Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nazım Hikmet

bursaarena.com.tr - Nazım Hikmet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nazım Hikmet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da 10’uncu Çalı Köy Filmleri Festivali için geri sayım başladı Haber

Bursa'da 10’uncu Çalı Köy Filmleri Festivali için geri sayım başladı

Bursa Nilüfer Belediyesi ve ÇEKÜDER ortaklığıyla bu yıl 10’uncusu düzenlenen Çalı Köy Filmleri Festivali, bu yıl 10’uncu kez kapılarını beyaz perdeye açıyor. Sempozyumla açılışı yapılacak festival; film gösterimleri, söyleşiler, konserler gibi farklı etkinliklerle dolu dolu geçecek. BURSA (İGFA) - Bursa Nilüfer Belediyesi ve Çalı Çevre ve Kültür Derneği (ÇEKÜDER) ortaklığıyla gerçekleştirilecek Çalı Köy Filmleri Festivali’nin bilgilendirme toplantısı, programın da yapılacağı Çalı Futbol Sahası’nda düzenlendi. , 20 Ağustos Perşembe günü Pancar Deposu’ndaki Sinema Sempozyumu ile başlayacak olan festival, 21-22- 23 Ağustos tarihlerinde Çalı Futbol Sahası’nda sinemaseverleri doğa, kamp deneyimi ve sanatla buluşturacak. Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Çalı’nın çok kıymetli bir mahalle olduğunu belirterek, festivalin çıkış noktasındaki tarihi mirasa vurgu yaptı. Başkan Şadi Özdemir, “Köy Filmleri Festivali, 10 yıldan beri yapılıyor. Burada yapılmasının ana nedeni de 1935 yılında çekilen ‘Aysel Bataklı Damın Kızı’ filminin bu köyde çekilmiş olmasıdır. O film çekilirken köyde elektrik bile yoktu ama çok iyi isimlerle hazırlanmış bir film ortaya kondu. Nâzım Hikmet’in senaryosuna katkısı olan, Muhsin Ertuğrul’un yönettiği, Cemal Reşit Rey’in müziklerini yaptığı ve Cahide Sonku’nun da ilk başrolüyle yıldızlaştığı film budur. Daha da keyiflisi, filmdeki figüranlar bu köyde yaşayanlardı. Cumhuriyet’in yeni kurulduğu, elektriğin dahi olmadığı o dönemde köylülerimizin filmlerde rol alması çok kıymetli. Biz Cumhuriyet açısından da bunu çok kıymetli buluyor, farkındalığı artırmak için her yıl bu organizasyonu tekrarlıyoruz. Gençlerimizi çadırlarını kurup burada kalmaya, tüm Bursa halkını da desteğe davet ediyoruz” diye konuştu. ÇEKÜDER Başkanı Sadık Emre Sakin ise festivalin 1935’ten gelen bir mirası yaşatma çabası olduğunu ifade etti. Sakin, “O yıl Çalı’da yaşayan vatandaşlar evlerini film platosuna açmış. Bu miras bugün Çalı’daki çocuklara Aysel ya da Ali isimlerinin verilmesiyle, Cahide Sonku’nun canlandırdığı Aysel’in eşarbının Türk sinemasındaki etkisiyle hala devam ediyor. Tamamen gönüllülük üzerine başladığımız bu festival, ilk yılında Moğolların geldiği ve Cahit Berkay’ın 50-60 kişiye hayatındaki en ilginç konserini verdiği bir şenlik havasındaydı. Bugün ise on binlerce insana ulaşan kocaman bir festival haline geldi” şeklinde konuştu. Nilüfer Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Nurgül Işık, Ocak ayından bu yana üzerinde çalıştıkları festival programının detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Festivalin içeriğinden bahseden Işık, “Programımıza geçen yıl eklediğimiz Sinema Sempozyumu ile 20 Ağustos Perşembe günü saat 09:30’da Pancar Deposu’nda başlıyoruz. ‘Yerelden Ulusala Film Çalışmaları’ temalı sempozyumumuza 53 bildiri sunulacak. 21 Ağustos Cuma günü ise festival alanına geçiyoruz. Saat 20:00’de Moğollar konseri ile açılışımızı gerçekleştireceğiz. Ardından saat 21:00’de uzun metrajlı film ‘İdea’ gösterilecek ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu ile sinema eleştirmeni Mehmet Açar moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirilecek. Festivalimizdeki filmlerin genel teması kırsal ve kasabada geçen filmler” dedi. KISA FİLM YARIŞMASI Hafta sonunun da dolu dolu geçeceğini ifade eden Işık, sabah yogaları, Mysia yolları yürüyüşü, foto-kolaj, ses ve tiyatro atölyeleri ile Çalı’da sanat rüzgârının eseceğini duyurdu. Işık, 2019’da gösterimlerine başlanan ve 2022’de yarışmaya dönüştürülen Kısa Film Yarışması için bu yıl 127 başvuru yapıldığını ve 15 finalistin en iyi belgesel, en iyi kurmaca ve iki jüri özel ödülleri için yarışacağını söyledi. KAPANIŞ USTA YÖNETMENLE Festivalin kapanışının 23 Ağustos Pazar günü saat 21:00’de yapılacağını aktaran Işık, yönetmenler Yeşim Ustaoğlu ile Jasmin Selen Heinz’ın katılımıyla gerçekleştirilecek “Kuru Taşın Başı” filminin gösterimi ve söyleşisiyle son bulacağını kaydetti.

Türk Edebiyatı'nın serbest şiirde devleşen ismi: Nazım Hikmet Ran Haber

Türk Edebiyatı'nın serbest şiirde devleşen ismi: Nazım Hikmet Ran

"Benerci Kendini Niçin Öldürdü?", "Kuvayimilliye" ve "Memleketimden İnsan Manzaraları"nın da aralarında bulunduğu birçok unutulmaz esere imza atan usta şair Nazım Hikmet Ran, vefatının 61. yılında anılıyor. "Yaşamak şakaya gelmez, / büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın / bir sincap gibi mesela, yani, / yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, / yani bütün işin gücün yaşamak olacak." dizelerinin de aralarında olduğu birçok unutulmaz şiiri Türk edebiyatına miras bırakan usta şair Nazım Hikmet Ran'ın vefatının üzerinden 63 yıl geçti. Usta şair Ran, ressam Ayşe Celile Hanım ile Süreyya Paşa sinemasının müdürlüğünü yapan ve Osmanlıca- Fransızca bir sinema dergisi çıkaran Hikmet Bey'in oğlu olarak kimi kaynaklara göre Ocak 1902'de, kimi kaynaklara göre ise Kasım 1901'de Selanik'te doğdu. Asıl adı Mehmet Nazım olan şair, ilkokulu Göztepe Taş Mektep'te okudu, ardından Mekteb-i Sultani'nin hazırlık sınıfına yazıldı. Nazım Hikmet Ran, ailesinin yaşadığı ekonomik sıkıntı nedeniyle bir yıl sonra okuldan alınarak, Nişantaşı Sultanisi'ne kaydedildi. İlk şiiri "Feryad-ı Vatan"ı 3 Temmuz 1913'te kaleme alan unutulmaz şair, denizciler için yazdığı "Bir Bahriyelinin Ağzından" şiirinden etkilenen Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın desteğiyle 1917'de girdiği Heybeliada Bahriye Mektebi'ni 1919'da bitirdi. Eşi Vera Tulyakova'nın kızı Anna Stepanova, verdiği bir röportajda, 1961'de henüz 9 yaşındayken tanıştıklarını belirterek, "Çok uzun olduğunu hatırlıyorum. Çok hoş ve mutlu. Çok güzel kokuyordu. Çok iyi bir parfümü vardı. Benimle çok nazik bir şekilde, kırık bir Rusçayla konuşurdu. Tabii ki memlekette kalan oğlu Memet'i özlüyordu." sözleriyle tanışmalarını anlatmıştı. Ran'ın manevi kızı da olan Stepanova, "Türkiye hakkında çok şey yazdı. Özlemiyle ilgili birçok şiir... Hasret kelimesi, onun Sovyet sürgününden kalma şiirlerindeki en önemli kelimelerden biridir." ifadelerini kullanmıştı. Azerbaycanlı şair, yazar ve çevirmen Resul Rıza'nın oğlu Anar Rıza, TRT'de yayınlanan bir konuşmasında, babası ile çok yakın arkadaş olduklarını belirterek, şunları söylemişti: "Nazım'ın babam hakkında 3 makalesi çıkmıştı, Moskova ve Azerbaycan basınında. Babamın da onun hakkında birkaç makalesi ve birçok şiiri var. Ruh yapısı itibarıyla birbirine çok yakın insanlardı. Babam Azerbaycan'da serbest şiirin en büyük temsilcisiydi. Türkiye'de Nazım en çok solculuğun, komünizmin simgesi gibi algılanır, Azerbaycan'da ise Türkçülüğün simgesi gibidir. O zaman Azerbaycan'da Türkiye'nin sesini duyuran tek insan Nazım'dı. Ben o zaman üniversitede öğrenciydim. Üniversitede Nazım konuştu ve dedi ki 'Ben Türküm, siz de Türksünüz. Dilimiz bir, ruhumuz bir, milletimiz bir.' Bu sözleri o zaman Azerbaycan'da demek yasaktı. Biz kendimize Türk diyemiyorduk ama bunu Nazım dedi ve Nazım'ın Azerbaycan'da milli şuurun uyanışında çok büyük etkisi oldu." - Hastalığı nedeniyle askerlikten ayrıldı Hamidiye kruvazörüne stajyer güverte subayı olarak atanan usta şair, 1920'de geçirdiği bir hastalık sebebiyle 1921'de sağlık kurulu kararıyla askerlikten çıkarıldı. Bu süreçte edebiyata ilgisini sürdüren Ran, yazdığı şiirleri büyük hayranlık duyduğu Yahya Kemal'e göstererek, eleştirilerini dinledi. Unutulmaz şair, 1920'de Alemdar gazetesinin açtığı şiir yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. İlk dönemlerinde adı "hececi" şairlerle anılan usta kalem, İstanbul'un işgal altında olduğu günlerde, vatan sevgisini yansıtan coşkulu direniş şiirleri yazdı. Nazım Hikmet, Milli Mücadele'ye katılmak üzere 1921'de Faruk Nafiz, Yusuf Ziya ve Vala Nurettin ile Sirkeci'den kalkan Yeni Dünya vapuruna gizlice binerek İnebolu'ya geçti. Bolu'da bir süre öğretmenlik yapan şair, daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesinde (KUTV) okudu. Rusça bir şiirle serbest şiire ilgi duydu Batum'da duyduğu ancak sözlerini anlamadığı Rusça bir şiirin şeklinden etkilenen şair, serbest şiire ilgi duymaya başladı. Moskova yolculuğu sırasında yazdığı "Açların Gözbebekleri" şiirinde serbest ölçüyü deneyen Nazım Hikmet'in bazı şiirleri, 1923'te "Yeni Hayat" ve "Aydınlık" dergilerinde yayımlandı. Moskova'dan 1924'te Türkiye'ye dönen Nazım Hikmet, Aydınlık dergisinde yayımlanan şiir ve yazılarından dolayı 15 yıl hapsi istenince yeniden Moskova'ya gitti. Ran'ın ilk şiir kitabı "Güneşi İçenlerin Türküsü", 1927'de Bakü'de okuyucuyla buluştu. Cumhuriyet'in beşinci yıl dönümü münasebetiyle çıkarılan aftan yararlanmak üzere Temmuz 1928'de Türkiye'ye girerken yakalanan şair, bir süre tutuklu kaldı. Nazım Hikmet Ran, yazı kadrosuna katıldığı "Resimli Ay" dergisinde bir yandan şiirlerini yayımladı, bir yandan da edebiyatın yerleşmiş değerlerine karşı sert çıkışlar yaptı. Kendisini "sosyalist şair" olarak tanımlayan Nazım Hikmet, sanatın amacı konusundaki tartışmada "Sanat, sanat için değildir." diyerek toplumcu anlayıştan yana oldu. "835 Satır" şiiri, edebiyata yeni soluk getirdi İstanbul'da 1929'da yayınlanan "835 Satır" şiiri, edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandıran usta şair, klasik ve deneysel karışımı bir şiir dili geliştirdi. Şiirleriyle ilgili açılan pek çok davada beraat eden Nazım Hikmet, 1933'te gizli örgüt kurmak suçundan tutuklanarak Bursa Cezaevine gönderildi, 1938'de ise orduyu ve donanmayı isyana teşvik suçlarından tutuklandı. Şair Ran, 28 yıl, 4 ay hapis cezasına mahkum edildi. Nazım Hikmet, 1939'da 17 bin mısradan oluşan "Memleketimden İnsan Manzaraları" adlı eserini yazmaya başladı. Genel Af Yasası'ndan yararlanarak, 1950'de serbest kalan şaire, Dünya Barış Konseyi tarafından Picasso, Paui Rubeson, Wanda Jakubuurska ve Pablo Neruda'yla birlikte "Uluslararası Barış Ödülü" verildi. Usta şair, serbest kaldıktan sonra askerlik görevine alınacağını öğrenince, öldürüleceği düşüncesiyle Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği'ne gitti. Nazım Hikmet Ran, 25 Temmuz 1951'de Bakanlar Kurulunca Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Aynı yıl şairin oğlu Memet dünyaya geldi. Uluslararası barış kongrelerine katılması ve bu doğrultuda mücadele etmesi nedeniyle de eserleri birçok dile çevrilen şair, dünyada büyük ün kazandı. Pek çok ülkeye seyahat ederek konferanslara katılan ve şiirlerini okuyan Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963'te kalp yetmezliği sonucu Moskova'da hayatını kaybetti. 2002'de "Nazım Yılı" kutlandı UNESCO tarafından, Nazım Hikmet Ran'ın doğumunun 100. yılı dolayısıyla 2002 yılı "Nazım Yılı" ilan edildi. Novodeviçi Mezarlığı'nda toprağa verilen şair, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yeniden Türk vatandaşlığına kabul edildi. Ran'ın "Dağların Havası" (Osmanlıca), "Güneşi İçenlerin Türküsü", "835 Satır", "Sesini Kaybeden Şehir", "Benerci Kendini Niçin Öldürdü?", "Taranta Babu'ya Mektuplar" isimli eserleri yaşamı sırasında, "Kurtuluş Savaşı Destanı", "Rubailer", "Memleketimden İnsan Manzaraları", "Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar", "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar", "Kuvayi Milliye", "Sevdalı Bulut", "Nazım ile Piraye", "Hikayeler", "Piraye'ye Mektuplar", "Henüz Vakit Varken Gülüm"ün de aralarında bulunduğu çok sayıda eseri ise vefatından sonra yayımlandı. Eserleri 50'den fazla dile çevrilen şair, cezaevindeyken İbrahim Sabri ve Mazhar Lütfi takma adlarının yanında imzasız olarak da bazı şiirlerini okuyucuyla buluşturdu, 1949'da ise Ahmet Oğuz Saruhan adıyla "La Fontaine'den Masallar" isimli kitabını çıkarttı. Akşam, Son Posta ve Tan gazetelerinde "Orhan Selim" takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık yapan Ran'ın yine Selim imzalı "İt Ürür Kervan Yürür" adlı bir kitabı da bulunuyor. Nazım Hikmet'in kaleme aldığı "Kafatası", "Bir Ölü Evi", "Unutulan Adam" ve "Ferhat ile Şirin"in de aralarında bulunduğu 22 tiyatro eseri, Türkiye'nin yanı sıra Rusya, Almanya, Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya'da sahnelendi. Türk sinemasına müstear isimlerle katkı veren Ran, yönetmen, senarist ve seslendirmeci olarak sektöre dahil olur. Yargılamalar sebebiyle kendi ismini çok az kullanan Nazım Hikmet, Kahveci Güzeli, Kızılırmek Karakoyun, Lale Devri, Barbaros Hayrettin'in aralarında olduğu çok sayıda filmin senaryosunu takma isimlerle kaleme alır. Yönettiği "Güneşe Doğru" adlı uzun metrajlı filmde Arif Dino rol alırken, Neyzen Tevfik de görünür. Nazım Hikmet, "Düğün Gecesi" filmiyle ortaoyununu da sinemaya aktarır. AA Nazım Hikmet, hasretini çektiği memleketine dönemedi, 3 Haziran 1963 günü Moskova'da yaşama veda etti. Son yolculuğunda neler yaşandığını, O'nu kimlerin uğurladığını Yıldız Sertel Oradaydım belgesinde anlattı. Odatv

Bursa Nilüfer'de sanatsal üretimler sergiyle taçlandı Haber

Bursa Nilüfer'de sanatsal üretimler sergiyle taçlandı

BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi Sanat Atölyeleri bünyesinde düzenlenen Resim Atölyeleri Sergisi, düzenlenen törenle ziyarete açıldı. Yetişkin katılımcıların farklı üsluplarda, çeşitli malzeme ve ifade biçimlerini kullanarak gerçekleştirdikleri çalışmaları bir araya getiren sergi, ziyaretçilerden büyük beğeni aldı. Nazım Hikmet Kültür Merkezi’ndeki açılış töreninde konuşan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Ali Sezgin, kültür ve sanatın Nilüfer’in kimliğindeki önemine dikkati çekti. Sanat atölyelerini bu anlayışın en somut yansıması olarak nitelendiren Sezgin, “Burada yalnızca teknik öğretilmiyor; insanlar kendi ifadesini, kendi yolunu buluyor. Bugün açılışını yaptığımız sergi de tam olarak böyle bir yolculuğun ürünüdür” dedi. Nilüfer’de herkesin sanatla nefes aldığı ve kendini özgürce ifade ettiği bir ortam oluşturmak için çalıştıklarını belirten Sezgin, “Resim atölyelerimizde bir yıl boyunca üreten 106 katılımcımızın çalışmaları bu salonda buluştu. Farklı üsluplar, farklı malzemeler ve bakışlar… Ama hepsinin arkasında ortak bir şey var; haftalarca süren bir deneme, bir keşif ve cesaret. Farklı yaş gruplarından katılımcılarımızın ortaya koyduğu bu güzel seçki, ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor” ifadelerini kullandı. Başkan Vekili Sezgin konuşmasının ardından eğitmenler Büşra Şen, Lale Aghayeva Ürek, Lütfü Kuzu, Sabriye Düvenci ve Zekiye Doğan’a emekleri için teşekkür belgesi verdi. Teknik anlatımların yanı sıra bireysel ve yaratıcı yaklaşımların izlerini taşıyan eserlerin yer aldığı sergi, 17 Mayıs tarihine kadar sanatseverler tarafından ziyaret edilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.