Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lübnan

bursaarena.com.tr - Lübnan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lübnan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NATO Zirvesi | Erdoğan, "Birlik üyesi olmayanların dışlanması Avrupa'da suni bölünmeye yol açar" Haber

NATO Zirvesi | Erdoğan, "Birlik üyesi olmayanların dışlanması Avrupa'da suni bölünmeye yol açar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi'nde kapalı oturum öncesi açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada Avrupalı NATO müttefiklerine seslenerek "Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarfedilmesine ve Avrupa’da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi müttefik liderlere yaptığı konuşmada NATO 3.0 vizyonuna, Rusya-Ukrayna savaşına, İran savaşına ve Gazze konularına değindi. Erdoğan, Avrupalı müttefiklere NATO için daha fazla sorumluluk almaları çağrısı yaptı. Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: "Türkiye olarak 2030 yılından önce savunma harcamalarımızın oranını yüzde 3,5 düzeyine yükseltmek için tedbirlerimizi aldık. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise şimdiden yüzde 1,5’luk bütçe payına ulaştık. Böylece yüzde 5 hedefine Lahey’de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce erişmeyi hedefliyoruz. Kuşkusuz ülkemizin asıl başarısı savunma sanayiindeki atılımdadır. Üretim ve ihracat kapasitesi itibariyle dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdik. İttifakta bize tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını 3 yıl içinde taahhüt edilen tarihinin öncesinde karşılamış olacağız. İttifakımızda eksikliği en çok hissedilen hava ve füze savunma kabiliyetlerine, çelik kubbe projemizle 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdık. Avrupa’daki en büyü kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan aşamada ittifakın hizmetine sunmanın gayretindeyiz." NATO 3.0 hedefine en kısa sürede ulaşmamız için şu iki hususa özellikle dikkat çekmek isterim. Birincisi savunma sanayii başta olmak üzer e savunma iş birliğinde müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Savunma sanayii forumunda bu mesajın hem endüstri hem hükümet yetkilileri tarafından vurgulanmış olmasını memnuniyetle karşılıyorum. İkincisi Avrupalı müttefikler olarak kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenirken ittifakın bütünlüğünü ve transatlantik ilişkileri zayıflatabilecek tasarruflardan da kaçınmamız gerekiyor. Burada özellikle Avrupa birliği üyesi müttefiklerimize seslenmek istiyorum. Birliğin güvenlik alanındaki çabalarında azami fayda, ancak ve ancak NATO ile gereksiz tekrarlardan kaçınılmasıyla mümkün olabilir. Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarfedilmesine ve Avrupa’da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır. Bu tutumun genel sekreterin işaret ettiği transatlantik savunma sanayii altyapısına hizmet etmediği de açıktır" İran krizinin çözüm yoluna girmesinde sabotaj teşebbüslerine rağmen dostum sayın Trump’ın sergilediği kararlı tutumu takdirle karşılıyorum. Diplomatik çabalarımıza ilave olarak Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan temizlenmesi için gerekli katkıyı vermeye hazırız. Bu vesile ile Türkiye’yi hedef alan füzelere karşı NATO unsurları tarafından sağlanan destek için ABD ve İspanya başta olmak üzere ilave hava savunma bataryaları konuşlandıran Almanya ve İtalya’ya teşekkürlerimizi ifade ediyorum. Orta Doğu’da kalıcı barış anahtarının iki devletli çözüm olduğunu bir kez daha vurguluyorum özellikle Gazze ve Lübnan’da sükûnetin sağlanması için hepimize görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. Son olarak terörün tüm biçim ve tezahürleriyle mücadele konusunda tam bir dayanışma içerisinde olmamız gerektiğini hatırlatıyorum. Terörle mücadele için tam bir mücadele içinde olmamız gerektiğini hatırlatıyor; Ankara Zirvesi'nin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Vahşi İsrail saldırıları sonucu Lübnan'da can kaybı 4 bin 319'a yükseldi Haber

Vahşi İsrail saldırıları sonucu Lübnan'da can kaybı 4 bin 319'a yükseldi

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 319'a, yaralı sayısının ise 12 bin 203'e ulaştığını açıkladı. İsrail ordusunun ülkenin güneyindeki çeşitli bölgelere yönelik hava ve topçu saldırılarının sürdüğü bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin güncel verileri paylaştı. Açıklamaya göre, saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 15 artarak 4 bin 319'a yükseldi. Aynı dönemde yaralı sayısının ise 12 bin 203'e ulaştığı bildirildi. Bakanlık, bir gün önce yaptığı açıklamada ölü sayısını 4 bin 304 olarak duyurmuştu. Anadolu Ajansı (AA'nın Lübnan resmi haber ajansı NNA'dan aktardığına göre, İsrail'e ait insansız hava araçları (İHA) ülkenin güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Kefer Tebnit ve Bint Cubeyl ilçesindeki Beraşit beldelerini hedef aldı. Haberde, Beraşit'in hava saldırısıyla eş zamanlı olarak topçu ateşine tutulduğu ve makineli tüfeklerle tarandığı belirtilirken, İsrail ordusunun Bint Cubeyl ilçesine bağlı Konin beldesinde bazı evleri patlayıcılarla yıktığı ifade edildi. Öğle saatlerinde Yukarı Nebatiye beldesinde bir aracın İHA ile hedef alınması sonucu evlerini kontrol etmek için bölgeye gelen bir kadın, annesi ve yabancı uyruklu iki kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi. ATEŞKES VE DİPLOMATİK GİRİŞİMLERE RAĞMEN ÇATIŞMALAR DEVAM EDİYOR İsrail'in, bölgede yürürlükte olduğu belirtilen ateşkes düzenlemeleri ile Lübnan'ı da kapsadığı ifade edilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılarını sürdürdüğü kaydedildi. İsrail ordusu, 2 Mart'ta Lübnan'a yönelik yoğun hava saldırıları başlatmış, ülkenin güneyindeki çok sayıda beldeyi hedef almıştı. Lübnan hükümeti ise saldırılar nedeniyle ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı. ATEŞKES SÜRECİ ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin üç hafta uzatıldığını duyurmuştu. ABD'nin arabuluculuğunda 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen üçüncü tur görüşmelerin ardından ateşkesin 17 Mayıs itibarıyla 45 gün daha uzatılması kararlaştırılmıştı. İran ile ABD de Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda 14 Haziran'da savaşın durdurulmasını ve sorunların diplomatik yollarla çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını açıklamıştı. Söz konusu mutabakatın Lübnan'daki çatışmaların sona erdirilmesini de kapsadığı belirtilmişti. Öte yandan, Washington'da yürütülen doğrudan müzakerelerin beşinci turunun ardından 26 Haziran'da İsrail ile Lübnan arasında bir çerçeve anlaşması imzalanmıştı.

Siyonist İsrail kabinesi, "Ermeni soykırımını tanıma" kararını oy birliğiyle kabul etti Haber

Siyonist İsrail kabinesi, "Ermeni soykırımını tanıma" kararını oy birliğiyle kabul etti

Siyonist İsrail kabinesi, "Ermeni Soykırımı"nın tanınmasına ilişkin öneriyi oy birliğiyle kabul etti. Kararın, Türkiye'nin Gazze konusunda Tel Aviv'e yönelik sert eleştirilerine yanıt niteliği taşıdığı ifade ediliyor. Siyonist rejimin Dışişleri Bakanı Gideon Saar, bugün sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, kabinenin "Ermeni Soykırımı'nın tanınmasına" ilişkin kararı onayladığını duyurdu. Saar, paylaşımında, "İsrail, tarihi gerçeği tanıyarak ve bunu inkâr etme girişimlerini reddederek ahlaki sorumluluğunu yerine getiren ülkelere katıldı." ifadelerini kullandı. Türkiye, son aylarda Siyonist rejimin İran, Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırılarının en sert eleştirmenlerinden biri olmuş; Tel Aviv yönetimini bölgesel barış ve istikrarın önündeki en büyük engel olarak nitelendirmişti. Ankara ayrıca Tel Aviv ile tüm ticari ilişkilerini durdurmuş ve Siyonist rejim hakkında uluslararası mahkemelerde hukuki süreçlerin başlatılması çağrısında bulunmuştu. Öte yandan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermenilere yönelik yaşanan olaylar, Türkiye ile bazı ülkeler arasındaki ilişkilerde uzun yıllardır hassas başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Ankara, söz konusu olayların "soykırım" olarak nitelendirilmesini kabul etmiyor. İsrail Dışişleri Bakanı Saar, X hesabındaki paylaşımında söz konusu olaylara atıfta bulunarak, "100 yılı aşkın süre önce yaşanan bu korkunç soykırımda tarihi gerçekler konusunda aslında hiçbir görüş ayrılığı bulunmuyor. Olaylar, bir buçuk milyon insanın öldürülmesini ve kadim bir kültürel ile tarihi mirasın yok edilmesini içeriyordu." iddiasında bulundu. İşgal altındaki Filistin topraklarında son yıllarda Ermeni Soykırımı'nın tanınmasına yönelik çeşitli yasa tasarıları Siyonist rejim parlamentosunun gündemine gelmiş ancak yasalaşma sürecini tamamlayamamıştı. Tel Aviv yönetiminin, Türkiye ile ilişkilerde yaşanan gerilim dönemlerinde bu konuyu diplomatik bir araç olarak gündeme getirdiği değerlendiriliyor. İRNA

ABD ve İran 'Hürmüz' konusunda anlaştı Haber

ABD ve İran 'Hürmüz' konusunda anlaştı

ABD ile İran arasında 18 Haziran'da imzalanan mutabakat zaptının ardından gözler İsviçre'deki görüşmedeydi. Tahran, Hürmüz Boğazı’nda ⁠gemilerin ⁠güvenli ⁠geçişine ilişkin ⁠mekanizma ⁠kurulması ⁠konusunda ⁠anlaşmaya varıldı⁠ğını duyurdu. Pakistan ve Katar da görüşmelerin olumlu ve yapıcı bir atmosferde gerçekleştiğini açıkladı. TRT'nin aktardığına göre, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İsviçre'deki görüşmelere dair açıklamalarda bulundu, 18 saat süren görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini söyledi. Müzakere heyetinin çalışmaları tamamladığını, teknik ekiplerin ise çalışmaları sürdüreceğini belirten Sözcü, Hürmüz Boğazı’nda gemilerin ⁠güvenli ⁠geçişine ilişkin ⁠mekanizma ⁠kurulması konusunda anlaşma sağlandığını duyurdu. Nihai anlaşma için müzakereleri başlatmaya yönelik zemin hazırlıkları görüşüldüğü bildirilirken, Katar ve Pakistan da ortak açıklamayla yüksek düzey görüşmelerin ilk oturumunun sona erdiğini duyurdu. Açıklamada, görüşmelerin olumlu ve yapıcı atmosferde gerçekleştiği, ara buluculuk sürecine siyasi gözetim sağlayacak üst düzey bir komite kurulması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi. Açıklamaya göre baş müzakereciler söz konusu komiteye düzenli olarak rapor verecek. Komite 60 gün içinde nihai anlaşmaya varılmasını öngören yol haritası üzerinde anlaştı. Lübnan'daki duruma da değinilen açıklamada, çatışma önleme birimi kurulacağı kaydedildi. İran ile ABD arasında varılan mutabakat İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. İslamabad Mutabakatı adı verilen mutabakat zaptı, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti. Mutabakat, Lübnan dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.

İsviçre'de başlayan ABD-İran görüşmelerinde son durum ne? Haber

İsviçre'de başlayan ABD-İran görüşmelerinde son durum ne?

ABD ile İran arasındaki savaşı sona erdirecek uzun vadeli bir barış anlaşmasının ayrıntılarına ilişkin görüşmeler İsviçre'de başladı. 21 Haziran Pazar günü başlayan görüşmelerde Pakistan ve Katar arabuluculuk yapıyor. Anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin görüşmelerde kısa sürede görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Görüşmeleri "tarihi" olarak nitelendiren ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, şimdiden büyük ilerleme kaydedildiğini ve bunun gelecekteki ilişkileri dönüştürebileceğini söyledi. Vance, İran'ı nükleer silah geliştirme hedeflerinden vazgeçmesi için bir kez daha uyardı. İran devlet televizyonu, görüşmelerde Tahran'ın Lübnan'daki müttefiki Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın sonlandırılması ve dondurulmuş İran fonları ele alınacağını duyurmuştu. Vance ise "nükleer mesele" olarak adlandırdığı konunun yanı sıra Lübnan'da ateşkes konusunda da ilerleme kaydetmeyi umduğunu söylemişti. ABD heyetinde Vance'ın yanı sıra Trump'ın daması Jareed Kushner ve özel temsilci Steve Witkoff yer alıyor. Görüşmelerin başlamasının ardından Başkan Donald Trump, sosyal medyada yaptığı açıklamada, İran'ın "Lübnan'daki yüksek maaşlı VEKİLLERİNİN sorun çıkarmasını derhal durdurması gerektiğini" söyledi. Aksi halde "tıpkı geçen hafta yaptığımız gibi İran'a yine çok sert bir darbe indireceğiz, hatta daha da sert!!!" ifadesini kullandı. İran'ın baş müzakerecisi Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ABD'yi açıklamalarında dikkatli olmaya çağırdı ve silahlı kuvvetlerinin yanıt vermeye hazır olduğunu söyledi. ABD ve İranlı yetkililer, savaşı sona erdirmek üzere 17 Haziran'da bir ön anlaşma imzaladı. Anlaşma, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varma taahhüdünün yanı sıra, Lübnan da dahil olmak üzere "tüm cephelerde" çatışmaların sona erdirilmesini ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını içeriyor. ABD-İran anlaşmasında neler var? Ancak Lübnan'da İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında yaşanan yeni çatışmalar üzerine İran, Cumartesi günü bu deniz yolunu kapattığını duyurdu. Deniz seyir verileri ise gemilerin buradan geçmeye devam ettiğini gösteriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Lübnan'ın güneyindeki güvenlik bölgesinde gerekli olduğu sürece kalmaya devam edeceğiz… ve hiçbir şey bu durumu değiştirmeyecek" dedi. Kaynak,AFP via Getty Images /// İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile İran'In müzakere heyetinde yer alıyor.İran Hürmüz Boğazı'nı kapattığını açıkladı İran ordusu, İsrail'in güney Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle dün Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattığını açıkladı. ABD ile İran arasında doğrudan görüşmelerin bugün İsviçre'de başlaması planlanıyor. ABD boğazda trafik akışının devam ettiğini savundu. İran ise 20 Haziran'da Lübnan'da İsrail'in gerçekleştirdiği ve savaşı sona erdirmek için Tahran ile ABD arasında yapılan anlaşmayı ihlal eden saldırılara yanıt olarak boğazın kapatıldığını belirtti. Görüşmelere ABD ve İranlı yetkililerin yanı sıra Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve ülkenin silahlı kuvvetleri komutanı Mareşal Asim Münir de katılacak. Uçağa binmeden önce basın mensuplarına konuşan Vance, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar ve İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırıları hakkında sorulan bir soruya "Aslında orada durum düzeliyor ve olaylar biraz yatışıyor" diye yanıtı verdi. "İsrail ve Lübnan'ın her ikisinin de güvenli ve emniyetli olmasını sağlamak için bu konuyu sürekli olarak yönetmemiz gerekecek." dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin "karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmesini talep edeceğini" söyledi. Bu haftanın başlarında ABD ve İran liderleri, Lübnan da dahil olmak üzere savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve derhal yürürlüğe giren bir ön anlaşma imzaladılar. Anlaşma, önümüzdeki 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak üzere müzakerelerin sürdürülmesi taahhüdünü de içeriyor. Kaynak,Getty Images /// Kargo gemileri, 20 Haziran 2026 tarihinde Umman'ın Muskat kentindeki Sultan Kabus Limanı açıklarındaİsrail'in Lübnan'a saldırıları devam etti İran ordusu, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik devam eden saldırılarına yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı. İran Devrim Muhafızları da gemilerin Hürmüz Boğazı'na yaklaşmamaları, aksi halde güvenliklerinin tehlikede olacağı uyarısında bulundu. Devlet televizyonunda, 20 Haziran Cumartesi günü İsrail'in saldırılarının Tahran'ın ABD ile yaptığı barış anlaşmasının ihlâli olduğunu belirten bir açıklama yayımlandı. İran, İsrail'in saldırılarının devam etmesi halinde ek önlemlerin alınacağını belirtti. Lübnan'daki çatışmaların sürmesi nedeniyle Washington ve Tahran arasında 19 Haziran Cuma günü İsviçre'de yapılması planlanan görüşme süresiz ertelenmişti. Ancak ateşkesten saatler sonra İsrail, Hizbullah'ın saldırılarına yanıt verdiğini söyleyerek, Lübnan'ın güneyini yeniden vurdu. Hizbullah, saldırılara karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu söylüyor. Lübnanlı yetkililer İsrail'in son saldırılarında en az 15 kişinin öldüğünü açıkladı. Kaynak, Ramiz Dallah/ Anadolu/ Getty Images /// İsrail, 20 Haziran'da Lübnan'ın Nebatiye bölgesine saldırı düzenledi'Karşılık verme hakkımız saklı' 20 Haziran Cumartesi günü bir İsrailli askeri yetkili, gece boyunca Lübnan'ın güneyindeki İsrail güçlerine karşı "50'den fazla roket fırlatıldığını" iddia ederek, Hizbullah'a yeni saldırılar düzenlediklerini açıkladı. Hizbullah, saldırıları üstlenen ya da yalanlayan bir açıklama yapmadı. Lübnan resmi basını İsrail'in yaklaşık 20 noktaya hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi; ülkenin sivil savunma kurumu da Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye bölgesinde 16 kişinin öldüğünü açıkladı. Lübnanlı milletvekili ve Hizbullah temsilcisi Hasan Fadlallah, Cumartesi günü yaptığı açıklamada İsrail'in ateşkese uyması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde karşılık verileceği uyarısında bulundu. İsrail'den de Hizbullah'ı ateşkese uyması konusunda uyaran açıklamalar geldi. 18 Haziran'da İsrail ordusu dört askerinin öldüğünü duyurmuştu. Aynı gün İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırılarında 18 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı. 18 Haziran'daki saldırıların ardından Washington-Tahran görüşmesi süresiz olarak ertelenmişti. Beyaz Saray Perşembe günü geç saatlerde Vance'in İsviçre'de yapılması planlanan görüşmelere gitmeyeceğini duyurmuştu. Lübnan sağlık bakanlığı, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarının başlamasından bu yana Lübnan'da 3.900'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. İsrail yetkilileri ise aynı dönemde en az 30 askerin ve dört sivilin hayatını kaybettiğini söylüyor. Kaynak, Reuters /// ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 19 Haziran Cuma günü İsviçre'de yapılması planlanan görüşmeler için seyahatini Perşembe günü geç saatlerde iptal etti.'İsrail'e sempati duyan bir tek Trump kaldı' ABD Başkan Yardımcısı JD Vance 18 Haziaran'da İsrail'i açıkça eleştirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD-İran anlaşmasına öfke duyduğuna dair haberleri değerlendiren Vance, İsrail kabinesinden Trump ve anlaşmaya yönelik eleştirilerin kendisini rahatsız ettiğini söyledi ve ekledi: "Onlara şunu söylemek isterim ki Donald Trump günümüzde tüm dünyada İsrail ulusuna sempatiyle yaklaşan tek devlet başkanıdır. "İsrail için problem Donald Trump değil. İsrail'de en büyük sorunlarının ABD başkanı olduğunu düşünenlerin uykularından uyanıp ülkelerinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini kavraması gerekir." Kaynak, Morteza Nikoubazl/NurPhoto / Getty Images /// Tahran sokaklarında ABD Donanması'na karşı resimler yer alıyor. Vance daha önce de New York Times'a yaptığı açıklamada İsrailli ultra milliyetçilere "ulusal güvenlik sorunlarınızdan insanları öldürerek çıkamazsınız" diye seslenmişti. ABD Başkanı Donald Trump da bu hafta İsrail'i, Lübnan'da Hizbullah'a saldırırken orantısız güç kullanarak sivillerin ölümüne yol açmakla eleştirmişti. Trump'tan İsrail'e Lübnan eleştirisi: 'Her seferinde bir binayı havaya uçurmak zorunda değilsiniz' BBC'nin ABD Dışişleri Bakanlığı muhabiri Tom Bateman'a göre Trump böylece, İsrail'i kendisinden önceki tüm ABD başkanlarından daha fazla eleştirmiş oldu. Bateman'a göre Trump bu açıklamalarıyla İran ve Körfez ülkelerine, anlaşmaya sadık olduğu ve Lübnan'da ateşkes için çaba harcadığı mesajını da iletmek istiyor. BBC News Türkçe

İsrail, Lübnan’ın güneyindeki hava saldırılarını yoğunlaştırıyor Haber

İsrail, Lübnan’ın güneyindeki hava saldırılarını yoğunlaştırıyor

Nabatiyeh’e sabah erken saatlerde düzenlenen saldırı, ABD ve İran’ın doğrudan karşılıklı ateş açtığı bir haftada tırmanan çatışmaların son halkası oldu. İsrail, İran'ın Hizbullah’ı da kapsayan ateşkes taleplerini reddetmeyi sürdürürken, Lübnan’ın güney sınırı saldırılarla büyük ölçüde boşaldı. İsrail savaş uçakları, cuma sabahı Lübnan’ın güneyindeki Nabatiye bölgesine hava saldırısı düzenledi. Saldırının ardından ufukta büyük bir duman bulutu yükselirken, bölgedeki çatışmaların tırmanmayı sürdürdüğü görüldü. Sabah erken saatlerde düzenlenen saldırı, yerel toplulukları ağır şekilde etkileyen ve nüfusun önemli bir bölümünü yerinden eden bölgesel şiddetin günlerdir yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti. Cuma sabahı düzenlenen saldırıdan önce, perşembe günü ABD ve İran ikinci gün üst üste karşılıklı ateş açmıştı. Karşılıklı saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Washington’ın tıkandığını söylediği müzakereler nedeniyle Tahran’ın ağır bir bedel ödeyeceği uyarısının ardından başlamıştı. Bu sırada İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları gece boyunca cuma sabahına kadar sürdü. Mercayun ve Kılayaa gibi kasabalarda yaşayanlar, devam eden askeri operasyonların etkilerini hissetmeye devam ediyor. Associated Press’in (AP) aktardığına göre, sokaklar neredeyse tamamen boşalmış durumda. Yalnızca birkaç araç geçiyor ve az sayıda kişi dışarıda yürürken görülüyor. Bazı dükkânlar açık kalmayı sürdürse de birkaç metrede bir yıkılmış bina ya da yanmış araç, bölgedeki yakın tehlikeyi hatırlatıyor. Sınır bölgesinde kalmayı tercih eden Hristiyan aileler ise sürekli korku içinde yaşadıklarını söylüyor. Birçok kişi, günlük işlerini yapmak için dışarı çıkmaktan dahi çekiniyor. Sayda ve Sur’da ağır kayıplar bildirildi Perşembe günü İsrail’in düzenlediği bir saldırıda, Lübnan’ın Sur kentindeki bir hastanede görev yapan 10 sağlık çalışanı yaralandı. İsrail’in hava saldırıları, Lübnan’ın güneyindeki birçok bölgenin yanı sıra İsrail sınırından uzakta, ülkenin doğusundaki Baalbek bölgesinde yer alan bir köyü de hedef aldı. Hizbullah ile İsrail arasında mart ayı başında başlayan son savaşın ardından, benzer saldırılarda üç hastane de hasar gördü. Gerilim, İsrail ordusunun belirli sınır bölgelerindeki sivillere bölgeyi terk etme uyarısı yapmasından kısa süre sonra çarşamba günü başlayan ölümcül saldırı dalgasıyla daha da tırmandı. Çarşamba öğleden sonra, İsrail ordusunun Hizbullah altyapısı olarak tanımladığı hedeflere yönelik saldırıların ardından, Lübnan’ın güneyindeki Humin köyü üzerinde büyük bir duman bulutu yükseldiği görüldü. Saldırılar daha batıda can kayıplarına yol açtı. Lübnan’ın resmi Ulusal Haber Ajansı’na göre, Sur’un doğusundaki bir köye düzenlenen hava saldırısında en az altı kişi hayatını kaybetti. Çarşamba günü ayrıca, İsrail’e ait bir insansız hava aracının güneydeki Sayda kentinde bir aracı hedef alması sonucu iki kişinin daha öldüğü bildirildi. İsrail'in Lübnan'ın güneyine düzenlediği saldırılarda en az 14 kişi hayatını kaybettiİsrail uyarıları Lübnan'ın tarihi Sur kentinden kitlesel göçe yol açtı İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), çarşamba günkü saldırıların tamamının Hizbullah altyapı noktalarını hedef aldığını ve Sur ile Lübnan’ın güneyindeki diğer bölgelerde militanların öldürüldüğünü ileri sürdü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, çarşamba günü yayımladığı video mesajında, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin yaklaşık 10 bin Hizbullah militanını etkisiz hale getirdiğini ve ordunun İran destekli güçleri "sistematik olarak temizlediğini" söyledi. Diplomaside tıkanma askeri tırmanışı hızlandırdı Askeri operasyonlardaki artış, diplomatik girişimlerin tıkandığı bir dönemde geldi. Tahran, İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşı sona erdirecek kapsamlı herhangi bir anlaşmanın, İsrail ile Lübnan’daki müttefiki Hizbullah arasındaki çatışmaların derhal durmasını da içermesi gerektiğinde ısrar ediyor. İsrail ise bağlantılı ateşkes taleplerini reddederek Hizbullah’a yönelik askeri harekatını yoğunlaştırdı. Mart ayında tırmanan çatışmalarda, mevcut verilere göre Lübnan’da 3 bin 500’den fazla kişi hayatını kaybetti ve yaklaşık bir milyon kişi yerinden edildi. Euronews, Associated Press

İran neden İsrail'e saldırma riskini göze aldı? Haber

İran neden İsrail'e saldırma riskini göze aldı?

İlk bakışta, İran'ın Lübnan'daki İsrail saldırılarına verdiği yanıt, yıkıcı bir bölgesel savaşı yeniden alevlendirme tehdidi taşıyan pervasız bir eylem gibi görünebilir. Ancak yeni yöneticilerinin stratejik değişimini yansıtan daha agresif bir yaklaşımın parçası olarak, İran açısından bu saldırılar gerekliydi. Onlar için savaştan çıkarılan ders, güçlü bir yanıtın hayatta kalmalarını ve hatta daha güçlü rakiplerine karşı kozlar elde etmelerini sağladığıydı. Washington'daki Dawn Stratejik Çalışmalar Merkezi'nde İran uzmanı olan Omid Memarian, “İran güç göstermek ve gerilimi artırma kabiliyetine sahip olduğunu kanıtlamak istiyor” diyerek, “Gerekirse savaşı yeniden başlatmaya hazır oldukları mesajını veriyorlar” değerlendimesinde bulundu. Son on yıldır İran'ın eski Dini Lideri Ali Hamaney döneminde, ülke İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ni hedef almakta çok daha temkinli davrandı. İran, 2020'de ABD'nin en üst düzey askeri komutanlarından Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından Washington'a sınırlı yanıtlar vermekle yetinmişti. Yine geçen yıl Haziran ayındaki 12 günlük savaş sırasında verdiği yanıtı, tamamen Katar'daki tek bir ABD üssünü hedef alan saldırılarla sınırlandırmıştı. Son haftalarda İranlı yetkililer, ana müttefikleri olan Lübnanlı silahlı Hizbullah örgütüne yönelik İsrail saldırılarına büyük ölçüde tahammül ettiler. Tahran, saldırıları eleştirmekle yetindi ve Hizbullah'ın nisan ayında Washington ile vardığı bölgesel ateşkes anlaşmasına dahil edilmesi gerektiği konusunda uyardı. Ancak İsrail saldırıları Güney Lübnan ile sınırlı kaldığı sürece İran misilleme yapmadı. 7 Haziran'da yayınlanan bir videodan alınan fotoğraf karesinde, İran'ın İsrail'e doğru füzeler fırlattığı görülüyor (Reuters) İran, İsrail'in saldırılarını Hizbullah'ın kalesi olan Beyrut'un güney banliyösüne doğru genişletmesi durumunda bu hesapların değişeceği konusunda da uyarıda bulundu. İsrail de pazar günü tam olarak bunu yaptı. İran Dini Liderine danışmanlık yapan etkili bir organ olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Başkanı Sadık Laricani, “İran'ın Lübnan'ı savunmak için yaptığı saldırı sadece askeri bir yanıt değil, stratejik bir doktrinin resmi duyurusuydu” ifadesini kullandı. Laricani, “Direniş ekseninin herhangi bir bileşeni saldırıya uğrarsa, yanıt coğrafi sınırları aşacak ve bölgesel güç dengesini değiştirecektir” diyerek, Hizbullah da dahil olmak üzere müttefik silahlı örgütlerden oluşan bölgesel ağı tanımlamak için İran terimini kullandı. İran, bu hamlelerle bölgesel müttefiklerini savunma konusundaki kararlılığını göstermeyi amaçlıyor. Şarku’l Avsat için bu analizi kaleme alan Erika Solomon’a göre bu imaj, Tahran'ın 2024'te İsrail'in Hizbullah'ı ciddi şekilde zayıflatan ve Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın ölümüne yol açan saldırılarına yanıt vermekten kaçınmasıyla bir önceki liderlik döneminde zarar görmüştü. Şubat ayında başlatılan ve aralarında Hamaney'in de bulunduğu eski İran liderliğinin önemli bir bölümünün öldürülmesiyle sonuçlanan İran'a karşı ABD-İsrail savaşından bu yana, Tahran'daki yeni yöneticiler daha agresif davranmaya hazır olmalarını büyük bir başarı sayıyorlar. Analistler, bu daha agresif yaklaşımın İran'ın sadece Amerikan ve İsrail saldırılarına karşı koymasını değil, aynı zamanda rakiplerine ekonomik zarar vermesini ve dünyanın en önemli petrol ve doğalgaz taşıma yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı kontrol ederek stratejik bir baskı kartı elde etmesini sağladığına inanıyorlar. İran'ın yeni liderleri ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın bu daha saldırgan stratejiye daha çok karşılık verdiğini gördüler. Nitekim geçen hafta İsrail'i Beyrut'a saldırmamaya ikna etti. Ardından, pazartesi günü, İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne yönelik saldırıları ve İran'ın yanıtının ardından, yine her iki tarafa da saldırıları durdurma çağrısında bulundu. Trump'ın açıklamalarının ardından, Devrim Muhafızları hemen saldırılarını durdurduğunu açıkladı, ancak İsrail'in güney Lübnan'a yönelik hava saldırılarına devam etmesi halinde -ki bu da neredeyse kesin görünüyor- saldırılara yeniden başlayabileceğini bildirdi. Memarian bu tür saldırıların, İran'a Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkiyi test etme fırsatı da verdiğine inanıyor. “İsrail ve Amerikan hedefleri arasında bir uçurum olduğunun farkındalar” diyen Memarian, “Trump'ı İsrail'i dizginlemeye zorlamak istiyorlar” yorumunda bulundu. Ancak Hizbullah'ı savunmak sadece bir test veya güç gösterisi ile ilgili değil. Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü'nde İranlı güvenlik uzmanı Hamid Rıza Azizi'ye göre, “Tahran, Hizbullah'ın son savaş sırasında kuzey İsrail'e saldırmaya devam etme kabiliyetini, İran'a, saldırılarını petrol zengini Körfez komşularına odaklama alanı sağlamak için gerekli görüyor.” Azizi, İsrail'in Hizbullah'ı daha da zayıflatmasına izin vermenin, Tahran'ın kaçınılmaz olarak gördüğü gelecekteki herhangi bir çatışmada İran için askerî açıdan maliyetli olacağını ifade etti. İran ayrıca, Washington ile çatışmayı sona erdirmek için bir anlaşmaya varmaya çalışırken, İsrail’in saldırılarda bulunmasını, Tahran'ın son savaş sırasında elde ettiği stratejik kazanımları sessizce zayıflatmayı amaçlayan bir ABD-İsrail stratejisinin parçası olarak gördüğü için yanıt vermeyi gerekli gördü. Haftalardır ABD güçleri, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere sessizce eşlik ediyor. Birçok analist bunu, ABD'nin küresel ekonomi üzerindeki baskıyı hafifletme ve aynı zamanda İran'ın gemilerine uyguladığı ablukayı sıkılaştırarak İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma çabası olarak tanımlıyor. Tahran, İsrail'in Hizbullah'ı zayıflatma çabalarının da bu stratejinin bir parçası olduğundan endişe ediyor. Azizi, İranlıların, ABD ve İsrail'in “ateşkesi, İran'ın bu savaş sırasında kazandığı etkiyi zayıflatacak şekilde sahadaki gerçekleri yeniden şekillendirmek için kullandığına” inandığını söyledi. İran'ın güçlü bir şekilde karşılık vermeye hazır olması, aynı zamanda Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanan ve bu sonbahardaki ara seçimler öncesinde derinleşen küresel ekonomik krizle karşı karşıya olan Trump'ın başka bir büyük ölçekli savaşa girmeyeceğine ne kadar inandığını da gösteriyor. Cenevre'deki Lisansüstü Enstitüsü'nde İran uzmanı olan Farzan Sabit, “Trump'ın savaşa gireceğini düşünmüyorlar” dedi. “Ama girse bile, işleri kontrol altına alabileceklerinden oldukça eminler” diye de ekledi. Şarku'l Avsat / Erika Solomon- Washington

Trump'tan Netanyahu'ya 'gözdağı': 'İran'a karşı tek başına kalırsın'... Haber

Trump'tan Netanyahu'ya 'gözdağı': 'İran'a karşı tek başına kalırsın'...

ABD ile İsrail arasındaki İran çatlağı büyüyor. Trump, son yaşanan çatışmalardan sonra Netanyahu’ya 'Yalnız kalırsın' uyarısı yaptığını iddia etti. İsrail basını, 'ABD olmadan birkaç hafta bile dayanamayız.' diye yazarken Başkan Yardımcısı Vance ise 'çıkarlarımız her zaman uyuşmuyor.' dedi. Washington yönetimi, Tel Aviv ile İran konusunda görüş ayrılıkları yaşadığını gizlemiyor. İsrail'in geçen pazar günü Lübnan'ın başkenti Beyrut'a saldırı düzenlemesiyle ateşkes dengesi bozulmuş, İsrail ile İran yaklaşık 16 saat boyunca karşılıklı saldırılarda bulunmuştu. ABD yönetimi artan iç baskı, kontrolsüzce yükselen enerji fiyatları, yaklaşan kritik ara seçimler nedeniyle savaşı bir an önce noktalandırmak isterken İsrail, İran'a karşı hiçbir hedefe ulaşılamadığının farkında. Bu ortamda ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Kanal 12 televizyonuna Başbakan Binyamin Netanyahu ile İran'la yaşanan son gerilime ilişkin yaptığı telefon görüşmesini anlattı. 'DİKKATLİ OL BİBİ' Aydınlık'tan Yiğit Saner'in haberine göre, Netanyahu'dan İran'a karşılık vermemesini talep ettiğini açıkça söyleyen Trump, şunları kaydetti: “Bibi'ye ne yapacağı konusunda çok dikkatli olması gerektiğini, aksi takdirde çok yakın bir zamanda İran karşısında tek başına kalabileceğini söyledim.” Pazartesi günü İsrail'in Maariv gazetesi, Netanyahu'yu önce Beyrut'a sonra İran'a saldırı düzenleyerek Trump'ın sözünden çıktığı için eleştirmiş, ABD'ye en çok ihtiyaç duydukları dönemle Tel Aviv ile Washington'un arasını açmakla suçlamıştı. Gazete şu notu düşmüştü: “ABD olmadan büyük bir savaşa birkaç hafta bile dayanamayız.” 'SON DAKİKADA HABERDAR OLDUM' Trump, pazar gecesi kamuoyuna yaptığı açıklamada da Netanyahu'nun misilleme yapmayacağını ve “kararlarına uyacağını” iddia etmiş ancak “Bibi” kendisine kulak asmayarak İran'a saldırı başlatmıştı. ABD Başkanı, Kanal 12'ye verdiği demeçte İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından “son dakikada” haberdar edildiğini vurgulayarak buna rağmen saldırının kapsamını sınırlandırmayı başardığını öne sürdü. Trump ayrıca Netanyahu'yu saldırıları durdurma konusunda ikna ettiğini de savundu. ATEŞKES KIRILGANLIĞINI KORUYOR Pazartesi öğleden sonra her iki taraf da saldırıları durdurdu. Ancak İsrail medyasında yer alan haberlerde, yetkililerin Lübnan'a yönelik saldırıların süreceğini açıkladığı belirtildi. İran ise Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılara karşılık vermeyi sürdüreceğini duyurdu. Trump pazartesi akşamı Amerikan medyasına yaptığı açıklamada ise Batı Asya'da bir barış anlaşmasına varmak için “son aşamada” olduklarını savundu. Bunun birkaç gün mü yoksa birkaç hafta mı süreceği sorulduğunda ise “iki ya da üç gün” yanıtını verdi. VANCE: ÇIKARLAR HER ZAMAN ÖRTÜŞMÜYOR ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise Fox News'e verdiği röportajda Washington ile Tel Aviv arasında bazı konularda görüş ayrılıkları bulunduğunu kabul etti. Sunucu Jesse Watters'ın “İsrail'in ABD'yi dinlemesi ve Lübnan'da kendi başına hareket etmesi konusunda ne kadar endişelisiniz?” sorusuna doğrudan yanıt vermeyen Vance, ABD'nin temel hedefinin İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğunu söyledi. “İsrail'in kendi hedefleri var. Ancak ABD'nin İran konusundaki temel amacı İran'ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamaktır.” diyen Vance, son bir buçuk yılda uzun vadeli bir nükleer anlaşmaya ulaşabilecek zeminin oluşturulduğunu savundu. Vance, “İsrail bundan hoşlanabilir ya da hoşlanmayabilir. Ancak bunun Amerika Birleşik Devletleri'nin çıkarına olduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. 'NÜKLEER ANLAŞMADA FARKLI BİR YOL' İran'ın müzakere masasında ABD'yi oyalayıp oyalamadığı sorusuna ise Başkan Yardımcısı, “Herkes herkesi oynamaya çalışır.” yanıtını verdi. Trump yönetiminin üzerinde çalıştığı anlaşmanın 2015 tarihli nükleer mutabakattan farklı olduğunu savunan Vance, önceki anlaşmanın en büyük eksikliğinin İran'ın hiçbir zaman nükleer silah geliştiremeyeceğini garanti altına alacak yeterli denetim mekanizmasına sahip olmaması olduğunu öne sürdü. Vance, “Başkanın görevi yerine getirilecek ancak İran'ın anlaşmanın kendi tarafına düşen yükümlülüklerini uzun vadede yerine getirip getirmediği de doğrulanacak.” dedi. İran'ın savaşı sürdürmek istemediğini de iddia eden ABD'li yetkili, Tahran'ın masaya bazı öneriler getirdiğini belirterek, olası bir anlaşmanın Amerikan halkı açısından büyük bir kazanım olacağını savundu.

İran, İsrail'e saldırıları durdurdu: 'Lübnan'a saldırırlarsa daha sert karşılık veririz' Haber

İran, İsrail'e saldırıları durdurdu: 'Lübnan'a saldırırlarsa daha sert karşılık veririz'

İran, Nisan ayında İsrail ve ABD ile yaptığı ateşkesten bu yana dün ilk kez İsrail'e yönelik başlattığı füze saldırılarını durdurduğunu açıkladı. İran'ın en üst düzey askeri komuta merkezi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı 8 Haziran'da yaptığı açıklamada "silahlı kuvvetlerin operasyonlarının durdurulduğunu" duyurdu. Ancak aynı açıklamada, İsrail saldırılarının "Güney Lübnan da dahil olmak üzere" devam etmesi halinde İran'ın "öncekinden daha sert ve güçlü" bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulunuldu. İran, İsrail'in Beyrut'un güneyine düzenlediği saldırıya yanıt olarak 7 Haziran'da operasyonlara başlamıştı. Tahran'ın saldırılarının ardından İsrail de İran'ın bazı bölgelerine hava saldırıları düzenledi. ABD Başkanı Donald Trump da İran'ın açıklamasından hemen önce her iki ülkeye "ateş etmeyi" durdurmalarını söylemişti. Trump daha sonraki bir paylaşımında da İsrail ve İran'ın "acil bir ateşkes sağlamaya çalıştığını" belirtti. İran'ın İsrail'in kuzeyine füze saldırısı düzenlemesinin ardından İsrail de İran'ın batı ve orta bölgelerine hava saldırıları düzenledi. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7 Haziran Pazar gecesi düzenlenen saldırının "bir hafta sürecek aralıksız saldırıların başlangıcı" olduğunu duyurdu. İran, İsrail'in Pazar günü Lübnan'ın Beyrut kentine hava saldırıları düzenlemesinin ardından saldırılarını başlattı. İsrail, hava savunma sistemlerinin füzeleri ülkenin kuzeyinde engellediğini ve herhangi bir yaralanma bildirilmediğini açıkladı. Pazartesi sabaha karşı ise İsrail ordusu İran'ın batı ve orta kısımlarında "askeri hedefleri" vurduğunu duyurdu. ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu arayacağını ve "saldırılara karşılık verilmemesini" isteyeceğini söylemişti. İran'ın saldırılarından önce Pazar günü erken saatlerde İsrail, Beyrut'un güneyinde Hizbullah hedeflerini vurduğunu söylemiş, bu saldırılar İran'dan karşılık tehditlerine yol açmıştı. İran Devrim Muhafızları'nın açıklamasında da İsrail'in "saldırgan eylemlerini" tekrarlaması halinde verilecek karşılıkların "daha geniş" olacağı ve bölgede "tüm" ABD ve İsrail hedeflerini kapsayacağı belirtildi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pazar akşamki saldırıların başlamasından kısa süre sonra X platformunda İslam Cumhuriyeti ve Lübnan bayraklarının fotoğrafını paylaştı. İran Parlamentosu'nun üst düzey üyelerinden İbrahim Rızayi de Beyrut'taki saldırılara "acı verici ve kararlı bir karşılık" verileceğini söylemişti. İsrail ordusunun bir sözcüsü, İran'ın yeni saldırı dalgasının "ciddi bir hata" olduğunu söyledi. İsrail Hava Kuvvetleri, İsrail ordusunun "tehditleri sürekli olarak tespit etmeye ve engellemeye devam ettiğini" ekledi. BBC News / Londra'nın haberine göre, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İran'ın son saldırılarının ardından "Bu gece Tahran yanmalı" mesajını paylaştı. Kaynak, Wisam Hashlamoun / AA / Getty Images Trump: Netanyahu'nun başka seçeneği yok Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın İsrail'e yönelik saldırıları hakkında bilgilendirildiğini BBC'ye doğruladı. Trump, İran'ın İsrail'e füze fırlatmasının ardından Tahran'ı müzakere masasına geri dönmeye çağırdı. Bir Fox News muhabiri Trump'ın şu sözlerini aktardı: "Füzelerinizi attınız. Bu yeter. Masaya geri dönün ve bir anlaşma yapın." Trump, Axios'a yaptığı açıklamada ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya İran füzelerine "karşılık vermemesini" söyleyeceğini belirtti. Axios'un aktardığına göre Trump, "İran'la nihai bir anlaşmaya çok yakınız. Bu iyi bir anlaşma olacak. Şu anda olanlar yüzünden bunun bozulmasını istemiyorum" dedi. Financial Times'a yaptığı açıklamada ise Trump, Netanyahu'nun ABD'nin İran ile yapacağı herhangi bir anlaşmayı kabul etmekten başka seçeneği olmayacağını söyledi. Trump, "Kararları ben veririm. Tüm kararları ben veririm. O [Netanyahu] değil" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.