Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Itamar Ben-Gvir

bursaarena.com.tr - Itamar Ben-Gvir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Itamar Ben-Gvir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Filistin topraklarını gasbeden İsrail'den Mescid-i Aksa'ya baskın! Haber

Filistin topraklarını gasbeden İsrail'den Mescid-i Aksa'ya baskın!

İşgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya İsrail polisinin koruması altında ve İsrailli yetkililerin katılımıyla sabah saatlerinden bu yana baskın düzenleyen Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin sayısı 3 bin 200'ü aştı. Mescid-i Aksa, sabah saatlerinden bu yana Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskınına sahne oluyor. Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nden yapılan açıklamaya göre, Filistin topraklarını gasbeden 3 bin 288 İsrailli yerleşimci Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Mescid-i Aksa'nın avlusuna da giren fanatik İsrailliler burada dini ritüeller gerçekleştirdi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, söz konusu İsraillilerin Kubbetü's-Sahra'nın önünde dini ritüeller gerçekleştirdiği ve Mescid-i Aksa'nın avlusunda İsrail bayrağı açtığı görüldü. Baskınlara, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Başbakan Binyamin Netanyahu'nun partisi Likud milletvekili Amit Halevi de katıldı. "İslam ülkeleri sorumluluklarını üstlenmeli" Kudüs ve Filistin eski Müftüsü, Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İsrail hükümeti, Mescid-i Aksa'da yeni oldubittiler dayatmak için Yahudi dini günlerini istismar ediyor. İsrail polisinin sergilediği tutum, İsrail hükümetinin Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'nın kutsallığına yönelik ihlallerini desteklediğinin ve onayladığının açık kanıtıdır." dedi. İslam dünyasına seslenen Sabri, "Mescid-i Aksa yalnızca Müslümanlara aittir ve İslam ülkeleri, Aksa'nın maruz kaldığı ihlaller konusunda sorumluluklarını üstlenmelidir." ifadesini kullandı. Sabri ayrıca, "İsrail hükümeti, Mescid-i Aksa üzerinde tam kontrol sağlamayı ve İslami Vakıflar İdaresi'nin Aksa'yı yönetme yetkisini elinden almayı amaçlıyor." uyarısında bulundu. "Mescid-i Aksa'nın avlusunda ciddi bir provokasyon yaşandı" İsrailli sivil toplum kuruluşu Peace Now'ın (Barış Şimdi) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Bu sabah Mescid-i Aksa'nın avlusunda ciddi bir provokasyon yaşandı." ifadesi kullanıldı. Açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesi ve avluda dini ritüeller gerçekleştirmesinin "hassas statükonun açık bir ihlali" olduğu belirtildi. "Yerleşimci terörizmi ile dini bir savaş başlatmayı amaçlayan bir grup kundakçı arasında doğrudan bir bağlantı" bulunduğu ifade edilen açıklamada, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Yerleşim Bakanı Orit Strock, söz konusu gruplara destek vermek, fon sağlamak ve koruma sunmakla suçlandı. Filistin Din İşleri Bakanlığı: İsrail bölgede din savaşı çıkarmayı amaçlıyor Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığından yapılan açıklamada da İsrailli Bakan Ben-Gvir ve milletvekili Halevi'nin Aksa'ya düzenlenen baskınlara katılması kınandı. Açıklamada, İsraillilerin baskınının İslam'ın kutsal mekanlarına yönelik bir ihlal ve Mescid-i Aksa'nın tarihi ve hukuki statüsüne karşı işlenmiş bir suç olduğu vurgulandı. Yahudilerin dini günlerinin Aksa'ya baskın düzenlemek için istismar edildiği belirtilen açıklamada, İsraillilerin Aksa'nın avlusunda dini ritüeller gerçekleştirmesinin, Aksa'da "zamansal ve mekansal bölünmeyi oldubittiye getirerek dayatmayı amaçlayan sistematik bir işgal planı" çerçevesinde yapıldığına dikkati çekildi. Mescid-i Aksa'nın tamamının Müslümanlara ait olduğu vurgulanan açıklamada, İsrail hükümetinin üst düzey siyasi kademelerinden kaynaklanan eylemlerin "tüm bölgede din savaşı başlatmayı amaçladığı" uyarısında bulunuldu. Uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler kurumlarına, hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri ve İsrail'e Kudüs ile kutsal mekanlara yönelik ihlallerini durdurması için baskı yapmaları çağrısında bulunuldu. Arap ve İslam ülkelerine de kararlı bir duruş sergileme çağrısı yapılan açıklamada, Filistin halkından İslam ve Arap kimliğini hedef alan İsrail planlarını engellemek için Mescid-i Aksa'ya gelmeyi sürdürmeleri istendi. Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada, İsrail polisinin, fanatik grupların sayısının 150'ye kadar çıkmasına izin vermesinin ardından Mescid-i Aksa'ya baskın yapan İsraillilerin sayısında artışın olduğu açıklanmıştı. Kudüs Valiliği, bu sabah yaptıığı açıklamada 1300'den fazla İsrailli'nin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlediğini duyurmuştu. Açıklamada, İsrail polisinin, fanatik grupların sayısının 150'ye kadar çıkmasına izin vermesinin ardından Mescid-i Aksa'ya baskın yapan İsraillilerin sayısında artış olduğu vurgulanmıştı. İsrail polisinin Mescid-i Aksa'nın kapılarında ve Eski Şehir çevresinde önlemlerini sıkılaştırdığı ve Müslümanların ibadet etmek için Aksa'ya girişini engellediği bildirilmişti. Sabah namazında çok az sayıdaki Müslümanın Aksa'ya girebildiği aktarılan açıklamada, İsrail polisinin Müslümanları darbettiği kaydedilmişti. Filistin topraklarını gasbeden İsrailli gruplar, Yahudilerin dini günü Tisha B'Av nedeniyle Aksa'ya geniş çaplı baskın düzenleme çağrısında bulunmuştu.

"Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınmalarını ve maruz kaldıkları kötü muameleyi anlattı Haber

"Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınmalarını ve maruz kaldıkları kötü muameleyi anlattı

Gemilerinin uluslararası sularda durdurulmasının ardından İsrail tarafından sınır dışı edilen "Küresel Sumud Filosu" aktivistlerinin ilk grubu dün İstanbul Havalimanı’na ulaştı. Aktivistlerden Julian Cebral’ın bir gözünün çevresinde morluklar olduğu, sol şakağında bir yara ve kürek kemiğinde yaralanma bulunduğu görüldü. Anvers şehrinden gelen 57 yaşındaki Belçikalı Cebral, filoya ait küçük bir tekneyle Türkiye’den denize açılmıştı. Teknesinde kendisine başka bir Belçika vatandaşı, bir İtalyan, bir Malezyalı, bir Finlandiyalı, Filistin asıllı bir Kanadalı ve bir Güney Afrikalı eşlik ediyordu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Cebral yaptığı açıklamada, pazartesi günü İsrail Deniz Kuvvetleri’nin kendilerini kıyıdan 500 kilometreden fazla uzakta, uluslararası sularda nasıl durdurduğunu anlattı. Türkiye, Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen özel uçuşlarla 400’den fazla kişiyi tahliye etti ve İstanbul Havalimanı’nda karşılamak üzere doktorlar ile ambulanslar hazır bulundurdu. Yumruk ve sert müdahale Cebral, İsrail askerlerinin müdahale anını şu sözlerle aktardı: "Önce iletişimimizi kestiler, ardından gün ışığında silahlarıyla güverteye çıktılar. Sırf eğlence olsun diye plastik mermi sıktılar. Durdurulan 12. gemi olduğumuzu fark ettik ve şaşırdık. Hücumbotlar her yanımızı sarmıştı. Ellerimiz havada olmasına rağmen bize karşı çok şiddetli davrandılar." Teknede ikinci kaptan olduğunu belirten Cebral, "İtalyan kaptanımız hâlâ ayaktaydı, bu yüzden doğrudan onu hedef aldılar. Ben de sol şakağıma bir yumruk darbesi aldım" dedi. Sözlerine devam eden Belçikalı aktivist, "Daha sonra ellerimizi plastik kelepçelerle bağlayıp bizi sert bir şekilde konteynerlerden oluşan hapishane benzeri bir gemiye naklettiler. İngilizce olarak 'Hadi biraz eğlenelim' dediklerini duydum" ifadelerini kullandı. Hayvanlarına bile daha iyi davranıyorlar Cebral, aktivistlerin üç gün boyunca doktor muayenesi talep ettiğini ancak kendilerine sürekli "sonra, sonra" yanıtı verildiğini söyledi. Kaburgalarını ve kollarını gösteren Cebral, "Sara (epilepsi) hastası birinin ilacına el koydular. Sirius gemisinde bulunan 7 kişide toplam 35 kırık oluştu" dedi. Deniz yoluyla İsrail’e götürülürken askerlerin kendilerine ekmek ve su dolu kutular attığını söyleyen aktivist, "Ancak miktar yetersizdi. Yaklaşık 200 kişiydik. Daha fazla su, tuvalet kâğıdı ve kadınlar için hijyenik ped istedik. Her şeyi talep etmek zorunda kaldık" diye konuştu. Gözaltına alınanlar çarşamba günü gemiden indirilerek araçlarla İsrail'in güneyindeki Aşdod şehri yakınlarında bir gözaltı merkezine götürüldü. Cebral, kelepçelerin "gereğinden çok daha sıkı" olduğunu ve saatlerce başları öne eğik şekilde oturmaya zorlandıklarını belirtti: "Hiçbir şey göremiyorduk. Boynumuza bastırıyorlardı. Bizi tokatlamaya ve aşağılamaya devam ettiler. Bazıları gülüyor, İsrail milli marşını çalıyordu. Özellikle Ürdünlü ve Tunuslulara karşı çok acımasız davrandılar." Belçikalı aktivistin aktardığına göre gözaltındakiler sınır dışı edilmeden önce perşembe günü İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı’na götürüldü ve burada da hakaretlere maruz kaldı. Aktivistlerin sınır dışı edilmesi, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in çarşamba günü aktivistleri elleri bağlı ve diz çökmüş halde gösteren bir video yayınlamasının ertesi günü gerçekleşti. Bu görüntü, geniş çaplı tepkiye ve diplomatik kınamalara yol açmıştı. Doktor kontrolünün ardından bugün Belçika’ya dönmeyi bekleyen Cebral, İsrail'in Gazze ablukasını kırmayı amaçlayan gelecekteki her filoya yeniden katılmayı planlıyor. Havalimanında, Bingöl kökenli Türkiye vatandaşı Bilal Kıtay da Küresel Özgürlük Filosu ile çıktığı ikinci yolculuktan dönerek eşine sarıldı. Yaklaşık 10 aktivisti taşıyan bir teknede bulunan Kıtay, İsrail güçlerinin bu kez, nisan ayında gerçekleşen bir önceki sefere kıyasla "çok daha şiddetli" bir yöntem uyguladığını belirtti. Kıtay, durumu şu sözlerle özetledi: "Bize saldırdılar, hepimiz darbedildik. Filistinlilerin her zaman yaşadığı şey tam olarak bu. Maalesef, İsrailliler kendi hayvanlarına bile daha iyi davranıyorlar.(Şarku'l Avsat / İstanbul)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.