Lirası'nın Dolar karşısında tarihi değer kaybı yaşamasına neden olmuştu. Ayrıca dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül yaptırım listesine alındı. Erdoğan da o dönemde gelen baskılar üzerine "Bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsınız" demiş, 2017'deki bir konuşmasında da Fethullah Gülen ile takas teklifinde bulunarak "Diyorlar ki, papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu yapalım yargıda gereğini size verelim" ifadelerini kullanmıştı. Bu süreçte Temmuz 2018'te Rahip Brunson ev hapsine alındı. İki ülke arasında gerilime neden olan tutuklamaya ilişkin daha sonra ABD Başkanı Trump da devreye girdi ve Brunson hakkındaki yargılama süreci 12 Ekim 2018'de sonlandırıldı. Rahip Brunson, hakkında hüküm verildikten ve ev hapsi kaldırıldıktan sonra ABD'ye dönüşünde Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile... Fotoğraf: picture-alliance/abaca/O. Douliery Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davası aslında hâlâ resmi olarak kapanmış değil. Türkiye'deki yargı süreci devam ediyor. Rahiple ilgili 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. Dosya neden hâlâ Yargıtay'da? İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Ekim 2018'de dosyayla ilgili hükmünü açıkladı. Mahkeme, 35 yıla kadar hapsi istenen Brunson'ı "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Casusluk suçlaması yönünden ise hüküm kurulmadı. Mahkeme aynı duruşmada Brunson hakkındaki ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. Brunson, kararın ardından Türkiye'den ayrılarak ABD'ye döndü. Brunson ülkesine dönüşünde de Başkan Trump tarafından Beyaz Saray'da kabul edildi. Karara hem Brunson'ın avukatları hem de Cumhuriyet savcısı itiraz etti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 9 Ocak 2020'de ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun buldu. Bunun üzerine dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildi. Dosya yaklaşık altı yıldır Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde bulunuyor. Daire henüz nihai kararını açıklamadı. AYM: Ev hapsi hukuka uygundu Brunson, tutuklama ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda da bulundu. AYM, tutuklamaya ilişkin şikâyeti süre aşımı nedeniyle reddetti. Mahkeme, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağına ilişkin hak ihlali iddialarını da açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez olduğuna karar verdi. Rahip Brunson soruşturma ve yöneltilen suçlamalar 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Brunson hakkında soruşturma başlattı. Brunson, 9 Aralık 2016'da gözaltına alındı ve aynı gün "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla tutuklandı. Mahkeme, tutuklama kararında suçun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanmamış olması, kaçma şüphesi ve öngörülen ceza miktarını gerekçe gösterdi. Soruşturma sürecinde Brunson'a yöneltilen suçlamalar zamanla genişletildi. Rahip Brunson Ekim 2018'te Türkiye'den ayrılırken... Fotoğraf: Getty Images/AFP/B. Kilic 2017 yılında hakkında; devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etmek, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından da işlem yapıldı. Ancak hazırlanan iddianamede Brunson'ın esas olarak "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" ve "siyasal ve askerî casusluk" suçlarından cezalandırılması istendi. İddianamede hangi deliller yer aldı? Savcılık iddianamesi açık ve gizli tanık anlatımları, HTS kayıtları, telefon mesajları ve dijital materyallere dayandırıldı. Savcılık, Brunson'ın Gülen cemaatinin Ege yapılanmasıyla bağlantılı kişilerle görüştüğünü, PKK/YPG ile bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerle temas kurduğunu ve kilise faaliyetlerini örgütsel amaçlarla kullandığını iddia etti. Casusluk suçlamasında ise bazı telefon kayıtları ve Brunson'ın başka bir kişiyle bağlantısına ilişkin dijital veriler delil olarak gösterildi. 16 Nisan 2018'de başlayan yargılamada Brunson suçlamaları kabul etmedi. Brunson; Gülen cemaati yöneticilerini tanımadığını, PKK ile bağlantısının bulunmadığını, kilisesinde siyasi faaliyet yürütülmediğini, mesajlaşmalarının yanlış yorumlandığını ve gizli tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Ayrıca casusluk suçlamasına dayanak gösterilen kişilerle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi. Brunson davasından tanıklar ne anlattı? Mahkemede dinlenen açık ve gizli tanıklar, Brunson'ın Gülen cemaati ve PKK bağlantılı kişilerle temas kurduğunu ileri sürdü. Tanıklar, kilisede örgüt propagandası yapıldığı, bazı kişilerle kapalı toplantılar gerçekleştirildiği ve Brunson'ın bazı örgütsel faaliyetlere destek verdiği iddialarında bulundu. Brunson ise bu anlatımların gerçeği yansıtmadığını savundu. DW Türkçe

Temmuz sonunda TBMM'den geçmesi hedeflenen 'çözüm süreci yasasında' neler var? Haber

Temmuz sonunda TBMM'den geçmesi hedeflenen 'çözüm süreci yasasında' neler var?

İktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak nitelendirdiği yeni çözüm sürecinin hukuki zeminini oluşturacak çerçeve yasa için Temmuz ayında adım atılması bekleniyor. AKP ve MHP kulislerinde, teklifin 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO Zirvesi sonrasında TBMM Başkanlığı'na sunulabileceği ve Meclis tatile girmeden yasalaşabileceği konuşuluyor. AKP kaynaklarının verdiği bilgiye göre 10-11 maddeden oluşması öngörülen çerçeve yasa süreli olacak ve "PKK'nın silah bıraktığının teyit ve tespiti" koşuluyla yürürlüğe girecek. AKP kurmayları, teklifin adının "PKK-KCK terör örgütünün feshi, silah bırakması ve hukuki varlığının sona erdirilmesine ilişkin kanun teklifi" benzeri bir isimle Meclis'e sunulabileceğini belirtiyor. Örgüt adının yasa başlığında yer almasa bile "amaç" ve "kapsam" maddelerinde açık şekilde tanımlanacağı ifade ediliyor. Öcalan'dan yeni mesaj: 'Yeni bir siyaset dönemine kapı açılıyor'Süreci hızlandıran adımlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 Mayıs'taki grup toplantısında yaptığı "hayırlı işlerde çabuk olunmalı" açıklamasının ve 9 Haziran'daki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında sürecin "devlet vizyonu" olarak tanımlanmasının ardından çözüm süreci trafiği yoğunlaştı. Yeni çözüm süreciyle ilgili çerçeve yasa için iktidar bloğu ile DEM Parti arasında hem yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi hem de arka kapı diplomasisi yürütüldü. Pervin Buldan ve Mithat Sancar'dan oluşan DEM Parti İmralı heyeti 16 Haziran'da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'la görüştü. Kaynak,X / CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgi Tanrıkulu, 17 Haziran'da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi makamında ziyaret etti 17 Haziran'da ise CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi makamında ziyaret etti. Bu görüşmenin ardından 18 Haziran'da Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir araya geldi. Hafta başında yapılan AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından parti sözcüsü Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye" sürecinde örgütün silah bırakmasına bağlı olarak yürürlüğe girecek yasal çerçevenin değerlendirilmesi aşamasına gelindiğini söyledi. Çelik, dün katıldığı bir televizyon programında da çerçeve yasanın silah bırakma şartıyla hayata geçeceğini açıkladı. 'Henüz tatmin edici noktada değil' BBC Türkçe'nin görüştüğü AKP yöneticileri, İran-İsrail gerilimi ve Suriye'deki gelişmelerin sürecin seyrini etkilediğini belirterek, örgütün bir dönem bölgedeki gelişmelerin sonucunu görmek istediği ve silah bırakma sürecinin bu dönemde yavaşladığına dikkat çekiyor. Ancak savaşın seyrinin bu beklentiyi boşa çıkardığı değerlendirmesi yapılırken, sürece dönük toplumsal kabulün arttığı, bunun da yasal düzenleme adımlarını kolaylaştıracağı ifade ediliyor. AKP kaynaklarına göre güvenlik birimlerinin sahadan aktardığı bilgiler, bazı bölgelerde hareketlilik yaşandığını ortaya koyuyor. Öcalan: Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz Özellikle Zap-Metina hattında bazı alanların boşaltıldığı, Gara, Hakurk ve Kandil kırsalında da kısmi geri çekilmeler yaşandığı belirtiliyor. Ancak parti kaynakları, örgütün sahip olduğu insan gücü ve lojistik kapasite dikkate alındığında bugüne kadar atılan adımların henüz "tatmin edici düzeyde" görülmediğini ifade ediyor. Bir AKP yöneticisi, "Sembolik bazı silah bırakma görüntüleri ve belli alanlarda çekilmeler oldu. Ama silah bırakmanın kalıcı hale geldiğini söyleyebilmek için daha somut bir tabloya ihtiyaç var" değerlendirmesini yaptı. Çerçeve yasanın içeriğinin büyük ölçüde netleştiğini belirten kaynaklar, hayata geçebilmesi için örgütün silah bıraktığının teyit ve tespit edilmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması gerektiğini ifade ediyor. Süre sınırı getirilecek İktidar partisi yasa taslağı ile ilgili çalışmalarını da sürdürüyor. AKP kaynaklarının verdiği bilgiye göre çerçeve yasa, düzenlemenin amaç, kapsam ve tanım maddelerinin yanı sıra silah bırakan örgüt mensuplarının hukuki statüsünü belirleyecek hükümler içerecek. Buna göre örgütün feshi ve silah bırakmasının nasıl teyit edileceği, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin nasıl işletileceği, cezaevinde bulunan hükümlülerin durumunun nasıl değerlendirileceği yasada ayrıntılı olarak düzenlenecek. Yürürlük maddesiyle birlikte 10-11 maddeden oluşacağı belirtilen yasada, belirlenen süre içinde Türkiye'ye dönen örgüt üyelerinin yasadan yararlanacağı hükme bağlanacak. İktidar partisi bu sürenin bir yıl olması öngörülüyor. Meclis süreç komisyonunun raporu kabul edildi: İçeriğinde neler var, neler yok?'Beş yıl siyaset yasağı, örgüt yöneticileri kapsam dışı' DEM Parti, Türkiye'ye gelen örgüt mensuplarının siyaset yapmasına olanak tanınmasını istiyor. Ancak gerek AKP gerekse MHP buna karşı çıkıyor. AKP yöneticileri, Türkiye'ye dönen kişilere belirli bir süre adli kontrol hükümlerinin uygulanacağını, bu süreçte siyaset yapmalarının mümkün olmayacağını ifade ediyor. Bu çerçevede suça karışmayan örgüt üyeleri için beş yıl siyaset yasağı öngörülüyor. Yasadan ilk aşamada suça karışmamış örgüt üyeleri yararlanacak. Örgüt yöneticilerinin ise Türkiye'ye dönüşüne dönük bir düzenleme yer almayacak. Parti kurmayları, ilerleyen dönemde ceza mevzuatında yapılabilecek değişiklikler ve infaz düzenlemeleri sonrasında bazı hükümlülerin durumlarının yeniden değerlendirilebileceğini, ancak ilk aşamada suç işlememiş örgüt mensuplarının öncelikli olarak ele alınacağını dile getiriyor. Kaynak,Stringer/Anadolu via Getty Images // PKK'nın ilk grubu, örgütün fesih ve silah bırakma kararının ardından 11 Temmuz 2025'te Süleymaniye'de düzenlenen törende silahlarını imha etme görüntüleri vermişti. 'Temmuz sonunda çıkabilir' AKP kulislerinde yapılan değerlendirmelere göre teklifin Meclis'e sunulması halinde Temmuz ayı sonunda yasalaşması mümkün. Parti kurmayları, "10-11 Temmuz gibi verilmesi durumunda ay sonuna kadar komisyondan ve Genel Kurul'dan geçebilir. Teknik olarak, 8-10 maddelik bir teklifin görüşmeleri uzun sürmez. Meclis kapanmadan çıkarılabilir" görüşünü dile getiriyor. Ancak düzenlemenin takviminin, sahadaki gelişmelere ve silah bırakma sürecinin seyrine bağlı olacağı da belirtiliyor. AKP kaynakları, bunun bir "tıkanma" meselesi olmadığını, devletin bazı adımların sonuçlarını görmek isteyebileceği için yürürlüğe girmesinin şarta bağlanacağını ifade ediyor. 'Öcalan'a statü yok, görüşme koşulları düzeltilebilir' MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan'a "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" statüsünün verilmesini önermişti. Ancak iktidar partisi bu öneriye mesafeli. Parti kaynakları, Öcalan'ın halen İmralı'da hükümlü statüsünde bulunduğunu belirterek, "Statü değişikliği başka bir hukuki süreçtir; bir af yasası kapsamında olabilir. Ancak çerçeve yasada af niteliğinde bir düzenleme söz konusu değil" değerlendirmesini yapıyor. Aynı kaynaklar, mevcut infaz rejimi çerçevesinde Öcalan'ın cezaevi koşullarının düzeltilebileceğini ve bu çerçevede gazeteciler, akademisyenler ve farklı toplum kesimleri ile görüşmelerine izin verilebileceğini söylüyor. BBC / Ayşe Sayın

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.