Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Muhalefet

bursaarena.com.tr - Muhalefet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muhalefet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Katil Netanyahu'ya karşı İsrail Meclisinde güç birliği Haber

Katil Netanyahu'ya karşı İsrail Meclisinde güç birliği

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, Arap partilerinin de desteğiyle elde ettikleri meclis çoğunluğunu katil Netanyahu hükümetine karşı derhal kullanacaklarını açıkladı. Eisenkot, genel seçimlerin ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Rakamlara nereden bakarsanız bakın, 500 binden fazla oy farkıyla İsrail vatandaşlarının çoğunluğu 7 Ekim ve asker kaçağı hükümetine karşı, değişimden yana oy kullandı." ifadelerini kullandı. Seçim sonuçlarının Netanyahu liderliğindeki mevcut aşırı sağcı hükümet karşısında değişim iradesini ortaya koyduğunu vurgulayan Eisenkot, muhalefetin yeni dönemde Arap partileriyle birlikte elde ettiği meclis çoğunluğunu derhal etkin bir şekilde kullanmaya başlayacağını belirtti. Yashar Partisi lideri, partisinin meclisteki öncelikli gündemlerinin 7 Ekim'e ilişkin devlet soruşturma komisyonu kurulması, Ultra-Ortodoksları (Harediler) da kapsayan zorunlu askerlik düzenlemesi ve muhalefetin "bağımsız yargıya darbe" olarak nitelediği yargı reformunun iptal edilmesi olacağını söyledi. Eisenkot, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Raam Partisi ve Ortak Liste'nin desteğiyle hükümet kurma ihtimaline açık kapı bıraktı, ancak İsrail'i Yahudi devleti olarak tanımayı, İsrail Bağımsızlık Bildirgesi'nin değerlerine bağlı kalmayı ve Hamas'ı "terör örgütü" olarak tanımayı şart koştu. ABD Başkanı Donald Trump'ın hükümet kurma çabalarına olası müdahalesine atıfta bulunan Eisenkot, "İsrail'in bir sonraki hükümetinin bileşimine ilişkin karar, herhangi bir dış müdahale veya manipülasyon olmaksızın, yalnızca İsrail vatandaşlarına aittir." ifadelerini kullandı. İsrail basını hafta içinde ABD Başkanı'na yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Trump'ın İsrail seçimlerinin ardından Netanyahu'ya muhalefetle ulusal birlik hükümeti kurması için baskı yapacağı iddiasını gündeme taşımıştı. ABD Başkanı Trump, İsrail'deki seçimlere ilişkin Netanyahu'nun "iyi durumda" olduğunu savunarak, Netanyahu liderliğinde bir birlik hükümeti kurma çabalarına dahil olup olmayacağını henüz düşünmediğini belirtmişti. Eisenkot ile Lapid koalisyon kurmak için atılacak adımları görüştü Muhalefetteki Beyahad Partisi’nin iki numaralı ismi eski Başbakan Yair Lapid ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, genel seçimlerin ardından bir araya geldi. İkili arasında kamuoyuna duyurulan ilk resmi temasa ilişkin Lapid, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, Eisenkot'la seçim sonuçlarını değerlendirdiklerini ve "seçmenin iradesini hayata geçirme yönündeki ortak sorumluluk bilinciyle atılacak adımları koordine ettiklerini" vurguladı. İsrail'de 27 Ekim'de yapılan ve 5,6 milyon seçmenin oy kullandığı parlamento seçimlerinin kesin olmayan sonuçlarına göre, Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku 53 milletvekili çıkarırken, Eisenkot öncülüğündeki muhalefet bloku 48 milletvekilinde kaldı. Böylece iki blok da 120 sandalyeli İsrail Meclisinde koalisyon kurmak için yeterli sayı olan 61 milletvekiline ulaşamadı. İsrail'deki Filistinlileri temsil eden partiler, 19 milletvekili elde ederek tarihi bir temsil düzeyine ulaştı. Hadash, Taal ve Balad partilerinin oluşturduğu Ortak Liste 11, Mansur Abbas liderliğindeki Raam Partisi 8 milletvekili çıkardı.

'Ulus Devleti Savunuyoruz Platformu'ndan Çerçeve Yasa'nın iptali yönünde uyarı açıklaması Haber

'Ulus Devleti Savunuyoruz Platformu'ndan Çerçeve Yasa'nın iptali yönünde uyarı açıklaması

Bir grup aydın insanın oluşturduğu 'Ulus Devleti Savunuyoruz Platformu', 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa' nın iptali için Anayasa Mahkemesinde dava açılması konusunda özellikle Yeni Parti olmak üzere TBMM üyelerine bir çağrıda bulundu. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa hakkında Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açma süresinin, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü sona erdiği uyarısıyla başlayan açıklama şöyle devam ediyor; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde zaferle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı nedeniyle emperyalistler bu coğrafyada emellerine ulaşamamıştır. Kabul edilen bu çerçeve yasa nedeniyle bekledikleri fırsat bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu yasa Cumhuriyetin ulus ve üniter devlet niteliğini aşama aşama ortadan kaldıracak bir yasadır. Kabul edilen yasa ile halkın hiçbir sorunu çözülmemekte, bu yasa halkın beklentileri ile örtüşmemektedir. Türkiye’de halen yaşanmakta olan sorunlar, insan hakları alanında yaşanan sorunlardır. Çerçeve yasa bu sorunları çözen değil, aksine Cumhuriyetin niteliklerine, ulus ve üniter devlete yönelik saldırılara, dolayısıyla bu sorunların daha da artmasına yol açacak bir yasadır. 12 maddeden oluşan çerçeve yasanın her bir maddesinin, anayasaya birden fazla aykırılık taşıması bir yana, anılan yasa anayasanın değiştirilemez hükümlerine de aykırılık oluşturmaktadır. Bu kapsamda olup, anayasaya bu kadar fazla sayıda ve oldukça fazla ağırlıkta aykırılık taşıyan bir başka yasa söz konusu olmamıştır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, emperyalistlere karşı kazanılan Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucunda, Türkiye Cumhuriyeti ulus ve üniter bir devlet olarak kurulmuştur. Bu kural hiçbir gerekçe ile göz ardı edilemeyeceği gibi, aksi durumlarla karşılaşıldığında da, bunun gereği hukuksal adımların atılması kaçınılmazdır. Çerçeve yasanın yürürlük ve uygulanması, kaçınılmaz olarak giderilmesi olanaksız sorunlara yol açacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları, siyasal partileri kayıtsız ve sessiz kalmamalı, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmalıdır. Çerçeve yasa konusunda Anayasa Mahkemesine iptal davası açma hakkı, Cumhurbaşkanı, TBMM’de en çok üyeye sahip iki siyasi parti ve en az 120 TBMM üyesine aittir. Bu durum karşısında, Cumhurbaşkanı ve AKP’nin iptal davası açmayacağı açıktır. Yeni Parti’nin TBMM grubu 91 milletvekilinden oluşmaktadır. Yeni Parti’nin Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açabilmesi için TBMM grubunda salt çoğunlukla yani en az 46 milletvekilinin oyuyla bu doğrultuda karar alması gerekmektedir. TBMM Genel Kurulu’nda yasanın kabulü konusunda, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel evet oyu kullanmış ise de, Yeni Parti milletvekillerinden 54 kişi yasanın reddi konusunda oy kullanmıştır. Yeni Parti milletvekillerinin, hem tarihi sorumlulukları, hem Anayasaya bağlılığın gereği, hem de verdikleri oylarına sahip çıkarak, bu yasa hükümlerinin tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açmaları gerekmektedir. Kaldı ki, Yeni Parti halk tarafından kurulduklarını ifade etmekte olup, halkın iradesi açıkça bu yasanın kabul edilmemesi, aksi durumda iptali yolundadır. Milletvekilleri, seçildikleri bölgeyi de değil, Ulusu temsil etmektedir. Yeni Parti Genel Başkanı da, Parti de ortaya çıkan çoğunluk görüşünün gereğine göre hareket etmek durumunda olup, üstelik bunu yerine getirmemesi, savunulan tek adamlı sisteme karşı olunduğu düşüncesinin parti içinde geçerliliğini kaybettiği anlamına bile gelecektir. TBMM’de en az 120 milletvekili de ayrıca yasanın tamamen iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Anayasa Mahkemesinde dava açabilecek olup, bu konuda yasanın görüşmeleri sırasında red yolunda 118 milletvekili oy kullanmıştır. Bu milletvekillerinin de verdikleri red oylarına sahip çıkmaları, yasanın kabulü sırasındaki red oyu verenlerin sayıları ne olursa olsun, tarihi sorumlulukları gereği, hazırlayacakları dava dilekçelerini tüm milletvekillerinin imzasına açmaları, en az 120 milletvekili imza sayısını tamamlama ve dava açma iradelerini ortaya koymaları gerekmektedir. Muhalefet bu şekilde sözde değil eylemsel olarak da ulus ve üniter devlet ortak paydasında buluşmuş olacaktır. Çerçeve yasanın, giderilmesi olanaksız durumlar yaratacak olması karşısında, taşıdığımız tarihi sorumluluk uyarınca, bir hatırlatma ve de bir görev olarak bu açıklamanın yapılmasına gerek duyulmuştur. Saygılarımızla, 09 Ekim 2026 ULUS DEVLETİ SAVUNUYORUZ PLATFORMU ADINA (Soyadı alfabetik) Çiğdem Bayraktar Ör Arslan Bulut İsmail Sami Çakmak Gökhan Çapoğlu Serap Çatalpınar Seyfeddin Çelik İsmail Çevik Mehmet Ektaş Ömer Faruk Eminağaoğlu Hasan Erel Türker Ertürk Utkan Güneş Filiz Karaman Suay Karaman Necla Kendigelen Nasuh Mahruki Hikmet Molu Buket Müftüoğlu Bartu Soral Örsan Kunter Öymen Hüseyin Özbek Merih Şan Ertan Tümay Hatice Zeybek Uslu Ümit Ülgen Ahmet Yavuz Mustafa Zengin

12 maddelik "Terörsüz Türkiye" çerçeve yasa teklifinde neler yer alacak? Haber

12 maddelik "Terörsüz Türkiye" çerçeve yasa teklifinde neler yer alacak?

İktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinin hukuki zeminini oluşturacak çerçeve yasa teklifine son şekli verildi. "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" başlığıyla TBMM Başkanlığı'na sunulacak teklif, yürürlük maddeleri dahil 12 maddeden oluşuyor. Teklifin 5 Ağustos Çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunulması, hafta sonuna kadar, en geç 11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), art arda yaptığı toplantıların ardından çerçeve yasa teklifine son biçimini verdi; teklif milletvekillerinin imzasına açıldı. İktidar partisi ayrıca sürece karşı çıkan İYİ Parti dışındaki muhalefet partilerine de teklif hakkında bilgi verdi. Ancak muhalefete yasa teklifi metni sunulmadı, sadece içeriği hakkında bilgilendirme yapıldı. AKP grubunda bilgilendirme yapılacak AKP TBMM Grubu'nda da 5 Ağustos Çarşamba günü kapalı toplantıda teklif hakkında milletvekillerine bilgilendirme yapılacak. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler ile Genel Başkanvekili Efkan Ala teklifle ilgili sunum yapacak. Bilgilendirmenin ardından teklifin Meclis Başkanlığı'na sunulacağı belirtiliyor. AKP yönetimi, teklifi "Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılmış tarihi adım" olarak nitelerken önceliğin "terörün tamamen sona ermesi ve silahların geri dönülmeyecek şekilde bırakılması" olduğunu vurguluyor. 6 ay içinde başvuru Geçici nitelikteki düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 6 ay içinde başvuru yapmaları gerekecek. Bu sürenin sonunda başvuru hakkı sona erecek. Sürenin uzatılması ise ancak yeni bir kanunla mümkün olabilecek. Başvurular bireysel olacak ve her kişi için ayrı değerlendirme yapılacak. Düzenleme; Avrupa'daki örgüt mensupları, dağ kadrosu ya da cezaevindekiler şeklinde değil; hakkında soruşturma bulunanlar, kovuşturması devam edenler, hükümlü olanlar ve devlete kendiliğinden başvuranlar şeklinde sınıflandırılıyor. PKK ismen yazıldı Teklifte dikkat çeken en önemli düzenlemelerden biri de kapsam maddesi oldu. Kapsama başka örgütlerin girmemesi için "silah bırakan, kendini fesheden örgüt" gibi genel ifadeler yerine "PKK, KCK ve bağlı yapılanmalar ile ilişkili örgütler" ifadesi yasanın kapsamında net olarak tanımlanacak. Teyit-tespit mekanizması için 8 üyeli özel kurul Edinilen bilgiye göre yasanın uygulanması ve denetiminden sorumlu bir kurul oluşturulacak. Cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında, teyit ve tespitle ilgili oluşturulacak "Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu" sekiz üyeden oluşacak. Kurulda Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve Adalet, İçişleri, Aile ve Sosyal Hizmetler, Milli Savunma ve Çalışma Bakanları yer alacak. Meclis'te İzleme Kurulu oluşturulacak Yasa ile TBMM bünyesinde ayrıca İzleme Kurulu oluşturulacak. Kurulun kimlerden oluşacağına TBMM Başkanı karar verecek. Kanunla kurulacak komisyon, Meclis İçtüzüğü hükümlerine tabi olmayacak. Siyasete dönüş otomatik olmayacak Örgüt üyelerinden üç yıl süreyle herhangi bir suça karışmayanlar için siyaset yapma yolu açık tutuluyor. Ancak yasadan yararlananların siyasete dönüşü otomatik değil, "Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu"nun uygun görüşüne bağlı olacak. Gerekli koşulları sağlayanlarla ilgili kurulun uygun görüş bildirmesi halinde dosya ilgili mahkemeye gönderilecek ve "memnu hakların iadesi"ne benzer bir yöntemle siyasi yasağın kaldırılması söz konusu olabilecek. Yeni soruşturma için de kurul izni Yasadan yararlananlar hakkında yeni bir terör soruşturması açılabilmesi de kurul kararına bırakılıyor. Buna göre yasanın yürürlüğe girmesinden sonra örgüt üyeleri hakkında aynı kapsamda soruşturma açılabilmesi de kurul kararına bağlanacak. Bazı suçlar ve Öcalan kapsam dışında Teklif örgüt mensuplarına af öngörmüyor, ancak ceza erteleme ve örgüt suçlarının düşmesi yolunu açıyor. Ancak adam öldürme, cinsel saldırı gibi ağır suç işleyenler yasa kapsamı dışında tutulacak. 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar yasa kapsamı dışında tutulacak. Böylece PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yasadan yararlanmasının önü kesiliyor. Örgüt suçları kapsamında 15 yılın altındaki suçlarda beş yıl, 15 yılın üzerindeki suçlarda ise 10 yıl ceza ertelemesi öngörülüyor. Bu sürelerin sonunda gerekli şartların yerine getirilmesi hâlinde cezanın düşmesi öngörülüyor.

Özgür Özel'den TBMM'de ilk grup, 'YENİ' mesaj Haber

Özgür Özel'den TBMM'de ilk grup, 'YENİ' mesaj

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki ilk grup toplantısında yaptığı konuşmada yeni siyaset anlayışı, örgütlenme modeli ve iktidar hedeflerine ilişkin mesajlar verdi. Özel, "YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye değil, iktidar olsun, milleti iktidara getirsin diye kurduk" dedi. ANKARA (İGFA) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki ilk grup toplantısında konuştu. Özel, konuşmasında partisinin kuruluş sürecini, siyasi hedeflerini ve yeni örgütlenme modelini anlattı. Kendilerini "iktidara yürüyen kadrolar" olarak tanımlayan Özel, "Kontrollü muhalefet olmayı, mağlubiyeti ve kendine çizilen sınırlar içinde siyaset yapmayı reddettiklerini" söyledi. "YENİ PARTİ'Yİ İKTİDAR OLSUN DİYE KURDUK" Konuşmasında kuruluş sürecine değinen Özel, vatandaşlarla yapılan görüşmelerin ardından yeni bir siyasi yol açma kararı aldıklarını belirtti. "YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye kurmadık" diyen Özel, "YENİ Parti'yi iktidar olsun, milleti iktidara getirsin diye kurduk" dedi. Partinin kuruluş talimatını, adını ve bütçesini milletin belirlediğini savunan Özel, YENİ Parti'nin "tabanda kurulan, milletle birlikte hareket eden bir siyasi yapı" olacağını dile getirdi. Özel, partinin örgütlenme modelinde değişikliğe gideceklerini belirterek, mahalle ve ilçe meclislerinin siyasetin temel unsuru olacağını söyledi. Üyelerin yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli siyasi karar süreçlerine dahil olacağını ifade eden Özel, 81 ilde il meclislerinin kurulacağını, politikaların bu yapılar üzerinden şekillendirileceğini kaydetti. Kadınlar, gençler, işçiler, emekliler, çiftçiler, esnaf, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin politika üretiminde aktif rol alacağını belirten Özel, "Yeni üyelerin siyasetin içinde kendini bulacağı dinamik bir model" hedeflediklerini söyledi. YENİ Partimizin ilk grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. https://t.co/E1ImZjXHoN — Özgür Özel (@eczozgurozel) August 4, 2026 CHP'DEN İSTİFALARA İLİŞKİN AÇIKLAMA YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasında CHP'den istifa eden kişi sayısına ilişkin de açıklamalarda bulundu. 700 binin üzerinde istifadan haberdar olduklarını belirten Özel, belediye başkanları ve meclis üyelerinden de yeni partiye katılım çağrısı aldıklarını ifade etti. Özel, farklı siyasi görüşlere sahip demokratları da YENİ Parti çatısı altında siyaset yapmaya davet etti. Partiye katılacak vatandaşların ilk kurultaya kadar "siyasi kurucular" olarak değerlendirileceğini söyleyen Özel, vatandaşları parti çalışmalarına katılmaya çağırdı. Özel, konuşmasının sonunda yeni siyasetin; demokrasi, katılım ve ortak gelecek hedefleri üzerine kurulacağını belirterek, "Yeni ve demokratik bir Türkiye geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz." mesajını verdi.

CAN PULAK: Mutlak Akıllan Türkiye'm.. Haber

CAN PULAK: Mutlak Akıllan Türkiye'm..

Mutlak Butlanı konuşan Türkiye’nin mutlak akıllanması gerekiyor. Çünkü öyle garip, çapraşık, huzursuzluk yaratan şeyler oluyor ki ülkemizde, bunlardan ancak aklımızı kullanarak kurtulabiliriz. Siyasi çekişmeler, siyasi çıkar hesapları, siyasetçilerin kavgaları ve bunlardan kaynaklanan yönetim ve geçim sancıları milleti yordu, bıktı usandırdı. Millet huzur istiyor, hak-hukuk-adalet istiyor, insanca geçinmek ve gırtlağını sıkan borçlu yaşamdan kurtulmak istiyor. Çok şey mi istiyor yani.. Ülkeyi yönetenler bunun farkında değiller mi? Her gün bir olay, her gün bir siyasi manevra, her gün gözaltılar, her gün insanı çileden çıkaran yönetim kararları… Ne Anayasa tanınıyor, ne kanunlar uygulanıyor, oy çokluğuna güvenen iktidar aklına eseni rahatça yapıyor. Dindar ve kindar bir nesil yaratma söylemiyle yola çıkanlar, çeyrek asıra yaklaşan yönetimlerinde bunu başardılar işte. Sadece kendi taraftarlarını değil, karşılarındakileri de (yani milletin tamamını da) kindar hale getirdiler. Şimdi iktidarıyla muhalefetiyle, köylüsüyle kentlisiyle, çiftçisiyle işçisiyle, genciyle yaşlısıyla, beyaz yakalısıyla kindar bir toplum haline geldik. Birbirini sevmeyen, kardeşçe kucaklaşmayı unutan, kendisi gibi düşünmeyenleri aşağılayan, iteleyen ve düşman gözüyle bakan bir toplum… Böyle bir toplumun güçlü millet, hatta güçlü devlet imajına, görüntüsüne ve uluslararası değerlendirmesine zarar vermediği düşünülebilir mi? Dünün güçlü Türkiye’sini ne hale getirdik? Evet, dünün Türkiye’sinde de ciddi ve ağır sorunlarımız, kavgacı siyasetçilerimiz, iç ve dış tehlikelerimiz vardı ama böylesini hiç yaşamamış, böylesine sürekli kriz ikliminde hiç boğulmamıştık. Dünün Türkiye’sinde bu kadar büyük dış borcumuz yoktu, merkez bankamızda ihtiyat akçemiz vardı.. Enflasyon ekonomimizi şimdi yaşadığımız ölçüde zorlamıyor, milleti geçim sıkıntısına, fakirlik ve yoksulluğa itmiyordu. Ürettiği yiyeceklerle kendine yeten 7 ülkeden biri değil miydik? Şimdi neredeyse tüm yiyeceğimizi dışardan ithal eder hale geldik. Modern ve yüksek binalarla, alt ve üst geçitlerle, tünellerle, birbirine yakın havaalanlarıyla, uçak filoları ve gösterişli makam arabası zincirleriyle, şık döşenmiş devlet daireleriyle güçlü ve itibarlı devlet olunmuyor. Güçlü ve itibarlı devlet olabilmek için, siyasi ve dini etkilerden arınmış, sadece devlete ve millete odaklanmış sağlıklı ve istikrarlı bir yönetime sahip olmak lazım. Anayasaya saygılı, yasaları herkese eşit şekilde uygulayan, hak-hukuk ve adaletten taviz vermeyen, devletin malını ve gelirini, tek kuruşunu bile heder etmeyen ve etmeyecek bir yönetim… Bugünün tüm yaşlı siyasi kadroları içinde bunu becerebilecek kimseyi görebiliyor musunuz? İçindeki kendi kurduyla boğuşmaktan, milletin sorunlarına çözüm getiremeyen bir muhalefete sahip olduğumuzu da unutmayalım. Enflasyonu nasıl dizginleyecek? Milli eğitimde, tarımda, milli savunmada, sağlıkta, gençlik sorunlarında, ülkemize yerleşmiş milyonlarca yabancı konusunda ne yapacak? Anayasa’yı değiştirecek mi, terörsüz Türkiye projesini sürdürecek mi? Bunları bilemiyoruz işte. Varsa yoksa iktidarın manevralarına karşı cevap ve mücadele.. Gerisini yapacak ve milletin merak ettiği sorulara cevap verecek zamanları yok ki.. Miting yorgunu haline geldiler. Özgür Özel gecesini gündüzüne katıyor, müthiş bir enerjiyle her şeye koşmaya çalışıyor ama nafile.. İktidarla mı mücadele etsin, içindeki zararlı kurtlarla mı? Şu Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığına bakın. Akrep yapmaz onun yaptığını. Şimdi iki genel başkana sahip CHP, aylar sürecek kurultay gayretleriyle zaman kaybedecek. Bu arada Ekrem İmamoğlu’nun da hapiste unutulduğunu ve el altından yeni bir Cumhurbaşkanı adayı kulislerinin de çaktırmadan başladığını göz ardı etmemeliyiz. Böyle bir ortamda muhalefet erken seçimde ısrar ediyor, “sandıkları getirin” diye meydan okuyor. Okuyor ama boş bir gayretten öteye gitmiyor söylemler ve çabalar. İktidar hiç kaybedeceğini bildiği bir seçime gider mi? Bu yüzden ne zaman gideceğini muhalefet değil, süratle gelişen şartlar belli edecek. Türkiye’nin giderek meçhule saplanan geleceği siyasi çekişmelerle, menfaat kavgalarıyla, rakibin altına siyasi mayınlar döşemekle düzelemez ve düzeltilemez. Kindar bulutları dağıtmadıkça, milleti kucaklaştırmadıkça, siyasi çıkarlar değil milli menfaatler öne alınmadıkça, sıkıntıları ve huzursuzlukları değil dağıtmak, aksine çoğaltırız. Mutlak butlanla uğraşacağımıza, mutlak ve ortak akılla yürümeli, geleceğimizi ortak duygularla, sevinç ve milli coşkularla planlamalıyız. Bayramlarımız bunun için çok müsait ortamlar yaratır. Bütün iş bu müsait ortamı değerlendirmesi gereken siyasetçilerdedir. Bari bunu deneseler diyeceğim ama olmayacak duaya da amin demekten sıkıldık artık. İnşallah bu kere böyle olmaz. Mutlak akıllan Türkiye’m diyerek, Kurban bayramınızı en içten duygularla kutluyor, hepinize sağlıklı ve mutlu bir gelecek diliyorum. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

SUAY KARAMAN: Arınma.. Haber

SUAY KARAMAN: Arınma..

İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell, ‘1984’ adlı romanında şöyle yazar: “aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.” İşte bugün ülkemiz aynen bu duruma getirildi. Yıllardan beri anayasa askıya alındı, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına diğer mahkemeler uymamaya başladı ve siyasiler kararları eleştirdi. Siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri bu durumu normal kabul ettiler. Hukuk ayaklar altına alınırken üniversitelerin hukuk fakültelerinden ses çıkmadı, tepki verilmedi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ ve mevcut parti yönetiminin görevden uzaklaştırılması kararı üzerinde olumlu-olumsuz birçok görüş bildirilmektedir. Verilen kararın siyasi olduğu görüşü öne çıkmaktadır. CHP’nin derin bir kargaşa içine sürüklenerek, yapılacak seçimlerde parçalanmış bir CHP ile girilmesi planlanmaktadır. Bunun yanında iktidarı bırakmamak için her türlü yargı oyununun oynanacağının tüm muhalefet partilerine gösterilmesi amacı vardır. Gelinen bu aşamada CHP yöneticilerinin çözüm için farklı planlarının olmadığı da bir gerçektir. Sürekli miting yaparak, ülke gündeminin dışındaki konulara vurgu yaparak, açılıma el vererek boş yere zaman harcandığı ortaya çıkmıştır. Zaten anayasası askıya alınmış, hukuka uygun olmayan kararların verildiği bir ülkede yapılması gerekenlerin yerine, toplumu uyutmaya kalkışmak, siyasi iktidarın ekmeğine yağ sürmekten öteye geçmez. 16 Nisan 2017 halk oylamasında mühürsüz oylarla rejim değiştirilirken tepki vermeyenlerin hepsi, bugünkü durumun suçlularıdır. Bu koşullarda yapılacak seçimlerin güvenliği de tartışılır. Daha önce trafoya giren kediler gibi ilginç olaylar düşünülünce seçim güvenliğinin sağlanılamayacağı ve sandıktan kimin çıkacağı bellidir. 2023 seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için gözyaşları döken Özgür Özel, bugün yıllardır birlikte siyaset yaptığı Kılıçdaroğlu ile karşı karşıya gelmiştir. Siyasetteki ve toplumdaki çürümüşlükten, ahlaksızlıktan payını alan ana muhalefet partisi, tüm muhalefeti toplayıp, tek adam yönetimine karşı güçlü bir birliktelik oluşturması gerekirken, kendisi paramparça edilmiş durumdadır. 24 Mayıs Pazar günü CHP genel merkezinde yaşananlar herkesi derinden üzmüştür. CHP’nin eski ve yeni yöneticilerinin öngörüsüzlüğü toplum önünde partiyi zor duruma düşürmüştür. Partililerin birbirilerine hakaret ederek ve partinin bölünerek gücünün zayıflatılması, emperyalizmin işine yarayacaktır. Burada esas olan isimlerden çok amaçlardır. İsimler sadece kullanılan ve işi bittikten sonra gönderilen piyonlardır. Bundan kurtulmanın yolu partiyi kuruluş ayarlarına geri döndürmektir. Kuruluş ayarlarına döndürülmeyen ana muhalefet partisi, her geçen gün savrulmaya devam edecektir. Ve açılıma teslim olarak ülkemizin bölünmesine doğru yol alınacaktır. Atatürk ilkelerine sıkı sıkı sarılan CHP’nin, ülkenin geleceğine umut olması beklenmektedir. Parti içi hakaret ve kavga yerine güç birliği yapılarak iktidar yolunda yürümek mümkündür. Gelinen durumda siyasi iktidarların hukuk dışı tutum ve davranışları karşısında tüm muhalefetin güç birliği yapması gerekirken, ana muhalefet partisi kendi iç sorunlarıyla karşı karşıya getirilmiştir. Bugün yargının durumu Demokrat Parti’nin 18 Nisan 1960 tarihinde kurduğu Tahkikat Encümeni (Soruşturma Komisyonu) ile benzemektedir. 15 Demokrat Partili milletvekilinden oluşan bu komisyon, savcıların, askeri ve sivil hâkimlerin tüm yetkilerine sahip olacaktı. Gazete toplatabilecek, basımevleriyle birlikte kapatabilecekti. Her türlü evrak, belge ve eşyaya el koyabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelenler bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı. Komisyon kararlarına itiraz mümkün değildi. Demokrat Parti’nin yaptığı açıkça bir sivil darbeydi. Demokrat Parti, 14 Aralık 1953 tarihinde çıkardığı 6195 sayılı yasayla CHP'nin bütün mallarına el koymuştu, CHP’yi kapatmak istiyordu. Bugün ise AKP, CHP yönetimini geçersiz kılarak, kargaşa içine sokmuştur. Meclis grubunda “siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diyebilen ve “odunu koysam milletvekili seçtiririm” sözüyle demokrasiden hiçbir şey anlamadığını gösteren Demokrat Parti’nin Başbakanı Adnan Menderes iktidarında Atatürk Devrimleri, ‘tutan devrimler’ ve ‘tutmayan devrimler’ olmak üzere ikiye ayrılarak, tartışma konusu yapılmıştı. Türkçe söylenen ezan Arapça’ya çevrilmiş, irticaya ödünler verilmiş, özgürlükler kısıtlanmıştı. Demokrat Parti döneminde ulusal bütünlüğümüz parçalanmış, yönetim partizanlaştırılmıştı. TBMM’nin onayı olmadan Kore’ye emperyalist ABD’nin çıkarı için asker yollanmıştı. Basın ağır sansür altında tutulmuş, bazı gazeteler sansür nedeniyle beyaz çıkmış, gazeteciler hapse mahkûm edilmişti. Demokrat Parti iktidarında yaklaşık 3000 gazeteci hakkında dava açıldı ve yaklaşık 1000 gazeteciye verilen cezaların toplamı 200 yıl civarındaydı. Sürekli olarak demokrasi dışı tutum ve davranışlarda bulunan Demokrat Parti hükümeti sonuç olarak, ordu, gençlik ve halkın elele vererek adım adım 27 Mayıs 1960 İhtilaline doğru yol almasına neden olmuştur. Koşullar tamam olduğu zaman ihtilal kaçınılmaz olur. İhtilal sonucunda oluşan devrim, topluma aydınlık ve özgürlük sunarken, darbeler topluma zulüm, baskı ve işkence vermektedir. Her ihtilalin, onu yapanlar kadar, onun koşullarını hazırlayanların da eseri olduğunu bilmeliyiz. 27 Mayıs Devrimi’nin topluma kazandırdığı en büyük yapıt olan 1961 Anayasası ile laik devlet yapısına sosyal devlet ve hukuk devleti kavramları girmiştir. Bu çağdaş anayasa ile ülkemizde Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu gibi yeni kurumlar kurularak, amaçları doğrultusunda verimli çalışmalarıyla toplumsal düzenlemelere önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak 12 Eylül 1980 darbesiyle 1961 Anayasası kaldırılmış ve toplum karanlıklara doğru sürüklenmiştir. Ne yazık ki 46 yıldır 12 Eylül’ün karanlığından kurtulamayan ülkemiz, bugün ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmalarıyla patinaj yapmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da” sözü önemlidir. Bunun için CHP, Altı Ok ile tam bağımsızlığa sahip çıkmalı, emperyalizme karşı dik durmalı ve yolsuzluklara, ahlaksızlıklara geçit vermemelidir. Ülkemizin her kurumuyla gerçek bir arınmaya gereksinimi olduğu tartışılmaz… 25 Mayıs 2026 ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.