Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kolesterol

bursaarena.com.tr - Kolesterol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kolesterol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yüksek protein ve yüksek lifli beslenme yararlı mı? Bilmeniz gereken beş şey Haber

Yüksek protein ve yüksek lifli beslenme yararlı mı? Bilmeniz gereken beş şey

Yüksek proteinli ve yüksek lifli besinleri bir arada tüketmek, sosyal medyada son zamanlarda popülerleşen sağlık trendlerinden biri. Ve bunun olacağını muhtemelen tahmin ediyordunuz. Protein, kas sağlığını destekleme, kilo verme ve sağlıklı yaş almaya yardımcı olma vaadiyle son birkaç yıldır gündemde. Tüketiciler de buna ikna olmuş görünüyor. Son yapılan bir süpermarket anketinde, alışveriş yapanların %40'ından fazlası geçen yıl protein alımlarını artırdıklarını söyledi. Son zamanlarda, özellikle "fibermaxxing" (maksimum lif alımı) olarak adlandırılan beslenme tarzının yükselişiyle birlikte, lif de ön plana çıkmaya başladı. Lif, bağırsak sağlığı, kilo kontrolü ve uzun vadeli sağlık için çok önemli. Bir psikologdan tavsiyeler: Katı diyetler yerine bu altı alışkanlığı benimseyinYüksek proteinli ve yüksek lifli beslenme nedir? Yüksek proteinli beslenmenin tek bir tanımı yok. İngiltere'de önerilen alım miktarı vücut ağırlığının kilogramı başına 0,75 gram. (Bu, 75 kg'lık bir yetişkin için günde yaklaşık 56 gram demek). Yüksek protein alımı genellikle vücut ağırlığının kilogramı başına günde 1-2 gram veya öğün başına 20-30 gram protein tüketmek anlamına geliyor. Lifin ölçülmesi daha kolay. Yetişkinler için önerilen günlük alım miktarı 30 gram veya üzeri. İngiltere'deki yetişkinlerin %96'sı bu hedefi karşılayamıyor. Bu noktada gıda etiketlerine dikkat etmek faydalı olabilir. İngiliz Tarım Birliği (BDA), 100 gramında 3 gram veya daha fazla lif bulunan gıdaları ve ürünleri 'lif kaynağı' olarak tanımlarken, 100 gramında 6 gramdan fazla lif içeren gıdaları ise 'yüksek lifli' gıda olarak kabul ediyor. Potansiyel faydaları neler? Protein düzeyiniz düşükse, daha fazla protein tüketmek kas sağlığını destekleyebilir, kilo verme hedeflerinize yardımcı olabilir ve sağlıklı yaşlanmada rol oynayabilir. Yüksek lifli bir beslenme, kolesterol seviyelerine ve bağırsak sağlığına fayda sağlayabilir, ayrıca tip 2 diyabet gibi sağlık sorunları riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak daha fazla her zaman daha iyi anlamına gelmiyor. Çok yüksek protein alımı diğer besin maddelerini dışlamaya yol açabilirken, lif alımını çok hızlı artırmak veya tek bir kaynağa çok fazla ağırlık vermek şişkinliğe ve rahatsızlığa neden olabilir. Peki, yüksek proteinli ve yüksek lifli bir beslenme tarzını nasıl güvenli bir şekilde uygulayabilirsiniz? 1. Ne kadar protein ve lif tükettiğinizi kontrol edin Beslenmenizi değiştirmeden önce, halihazırda ne kadar protein ve lif aldığınızı ve bunların öğünler ve atıştırmalıklar arasında nasıl dağıldığını görmeniz gerekir. Beslenme takibi uygulaması kullanabilir veya yediklerinizi not alıp, gıda etiketlerinden yararlanarak aldığınız besin miktarını tahmin edebilirsiniz. Birçok insan (ileri yaştaki bazı yetişkinler hariç) zaten vücut ağırlığının kilogramı başına 0,75 gramdan fazla protein tüketiyor ve ek faydalar çoğu sağlıklı insan için kilogram başına yaklaşık 1,2 gramda sabitleniyor. Bu nedenle, protein alımını artırmanıza pek gerek kalmayabilir. Öte yandan, çoğu insan 30 gram lif ihtiyacının çok altında kalıyor. Bu nedenle bu noktaya odaklanılması daha faydalı. Yeni araştırmaya göre kalbin ihtiyaç duyduğu en önemli yiyecekler Dağılım da önemli. Lifin çoğunu tek bir öğünde tüketmek şişkinliğe yol açabilir. Ayrıca lifi öğünlere yayarak tüketmek bağırsak bakterilerinizi daha iyi besler. Aynı şekilde, protein alımını öğünler arasında eşit olarak dağıtmak, tokluk hissini korumanıza, enerji seviyelerinizin gün içinde istikrarlı seyretmesine ve kas sağlığınızı daha etkili bir şekilde desteklemenize yardımcı olabilir. Kahvaltı genellikle hem protein hem de lif açısından en düşük seviyede olan öğündür. Güne daha yüksek proteinli ve daha yüksek lifli bir öğünle başlamak, hedeflerinize ulaşmanızı kolaylaştırabilir ve gün boyunca daha dengeli bir alımı destekleyebilir. Çavdar ekmeği eşliğinde yumurta ve domates veya yoğurt, meyve, kuruyemiş ve tohumlarla hazırlanmış yulaf ezmesini düşünün. 2. Bitkisel proteinlere öncelik verin Et, balık ve süt ürünlerini daha fazla tüketerek protein alımınızı artırırsanız, lif de dahil olmak üzere diğer karbonhidratlar genellikle azalır. Bu nedenle bol miktarda bitkisel protein seçmek denge açısından da avantajlıdır, çünkü birçok kaynak doğal olarak lif de sağlar. Baklagiller, mercimek, nohut, kuruyemişler ve tohumlar iyi birer protein ve lif kaynağıdır ve genellikle etten daha uygun fiyatlıdır. Etin bir kısmını fasulye veya mercimek ile değiştirmeyi deneyin veya ikisini birleştirin; örneğin, bolonez sosunda mercimek ve et kullanın. Bitkisel proteinlerin kas geliştirmede eskiden daha az etkili olduğu düşünülürken, araştırmalar artık yeterli miktarda tüketildiklerinde aynı derecede faydalı olduklarını gösteriyor. 3. Tükettiğiniz yiyecekleri çeşitlendirin Günlük 30 gram lif ihtiyacınızı meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler ve tohumlardan karşılamak, bir veya iki gıdaya veya takviyeye odaklanmaktan daha fazla bağırsak sağlığınıza fayda sağlayacaktır. Farklı bitkiler, farklı bağırsak bakterilerini besleyen ve böylece mikrobiyom çeşitliliğini ve direncini artıran farklı lifler içerir. Bağırsak sağlığınızı iyileştirmenin beş yolu Benzer şekilde, çeşitli protein açısından zengin gıdalar (süt ürünleri, baklagiller, tofu, kuruyemişler, balık, kümes hayvanları ve yağsız et) tüketmek, tek bir gıdaya bağımlı kalmak yerine daha geniş bir besin yelpazesi almak anlamına gelir. 4. Yavaş ve istikrarlı olun Daha fazla protein ve lif tüketmek faydalı olsa da, faydaların bir noktada azaldığı ve alımı çok hızlı bir şekilde çok fazla artırmanın olumsuz sonuçlar doğurmaya başlayabileceği bir gerçek. Lif alımını çok hızlı artırmak şişkinliğe ve rahatsızlığa yol açabilirken, protein alımına çok fazla odaklanmak genellikle karbonhidrat alımında düşüşe neden olur. Bu da, özellikle düzenli egzersiz yapıyorsanız, enerjinizin düşük olmasına yol açabilir. Alım miktarınızı küçük artışlarla yükseltin ve vücudunuzun alışması için zaman tanıyın. Günlük bir avuç kuruyemiş veya akşam yemeğinizin yanında sebzeli bir garnitür gibi uzun vadede sürdürebileceğiniz, yönetilebilir alışkanlıklar edinmeye çalışın. Lif alımınızı artırırken, sıvı alımınızı da artırmaya çalışın. Lif, yeterince sıvı aldığınızda en iyi şekilde etki eder. 5. İşlenmemiş gıdalara odaklanın Protein ve lif alımını artırmak için takviyeli yoğurtlara, tahıllara, atıştırmalık barlara ve takviye ürünlerine yönelmek cazip gelebilir, ancak bunlar her zaman alımınızı artırmanın en iyi yolu değildir. Protein takviyeleri ve lif açısından zengin atıştırmalık barlar gibi ürünler, antrenmandan sonra veya hareket halindeyken enerji artışına iyi gelebilir, ancak daha çok katkı maddesi içermeyen, daha geniş bir besin ve lif yelpazesi sunan tam gıdalara odaklanılmalı. Laura Tilt - Beslenme uzmanı / BBC

Kurban Bayramında Doğru ve Dengeli Beslenmenin İpuçları Haber

Kurban Bayramında Doğru ve Dengeli Beslenmenin İpuçları

Özel Egepol Hastaneleri Uzman Diyetisyeni Cansu Kahraman, Kurban Bayramı'nda aşırı et ve tatlı tüketilmemesine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Kurban Bayramı’nda aşırı et ve tatlı tüketiminin ciddi kilo alımlarına ve önemli rahatsızlıklara zemin hazırlayabileceğini dile getiren Kahraman, bayramda doğru beslenme konusunda ipuçları verdi. Bayram sabahı güne hafif bir kahvaltı ile başlanması gerektiğini belirten Diyetisyen Cansu Kahraman, “Bayram haftası ve özellikle bayramın ilk günü hafif bir kahvaltıyla başlamak çok önemlidir. Çünkü hafif bir kahvaltı ile başlandığı zaman gün içerisinde yapılacak olan et tüketimlerinin sindirimi daha kolay olacaktır. Kesilen kurban etleri de mümkünse bir gün dinlendirildikten sonra tüketilmelidir. Bunun nedeni ise ilk kesildiği zaman etin sert olması ve sindirimini daha zor olmasıdır. Hemen tüketilmeyecek etler -18 derecede 3 ay saklanabilir” dedi. HAŞLAMA VEYA KAVURMA TERCİH EDİN Kurban etlerinin pişirilme şeklinin de önemli olduğunu vurgulayan Kahraman, “Kesilen etler öğle ya da akşam yemeğinde haşlama, ızgara ya da kavurma şeklinde kullanılabilir. Eğer etler kebap şeklinde tüketilecekse, etleri ateşe ve mangala çok yakın tutmamak gerekiyor. Kebap şeklinde tüketirken de etteki kuyruk yağlarını çok fazla kullanmamak gerekiyor. Çünkü bunlar kolesterol seviyelerini yükseltir. Haşlama yapılırken de yağlı et suyunu biraz dondurduktan sonra üzerinde biriken yağ tabakasını biraz alıp altta kalan et kısmını tüketmeyi tercih edin. Kavurma yaparken de etleri iç yağlarla kavurmamak gerekir. Eti kendi içerisindeki yağla kavurmak yeterlidir. Yani ekstra iç yağ ya da zeytinyağı ilave etmeye gerek yoktur” ifadelerini kullandı. ÖĞÜN BAŞINA 150 GRAM ET TÜKETİN Bayram süresince öğün başına en fazla 100-150 gr(yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğünde) et tüketilmesini öneren Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman ”Kurban bayramı boyunca kolesterol seviyeleri ciddi şekilde yükselebilir. Bu yüzden bu süre içinde 100-150 gramdan fazla et tüketilmesini tavsiye etmiyoruz. Yani örneğin öğle öğününde kırmızı et tüketildiyse eğer akşam öğününde sebze ve salata ağırlıklı beslenilmelisiniz. Et tüketirken yanında çok fazla ayran tüketilmemeli. Çünkü et ile yoğurt, ayran tüketimi aynı zamanda ödem oluşmasına sebep olabilir ve çok fazla ayran tüketimi demir emilimini engelleyebilir. Bunun yerine su tercih edilmeli. Etlerin yanında bol bol salata tüketilmeli, mevsimlik yeşilliklerinden tercih edilmeli. Bu da hem demir emilimini hem de C vitamini takviyesini olumlu etkiler” diye konuştu. Bayram süresince özelikle şerbetli tatlı tüketimlerinde aşırıya kaçılmamasının da önemli olduğunun altını çizen Kahraman, şöyle devam etti: “ Bayram ziyaretlerinizde şekerli yiyeceklerden uzak durmanız gerekir. Şerbetli tatlılardan ziyade daha çok sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Misafirliğe gidilirken ya da misafir ağırlanırken daha çok kuru meyvelerden hurma ve kuru yemişlerden ceviz/badem ve sağlıklı kan şekerini hızlı yükseltmeyecek tatlılar tercih edilmelidir”

Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor Haber

Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda artan kalp hastalıklarına karşı uyarıda bulundu. Hatalı beslenme, hareketsizlik ve obezite gibi risklere dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin; nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini belirtti. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye'de son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” dedi. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. HAZIR VE PAKETLİ GIDALARIN AŞIRI TÜKETİMİ Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır. Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir. Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar. Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır. AŞIRI TUZ TÜKETİMİ Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor. Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.