Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kolesterol

bursaarena.com.tr - Kolesterol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kolesterol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalp dostu zeytinyağı... Günde ne kadar tüketilmeli? Haber

Kalp dostu zeytinyağı... Günde ne kadar tüketilmeli?

Araştırmalar, günde 7 gr zeytinyağı tüketiminin kalp, kanser ve akciğer hastalığı riskini azalttığını gösteriyor. Prof. Dr. Nevrez Koylan, polifenol zengini sızma zeytinyağının daha etkili olduğunu belirterek günlük 2 yemek kaşığı sınırını öneriyor. Amerikan Kardiyoloji Koleji Dergisi’nde yayımlanan ve yaklaşık 92 bin kişinin 28 yıl boyunca izlendiği bir çalışma, günde yaklaşık 7 gram (yarım çorba kaşığı) zeytinyağı tüketenlerde, neredeyse hiç tüketmeyenlere kıyasla kalp ve damar hastalığı riskinin yüzde 19, kanser riskinin yüzde 17, nörodejeneratif hastalık riskinin yüzde 29 ve akciğer hastalığı riskinin yüzde 18 daha düşük olduğunu ortaya koydu. Zeytinyağına düzenli beslenmede yer vermenin önemine dikkat çeken Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Farklı ve geniş katılımcı gruplarında benzer sonuçlar elde edilmesi, zeytinyağının kalp ve damar sağlığı açısından önemini destekliyor. Ancak tüketilen miktar kadar tercih edilen zeytinyağının türü de önemli” dedi. SIZMA ZEYTİNYAĞI, RAFİNE ZEYTİNYAĞINA GÖRE ÖNE ÇIKIYOR Amerikan Kalp Derneği’nin 2026’da yayımladığı beslenme rehberinin, tek tek besin ögelerinden çok uzun vadeli beslenme alışkanlıklarına odaklandığını dile getiren Koylan, “Rehberde zeytinyağı, soya ve kanola yağı gibi doymamış yağ kaynaklarıyla birlikte, doymuş yağların yerine tercih edilebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Kısa süreli diyet değişikliklerinden çok, kalıcı beslenme alışkanlıkları önem taşıyor. PREDIMED çalışmasının 2026 başında yayımlanan analizi de zeytinyağının türüne dikkat çekiyor. Kalp ve damar hastalığı riski yüksek 7 binden fazla kişinin yıllık beslenme kayıtları incelendiğinde, polifenol bakımından zengin sızma zeytinyağının rafine zeytinyağına kıyasla kalp krizi, inme, kalp yetmezliği ve atriyal fibrilasyon gibi daha geniş bir hastalık grubuna karşı daha güçlü koruma sağladığı görülüyor” dedi. ZEYTİNYAĞI KALBİ BİRDEN FAZLA YOLDAN DESTEKLİYOR Zeytinyağının kalp ve damar sağlığını farklı yollarla desteklediğini anlatan Koylan, “Kalp sağlığı söz konusu olduğunda yalnızca kolesterolü düşünmemek gerekiyor. Zeytinyağı, oksijenle temas ettiğinde yapısı kolay bozulmayan bir yağ. İltihaplanmayı ve damar sertliği oluşumunu azaltmaya yardımcı oluyor, bağırsaklardaki mikroorganizmaların sağlıklı dengesini ve damarların iç yüzeyinin işlevini destekliyor. Kolesterol ve trigliserit düzeylerini olumlu yönde etkilerken vücudun insülini daha iyi kullanmasına yardımcı olarak kan şekeri kontrolünü kolaylaştırıyor. Tansiyonu düşürücü etkisi de bulunuyor” dedi. GÜNDE NE KADAR TÜKETİLMELİ? Zeytinyağının faydası çok olsa da ölçülü tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Koylan, “Zeytinyağı sağlıklı bir tercih olsa da her gramı 9 kalori içeriyor. Aşırı tüketimi kilo artışına ve trigliserit düzeylerinin yükselmesine yol açabilir. Günlük zeytinyağı tüketimi için önerilen üst sınır 2 çorba kaşığı, yani yaklaşık 25–30 gram. Günlük 2.500 kalorilik bir beslenme düzeninde ise tüm yağlardan alınan enerjinin yaklaşık 350–400 kaloriyi, toplam yağ tüketiminin de 40–50 gramı aşmaması gerekiyor” dedi.

Dr. Serdar Biçeroğlu: “Kalbinizin Geleceğini Bugünden Koruyun” Haber

Dr. Serdar Biçeroğlu: “Kalbinizin Geleceğini Bugünden Koruyun”

Kalp sağlığında düzenli hareket, dengeli beslenme ve sigaradan uzak durmanın önemine dikkat çeken Özel Sağlık Hastanesi Başhekimi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Biçeroğlu, modern yaşamın getirdiği stres, hareketsizlik, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterolün kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri olduğunu söyledi. Kalp-damar hastalıkları açısından riskleri azaltmanın yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi uygulamakla sınırlı olmadığını belirten Biçeroğlu, yaşam tarzı alışkanlıklarının kalp sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını vurguladı. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının kalp sağlığının temel unsurları olduğunu ifade eden Serdar Biçeroğlu, kalbin yaşam boyunca aralıksız çalışan hayati bir organ olduğuna dikkat çekti. Kalp sağlığı bir yaşam biçimidir Kalp sağlığının korunmasına ilişkin uluslararası bilimsel yaklaşımların temelinde hareketli yaşam ve sağlıklı beslenmenin bulunduğunu belirten Biçeroğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Kardiyoloji Derneği’nin kalp sağlığının korunmasına yönelik önerilerinde düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenme önemli bir yere sahip. Bunun yanında sigaradan uzak durmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, tansiyon ve kolesterol değerlerini kontrol altında tutmak da büyük önem taşıyor. Kalp sağlığını yalnızca bir hastalık ortaya çıktığında gündeme gelen bir konu olarak görmemeliyiz. Kalp sağlığı aslında bir yaşam biçimidir.” Stres de kalbin risk haritasında Kalp-damar sağlığında yalnızca fiziksel risk faktörlerinin değil, psikososyal koşulların da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Serdar Biçeroğlu, kronik stres, yaşam koşulları ve çevresel faktörlerin de genel sağlık üzerinde etkili olabileceğini ifade etti. Modern yaşamın beraberinde getirdiği yoğun tempo ve stresin, düzensiz beslenme ve hareketsizlikle birleştiğinde sağlık açısından olumsuz bir tablo oluşturabileceğini alatan Biçeroğlu, özellikle masa başında geçirilen sürenin azaltılması ve günlük yaşamın daha hareketli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Kalp dostu beslenme mümkün Kalp sağlığında beslenmenin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Biçeroğlu, günlük beslenme düzeninde doğal ve dengeli seçeneklere ağırlık verilmesini önerdi. Serdar Biçeroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Meyve ve sebzeler, tam tahıllar, bakliyatlar, zeytinyağı ve omega-3 açısından zengin balıkların dengeli bir beslenme düzeninde yer almasını öneriyoruz. Buna karşılık aşırı tuz, şeker, doymuş yağ ve işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılması gerekiyor. Burada önemli olan tek bir gıdayı mucizevi bir çözüm olarak görmek değil, genel beslenme düzenini sağlıklı hale getirmek.” Sigara kalp-damar sağlığı için önemli bir riskDr. Serdar Sigara kullanımının kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğunu vurgulayan Biçeroğlu, kalp sağlığını korumak isteyen kişilerin sigaradan uzak durmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Serdar Biçeroğlu, düzenli egzersizin de kalp sağlığı açısından önemli bir koruyucu yaklaşım olduğunu belirterek, kişinin yaşına, sağlık durumuna ve fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programının yaşamın parçası haline getirilmesini önerdi. Teknoloji tedavide önemli avantaj sağlıyor Kardiyoloji alanında teknolojinin gelişmesiyle birlikte tanı ve tedavi seçeneklerinin de önemli ölçüde ilerlediğini ifade eden Biçeroğlu, koroner damar hastalıklarının değerlendirilmesinde görüntüleme yöntemlerinin önemli imkanlar sunduğunu söyledi. Serdar Biçeroğlu şunları söyledi: Koroner anjiyografi, kalbi besleyen damarların değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağlıyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde ince, kıvrımlı veya tamamen tıkalı damarlara yönelik girişimsel tedaviler de daha etkin şekilde uygulanabiliyor. Balon ve stent teknolojilerindeki gelişmeler, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin genişlemesine katkı sağladı.” Stent teknolojisinin gelişmesinin yanı sıra; stent uygulanan hastalarda kullanılan ilaç tedavilerinin de önemli bir yere sahip olduğunu belirten Biçeroğlu, tedavinin hastanın klinik durumuna ve damar hastalığının özelliklerine göre planlanması gerektiğini hatırlattı.

Alzheimer riski 20 yıl önceden başlıyor Haber

Alzheimer riski 20 yıl önceden başlıyor

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer riskini azaltmak için erken yaşlardan itibaren yaşam tarzına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer hastalığının görülme sıklığı artıyor. Türkiye’de yaklaşık 700 bin kişi Alzheimer ile mücadele ederken, bu sayının 2050 yılına kadar 2,5 katına çıkması bekleniyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer’ın ilk belirtiler ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğine dikkat çekti. Tuncer, yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen riskler olsa da yaşam tarzıyla ilişkili birçok faktörün kontrol altına alınabileceğini belirterek, beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem verilmesi gerektiğini söyledi. İLK BELİRTİLER HAFIZA KAYBIYLA BAŞLIYOR Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer hastalığının beyin hücrelerinin ilerleyici hasarıyla ortaya çıktığını, sadece hastayı değil ailesini ve yakın çevresini de derinden etkilediğini ifade etti. Hastalığın ilk evrelerinde genellikle yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, aynı soruların tekrar sorulması ve tanıdık kelimelerin hatırlanamaması gibi belirtilerin görüldüğünü aktaran Tuncer, ilerleyen süreçte planlama becerisinin zayıfladığını, zaman ve mekân algısının bozulduğunu ve kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelebildiğini söyledi. Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer’a zemin hazırlayan başlıca risk faktörlerini şöyle sıraladı: Düzenli egzersiz yapmamak Kontrolsüz tansiyon ve tedavi edilmeyen hipertansiyon Yüksek kolesterol Tedavi edilmeyen işitme kaybı Diyabet ve insülin direnci Obezite Sigara ve alkol kullanımı Sosyal izolasyon ve yalnızlık Yetersiz ve kalitesiz uyku Sağlıksız beslenme Depresyon Kafa travması öyküsü Hava kirliliğine maruz kalma ALZHEİMER RİSKİNİ AZALTAN 10 ÖNLEM Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer riskini azaltmada etkili olan 10 önlemi de şöyle anlattı: 1. Düzenli egzersiz Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmasının, beynin bellek merkezi olan hipokampusu desteklediği ve bilişsel gerileme riskini azaltabildiği belirtildi. 2. Sağlıklı ve dengeli beslenme Özellikle Akdeniz tipi beslenmenin beyin ve damar sağlığı için koruyucu olduğu, işlenmiş gıdalar ile aşırı şeker ve trans yağdan uzak durulması gerektiği vurgulandı. 3. Kaliteli ve yeterli uyku Her gece 7-8 saat kesintisiz uyku alınmasının önemli olduğu, uyku apnesinin de ihmal edilmemesi gerektiği ifade edildi. 4. Beyni aktif tutmak Okuma, yeni beceriler edinme, dil öğrenme ve enstrüman çalma gibi aktivitelerin bilişsel rezervi güçlendirdiği belirtildi. 5. Sosyal bağları güçlü tutmak Aile, arkadaşlar ve sosyal etkinliklerle bağların sürdürülmesinin beyin sağlığına katkı sağladığı kaydedildi. 6. Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini kontrol altında tutmak Kardiyometabolik risklerin düzenli takibinin ilerleyen yaşlarda bilişsel gerilemeyi azaltmada önemli olduğu ifade edildi. 7. Sağlıklı kiloyu korumak Fazla kilo ve obezitenin Alzheimer açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer aldığı belirtildi. 8. Sigara ve alkolden uzak durmak Sigara ve alkol kullanımından kaçınmanın beyin sağlığı açısından önemli olduğu vurgulandı. 9. İşitme kaybını ihmal etmemek İşitme kaybı fark edildiğinde gecikmeden değerlendirilmesi ve gerekiyorsa işitme cihazı kullanılması önerildi. 10. Kafa travması ve hava kirliliğinden korunmak Kafa travmalarından korunmanın ve hava kirliliğine maruziyeti azaltmanın da koruyucu önlemler arasında olduğu belirtildi.

Yüksek protein ve yüksek lifli beslenme yararlı mı? Bilmeniz gereken beş şey Haber

Yüksek protein ve yüksek lifli beslenme yararlı mı? Bilmeniz gereken beş şey

Yüksek proteinli ve yüksek lifli besinleri bir arada tüketmek, sosyal medyada son zamanlarda popülerleşen sağlık trendlerinden biri. Ve bunun olacağını muhtemelen tahmin ediyordunuz. Protein, kas sağlığını destekleme, kilo verme ve sağlıklı yaş almaya yardımcı olma vaadiyle son birkaç yıldır gündemde. Tüketiciler de buna ikna olmuş görünüyor. Son yapılan bir süpermarket anketinde, alışveriş yapanların %40'ından fazlası geçen yıl protein alımlarını artırdıklarını söyledi. Son zamanlarda, özellikle "fibermaxxing" (maksimum lif alımı) olarak adlandırılan beslenme tarzının yükselişiyle birlikte, lif de ön plana çıkmaya başladı. Lif, bağırsak sağlığı, kilo kontrolü ve uzun vadeli sağlık için çok önemli. Bir psikologdan tavsiyeler: Katı diyetler yerine bu altı alışkanlığı benimseyinYüksek proteinli ve yüksek lifli beslenme nedir? Yüksek proteinli beslenmenin tek bir tanımı yok. İngiltere'de önerilen alım miktarı vücut ağırlığının kilogramı başına 0,75 gram. (Bu, 75 kg'lık bir yetişkin için günde yaklaşık 56 gram demek). Yüksek protein alımı genellikle vücut ağırlığının kilogramı başına günde 1-2 gram veya öğün başına 20-30 gram protein tüketmek anlamına geliyor. Lifin ölçülmesi daha kolay. Yetişkinler için önerilen günlük alım miktarı 30 gram veya üzeri. İngiltere'deki yetişkinlerin %96'sı bu hedefi karşılayamıyor. Bu noktada gıda etiketlerine dikkat etmek faydalı olabilir. İngiliz Tarım Birliği (BDA), 100 gramında 3 gram veya daha fazla lif bulunan gıdaları ve ürünleri 'lif kaynağı' olarak tanımlarken, 100 gramında 6 gramdan fazla lif içeren gıdaları ise 'yüksek lifli' gıda olarak kabul ediyor. Potansiyel faydaları neler? Protein düzeyiniz düşükse, daha fazla protein tüketmek kas sağlığını destekleyebilir, kilo verme hedeflerinize yardımcı olabilir ve sağlıklı yaşlanmada rol oynayabilir. Yüksek lifli bir beslenme, kolesterol seviyelerine ve bağırsak sağlığına fayda sağlayabilir, ayrıca tip 2 diyabet gibi sağlık sorunları riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak daha fazla her zaman daha iyi anlamına gelmiyor. Çok yüksek protein alımı diğer besin maddelerini dışlamaya yol açabilirken, lif alımını çok hızlı artırmak veya tek bir kaynağa çok fazla ağırlık vermek şişkinliğe ve rahatsızlığa neden olabilir. Peki, yüksek proteinli ve yüksek lifli bir beslenme tarzını nasıl güvenli bir şekilde uygulayabilirsiniz? 1. Ne kadar protein ve lif tükettiğinizi kontrol edin Beslenmenizi değiştirmeden önce, halihazırda ne kadar protein ve lif aldığınızı ve bunların öğünler ve atıştırmalıklar arasında nasıl dağıldığını görmeniz gerekir. Beslenme takibi uygulaması kullanabilir veya yediklerinizi not alıp, gıda etiketlerinden yararlanarak aldığınız besin miktarını tahmin edebilirsiniz. Birçok insan (ileri yaştaki bazı yetişkinler hariç) zaten vücut ağırlığının kilogramı başına 0,75 gramdan fazla protein tüketiyor ve ek faydalar çoğu sağlıklı insan için kilogram başına yaklaşık 1,2 gramda sabitleniyor. Bu nedenle, protein alımını artırmanıza pek gerek kalmayabilir. Öte yandan, çoğu insan 30 gram lif ihtiyacının çok altında kalıyor. Bu nedenle bu noktaya odaklanılması daha faydalı. Yeni araştırmaya göre kalbin ihtiyaç duyduğu en önemli yiyecekler Dağılım da önemli. Lifin çoğunu tek bir öğünde tüketmek şişkinliğe yol açabilir. Ayrıca lifi öğünlere yayarak tüketmek bağırsak bakterilerinizi daha iyi besler. Aynı şekilde, protein alımını öğünler arasında eşit olarak dağıtmak, tokluk hissini korumanıza, enerji seviyelerinizin gün içinde istikrarlı seyretmesine ve kas sağlığınızı daha etkili bir şekilde desteklemenize yardımcı olabilir. Kahvaltı genellikle hem protein hem de lif açısından en düşük seviyede olan öğündür. Güne daha yüksek proteinli ve daha yüksek lifli bir öğünle başlamak, hedeflerinize ulaşmanızı kolaylaştırabilir ve gün boyunca daha dengeli bir alımı destekleyebilir. Çavdar ekmeği eşliğinde yumurta ve domates veya yoğurt, meyve, kuruyemiş ve tohumlarla hazırlanmış yulaf ezmesini düşünün. 2. Bitkisel proteinlere öncelik verin Et, balık ve süt ürünlerini daha fazla tüketerek protein alımınızı artırırsanız, lif de dahil olmak üzere diğer karbonhidratlar genellikle azalır. Bu nedenle bol miktarda bitkisel protein seçmek denge açısından da avantajlıdır, çünkü birçok kaynak doğal olarak lif de sağlar. Baklagiller, mercimek, nohut, kuruyemişler ve tohumlar iyi birer protein ve lif kaynağıdır ve genellikle etten daha uygun fiyatlıdır. Etin bir kısmını fasulye veya mercimek ile değiştirmeyi deneyin veya ikisini birleştirin; örneğin, bolonez sosunda mercimek ve et kullanın. Bitkisel proteinlerin kas geliştirmede eskiden daha az etkili olduğu düşünülürken, araştırmalar artık yeterli miktarda tüketildiklerinde aynı derecede faydalı olduklarını gösteriyor. 3. Tükettiğiniz yiyecekleri çeşitlendirin Günlük 30 gram lif ihtiyacınızı meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler ve tohumlardan karşılamak, bir veya iki gıdaya veya takviyeye odaklanmaktan daha fazla bağırsak sağlığınıza fayda sağlayacaktır. Farklı bitkiler, farklı bağırsak bakterilerini besleyen ve böylece mikrobiyom çeşitliliğini ve direncini artıran farklı lifler içerir. Bağırsak sağlığınızı iyileştirmenin beş yolu Benzer şekilde, çeşitli protein açısından zengin gıdalar (süt ürünleri, baklagiller, tofu, kuruyemişler, balık, kümes hayvanları ve yağsız et) tüketmek, tek bir gıdaya bağımlı kalmak yerine daha geniş bir besin yelpazesi almak anlamına gelir. 4. Yavaş ve istikrarlı olun Daha fazla protein ve lif tüketmek faydalı olsa da, faydaların bir noktada azaldığı ve alımı çok hızlı bir şekilde çok fazla artırmanın olumsuz sonuçlar doğurmaya başlayabileceği bir gerçek. Lif alımını çok hızlı artırmak şişkinliğe ve rahatsızlığa yol açabilirken, protein alımına çok fazla odaklanmak genellikle karbonhidrat alımında düşüşe neden olur. Bu da, özellikle düzenli egzersiz yapıyorsanız, enerjinizin düşük olmasına yol açabilir. Alım miktarınızı küçük artışlarla yükseltin ve vücudunuzun alışması için zaman tanıyın. Günlük bir avuç kuruyemiş veya akşam yemeğinizin yanında sebzeli bir garnitür gibi uzun vadede sürdürebileceğiniz, yönetilebilir alışkanlıklar edinmeye çalışın. Lif alımınızı artırırken, sıvı alımınızı da artırmaya çalışın. Lif, yeterince sıvı aldığınızda en iyi şekilde etki eder. 5. İşlenmemiş gıdalara odaklanın Protein ve lif alımını artırmak için takviyeli yoğurtlara, tahıllara, atıştırmalık barlara ve takviye ürünlerine yönelmek cazip gelebilir, ancak bunlar her zaman alımınızı artırmanın en iyi yolu değildir. Protein takviyeleri ve lif açısından zengin atıştırmalık barlar gibi ürünler, antrenmandan sonra veya hareket halindeyken enerji artışına iyi gelebilir, ancak daha çok katkı maddesi içermeyen, daha geniş bir besin ve lif yelpazesi sunan tam gıdalara odaklanılmalı. Laura Tilt - Beslenme uzmanı / BBC

Kurban Bayramında Doğru ve Dengeli Beslenmenin İpuçları Haber

Kurban Bayramında Doğru ve Dengeli Beslenmenin İpuçları

Özel Egepol Hastaneleri Uzman Diyetisyeni Cansu Kahraman, Kurban Bayramı'nda aşırı et ve tatlı tüketilmemesine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Kurban Bayramı’nda aşırı et ve tatlı tüketiminin ciddi kilo alımlarına ve önemli rahatsızlıklara zemin hazırlayabileceğini dile getiren Kahraman, bayramda doğru beslenme konusunda ipuçları verdi. Bayram sabahı güne hafif bir kahvaltı ile başlanması gerektiğini belirten Diyetisyen Cansu Kahraman, “Bayram haftası ve özellikle bayramın ilk günü hafif bir kahvaltıyla başlamak çok önemlidir. Çünkü hafif bir kahvaltı ile başlandığı zaman gün içerisinde yapılacak olan et tüketimlerinin sindirimi daha kolay olacaktır. Kesilen kurban etleri de mümkünse bir gün dinlendirildikten sonra tüketilmelidir. Bunun nedeni ise ilk kesildiği zaman etin sert olması ve sindirimini daha zor olmasıdır. Hemen tüketilmeyecek etler -18 derecede 3 ay saklanabilir” dedi. HAŞLAMA VEYA KAVURMA TERCİH EDİN Kurban etlerinin pişirilme şeklinin de önemli olduğunu vurgulayan Kahraman, “Kesilen etler öğle ya da akşam yemeğinde haşlama, ızgara ya da kavurma şeklinde kullanılabilir. Eğer etler kebap şeklinde tüketilecekse, etleri ateşe ve mangala çok yakın tutmamak gerekiyor. Kebap şeklinde tüketirken de etteki kuyruk yağlarını çok fazla kullanmamak gerekiyor. Çünkü bunlar kolesterol seviyelerini yükseltir. Haşlama yapılırken de yağlı et suyunu biraz dondurduktan sonra üzerinde biriken yağ tabakasını biraz alıp altta kalan et kısmını tüketmeyi tercih edin. Kavurma yaparken de etleri iç yağlarla kavurmamak gerekir. Eti kendi içerisindeki yağla kavurmak yeterlidir. Yani ekstra iç yağ ya da zeytinyağı ilave etmeye gerek yoktur” ifadelerini kullandı. ÖĞÜN BAŞINA 150 GRAM ET TÜKETİN Bayram süresince öğün başına en fazla 100-150 gr(yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğünde) et tüketilmesini öneren Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman ”Kurban bayramı boyunca kolesterol seviyeleri ciddi şekilde yükselebilir. Bu yüzden bu süre içinde 100-150 gramdan fazla et tüketilmesini tavsiye etmiyoruz. Yani örneğin öğle öğününde kırmızı et tüketildiyse eğer akşam öğününde sebze ve salata ağırlıklı beslenilmelisiniz. Et tüketirken yanında çok fazla ayran tüketilmemeli. Çünkü et ile yoğurt, ayran tüketimi aynı zamanda ödem oluşmasına sebep olabilir ve çok fazla ayran tüketimi demir emilimini engelleyebilir. Bunun yerine su tercih edilmeli. Etlerin yanında bol bol salata tüketilmeli, mevsimlik yeşilliklerinden tercih edilmeli. Bu da hem demir emilimini hem de C vitamini takviyesini olumlu etkiler” diye konuştu. Bayram süresince özelikle şerbetli tatlı tüketimlerinde aşırıya kaçılmamasının da önemli olduğunun altını çizen Kahraman, şöyle devam etti: “ Bayram ziyaretlerinizde şekerli yiyeceklerden uzak durmanız gerekir. Şerbetli tatlılardan ziyade daha çok sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Misafirliğe gidilirken ya da misafir ağırlanırken daha çok kuru meyvelerden hurma ve kuru yemişlerden ceviz/badem ve sağlıklı kan şekerini hızlı yükseltmeyecek tatlılar tercih edilmelidir”

Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor Haber

Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda artan kalp hastalıklarına karşı uyarıda bulundu. Hatalı beslenme, hareketsizlik ve obezite gibi risklere dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin; nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini belirtti. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye'de son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” dedi. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. HAZIR VE PAKETLİ GIDALARIN AŞIRI TÜKETİMİ Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır. Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir. Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar. Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır. AŞIRI TUZ TÜKETİMİ Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor. Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.