Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalp Hastalıkları

bursaarena.com.tr - Kalp Hastalıkları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalp Hastalıkları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Neden derin uyku beyin sağlığı için bu kadar önemli? Haber

Neden derin uyku beyin sağlığı için bu kadar önemli?

Yetersiz uyku, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin yalnızca bir belirtisi değil, aynı zamanda nedenlerinden biri de olabilir. Ancak uzun vadede hem uyku kalitesini hem de beyin sağlığını iyileştirmek için atılabilecek adımlar bulunuyor. Uyku eksikliği, birçok temel alanda olumsuz etki yaratıyor: Beyin yaşlanması: Orta yaşta yetersiz uyku, zihinsel performansın düşmesi ve beynin daha hızlı yaşlanmasıyla ilişkilendiriliyor.Hücre yenilenmesinin zayıflaması: Derin uyku sırasında vücut, doku ve hücre onarımını sağlayan büyüme hormonlarını salgılıyor.Cilt sağlığının bozulması: Yetersiz dinlenme, stres hormonu kortizolün yükselmesine neden oluyor. Kortizol ise cildin gençliği ve elastikiyetinden sorumlu kolajenin parçalanmasını hızlandırıyor.Yaşa bağlı hastalık riskinin artması: Kronik uykusuzluk, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon riskini artırıyor.Yaş ilerledikçe uyku nasıl değişiyor? Yaşlanmayla birlikte uyku düzeni de değişmeye başlıyor. Bu süreç orta yaşta başlıyor ve ileri yaşlarda daha belirgin hale geliyor. Şarku’l Avsat’ın Health dergisinden aktardığı habere göre yaşlı bireylerde iki temel değişiklik öne çıkıyor: 1- Uyku ve uyanma saatlerinin değişmesi İleri yaştaki kişiler genellikle daha erken uyuyup daha erken uyanıyor. Ayrıca uykuya dalmakta daha fazla zorlanıyorlar. Sonuç olarak gece toplam uyku süreleri azalıyor ve önerilen 7-9 saatlik uyku süresine ulaşma olasılıkları düşüyor. 2- Uyku kalitesinin azalması Yaşlı bireyler, en dinlendirici ve derin uyku evrelerinde daha az zaman geçiriyor ve gece boyunca daha sık uyanıyor. Bu değişimlerin nedenleri Uyku düzenindeki bazı değişiklikler beyindeki doğal yaşlanma sürecinden kaynaklanabiliyor. Ancak kullanılan ilaçlar, kronik ağrılar, uyku apnesi veya huzursuz bacak sendromu gibi rahatsızlıklar da kaliteli uykuyu zorlaştırıyor. Kısa vadede uykusuzluk bilişsel işlevleri nasıl etkiliyor? Uyku yoksunluğu beynin verimli çalışmasını engelliyor. Yeterli ve kaliteli uyku alınmadığında şu alanlar olumsuz etkileniyor: Dikkat ve odaklanmaYeni anılar oluşturma yeteneğiDuyusal ve motor becerilerDuygularDuygusal kontrol Neyse ki bu değişimlerin önemli bir bölümü yeterli uyku alındığında geri dönebiliyor. Bu nedenle bazı yaşlı bireylerin yaşadığını düşündüğü bilişsel gerilemenin bir kısmı, aslında kalıcı yaşlanmadan değil, yetersiz uykudan kaynaklanabiliyor. Uzun vadede uykusuzluk bilişsel gerilemeyi nasıl hızlandırıyor? Şarku'l Avsat'ın haberine göre uyku araştırmacıları, kronik uyku eksikliğinin uzun vadede beyin sağlığını bozarak hafif bilişsel bozukluk ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini artırabileceğini düşünüyor. 7 saatten az uyku demans riskini artırabiliyor Yaklaşık 60 yaşındaki 800 binden fazla kadının incelendiği bir araştırma, geceleri 7 saatten az uyuyanların, sonraki 20 yıl içinde demansa yakalanma riskinin hafif de olsa arttığını ortaya koydu. Bir başka çalışmada ise 5 bin 600'den fazla yaşlı yetişkin takip edildi. Uyku sorunları yaşayan kişilerin birçok bilişsel testte daha düşük performans gösterdiği, ayrıca performanslarının sonraki dört yıl içinde daha hızlı gerilediği belirlendi. Kaliteli uyku da en az uyku süresi kadar önemli Özellikle derin uyku evresi büyük önem taşıyor. Sabah uyandığında kendini dinlenmiş hisseden kişilerde bilişsel gerileme ve demans gelişme riski daha düşük bulunuyor. Uyku bozuklukları da önemli bir risk faktörü oluşturuyor. Orta yaşın başlarından 40'lı yaşların sonlarına kadar olan bireyler üzerinde yapılan bir araştırmada, ciddi uyku bozukluğu yaşayanların yaklaşık 10 yıl sonra bilişsel testlerde daha düşük performans sergilediği görüldü. Bu nedenle kaliteli uyku, özellikle orta yaş ve sonrasında bilişsel gerileme döngüsünü önlemede kritik önem taşıyor. Uyku beyniniz için neden bu kadar önemli? Uyku sırasında beyin, bilişsel sağlığın korunması açısından birçok hayati görevi yerine getiriyor. 1- Beynin atıkları temizleniyor Beynin, glimfatik sistem adı verilen kendine özgü bir atık temizleme mekanizması bulunuyor. Sıvıyla dolu kanallardan oluşan bu sistem, uyku sırasında toksik proteinleri adeta gece çalışan bir bulaşık makinesi gibi temizliyor. Temizlenen proteinlerin bir kısmı, Alzheimer hastalarının beyninde biriken proteinlerle aynı özellikleri taşıyor. Glimfatik sistem özellikle derin uyku sırasında bu proteinleri çok daha etkili biçimde uzaklaştırıyor. Bu sistemin yeterince çalışmadığı kişilerde demans riski daha yüksek oluyor. Kalitesiz veya yetersiz uyuyan kişilerde ise beyin, bu zararlı proteinleri gece boyunca yeterince temizleyemiyor. Uzmanlara göre orta yaş ve sonrasında görülen uyku eksikliğinin demans riskini artırmasının nedenlerinden biri de bu olabilir. 2- İltihabı azaltıyor Yeterli uyku, vücuttaki iltihaplanmanın azalmasına yardımcı oluyor. Her yaş grubunda kronik uyku yoksunluğu iltihaplanmayı artırıyor ve bu durum beyni de olumsuz etkiliyor. Uzun vadede kronik iltihaplanma, Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini yükseltebiliyor. Daha düşük düzeyde olsa da yaşlanmaya bağlı hafif bilişsel bozukluk gelişme olasılığını da artırabiliyor. Uzmanlara göre yeterli ve kaliteli uyku, iltihaplanmayı azaltarak bu risklerin düşürülmesine katkı sağlayabiliyor.

2025’te en fazla ölüm, kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı Haber

2025’te en fazla ölüm, kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı

Türkiye'de 2025 yılında hayatını kaybedenlerin sayısı 491 bin 684'e yükseldi. Ölüm nedenlerinde ilk sırayı yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları alırken, bebek ölüm hızı ve 5 yaş altı ölüm hızında düşüş yaşandı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri'ni yayımladı. TÜİK verileri, ölüm nedenlerinde kalp ve damar hastalıklarının ağırlığını koruduğunu gösterirken, bebek ve çocuk ölümlerindeki düşüş ise halk sağlığı açısından dikkat çeken olumlu gelişmeler arasında yer aldı. Söz konusu istatistiki verilere göre, 2024 yılında 489 bin 734 olan ölüm sayısı, 2025 yılında 491 bin 684'e yükseldi. Hayatını kaybedenlerin yüzde 55,1'ini erkekler, yüzde 44,9'unu ise kadınlar oluşturdu. Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025 yılında bir önceki yılla aynı seviyede kalarak binde 5,7 olarak gerçekleşti. Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il binde 10,8 ile Sinop olurken, Kastamonu binde 10,2 ve Giresun binde 9,6 ile onu takip etti. En düşük kaba ölüm hızına sahip il ise binde 2,3 ile Şırnak oldu. Hakkari, Van, Batman ve Şanlıurfa da en düşük ölüm hızlarının görüldüğü iller arasında yer aldı. ÖLÜM NEDENLERİNDE İLK SIRA DOLAŞIM SİSTEMİ HASTALIKLARININ TÜİK verilerine göre 2025 yılında ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Bu grubu yüzde 16,1 ile iyi ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi. Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin alt nedenlerine bakıldığında, yüzde 42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları, yüzde 24,6'sını diğer kalp hastalıkları ve yüzde 18,2'sini serebro-vasküler hastalıklar oluşturdu. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 47,7 ile Çanakkale oldu. Balıkesir, Hatay ve Burdur da üst sıralarda yer aldı. En düşük oran ise yüzde 25,4 ile Kilis'te görüldü. KANSER KAYNAKLI ÖLÜMLERDE AKCİĞER İLK SIRADA İyi ve kötü huylu tümörlere bağlı ölümler incelendiğinde, ölümlerin yüzde 28,9'unun gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğer kaynaklı kötü huylu tümörlerden kaynaklandığı belirlendi. Kanser kaynaklı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 22,4 ile Ağrı olurken, Van, Kocaeli, Ankara ve Elazığ da listenin üst sıralarında yer aldı. En düşük oran ise yüzde 9,7 ile Kilis'te kaydedildi. TÜİK verileri, bebek ve çocuk ölümlerinde olumlu bir tablo ortaya koydu. 2024 yılında 8 bin 484 olan bebek ölüm sayısı, 2025 yılında 6 bin 988'e geriledi. Buna bağlı olarak bebek ölüm hızı da binde 9,0'dan binde 7,8'e düştü. Doğumdan sonraki ilk beş yıl içinde ölüm olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı ise 2024 yılında binde 11,1 iken, 2025 yılında binde 9,5 olarak gerçekleşti

Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem Haber

Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, horlama ve uyku apnesi gibi burun ve boğaz kaynaklı sorunların kaliteli uykuyu engelleyebileceğini ve ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve ekran kullanımının artmasıyla birlikte uyku problemleri giderek yaygınlaşıyor. Ancak uzmanlar, uykusuzluğun yalnızca psikolojik nedenlerle değil, kulak burun boğaz kaynaklı sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, “Sabah yorgun uyanıyorum, gece sık sık uyanıyorum veya hiç uyumamış gibi hissediyorum” diyen kişilerin mutlaka KBB uzmanına başvurması gerektiğini belirtti. Tatlıpınar, horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefes durması gibi durumların uyku kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü ifade etti. Özellikle “uyku apnesi”ne dikkat çeken Tatlıpınar, bu hastalıkta kişinin gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabildiğini söyledi. Uyku apnesinin; sabah yorgunluğu, gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık gibi sorunlara yol açabileceğini aktardı. Burun eğriliği, alerjik tıkanıklık ve damak yapısındaki sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiği belirtilirken, tedavi edilmeyen uyku apnesinin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini artırabileceği vurgulandı. Çocuklarda da görülebilen uyku bozukluklarının geniz eti ve bademcik büyümesine bağlı olarak horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uykuya yol açabileceği ifade edildi. Uzmanlar, bu durumun dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü gibi sorunlara neden olabileceğini belirterek aileleri uyardı. UYKUSUZLUĞA KARŞI 5 ETKİLİ ÖNLEM! Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor; Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın. Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun. Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin. Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının.

Kanada'da bir ilk: Her bir sigaraya uyarı mesajları konulacak Haber

Kanada'da bir ilk: Her bir sigaraya uyarı mesajları konulacak

Kanada, gençlerin sigaraya başlamasını önlemek ve içenleri de bırakmaya teşvik etmek için, paketlerdeki her bir sigaraya tek tek sağlık uyarıları koyma kararı alan ilk ülke oldu. İngilizce ve Fransızca uyarılarda “Sigara kansere yol açar” ve “Her bir nefeste zehir” uyarıları yer alacak. Gelecek yıldan itibaren de Kanadalılar sigaralardaki uyarıları görmeye başlayacak. Sigara imalatçıları Temmuz 2024’ten itibaren uzun sigaralara uyarıları koymak zorunda. Nisan 2025’ten sonra da tüm boyutlardaki sigaralar ve küçük purolarda uyarılar yer alacak. Sigara filtrelerinde yer alacak uyarılarda, sigaranın çocuklara, organlara zarar verdiği, iktidarsızlığa ve lösemiye yol açtığı belirtilecek. Mayıs ayında yetkililer, yeni kuralların tütün ürünlerindeki uyarılardan kaçınmayı imkansız hale getirileceğini söylemişti. Kanada 2035 itibarıyla tütün kullanımını nüfusun yüzde 5’ine indirmeyi amaçlıyor. Kanada’da 1989’dan bu yana sigara paketlerine uyarı mesajları konuluyor ve 2000 yılında resimli uyarı mesajları yer almaya başladı. BBC'de yer alan habere göre, tütün kullanımı Kanada’da her yıl 48 bin kişinin ölümüne yol açıyor. Sigara kullanımı, akciğer kanseri, kalp hastalıkları ve felçte başlıca risk faktörlerinden biri olarak görülüyor. Kanada’da 15 yaş ve üzerindekilerin sigara kullanımı nüfusun yüzde 10’u civarında ancak elektronik sigara kullanımı yükseliyor.

Kahvenin faydalarına dair yeni ipucu Haber

Kahvenin faydalarına dair yeni ipucu

Kahvedeki antioksidanlar ve antiinflamatuar kimyasallar belirli bir proteini hedef alıyor olabilir. Yeni bir araştırmaya göre kahvenin sağlık üzerindeki yararlarının en azından bir kısmı, insan vücudundaki stres tepkisi ve yaşlanma süreçlerinde rol oynadığı bilinen bir reseptör proteinine etki eden bileşiklerden kaynaklanıyor. Onlarca yıldır araştırmalar, kahve tüketiminin daha uzun ömür ve daha düşük kronik hastalık riskiyle ilişkili olduğuna işaret ediyor. Her gün belirli miktarda kafein tüketmenin faydaları açıklandı Uzmanlar yanıtladı: Çay mı kahve mi daha faydalı? Sabah kahvesinin bilinmeyen zararı keşfedildi Nüfus araştırmaları, kahve içenler arasında metabolik rahatsızlıklar, bazı kanser türleri, Parkinson, demans ve kalp hastalıkları gibi yaşa bağlı birçok hastalığın riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Kahvedeki polifenoller ve flavonoidler gibi başlıca kimyasalların, hücreleri hasar ve yaşlanmaya karşı koruyabilen antioksidan ve antiinflamatuar etki gösterdiği kanıtlanmıştı. Ancak bu kahve kimyasallarının faydalarını tam olarak nasıl sağladığı belirsizliğini koruyordu. Yeni bir çalışmaysa kahvenin etkisinin bir kısmının; yaşlanma, stres tepkisi ve kalp hastalıklarındaki rolüyle giderek daha fazla tanınan NR4A1 adlı reseptör proteini üzerinde etki göstermesiyle gerçekleşebileceğini ortaya koyuyor. Hakemli dergi Nutrients'ta yayımlanan çalışmanın yazarlarından Stephen Safe, "Bu etkilerin bir kısmının, kahve bileşiklerinin vücudu stresin yol açtığı hasardan korumada rol oynayan bu reseptörle nasıl etkileşime girdiğiyle bağlantılı olabileceğini gösterdik" diye açıklıyor. NR4A1 proteininin, vücuttaki stres ve hasara yanıt olarak gen aktivitesini düzenlediği biliniyor. Bu protein, iltihaplanma, metabolizma ve doku onarımı gibi çok çeşitli biyolojik süreçlerde rol oynuyor ve bu süreçlerin tümü kanser, bilişsel gerileme ve metabolik bozukluklar gibi yaşa bağlı hastalıklarla yakından bağlantılı. Dr. Safe şu ifadeleri kullanıyor: Hemen hemen her doku zarar gördüğünde NR4A1 bu hasarı azaltmak üzere devreye girer. Bu reseptörü ortadan kaldırınca hasar daha da kötüleşir. Bilim insanları, kafeik asit de dahil kahvedeki birçok kimyasal bileşiğin NR4A1 reseptör proteinine bağlanarak aktivitesini etkilediğini keşfetti. Laboratuvar çalışmaları, bu bileşiklerin hücresel hasarı azaltabileceğini ve kanser hücresi büyümesini yavaşlatabileceğini gösterdi. Ancak NR4A1 hücrelerden çıkarıldığında, bu koruyucu etkiler ortadan kalktı. Dr. Safe, "Kahvenin sağlık yararlarının en azından bir kısmının, bileşiklerinin bu reseptöre bağlanıp onu aktive etmesinden kaynaklanabileceğini söylüyoruz" diyor. Araştırmacılar "Kahvenin sağlığa yararlı bazı etkilerinin kısmen, NR4A1 üzerinde etkili olan kahve bileşenlerinin aktivitesine atfedilebileceğini öne sürüyoruz" diye yazıyor. Ancak bilim insanları, kahvenin etkilerinin muhtemelen tek bir yolla sınırlı olmadığını söylüyor. Dr. Safe "İşin içinde birçok reseptör ve mekanizma var. Biz bunun önemli yollardan biri olabileceğini gösteriyoruz" diyor. Bağlantıyı ortaya koyduk ancak bunun ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamamız gerekiyor. Bilim insanları gelecekteki çalışmalarda, sentetik bileşiklerle bu reseptörü daha etkili bir şekilde hedeflemeyi umuyor. independent.co.uk / Çeviren: Büşra Ağaç / Independent Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.