Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nato

bursaarena.com.tr - Nato haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Medvedev: Dünya, Batı'nın kendi düzenini dayatmasından yoruldu Haber

Medvedev: Dünya, Batı'nın kendi düzenini dayatmasından yoruldu

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, Orta Doğu’daki çatışmanın dünyanın Batılı ülkelerin aldığı kararların tek kutuplu niteliğinden ve Batı’nın kendi “kurallara dayalı düzenini” dayatmasından yorulduğunu gösterdiğini belirterek uluslararası sistemin çok kutupluluğa yönelmesi gerektiğini savundu. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, İran İslam Cumhuriyeti Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu'na konuştu. 'Rusya ne Avrupa'yı ne de Batı'yı tehdit ediyor' Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, Rusya'nın ne Avrupa'da ne de Batı'da hiç kimseyi tehdit etmediğini ve Moskova'nın onlardan normal diyalog ve sakin iş birliği dışında bir beklentisi olmadığı dile getirdi. Medvedev açıklamasında şu cümleleri kaydetti: Bizi tehdit olarak görüyorlarsa bu, en azından Rusya'nın gücü olduğunu ve bunun hesaba katılması gerektiğini gösterir. Ancak biz ne Avrupa'da ne de Batı'da hiç kimseyi tehdit ediyoruz. Orada, Rusya yönetiminin de defalarca ifade ettiği üzere, Avrupa devletleriyle normal ilişkiler kurmak dışında özel bir çıkarımız yok. Onlardan tam anlamıyla normal bir diyalog ve sakin bir iş birliğinden başka hiçbir şey istemiyoruz. İstiyorlarsa bunu yapacağız. Bizi tehdit olarak görüyorlarsa, öyle olsun. Medvedev tüm bu yaşananların, 'Rusya tehdidinin' kamuoyunu manipüle etmek, parlamentoda oy toplamak, seçimleri kazanmak ve 'kendi askeri bütçeleri için para koparmak' amacıyla öne sürülen bir bahaneden ibaret olduğunu vurguladı. 'Rusya Batı ile ilişkiler kurmaya çalıştı ancak Batı bunları bozdu' Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev Rusya'nın Batı ile normal ilişkiler kurmaya çalıştığını ancak Batı'nın iş birliğini reddederek ve yaptırım uygulayarak bunları bozduğunu dile getirdi. Medvedev Batı'nın şimdi pahalı yakıt, yüksek enflasyon ve temel ürünlerdeki kıtlıkla bunun sonuçlarını yaşadığını söyledi. Medvedev, İran İslam Cumhuriyeti Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu'na verdiği röportajda, Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerin neden yeniden kurulamadığı sorusuna şu yanıtı verdi: Evet, hem ben hem de meslektaşlarım onlarla tam anlamıyla normal ilişkiler kurmaya çalıştık. O dönemde aktif ekonomik ilişkilerimiz vardı. Ancak bunların hepsini onlar bozdu. Bundan onlar sorumlu. Yaptırım uyguladılar. İş birliğini reddettiler. Şimdi sonuçlarına katlansınlar. Artık pahalı gaz ve benzin kullanıyorlar. Bir dizi temel üründe sıkıntı yaşıyorlar. Yüksek enflasyonla karşı karşıyalar ve aslında bu sorunları kendileri yarattılar. Bırakın sonuçlarının tadını çıkarsınlar. 'Rusya çatışma aramıyor ve eşit ortaklıktan yana' Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, Moskova'nın diğer ülkelerle eşit ortaklıktan yana olduğunu dile getirerek Rusya'nın çatışma aramadığını ve küresel güvenlik mimarisinde başka bir ülkenin yerini almaya çalışmadığının altını çizdi. Medvedev, İran İslam Cumhuriyeti Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu'na verdiği röportajda, “Başkasının yerini almaya çalışmıyoruz. Batı ülkelerinden farklı olarak böyle bir hedefimiz yok. Kendi çıkarlarımız var, Rusya adında büyük bir ülkemiz var. Kimseye baskı yapmaya çalışmıyoruz, herhangi biriyle çatışmayı düşünmüyoruz. İran da dahil olmak üzere komşularımızla dostane ilişkiler kurmak bizi tamamen memnun ediyor” dedi. Rusya'nın büyük bir ülke, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi ve nükleer güç olarak sorumluluğunun farkında olduğunu belirten Medvedev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de bunu her zaman dile getirdiğini hatırlatarak, “Ancak hakimiyet kurmaya çalışmıyoruz. Dostlarımız ve komşularımızla eşit ortaklarız” ifadelerini kullandı. 'ABD’nin diğer ülkelerdeki üsleri onlar için yalnızca sorun kaynağı haline geldi' Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, Amerikan askerî üslerinin başlangıçta güvenlik garantisi olarak görülmelerine rağmen, diğer ülkelerin topraklarında onlar için yalnızca bir sorun kaynağı haline geldiğini dile getirdi. Medvedev açıklamasında şu cümleleri kaydetti: Örneğin uzun süre bölgede istikrarın bir unsuru ve güvenliğin sağlanmasının temel taşı olarak görülen aynı Amerikan üslerinden söz edecek olursak, sonuçta hangi güvenliği sağladılar? İyi kalpli Sam Amca’nın gelip herkesin işini çözeceğine yönelik beklentiler gerçekleşmedi. Bu üsler, esas itibarıyla, topraklarında bulundukları ülkeler açısından birer sorun kaynağına dönüştü. 'Dünya, Batı'dan yoruldu' Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, Orta Doğu’daki çatışmadan çıkarılması gereken temel dersin, dünyanın kurallara dayalı Batı düzeninden yorulduğu ve çok kutupluluğa yönelmesi gerektiği olduğunu dile getirdi. Medvedev açıklamasında şu cümleleri kaydetti: Bütün bunlar, dünyanın Batılı ülkelerin aldığı bir dizi kararın tek kutuplu niteliğinden yorulduğu anlamına geliyor. Onların sözde kurallara dayalı düzeni dayatmasından, yani kendi düzenlerini dayatmalarından, yoruldu. Medvedev açıklamasında, "Dünya çok kutupluluğa doğru ilerlemeli, tek bir devletin değil, tüm devletlerin görüşlerini dikkate almalıdır. Bu yıl meydana gelen olaylardan [Orta Doğu’daki olaylardan] çıkarılması gereken temel ders budur" dedi. 'Bazı ülkeler Güney Kafkasya ülkelerini karıştırmaya çalışıyor' Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, bazı devletlerin Güney Kafkasya ülkelerini bölmeye, orada bir şeyler 'karıştırmaya' çalıştığını belirterek Rusya'nın bunu ihtiyatla gözlemlediğini dile getirdi. Medvedev açıklamasında, “Kafkasya’ya gelince, evet, bazı devletler şu anda orada bir şeyler karıştırmaya çalışıyor. Güney Kafkasya ülkelerini bölmeye çalışıyorlar. Bu doğru. Biz bunu ihtiyatla gözlemliyoruz” dedi. Medvedev, Batı dünyasının önce Gürcistan’a NATO’ya katılmasını önerdiğini ve bundan hiçbir iyi sonuç çıkmadığını belirterek, "Gürcistan hala NATO üyesi değil. Mevcut yönetimi bunun görünüşe göre yanlış bir yaklaşım olduğunu anlıyor. Bütün bunlar çatışmaya yol açtı” dedi. Medvedev şimdi ise Ermenistan’daki durumun değiştiğini ve ülke yönetiminin cumhuriyetin gelişme yönünü değiştirmeyi doğru bulduğunu vurguladı. Medvedev, Rusya’nın Kafkasya da dahil olmak üzere bölgesel sorunlarıyla kendi başına ilgilendiğini dile getirerek Rusya’nın Kafkasya’nın bir parçası olduğunu ve bu nedenle bölge ülkeleriyle 'dostluk kurmak, ticaret yapmak ve gelişmek' için ortak hareket edeceği herhangi birine ihtiyaç duymadığını ifade etti. 'Batı ülkeleri yalnızca Anglo-Sakson dünyasını sevenleri seviyor' Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, Batı ülkelerinin yalnızca Anglo-Sakson dünyasını sevenleri sevdiğini söyledi. Medvedev, uluslararası medyanın şu anda Rusya ve İran’ı desteklemediğini belirterek Batılıların 'genel olarak vatanseverleri sevmediği' yönündeki yorumuna katıldığını ifade etti. Medvedev açıklamasında şu cümleleri kaydetti: Doğru. Çünkü kendi ülkelerini sevenleri sevmiyorlar. Yalnızca Anglo-Sakson dünyasını sevenleri seviyorlar. Ancak dünya çok daha karmaşık. Rusya var, İran var, Çin var, Hindistan var, Küresel Güney var. Dünyamızı güzel yapan da budur. ‘Batı hala diğer devletlere sömürgeci anlayışlar temelinde davranıyor’ Medvedev açıklamasında, Batı’nın diğer ülkelere yönelik tutumunun hala sömürgeci anlayışlar temelinde şekillendiğini belirterek bunun yerini çok kutuplu bir düzene bırakması gerektiğini kaydetti. Medvedev yeni uluslararası güvenlik mimarisi açısından temel görevin, karar alma süreçlerindeki tek kutuplu düzenden uzaklaşmak, tek kutuplu dünya düzenini ve yeni sömürgeci ilişkiler sistemini yıkmak olduğunu belirterek şu cümleleri kaydetti: Çünkü Batı dünyası, Batılı ülkeler diğer devletlere, Küresel Güney ülkeleri de ddhil olmak üzere, hala sömürgeci anlayışlar temelinde davranıyor: ‘Biz büyükleriz. Biz güçlüyüz, biz gelişmişiz, siz de bize boyun eğmelisiniz.’ Bu nedenle bugün asıl mesele, çok kutuplu, çok renkli bir dünya tablosunun oluşturulmasıdır. Biz ve ortaklarımız, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS çerçevesinde de bunun için çalışıyoruz.

BM haftasında Türkiye-ABD ilişkileri masaya yatırıldı Haber

BM haftasında Türkiye-ABD ilişkileri masaya yatırıldı

New York’ta düzenlenen panelde güvenlik, diplomasi ve stratejik ortaklık başlıkları öne çıktı. Cumhurbaşkanlığı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında New York’ta “100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri” başlıklı bir panel düzenledi. Panele, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey ve ABD’nin eski Bakü Büyükelçisi Matthew Bryza konuşmacı olarak katıldı. Paneli SETA Washington Koordinatörü Kadir Üstün yönetti. KILIÇ: “NATO İLİŞKİMİZİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Türk-Amerikan ilişkilerinin güvenlik boyutlu tarihsel derinliğine dikkat çekerek, NATO’nun ilişkilerin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Kılıç, 2010’lardan itibaren ilişkilerde yaşanan dönemi “stratejik bir dönüşüm süreci” olarak tanımladı. Türkiye’nin dış politikada tavrını ortaya koymaktan çekinmeyen güçlü bir bölgesel aktör olduğunun altını çizen Kılıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliğine vurgu yaptı. Türkiye’nin Suriye, Irak ve Azerbaycan başta olmak üzere kriz bölgelerinde güvenlik temelli adımlar attığını belirten Kılıç, Rusya-Ukrayna savaşı ve İran-İsrail gerilimi gibi başlıklarda da Ankara’nın barışçıl çözümler için sorumluluk aldığını ifade etti. Kılıç ayrıca, Avrupa’da Türkiye’ye yönelik önyargılı yaklaşımlara değinerek, uluslararası politikada daha fazla çaba ve anlayış gerektiğini söyledi. ERHAN: İLİŞKİLERİN KÖKLERİ OSMANLI DÖNEMİNE UZANIYOR Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan ise Türk-Amerikan ilişkilerini tarihsel perspektifle değerlendirdi. Erhan, ilişkilerin 1830’lara kadar uzandığını, deniz ticareti ve limanların kullanımı gibi unsurların başlangıçta belirleyici olduğunu anlattı. Osmanlı donanmasının inşasında ABD donanmasının rolüne dikkat çeken Erhan, ABD’nin I. Dünya Savaşı’na girmesine rağmen Osmanlı’ya savaş ilan etmemesinin dikkat çekici bir tarihsel detay olduğunu söyledi. JEFFREY: “AYNI DÜNYADA VARLIK GÖSTERİYORUZ” ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Türkiye ile ABD’nin çok sayıda ortak değer ve çıkarı bulunduğunu belirterek, “Aynı dünyada varlık gösteriyoruz” dedi. Jeffrey, iki ülkenin sadece NATO değil, Dünya Bankası ve OECD gibi platformlarda da birlikte hareket ettiğini hatırlattı. Türkiye’nin coğrafi ve stratejik konumunun önemine işaret eden Jeffrey, Ankara ile Washington arasındaki koordinasyonun birçok kriz döneminde belirleyici olduğunu ifade etti. ABD’nin eski Bakü Büyükelçisi Matthew Bryza ise Türkiye’nin ABD açısından “hayal edilebilecek en stratejik konuma sahip ülke” olduğunu söyledi. ABD’de Türkiye’ye ilişkin tarihsel bilginin yetersiz olduğunu savunan Bryza, iki ülkenin zihinsel haritalarını güncellemesi gerektiğini belirtti. Bryza, Türkiye’nin savunma sanayisi nedeniyle yeniden yaptırımlarla karşı karşıya kalmasını “absürt bir durum” olarak nitelendirdi. Ayrıca ABD-İran gerilimine değinerek Washington’un bölgeden tamamen kopamayacağını ifade etti. 100. YILA ÖZEL FOTOĞRAF SERGİSİ Panelin düzenlendiği salonun girişinde, Türkiye-ABD diplomatik ilişkilerinin 100. yılı anısına İletişim Başkanlığı tarafından fotoğraf sergisi açıldı. Sergide iki ülke arasındaki liderler düzeyi temaslardan ve ziyaretlerden yaklaşık 30 özel fotoğraf yer aldı. Katılımcılar, sergiye yoğun ilgi gösterdi. https://youtu.be/5a22DiH5ZO4

İran'ın ABD üslerine verdiği yoğun hasarı gösteren fotoğraflar Haber

İran'ın ABD üslerine verdiği yoğun hasarı gösteren fotoğraflar

BBC'nin ABD'deki ortağı CBS, İran'ın Ortadoğu'daki birçok ABD tesisine düzenlediği saldırılar sonucu oluşan yaygın hasarı gösteren görüntüler elde etti. Aktif görevdeki askeri personel tarafından sağlanan fotoğraflarda, parçalanmış bir radar uçağı, devrilmiş römorklar ve ağır hasar görmüş binalar görülüyor. Tarihi olmayan fotoğraflar, ABD'nin Suudi Arabistan ve Kuveyt'teki üslerinde ve tesislerinde çekildi. CBS'nin ismini açıklamadığı bir askeri yetkili "Bu, üslerimizde meydana gelen ve Amerikan kamuoyuna henüz iletilmeyen büyük bir hasar" dedi. Yetkili yaşananları "Gözlerimiz kapalı bir şekilde orada duruyor ve yüzümüze yumruk yiyorduk" diye tarif etti. Beyaz Saray, BBC'nin sorularını ABD Merkez Komutanlığı'na yönlendirdi. Merkez Komutanlığı, yorum talebine yanıt vermedi. BBC tarafından bağımsız olarak doğrulanmamış fotoğraflar, Pentagon'un denetleme biriminin Ortadoğu'daki ABD üslerinde bulunan yüzlerce bina ve yapının hasar gördüğünü ve yıkıldığını doğrulayan raporunun yayınlanmasından bir gün sonra görüldü. Fotoğraflardan birinde, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Kuvvetleri Üssü'nde tahrip olmuş bir Boeing E-3 Sentry uçağı görülüyor. Uçak ikiye ayrılmış, kuyruk kısmı bir metal yığını haline gelmişti. Kaynak, CBS News--- Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ın yaklaşık 100 km güneydoğusunda bulunan Prens Sultan hava üssünde imha edilmiş bir Boeing E-3 Sentry uçağı görülüyor. Fotoğrafın tarihi belirtilmemiş olsa da BBC'nin doğrulama birimi BBC Verify daha önce Mart ayında aynı radar uçağına ait olduğu anlaşılan benzer bir fotoğrafı teyit etmişti. Boeing E-3 Awacs uçakları, olası tehditlere karşı erken uyarı sağlamak amacıyla uzun menzillerde potansiyel hedefleri tespit etmek ve izlemek için kullanılıyor. O dönemde bir ABD yetkilisi Reuters'e, İran'ın hava üssüne düzenlediği saldırıda 12 ABD personelinin yaralandığını, bunlardan ikisinin durumunun ağır olduğunu söylemişti. Kuveyt'teki Camp Beuhring Üssü'nden olduğu belirtilen, tarih belirtilmemiş iki fotoğrafta ise çökmüş karavanlar ve bölgeden yükselen dumanlar arasında paramparça olmuş büyük bir çadır benzeri yapı görülüyor. Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Buehring'de İran saldırısı sonucu tesisler imha oldu. Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Buehring'de İran saldırısında hasar gören bir yapıdan yükselen duman görülüyor. Bir diğer görselde ise Kuveyt'teki Arifjan Kampı'nda İran'ın düzenlediği bir saldırı sonucu hasar gören dört katlı bir bina görülüyor. Mart ayında, uydu iletişim donanımı da dahil bölgede hasar meydana geldiği bildirilmişti, ancak bu görüntünün aynı saldırıdan olup olmadığı net değil. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimlerde ulusal güvenlik yetkilisi olarak görev yapmış Brian Katulis, görsellerdeki hasarın "Amerika'nın savunmasını yeterince hazırlamadığını" gösterdiğini söyledi. Ortadoğu Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Katulis, "Çin ve Rusya gibi ABD'nin düşmanlarının İran'a hedef belirlemede yardımcı olduğuna dair güçlü kanıtlar var" diye ekledi. "Trump yönetimi bu zaafları gidermek için hiçbir şey yapmadı." Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Arifjan'da çekilen bu fotoğrafta bir binadaki hasar görülebiliyor. Bu görüntüler, Pentagon'un denetleme biriminin yayınladığı ve İran'ın saldırılarının "çatışma sırasında Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerinde yüzlerce bina ve yapıyı hasara uğratıp, yok ettiğini" vurgulayan raporun hemen ardından yayınlandı. Raporda ayrıca, ekipman kayıplarının toplamda 3,7 milyar dolar olduğu belirtildi. Genel olarak, ABD'nin 29 Haziran'a kadar savaşa 33,4 milyar dolar harcadığı ifade edildi. Raporda, savaşın başlamasının ardından geçen aylarda "onlarca ABD uçağının imha edildiği veya hasar gördüğü" belirtiliyor. Belgede, hasar gören uçaklardan birkaçının listesi yer alıyor. Bunlar arasında "İran mühimmatı tarafından Suudi Arabistan'da yerde hasar gören veya imha edilen" beş yakıt ikmal uçağı da bulunuyor. Kongre Bütçe Ofisi'nin ayrı bir raporunda, E-3 uçağının artık üretimde olmadığı ve daha modern bir muadili olan E-7 ile değiştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bütçe Ofisi, yalnızca E-3 uçağının maliyetinin 500 milyon dolar olduğunu ve savaşta kaybedilen ekipmanların (uçaklar, insansız hava araçları ve yüksek irtifa alan savunma sistemi dahil) tahmini toplam maliyetinin 1,9 milyar dolar olduğunu belirtti. Savunma bakanlığının bilgi taleplerine yanıt vermemesi nedeniyle incelemede "belirsizlik" olduğunu ve bu nedenle kurumun hükümet veri tabanlarına ve kamuya açık raporlara bel bağlamak zorunda kaldığını vurguladı. Rapora göre, ABD ordusunun yapmayı planladığı onarım ve yeniden yapılanma çalışmalarının kapsamı da henüz net değil. Ortadoğu Enstitüsü'nden Brian Katulis, "Bu maliyetler, Trump yönetiminin değerli askeri kaynakları nasıl israf ettiğini ve karşılığında pek bir şey elde edemediğini gösterse de" asıl zararın ABD'nin genel askeri hazırlığına verildiğini söyledi. "Amerika Birleşik Devletleri, askeri varlıklarını Asya'dan Orta Doğu'ya kaydırmak zorunda kaldı. Bu da Amerika'yı ve Asya'daki ortaklarını Çin'e karşı daha savunmasız ve kırılgan hale getirdi" dedi. "Ayrıca, ABD'nin mühimmatının tükenmesi, Rusya'yı Amerika'nın NATO müttefikleriyle zaaflarını araştırmaya ve Ukrayna'ya karşı savaşını sürdürmeye daha istekli hale getiriyor." ABD'nin ekipman kayıplarını karşılayacak mali kaynaklara sahip olmasına rağmen, zaten bütçe sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu ve Ortadoğu'da veya dünyanın başka yerlerinde muhtemel çatışmaların tırmanmasına hazırlanmak için yeterince hızlı hareket edemeyebileceğini de sözlerine ekledi. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a ortak saldırılar düzenlemesiyle başlayan çatışmaya son verilmesi için Beyaz Saray üzerinde kamuoyu ve siyasi baskı artıyor. Savaşın başlamasından bu yana İran, Körfez'deki ABD üslerine ve müttefik devletlere, ayrıca İsrail'e defalarca saldırdı. ABD Temsilciler Meclisi, İran'daki savaşı sona erdirmek için 15 Eylül Salı gecesi üçüncü kez oylama yaparak, Başkan Donald Trump'ı Kongre onayı olmaksızın ABD askeri müdahalesini sona erdirmeye zorlayacak bir tasarıyı onayladı. Kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde Temsilciler Meclisi'nde bu konudaki son oylama olabilecek tercih birkaç Cumhuriyetçinin de desteğiyle kabul edildi. Tasarı, onaylanma yolunda belirsiz bir durumla karşı karşıya. ABD Senatosu konuyu ele alıp almayacağına dair henüz bir açıklama yapmadı. Aynı gün, görev süresi sona ermekte olan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie de, İran savaşının ABD için maliyetine ilişkin yeni ayrıntıların ortaya çıkmasıyla birlikte Savunma Bakanı Pete Hegseth'i görevden alma girişiminde bulunacağını açıkladı. Trump yönetimi Hegseth'i destekledi ve ABD Adalet Bakanı Todd Blanche gazetecilere Hegseth'in "olağanüstü bir iş çıkardığını" söyledi. Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı.

Eski Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi’ye 25 yıl hapis cezası Haber

Eski Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi’ye 25 yıl hapis cezası

Hollanda'nın Lahey kentinde tutuklu yargılanan eski Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi, savaş suçu işlemekten suçlu bulunarak 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kosova Kurtuluş Ordusunun (UÇK) eski komutanları Kosova'nın eski Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ile Jakup Krasniqi, Kadri Veseli ve Rexhep Selimi'nin Lahey’de tutuklu yargılandıkları davanın karar duruşması yapıldı. Thaçi ve diğer UÇK komutanları, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eziyet, işkence ve kasten öldürme gibi savaş suçlarından suçlu bulundu. Söz konusu suçlardan Thaçi ve Krasniqi 25'er yıl, Veseli 18 yıl ve Selimi 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kosova’nın başkenti Priştine ve diğer şehirlerin meydanlarını dolduran binlerce kişi, UÇK komutanları Thaçi ile Krasniqi, Veseli ve Selimi'nin tutuklu yargılandıkları davanın karar duruşmasını kurulan dev ekranlardan izledi. Davada kararın açıklanmasıyla kalabalık büyük üzüntü yaşadı. Savcılık, Lahey'de tutuklu yargılanan UÇK komutanları hakkında 45'er yıl hapis cezası talep etmişti. Öte yandan, Thaçi'nin tanıkları tehdit etme suçlamasıyla ilgili Lahey'deki ikinci dava süreci de devam ediyor. KOSOVA ÖZEL ODALARI VE ÖZEL SAVCILIĞI Kosova Özel Odaları ve Özel Savcılığı olarak da anılan özel mahkeme ve bünyesindeki Özel Savcılık, Lahey'de kuruldu ancak Kosova yasalarına göre faaliyet gösteriyor. Kosova'da 1998-2000 döneminde işlendiği öne sürülen savaş suçlarını araştırmak ve yargılamak amacıyla kurulan bu yargı organı, uluslararası hakim ve savcılardan oluşuyor. Özel Savcılık, 2019 başından bu yana UÇK'nin onlarca eski mensubunu ifade vermek üzere davet etmişti. Lahey'de 3 Nisan 2023'ten beri tutuklu yargılanan UÇK komutanları, Kosova’nın eski Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi, Jakup Krasniqi, Kadri Veseli ve Rexhep Selimi hakkındaki ilk iddianame, 26 Ekim 2020'de onaylanmış, iddianamede adı geçenlerin 100 kişinin ölümünden sorumlu oldukları öne sürülürken, sanıkların cinayet, sürgün ve işkence gibi savaş suçlarıyla itham edildikleri bildirilmişti. KOSOVA SAVAŞI VE BAĞIMSIZLIK SÜRECİ 1998-1999 döneminde yaşanan, NATO'nun Sırbistan ve Karadağ'ın oluşturduğu Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ne yönelik kara ve hava harekatıyla son bulan Kosova Savaşı'nda, çoğu Arnavut 10 binden fazla Kosovalı öldürüldü, farklı etnik gruplara mensup 1 milyonun üzerinde Kosovalı evlerini terk etmek zorunda kaldı. UÇK, Kosovalı Arnavutlar tarafından 1990'lı yıllarda Yugoslav güçlerine karşı çıkmak ve Kosova'yı bağımsız ülke haline getirmek hedefiyle kuruldu. Savaşın sona ermesinin ardından UÇK feshedildi ve komutan ile askerleri ülkenin yeni oluşturulan güvenlik kurumlarına katıldı. Kosova, 17 Şubat 2008'de Sırbistan'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan etti ancak Sırbistan, Kosova'yı halen "kendi toprağı" olarak görüyor.

Emekli büyükelçiler değerlendirdi: Mekke Anlaşması, Türkiye'yi nasıl etkileyecek, "taraflardan birine saldırı diğerlerine de saldırıdır" vurgusu ne anlama geliyor? Haber

Emekli büyükelçiler değerlendirdi: Mekke Anlaşması, Türkiye'yi nasıl etkileyecek, "taraflardan birine saldırı diğerlerine de saldırıdır" vurgusu ne anlama geliyor?

Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaş, bölge ülkelerine de sirayet ederken, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan bölgesel güvenlik için Mekke Anlaşması’nı imzaladı. Suudi Arabistan’da imzalanan anlaşma kapsamında taraflardan birine yapılan bir saldırı, anlaşmanın tüm taraflarına yapılmış sayılacak. Bölgede İran savaşından bu yana tırmanan gerilim sürecinde bu maddenin nasıl işleyeceği tartışılırken emekli büyükelçiler, anlaşmanın tam metni görülmeden uygulamanın nasıl işleyeceğinin bilinemeyeceğini vurgularken, anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ikili ve çok taraflı anlaşmalarının önüne geçmeyeceğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke’de düzenlenen Ortak Savunma Zirvesi’nde üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Anlaşmaya ilişkin üç ülkeden yapılan ortak açıklamada savunma anlaşmasının “bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmeyi, güvenli ve müreffeh bir gelecek için ortak hareket etmeyi” amaçladığı belirtildi. Kolektif caydırıcılığı güçlendirme amacı taşıdığı belirtilen anlaşmaya ilişkin yapılan ortak açıklamada “Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir,” denildi. Emekli Büyükelçi Cengiz Fırat, T24'e yaptığı değerlendirmede zamanlamaya dikkat çekerek Mekke Anlaşması'nın, İsrail'in genişlemeye yönelik adımlar attığı, Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığı ve İran'ın bölge ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği bir dönemde imzalandığını söyledi. Fırat, İran savaşının başlamasından bu yana Suudi Arabistan'ın ABD'nin güvenlik şemsiyesinin yeterli olmadığını gördüğünü belirterek, Washington'ın tüm gücünü İsrail'i savunmaya yönelttiğinin ve bu nedenle Körfez'deki ortaklarına yeterli caydırıcılığı sağlayamadığının ortaya çıktığını ifade etti. Üç ülkenin de bölgede kritik güç unsurlarına sahip olduğunu belirten Fırat, Pakistan’ın bölgede büyük ve güçlü bir ülke olduğunu, İslam dünyasında nükleer silaha sahip tek ülke konumunda bulunduğunu ve oldukça gelişmiş bir savunma sanayisine sahip olduğunu ifade etti. Suudi Arabistan’ın İslam dünyası açısından önemli, stratejik öneme ve ekonomik zenginliğe sahip bir G20 ülkesi olduğunu belirten Fırat, Türkiye’nin ise hem Doğu hem Batı ile ilişkileri bulunan, NATO üyesi, Avrupa Birliği ile yakın ilişki içinde olan ve bölgenin en güçlü savunma sanayilerinden birine sahip ülkelerden biri olduğunu belirtti. Fırat’a göre anlaşmayla birlikte üç ülkenin birbirini tamamlayan güç unsurları bir araya geliyor. “Zamanla başka ülkeler de katılabilir” Suudi Arabistan ile Pakistan arasında daha önce de benzer bir anlaşma bulunduğunu hatırlatan Fırat, Mekke Anlaşması’nın herhangi bir gruba ya da ülkeye karşı yapılmadığının altını çizdi. Anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ikili ve çok taraflı anlaşmalarının önüne geçmeyeceğini vurgulayan Fırat, anlaşmanın diğer ülkelerin katılımına da açık olduğunu ve zaman içinde bölge ülkelerinin de katılmasını beklediğini söyledi. 
“Metninin tamamını görmeden uygulamayı bilemeyiz” Bölgede güç dengelerinin değiştiğini ifade eden Fırat, Suudi Arabistan’ın son dönemde Husiler tarafından uğradığı saldırılar göz önüne alındığında Mekke Anlaşması’nın “Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağı” vurgusunu değerlendirirken anlaşmanın tam metninin görülmediğini vurguladı. Şu aşamada yalnızca ortak açıklamanın görüldüğünü belirten Fırat, anlaşmanın tam metni görülmeden uygulamanın nasıl olacağının bilinemeyeceğini söyledi. Suudi Arabistan ile Pakistan’ın bir süredir benzer bir anlaşma içinde olduğunu hatırlatan Fırat, daha önce Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarında Pakistan’ın devreye girdiğinin görülmediğine dikkat çekti. Fırat'a göre; mevcut bilgiler, anlaşmanın caydırıcılık, hava savunması ve silah sistemleri ile askerî eğitim ve işbirliği gibi başlıklar üzerine şekilleneceğini gösteriyor. Üç ülkeden birinin başka bir devletin saldırısına uğraması hâlinde tarafların nasıl hareket edeceğine ilişkin ise henüz bir bilgi bulunmuyor. Bunun nasıl düzenlendiği ancak anlaşma metninin yayımlanmasıyla netlik kazanacak. “Detay verilmedikçe uygulanabilirliği tartışmalı” Emekli Büyükelçi Şafak Göktürk de, X hesabından paylaştığı değerlendirmesinde, anlaşmada yer alan “birine silahlı saldırı, üçüne yapılmış sayılır” ifadesinin güçlü görünmesine karşın, bunun pratikte nasıl işleyeceğinin henüz belirsiz olduğuna dikkati çekti. Anlaşmanın tam metninin bilinmediğini hatırlatan Göktürk, NATO’nun 5. maddesini çağrıştıran bu hükmün, hangi ortak varlıkların korunacağı ve saldırı halinde nasıl bir mekanizmanın devreye gireceği açıkça belirlenmediği sürece uygulanabilirliğinin tartışmalı kalacağını belirtti. 5. madde nedir? NATO'nun ortak savunma ilkesi olan ve müttefiklerden birine yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağı temeline dayanan Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. maddesinde şu ifadelere yer veriliyor: "Taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır. "Böylesi herhangi bir saldırı ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilecekti Anlaşmanın yalnızca metindeki güvenlik taahhütleri üzerinden değil, imzalandığı siyasi süreç ve bölgesel bağlamla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Göktürk, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ABD ile müttefiklik ilişkilerine rağmen Washington’ın sunduğu güvenlik güvencelerinin yeterliliğine ilişkin soru işaretlerinin arttığına işaret etti. Göktürk’e göre anlaşma, üç ülkenin güvenliklerini tek bir müttefike dayandırmak yerine farklı işbirlikleriyle destekleme, yani “katmanlı güvenlik” arayışını ortaya koyuyor. Bunun anlaşmanın askeri boyutunun yanı sıra siyasi niyetini de öne çıkardığını belirten Göktürk, Ortadoğu’nun uzun süreli bir “barışsızlık” dönemine girebileceğini ve bu süreçte diplomasiyle güç gösterisinin iç içe ilerleyeceğini ifade etti. BM’nin 51’inci maddesi vurgusu Anlaşmayla ilgili Anadolu Ajansı’na değerlendirmelerde bulunan yetkiler, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçladığının altını çizdi. Yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi. 51. madde nedir? "İşbu Antlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler Üyelerinden birinin silahlı bir saldırmaya hedef olması halinde, Güvenlik Meclisi milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası için lüzumlu tedbirleri alıncaya kadar, tabii olan münferit veya müşterek meşru müdafaa hakkına halel getirmez. Bu meşru müdafaa hakkını kullanarak Üyelerin aldığı tedbirler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilir ve Konsey'in, işbu Antlaşmaya dayanarak milletlerarası barış ve güvenliğin muhafaza veya iadesi için lüzumlu göreceği şekilde her an hareket etmek yetki ve ödevine hiçbir veçhile tesir etmez Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Birilerine karşı oluşturulmuş bir yapı değil Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bugün CNN Türk yayınında Mekke Anlaşması'na ilişkin soruları yanıtladı. Yılmaz, anlaşmayı herhangi bir tarafa, kişiye ve kuruma karşı bir tehdit olarak görmemek gerektiğini vurgulayarak, "Bu birilerine karşı oluşturulmuş bir yapı değil. Tam aksine belli konularda gerilimler ortaya çıkmasın diye caydırıcılığı güçlendirmek için oluşturulmuş bir yapı. Dolayısıyla esas itibarıyla caydırıcı bir mekanizma. Bir taraftan da savunma sanayisi başta olmak üzere işbirliğini artırıcı bir mekanizma. Bu bizim NATO'ya veya içinde bulunduğumuz herhangi bir ittifaka alternatif bir yapı değil. Bunun da altını çizmemiz lazım." diye konuştu. Yılmaz, milli muharip uçak KAAN'ın olgunlaşma sürecine Suudi Arabistan'dan ortaklık veya bir finans katkısı olup olmayacağı sorusu üzerine "Kesinlikle olabilir, neden olmasın" yanıtını verdi. ABD'nin F-35 üretim sürecine başka ülkeleri de kattığını hatırlatan Yılmaz şöyle devam etti: "Bu tür yüksek maliyet, geniş pazar, ciddi bir katkı gerektiren projelerde platformlar oluşturmak ve olabildiğince çok dost ve kardeş ülkeyi bu sürece dahil etmek çok anlamlı. Teknolojik olarak da ekonomik olarak da pazarlama imkanları bakımından da Türkiye de bu noktada belli bir eşiğe gelmiş durumda. KAAN da başka projeler de olabilir. Ürün bazında birçok ülkeyi işin içine katan, sorumlulukları paylaşan, aynı zamanda hepsinin de katkısını alarak projelerin niteliğini artıran bir çabanın çok doğru olacağını düşünüyorum."

Ukrayna'dan NATO ülkeleri için kritik uyarı: Rusya “sahte bayrak” provokasyonlarına hazırlanıyor Haber

Ukrayna'dan NATO ülkeleri için kritik uyarı: Rusya “sahte bayrak” provokasyonlarına hazırlanıyor

Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Başkanı Andriy Kovalenko, Rusya'nın Polonya ve Baltık ülkelerine Ukrayna'ya aitmiş gibi görünen SİHA'larla 'sahte bayrak' saldırıları düzenleyerek NATO ile Kıyiv arasındaki güveni sarsmayı planladığını açıkladı. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya'nın NATO üyesi ülkelere yönelik "sahte bayrak" provokasyonları hazırlığında olduğu uyarısında bulundu. Merkezin Başkanı Andriy Kovalenko, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın müttefik ülkelerin Ukrayna'ya olan güvenini sarsmayı amaçlayan provokasyonlar planladığını belirtti. Başkan Kovalenko, Rusya'nın Ukrayna'ya aitmiş gibi kamufle edilmiş silahlı insansız hava araçlarını (SİHA) kullanarak Baltık ülkeleri ile Polonya'ya yönelik saldırılar düzenleyebileceğini vurguladı ve bu tür girişimlerin amacının, saldırıları Ukrayna gerçekleştirmiş izlenimi oluşturarak NATO ülkeleri ile Kıyiv arasındaki güven ilişkisini zedelemek olduğunu ifade etti. OPERASYONLARDAN RUS İSTİHBARAT BİRİMLERİ SORUMLU TUTULUYOR Kovalenko, söz konusu provokasyonların hazırlanmasından Rusya Askerî İstihbaratı'nın sorumlu olduğunu belirterek, Rusya Dış İstihbarat Servisi'nin de bu operasyonlara dahil olabileceğini kaydetti. Öte yandan Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamış de daha önce yaptığı açıklamada, Rusya'nın ele geçirdiği Ukrayna'ya ait SİHA kullanarak Polonya'ya yönelik provokasyonlar hazırlayabileceğini dile getirmişti.

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "CHP Kuruluş Ayarlarına Dönmelidir" Haber

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "CHP Kuruluş Ayarlarına Dönmelidir"

Mazlum milletlerin örnek aldığı tüm dünyanın saygı duyduğu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN kurduğu partinin adıdır CHP. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni kuran partidir. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, “benim iki eserim var. Birisi TÜRKİYE CUMHURİYETİ, diğeri de CHP dir” demiştir. Her ikisi de tam bağımsızlığın adıdır. 1-Cumhuriyetçilik, 2-Milliyetçilik, 3-Halkçılık, 4-Devletçilik, 5-Laiklik, 6-Devrimcilik (İnkılapçılık); O, devleti yöneten kişilerin dikkat etmesi gereken ilkeleri gösterdiği gibi, partiyi yönetenlerin de bu ilkeler ışığında yönetmelerini istemiştir. 2026 senesine gelene kadar 7 kişi CHP Genel Başkanlığı yaptı. 2010 senesinde KEMAL KILIÇDAROĞLU’nun Genel Başkan olması ile partide CHP ilkelerini benimsemeyen, koltuk kapmak için kullanan kişiler partiye davet edilmeye başlanıldı. 2023 senesinde yapılan 38. Kurultay ile ÖZGÜR ÖZEL genel başkan oldu. Değişen hiçbir şey olmadı, adam devşirmelere devam edildi. Geçmişleri sorgulanması gereken kişiler partiye alındı. Özellikle Deva Partisinin omurgasındaki kişiler dahi partiye alındı. Bir de bunlar “Gölge Bakan” yapıldılar. CHP ilkeleri ile ilişkisi olmayan bu kişiler kendisi hiç bir zaman CHP’li olmayan liberal EKREM İMAMOĞLU tarafından partiye alınan, kendisi gibi LİBERAL kişiler idi. Bu insanlar partide etkin görevlere geldiler ve partinin giderek bir “Liberal Parti” olması için, bilerek görev verilen kişilerdi. 20 Mayıs 2026 tarihinde verilen Mutlak Butlan kararı ile ÖZGÜR ÖZEL’in Genel Başkanlığı sona erdi. Mutlak Butlan Kararı ile yeniden Genel Başkan olan Kılıçdaroğlu, benim de geçmiş köşe yazılarımda çok sert eleştirdiğim konuları kabul ettiğini anlatarak özür diledi. Kuruluş ayarlarına dönme sözleri verdi. Şimdi ÖZGÜR ÖZEL yakın zamanda yeni bir parti kuracak. Partisinin ilkelerinde CHP ilkeleri olmayacak. Parti programını en başta “EKREM İMAMOĞLU’na bağlı” gölge bakanların belirleyeceği kesindir. Bu kişiler kimdir tek tek anlatacağım. Ama o parti kurulduktan sonra. KILIÇDAROĞLU sonrası partinin iç, dış ve güvenlik siyasetleri ile ilgili hiçbir siyaset üretmeden EKREM İMAMOĞLU’na özgürlük mitingleri yapan ÖZGÜR ÖZEL’i, bazı medya organları “Ak Parti’nin iktidar olmasını istemeyen ve hayat pahalılığı yüzünden sıkıntı yaşayan” halka “kurtarıcı” gibi sundular. Daha bundan sonra göreceksiniz ÖZGÜR ÖZEL’in gerçek duruşunu. NATO'ya yaranmak için makale yazan, EMPERYALİST ÜLKELER ile sıkı iş birliği içinde olmak isteyen, “NATO ve AB ülkelerinin güvenliğini biz sağlarız” diyen bir yeni parti lideri göreceğiz. Bu partiyi kuranlanlar, il veya ilçelerinde yönetici olanlar, üye olanlar şunu çok iyi bilmeliler ki; Bu ülke MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN savaşarak, kan dökerek yaptığı KURTULUŞ SAVAŞI ilkeleriyle kuruldu. Şimdi tekrar o ilkeleri, EMPERYALİSTlerin kucağına kimse oturtamayacaktır. Bu partiyi kurucu olarak gören insanlarımıza ve gerçekten de kendisini ATATÜRKÇÜ ve CHP ilkelerine bağlı gören insanlarımıza çağrım şudur; CHP'nin yeniden kurucu ayarlarına dönmesi için kurumsal yapısına sahip çıkılmalıdır. Yanlış yapan yönetime gereken tepkileri verilerek gerçek rotasına girmesine çaba sarf ediniz. Sizlere hayal vaat eden, mazlum rolüne giren EKREM İMAMAMOĞLU ve ÖZGÜR ÖZEL gibi siyasilere asla kanmayınız. Gerçek CHP’liler partisinde kalır ve CHP’nin kuruluş ayarlarına dönmesi için mücadele eder. Kemal Kılıçdaroğlu'na ve ona bağlı yönetimlere bunu sıkça hatırlatmak zorunda olduğunu bilenler gerçek CHP’lidir. Parti Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na değil CHP ilkelerine, aynı zamanda ATATÜRK ilkelerine sahip çıkınız. CHP’ye sahip çıkmak demek, “geleceğimize ve tam bağımsızlığımıza sahip çıkmak” demektir. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Kuzey Kore: Nükleer silahsızlanma önce Amerika'nın müttefikleriyle başlamalıdır Haber

Kuzey Kore: Nükleer silahsızlanma önce Amerika'nın müttefikleriyle başlamalıdır

Kuzey Kore, geçtiğimiz hafta Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi sonrası yükselen askeri bloklaşma ve hızlanan silahlanma faaliyetleri nedeniyle ABD ve müttefiklerini sert bir dille kınadı. Egemenlik haklarımız tehdit olarak yansıtılıyor Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’nın (KCNA) haberine göre Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, NATO liderlerinin Pyongyang'ın meşru egemenlik haklarını kullanmasını bir "tehdit" gibi göstermeye çalıştığı savunuldu. Açıklamada, Kuzey Kore'nin kendi güvenlik çıkarlarını ve bölgesel barışı korumak adına egemenlik haklarını sorumlu bir şekilde kullanmaya devam edeceği vurgulandı. Ankara Zirvesi'nde 50 milyar dolarlık anlaşma Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen zirvede, ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupalı müttefiklerine yönelik "savunma yükünü paylaşma" yönündeki baskıları sonucunda, değeri 50 milyar doları aşan askeri ve endüstriyel satın alma anlaşmaları imzalandı. Zirve kapsamında Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Seul'ün NATO üyeleriyle ileri teknolojiler, araştırma-geliştirme ve silah sistemleri üretimi gibi alanlarda iş birliğini genişletmeyi hedeflediğini ifade etti. Savaş ve çatışma bloğu Pyongyang yönetimi, Ankara'daki zirvenin NATO'nun bir "savaş ve çatışma bloğu" olduğunu kanıtladığını öne sürdü. Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığına göre Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, ittifakın Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesindeki barış ve güvenliği tehlikeye atarak, yalnızca kendi "jeopolitik çıkarlarını" gözetmeye çalıştığını ifade etti. Seul / Şarku'l Avsat

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.