Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Orta Doğu

bursaarena.com.tr - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NATO Zirvesi | Erdoğan, "Birlik üyesi olmayanların dışlanması Avrupa'da suni bölünmeye yol açar" Haber

NATO Zirvesi | Erdoğan, "Birlik üyesi olmayanların dışlanması Avrupa'da suni bölünmeye yol açar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi'nde kapalı oturum öncesi açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada Avrupalı NATO müttefiklerine seslenerek "Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarfedilmesine ve Avrupa’da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi müttefik liderlere yaptığı konuşmada NATO 3.0 vizyonuna, Rusya-Ukrayna savaşına, İran savaşına ve Gazze konularına değindi. Erdoğan, Avrupalı müttefiklere NATO için daha fazla sorumluluk almaları çağrısı yaptı. Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: "Türkiye olarak 2030 yılından önce savunma harcamalarımızın oranını yüzde 3,5 düzeyine yükseltmek için tedbirlerimizi aldık. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise şimdiden yüzde 1,5’luk bütçe payına ulaştık. Böylece yüzde 5 hedefine Lahey’de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce erişmeyi hedefliyoruz. Kuşkusuz ülkemizin asıl başarısı savunma sanayiindeki atılımdadır. Üretim ve ihracat kapasitesi itibariyle dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdik. İttifakta bize tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını 3 yıl içinde taahhüt edilen tarihinin öncesinde karşılamış olacağız. İttifakımızda eksikliği en çok hissedilen hava ve füze savunma kabiliyetlerine, çelik kubbe projemizle 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdık. Avrupa’daki en büyü kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan aşamada ittifakın hizmetine sunmanın gayretindeyiz." NATO 3.0 hedefine en kısa sürede ulaşmamız için şu iki hususa özellikle dikkat çekmek isterim. Birincisi savunma sanayii başta olmak üzer e savunma iş birliğinde müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Savunma sanayii forumunda bu mesajın hem endüstri hem hükümet yetkilileri tarafından vurgulanmış olmasını memnuniyetle karşılıyorum. İkincisi Avrupalı müttefikler olarak kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenirken ittifakın bütünlüğünü ve transatlantik ilişkileri zayıflatabilecek tasarruflardan da kaçınmamız gerekiyor. Burada özellikle Avrupa birliği üyesi müttefiklerimize seslenmek istiyorum. Birliğin güvenlik alanındaki çabalarında azami fayda, ancak ve ancak NATO ile gereksiz tekrarlardan kaçınılmasıyla mümkün olabilir. Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarfedilmesine ve Avrupa’da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır. Bu tutumun genel sekreterin işaret ettiği transatlantik savunma sanayii altyapısına hizmet etmediği de açıktır" İran krizinin çözüm yoluna girmesinde sabotaj teşebbüslerine rağmen dostum sayın Trump’ın sergilediği kararlı tutumu takdirle karşılıyorum. Diplomatik çabalarımıza ilave olarak Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan temizlenmesi için gerekli katkıyı vermeye hazırız. Bu vesile ile Türkiye’yi hedef alan füzelere karşı NATO unsurları tarafından sağlanan destek için ABD ve İspanya başta olmak üzere ilave hava savunma bataryaları konuşlandıran Almanya ve İtalya’ya teşekkürlerimizi ifade ediyorum. Orta Doğu’da kalıcı barış anahtarının iki devletli çözüm olduğunu bir kez daha vurguluyorum özellikle Gazze ve Lübnan’da sükûnetin sağlanması için hepimize görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. Son olarak terörün tüm biçim ve tezahürleriyle mücadele konusunda tam bir dayanışma içerisinde olmamız gerektiğini hatırlatıyorum. Terörle mücadele için tam bir mücadele içinde olmamız gerektiğini hatırlatıyor; Ankara Zirvesi'nin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

NATO Zirvesi neden önemli, Ankara'da hangi kararlar alınabilir? Haber

NATO Zirvesi neden önemli, Ankara'da hangi kararlar alınabilir?

Yarın Ankara'da başlayacak ve iki gün sürecek NATO Zirvesi, gerek ittifakın ABD yönetiminin yaklaşımı nedeniyle içinden geçtiği zorlu dönem gerekse uluslararası konjonktür nedeniyle önem düzeyi en yüksek toplantılardan biri olarak görülüyor. Uluslararası jeopolitik şartların geldiği nokta itibarıyla NATO müttefikleri belirleyici nitelikte kararlar alabilir. Bu durum, hem NATO hem de ittifakın görev alanına giren coğrafya açısından geçerli. Zirve, özellikle ABD'de Ocak 2025'te başlayan ikinci Donald Trump döneminde NATO içi tartışma ve gerginliklerin hiç eksik olmadığı ve eskisine oranla çok daha yoğun yaşandığı bir dönemde yapılacak. ABD'nin Avrupa'daki uzun vadeli rolüne ilişkin belirsizlik tamamen giderilebilmiş değil. Bu belirsizlik de NATO'nun ihtilaf potansiyeli yüksek bir ittifak görünümünün sürmesine neden oluyor. Avrupa, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana kendisini en fazla tehdit altında hissettiği dönemlerden birinden geçiyor. Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisi de bir süredir ciddi sınamalarla karşı karşıya. Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı Ukrayna savaşı, Çin'in stratejik rakip olarak yükselişinin sürmesi, Orta Doğu'da ABD-İsrail/İran savaşının iyice derinleştirdiği istikrarsızlık bunlardan öne çıkanlar. NATO'nun görev alanına giren coğrafi bölgelerde sorunlu alanların sayısının aynı anda bu kadar artıp çoğu noktada kesişmesi, örneğine çok rastlanan bir durum değil. NATO, böyle bir ortamda üyeleri arasındaki farklı perspektifleri uyumlu hale getirme ve stratejik yönü konusunda belirleyici kararlar alma aşamasında. Tüm bu tablo dikkate alındığında Ankara Zirvesi, NATO açısından bir siyasi stres testi niteliğinde olacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2 Temmuz'da yaptığı açıklamada, "İnsanlık tarihinin belki en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin bu tarihi dönemeçte, eşikte, bu kadar belirsizliğin olduğu bir dönemde bir araya geliyor olması bence tarihte görülen NATO tarihinin en büyük zirvesi olacak" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de 18 Haziran'daki NATO Savunma Bakanları Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Ankara Zirvesi'ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmediklerinin altını çizmişti: "Bu zirvenin, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz." Bazı diplomatlar Atlantik'in iki yakasında yaşanan sorun ve gerginlikler dikkate alındığında, Trump'ın zirveye katılacak olmasını bile başlı başına bir başarı olarak değerlendiriyor. Bununla birlikte Ankara Zirvesi'nin potansiyel sonuçları dikkate alındığında, Trump'ın katılımının ikinci planda kaldığını düşünenler çoğunlukta. Kaynak, EPA/Shutterstock // NATO Zirvesi geçen yıl 24-25 Haziran'da Hollanda'nın Lahey kentinde yapılmıştıZirveden ne tür sonuçlar çıkabilir? NATO çevrelerinde yapılan değerlendirmeler, zirvenin birçok açıdan ittifaktaki dengeler ile güç dağılımını ve bunlara bağlı olarak özellikle Avrupa güvenlik mimarisini değiştireceği yönünde. İttifak içi güven ortamının zedelendiği bir dönemde NATO'nun taahhütlerini somut sonuçlara dönüştürüp dönüştüremeyeceğini ortaya koyacak olan zirvenin yaratacağı olası değişikliklerden öne çıkanları şu şekilde sıralamak mümkün: Avrupa'daki konvansiyonel güvenliğin ağırlıklı olarak ABD tarafından değil Avrupalı müttefikler tarafından sağlanmasına yönelik adımlar hızlanacak."NATO'da daha güçlü bir Avrupa" yaklaşımının ana ayağını oluşturduğu "NATO 3.0" konsepti hayata geçirilecek. NATO, tek müttefikin kapasitesine bağlı olmakla yetinmeyen, çağın şartlarına uygun askeri kabiliyet ve yeteneklere sahip, yük ve sorumluluk paylaşımının eskisinden farklı bir eksene oturtulacağı sert çizgide bir ittifak haline gelecek.Avrupalı müttefiklerin konvansiyonel savunmada hangi düzeyde ve hangi unsurlarla birincil sorumluluğu üstleneceği netleşecek.NATO'nun askeri komuta yapısında önemli değişiklikler olacak. Avrupa ülkeleri yakın gelecekte NATO'nun üç müşterek kuvvet komutanlığının komutasını devralacak.Nükleer şemsiye müttefiklerin güvenliğinin en üst garantisi olmayı sürdürecek. Nükleer caydırıcılıkta ana rol ABD'de olmaya devam edecek.NATO'nun doğu ve güney kanadına verilen önem artacak.NATO'nun, tehditlere her yönden bakan 360 derecelik güvenlik perspektifi pekiştirilecek.NATO'nun geçen yılki Lahey Zirvesi'nde savunma harcamalarının artırılmasına yönelik taahhütlerin sahaya konuşlandırılabilir yeteneklere dönüştürülme süreci hızlanacak.Savunma sanayisi, bu sektörün üretim kapasitesinin artırılması, altyapısının güçlendirilmesi, bu alanda yenilikçi yaklaşımların devreye sokulması ve ortak tedarik genel savunma stratejilerinin temel unsurlarından ve NATO'nun önceliklerinden biri haline gelecek.Savunma alanında yüksek görünürlüğü olan öncü nitelikte çok sayıda projeye start verilecek.Ukrayna'ya askeri desteğin uzun soluklu olduğu teyit edilip yüksek düzeyde mali kaynak taahhüdünde bulunulacak. Kaynak, Reuters // NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'daki zirve öncesi geçen hafta Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmüştüBirlik görüntüsü önemli Üst düzey bir NATO diplomatına göre tüm bu sonuçların hayata geçirilebilmesi için "her şeyden önce zirvenin kazasız belasız bitirilmesi ve mutlu bir aile tablosu çizilebilmesi" gerekiyor. Ankara'da kamuoyuna yansıyan anlaşmazlıklardan kaçınmak ve müttefiklerin birliğini sergilemek, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin de öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. Mark Rutte, Ankara Zirvesi'ni gerçekten önemli gören isimler arasında. Rutte, 25 Haziran'da Atlantik Konseyi'nde yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in taahhütlerden değil onların uygulanmasından korktuğunu söyledi. Rutte, 2025'teki Lahey Zirvesi'nde verilen taahhütlerin yerine getirileceği yerin Ankara Zirvesi olduğu görüşünde. Ortak savunma hamlelerinin son dönemde gündemin en üst sıralarına yükseldiği Avrupa Birliği'nden (AB) zirveye bakış da dikkat çekici. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, geçen hafta medyaya yaptığı açıklamada Ankara Zirvesi'ni önemli bulduklarını vurgulayarak, "Her zirve için tarihi denir ancak bu kez gerçekten öyle" demişti. BBC / Güven Özalp- Brüksel

Dervişoğlu: Devlet egemenliği yeniden temel norm olmalı Haber

Dervişoğlu: Devlet egemenliği yeniden temel norm olmalı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Orta Doğu'nun askeri müdahaleler, işgaller ve vekalet savaşlarıyla anılmaktan çıkması gerektiğini söyledi. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada hem dış politika hem de iç gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata değinen Dervişoğlu, özellikle Hürmüz Boğazı'nda savaş öncesi statüye dönülmesini olumlu karşıladıklarını ifade etti. Bölgede kalıcı barış ve istikrarın önemine dikkat çeken Dervişoğlu, "Devlet egemenliği yeniden temel norm haline gelmeli, bölgemiz askeri müdahalelerle, işgallerle ve vekalet savaşlarıyla anılmaktan çıkmalıdır" dedi. Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin dış politikada soğukkanlı ve temkinli hareket etmesinin önemini ortaya koyduğunu belirten Dervişoğlu, Türk diplomasisinin geleneksel yaklaşımını sürdürmesinden memnuniyet duyduklarını söyledi. Ey Recep Tayyip Erdoğan! Sen bu memlekete muhtaçsın ama bu memleket sana muhtaç değil! pic.twitter.com/qAXuT7WUxd — Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) June 17, 2026 Konuşmasında tarım politikalarına da geniş yer veren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, son yıllarda tarım sektörünün gerilediğini savunarak, üreticilerin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını ifade etti. Çiftçilerin zararına üretim yapmak zorunda bırakıldığını öne süren Dervişoğlu, bunun Türkiye'nin gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu dile getirdi. Beyaz et sektöründeki bazı şirketlere yönelik kayyum kararlarını da eleştiren Dervişoğlu, hükümetin ekonomik sorunların sorumluluğunu farklı alanlara yönlendirmeye çalıştığını savundu. Terörle mücadele ve çözüm süreci tartışmalarına ilişkin de açıklamalarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik özgürlük taleplerine karşı çıktıklarını belirtti. Böyle bir adımın toplumsal mutabakat olmadan atılamayacağını ifade eden Dervişoğlu, bu yöndeki taleplerin referanduma götürülmesi gerektiğini savundu.

REUTERS: Trump, İran'ın Beyrut saldırısına misilleme yapmasının ardından İsrail'i geri adım atmaya zorlayacağını söyledi. Haber

REUTERS: Trump, İran'ın Beyrut saldırısına misilleme yapmasının ardından İsrail'i geri adım atmaya zorlayacağını söyledi.

Trump, İran'ın füze fırlatmasının ardından, "Bu kesinlikle müzakerelere yardımcı olmayacak" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran'ın Beyrut'un banliyölerine düzenlenen bir saldırıya misilleme olarak İsrail hedeflerine füze salvosu fırlatmasının ardından İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'ya misilleme yapmaması talimatını vereceğini söyledi . (Axios haber ajansı bildirdi.)İran uzun zamandır ABD ile yapılacak herhangi bir barış anlaşmasının , İsrail'in Mart ayında İran destekli Hizbullah savaşçılarını takip etmek için işgal ettiği Lübnan'da da ateşkesin sağlanmasına bağlı olacağını söylüyor. Hizbullah savaşçıları da Tahran'la dayanışma içinde sınır ötesine roket ve insansız hava araçlarıyla saldırmıştı. Ancak İsrail, ABD'nin geçen hafta Lübnan için ateşkes planını açıklamasından bu yana ilk kez Pazar günü Beyrut bölgesine hava saldırıları düzenledi.İran Devrim Muhafızları, Nasıra yakınlarındaki Ramat David hava üssünü hedef aldıklarını açıkladı. İsrail ordusu ise İran'dan fırlatılan füzeleri tespit ettiğini ve savunma sistemlerinin bunları engellediğini bildirdi.İsrailli bir yetkilinin verdiği bilgiye göre, hafta sonunu New Jersey, Bedminster'deki golf kulübünde geçiren Trump ile Netanyahu yaklaşık yarım saat süren bir telefon görüşmesi yaptı; ancak daha fazla ayrıntı verilmedi. Beyaz Saray ve İsrail başbakanlık ofisi, yorum taleplerine hemen yanıt vermedi. aha önce Trump, Axios haber kuruluşuna verdiği demeçte Netanyahu'ya misilleme yapmaması için baskı yapacağını söylemişti.Trump, “İsrail kendi saldırısını yaptı, İran da kendi saldırısını yaptı. Bir başkasına ihtiyacımız yok,” dedi. “İran ile nihai bir anlaşmaya çok yakınız. İyi bir anlaşma olacak. Şu anda yaşananlar yüzünden bunun suya düşmesini istemiyorum.”İran saldırısının ardından Reuters'e isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir İsrail kaynağı, İsrail'in misilleme yapacağını söyledi.Yerel saatle gece yarısından kısa bir süre sonra, İsrail ordusu, Genelkurmay Başkanı Eyyal Zamir'in şu ana kadar İran'a saldırma emri almadıklarını, ancak emir verildiği anda "kararlılıkla" bunu yapacaklarını söylediğini aktaran kısa bir açıklama yayınladı.ABD-İran görüşmelerinin savaşı durdurma amacıyla başlamasından bu yana İsrail, Lübnan'da Hizbullah ile olan çatışmada saldırılarına devam etti; İsrailli yetkililer bu çatışmanın İran ile yapılacak herhangi bir ateşkesle ayrı ele alınması gerektiğinde ısrar ediyor. Tahran, ABD ile yapılacak bir barış anlaşmasının Lübnan'ı da içermesini talep ediyor ve İsrail'in oradaki saldırılarının görüşmeleri tehlikeye attığı konusunda uyarıda bulunuyor.Reklam · Devam etmek için aşağı kaydırınİran'ın baş barış müzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD üslerinin ve İsrail varlıklarının, "Lübnan'la ilgili anlaşmaların ihlali" de dahil olmak üzere düşmanca eylemler nedeniyle meşru hedefler olduğunu söyledi.Pazar gününden önce, İran, Nisan ayında başlayan geniş çaplı savaşta ateşkesin ardından İsrail'i hedef almamıştı, ancak Hizbullah bunu yapmıştı.10 maddeden 1.si: 7 Haziran 2026'da İsrail'in Aşkelon kentinden çekilen bu fotoğrafta, İran'ın İsrail'e yönelik füze saldırısı sırasında gökyüzünü aydınlatan bir ışık çizgisi görülüyor. REUTERS/Amir Cohen[1/10] 7 Haziran 2026'da İsrail'in Aşkelon kentinden görüldüğü üzere, İran'dan İsrail'e yapılan füze saldırısı sırasında gökyüzünü aydınlatan bir ışık çizgisi. REUTERS/Amir Cohen Lisans Haklarını Satın Al, yeni sekmede açılırTrump, Washington ve Tahran'ın savaşı sona erdirmek konusunda bir anlaşmaya yakın oldukları konusunda defalarca ısrar etti.Trump, çatışmanın 100. gününü anmak için Pazar günü yayınlanan önceden kaydedilmiş bir röportajda NBC News'in "Meet the Press" programına, "Anlaşmaya çok yakınız, yoksa onları yerle bir edeceğim" dedi. TRUMP LÜBNAN'A SALDIRI İSTEMİYOR Trump, İran'la barış anlaşmasına zemin hazırlamak için İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını durdurması yönünde baskı yaptı ve geçen hafta yaptığı telefon görüşmesinde Netanyahu'ya küfürler savurdu. Bu görüşmenin ardından Netanyahu, Beyrut'a yönelik saldırı planlarından vazgeçmiş gibi göründü.Ancak İsrail, binlerce insanın ölümüne ve yüz binlerce insanın evlerinden sürülmesine neden olan Lübnan harekatını hiçbir zaman tamamen durdurmadı. Ateşkes görüşmelerine katılmayan Hizbullah da saldırılarına devam etti ve İsrail saldırılarını durdurup Lübnan'dan çekilmedikçe silahlarını bırakmayacağını söyledi.Netanyahu, İsrail'in Pazar günü Beyrut'un güney eteklerinde, uzun süredir Hizbullah'ın kalesi olan Dahiye bölgesine düzenlediği saldırıların, Hizbullah'ın İsrail'e ateş açmasına karşılık olarak emredildiğini söyledi.ABD ve İsrail'in Nisan ayı başlarında İran'a yönelik saldırılarını durdurmasından bu yana, daha geniş çaplı savaş çıkmaza girdi; Tahran ise Orta Doğu petrolünün ana geçiş yolu olan Hürmüz Boğazı'ndan geçen çoğu gemi trafiğini bloke etti. Washington da İran limanlarına kendi ablukasını uyguladı. Washington ve Tahran, boğazı yeniden açacak bir ön anlaşmaya yakın olduklarını söyleseler de, karşılıklı saldırılar düzenlemeye devam ettiler ve son günlerdeki tırmanışlar, ABD üslerine ev sahipliği yapan yakındaki Arap devletlerine yönelik saldırıları da içerdi.Trump, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın İran'ın nükleer silah geliştirmesini engellemesi gerektiğini söyledi ve 2015'te dönemin Başkanı Barack Obama ile yapılan ve Trump'ın daha sonra reddettiği anlaşmadan daha sert şartlar sunması için baskı altında.Tahran'ın talepleri arasında ABD ve uluslararası yaptırımların kaldırılması, boğaz üzerindeki etkisinin tanınması ve dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlığın serbest bırakılması yer alıyor.Reuters'e Cumartesi günü konuşan ve ABD planlarına aşina bir kaynak, Washington'un İran'ın verdiği zararı onarmak için İran'ın varlıklarını Körfez komşularının kullanımına sunabileceğini söyledi.İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Gharibabadi Pazar günü yaptığı açıklamada, İran varlıklarının bu şekilde başka amaçlara yönlendirilmesinin yasa dışı olacağını ve Tahran'ın buna karşılık önlemler alacağını söyledi.Netanyahu, geçen hafta bu yılki ulusal seçimler öncesinde Lübnan'da ilan edilen yeni ateşkes nedeniyle siyasi rakipleri tarafından eleştirildi . Reuters bürolarının haberleri; Peter Graff ve Kristina Cooke tarafından yazıldı; William Maclean, Mark Potter, Nick Zieminski ve Paul Simao tarafından düzenlendi. New Jersey, (Reuters)

Altın yükselişe geçti Haber

Altın yükselişe geçti

Altın fiyatları, Orta Doğu’daki ateşkes adımları ve New York Fed Başkanı Williams’ın faiz açıklamalarının ardından petrol ile dolardaki düşüşe paralel olarak yeni güne yükseliş eğilimiyle başladı. Altın fiyatları, Orta Doğu’daki ateşkes adımları ve New York Fed Başkanı Williams’ın faiz açıklamalarının ardından petrol ile dolardaki düşüşe paralel olarak yeni güne yükseliş eğilimiyle başladı. SERBEST PİYASADA ALTININ GRAMI 6 BİN 600 LİRAYI AŞTI Dün ons altındaki düşüşe paralel olarak değer kaybeden gram altın, günü önceki kapanışına kıyasla yüzde 1,2 azalışla 6 bin 552 liradan tamamladı. Yeni güne ise yükselişle başlayan gram altın, saat 09.45 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,9 üzerinde, 6 bin 608 lira seviyesinden işlem görüyor. Aynı dakikalarda serbest piyasada çeyrek altın 10 bin 928 liradan, cumhuriyet altını ise 43 bin 506 liradan alıcı buluyor. Küresel piyasalarda altının onsu da yüzde 0,8 değer kazancıyla 4 bin 470 dolar seviyesinde bulunuyor. İSRAİL VE LÜBNAN ATEŞKESİ DEĞERLİ METALLERİ DESTEKLEDİ Jeopolitik gerilimlerin tırmanması küresel varlık fiyatlarının yönü üzerinde etkili olmayı sürdürürken, Orta Doğu'dan gelen yeni haber akışları piyasalara yansıdı. İsrail ve Lübnan'ın ateşkesin uygulanması konusunda mutabık kaldığına yönelik haberlerin ardından petrol fiyatlarında ve dolar endeksinde geri çekilmeler kaydedildi. Bu düşüş, güvenli liman olarak görülen altın fiyatlarında yukarı yönlü bir yükseliş eğiliminin oluşmasını doğrudan sağladı. FED BAŞKANI WILLIAMS'IN FAİZ AÇIKLAMASI YÜKSELİŞİ HIZLANDIRDI ABD Merkez Bankası kanadından gelen açıklamalar da altın fiyatlarındaki artışı destekleyen bir diğer unsur oldu. New York Fed Başkanı John Williams, para politikasının mevcut durumda doğru konumda olduğunu dile getirerek şimdilik faiz oranlarını artırmaya ya da düşürmeye bir ihtiyaç görmediği yönünde değerlendirmede bulundu. Williams'ın faiz patikasına ilişkin bu yaklaşımı, emtia piyasalarında alımların güçlenmesine zemin hazırladı. PİYASALARIN GÖZÜ KÜRESEL VE YEREL VERİ GÜNDEMİNDE Ekonomik takvimde yer alan kritik makroekonomik veriler de yatırımcıların odağında bulunuyor. Analistler, yurt içinde işsizlik oranı ile para ve banka istatistiklerinin takip edileceğini belirtti. Yurt dışı gündeminde ise Euro Bölgesi'nde açıklanacak perakende satış verileri ile Amerika Birleşik Devletleri'nde haftalık işsizlik maaşı başvurularından gelecek sonuçlar emtia fiyatlarının geleceği açısından izleniyor. (AA)

Hürmüz Boğazı'nın etkisi büyüyor: Yakıt krizi bir havayolunu daha iflasa sürükledi Haber

Hürmüz Boğazı'nın etkisi büyüyor: Yakıt krizi bir havayolunu daha iflasa sürükledi

Orta Doğu'daki gerilim ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan belirsizliklerin ardından yükselen jet yakıtı maliyetleri havacılık sektörünü sarsmaya devam ediyor. Krize dayanamayarak faaliyetlerini durduran son şirket Romanya merkezli Legend Airlines oldu. Küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanma, havacılık sektöründe yeni iflasları beraberinde getiriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim nedeniyle artan yakıt maliyetleri, birçok havayolu şirketinin operasyonlarını sürdüremez hale gelmesine yol açtı. Sektörde mali baskının giderek arttığı süreçte, Romanya merkezli Legend Airlines da faaliyetlerine son veren şirketler arasına katıldı. Uzun süredir finansal ve hukuki sorunlarla mücadele eden şirketin uçuş lisansı iptal edilirken, filosundaki uçaklar da hizmet dışı bırakıldı. LİSANSI İPTAL EDİLDİ Yeniçağ'ın haberine göre, 2020 yılında Bükreş merkezli olarak kurulan Legend Airlines, Avrupa ile ABD arasında uçuş ağı oluşturmayı hedefliyordu. Ancak şirketin internet sitesinde satışa sunulan bazı uçuşların gerçekleştirilmediği yönündeki iddialar ve yaşanan mali sıkıntılar faaliyetlerini çıkmaza sürükledi. Romanya Sivil Havacılık Otoritesi'nin aldığı karar sonrası şirketin işletme ruhsatı iptal edilirken tüm operasyonları durduruldu. HAVACILIKTA ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR Legend Airlines'ın çöküşü sektördeki tek örnek değil. Son dönemde yükselen enerji maliyetleri ve azalan kârlılık nedeniyle çok sayıda havayolu şirketi faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kaldı. ABD merkezli düşük maliyetli hava yolu şirketi Spirit Airlines'ın yanı sıra Starflite Aviation, Magnicharters, AlpAvia ve H-Bird gibi şirketler de son dönemde faaliyetlerini durduran ya da iflas sürecine giren firmalar arasında yer aldı. Uzmanlar, yakıt fiyatlarında kalıcı bir düşüş yaşanmaması halinde havacılık sektöründe yeni iflas ve birleşme haberlerinin gelebileceği uyarısında bulunuyor.

Petrol devinden korkutan uyarı Haber

Petrol devinden korkutan uyarı

ABD'li enerji devi Chevron'un Üst Yöneticisi (CEO) Mike Wirth, Orta Doğu'daki çatışmalar ve azalan küresel ham petrol stokları nedeniyle önümüzdeki iki ay içinde petrol fiyatlarının yükselmesinin muhtemel olduğunu açıkladı. Nefes'in aktardığına göre, Bernstein tarafından düzenlenen konferansta ve Financial Times gazetesinde konuşan Mike Wirth, çatışmaların küresel piyasalardan günde 12 ila 13 milyon varil petrolün çekilmesine yol açtığına dikkat çekti. Stokların azalmasıyla piyasanın şok emme kapasitesinin düştüğünü vurgulayan Wirth, haziran ve temmuz aylarına yönelik beklentilerini şu sözlerle aktardı: “Tamponlar ve şok emiciler giderek tükeniyor. Piyasanın bu dengesizliği absorbe etme kapasitesi, başlangıç noktasına kıyasla bugün ciddi ölçüde azalmış durumda. Önümüzdeki birkaç hafta içinde bu baskıların fiziki fiyatlara daha doğrudan yansıdığını görmemiz muhtemel. Haziran ayına ve özellikle temmuza girerken daha fazla yukarı yönlü baskı bekliyorum.” AKIŞIN NORMALE DÖNMESİ 2027 YILINI BULABİLİR Sektör temsilcileri, küresel petrol akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki kriz sona erse bile arzın eski kapasitesine dönmesinin zaman alacağını ifade ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin devlet petrol şirketi Adnoc'un CEO'su Sultan al-Jaber, katıldığı bir etkinlikte normalleşme takvimini şu öngörüyle paylaştı: “Çatışma öncesi akışların yüzde 80’ine dönmek en az dört ay alacak. Tam akışlar ise 2027’nin ilk, hatta ikinci çeyreğinden önce geri dönmeyecek.” YENİ REZERV STRATEJİLERİ VE RESESYON RİSKİ Orta Doğu’daki petrol ve gaz altyapısında oluşan hasarın onarılmasının on milyarlarca dolara mal olacağını belirten Mike Wirth, bu durumun fiyatlar üzerinde ilave bir yük oluşturacağını savundu. Yaşanan krizlerin hükümetleri şoklara karşı korunmak için yeniden petrol rezervi biriktirmeye iteceğini ve bu durumun piyasada ek talep gerilimi yaratacağını ifade eden Chevron CEO'su, ekonomik gidişata dair şu uyarıda bulundu: “Bir sonraki şokun kapıda olma ihtimali, politika yapıcıların dikkate alması gereken bir konu. Stokları yeniden doldurmadan önce ne kadar süre risk almak istedikleri, bence politika yapıcıların yüzleşmek zorunda kalacağı bir soru olacak. Bu durum uzun süre devam ederse bizi ekonomik yavaşlamaya ya da resesyona sürükleyebilir. Bu durumda talep tarafında bir dengeleme etkisi oluşabilir; bunu göz ardı edemezsiniz.”

ENVER ÖZBİLEN: Bir Lokma Ekmek, Bir Çocuk Bezi, Bir oyuncak; Soykırımla Koparılan Bacağa Protez Demek.. Haber

ENVER ÖZBİLEN: Bir Lokma Ekmek, Bir Çocuk Bezi, Bir oyuncak; Soykırımla Koparılan Bacağa Protez Demek..

İnsanoğlu asırlar boyu “kalıcı barış atmosferinin dünyaya baharı yaşattığı dönemleri” gördü mü hiç? 70 milyon Kızılderili soykırımı yanında nükleer atom bombası suçlusu ABD ve yandaşı soykırımcı İsrail günümüzün en acı örnekleri.. Ne yazık ki şeref ve onurunu giderek yitirmekte bu iki ülke yönetimleri? Bir avuç toprak, bir galon petrol, yeraltı değerli madenleri uğruna.. Bu nedenle uluslar, 3. Dünya Savaşı pandemisi ile karşı karşıya.. Beyni virüsler tarafından değil, yüreği “savaş, işgal ve soykırım hastalığı” ile bataklaşan egemen güçler yüzünden.. Bencil üstünlük SARA’sına yakalanmış bu nükleer silahlı insan bozuntuları çağdaş insan değerlerini ve uluslararası hukuku hiçe saymakta.. Bundan böyle bu kendini bilmez hasta ruhlar, tükürüp çöpe attıkları uygarlık sözcüğünü, ağızlarında sakız gibi çiğnemek hakkına sahip değiller.. İnsan ve ulus haklarına bağlı tüm değerleri ve hukuku tepelemiş olmaları yüzünden.... Dünyada çoğu ülkeler sömürgeciliğe dayalı zenginliğin, refahın doruğunda zevk ve sefa sürerken, Filistin halkı, işgal, açlık, yoksulluk, ölüm ve soykırım zulmü ve çağını yaşıyor.. Bu alçaklar yüzünden.. Yaklaşık 80 yıldır.. Siyonistlerce dili, kimliği, inancı, kültürü farklı olduğu için toprağı çalınmakla kalmayıp, geçim kaynakları, kümes hayvanları dahil, tüm varlıklarına hunharca el konulup ezilmekte Filistin halkı.. Kendi yurtlarından kovulup, vatansız bırakılmaları istenilmekte .. Onlar ise, “Ana gibi yar vatan gibi diyar olmaz” sadakati ile ölüm pahasına direnmeye devam etmekte. Euro Med raporuna göre 7 Ekim 2023’ten beri Siyonistlerce her gün 30 Filistin halkı bedensel engelli hale sokulmakta.. Sağlık ve tedavi hizmetleri de vahşi soykırım savaşı nedeniyle felç olmuş durumda.. Siyonistler açlığa bağlı soykırımı da haince ve vahşice uygulamakta.. İnsana, canlıya ve hukuka öz her türlü değeri çiğneyen Siyonistler, ulus halkların vicdanını da ayaklar altına almakta.. Yandaşlarının acımasız desteğini arkalarına alarak.. O işgalci sömürgeci güçler de hep yanlarında.. Batı’nın her devirde her zaman içimizi acıtan çifte standartları yalnızca bizlerin değil tüm dünyanın malumu.. İki yüzlü Avrupa Yayın Birliği, Rusya’yı Eurovision’dan dışlarken İsrail’e kucak açıyor, Viyana Eurovision sahnelerinde.. Utanmazca. Filistin temsilcisinin, Eurovision’a alınan İsrail için, “sanata, kültüre, İnsanlığa ihanet“ sözleri ne kadar yerinde.. Gerçekten sanata, sanatçılara ve Filistin halkına, Dünya kamu vicdanına hakaret değil mi bu?.. Duyarlı bazı ülkeler yarışmadan çekilirken, binlerce sanatçı ve vicdanlı Viyana halkı Eurovision tarihinin en büyük boykot ve protestosunu gerçekleştirdi.. Siyonistlerin soykırımı lanetlendi, haykırılarak ve Filistin bayrakları açılarak.. İyi yürekli kaç Yahudi kaldı İsrail’de bilemem ama Siyonistler Orta Doğu‘yu ele geçirmek sapık ideolojisi ile iyice haydutlaştılar.. Be hey pervasız vicdansız soykırımcılar.. Yıllarca katlettiğiniz Filistin, Lübnan, Suriye ve diğer Orta Doğu halkı acı ve gözyaşı demek.. Gazze demek bir lokma ekmek, bir çocuk bezi, bir oyuncak demek.. Bir kutu ilaç, "Ampute" uzuvlara bir protez demek.. Katlettiğiniz her sivil bedene bir nefes demek.. Sizin bir hamile ana ve bebeğine layık görmediğiniz alçakça aldığınız her nefes gibi.. Alçakça saldırdığınız SUMUD demek.. Umarım şemsiyeniz ABD ve diğer yandaşlarınız ile birlikte, iyi yürekli ulus halkların “insan hakları” denizinde en kısa zamanda boğulursunuz.. Sömürge, savaş ve soykırım heveslisi tüm ruh hastaları ile birlikte.. Mazlum uluslar ve tüm canlılara saygı ve barış çağının yeniden dünyaya egemen olması dileklerimle.. Kurban Bayramınızı Candan Kutlarım.. .... Fotoğraflar; Unicef ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.