Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kemal Kılıçdaroğlu

bursaarena.com.tr - Kemal Kılıçdaroğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemal Kılıçdaroğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu’ndan bu defa aşura programına katılmama kararı..."İnancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmayacağız" Haber

Kılıçdaroğlu’ndan bu defa aşura programına katılmama kararı..."İnancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmayacağız"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem ayı ve Aşura günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, inançların siyasi polemiklere ve propaganda amaçlarına konu edilmemesi gerektiğini belirterek, programında yer alan Aşura etkinliğine katılmama kararı aldığını açıkladı. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem ayı ve Aşura günü kapsamında yaptığı açıklamada, inanç değerlerinin siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, hayatının hiçbir döneminde herhangi bir inancın siyasetin veya propagandanın aracı haline getirilmesini doğru bulmadığını belirtti. Aşura gününün siyasi polemiklere, gerilimlere ve propaganda hesaplarına konu edilmesine karşı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız” ifadelerini kullandı. “MANEVİ DEĞERLER SİYASİ HESAPLARIN ÜZERİNDEDİR” Toplumsal ve manevi değerlerin siyasi kazanımlardan daha kıymetli olduğunu belirten Kemal Kılıçdaroğlu, bu değerlere karşı gösterilmesi gereken hassasiyetin her türlü siyasi beklentinin üzerinde olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, programında yer almasına rağmen oluşan atmosfer nedeniyle Aşura etkinliğine fiziken katılmama kararı aldığını açıkladı. Açıklamasında, “Bazı zamanlarda en doğru duruş, kalabalıkların içinde görünmek değil; inancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmamaktır” değerlendirmesinde bulundu. Aşura etkinliğine yönelik mesajını birlik ve gönül beraberliğinin bir ifadesi olarak paylaştığını ifade eden Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem ayı ve Aşura’nın birlik, kardeşlik ve hakikat iklimi getirmesi temennisinde bulundu.

Hacıbektaş’ta konuşan CHP’li Canpolat: Türk dili tüm dünyaya buradan yayıldı Haber

Hacıbektaş’ta konuşan CHP’li Canpolat: Türk dili tüm dünyaya buradan yayıldı

Hacıbektaş’taki cemevi açılışında konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Türk dünyasının inanç ve kültürüne yaptığı derin katkıların altını çizerek, “Bu coğrafyada Türk dili, etkili bir şekilde kullanılıyorsa, bunun merkezi burasıdır. Türk dili buradan bütün dünyaya yayılmıştır” dedi. Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde inşa edilen Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin ikinci etabının açılışı dün düzenlenen törenle yapıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sahibi olduğu araziyi cemevi yapılması için Horasan Erenleri Federasyonu’na bağışlamasıyla inşaatına başlanan ve külliyesi 6 bin metrekarelik bir alana yayılan cemevinin açılış programına siyaset dünyasından da çok sayıda isim katıldı. Törene Cumhuriyet Halk Partisi adına katılan Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat ise, yaptığı konuşmada 13’üncü Yüzyıl’da yaşamış ve Anadolu ile Balkanların Türk yurdu olmasını sağlamış Hacı Bektaş-ı Veli’nin ve onun öğrencilerinin mücadelesini hatırlatarak “Bu coğrafyada Türk dili, etkili bir şekilde kullanılıyorsa, bunun merkezi burasıdır. Türk dili buradan bütün dünyaya yayılmıştır” dedi. Açılıştaki konuşmasına “Siyasi partilerin temsilcileri, sevgili dedeler, babalar; Hacı Bektaş’ın ocağında hepinize Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına saygı ve sevgilerimi sunuyorum” diyerek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamlarını ileterek başlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, arazi bağışından dolayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de teşekkürlerini iletti. ‘TÜRK DİLİ BU COĞRAFYADA ETKİLİYSE MERKEZİ BURASIDIR’ Aynı zamanda Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne dair çok sayıda kitabın da yazarı olan Cemal Canpolat, konuşmasında Hacı Bektaş-ı Veli’nin Türk kültürüne yaptığı derin katkıları özellikle vurguladı. “Değerli canlar, burası Türk yurdunun merkeziydi” diyen Canpolat, “Lokman Perende’den, Ahmet Yesevi’den Hacı Bektaş-ı Veli’ye kadar bu toprakları Türk yurdu yapanların merkezi oldu burası. Bu coğrafyada Türk dili, etkili bir şekilde kullanılıyorsa, bunun merkezi burasıdır. Türk dili buradan bütün dünyaya yayılmıştır” ifadelerini kullandı. ‘BU MÜCADELENİN İLİM MERKEZİ HACIBEKTAŞ’TIR’ Hacıbektaş’ın ocağında yetiştirilmiş bin 500 öğrencinin Balkanların Türk yurdu haline getirilmesinde eşsiz katkıları olduğunu vurgulayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Canpolat, “Bu öğrenciler Balkanları Türk yurdu yaptılar, sadece Bulgaristan’da iki bine yakın Bektaşi dergahının ocağının tütmesini sağladılar. Arnavutluk’tan Yugoslavya’ya kadar bütün Balkanları Osmanlı Devleti ile birlikte Türk yurdu yaptı bu öğrenciler” dedi. Osmanlı’nın kuruluşundaki ana kurucu unsurun da burası olduğunu belirten Canpolat, “İşte bu mücadelenin ilim merkezi Hacı Bektaş-ı Veli’dir. Yeniçeri Ocağı’dan Edebali’ye, Hacı Bektaş’a kadar siyasi, kültürel, askeri, inançsal olarak ana omurga burada çakılmıştır. O nedenle bu cemevinin Hacıbektaş’ta olması, bu ana omurganın yeniden ayağa kalkması adına çok önemlidir. Hayata geçirilmesine katkı sunan herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. ‘KERBELA MAZLUM İLE ZALİM ARASINDA BİR TERCİHTİR’ Hazreti Muhammed’in torunu Hazreti Hüseyin ve ailesinin Irak’ın Kerbela Çölü’nde Emevi Halifesi Yezid tarafından işkence edilerek, susuz bırakılarak katledilmesinin de yıl dönümü olduğunu, o nedenle bugünlerin matem günü olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “Kerbela matemi, mazlum ile zalim arasında bir tercihtir. Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin, saltanatı tercih ederek, hanı-hamamları tercih ederek hayatta kalabilirdi. Neyi tercih etti Hazreti Hüseyin? Mazlumun, sahipsizin, kimsesizin, mağdurun yanında yer alarak ölümü tercih etti” ifadelerini kullandı. ‘O İNANÇ VE KARARLILIK HÜSEYİN’E AİT’ Hazreti Hüseyin ve ailesinin Kerbela’dan tüm dünyaya yayılan direnişlerinin bugün aynı coğrafyada izlerini görmenin mümkün olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “Bugün İslam coğrafyasında dışlanan, itilen, ister Filistin’de, ister Lübnan’da, ister İran’da mazlum olan herkesin inanç ve kararlılığı Hüseyin’in inanç ve kararlılığıdır. Çünkü o, zalime karşı mazlumun, ezilenin yanında durmak için şehit edildi” dedi. ‘BU COĞRAFYADA DİRENİŞ VARSA SEBEBİ KERBELA’DIR’ CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır” dediği konuşmasını “İşte bu nedenle Hazreti Hüseyin’in, Hazreti Zeynep’in sevgisi üzerinize olsun, hepinize saygılar sunuyorum” ifadeleriyle noktaladı.

CHP'de iki kürsü, iki grup toplantısı! Özel: Yürüyüşümüzden vazgeçmeyeceğiz... Kılıçdaroğlu: Arınacağız Haber

CHP'de iki kürsü, iki grup toplantısı! Özel: Yürüyüşümüzden vazgeçmeyeceğiz... Kılıçdaroğlu: Arınacağız

TBMM'de CHP Grubunu Özgür Özel toplarken, yaptığı konuşmada, "Burada konuşmayı zafer olarak görmüyorum" dedi. CHP'nin bir binadan ibaret olmadığını ifade eden Özel, meselenin Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesi olduğunu iddia etti. CHP Genel Merkezi'nde konuşan Kemal Kılıçdaroğlu ise, CHP'nin devlete yön çizen parti olduğunu ifade ederek, "Arınacağız, kirlilikten arınacağız" diyerek kurultayı toplayacağının mesajını verdi. ANKARA (İGFA) - CHP grubunu TBMM'de Özgür Özel topladı. Çarpıcı iddialarda ve çıkışlarda bulunan Özgür Özel, bu millet paralelin kim olduğunu iyi bildiğini ifade etti. CHP'nin bir binadan ibaret olmadığını belirten Özel, meselenin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesi olduğunu iddia etti. "YÜRÜYÜŞÜMÜZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ" "Bedeller ödeyeceğiz ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz" diyen Özel, "Dimdik arkamızda duranlara teşekkürüm var. Bu konuşmayı tamamlayacağım sonra Mansur Başkanımla birlikte uçakla Manisa'ya gideceğim, sizin sevginizi, duanızı Ferdi kardeşime ileteceğim. Beni Ferdi'den Manisa'dan koparamadılar. Çünkü arkamda siz vardınız. Size inanıyorum, size güveniyorum. Yürüyelim arkadaşlar" diye konuştu. CHP Lideri Özgür Özel, partimizin haftalık TBMM grup toplantısında konuşuyor.https://t.co/PtkIH970gt — Özgür Özel İletişim (@ozgurozeliletsm) June 9, 2026 KILIÇDAROĞLU GENEL MERKEZDE KONUŞUYOR Öte yandan mutlak butlan kararıyla partinin genel başkanlığa dönen Kemal Kılıçdaroğlu da, "Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki; o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz" diyerek grubu CHP Genel Başkanlığı'nda toplayacağını açıklamıştı. Kılıçdaroğlu, ülkenin içinde bulunduğu durumu bildiklerini ve bunu aşmak zorunda olduklarını belirterek, "Bunu aşacak tek partinin de Cumhuriyet Halk Partisi'dir" dedi. "ARINACAĞIZ" CHP'nin kurultaylarında para olmaz, pul olmaz, çıkar olmaz diyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü bu parti Mustafa Kemal'in, İsmet İnönü'nün, Bülent Ecevit'lerin partisidir. Bu parti, hakkı hukuku her ortamda savunan bir partidir" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, kirlilikten arınacaklarını ve temiz siyaset yapacaklarını söyledi. Partimizin grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. https://t.co/65BdzM4GdW — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) June 9, 2026 "CHP VESAYET KABUL ETMEZ" İyi niyetle davranmaya çalıştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "İyi niyetimiz istismar edildi. Ama bir noktaya kadar iyi niyetle davranacağım. O noktaya gelince kusura bakma diyerek, kesip atacağım" dedi. "Bir değişim, bir de gerçek değişim var" diyen Kemal Kılıçdaroğlu, değişimin üç aşamada olacağını vurguladı. İlk değişim arınma ve temiz yargıyla olacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, "İkinci değişim ekonomik değişim ve üretici kalkınma yönde olacak. Üçüncü değişimimizde iktidarın yarattığı tahribatın düzeltilmesi gerekecek. Onun mücadelesini vereceğiz. Devletin yönetimi ahlak zeminine oturmazsa hepimiz kaybederiz. CHP vesayet kabul etmez" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, kurultayı toplayacağının da mesajını vererek, "Koltuk derdim yok. Ahlaklı kurultay yapacağız" dedi.

CAN PULAK: Mutlak Akıllan Türkiye'm.. Haber

CAN PULAK: Mutlak Akıllan Türkiye'm..

Mutlak Butlanı konuşan Türkiye’nin mutlak akıllanması gerekiyor. Çünkü öyle garip, çapraşık, huzursuzluk yaratan şeyler oluyor ki ülkemizde, bunlardan ancak aklımızı kullanarak kurtulabiliriz. Siyasi çekişmeler, siyasi çıkar hesapları, siyasetçilerin kavgaları ve bunlardan kaynaklanan yönetim ve geçim sancıları milleti yordu, bıktı usandırdı. Millet huzur istiyor, hak-hukuk-adalet istiyor, insanca geçinmek ve gırtlağını sıkan borçlu yaşamdan kurtulmak istiyor. Çok şey mi istiyor yani.. Ülkeyi yönetenler bunun farkında değiller mi? Her gün bir olay, her gün bir siyasi manevra, her gün gözaltılar, her gün insanı çileden çıkaran yönetim kararları… Ne Anayasa tanınıyor, ne kanunlar uygulanıyor, oy çokluğuna güvenen iktidar aklına eseni rahatça yapıyor. Dindar ve kindar bir nesil yaratma söylemiyle yola çıkanlar, çeyrek asıra yaklaşan yönetimlerinde bunu başardılar işte. Sadece kendi taraftarlarını değil, karşılarındakileri de (yani milletin tamamını da) kindar hale getirdiler. Şimdi iktidarıyla muhalefetiyle, köylüsüyle kentlisiyle, çiftçisiyle işçisiyle, genciyle yaşlısıyla, beyaz yakalısıyla kindar bir toplum haline geldik. Birbirini sevmeyen, kardeşçe kucaklaşmayı unutan, kendisi gibi düşünmeyenleri aşağılayan, iteleyen ve düşman gözüyle bakan bir toplum… Böyle bir toplumun güçlü millet, hatta güçlü devlet imajına, görüntüsüne ve uluslararası değerlendirmesine zarar vermediği düşünülebilir mi? Dünün güçlü Türkiye’sini ne hale getirdik? Evet, dünün Türkiye’sinde de ciddi ve ağır sorunlarımız, kavgacı siyasetçilerimiz, iç ve dış tehlikelerimiz vardı ama böylesini hiç yaşamamış, böylesine sürekli kriz ikliminde hiç boğulmamıştık. Dünün Türkiye’sinde bu kadar büyük dış borcumuz yoktu, merkez bankamızda ihtiyat akçemiz vardı.. Enflasyon ekonomimizi şimdi yaşadığımız ölçüde zorlamıyor, milleti geçim sıkıntısına, fakirlik ve yoksulluğa itmiyordu. Ürettiği yiyeceklerle kendine yeten 7 ülkeden biri değil miydik? Şimdi neredeyse tüm yiyeceğimizi dışardan ithal eder hale geldik. Modern ve yüksek binalarla, alt ve üst geçitlerle, tünellerle, birbirine yakın havaalanlarıyla, uçak filoları ve gösterişli makam arabası zincirleriyle, şık döşenmiş devlet daireleriyle güçlü ve itibarlı devlet olunmuyor. Güçlü ve itibarlı devlet olabilmek için, siyasi ve dini etkilerden arınmış, sadece devlete ve millete odaklanmış sağlıklı ve istikrarlı bir yönetime sahip olmak lazım. Anayasaya saygılı, yasaları herkese eşit şekilde uygulayan, hak-hukuk ve adaletten taviz vermeyen, devletin malını ve gelirini, tek kuruşunu bile heder etmeyen ve etmeyecek bir yönetim… Bugünün tüm yaşlı siyasi kadroları içinde bunu becerebilecek kimseyi görebiliyor musunuz? İçindeki kendi kurduyla boğuşmaktan, milletin sorunlarına çözüm getiremeyen bir muhalefete sahip olduğumuzu da unutmayalım. Enflasyonu nasıl dizginleyecek? Milli eğitimde, tarımda, milli savunmada, sağlıkta, gençlik sorunlarında, ülkemize yerleşmiş milyonlarca yabancı konusunda ne yapacak? Anayasa’yı değiştirecek mi, terörsüz Türkiye projesini sürdürecek mi? Bunları bilemiyoruz işte. Varsa yoksa iktidarın manevralarına karşı cevap ve mücadele.. Gerisini yapacak ve milletin merak ettiği sorulara cevap verecek zamanları yok ki.. Miting yorgunu haline geldiler. Özgür Özel gecesini gündüzüne katıyor, müthiş bir enerjiyle her şeye koşmaya çalışıyor ama nafile.. İktidarla mı mücadele etsin, içindeki zararlı kurtlarla mı? Şu Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığına bakın. Akrep yapmaz onun yaptığını. Şimdi iki genel başkana sahip CHP, aylar sürecek kurultay gayretleriyle zaman kaybedecek. Bu arada Ekrem İmamoğlu’nun da hapiste unutulduğunu ve el altından yeni bir Cumhurbaşkanı adayı kulislerinin de çaktırmadan başladığını göz ardı etmemeliyiz. Böyle bir ortamda muhalefet erken seçimde ısrar ediyor, “sandıkları getirin” diye meydan okuyor. Okuyor ama boş bir gayretten öteye gitmiyor söylemler ve çabalar. İktidar hiç kaybedeceğini bildiği bir seçime gider mi? Bu yüzden ne zaman gideceğini muhalefet değil, süratle gelişen şartlar belli edecek. Türkiye’nin giderek meçhule saplanan geleceği siyasi çekişmelerle, menfaat kavgalarıyla, rakibin altına siyasi mayınlar döşemekle düzelemez ve düzeltilemez. Kindar bulutları dağıtmadıkça, milleti kucaklaştırmadıkça, siyasi çıkarlar değil milli menfaatler öne alınmadıkça, sıkıntıları ve huzursuzlukları değil dağıtmak, aksine çoğaltırız. Mutlak butlanla uğraşacağımıza, mutlak ve ortak akılla yürümeli, geleceğimizi ortak duygularla, sevinç ve milli coşkularla planlamalıyız. Bayramlarımız bunun için çok müsait ortamlar yaratır. Bütün iş bu müsait ortamı değerlendirmesi gereken siyasetçilerdedir. Bari bunu deneseler diyeceğim ama olmayacak duaya da amin demekten sıkıldık artık. İnşallah bu kere böyle olmaz. Mutlak akıllan Türkiye’m diyerek, Kurban bayramınızı en içten duygularla kutluyor, hepinize sağlıklı ve mutlu bir gelecek diliyorum. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

SUAY KARAMAN: Arınma.. Haber

SUAY KARAMAN: Arınma..

İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell, ‘1984’ adlı romanında şöyle yazar: “aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.” İşte bugün ülkemiz aynen bu duruma getirildi. Yıllardan beri anayasa askıya alındı, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına diğer mahkemeler uymamaya başladı ve siyasiler kararları eleştirdi. Siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri bu durumu normal kabul ettiler. Hukuk ayaklar altına alınırken üniversitelerin hukuk fakültelerinden ses çıkmadı, tepki verilmedi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ ve mevcut parti yönetiminin görevden uzaklaştırılması kararı üzerinde olumlu-olumsuz birçok görüş bildirilmektedir. Verilen kararın siyasi olduğu görüşü öne çıkmaktadır. CHP’nin derin bir kargaşa içine sürüklenerek, yapılacak seçimlerde parçalanmış bir CHP ile girilmesi planlanmaktadır. Bunun yanında iktidarı bırakmamak için her türlü yargı oyununun oynanacağının tüm muhalefet partilerine gösterilmesi amacı vardır. Gelinen bu aşamada CHP yöneticilerinin çözüm için farklı planlarının olmadığı da bir gerçektir. Sürekli miting yaparak, ülke gündeminin dışındaki konulara vurgu yaparak, açılıma el vererek boş yere zaman harcandığı ortaya çıkmıştır. Zaten anayasası askıya alınmış, hukuka uygun olmayan kararların verildiği bir ülkede yapılması gerekenlerin yerine, toplumu uyutmaya kalkışmak, siyasi iktidarın ekmeğine yağ sürmekten öteye geçmez. 16 Nisan 2017 halk oylamasında mühürsüz oylarla rejim değiştirilirken tepki vermeyenlerin hepsi, bugünkü durumun suçlularıdır. Bu koşullarda yapılacak seçimlerin güvenliği de tartışılır. Daha önce trafoya giren kediler gibi ilginç olaylar düşünülünce seçim güvenliğinin sağlanılamayacağı ve sandıktan kimin çıkacağı bellidir. 2023 seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için gözyaşları döken Özgür Özel, bugün yıllardır birlikte siyaset yaptığı Kılıçdaroğlu ile karşı karşıya gelmiştir. Siyasetteki ve toplumdaki çürümüşlükten, ahlaksızlıktan payını alan ana muhalefet partisi, tüm muhalefeti toplayıp, tek adam yönetimine karşı güçlü bir birliktelik oluşturması gerekirken, kendisi paramparça edilmiş durumdadır. 24 Mayıs Pazar günü CHP genel merkezinde yaşananlar herkesi derinden üzmüştür. CHP’nin eski ve yeni yöneticilerinin öngörüsüzlüğü toplum önünde partiyi zor duruma düşürmüştür. Partililerin birbirilerine hakaret ederek ve partinin bölünerek gücünün zayıflatılması, emperyalizmin işine yarayacaktır. Burada esas olan isimlerden çok amaçlardır. İsimler sadece kullanılan ve işi bittikten sonra gönderilen piyonlardır. Bundan kurtulmanın yolu partiyi kuruluş ayarlarına geri döndürmektir. Kuruluş ayarlarına döndürülmeyen ana muhalefet partisi, her geçen gün savrulmaya devam edecektir. Ve açılıma teslim olarak ülkemizin bölünmesine doğru yol alınacaktır. Atatürk ilkelerine sıkı sıkı sarılan CHP’nin, ülkenin geleceğine umut olması beklenmektedir. Parti içi hakaret ve kavga yerine güç birliği yapılarak iktidar yolunda yürümek mümkündür. Gelinen durumda siyasi iktidarların hukuk dışı tutum ve davranışları karşısında tüm muhalefetin güç birliği yapması gerekirken, ana muhalefet partisi kendi iç sorunlarıyla karşı karşıya getirilmiştir. Bugün yargının durumu Demokrat Parti’nin 18 Nisan 1960 tarihinde kurduğu Tahkikat Encümeni (Soruşturma Komisyonu) ile benzemektedir. 15 Demokrat Partili milletvekilinden oluşan bu komisyon, savcıların, askeri ve sivil hâkimlerin tüm yetkilerine sahip olacaktı. Gazete toplatabilecek, basımevleriyle birlikte kapatabilecekti. Her türlü evrak, belge ve eşyaya el koyabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelenler bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı. Komisyon kararlarına itiraz mümkün değildi. Demokrat Parti’nin yaptığı açıkça bir sivil darbeydi. Demokrat Parti, 14 Aralık 1953 tarihinde çıkardığı 6195 sayılı yasayla CHP'nin bütün mallarına el koymuştu, CHP’yi kapatmak istiyordu. Bugün ise AKP, CHP yönetimini geçersiz kılarak, kargaşa içine sokmuştur. Meclis grubunda “siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diyebilen ve “odunu koysam milletvekili seçtiririm” sözüyle demokrasiden hiçbir şey anlamadığını gösteren Demokrat Parti’nin Başbakanı Adnan Menderes iktidarında Atatürk Devrimleri, ‘tutan devrimler’ ve ‘tutmayan devrimler’ olmak üzere ikiye ayrılarak, tartışma konusu yapılmıştı. Türkçe söylenen ezan Arapça’ya çevrilmiş, irticaya ödünler verilmiş, özgürlükler kısıtlanmıştı. Demokrat Parti döneminde ulusal bütünlüğümüz parçalanmış, yönetim partizanlaştırılmıştı. TBMM’nin onayı olmadan Kore’ye emperyalist ABD’nin çıkarı için asker yollanmıştı. Basın ağır sansür altında tutulmuş, bazı gazeteler sansür nedeniyle beyaz çıkmış, gazeteciler hapse mahkûm edilmişti. Demokrat Parti iktidarında yaklaşık 3000 gazeteci hakkında dava açıldı ve yaklaşık 1000 gazeteciye verilen cezaların toplamı 200 yıl civarındaydı. Sürekli olarak demokrasi dışı tutum ve davranışlarda bulunan Demokrat Parti hükümeti sonuç olarak, ordu, gençlik ve halkın elele vererek adım adım 27 Mayıs 1960 İhtilaline doğru yol almasına neden olmuştur. Koşullar tamam olduğu zaman ihtilal kaçınılmaz olur. İhtilal sonucunda oluşan devrim, topluma aydınlık ve özgürlük sunarken, darbeler topluma zulüm, baskı ve işkence vermektedir. Her ihtilalin, onu yapanlar kadar, onun koşullarını hazırlayanların da eseri olduğunu bilmeliyiz. 27 Mayıs Devrimi’nin topluma kazandırdığı en büyük yapıt olan 1961 Anayasası ile laik devlet yapısına sosyal devlet ve hukuk devleti kavramları girmiştir. Bu çağdaş anayasa ile ülkemizde Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu gibi yeni kurumlar kurularak, amaçları doğrultusunda verimli çalışmalarıyla toplumsal düzenlemelere önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak 12 Eylül 1980 darbesiyle 1961 Anayasası kaldırılmış ve toplum karanlıklara doğru sürüklenmiştir. Ne yazık ki 46 yıldır 12 Eylül’ün karanlığından kurtulamayan ülkemiz, bugün ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmalarıyla patinaj yapmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da” sözü önemlidir. Bunun için CHP, Altı Ok ile tam bağımsızlığa sahip çıkmalı, emperyalizme karşı dik durmalı ve yolsuzluklara, ahlaksızlıklara geçit vermemelidir. Ülkemizin her kurumuyla gerçek bir arınmaya gereksinimi olduğu tartışılmaz… 25 Mayıs 2026 ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.