Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mahkeme

bursaarena.com.tr - Mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Komedyen Deniz Göktaş tahliye edildi: 'Hayalim, Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan'la İstanbul'a dönmekti' Haber

Komedyen Deniz Göktaş tahliye edildi: 'Hayalim, Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan'la İstanbul'a dönmekti'

Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkan tutuklu komedyen Deniz Göktaş için tahliye kararı verildi. Göktaş akşam saat 21.45 civarında Karatepe Ceza İnfaz kurumundan tahliye edildi. Deniz Göktaş tahliyenin ardından "Aileme, arkadaşlarıma kavuştuğum için çok mutluyum" dedi. Aynı cezaevinde tutuklu bulunan Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan'la birlikte tahliye olmayı hayal ettiğini söyleyen Göktaş, Oğuz Uğur'un da Karatepe'de tutuklu bulunduğunu hatırlattı. "Hayalim Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan'la tek bir araçta İstanbul'a dönmekti" diyen Göktaş ekledi: "Türkiye'de birçok başka cezaevlerinde binlerce insan var. Benim gibi tutuklu yargılanan ya da fikirlerinden dolayı mahkum olan. O yüzden tabii ki dışarıda olmak çok güzel, çok özledim, ama içerisi dışarısı çok fark etmiyor. Umarım hep beraber özgürlüğümüze kavuşacağımız bir hal gelir". Mahkemede mütalaasını açıklayan savcılık Göktaş'ın hakkındaki suçlamalardan ceza almasını isteyerek tahliyesini talep etti. Duruşmaya verilen ara sonrası mahkeme 88 gündür tutuklu olan Göktaş'ın tahliyesine karar verdi. Göktaş'a "cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "dini değerleri aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Deniz Göktaş için "suçu ve suçluyu övme" suçundan, yurt dışına çıkış yasağıyla beraat kararı verildi. Göktaş 28 Ağustos'ta tahliye edilmiş ancak cezaevinden çıkamadan gösterisinde Daltonlar suç örgütüyle ilgili kullandığı ifadeler nedeniyle "suçu ve suçluyu övme" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı. Mahkeme kararında, Göktaş'ın "tutuklukta geçirdiği süre göz önüne alındığında tutuklamanın amacını gerçekleştirmiş olması dikkate alınarak" tahliyesine karar verildiği belirtildi. 28 Eylül'deki duruşmada Deniz Göktaş, gösterisindeki ifadelerinin arkasında olduğunu söyledi. Suçlamaya konu olan dört ifadesi başına 22 gün hapis yattığını söyleyen Göktaş, gözaltı sürecinde "emrivaki şekilde" Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü de kaydetti. "Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm" dedi. Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı. "Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan Deniz Göktaş hakkında dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyordu. 32 yaşındaki Göktaş, kendisinin "kuyu tipi" olarak adlandırdığı Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyordu. 28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı. Göktaş'ın hangi şakaları iddianameye girdi? Savunmasında neler söyledi? Türkiye'ye kendi isteğiyle döndüğünü belirten Göktaş, gözaltına alınma süreci için "Bütün polis memurları bana, 'Salak mısın Deniz, neden döndün? Sendeki imkan bizde olsa dönmezdik' dedi. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm" diye konuştu. Hem kelepçeye hem görüntüye rızası olmadığını söylediğini anlatan Göktaş "Zorla yaptılar. Ters kelepçeyle, başım öne eğilerek çıkarıldım. Hepsinde başımı kaldırdım, gülümsedim. O yüzden uzak ve arkadan görüntü aldılar" dedi. Kaynak,Yasin AKGUL / AFP via Getty Images ///// 32 yaşındaki Deniz Göktaş 3 Temmuz'da tutuklandı. Göktaş, gözaltı sürecinde uyuşturucu testine tabi tutulduğunu da belirtti ve 88 gündür sonuç gelmediğini vurguladı. Gösteriden 23 gün sonra videoyu YouTube'a yüklediğini belirten Göktaş, beklediğinden büyük ilgi gördüğünü anlattı. Göktaş "Sosyal medya gündemini troller belirliyor ve hoşlarına gitmeyen bir şey gündem olduğununda saldırarak kendi lehlerine çevirmeye çalışıyorlar. Trol ekibinden gördüğüm ilk paylaşım Şamil Tayyar isimli trolldendi" dedi. 'Kılıçdaroğlu ile görüşmeyi üç kez reddettim' Savunmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye de değinen Göktaş, şöyle devam etti: "Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye 3 kez soruldu, net bir şekilde görüşmek istemediğimi söyledim. Emrivaki şekilde Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Bir tek o 'Neden Türkiye'ye döndün' demedi." Göktaş, "'Diktatör' bir hakaret değil, siyasi betimlemedir. Başka bir komedyen 'demokrat' diyebilir ve benden daha çok güldürebilir" ve şöyle devam etti: "Bir şakadan rahatsız olursanız verebileceğiniz cezalar bellidir, gülmemek, gösteriye gitmemek ve aynı serlikte eleştirmektir. Komedyenler yalnız insanlar, onları korumak savcılığın görevi." Deniz Göktaş'a tahliye kararı verilen suçlardan tekrar tutuklama Kaynak,Instagram / @denizgoktasx ///// Deniz Göktaş son dönemin önde gelen komedyenlerinden biri olarak gösteriliyorİddianamede neler vardı? İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyordu. Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyordu. Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyordu. Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyordu. Daltonlar: 'Yeni nesil' bir suç örgütünün anatomisi Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyordu. İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi. Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

'Alo Adalet 135' 1 Eylül’de başlıyor Haber

'Alo Adalet 135' 1 Eylül’de başlıyor

Adalet Bakanı Akın Gürlek, adalet hizmetlerine erişimi hızlandırmak amacıyla “Alo Adalet 135” uygulamasının 1 Eylül itibarıyla pilot illerde hayata geçirileceğini duyurdu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı” yapma hedefi doğrultusunda adalet hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve erişilebilir hâle getirilmeye devam edildiğini ifade etti. İLK ETAPTA 3 İLDE UYGULANACAK Yeni sistemin ilk aşamada Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde devreye alınacağı belirtildi. Uygulama sayesinde vatandaşların, uzun süren dava ve soruşturma dosyalarına ilişkin başvurularını hızlı ve güvenli şekilde iletebileceği kaydedildi. BEŞ YILI AŞAN DAVA VE ÜÇ YILI AŞAN SORUŞTURMA DOSYALARI KAPSAMA ALINDI Açıklamaya göre, ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerindeki 5 yılı aşan dava dosyaları ile 3 yılı aşan soruşturma dosyaları hakkında başvuru yapılabilecek. Vatandaşlar başvurularını yapay zekâ destekli sesli asistan ya da uzman temsilciler aracılığıyla iletebilecek. Başvuruların Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarına ulaştırılacağı, gerekli görülmesi hâlinde ilgili mahkeme ya da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirileceği ve sürece ilişkin bilgilendirmenin SMS yoluyla vatandaşlara iletileceği bildirildi. Bakan Gürlek, adalet hizmetlerine erişimi kolaylaştıran ve yargı süreçlerinin etkinliğini artıran uygulamaları hayata geçirmeyi sürdüreceklerini vurguladı.

İBB davasında tartışma: İki müteahhit “Bizden rüşvet istedi” dedi, İmamoğlu reddetti Haber

İBB davasında tartışma: İki müteahhit “Bizden rüşvet istedi” dedi, İmamoğlu reddetti

İmamoğlu, Mustafa Keleş'in suçlamalarına, "Çıkıp 'Villa istedin' diyerek hayatının iftirasını atıyorsun. Kime şirin görünmek istiyorsun bilmiyorum" diyerek tepki gösterdi. İBB davasının ikinci duruşmasının ikinci gününde iş insanı Mustafa Keleş, duruşmada tutuklanarak İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'na "Beylikdüzü'ndeyken Deniz İstanbul projem için benden rüşvet olarak villa istedin. Villa isteyip de onu da şu adamın üzerine tapu yapacaksın dedin mi demedin mi?" diyerek karşılık verdi. İmamoğlu, Keleş'e "Yalancısın" dedi. Duruşmada iş insanı Cemal Üneş de rüşvet iddiasında bulundu. Üneş'in İmamoğlu'nun kendisini Mehmet Çakılcıoğlu'na yönlendirdiği iddiası hakkında İmamoğlu, "Ben de sana dedim ki '500 bin lira vereceksin' öyle mi?" diye sordu. Üneş, "Evet, sen bana dedin. Bir de Mehmet Çakılcıoğlu'na yönlendirdin. Biz onla senet yaptık, 5 tane" dedi. Bunun üzerine İmamoğlu'nun, "Vah ki ne vah, ne diyeyim sana? Allah yardımcın olsun senin" dediği duyuldu. Üneş de "Benim değil de senin yardımcın olsun" ifadelerini kullandı. İBB davasında İmamoğlu'ndan "susma hakkı" çıkışı: Tamamen uydurma, feragat etmediğimi belirttim, kabul etmiyorum! Sabah'tan Batuhan Altınbaş'ın haberine göre 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 66'ncı duruşmasında tutuksuz sanıklar Mustafa Keleş ile Cemal Üneş ruhsat ve imar süreçlerine ilişkin olarak "rüşvet" ve "usulsüzlük" iddialarında bulundu. Keleşoğlu Holding'in sahibi Mustafa Keleş, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde Deniz İstanbul projesinden kendisine villa verilmesini talep ettiğini, maliyet bedeli teklif edilince ise "Ben buranın belediye başkanıyım" diyerek tepki gösterdiğini öne sürerken müteahhit Cemal Üneş de İmamoğlu'nun kendisinden 500 bin lira istediğini, bu talep üzerine Mehmet Çakılcıoğlu'na yönlendirildiğini ve Çakılcıoğlu üzerinden beş ayrı senet düzenlendiğini iddia etti. "Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde Deniz İstanbul projesinden villa verilmesini istedi" Geçmişte yürüttükleri inşaat projelerinin ruhsat süreçlerinde İBB tarafından zorluk çıkarıldığını ve kendilerinden rüşvet istendiğini öne sürerek şikâyetçi olan Mustafa Keleş, mahkemedeki ifadesinde; geçmiş dönemde kat irtifakı ve ruhsat süreçlerinde aksamalar yaşadığını söyledi. Keleş'in mahkemedeki beyanları, İmamoğlu ile aralarında gerilime neden oldu. Keleş, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde Deniz İstanbul projesinden kendisine villa verilmesini istediğini, maliyet bedeli teklif edilince "Ben buranın belediye başkanıyım" diyerek tepki gösterdiğini öne sürdü. İmamoğlu: "Villa istedin" diyerek hayatının iftirasını atıyorsun; kime şirin görünmek istiyorsun? Duruşmada söz alan İmamoğlu, Keleş'in suçlamalarına tepki göstererek, "Şantiyeni kalabalık bir ekiple bir defa ziyaret ettim, projen bana kamu donatı alanlarıyla ilgili anlatıldı. Ancak sen çıkıp 'Villa istedin' diyerek hayatının iftirasını atıyorsun. Kime şirin görünmek istiyorsun bilmiyorum" derken, Keleş ise İmamoğlu'nun iddialarını reddederek şantiyeye tek başına üç defa geldiğini öne sürdü. Keleş, İmamoğlu'na, "Villa isteyip de 'Onu da şu adamın üzerine tapu yapacaksın' dedin mi, demedin mi?" diyerek karşılık verirken İmamoğlu, Keleş'e "Yalancısın" dedi. "Aşağılık adam" İmamoğlu, Keleş'i hiçbir zaman aramadığını belirtince Keleş, "Polemiğin herkese söker, bana sökmez. Kayıtlar vardır" yanıtını verdi. Keleş'e "Aşağılık adam" diyen İmamoğlu, mahkeme başkanı tarafından uyarıldı. Keleş ise İmamoğlu'na, "Aşağılık adam sensin, ben senden büyüğüm" diyerek karşılık verdi. Duruşmada dikkat çeken bir diğer iddia da Beylikdüzü ve Silivri bölgelerinde faaliyet gösteren müteahhit Cemal Üneş'ten geldi. Üneş, İmamoğlu'nun kendisinden 500 bin lira istediğini ve bu talep üzerine Mehmet Çakılcıoğlu'na yönlendirildiğini öne sürdü. Üneş: Çakıcıoğlu ile beş senet yaptık, Allah senin yardımcın olsun Üneş, Çakılcıoğlu üzerinden beş ayrı senet düzenlendiğini de söyledi. Duruşmada İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında yaşanan diyalogda Üneş'in beyanlarının ardından "Emin misin Cemal Abi? Emin misin, ben senden para istedim yani?" derken Üneş de "İstedin" yanıtını verdi. Üneş'in İmamoğlu'nun kendisini Çakılcıoğlu'na yönlendirdiği iddiasına İmamoğlu "Ben de sana dedim ki '500 bin lira vereceksin' öyle mi?" diye sordu. Üneş, "Evet, sen bana dedin. Bir de Mehmet Çakılcıoğlu'na yönlendirdin. Biz onunla senet yaptık beş tane" dedi. Bunun üzerine İmamoğlu'nun, "Vah ki ne vah, ne diyeyim sana? Allah yardımcın olsun senin" dediği duyuldu. Üneş ise "Benim değil de senin yardımcın olsun. Ne diyelim yani?" ifadelerini kullandı.

İBB Davası’nda gerginlik: Ekrem İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarıldı! Haber

İBB Davası’nda gerginlik: Ekrem İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarıldı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan dava 65. duruşmasıyla devam ediyor. Ekrem İmamoğlu ile mahkeme heyeti arasında gerginlik çıktı. İmamoğlu, salondan çıkarıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan dava 65. duruşmasıyla devam ediyor. 9 Mart 2026'da başlayan davanın bugünkü duruşmasında Ekrem İmamoğlu, saat 14.23 itibarıyla savunmasını yapmak üzere duruşma salonuna getirildi. İmamoğlu, "Kendime göre tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile geçirmek için kürsüye geldim. 9 Temmuz’da bitireceğinize dair açıklamalarınız var. Benden önce iki kısıtlanmış arkadaşım var; hem Murat Bey’in avukatı hem Fatih Bey’in avukatı." dedi. Mahkeme Başkanı ise, "Planlamamızı baştan da belirttik. Yeni bir planlama yapmadık. Zaten planlamamız baştan da belliydi. Dinlenecek sanıkların sırasındaki en son dinlenmek istediğinizi belirttiniz. Yine bu noktada en son sıra size geldi." ifadelerini kullandı. “AĞIR HAK İHLALİ İÇERİSİNDEYİM” Bunun üzerine İmamoğlu, “Mahkemeyi ayın 9’unda bitirmekle ilgili bir kararınız vardı. Şu anda bunu ısrarla da dile getirdiğinizi duydum. Malum dün burada yoktum. Sanık arkadaşlarımı dinlemekten de mahrum edildim. Bu da aslında hukuken hakkımın ihlal edilmiş olmasıdır.” diyerek ağır bir hak ihlali içerisinde olduğunu iddia etti. Geçen duruşma savunma yapmak için makul bir zamana ihtiyaç olduğunu ifade ettiğini aktaran İmamoğlu, “Sürecin en adil bir şekilde yönetilmesi hususunda taleplerimi anlattım. Siz bana bunlara ret cevabı verdiniz. Ben yerime geçtim, oturdum. Ne mahkemeye bir hakaretim var ne sürece dair olumsuz bir sözüm. Dün hapishaneden buraya getirilişim engellendi. En çok önem verilen, en çok hakarete, suçlamaya, tacize maruz bırakılan Fatih Keleş arkadaşımın ne sorgusunu dinleyebildim ne sorularınızı dinleyebildim ne de sorularımı sorabildim. Bu çok ağır bir hak ihlali.” ifadelerini kullandı. Suç örgütü lideri diye tariflendiğini de sözlerine ekleyen İmamoğlu, "Sayın Başkan, sayın heyet, 6-7 saatlik bir süre kalıyor. Eğer sizin bu kararınız net ise, bu takvim değişmez diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez. Sayın Selahattin Demirtaş 14 gün savunma yaptı. O yüzden benim itirazlarım kayda geçsin istiyorum." dedi. “4 AYDIR YARGILAMA YAPIYORUZ” Mahkeme Başkanı ise, "Gereksiz olarak çok uzadı bu dava. 4 aydır yargılama yapıyoruz. Biz programda değişiklik yapmayacağız. Savunma yapmak istemiyorsanız susma hakkı diye kayda geçiririm." açıklamasını yaptı. “Buraya benimle pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım.” diyen Mahkeme Başkanı, "Ya savunmanıza geçelim ya da yapmayacaksanız salondan çıkartayım.” dedi. İmamoğlu, "Ben savunma yapmaya değil, yargılamaya geldim" dedi. Mahkeme Başkanı ise, "Burası senin yargılayacağın ortam değil, sen yargılanmaya geldin. Biz senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. CMK 203’ü uyguluyorum, çıkarın salondan" dedi. Tartışmaların ardından İmamoğlu salondan çıkarıldı. İmamoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından davadaki tüm tutuklu sanıkların savunmaları alınmış olacak. 51 SANIK TAHLİYE OLDU Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi. İSTENEN CEZALAR 11 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede İmamoğlu, örgüt lideri olarak tanımlandı. İmamoğlu’nun "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "Rüşvet", "Suç gelirlerinin aklanması", "Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "Kişisel verilerin kaydedilmesi", "Kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "Suç delillerini gizleme", "Haberleşmenin engellenmesi", "Kamu malına zarar verme", "Rüşvet alma", "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "İrtikap", "Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "İhaleye fesat karıştırma", "Çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi usul kanununa muhalefet", "Orman kanununa muhalefet" ve "Maden kanununa muhalefet" suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. 779 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ Ongun'a; "Rüşvet", "53 kez ihaleye fesat karıştırma", "33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "suç gelirlerini aklama" suçların 287 yıl altı aydan 779 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor. Turktime

İngiltere’de yapay zeka avukatıyla kazanılan ilk dava tarihe geçti Haber

İngiltere’de yapay zeka avukatıyla kazanılan ilk dava tarihe geçti

İngiliz mahkemelerinde ilk kez yapay zeka tarafından hazırlanan bir dava dosyası zaferle sonuçlandı. Yapay zeka hukuk firmasının hazırladığı savunma, mahkemede bir insan avukat tarafından savunularak davayı kazandı. İngiltere'de serbest zamanlı insan kaynakları danışmanı olarak çalışan bir adam, alamadığı 7 bin sterlinlik alacağı için yargı sürecini başlatmak adına yapay zeka hukuk şirketine yaklaşık 400 sterlin ödedi. Geçen yıl nisan ayında Avukatlar Düzenleme Kurulu (SRA) tarafından onaylanan yapay zeka sistemi, dava öncesindeki tüm hukuki çalışmaları tek başına yürüttü. Karşı tarafın profesyonel bir hukuk firmasıyla iş birliği yaparak sunduğu karşı iddiaları çürüten yapay zeka, üç saat süren duruşma için dört tanık ifadesi ve kapsamlı bir belge paketi hazırladı. Wandsworth Bölge Mahkemesi'nde görülen duruşma sonucunda mahkeme, adamı haklı bularak alacağının ödenmesine hükmetti. Küçük işletmeler için adalete erişim Yapay zeka firmasının kurucu ortaklarından Philip Young, bu kararı adalete erişim açısından tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Birçok küçük işletmenin, dava masraflarının alacakları miktarı aşması nedeniyle borçlarını silmek zorunda kaldığını belirten Young, yapay zekanın maliyetleri düşürerek bu mağduriyetin önüne geçtiğini vurguladı. Davayı kazanan adam ise alacağını geri alma sürecinin normal şartlarda çok stresli, pahalı ve zaman alıcı olmasından korktuğunu, ancak yapay zekanın sunduğu uygun maliyetli ve yetkin destek sayesinde hakkını arayabildiğini ifade etti. "Savunma hala insani bir eylem" Duruşmada müvekkili mahkemede fiilen temsil etmesi için yapay zeka şirketi tarafından tutulan avukat Dominic Li, yapay zekanın dosyayı son derece net ve etkili bir şekilde hazırladığını belirtti. Ancak Li, mahkeme salonundaki hitabetin, iknanın ve duruşma yönetiminin hala hayati bir önem taşıdığını ve özünde insani bir eylem olarak kalmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi. İngiliz hukuk sektörü, daha önce bazı yapay zeka sistemlerinin mahkemeleri yanlış yönlendirmesi gibi skandallarla sarsılmış olsa da, bu son karar yapay zekanın doğru kullanıldığında hukuk sisteminde nasıl kalıcı bir yer edinebileceğini gözler önüne serdi. The Guardian

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.