Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihdam

bursaarena.com.tr - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde, Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır" dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye’ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesaiyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkânlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü hâline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. “KENDİ POTANSİYELİMİZE GÜVENEREK YOLUMUZDA KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ” Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ediyorum: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkârlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Kabinemizin 69. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. “SAVAŞ KAYNAKLI MALİYETLERİN ETKİSİNİ ASGARİ SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÖZEL GAYRET GÖSTERİYORUZ” Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkânı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık. Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik, konaklama vergisini yüzde ikiden yüzde bire düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeleri tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkânı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ ZORLUĞU AŞACAK GÜCE, BİRİKİME, POTANSİYELE SAHİPTİR” Eş zamanlı olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi hâline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın: Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir. Türkiye, geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başlı olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre, terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuru ile koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır, biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak Çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle, aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız. “KIBRIS'TAKİ MESELE; KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİNİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜ MESELESİDİR” Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihî bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk’ünün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik'le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk'ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hayata geçirilmesinde tarihî sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş'i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, Harekâtı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyorum. Tabi burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum: Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihî gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükûnet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs'ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum. Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk’ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri hâline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesiyle Kıbrıs Türk’ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek, önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. Beş sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları hâlen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükûmetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı, oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik. Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim: 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3.210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkânlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

İGF Genel Başkanı Mesut Demir: 5 yıl sonra kaliteli yerel medya kalmaz Haber

İGF Genel Başkanı Mesut Demir: 5 yıl sonra kaliteli yerel medya kalmaz

24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla televizyon programına konuk olan İGF Genel Başkanı Mesut Demir, yerel medyanın ağır ekonomik sıkıntılarını, düzenleme ihtiyacını ve dijital geleceğini değerlendirdi. Demir, “Gerekli adımlar atılmazsa kaliteli haber siteleri yok olacak” uyarısında bulundu. BURSA (İGFA) - 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla Line TV’de gazeteci yazar Mehmet Çetinkaya'nın sunduğu "Yerel Vizyon" programına konuk olan İnternet Gazetecileri Federasyonu (İGF) Genel Başkanı ve aynı zamanda Bursa İnternet Gazetecileri Derneği Başkanı Mesut Demir, sektörün kronik sorunlarını dile getirdi. Demir, 2011’de Bursa’da kurulan derneğin 2020’de federasyona dönüştüğünü, bugün 57 ilde dernek ve 13 ülkede temsilcilikle faaliyet gösterdiğini belirterek, İGF Haber Ajansı (İGFA)’nın bin 400’ün üzerinde abonesi olduğunu kaydetti. EKONOMİK DARBOĞAZ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Yerel medyanın en büyük sorununun ekonomik sıkıntılar olduğunu vurgulayan Genel Başkan Mesut Demir, Basın İlan Kurumu’nun aldığı yüzde 15 komisyonun yüzde 4-5’e düşürülmesi, KDV ve vergi oranlarının indirilmesi gerektiğini söyledi. Basın İlan Kurumu'nun büyük kurum ve bankaların reklamlarını yerel medyaya yönlendirecek bir sistem kurulmasını öneren Demir, “Bu sayede haber sitesi başına 150-200 bin lira ek gelir sağlanabilir” dedi. Merdiven altı haber siteleri, denetimsizlik, basın savcılıklarının yetersizliği ve künyesiz yayınlara karşı da sert eleştirilerde bulunan Mesut Demir, meslek odası kurulmasının hem disiplin hem de yeşil pasaport gibi haklar için zorunlu olduğunu ifade etti. GENÇ GAZETECİLER VE GELECEK Programda İletişim Fakültesi mezunlarının istihdam sorununa da dikkat çeken Demir, federasyon olarak açtıkları akademilerle Bursa medyasında önemli oranda genç gazeteci yetiştirdiklerini aktardı. Ancak “Eğitim yetmiyor, ekonomik özgürlük şart” vurgusu yapan Demir, yeşil pasaport talebini de yineleyen Mesut Demir, avukat ve mali müşavirler gibi gazetecilerin de bu haktan yararlanması gerektiğini belirtti. Mesut Demir, önümüzdeki 5 yılda sosyal medya, dezenformasyon ve yapay zekâ ile rekabetin artacağını, gerekli yasal ve ekonomik destek verilmezse kaliteli yerel medyanın büyük ölçüde yok olacağını söyledi. https://youtu.be/vbwGsmmrxfg

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı Haber

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı

Çin'deki yerel haberlere göre ülkedeki üniversiteler, teknoloji odaklı programlara öncelik vermek amacıyla sanat, beşeri bilimler ve dil alanlarında 12 bin bölümü kaldırdı. Bu yeniden yapılandırma, ülkedeki yükseköğretimi Çin'in yapay zeka odaklı ekonomiye geçiş çabalarına uyumlu hale getirmek amacıyla tasarlandı. Çin Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkedeki üniversite programlarının neredeyse üçte biri ve milyonlarca öğrenci bu durumdan etkilendi. Bu değişim kapsamında 2021'le 2025 arasında Çin'deki yükseköğretim kurumlarında 10 bin 200 yeni lisans programı açıldığı bildiriliyor. South China Morning Post'un haberine göre sanat ve beşeri bilimler alanındaki lisans programları, yetkililer tarafından giderek daha fazla "modası geçmiş" ve aşırı yoğun olarak görülürken, "bedenlenmiş zeka" gibi yeni programların Pekin'in ekonomik kalkınma hedefleriyle daha uyumlu olduğu düşünülüyor. Şanghay Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden yeni mezun olan bir öğrenci, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada istihdam olanaklarının yetersizliği nedeniyle üniversitenin bu lisans programını kaldırdığını söyledi. İsmi açıklanmayan öğrenci, "Yapay zekanın hızlı gelişimi, ürün tasarımını derinden etkiledi" dedi. Modelleme ve görselleştirme gibi birçok temel görevi artık yapay zeka yerine getirebiliyor. Çin'deki eğitim reformu, ulusal müfredatları yeniden düzenleyerek yapay zekayla ilgili yeni dersleri dahil etmeyi hedefleyen dünya çapındaki çeşitli girişimlerden biri. Hindistan, yapay zeka modüllerini doğrudan ulusal okul müfredatına dahil ederken, Birleşik Arap Emirlikleri de Ulusal Yapay Zeka Eğitim Girişimi'ni başlattı. Kazakistan ise yapay zekanın benimsenmesini ulusal bir hayatta kalma meselesi olarak niteledikten sonra yeni bir eğitim stratejisini uygulamaya koyuyor. Avrupa'da ise İspanya, "Dijital İspanya" stratejisi kapsamında müfredatını güncelleyerek yapay zeka okuryazarlığına odaklanıyor. Birleşik Krallık Eğitim Bakanı Bridget Phillipson da Eğitim Bakanlığı'nın, GCSE (Genel Orta Öğretim Sertifikası) ve A-level (İleri Düzey Eğitim Genel Sertifikası) sınavlarının yanı sıra veri bilimi ve yapay zeka alanında yeni bir yeterlilik sertifikası getirme olasılığını değerlendirdiğini geçen yıl açıklamıştı. Ülkenin ulusal müfredatta son 10 yıldır yaptığı en kapsamlı revizyonun önümüzdeki yıl yayımlanması ve Eylül 2028'de uygulamaya geçmesi planlanıyor. Phillipson o zaman yaptığı açıklamada, "Ulusal müfredatın güncellenmesinin üzerinden 10 yıldan uzun süre geçti" demişti. Gençlerin günümüzün zorluklarıyla başa çıkabilecek donanıma sahip olmaları, böylece hayatın sunduğu heyecan verici fırsatları yakalayabilmeleri her zamankinden daha kritik önemde. Independent Türkçe

Hyundai Türkiye'de batarya fabrikası kuruyor Haber

Hyundai Türkiye'de batarya fabrikası kuruyor

Hyundai Motor Türkiye, İzmit'teki üretim tesislerinde elektrikli araç hamlesini büyütüyor. Toplam 715 milyon euro yatırım kapsamında kurulacak yeni batarya fabrikasıyla ilk etapta 300'den fazla kişiye istihdam sağlanacak. Ağustos ayında seri üretime başlayacak IONIQ 3 modeli de bu yatırımla desteklenecek. KOCAELİ (İGFA) - Hyundai Motor Türkiye, elektrikli araç üretimine yönelik yatırımlarına bir yenisini ekledi. Şirket, Ağustos ayında seri üretimine başlayacağı IONIQ 3 projesini desteklemek amacıyla yeni bir batarya fabrikası kuracağını açıkladı. Toplam 715 milyon euro tutarındaki yatırımın 55 milyon euroluk bölümü batarya fabrikasına ayrılırken, tesisin Hyundai Mobis iş birliğiyle faaliyet göstereceği belirtildi. Fabrikada batarya hücreleri ileri otomasyon sistemleriyle birleştirilerek elektrikli araç üretimine hazır hale getirilecek. Yeni yatırım kapsamında ilk aşamada 300'den fazla kişiye istihdam sağlanması planlanırken, Türkiye'nin elektrikli araç teknolojilerindeki bilgi birikiminin artırılması ve sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırılması da hedefleniyor. Yatırımla ilgili değerlendirmelerde bulunan Murat Berkel, İzmit fabrikasının Hyundai'nin yurt dışındaki ilk üretim tesisi olduğunu hatırlatarak, 1997 yılından bu yana 3,3 milyon araç üretildiğini söyledi. Berkel, yeni batarya yatırımının hem Türkiye hem de Türk otomotiv sanayisi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, yatırımın markanın Türkiye'deki büyüme hedeflerine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. YILDA 40 BİNİN ÜZERİNDE ÜRETİM HEDEFİ Yatırımın son aşamaya geldiği belirtilirken, bu yıl içerisinde 27 bin, 2027 yılında ise 40 binin üzerinde üretim yapılması öngörülüyor. Batarya üretiminde kullanılacak NMC hücrelerinin Macaristan'dan, kısa menzilli araçlarda kullanılacak LFP bataryaların ise Çin'den tedarik edileceği açıklandı. Toplam 30 bin metrekarelik alanda kurulan batarya fabrikasında 27 robot görev yapacak. Üretim sürecinde yüksek otomasyon teknolojileri kullanılacak ve batarya paketleme işlemleri büyük ölçüde insan müdahalesi olmadan gerçekleştirilecek. IONIQ 3 EYLÜLDE SATIŞTA Bu arada Hyundai'nin Türkiye'de üreteceği ikinci yerli elektrikli model olacak IONIQ 3, Ağustos ayında üretim bandından inmeye başlayacak. Modelin Eylül ayında Türkiye pazarında iki farklı batarya ve güç seçeneğiyle satışa sunulması planlanıyor. Şirket, yeni batarya yatırımıyla yalnızca IONIQ 3 üretimini desteklemeyi değil, gelecekte üretilecek elektrikli ve hibrit araç modelleri için de güçlü bir altyapı oluşturmayı ve yerli yan sanayinin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor.

Gaziantep turizmde dijital çağı başlattı! Haber

Gaziantep turizmde dijital çağı başlattı!

GAZİANTEP (İGFA) - Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın da yer aldığı tanıtım programı, 25 Aralık Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’nde gerçekleştirildi. Gaziantep’in turizm vizyonunun dijital dönüşüm ayağını temsil eden bu proje ile şehrin ulusal ve uluslararası ölçekten tanıtım gücünün artırılması, turist deneyiminin modernize edilmesi ve yerel turizm paydaşlarının dijital sistemle bütünleşmesi hedefleniyor. ALPASLAN: “GAZİANTEP, KÜLTÜR VE TURİZM ALANINDA DA ÖRNEK VE ÖNCÜ ÇALIŞMALAR YAPMAKTA” Visit Gaziantep tanıtım programında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gaziantep’in şehir tanıtımı konusunda önemli bir çalışmayı hayata geçirdiğini belirterek, “Gaziantep’imizle bereketli bir iş için hep beraber bir aradayız. Gaziantep’imiz yine fark yaratarak şehrimizin tanıtımıyla ilgili güzel bir işi hayata geçirdi” dedi. Çalışmanın bir ekip işi olduğunu ifade eden Alpaslan, “Bu gurur verici iş için Gazianteplileri, Gaziantep’imizi tebrik ediyorum. Bu bir takım oyunu. Gaziantep bir şehir olarak bunu güzel bir iş olarak ortaya koydu, başardı” diye konuştu. Türkiye’nin turizmde daha üst noktalara çıkması için çalışmaların sürdüğünü aktaran Alpaslan, “Türkiye’yi turizmde daha üst noktalara çıkartmak için biz çalışmalarımızı bakanlık olarak Cumhurbaşkanımızdan aldığımız destekle yürütüyoruz” ifadelerini kullandı. Gaziantep’in bu süreçte öne çıkan şehirlerden biri olduğunu belirten Alpaslan, “Bu çerçevede hep Antep’imiz öne çıktı. Sanayide, ticarette, üretimde, eğitimde her alanda olduğu gibi kültür ve turizm alanında da bu kadim şehir, geçmişinden aldığı birikimle bu alanda da örnek, öncü başarılar, öncü çalışmalar yapmakta” ifadelerini kullandı. ŞAHİN: “AKILLI ŞEHRE AKILLI TURİZM LAZIM” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Visit Gaziantep uygulamasının kentin turizm vizyonu açısından önemli bir çalışma olduğunu belirterek, “Bu bir ekip işi. Gaziantep modeli verimlilikle koordinasyonu sağlayan, sen ben yok biz varız diyen bir model. Bu ekibin başında bizi koordine eden herkese, bizi kırmayıp gelenlere çok teşekkür ederim” dedi. Gaziantep’in tarihi, kültürü ve turizm potansiyeliyle öne çıkan şehirlerden biri olduğunu ifade eden Şahin, “Burası Evliya Çelebi’nin bütün dünyayı dolaşıp, burayı anlatmaya ne kalem ne kelam yeter dediği suyun gözü Ayıntap. Artık biz yerelden evrensele, gelenekten geleceğe dünyanın sayılı şehirlerinden ve ülkelerinden bir tanesiyiz” diye konuştu. Şahin, Gaziantep’in misafirperverliği ve hoşgörüsüyle tercih edilen bir şehir olduğunu belirterek, şunları aktardı: “Anadolu irfanı, Anadolu hoşgörüsü, işte tam bunun için bize ait bu değerler için buradayız ama bizim iddiamız da var. 21’inci yüzyıl veri yüzyılı, tasarım yüzyılı. Yenilenmemiz lazım. Akıllı şehre akıllı turizm lazım. Akıllı turizm, yapay zeka çağında başka bir şey söylemek lazım. İşte bugün 9 dille, her birinin yanına bir rehber koymadan, dünyanın en önemli ülkelerinde en büyük yazılımlarını gördüğümüzde ‘Biz niye yapamıyoruz?’ dediğimiz bir çalışmadır bu. Kendi çalışma arkadaşlarıma bu vizyonlarından dolayı çok teşekkür ederim.” Kentin marka değerinin kısa sürede oluşmadığını vurgulayan Şahin, Gaziantep’in özgün kimliğine dikkati çekerek, “Şehre geldiğin zaman bir bağ kuruluyor. İnsan, ‘Ben buraya aitim, tekrar gelebilirim’ diyor. Bu, kendi içinde oluşan küresel bir marka. Marka yolculuğu akşamdan sabaha olmuyor. Küresel dil, ürünün kalitesiyle başlıyor. Görünürlükle ölçülebiliyor. Biz bir kere çok özgün ve kimlikliyiz. Yuvarlanan dünyada dik duruyoruz” ifadelerini kullandı. Gaziantep’in sahip olduğu değerleri akıllı turizm anlayışıyla geleceğe taşımak istediklerini belirten Şahin, “Bize ait değerleri biz medeniyet ekonomisi olarak güncellemek, akıllı turizme çevirmek istiyoruz. Milli ve yerli duruş için tek başına kitaplarla bunu öğretmeniz mümkün değil. Elimizdeki panoramik müze, içinden geçtiğiniz zaman bastığın toprağın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor” dedi. Şahin, Gaziantep’in gastronomi alanındaki hikayesinin de uluslararası dile taşınması gerektiğini kaydederek, “Bize kimlik lazım. Bu hikayeyi uluslararası bir dile çevirmemiz lazım. İşte bizim her Ramazan orucumuzu açtığımız yuvalamanın hikayesi var. Düğün yemeğinin hikayesi var. Kaybettiğimiz her ürünün başka ülkeler tarafından sahiplenildiğini gördüğümüzde şunu gördük; hiçbir şey boşluk kabul etmiyor. Sahip çıkmamız lazım ve sofra ekosistemini kurmamız gerektiğini gördük” diye konuştu. Gaziantep’in bir deneyim modeline dönüştüğünü dile getiren Şahin, “Ürün, tat, hafıza; 5 duyuya hitap ettiğiniz zaman hafızanızda yer buluyor. Gaziantep bir deneyim modeline dönüyor. Bunların her birinin kendi içinde başka hikayesi var” ifadelerini kullandı. Şahin, kentin turizmdeki stratejik konumuna da dikkati çekerek, “Kültür turizminde elimizdeki imkanları gördük. Gaziantep’in turizmdeki stratejik konumu, gastronomi, kültür turizmi, doğa turizmi, inanç turizmi; bu değerlere sahip çıkmamız, bunun gereğini yapmamız ve bunun sonuçlarını almamız gerekiyor. Akıllı şehir demek, akıllı turizm demek; istihdam, geleceğe taşımak demek” dedi. ÇEBER: “GAZİANTEP’İN GELİŞMESİNDEKİ ANA ETMENLERDEN BİRİ TURİZM Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kentin turizm potansiyelinin sanayi ve gastronomiyle sınırlı olmadığını belirterek, “Gaziantep, ülkenin en yüksek potansiyeline sahip illerinden birisi. Gaziantep için rahatlıkla söyleyebiliriz ki ne ararsanız daha fazlasını bulursunuz. Bizim bu şehir için iddialarımız var. Her ne kadar son zamanlarda sanayi ve gastronomi şehri olarak bilinse ve bu çok doğru olsa da şehrimizin gelişmesinde ana etmenlerden birisinin turizm sektörü olacağına inanıyoruz” diye konuştu. GÜL: GAZİANTEP TARİHİ, KÜLTÜRÜ VE İNSANIYLA GÜÇLÜ BİR ŞEHİR KİMLİĞİNE SAHİP AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, Gaziantep’in tarihi, kültürü ve insanıyla güçlü bir şehir kimliğine sahip olduğunu belirterek, Kültürel mirasın korunması ve turizm değerlerinin gün yüzüne çıkarılması için yürütülen çalışmalara dikkati çekti. Gül, bu anlamda bugün tanıtımı yapılan Visit Gaziantep uygulamasının da büyük önem taşıdığını söyledi. TÜM BİLGİLERE TEK UYGULAMADAN 9 DİL SEÇENEĞİYLE ERİŞİLECEK Programda, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Ertürk, Visit Gaziantep uygulamasına ilişkin sunum yaptı. Sunuma göre, Gaziantep’in turizm envanterini tek bir dijital çatı altında toplayan destinasyon yönetim modeliyle; müzeler, tarihi yapılar, ören yerleri, gastronomi noktaları, coğrafi işaretli ürünler, kültürel miras unsurları, etkinlik ve festival takvimi ile ziyaretçi deneyimine yönelik içerikler entegre bir sistemde sunuluyor. Böylece kullanıcılar, ihtiyaç duydukları bilgilere tek bir uygulama üzerinden erişebiliyor. Gaziantep’in “akıllı turizm destinasyonu” modeline geçişinde stratejik bir adım olarak konumlandırılan proje, 9 dilde ve yapay zeka destekli altyapısıyla ziyaretçilere kişiselleştirilmiş şehir deneyimi sunmayı amaçlıyor. Visit Gaziantep tanıtım programı, protokol üyelerinin katılımcılar ile çektiği hatıra fotoğrafı sonrası sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.