Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültürel Miras

bursaarena.com.tr - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bükreş’te 11. Uluslararası KURULTAI Festivali düzenlendi Haber

Bükreş’te 11. Uluslararası KURULTAI Festivali düzenlendi

Bükreş'te 21-27 Eylül tarihlerinde düzenlenen 11. Uluslararası KURULTAI Festivali, 40'tan fazla ülkeden katılımcıyı ve 3 binden fazla ziyaretçiyi Türk-Tatar kültürü, geleneksel sporlar ve kültürel miras etkinliklerinde buluşturdu. Romanya’nın başkenti Bükreş, 21-27 Eylül tarihleri arasında 11. Uluslararası KURULTAI Festivali’ne ev sahipliği yaptı. Romanya Demokratik Tatar Birliği (UDT) tarafından düzenlenen festival, Romanya UNESCO Milli Komisyonu himayesinde ve Romanya Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirildi. Bükreş’in 2. Bölgesi’ndeki Tei Parkı’nda gerçekleştirilen organizasyona 40’tan fazla ülkeden heyetler katıldı. Festival boyunca Türk ve Tatar dünyasının kültürel mirasının yanı sıra farklı ülkelerin gelenekleri, halk oyunları, müzikleri, el sanatları ve geleneksel sporları tanıtıldı. 3 BİNDEN FAZLA KİŞİ FESTİVALİ TAKİP ETTİ Organizatörlerin açıkladığı verilere göre, beş uluslararası folklor topluluğundan 50’yi aşkın sanatçı festivalde sahne aldı. “Tatar Köyü” adıyla oluşturulan ve 7 yurttan meydana gelen etkinlik alanı ile sokak gösterilerini 3 binden fazla kişi ziyaret etti. Festival kapsamında Bükreş’teki okullardan bini aşkın çocuk ve genç de beş farklı interaktif atölyeye katılarak geleneksel el sanatları ve kültürel mirasla tanıştı. GELENEKSEL SPORLAR DA KURULTAY’IN MERKEZİNDEYDİ KURULTAI 2026’nın dikkat çeken bölümlerinden biri geleneksel sporlar oldu. Togyzkumalak, Asyk, Kurash, Mangala, Oware ve tarihî okçuluk dallarında düzenlenen altı uluslararası turnuvada 200’ü aşkın sporcu ve yarışmacı mücadele etti. Osmanlı mehter takımının da yer aldığı kültür geçidi, tarihî canlandırmalar, atlı gösteriler, geleneksel el sanatları ve gastronomi etkinlikleri festivalin ilgi gören programları arasında yer aldı. KÜLTÜREL MİRAS VE DİPLOMASİ BÜKREŞ’TE KONUŞULDU Festivalin akademik programı kapsamında 24 Eylül’de somut olmayan kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik iki uluslararası seminer gerçekleştirildi. 25 Eylül’de düzenlenen “KURULTAI 2026: Yaşayan Gelenekler ve Küresel Mirasın Kalbinde Diplomatik Diyalog” başlıklı uluslararası konferansa ise kültürel miras uzmanları, akademisyenler, büyükelçilik ve kamu kurumlarının temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 30 uluslararası isim katıldı. Romanya Kültür Bakanı András István Demeter kültürel diplomasinin toplumlar ve ekonomi açısından oluşturabileceği değere dikkat çekerken, Romanya UNESCO Milli Komisyonu temsilcisi Codrin Tăut ise yeni teknolojiler ve yapay zekânın kültürel mirasın belgelenmesi, korunması ve dijital ortama aktarılmasındaki önemini vurguladı. TATAR KÜLTÜRÜNDEN DÜNYAYA MESAJ Romanya Demokratik Tatar Birliği, festivalin kültürler arası diyaloğu geliştirmeyi, yaşayan kültürel mirası korumayı ve farklı toplumlar arasındaki önyargıların azaltılmasına katkı sağlamayı amaçladığını bildirdi. Festival kapsamında gerçekleştirilen konferans ve seminerlerin kayıtlarının da dijital ortamda yayımlanarak eğitim materyali olarak kullanılması planlanıyor.

Anadolu'nun sözlü mirasını türkülerinde yaşatan Neşet Ertaş Haber

Anadolu'nun sözlü mirasını türkülerinde yaşatan Neşet Ertaş

Anadolu'nun yüzyıllardır sözlü kültür yoluyla aktarılan müzik geleneğini sazının teline, sesinin rengine ve şiirlerinin dizelerine taşıyan Neşet Ertaş'ın vefatının ardından 14 yıl geçti. "Bozkırın Tezenesi" olarak anılan Ertaş, geride bıraktığı yüzlerce eserle yalnızca Türk halk müziğinin değil, Abdallık geleneğinin de en önemli temsilcilerinden biri oldu. Sanatçı, Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesine bağlı Kırtıllar köyünde 1938'de dünyaya geldi. Saz ve bozlak ustası Muharrem Ertaş ile Döne Ertaş'ın oğlu olan sanatçı, müziğin içinde büyüdü. Babasıyla birlikte daha çocuk yaşlarda düğünlere gitmeye başlayan Ertaş, Orta Anadolu'nun müzik geleneğini yaşayarak öğrendi. Müziğe annesinin yaptığı oyuncak bağlamayla başladı Neşet Ertaş'ın müzikle tanışması, henüz çocukluk yıllarında başladı. Annesi Döne Ertaş'ın çamaşır tokacına tel takarak yaptığı oyuncak bağlama, sanatçının ilk çalgısı oldu. Daha sonra keman ve bağlama çalmayı öğrenen Ertaş, küçük yaşta babasının yanında düğünlerde müzik yapmaya başladı. Kendi anlatımına göre babası onu 6 yaşında müzikle tanıştırdı. İlk dönemlerinde zil, darbuka ve cümbüş de çalan Ertaş, ağabeyinin keman çaldığı yıllarda farklı enstrümanlarla müziğin içinde yer aldı. Çocukluğu ve gençliği, bir yandan müzik öğrenirken bir yandan da Anadolu'nun farklı yerlerini görerek geçti. Babasıyla Kırşehir'in yanı sıra Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Yozgat ve Kayseri'de köy köy dolaşarak düğünlerde saz çalıp türkü söyledi. Okula düzenli devam edemeyen Ertaş, okuma yazmayı ağabeyi Necati Ertaş'tan öğrendi. Ancak eğitim hayatındaki sınırlılığa rağmen müzik alanındaki öğrenimi, doğrudan geleneğin usta-çırak ilişkisi içinde sürdü. Ertaş'ın sanat anlayışının şekillenmesinde babasının özel bir yeri oldu. Muharrem Ertaş, Orta Anadolu Türkmen-Abdal müziğinin ve özellikle bozlak geleneğinin önemli ustalarından biriydi. Neşet Ertaş da babasının sazından ve söyleyişinden öğrendiklerini zamanla kendi yorumuyla geliştirdi. Sanatçı, babasıyla ilişkisini anlatırken "Aynı ruhun insanlarıyız" ifadesini kullanmıştı. Bozlakla Anadolu insanının sesini duyurdu Neşet Ertaş'ın sanatının merkezinde bozlak önemli bir yer tuttu. Orta Anadolu'da özellikle Abdallar arasında gelişen bozlak, geniş ses aralığı, güçlü söyleyiş ve doğrudan duygusal anlatımıyla öne çıkan bir uzun hava geleneği olarak Ertaş'ın yorumunda kendine özgü bir karakter kazandı. Ertaş, bozlakları "feryat" olarak nitelendiriyordu. Onun yorumunda bozlak, yalnızca bir müzik türü değil, Anadolu insanının sevincini, özlemini, ayrılığını, yoksulluğunu, aşkını ve gurbetini dile getiren bir anlatım biçimine dönüştü. Sanatçının eserlerinde aşk ve ayrılığın yanı sıra insanın dünyadaki yalnızlığı, kader, gurbet, ölüm ve yaşamın güçlükleri de geniş yer buldu. Şiirlerinde çoğunlukla "Garip" mahlasını kullanan Ertaş, bu nedenle zaman içinde "Garip" adıyla da özdeşleşti. İstanbul'da ilk plağını çıkardı Ertaş, genç yaşında profesyonel müzik hayatının ilk önemli adımını İstanbul'da attı. 1957'nin sonunda henüz 19 yaşındayken İstanbul'a giden sanatçı, babası Muharrem Ertaş'a ait "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" adlı türküyle ilk plağını çıkardı. Babasının sözlerini yazdığı eser, Şen Çalar Plak tarafından yayımlandı. Plağın ilgi görmesiyle Ertaş kısa sürede daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Ardından yeni plak ve kaset çalışmaları ile konserler geldi. İstanbul'da yaklaşık iki yıl çalışan Ertaş, daha sonra Ankara'ya yerleşti. Burada sahne çalışmalarının yanı sıra Ankara Radyosu'nda da bir süre programlara katıldı. Böylece köy düğünlerinde, mahalli ortamlarda ve gazinolarda yaşattığı müzik geleneğini radyo aracılığıyla daha geniş bir kitleye ulaştırdı. Kendi hayatından izleri türkülere taşıdı Ertaş'ın eserlerinin önemli bir bölümünde hayatından ve çevresinden izler bulunuyordu. Sanatçı, gördüğü insanları, yaşadığı olayları ve Anadolu'daki gündelik hayatı türkülerin konusu haline getirdi. Kendi anlatımına göre ilk bestelerinden biri de katıldığı bir düğünde gördüğü hasta bir genç ve onun başındaki annesinden etkilenmesiyle ortaya çıktı. "Anam ağlar başucumda, oturur" sözleriyle başlayan eseri, yaşadığı olayın sanatçının üretim biçimindeki karşılığını gösteren örneklerden biri oldu. Yaklaşık 400 plak ile çok sayıda kaset ve "long play" çalışmasına imza atttı. "Zahidem", "Gönül Dağı", "Yalan Dünya", "Mühür Gözlüm", "Ah Yalan Dünya", "Gönül Yarası", "Zülüf Dökülmüş Yüze", "Niye Çattın Kaşlarını", "Neredesin Sen", "Kendim Ettim Kendim Buldum" ve "Hata Benim" gibi eserler, Ertaş'ın geniş repertuvarı içinde zamanla kuşaklar boyunca bilinen türküler haline geldi. Bu eserlerde dikkati çeken unsurlardan biri, halkın gündelik konuşma dilinin şiirsel bir anlatımla buluşmasıydı. Ertaş, karmaşık ve uzak bir sanat dili yerine doğrudan, yalın ve samimi bir söyleyiş kullandı. Bu özellik türkülerinin farklı toplumsal kesimler tarafından benimsenmesinde etkili oldu. Özel hayatında da zorlu dönemler yaşadı Usta sanatçı, askerlik hizmetinin ardından Ankara'da çalıştığı gazinoda Leyla isimli genç kadınla tanıştı ve onunla evlendi. Bu evliliğe babası Muharrem Ertaş'ın karşı çıkması nedeniyle baba-oğul arasında bir dönem kırgınlık yaşandı. Ertaş'ın bu evlilikten üç çocuğu oldu. Ancak sanatçının yaşamındaki en önemli kırılmalardan biri, müzik kariyerinin zirvesine ulaştığı dönemde yaşadığı sağlık sorunları oldu. Parmaklarındaki rahatsızlık nedeniyle 1970'lerin sonunda Almanya'ya giden Ertaş, burada tedavi gördü. Uzun yıllar Almanya'da yaşayan sanatçı, bu dönemde özellikle Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşları arasında eserleriyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Almanya yılları Ertaş'ın sanat hayatında zorunlu bir ara dönemi olmakla birlikte, eserlerinin gurbetçiler arasında daha güçlü biçimde yayılmasına da zemin hazırladı. Türkiye'den uzakta yaşayan insanların memleket, aile, ayrılık ve gurbet duygularına seslenen türküleri, bu dönemde farklı bir anlam kazandı. Sanatçı, Almanya yıllarının ardından 2000'de İstanbul'da verdiği konserle Türkiye'deki sahne çalışmalarına yeniden başladı. Böylece uzun bir aradan sonra dinleyicileriyle yeniden buluştu. "Devlet sanatçısı" ünvanını kabul etmedi Neşet Ertaş'ın sanat hayatındaki en çok hatırlanan kararlardan biri de kendisine önerilen "Devlet Sanatçısı" ünvanını kabul etmemesi oldu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde kendisine sunulan ünvanı kabul etmeyen Ertaş, gerekçesini herkesin bu ülkenin sanatçısı olduğu düşüncesiyle açıkladı. Sanatçı, söz konusu ünvanın kendisi açısından bir ayrım oluşturduğu görüşünü dile getirdi. Ertaş'ın sanatındaki en önemli unsurlardan biri, Abdallık geleneğinin bilgi ve becerilerini yalnızca eserlerinde değil, icra biçiminde de yaşatmasıydı. UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras programı kapsamında Türkiye'de oluşturulan "Yaşayan İnsan Hazineleri" sisteminde Ertaş, Abdallık Geleneği-Halk Ozanlığı alanında 2009 yılında seçilen isimler arasında yer aldı. UNESCO Türkiye Milli Komisyonunun envanterinde ise Neşet Ertaş, "Mahalli Sanatçı, Ozan" olarak kayıtlı bulunuyor. "Yaşayan İnsan Hazinesi" kavramı, somut olmayan kültürel mirasın belirli unsurlarını icra etmek ve gelecek kuşaklara aktarmak için gerekli bilgi ve beceriye sahip kişilerin tanınmasını ifade ediyor. Ertaş'ın bu kapsamda seçilmesi, sanatının yalnızca bireysel bir müzik kariyeri olarak değil, bir kültürel miras taşıyıcılığı olarak da kabul edildiğini gösterdi. İTÜ'den fahri doktora Usta sanatçının müziğe katkısı akademik çevrelerde de karşılık buldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), 17 Şubat 2011 tarihli Senato toplantısında Neşet Ertaş'a fahri doktora ünvanı verilmesini kararlaştırdı. Ertaş'ın bağlamadaki kendine özgü tavrı ve eserleri, sonraki yıllarda konservatuvarlarda da eğitim konusu olarak ele alındı. Böylece düğünlerde ve mahalli müzik ortamlarında usta-çırak ilişkisi içinde öğrendiği gelenek, akademik müzik eğitiminin de bir parçası haline geldi. Neşet Ertaş'ın sanatındaki sadelik, özel hayatına ve sahnedeki duruşuna da yansıdı. Göz önünde olmayı fazla tercih etmeyen sanatçı, müzik dışındaki yaşamında da mütevazı bir hayat sürdürdü. Yaşamının son yıllarında da bağlamasından ve türkülerinden uzaklaşmadı. Anadolu insanının duygularını anlatmaya devam etti. Onun için türkü, yalnızca söylenen bir ezgi değil, insanın kendisini ifade etme biçimiydi. 25 Eylül 2012'de hayatını kaybetti Prostat kanseri tedavisi gören Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012'de İzmir'de 74 yaşında hayatını kaybetti. Kırşehir'de düzenlenen cenaze töreninin ardından babası Muharrem Ertaş'ın mezarının yanına defnedildi. Aradan geçen yıllara rağmen Neşet Ertaş'ın eserleri yeni kuşaklar tarafından söylenmeye, farklı sanatçılar tarafından yeniden yorumlanmaya devam etti. Hayatı ve eserleri, Prof. Dr. Erol Parlak tarafından iki cilt halinde kitaplaştırıldı. Kırşehir'de babası Muharrem Ertaş'la birlikte anıtı bulunan sanatçının adı, kültür merkezlerinde ve çeşitli sanat kurumlarında yaşatılıyor. AA //// A. Hümeyra Akgün

Tarihi Kentler Birliği (TKB)'nin 2'nci Meclis Toplantısı Kayseri'de başladı Haber

Tarihi Kentler Birliği (TKB)'nin 2'nci Meclis Toplantısı Kayseri'de başladı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Tarihi Kentler Birliği (TKB) 2026 Yılı II. Olağan Birlik Meclis Toplantısı, Türkiye’nin farklı kentlerinden belediye başkanları ve meclis üyelerinin katılımıyla Kayseri’de başladı. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı ve TKB Encümen Üyesi Dr. Memduh Büyükkılıç’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve TKB Başkanı Mansur Yavaş ile Türkiye’nin farklı şehirlerinden belediye başkanları ve meclis üyeleri katılıyor. İki gün sürecek programın ilk gününde katılımcılar Anadolu Tarihi’nin Önsözü, TÜRKSOY 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kayseri’de bir araya gelirken, program kapsamında tanıtım faaliyetleri ve saha gezileri gerçekleştirilecek. Bir hotelde gerçekleştirilen programın açılışında, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Tarihi Kentler Birliği tarafından hazırlanan tanıtım filmleri ile Zenginlikler Şehri Kayseri film gösterimi yapıldı. Film gösterimlerinin ardından açılış konuşmalarına geçilen programda Tarihi Kentler Birliği üyelerine hitap eden Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı ve TKB Encümen Üyesi Dr. Memduh Büyükkılıç, “Kayseri’de hoş karşılanacaksınız ve iyi ağırlanacaksınız diye bir cümle vardı videonun sonunda. İnşallah, öyle olur. Değerli başkanlarımız burada bulundukları süre içerisinde Kayseri’mizi tanıyıp, Kayseri’mizle ilgili yapılan çalışmaları yerinde inceleyip daha sonra hep beraber muhabbet ortamında şehirlerine döndüklerinde enerji dolu bir şekilde şehirlerine hizmet etmeye devam ederler” dedi. Başkan Büyükkılıç, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek, “Burada değişik illerimizden, değişik yörelerimizden dostlarımızı görüyoruz. Adı meclis üyesi olabilir, adı belediye başkanı olabilir ama yaratılmışların en şereflisi insana hizmet etmek için çırpınan bir güzel heyet, güzel ekip var burada. Ben hep böyle görüyorum. Herkes kendi şehrine layık olmaya, onun daha iyi tanınmasını daha iyi hizmetlerle buluşmasını sağlamaya gayret gösterir. Elbette ufku, gayreti ve imkânı ne ise onları hayata geçirmeye gayret eder” diye konuştu. “İnsan Odaklı Hizmet Etmek Hepsinden Önemli” Konuşmasında ortak akıl vurgusu yapan Büyükkılıç, “Ekip önemli, ortak akıl çok daha önemli. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesiyle insana değer vermek, insan odaklı hizmet etmek hepsinden önemli olsa gerek. O açıdan yerel yönetimler hep bunu amaçlamıştır. Elbette yol yaparız, kaldırım yaparız, asfalt yaparız, park bahçelerimizde düzenleme yaparız, hizmetin çeşitliliği çoktur. Ama bütün bunların yanında hem geçmişimize hem mevcut durumumuza hem de geleceğe karşı şehirlerin hizmetkârları olarak sorumluluklarımız vardır. Bu sorumlulukları asla göz ardı edemeyiz. Elbette daha iyisini daha güzelini, insanların hem gereksinimini karşılayacak hem onları memnun edecek anlayış içerisinde hizmet yapmayı sürdürürüz” ifadelerini kullandı. Başkan Büyükkılıç, tarihi sorumluluk bilincinin 2000’li yıllarda gündeme geldiğine değinerek, şunları kaydetti: “Elbette daha önce şehrimizle ilgili çalışmalar yapıyorduk. Her şeyden önce Metin Sözen Hocamı rahmetle anıyorum, minnetle anıyorum. Bir ekol ve okul anlayışı içerisinde her birimizi yetiştirmeye, her bölgemizin özelliklerine uygun projeleri hayata geçirmeye ve tarihi dokuyla ilgili mevcudu hem koruma hem de geleceğe taşıma adına hepimize bir şeyler öğretmeye gayret ediyordu. Öyle bir insanın yerinin doldurulamayacağını hep beraber gözlemliyoruz.” Büyükkılıç, merhum Prof. Dr. Metin Sözen’in yol gösterici nasihat ve mesajlarından da söz ederek, Tarihi Kentler Birliği’nin geçmişten bugüne gösterdiği gelişimi anlattı. Büyükşehir Belediye Başkanı ve TKB Encümen Üyesi Dr. Memduh Büyükkılıç, “Özel proje ve özel gayretlerle çok işlerin yapılacağını ve örnek projelerin hayata geçirileceğinin en güzel örneklerinden birini sergileyen Beypazarı Belediye Başkanlığı döneminden Ankara Büyükşehir’de hizmetini sürdüren çok değerli Tarihi Kentler Birliğimizin Başkanı Mansur Başkanımızda olduğu gibi. Hizmetin küçüğü, büyüğü olmaz. Tarihi dokuyu önemsemeliyiz, mevcut koşullarla uyarlamalıyız ve geleceğe taşımalıyız” Şeklinde konuştu. “Tarihi Dokuyu Bilinçli Bir Şekilde Geleceğe Taşımamız Lazım” Başkan Büyükkılıç, tarihi dokuyu önemserken teknolojiden de yararlanılması gerektiğinin önemine işaret ederek, tarihi yapıları gün yüzüne çıkarmanın yanı sıra bu tarihi eserlere fonksiyon kazandırmanın hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Büyükkılıç, “Herkes bu bilinç ve anlayış içerisinde projelere sahip çıkmaya başladı. Bakanlıklarımızla iş birlikleri yapıldı derken iyi bir noktaya geldik. Yeter mi yetmez. Bir ihtisas kuruluşu Tarihi Kentler Birliği. Bir ekol, bir okul, bir eğitim yuvası. Tarihi dokuyu bilinçli bir şekilde geleceğe taşımamız lazım. Biz de bu anlayış içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu. “Ticaret İliklerimize İşlemiş” Kadim Kent Kayseri’nin tarihi ve kültürel zenginliklerine de ayrı bir parantez açan Büyükkılıç, “Ticaret iliklerimize işlemiş. Şuanda da Ahilik Haftası. Şehrimizde müzesi de bulunan Ahi Evran merhumu rahmetle anmış ve haftasını yâd etmiş olacağız” dedi. Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin 5 üniversitesi, 75 bin üniversite öğrencisi, 325 bin ortaöğrenim öğrencisi olan dinamik bir nüfusa sahip olan güzel bir şehir olduğunu dile getirerek, Kayseri’yi daha iyi noktaya taşımak için gece gündüz çalıştıklarını ifade etti. Erciyes Kayak Merkezi’nin ülkenin kış turizmi açısından önemine de değinen Büyükkılıç, Erciyes’in 2025-2026 kış sezonunda 3 milyon 300 bin ziyaretçi ağırladığını hatırlattı. Başkan Büyükkılıç, dünyaca ünlü Kapuzbaşı Şelaleleri’nin tanıtımı için bölgede yapılan yatırımlardan da söz ederek, Kapadokya-Erciyes turizm destinasyonu oluşturduklarını belirtti. Büyükkılıç, kadim kentin Cumhuriyet Meydanı ve çevresi başta olmak üzere sahip olduğu tarihi ve kültürel mirasları tek tek anlatarak, Yamula Barajı kıyılarında gün yüzüne çıkarılan 7,5 milyon yıllık fosillerden ve 1 milyon 260 bin metrekarelik alana sahip Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’nden de söz etti. Başkan Büyükkılıç, konuşmasının sonunda Tarihi Kentler Birliği üyelerini Kayseri’de görmekten dolayı keyif alıp, onur duyduğunu paylaşarak, teşriflerinden dolayı tüm katılımcılara teşekkür etti. “Kayseri’yi O Kadar Güzel Anlattınız ki Hepimiz Gelip Yerleşsek Yeri Var” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur ve TKB Başkanı Mansur Yavaş ise misafirperverliklerinden dolayı Başkan Büyükkılıç’a teşekkür ederek, “Sayın Başkanım, öncelikle size çok teşekkür ediyorum. Gerçekten güzel ağırlanacağımızdan emin olduk. Biraz önce Kayseri’yi o kadar güzel anlattınız ki hepimiz gelip yerleşsek yeri var” dedi. Büyükkılıç’ın belediye başkanlığı tecrübesini hatırlatan Yavaş, “Bir belediye başkanı eğer başarılı olmak istiyorsa kendi ilçesinde, beldesinde veya kentinde ne kadar değeri var bunların hepsini öne çıkarıp, bütün dünyaya tanıtmak için çalışması lazım. Çalıştığı zaman hem kendi ilini, beldesini bütün dünyaya tanıttığı gibi aynı zamanda beldesine büyük bir zenginlik olacağını mutlaka görmüş olacak. Daha da önemlisi bize geçmişten miras kalan bu eserlerin hepsine sahip çıkmak suretiyle bizden sonra gelenlere de bir emanet olarak devretmiş olacağız” şeklinde konuştu. Başkan Yavaş, Kayseri’nin gastronomisi ile övüldüğünü belirterek, kentin zengin mutfağını yakından tanıyacaklarını söyledi. Yavaş, Tarihi Kentler Birliği 2026 Yılı II. Olağan Birlik Meclis Toplantısı vesilesiyle Anadolu’nun en köklü şehirlerinden biri olan Kayseri’de olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bizleri bu güzel şehirde ağırlayan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. Memduh Büyükkılıç’a ve toplantımızın hazırlanmasında emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi. Kayseri’nin tarihi ve kültürel mirasına ayrı bir parantez açan Yavaş, büyük deha Mimar Sinan’ı anarak, Sinan’ı örnek alan yol haritası oluşturmaları gerektiğini kaydederek, merhum Prof. Dr. Metin Sözen’i de rahmet andı. “Kayseri Denilince Herkes Gelmiş, Boşuna Gelmemiş” Tarihi Kentler Birliği yapısı ve çalışmalarına dair de bilgiler veren Başkan Yavaş, 493 belediyenin aynı çatı altında buluştuğunu ifade ederek, birlik olarak istişare kültürü içerisinde projeler gerçekleştireceklerini söyledi. Yavaş, somut ve soyut kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yaparak, 19 Eylül Cumartesi günü devam edecek toplantının gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Başkan Yavaş, Tarihi Kentler Birliği 2026 Yılı II. Olağan Birlik Meclis Toplantısı açılış programının ardından Kayseri’nin kültürel zenginliklerini yakından tanımaya yönelik gezi düzenleneceğini hatırlatarak, “Katılım çok güzel. Sayın Başkanım, Kayseri denilince herkes gelmiş, boşuna gelmemiş. Katılımlarınızdan dolayı çok teşekkür ediyorum” dedi. Açılış konuşmalarının ardından program, Kayseri’nin tarihî ve kültürel değerlerinin tanıtılmasına yönelik çalışmalarla devam etti. Tarihi Kentler Birliği’nden Kayseri Kültür Yolu Gezisi Program kapsamında TKB heyeti, Kayseri’nin tarihî ve kültürel dokusunu yakından tanımak amacıyla Kayseri Kültür Yolu Gezisi gerçekleştirdi. Kayseri’nin sahip olduğu zengin tarihî mirasın yanı sıra kültürel, turistik ve gastronomi değerlerinin de tanıtıldığı programda, kentin farklı dönemlere ait kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik çalışmalar yerinde görüldü. Geziye, Selçuklu Uygarlığı ve Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi’nden bağlayan Tarihi Kentler Birliği heyetine, İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun tarafından müzeye daire bilgiler verildi. Büyükşehir Belediyesi de toplantı vesilesiyle Kayseri’de yürüttüğü kültürel miras ve şehircilik çalışmalarını katılımcılara aktarıyor. Kayseri’nin Tarihi ve Kültürel Değerleri Tanıtılacak Tarihi Kentler Birliği’nin Kayseri buluşmasında, birliğin çalışmaları ve gündemindeki konuların yanı sıra kentlerin kültürel miras, turizm ve tanıtım potansiyellerine ilişkin değerlendirmeler de gerçekleştirilecek. 19 Eylül Cumartesi günü devam edecek programda ise TKB 2026 Yılı II. Olağan Birlik Meclis Toplantısı gerçekleştirilecek. Program kapsamında ayrıca Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları ile kentin kültürel mirasına ilişkin sunumlar yapılacak ve Kayseri’nin önemli tarihî ve turistik noktalarına yönelik saha gezileri gerçekleştirilecek. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen TKB 2026 Yılı II. Olağan Birlik Meclis Toplantısı ile Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen belediye başkanları ve meclis üyeleri, tarihî kentlerin korunması ve yaşatılması konusunda bilgi ve deneyim paylaşımında bulunacak.

Başkan Erkan Aydın, Ersin Tatar'ı ağırladı Haber

Başkan Erkan Aydın, Ersin Tatar'ı ağırladı

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ı makamında konuk etti. Görüşmede Türkiye ile KKTC arasındaki ortak tarih, kültür ve dayanışma vurgulandı. BURSA (İGFA) - Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ı makamında ağırladı. Osmangazi Belediye binasında gerçekleşen ziyarette Başkan Erkan Aydın ve Ersin Tatar'a belediye başkan yardımcıları eşlik etti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki tarihi bağlar, ortak kültürel miras ve iki ülke arasındaki dayanışma ele alındı. Ziyarette konuşan KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Bursa ve Osmangazi'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasındaki ortak değerlerin önemine vurgu yaptı. Aynı tarih, gönül bağları, kültür ve maneviyatın Türkiye ve KKTC’yi daha da güçlendirdiğine değinen ve temel değerlerin bulunduğunun altını çizen KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Bursa'mızda, Osmangazi'mizde bulunmaktan dolayı teşekkür ediyorum. Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi'nin açılışının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sayın Başkanımıza, başkan yardımcılarına, belediye meclis üyelerine, hepsine bir kez daha teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum." diye konuştu. “KKTC Bu Coğrafyanın En Kilit Noktası” Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ise Ersin Tatar'ın Bursa ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, nazik ziyaretleri ve açılış programına katılımı dolayısıyla teşekkür etti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Türkiye açısından stratejik önemine dikkat çeken Başkan Erkan Aydın, şöyle konuştu: “Sizin mütevazılığınız, sıcakkanlılığınız bizleri çok memnun etti. Burada hem açılışımızda bulundunuz, şeref verdiniz; hem de çok önemli bilgileri kayıtlara geçirdiniz. Gelecek nesiller açısından bu ülkenin, Kıbrıs’ın ayrılmaz birer parçası olduğunu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmadığında aslında Anadolu’nun, Türkiye’nin çok büyük bir tehdit altında kaldığını son 20 yılda başta Irak’ta, sonra Suriye’de, bugün Gazze’de, Libya’da gördük. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bu coğrafyanın da en kilit noktası. Biz ayrılmaz bir parçayız, öyle hissediyoruz, sizler de böyle hissediyorsunuz. Bunun da Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümüne denk gelmesi bizim açımızdan son derece önemliydi. Geldiğiniz için bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.” Ziyaretin sonunda Başkan Erkan Aydın, günün anısına KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a hediye takdiminde bulundu.

Syedra Antik Kenti'ndeki 1.500 yıllık zeytinyağı işliği yeniden ayağa kaldırıldı Haber

Syedra Antik Kenti'ndeki 1.500 yıllık zeytinyağı işliği yeniden ayağa kaldırıldı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Syedra Antik Kenti'nde yürütülen çalışmalarla MS 5-6. yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliğinin restorasyonunun tamamlandığını duyurdu. ANKARA (İGFA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Syedra Antik Kenti'nde yürütülen restorasyon çalışmalarında önemli bir aşamanın tamamlandığını açıkladı. Bakan Ersoy, MS 5-6. yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliğinin restorasyonunun tamamlanarak yeniden ayağa kaldırıldığını belirtti. Paylaşımında, ezme taşları, pres sistemi ve sıvı ayrıştırma bölmeleriyle Antik Çağ'ın zeytinyağı üretim teknolojisini bütüncül şekilde yansıtan yapının, Anadolu'nun binlerce yıllık üretim kültürüne ışık tuttuğunu vurgulayan Ersoy, bu önemli mirasın yeniden görünür hale getirildiğini ifade etti. Restorasyon çalışmasına katkı sunan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü çalışanlarına, kazı ekibine, bilim insanlarına ve emeği geçen herkese teşekkür eden Ersoy, "Anadolu'nun kültürel mirasını korumaya, bilimsel veriler ışığında geleceğe taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Syedra Antik Kenti'ndeki restorasyon, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında yürütülen kültürel miras koruma çalışmalarının önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Erzurum'un Paça Çorbası tescillendi Haber

Erzurum'un Paça Çorbası tescillendi

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, kentin mutfağına damga vuran kültür ögelerini akredite etmeye devam ediyor. Şehrin en önemli markalarından biri olan Erzurum Paça Çorbası, Büyükşehir Belediyesi’nin girişimleriyle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillendi. ERZURUM (İGFA) - Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, tanıtım toplantısında yaptığı değerlendirmede, “Erzurum’un asırlardır kaynayan kültür kazanına, sofralarımızın bereketine, kadim mutfak mirasımıza ve Anadolu irfanına sahip çıkmanın gururunu yaşıyoruz” dedi. “Erzurum Paça Çorbası, yalnızca bir yemek değildir. O; bu şehrin hafızasıdır. Bu şehrin sabahıdır, emeğidir, misafirperverliğidir. Dadaş diyarının sert ikliminde gönülleri ısıtan bir kültür mirasıdır” diyen Başkan Sekmen, şunları kaydetti: “Çorbamızın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenmesi, köklü kültürün resmî anlamda koruma altına alınması bakımından son derece kıymetlidir. Bizler inanıyoruz ki şehirler sadece beton yapılarla büyümez. Şehirler; kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür. Eğer bir şehrin mutfağı yaşıyorsa, o şehir geçmişiyle bağını koparmamış demektir. Erzurum; yalnızca tarihiyle değil, mutfak kültürüyle de Anadolu’nun en güçlü şehirlerinden biridir. Cağ kebabından kadayıf dolmasına, civil peynirinden ayran aşına kadar her lezzetimiz; bu toprağın karakterini, iklimini ve insanının ruhunu taşımaktadır. Şimdi bu büyük kültür hazinesine Erzurum Paça Çorbası da coğrafi işaret güvencesiyle daha güçlü bir şekilde eklenmiştir.” “TESCİL KONUSU KÜLTÜREL BAĞIMSIZLIK MESELESİDİR” Başkan Mehmet Sekmen, “Şunu özellikle ifade etmek isterim ki; coğrafi işaret meselesi yalnızca ekonomik bir konu değildir. Bu mesele aynı zamanda kültürel bağımsızlık meselesidir. Çünkü kültürüne sahip çıkan milletler ayakta kalır. Geçmişini koruyan şehirler geleceğe daha güçlü yürür” diye konuştu. Sekmen, şöyle devam etti: “Bugün dünya artık şehirlerin yalnızca sanayi gücünü değil, kültürel kimliğini de konuşuyor. Gastronomi turizmi, kültürel miras ve yerel değerler şehirlerin marka değerini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bizler de Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin sahip olduğu bu büyük mirası korumak, kayıt altına almak ve uluslararası düzeyde tanıtmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Erzurum’un her sokağında tarih vardır. Her taşında medeniyet izi vardır. Her sofrasında ise paylaşmanın ve gönül zenginliğinin bereketi vardır. Dadaş kültürü; yalnızca yiğitlikle değil, aynı zamanda ikramla, cömertlikle ve misafire verilen değerle de anılmıştır. İşte Erzurum mutfağı bu ruhun sofralara yansıyan halidir. Bugün tescillenen Erzurum Paça Çorbası da bu köklü geleneğin önemli bir parçasıdır. Bundan sonra bu lezzet, hem korunacak hem de şehrimizin gastronomi kimliğinin önemli bir değeri olarak tanıtılacaktır. Biz istiyoruz ki Erzurum yalnızca kış turizmiyle değil; kültürüyle, mutfağıyla, tarihiyle, sanatıyla ve medeniyet birikimiyle de dünyada daha güçlü şekilde anılsın. Çünkü Erzurum buna layıktır. Bu şehir sadece geçmişte destan yazan bir şehir değildir; geleceğe yön verecek büyük bir kültür merkezidir. Bugün burada elde edilen bu tescilde büyük emekler vardır. Yıllardır bu lezzeti yaşatan ustalarımızın emeği vardır. Geleneksel tarifleri nesilden nesile aktaran annelerimizin emeği vardır. Erzurum mutfağını yaşatan esnafımızın, işletmelerimizin ve bu kültüre sahip çıkan tüm hemşehrilerimizin alın teri vardır. Bizler biliyoruz ki bir milletin gerçek zenginliği yalnızca maddi imkânları değildir. Asıl zenginlik; sahip olduğu kültürdür, gelenektir, medeniyet birikimidir. Eğer bu değerleri koruyabilirsek geleceğe çok daha güçlü yürürüz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla birlikte artık şehirlerimizin kültürel değerlerini daha güçlü şekilde koruyan, tanıtan ve markalaştıran bir anlayış gelişmektedir. Erzurum da bu büyük yürüyüşün öncü şehirlerinden biri olmaya devam edecektir. Bugün tescillenen bu değer; yalnızca Erzurum’un değil, aynı zamanda Anadolu kültürünün ortak hafızasının da önemli bir parçasıdır. Bundan sonra da şehrimizin tüm kültürel değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.” Konuşmaların ardından tescil belgesi ile günün anısına fotoğraf çekimi yapıldı.

Belgesel Film Festivali başladı Haber

Belgesel Film Festivali başladı

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen 2. Urfa Belgesel Film Festivali başladı. Kültürel miras, ekoloji ve gastronomi temalarında 22 belgeselin gösterileceği festivalde, beş gün boyunca film gösterimleri, yönetmen söyleşileri, paneller ve kültürel gezi programları sanatseverlerle buluşacak. ŞANLIURFA (İGFA) - Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ve Harran Üniversitesi’nin akademik katkılarıyla gerçekleştirilen 2. Urfa Belgesel Film Festivali, açılış programıyla başladı. Sanat, akademi ve sinema dünyasını bir araya getiren festival, kültürel mirasın korunması, belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür Merkezi’nde (Reji Kilisesi) düzenlenen açılış programına Harran Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet İlyas, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Bilişim A. Ş. (UKB9 Genel Müdürü Mehmet Tütüncü, akademisyenler, sanatçılar, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Festivalin açılışında konuşan Festival Başkanı Prof. Dr. Sedat Benek ile Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) Yönetim Kurulu Başkanı Bahriye Kabadayı Dal, belgesel sinemanın toplumsal hafızanın korunmasındaki önemine dikkat çekti. Program kapsamında sahne alan Vox Humanis Çok Sesli Koro Topluluğu, seslendirdiği eserlerle katılımcılara müzik ziyafeti sundu. Ardından festivalin açılış filmi olan “Bilgiye Yolculuk: Endülüs” belgeselinin gösterimi gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Prof. Dr. Sedat Benek’in üstlendiği yapım, Endülüs medeniyetinin bilim, kültür ve düşünce tarihine yaptığı katkıları ele aldı. Festival hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sedat Benek, bu yıl kültürel miras, ekoloji ve gastronomi olmak üzere üç ana kategoride seçilen 22 belgeselin gösterileceğini belirterek, film gösterimlerinin ardından yönetmenlerle söyleşiler düzenleneceğini söyledi. Benek, ayrıca festival kapsamında altı farklı etkinlik ile arkeolojik alanlar ve tarihi mekânlara yönelik geziler gerçekleştirileceğini ifade etti. FESTİVAL BAŞKANI BENEK’TEN BAŞKAN GÜLPINAR’A TEŞEKKÜR Benek, festivalin hayata geçirilmesine katkı sunan kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek, özellikle festivalin ana sponsorluğunu üstlenen Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın desteklerinin organizasyonun gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. 18-22 Haziran tarihleri arasında devam edecek festivalde film gösterimlerinin yanı sıra paneller, kültürel miras söyleşileri ve saha gezileri de yer alacak. Etkinliklerde Şanlıurfa’nın tarihi, kültürel ve gastronomik değerleri akademik bakış açısıyla ele alınacak. Festivalin, kentin kültürel ve sanatsal yaşamına önemli katkılar sunması hedefleniyor.

Türkiye'nin Peynir Kültürü sergisi Bursa'da açıldı Haber

Türkiye'nin Peynir Kültürü sergisi Bursa'da açıldı

“Türkiye’nin Peynir Kültürü” Sergisi, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Olgunlaşma Enstitülerinin katkılarıyla, Bursa Olgunlaşma Enstitüsü koordinatörlüğünde hazırlandı. BURSA (İGFA) - Anadolu’nun zengin peynir kültürünü tarihsel, coğrafi, üretimsel ve kültürel boyutlarıyla ele alan çalışma, kapsamlı bir kültürel miras projesi niteliği taşıyor. Proje kapsamında Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinde gerçekleştirilen saha araştırmaları sonucunda yüzlerce peynir çeşidi kayıt altına alınırken, geleneksel üretim teknikleri, coğrafi işaret bilgileri ve sözlü kültür hafızasına ilişkin veriler titizlikle belgelendi. Bu kapsamda, Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in katılımıyla Bursa Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde “Türkiye’nin Peynir Kültürü” Sergisi’nin açılışı gerçekleştirildi. Programa Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Dr. Emre Topoğlu ile çok sayıda protokol üyesi katılım sağladı. Sergi kapsamında ziyaretçilere; Maarif temelli pano ve kara tahta alanı, Türkiye’nin peynir çeşitliliğini yansıtan Maya Alanı, Türkiye’nin Peynir Kültürü Kataloğu, Dijital Türkiye Peynir Haritası, saha araştırmalarından oluşan fotoğraf sergisi, belgesel gösterimi, tadım alanları ve uygulamalı atölye çalışmaları sunuldu. Söz konusu içerikler aracılığıyla peynirin yalnızca bir gıda ürünü olmadığı; köy yaşamı, yaylacılık kültürü, aile geleneği, üretim emeği ve toplumsal hafıza ile bütünleşen önemli bir kültürel miras unsuru olduğu vurgulandı. Sergi alanlarında Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesine özgü peynir çeşitleri tanıtıldı, geleneksel üretim süreçlerine ilişkin bilgiler paylaşıldı ve kültürel mirasın korunmasına yönelik farkındalık oluşturuldu. Ziyaretçilere, peynirin yalnızca bir besin ürünü değil; üretim bilgisini, yerel kimliği ve toplumsal hafızayı taşıyan önemli bir kültürel değer olduğunu yakından deneyimleme imkânı sunuldu. “Köklerden Geleceğe” anlayışıyla hazırlanan çalışma; geçmişten günümüze aktarılan üretim bilgisinin, yöresel lezzetlerin ve kültürel değerlerin görünür kılınarak gelecek nesillere aktarılmasını amaçlıyor. Türkiye’nin zengin gastronomi mirasının önemli unsurlarından biri olan peynir kültürünün tanıtılması, korunması ve yaşatılmasına katkı sağlamayı hedefleyen sergi, ziyaretçilerini Anadolu’nun lezzet ve kültür yolculuğuna davet ediyor. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda hazırlanan “Türkiye’nin Peynir Kültürü” Sergisi; Anadolu’nun kadim üretim bilgisini katalog çalışmaları, dijital uygulamalar ve eğitim temelli sergi yaklaşımıyla geleceğe taşıyan önemli bir kültürel miras çalışması olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.