Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Ticaret

bursaarena.com.tr - Küresel Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel ticarette büyüme beklentisi Haber

Küresel ticarette büyüme beklentisi

Dünya Ticaret Örgütü’nün küresel mal ticaretinde 2026 yılı büyüme beklentisini yüzde 3,9’a yükseltmesi, şirketlerin değişen ticaret koşullarına hazırlığını gündeme taşıdı. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 8 Ekim 2026’da yayımladığı Küresel Ticaret Görünümü ve İstatistikleri raporunda, küresel mal ticareti hacminin bu yıl yüzde 3,9 büyümesini beklediğini açıkladı. Mart ayında yüzde 1,9 olarak öngörülen büyüme tahmini yukarı yönlü güncellenirken, raporda büyümenin bölgeler ve sektörler arasında eşit dağılmadığına işaret edildi. Yapay zekâ bağlantılı yatırımlar ticareti desteklerken, Orta Doğu’daki çatışmalar ve tedarik zincirlerindeki değişim uluslararası ticaretin yönünü etkilemeye devam ediyor. Küresel ticaretteki gelişmeleri değerlendiren Prestige Diplomatique Başkanı Sepehr Haddad, Türk şirketlerinin yeni pazarlara erişiminde ürün ve fiyat rekabetinin yanında pazar bilgisi ve güçlü iş ilişkilerinin de önem taşıdığını belirtti. “YENİ PAZARA GİRİŞ, ALICI BULMAKLA TAMAMLANMIYOR” Şirketlerin yurt dışına açılma süreçlerinde hedef ülkenin ticari yapısını bütün yönleriyle değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Haddad, “Yeni bir pazara giriş, alıcı bulmakla tamamlanmıyor. O ülkede kararların nasıl alındığını, iş ilişkilerinin nasıl kurulduğunu ve yerel ortakların beklentilerini anlamak gerekiyor. Şirketlerin ürünlerini tanıtmak için gösterdiği hazırlığı, pazarı ve muhataplarını tanımak için de göstermesi önemli” dedi. Farklı ülkelerde aynı iş geliştirme yöntemlerinin aynı sonucu vermeyebileceğini vurgulayan Haddad, yerel iş kültürünün müzakere süreçlerinden iletişim biçimine kadar birçok aşamada etkili olduğunu söyledi. Haddad, hedef pazardaki iş dünyası kuruluşları, ticaret odaları ve diplomatik temsilciliklerin ticari birimleriyle kurulacak temasların şirketlerin hazırlık süreçlerine katkı sunabileceğini belirtti.

ABD'den Türkiye Açıklaması!  " İran'a bedel ödetme konusunda ABD'ye destek verdiler.." Haber

ABD'den Türkiye Açıklaması! " İran'a bedel ödetme konusunda ABD'ye destek verdiler.."

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Türkiye'nin de aralarında yer aldığı bazı ülkelerin ticari gemilere yönelik saldırıları sebebiyle İran'a bedel ödetme konusunda ABD'ye destek verdiğini öne sürdü. VANCE BEYAZ SARAY'DA İRAN POLİTİKASINI DEĞERLENDİRDİ ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında İran’a yönelik baskı politikası, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve küresel enerji fiyatları hakkında açıklamalar yaptı. BBC’nin aktardığına göre Vance, İran’dan ticari gemilere yönelik saldırılarını durdurmasını istedi. Tahran yönetimine karşı ekonomik, askeri ve diplomatik baskının yanı sıra gizli operasyonların da seçenekler arasında bulunduğunu belirten Vance, "Gerçekleşebilecek her şey masada." dedi. TÜRKİYE VE BÖLGE ÜLKELERİNİN İRAN'A KARŞI ADIM ATTIĞINI İDDİA ETTİ İran’ın ekonomik olarak yalnızlaştırılmasına yönelik girişimlere ilişkin soruyu yanıtlayan Vance; Türkiye, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar’ın adını verdi. Vance, söz konusu ülkelerin İran’ın ticari gemilere ateş açmasının bedelini ödemesini sağlama konusunda ABD’ye yardımcı olduğunu ileri sürerek, "Bazen bunu kamuoyu önünde söylemek istemiyorlar ancak özel olarak bize yardımcı olacak çok sayıda adım atıyorlar." ifadelerini kullandı. Vance, Türkiye ve diğer ülkelerin ne tür bir destek verdiği ya da bu desteğin kapsamı konusunda ayrıntı paylaşmadı. Açıklama, İran’ı küresel ticaret ve finans sisteminden uzaklaştırmayı amaçlayan ABD’nin Ekonomik Dışlama Operasyonu hakkındaki bir soruya yanıt olarak gerçekleşti. BASKI POLİTİKASI İLE İRAN'IN KAYNAKLARINI KESMEK HEDEFLENİYOR Vance, baskı politikasının amaçlarından birinin, İran’ın nükleer programını yeniden inşa etmek istemesi durumunda ihtiyaç duyacağı ekonomik kaynaklara erişimini engellemek olduğunu söyledi. İran’ın şu ana kadar nükleer tesislerini yeniden inşa etmeye çalıştığına ilişkin gelişme görmediklerini belirten Vance, Çin’in de Tahran yönetimine kıyasla daha sorumlu hareket ettiğini savundu. Trump yönetiminin gelecek aylarda İran’a karşı atabileceği adımları kamuoyu önünde açıklamayacağını ifade eden Vance, ekonomik, askeri, diplomatik ve gizli baskının başkanın kullanabileceği araçlar arasında yer aldığını dile getirdi. ABD Başkan Yardımcısı, İran ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdürdüğü müddetçe Tahran yönetimiyle müzakere yürütmeyeceklerini açıkladı. DÜĞÜN TÖRENİNİN VURULDUĞU İDDİASI İNCELEME ALTINA ALINDI Vance’a, ABD’nin İran’da düzenlediği bir hava saldırısında düğün törenini vurduğu yönündeki iddia soruldu. İran devlet medyasının açıklamalarına şüpheyle yaklaştığını dile getiren Vance, olayın incelendiğini belirterek, "Eğer hata yaparsak ABD ordusu bundan ders çıkarır." dedi. İranlı yetkililer, saldırıda 5 kişinin hayatını kaybettiğini ve yaklaşık 70 kişinin yaralandığını bildirdi. ABD ordusu ise haberlerden haberdar olduğunu ancak sivilleri hedef almadığını açıkladı.

Alman Sanayisinde Tedarik Alarmı: Kriz mi, Türkiye İçin Yeni Fırsat mı? Haber

Alman Sanayisinde Tedarik Alarmı: Kriz mi, Türkiye İçin Yeni Fırsat mı?

Almanya sanayisinde tedarik zinciri kaynaklı sorunlar yeniden gündemin üst sıralarına yükseldi. Almanya’nın önde gelen ekonomi araştırma kuruluşlarından ifo Enstitüsü’nün son verilerine göre, imalat sanayisinde malzeme ve ara ürün tedarikinde sorun yaşayan şirketlerin oranı yılın ilk aylarına göre belirgin şekilde arttı. Uzmanlara göre bu tablo, pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri kırılmalarının ardından küresel üretim sistemlerinin hâlâ tam anlamıyla istikrara kavuşamadığını ortaya koyuyor. Alman Sanayisinde Baskılar Artıyor Son yıllarda enerji maliyetlerindeki yükseliş, Çin kaynaklı rekabet baskısı, nitelikli iş gücü eksikliği ve küresel jeopolitik gerilimlerle mücadele eden Alman sanayisi, şimdi de yeniden büyüyen tedarik sorunlarıyla karşı karşıya. Özellikle kimya, plastik, makine ve otomotiv sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler, kritik girdilere erişimde yaşanan gecikmelerin üretim planlarını olumsuz etkilediğini bildiriyor. Sektör temsilcileri, küresel ticaret rotalarında yaşanan belirsizliklerin ve artan jeopolitik risklerin tedarik sürelerini uzattığına dikkat çekiyor. Avrupa’nın Üretim Merkezi Alarm Veriyor Almanya yalnızca Avrupa’nın en büyük ekonomisi değil, aynı zamanda kıtanın üretim ve ihracat merkezi konumunda bulunuyor. Bu nedenle Alman sanayisinde yaşanan her gelişme, Avrupa genelindeki tedarik zincirlerini ve üretim ağlarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle otomotiv, makine, elektronik ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren binlerce şirket, Alman sanayisinin üretim ritmine bağlı olarak çalışıyor. Uzmanlar, tedarik sorunlarının kalıcı hale gelmesi durumunda Avrupa’daki üretim maliyetlerinin daha da yükselebileceği ve teslim sürelerinde yeni gecikmeler yaşanabileceği görüşünde. Türkiye İçin Yeni Bir Fırsat Penceresi Açılabilir Almanya’da yaşanan gelişmeler yalnızca riskleri değil, Türkiye açısından yeni fırsatları da gündeme getiriyor. Son yıllarda Avrupa şirketlerinin tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve üretimi daha yakın coğrafyalara taşıma eğilimi dikkat çekiyor. “Nearshoring” olarak adlandırılan bu yaklaşım kapsamında Türkiye; güçlü sanayi altyapısı, üretim kabiliyeti, lojistik avantajları ve Avrupa pazarına yakınlığı sayesinde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle otomotiv yan sanayi, makine, kimya, elektronik ve plastik sektörlerinde faaliyet gösteren Türk üreticiler, Alman şirketlerinin alternatif tedarikçi arayışlarından fayda sağlayabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Asıl Soru: Türk Sanayisi Hazır mı? Almanya’da yaşanan tedarik sorunları, Türkiye açısından önemli fırsatlar yaratabilecek olsa da uzmanlara göre asıl belirleyici unsur Türk şirketlerinin bu talebe ne ölçüde cevap verebileceği olacak. Kalite standartları, sürdürülebilirlik kriterleri, dijitalleşme yatırımları ve Ar-Ge kapasitesi, önümüzdeki dönemde Avrupa ile iş yapan şirketler için her zamankinden daha kritik hale gelecek. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan her kırılma yeni riskler doğururken, aynı zamanda yeni oyuncular için kapılar açıyor. Bugün Almanya sanayisinde yaşanan gelişmeler, Türk sanayicileri açısından da önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Avrupa’nın tedarik zincirlerinde oluşan yeni boşlukları doldurmaya ne kadar hazırız? Turkishtimedergi

İran’ın Hürmüz Boğazı'nda 2 bin yıllık hakimiyeti Haber

İran’ın Hürmüz Boğazı'nda 2 bin yıllık hakimiyeti

Minab bölgesinde Eşkani dönemine ait stratejik bir kalenin kalıntılarının ortaya çıkarılması, İranlıların dünyanın hayati su yolları üzerindeki tarihî denetimini ortaya koyan güçlü bir kanıt olarak değerlendiriliyor. Bulgular, İran’ın yaklaşık 2 bin yıl önce deniz üsleri kurarak “Deniz İpek Yolu”nun en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda Doğu ile Batı arasındaki ticaret gemilerinin hareketini kontrol ettiğini gösteriyor. Bender Abbas, İRNA – Hürmüzgan Eyaleti Kültürel Miras Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre, Hürmüzganlı araştırmacı ve arkeolog Hüseyin Hüseyinzade Şehabi, söz konusu keşfin İran’ın deniz gücüne ilişkin tarihî bir belge niteliği taşıdığını belirtti. Şehabi, İranlıların Hürmüz Boğazı üzerindeki tarihî hakimiyetine değinerek “Yaklaşık 2 bin yıl önce dünyanın en önemli ticaret ağı ‘İpek Yolu’ olarak biliniyordu. Bu ağ, kara ve deniz olmak üzere iki ana güzergâh üzerinden antik dünyanın doğusu ile batısını birbirine bağlıyordu.” ifadelerini kullandı. Bu stratejik yaklaşımın, İranlıların söz konusu su yolunun uluslararası ticaret ağındaki jeopolitik önemini derinden kavradıklarını gösterdiğini ifade eden Şehabi, kara güzergâhının Çin’den başlayıp İran Platosu’ndan geçerek antik Raga (günümüzde Rey şehri) üzerinden batıya uzandığını, Mezopotamya ve Anadolu yoluyla Roma İmparatorluğu topraklarına ulaştığını belirtti. İranlıların Deniz İpek Yolu üzerindeki hakimiyeti Şehabi, Deniz İpek Yolu’nun da dönemin küresel ekonomik ilişkilerinde belirleyici bir rol oynadığını belirterek “Bu güzergâh Çin ve Hindistan kıyılarından başlıyor, Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi’ni geçtikten sonra Basra’ya ulaşıyor ve oradan batı pazarlarına doğru devam ediyordu.” dedi. Minab bölgesinde elde edilen yeni bulgulara işaret eden Şehabi, Minab’daki Nahle İbrahimi sahasında Eşkani dönemine ait bir kalenin kalıntılarının tespit edildiğini ve arkeolojik kazı çalışmalarına konu olduğunu söyledi. Tarih ve arkeoloji araştırmacısı ayrıca, Minab’ın Tiyab bölgesinden başlayarak söz konusu kalenin yakınına kadar uzanan ve “Kehur Lenger-i Çini Koyu” olarak bilinen antik bir koyun da belirlendiğini, bunun denizcilik ve ticaret tarihi açısından özel bir önem taşıdığını ifade etti. Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmek için stratejik deniz üssü Şehabi, saha araştırmaları, karşılaştırmalı incelemeler ve arkeolojik kazı sonuçlarının, bu kalenin sıradan bir yerleşim alanının ötesinde işlev gördüğünü ortaya koyduğunu belirterek “Bu yapı, İran donanmasının Hürmüz Boğazı bölgesine sevk edilmesi ve donatılması amacıyla kullanılan stratejik bir deniz üssü olarak hizmet vermiştir.” ifadelerini kullandı. Elde edilen verilerin, söz konusu üssün deniz yollarını denetlemek ve Deniz İpek Yolu üzerinde faaliyet gösteren ticaret gemilerinin geçişlerini kontrol etmek amacıyla kurulduğunu gösterdiğini vurgulayan Şehabi, bu gemilerin özellikle Çin ve Hindistan gibi Doğu’nun büyük ekonomik merkezlerinden Batı pazarlarına doğru seyrettiğini söyledi. Hürmüzganlı araştırmacı, bu bulguların İranlıların yaklaşık 2 bin yıl önce Hürmüz Boğazı’nın küresel ticaret açısından taşıdığı stratejik ve jeopolitik önemin farkında olduklarını ortaya koyduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ve küresel ticaretteki rolü Antik dönemin büyük güçleri arasındaki ekonomik rekabete değinen Şehabi, Roma İmparatorluğu’nun İran’ın en önemli ticari rakibi olduğunu ve doğudaki ipek, baharat ve değerli taş üretim merkezleriyle doğrudan bağlantı kurabilmek için İran topraklarını devre dışı bırakmaya çalıştığını söyledi. Şehabi ayrıca "Böyle bir ortamda deniz üslerinin kurulması ve stratejik su yolları üzerinde denetim sağlanması, İran’ın ekonomik çıkarlarını koruma ve uluslararası ticaret ağındaki konumunu muhafaza etme yönündeki genel politikasının bir parçasıydı.” dedi. Minab’daki arkeolojik bulguların yalnızca İran’ın denizcilik ve ticaret tarihine ışık tutmadığını belirten Şehabi, aynı zamanda İran’ın antik çağlarda dünyanın en önemli deniz geçitlerinden birinin yönetimindeki rolünü ortaya koyan değerli bir belge niteliği taşıdığını ifade etti. Şehabi’ye göre bu durum, Hürmüz Boğazı’nı çok eski dönemlerden itibaren bölgenin en önemli jeopolitik ve ekonomik merkezlerinden biri haline getirmiştir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.