Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lübnan

bursaarena.com.tr - Lübnan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lübnan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TBMM Genel Kurulu tatile girdi Haber

TBMM Genel Kurulu tatile girdi

TBMM Genel Kurulu, 28. Dönem 4. Yasama Yılı'nı tamamlayarak, 1 Ekim 2026 Perşembe gününe kadar tatile girdi. Bu Yasama Yılı'nda 21 kanun, 15 uluslararası anlaşma, 5 Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile 2 Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi. TBMM Genel Kurulu'nun son kabul ettiği düzenleme, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun oldu. İçtüzük gereği 1 Temmuz'da tatile girmesi gereken Genel Kurul, AK Parti'nin kabul edilen önerileriyle bugüne kadar çalışmalarını sürdürdü. Genel Kurul'da 1 Temmuz'dan bu yana 7 kanun, 1 Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ve 1 uluslararası anlaşma kabul edildi. Buna göre, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilgili düzenlemeleri de içeren Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, en düşük emekli aylığının artırılmasına yönelik düzenlemeyi de içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, adli süreçteki çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Genel Kurul'da kabul edilerek yasalaştı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Somali'deki görev süresinin 2 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ve Türkiye ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası Arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansının 31. Oturumu, Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının 21. Oturumu, Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının 8. Oturumu, Bağlı Organların Oturumları ve Diğer BMİDÇS Toplantılarına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun da Genel Kurul'da kabul edildi. Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı tezkereleri Genel Kurul, 1 Ekim 2025'te başlayan ve 10 Ağustos 2026'da sona eren 4. Yasama Yılı'nda aralarında trafik cezaları ile ücretli analık izni süresinin artırılması, tarım orman, emniyet teşkilatı, vergi düzenlemeleri ve yargı paketlerine ilişkin 21 kanun teklifi ile 15 uluslararası anlaşmayı yasalaştırdı. Gazze'ye Giden İnsani Yardım Filolarına Yönelik Saldırılar ve Küresel Sumud Filosu'na İsrail Ordusu Tarafından Yapılan Silahlı Müdahale hakkında Meclis Başkanlığı tezkereleri Genel Kurulda oy birliğiyle kabul edildi. Türk askerinin Lübnan'daki görev süresinin 2 yıl, Irak ve Suriye'deki görev süresinin 3 yıl, Libya'daki görev süresinin 24 ay, Aden Körfezi'ndeki görev süresinin 1 yıl ve Somali'deki görev süresinin 2 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri kabul edilerek yasalaştı. Genel Kurul, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un kabul edildiği son birleşimin ardından 1 Ekim 2026 Perşembe saat 14.00'te toplanmak üzere kapandı. TBMM'de, 1 Ekim'e kadar milletvekilleri basın toplantısı düzenlemeye devam edebilecek, çalışacağı tespit edilen komisyonlar çalışmalarını sürdürebilecek.

ETABEY KARATOPRAK yazdı: "ABD ile İRAN Nasıl Anlaşabilir?.."          Haber

ETABEY KARATOPRAK yazdı: "ABD ile İRAN Nasıl Anlaşabilir?.."         

İran ile ABD arasında imzalalan mutabakat metnine dayalı bir anlaşmanın düzenlenmesini engelleyen; matematikçilerin söylemiyle sınırlayıcı şartlar (boundary conditions), siyaset bilimcileri ve işletmecilerin deyimiyle ise kısıtlayıcılar (engeller) var. Bunları sıralaması : 1) Yemen sorununun çözüme kavuşturulmasını şart koşan Suudi beklentisi. 2) Devlet olarak yaşamak isteyen Lübnan’ın huzura, İsrail’in güvenliğe kavuşması için Hizbullah’ın silahsızlandırılarak sisteme uyum sağlamasını bekleyen Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri. 3) İran’a uydu ve silah desteği veren Çin, Rusya ve Kore’nin Avrupa ile asya arasında duvar oluşturan İran’ın bölünmesini engelleme çabaları. Bazen kürt kartının öne çıkarılma nedeni bu üç ülkeye verilen gözdağıdır. İleri giderseniz İran’ı parçalar Orta Asya’yı Türklere açarım diyor. Trump’ın bize dostluk gösterip “her türlü desteği vereceğim” demesi adı geçen üç ülkenin İran’a desteği kesmeleri talebidir. 4) İran’da, resmen açıklanmasa da molla ve Cumhuriyet rejimi ortadan kaldırılmıştır. Mojtaba Hamaney adına yapılan açıklamaların devrim muhafızları tarafından yapıldığı kanaatindeyim. O bombalamadan, bahçeye çıkarak sağ kalma ihtimali yok. Bahçe kalmamış. Yaşama ihtimali çok düşük. Şu anda devrim muhafızları arasında batı ve doğu tarafından kabul edilebilecek demir yumruğun kim olacağı tartışmaları ve mücadelesi vardır. Mollalar halkı yönledirecek yerel faaliyetleri yürütmekle görevli olacaklar. Devrim muhafızları partileşerek devlet başkanlığı yönetimi kurulacak. Bu sağlandığı gün İran, ABD ile barış anlaşması imzalamaya hazır hale gelecek. 5) ABD de petrolün üretim ve dağıtım maliyeti 100 dolar civarında. Bir varil benzinin pompa satış fiyatı ABD ortalama benzin fiyatı (20 Temmuz 2026): 4,02 $/galon 1 varil (160 litre) = 42 galon,. 4,02 × 42 = 168,84 $/varil . Yani ABD’de bir varil benzin pompada yaklaşık 169 dolar seviyesindedir. Bu nedenle İran ve diğer ülkelerin petrol satış fiyatlarını kontrol altına alma ihtiyacı duymaktadır. Dünya ekonomisinde yeni denge petrolün varil fiyatının 80-90 $ da sabitlenmesiyle sağlanacağı kanaatindeyim. Bu nedenle Çin’in ucuz petrol temin ettiği İran ve Venezuella gibi ülkelere serbest davranış hakkı verilmeyecektir. Çin de sahip olduğu haksız rekabet şartlarını kaybedecektir. Matematikte bu şartların her biri, denklem haline getirelerek oluşturulan, denklem takımında bilinen metodlarla ortak çözüm aranır. Sosyal bilimler ve işletmede ise bunlar çerçevenin sınırları olarak kabul edilir ve dışına çıkılmadan sırasıyla ele alınarak çözüm aranır. Her koşulun tarafları biraraya gelerek sorun çözüme ulaştırılır. Nihai genel çözüm oluşturulur. Bu süreç ne kadar uzarsa çatışmalar da devam eder. Arada bir ateşkesler ile mola verilir. Eğer İran uzlaşmaz ise bölge haritası yeniden çizilerek nihai çözüme ulaşılır. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nden Hakan Fidan'ın açıklamalarına tepki Haber

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nden Hakan Fidan'ın açıklamalarına tepki

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekaî, Hakan Fidan'ın İran'ı Siyonist rejimle karşılaştırmasına ilişkin sözlerini isabetsiz olarak nitelendirerek "Sayın Hakan Fidan gibi bir kişinin böyle bir karşılaştırma yapması hayret vericidir. Kendisi de defalarca Siyonist rejimin tehdit ve gözdağına maruz kalmış bir ülkenin temsilcisidir ve Siyonist rejimin özünde yayılmacı olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölgenin güvenliğine zarar vermeyi amaçladığını bilmektedir." dedi. Tahran, İRNA - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Son dönemde Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan bir röportajında İran'ın savunma amaçlı faaliyetlerini Siyonist rejimin bölgedeki suç niteliğindeki eylemleriyle karşılaştırdı. Dışişleri Bakanlığı'nın bu sözlere tepkisi nedir?" sorusuna cevaben "Sayın Hakan Fidan gibi bir kişinin böylesine isabetsiz bir karşılaştırma yapması hayret vericidir. Kendisi de defalarca Siyonist rejimin tehdit ve gözdağına maruz kalmış bir ülkenin temsilcisidir ve Siyonist rejimin özünde yayılmacı olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölgenin güvenliğine zarar vermeyi amaçladığını bilmektedir. Bizim için soru işareti olan ve Türk dostlarımızın mutlaka açıklaması gereken husus, nasıl böyle tuhaf bir karşılaştırmaya vardıklarıdır." dedi. Bakanlık Sözcüsü ayrıca, "İran İslam Cumhuriyeti'nin bölgede hiçbir vekili yoktur. Defalarca söyledik; bölgede mevcut olan tek vekil Siyonist rejimdir. Bu rejimin işgal altındaki Filistin'de gerçekleştirdiği soykırımdaki, Lübnan'a, Suriye'ye, İran'a ve diğer ülkelere yönelik saldırılarındaki performansı tamamen ortadadır. Türk dostlarımızdan analizlerini mevcut gerçeklerle uyumlu hale getirmelerini ve yalnızca Siyonist rejimin yayılmacı ve suç teşkil eden politikalarını gerekçelendirmek amacıyla istismar edilebilecek bazı konuları tekrarlamaktan kaçınmalarını istiyoruz." diye ekledi.

NATO Zirvesi | Erdoğan, "Birlik üyesi olmayanların dışlanması Avrupa'da suni bölünmeye yol açar" Haber

NATO Zirvesi | Erdoğan, "Birlik üyesi olmayanların dışlanması Avrupa'da suni bölünmeye yol açar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi'nde kapalı oturum öncesi açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada Avrupalı NATO müttefiklerine seslenerek "Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarfedilmesine ve Avrupa’da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi müttefik liderlere yaptığı konuşmada NATO 3.0 vizyonuna, Rusya-Ukrayna savaşına, İran savaşına ve Gazze konularına değindi. Erdoğan, Avrupalı müttefiklere NATO için daha fazla sorumluluk almaları çağrısı yaptı. Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: "Türkiye olarak 2030 yılından önce savunma harcamalarımızın oranını yüzde 3,5 düzeyine yükseltmek için tedbirlerimizi aldık. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise şimdiden yüzde 1,5’luk bütçe payına ulaştık. Böylece yüzde 5 hedefine Lahey’de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce erişmeyi hedefliyoruz. Kuşkusuz ülkemizin asıl başarısı savunma sanayiindeki atılımdadır. Üretim ve ihracat kapasitesi itibariyle dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdik. İttifakta bize tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını 3 yıl içinde taahhüt edilen tarihinin öncesinde karşılamış olacağız. İttifakımızda eksikliği en çok hissedilen hava ve füze savunma kabiliyetlerine, çelik kubbe projemizle 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdık. Avrupa’daki en büyü kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan aşamada ittifakın hizmetine sunmanın gayretindeyiz." NATO 3.0 hedefine en kısa sürede ulaşmamız için şu iki hususa özellikle dikkat çekmek isterim. Birincisi savunma sanayii başta olmak üzer e savunma iş birliğinde müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Savunma sanayii forumunda bu mesajın hem endüstri hem hükümet yetkilileri tarafından vurgulanmış olmasını memnuniyetle karşılıyorum. İkincisi Avrupalı müttefikler olarak kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenirken ittifakın bütünlüğünü ve transatlantik ilişkileri zayıflatabilecek tasarruflardan da kaçınmamız gerekiyor. Burada özellikle Avrupa birliği üyesi müttefiklerimize seslenmek istiyorum. Birliğin güvenlik alanındaki çabalarında azami fayda, ancak ve ancak NATO ile gereksiz tekrarlardan kaçınılmasıyla mümkün olabilir. Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarfedilmesine ve Avrupa’da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır. Bu tutumun genel sekreterin işaret ettiği transatlantik savunma sanayii altyapısına hizmet etmediği de açıktır" İran krizinin çözüm yoluna girmesinde sabotaj teşebbüslerine rağmen dostum sayın Trump’ın sergilediği kararlı tutumu takdirle karşılıyorum. Diplomatik çabalarımıza ilave olarak Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan temizlenmesi için gerekli katkıyı vermeye hazırız. Bu vesile ile Türkiye’yi hedef alan füzelere karşı NATO unsurları tarafından sağlanan destek için ABD ve İspanya başta olmak üzere ilave hava savunma bataryaları konuşlandıran Almanya ve İtalya’ya teşekkürlerimizi ifade ediyorum. Orta Doğu’da kalıcı barış anahtarının iki devletli çözüm olduğunu bir kez daha vurguluyorum özellikle Gazze ve Lübnan’da sükûnetin sağlanması için hepimize görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. Son olarak terörün tüm biçim ve tezahürleriyle mücadele konusunda tam bir dayanışma içerisinde olmamız gerektiğini hatırlatıyorum. Terörle mücadele için tam bir mücadele içinde olmamız gerektiğini hatırlatıyor; Ankara Zirvesi'nin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Vahşi İsrail saldırıları sonucu Lübnan'da can kaybı 4 bin 319'a yükseldi Haber

Vahşi İsrail saldırıları sonucu Lübnan'da can kaybı 4 bin 319'a yükseldi

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 319'a, yaralı sayısının ise 12 bin 203'e ulaştığını açıkladı. İsrail ordusunun ülkenin güneyindeki çeşitli bölgelere yönelik hava ve topçu saldırılarının sürdüğü bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin güncel verileri paylaştı. Açıklamaya göre, saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 15 artarak 4 bin 319'a yükseldi. Aynı dönemde yaralı sayısının ise 12 bin 203'e ulaştığı bildirildi. Bakanlık, bir gün önce yaptığı açıklamada ölü sayısını 4 bin 304 olarak duyurmuştu. Anadolu Ajansı (AA'nın Lübnan resmi haber ajansı NNA'dan aktardığına göre, İsrail'e ait insansız hava araçları (İHA) ülkenin güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Kefer Tebnit ve Bint Cubeyl ilçesindeki Beraşit beldelerini hedef aldı. Haberde, Beraşit'in hava saldırısıyla eş zamanlı olarak topçu ateşine tutulduğu ve makineli tüfeklerle tarandığı belirtilirken, İsrail ordusunun Bint Cubeyl ilçesine bağlı Konin beldesinde bazı evleri patlayıcılarla yıktığı ifade edildi. Öğle saatlerinde Yukarı Nebatiye beldesinde bir aracın İHA ile hedef alınması sonucu evlerini kontrol etmek için bölgeye gelen bir kadın, annesi ve yabancı uyruklu iki kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi. ATEŞKES VE DİPLOMATİK GİRİŞİMLERE RAĞMEN ÇATIŞMALAR DEVAM EDİYOR İsrail'in, bölgede yürürlükte olduğu belirtilen ateşkes düzenlemeleri ile Lübnan'ı da kapsadığı ifade edilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılarını sürdürdüğü kaydedildi. İsrail ordusu, 2 Mart'ta Lübnan'a yönelik yoğun hava saldırıları başlatmış, ülkenin güneyindeki çok sayıda beldeyi hedef almıştı. Lübnan hükümeti ise saldırılar nedeniyle ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı. ATEŞKES SÜRECİ ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin üç hafta uzatıldığını duyurmuştu. ABD'nin arabuluculuğunda 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen üçüncü tur görüşmelerin ardından ateşkesin 17 Mayıs itibarıyla 45 gün daha uzatılması kararlaştırılmıştı. İran ile ABD de Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda 14 Haziran'da savaşın durdurulmasını ve sorunların diplomatik yollarla çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını açıklamıştı. Söz konusu mutabakatın Lübnan'daki çatışmaların sona erdirilmesini de kapsadığı belirtilmişti. Öte yandan, Washington'da yürütülen doğrudan müzakerelerin beşinci turunun ardından 26 Haziran'da İsrail ile Lübnan arasında bir çerçeve anlaşması imzalanmıştı.

Siyonist İsrail kabinesi, "Ermeni soykırımını tanıma" kararını oy birliğiyle kabul etti Haber

Siyonist İsrail kabinesi, "Ermeni soykırımını tanıma" kararını oy birliğiyle kabul etti

Siyonist İsrail kabinesi, "Ermeni Soykırımı"nın tanınmasına ilişkin öneriyi oy birliğiyle kabul etti. Kararın, Türkiye'nin Gazze konusunda Tel Aviv'e yönelik sert eleştirilerine yanıt niteliği taşıdığı ifade ediliyor. Siyonist rejimin Dışişleri Bakanı Gideon Saar, bugün sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, kabinenin "Ermeni Soykırımı'nın tanınmasına" ilişkin kararı onayladığını duyurdu. Saar, paylaşımında, "İsrail, tarihi gerçeği tanıyarak ve bunu inkâr etme girişimlerini reddederek ahlaki sorumluluğunu yerine getiren ülkelere katıldı." ifadelerini kullandı. Türkiye, son aylarda Siyonist rejimin İran, Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırılarının en sert eleştirmenlerinden biri olmuş; Tel Aviv yönetimini bölgesel barış ve istikrarın önündeki en büyük engel olarak nitelendirmişti. Ankara ayrıca Tel Aviv ile tüm ticari ilişkilerini durdurmuş ve Siyonist rejim hakkında uluslararası mahkemelerde hukuki süreçlerin başlatılması çağrısında bulunmuştu. Öte yandan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermenilere yönelik yaşanan olaylar, Türkiye ile bazı ülkeler arasındaki ilişkilerde uzun yıllardır hassas başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Ankara, söz konusu olayların "soykırım" olarak nitelendirilmesini kabul etmiyor. İsrail Dışişleri Bakanı Saar, X hesabındaki paylaşımında söz konusu olaylara atıfta bulunarak, "100 yılı aşkın süre önce yaşanan bu korkunç soykırımda tarihi gerçekler konusunda aslında hiçbir görüş ayrılığı bulunmuyor. Olaylar, bir buçuk milyon insanın öldürülmesini ve kadim bir kültürel ile tarihi mirasın yok edilmesini içeriyordu." iddiasında bulundu. İşgal altındaki Filistin topraklarında son yıllarda Ermeni Soykırımı'nın tanınmasına yönelik çeşitli yasa tasarıları Siyonist rejim parlamentosunun gündemine gelmiş ancak yasalaşma sürecini tamamlayamamıştı. Tel Aviv yönetiminin, Türkiye ile ilişkilerde yaşanan gerilim dönemlerinde bu konuyu diplomatik bir araç olarak gündeme getirdiği değerlendiriliyor. İRNA

ABD ve İran 'Hürmüz' konusunda anlaştı Haber

ABD ve İran 'Hürmüz' konusunda anlaştı

ABD ile İran arasında 18 Haziran'da imzalanan mutabakat zaptının ardından gözler İsviçre'deki görüşmedeydi. Tahran, Hürmüz Boğazı’nda ⁠gemilerin ⁠güvenli ⁠geçişine ilişkin ⁠mekanizma ⁠kurulması ⁠konusunda ⁠anlaşmaya varıldı⁠ğını duyurdu. Pakistan ve Katar da görüşmelerin olumlu ve yapıcı bir atmosferde gerçekleştiğini açıkladı. TRT'nin aktardığına göre, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İsviçre'deki görüşmelere dair açıklamalarda bulundu, 18 saat süren görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini söyledi. Müzakere heyetinin çalışmaları tamamladığını, teknik ekiplerin ise çalışmaları sürdüreceğini belirten Sözcü, Hürmüz Boğazı’nda gemilerin ⁠güvenli ⁠geçişine ilişkin ⁠mekanizma ⁠kurulması konusunda anlaşma sağlandığını duyurdu. Nihai anlaşma için müzakereleri başlatmaya yönelik zemin hazırlıkları görüşüldüğü bildirilirken, Katar ve Pakistan da ortak açıklamayla yüksek düzey görüşmelerin ilk oturumunun sona erdiğini duyurdu. Açıklamada, görüşmelerin olumlu ve yapıcı atmosferde gerçekleştiği, ara buluculuk sürecine siyasi gözetim sağlayacak üst düzey bir komite kurulması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi. Açıklamaya göre baş müzakereciler söz konusu komiteye düzenli olarak rapor verecek. Komite 60 gün içinde nihai anlaşmaya varılmasını öngören yol haritası üzerinde anlaştı. Lübnan'daki duruma da değinilen açıklamada, çatışma önleme birimi kurulacağı kaydedildi. İran ile ABD arasında varılan mutabakat İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. İslamabad Mutabakatı adı verilen mutabakat zaptı, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti. Mutabakat, Lübnan dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.

İsviçre'de başlayan ABD-İran görüşmelerinde son durum ne? Haber

İsviçre'de başlayan ABD-İran görüşmelerinde son durum ne?

ABD ile İran arasındaki savaşı sona erdirecek uzun vadeli bir barış anlaşmasının ayrıntılarına ilişkin görüşmeler İsviçre'de başladı. 21 Haziran Pazar günü başlayan görüşmelerde Pakistan ve Katar arabuluculuk yapıyor. Anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin görüşmelerde kısa sürede görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Görüşmeleri "tarihi" olarak nitelendiren ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, şimdiden büyük ilerleme kaydedildiğini ve bunun gelecekteki ilişkileri dönüştürebileceğini söyledi. Vance, İran'ı nükleer silah geliştirme hedeflerinden vazgeçmesi için bir kez daha uyardı. İran devlet televizyonu, görüşmelerde Tahran'ın Lübnan'daki müttefiki Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın sonlandırılması ve dondurulmuş İran fonları ele alınacağını duyurmuştu. Vance ise "nükleer mesele" olarak adlandırdığı konunun yanı sıra Lübnan'da ateşkes konusunda da ilerleme kaydetmeyi umduğunu söylemişti. ABD heyetinde Vance'ın yanı sıra Trump'ın daması Jareed Kushner ve özel temsilci Steve Witkoff yer alıyor. Görüşmelerin başlamasının ardından Başkan Donald Trump, sosyal medyada yaptığı açıklamada, İran'ın "Lübnan'daki yüksek maaşlı VEKİLLERİNİN sorun çıkarmasını derhal durdurması gerektiğini" söyledi. Aksi halde "tıpkı geçen hafta yaptığımız gibi İran'a yine çok sert bir darbe indireceğiz, hatta daha da sert!!!" ifadesini kullandı. İran'ın baş müzakerecisi Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ABD'yi açıklamalarında dikkatli olmaya çağırdı ve silahlı kuvvetlerinin yanıt vermeye hazır olduğunu söyledi. ABD ve İranlı yetkililer, savaşı sona erdirmek üzere 17 Haziran'da bir ön anlaşma imzaladı. Anlaşma, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varma taahhüdünün yanı sıra, Lübnan da dahil olmak üzere "tüm cephelerde" çatışmaların sona erdirilmesini ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını içeriyor. ABD-İran anlaşmasında neler var? Ancak Lübnan'da İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında yaşanan yeni çatışmalar üzerine İran, Cumartesi günü bu deniz yolunu kapattığını duyurdu. Deniz seyir verileri ise gemilerin buradan geçmeye devam ettiğini gösteriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Lübnan'ın güneyindeki güvenlik bölgesinde gerekli olduğu sürece kalmaya devam edeceğiz… ve hiçbir şey bu durumu değiştirmeyecek" dedi. Kaynak,AFP via Getty Images /// İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile İran'In müzakere heyetinde yer alıyor.İran Hürmüz Boğazı'nı kapattığını açıkladı İran ordusu, İsrail'in güney Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle dün Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattığını açıkladı. ABD ile İran arasında doğrudan görüşmelerin bugün İsviçre'de başlaması planlanıyor. ABD boğazda trafik akışının devam ettiğini savundu. İran ise 20 Haziran'da Lübnan'da İsrail'in gerçekleştirdiği ve savaşı sona erdirmek için Tahran ile ABD arasında yapılan anlaşmayı ihlal eden saldırılara yanıt olarak boğazın kapatıldığını belirtti. Görüşmelere ABD ve İranlı yetkililerin yanı sıra Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve ülkenin silahlı kuvvetleri komutanı Mareşal Asim Münir de katılacak. Uçağa binmeden önce basın mensuplarına konuşan Vance, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar ve İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırıları hakkında sorulan bir soruya "Aslında orada durum düzeliyor ve olaylar biraz yatışıyor" diye yanıtı verdi. "İsrail ve Lübnan'ın her ikisinin de güvenli ve emniyetli olmasını sağlamak için bu konuyu sürekli olarak yönetmemiz gerekecek." dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin "karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmesini talep edeceğini" söyledi. Bu haftanın başlarında ABD ve İran liderleri, Lübnan da dahil olmak üzere savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve derhal yürürlüğe giren bir ön anlaşma imzaladılar. Anlaşma, önümüzdeki 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak üzere müzakerelerin sürdürülmesi taahhüdünü de içeriyor. Kaynak,Getty Images /// Kargo gemileri, 20 Haziran 2026 tarihinde Umman'ın Muskat kentindeki Sultan Kabus Limanı açıklarındaİsrail'in Lübnan'a saldırıları devam etti İran ordusu, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik devam eden saldırılarına yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı. İran Devrim Muhafızları da gemilerin Hürmüz Boğazı'na yaklaşmamaları, aksi halde güvenliklerinin tehlikede olacağı uyarısında bulundu. Devlet televizyonunda, 20 Haziran Cumartesi günü İsrail'in saldırılarının Tahran'ın ABD ile yaptığı barış anlaşmasının ihlâli olduğunu belirten bir açıklama yayımlandı. İran, İsrail'in saldırılarının devam etmesi halinde ek önlemlerin alınacağını belirtti. Lübnan'daki çatışmaların sürmesi nedeniyle Washington ve Tahran arasında 19 Haziran Cuma günü İsviçre'de yapılması planlanan görüşme süresiz ertelenmişti. Ancak ateşkesten saatler sonra İsrail, Hizbullah'ın saldırılarına yanıt verdiğini söyleyerek, Lübnan'ın güneyini yeniden vurdu. Hizbullah, saldırılara karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu söylüyor. Lübnanlı yetkililer İsrail'in son saldırılarında en az 15 kişinin öldüğünü açıkladı. Kaynak, Ramiz Dallah/ Anadolu/ Getty Images /// İsrail, 20 Haziran'da Lübnan'ın Nebatiye bölgesine saldırı düzenledi'Karşılık verme hakkımız saklı' 20 Haziran Cumartesi günü bir İsrailli askeri yetkili, gece boyunca Lübnan'ın güneyindeki İsrail güçlerine karşı "50'den fazla roket fırlatıldığını" iddia ederek, Hizbullah'a yeni saldırılar düzenlediklerini açıkladı. Hizbullah, saldırıları üstlenen ya da yalanlayan bir açıklama yapmadı. Lübnan resmi basını İsrail'in yaklaşık 20 noktaya hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi; ülkenin sivil savunma kurumu da Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye bölgesinde 16 kişinin öldüğünü açıkladı. Lübnanlı milletvekili ve Hizbullah temsilcisi Hasan Fadlallah, Cumartesi günü yaptığı açıklamada İsrail'in ateşkese uyması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde karşılık verileceği uyarısında bulundu. İsrail'den de Hizbullah'ı ateşkese uyması konusunda uyaran açıklamalar geldi. 18 Haziran'da İsrail ordusu dört askerinin öldüğünü duyurmuştu. Aynı gün İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırılarında 18 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı. 18 Haziran'daki saldırıların ardından Washington-Tahran görüşmesi süresiz olarak ertelenmişti. Beyaz Saray Perşembe günü geç saatlerde Vance'in İsviçre'de yapılması planlanan görüşmelere gitmeyeceğini duyurmuştu. Lübnan sağlık bakanlığı, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarının başlamasından bu yana Lübnan'da 3.900'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. İsrail yetkilileri ise aynı dönemde en az 30 askerin ve dört sivilin hayatını kaybettiğini söylüyor. Kaynak, Reuters /// ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 19 Haziran Cuma günü İsviçre'de yapılması planlanan görüşmeler için seyahatini Perşembe günü geç saatlerde iptal etti.'İsrail'e sempati duyan bir tek Trump kaldı' ABD Başkan Yardımcısı JD Vance 18 Haziaran'da İsrail'i açıkça eleştirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD-İran anlaşmasına öfke duyduğuna dair haberleri değerlendiren Vance, İsrail kabinesinden Trump ve anlaşmaya yönelik eleştirilerin kendisini rahatsız ettiğini söyledi ve ekledi: "Onlara şunu söylemek isterim ki Donald Trump günümüzde tüm dünyada İsrail ulusuna sempatiyle yaklaşan tek devlet başkanıdır. "İsrail için problem Donald Trump değil. İsrail'de en büyük sorunlarının ABD başkanı olduğunu düşünenlerin uykularından uyanıp ülkelerinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini kavraması gerekir." Kaynak, Morteza Nikoubazl/NurPhoto / Getty Images /// Tahran sokaklarında ABD Donanması'na karşı resimler yer alıyor. Vance daha önce de New York Times'a yaptığı açıklamada İsrailli ultra milliyetçilere "ulusal güvenlik sorunlarınızdan insanları öldürerek çıkamazsınız" diye seslenmişti. ABD Başkanı Donald Trump da bu hafta İsrail'i, Lübnan'da Hizbullah'a saldırırken orantısız güç kullanarak sivillerin ölümüne yol açmakla eleştirmişti. Trump'tan İsrail'e Lübnan eleştirisi: 'Her seferinde bir binayı havaya uçurmak zorunda değilsiniz' BBC'nin ABD Dışişleri Bakanlığı muhabiri Tom Bateman'a göre Trump böylece, İsrail'i kendisinden önceki tüm ABD başkanlarından daha fazla eleştirmiş oldu. Bateman'a göre Trump bu açıklamalarıyla İran ve Körfez ülkelerine, anlaşmaya sadık olduğu ve Lübnan'da ateşkes için çaba harcadığı mesajını da iletmek istiyor. BBC News Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.