Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihdam

bursaarena.com.tr - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyanın en büyük 3. Showroom’u Bursa’da açıldı Haber

Dünyanın en büyük 3. Showroom’u Bursa’da açıldı

Gweike Lazer'in dünya genelindeki 3. büyük showroom’u Türkiye'deki yetkili distribütörü Lothbrog Makine tarafından Bursa’da açıldı. Fiber lazer kesim teknolojilerinde dünyanın en gelişmiş profesyonel çözümlerini Türkiye’de sanayicilerle buluşturan Gweike Lazer’in Türkiye’deki tek yetkili distribütörü Lothbrog Makine’nin İzmir Yolu Başköy mevkiindeki showroomu düzenlenen törenle hizmete açıldı. Toplam 5 bin metrekarelik bir yerleşke ile hayata geçirilen showroom kendi alanında dünyanın üçüncü büyük showoomu olma özelliğine sahip bulunuyor. Gweike Lazer Satış Müdürü Lynette Lyu, Firma Temsilcisi Yın. Chuanping, Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu, Lothbrog Makine çalışanları, yerel yönetim temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin yöneticileri ile kalabalık davetli topluluğunun katılımıyla açılan showroom, örnek yapılanmasıyla sektöre hareket kazandırdı. Lothbrog Makine’den Türkiye’de ilk Törende açılış konuşmasını yapan Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu, Gweike markasının dünya genelindeki üçüncü büyük fiber lazer showroomunu Bursa’da Lothbrog Makine bünyesinde 5 bin metrekarelik bir yerleşke ile hayata geçiriyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Kurulduğu günden bu yana temel amaçlarının yalnızca makine tedarik eden bir firma olmanın yanı sıra, Türk sanayisinin üretim gücüne, teknolojisine ve geleceğine değer katan stratejik bir çözüm ortağı olmak olduğunu vurgulayan Akıncıoğlu, “Kaliteyi, inovasyonu ve özellikle satış sonrası güveni her zaman işimizin merkezinde tuttuk. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu tesis, bizim için yalnızca fiziksel bir büyüme değildir. Burası, en yeni teknolojileri sanayicilerimizle buluşturacağımız, teknik servis ve uygulama altyapımızı daha da güçlendireceğimiz ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına hızlı ve yerinde çözümler sunacağımız, sanayicilerimizin teknolojiyi yalnızca görmekle kalmayıp, bizzat deneyimleyerek doğru yatırımları planlayabilecekleri yaşayan bir teknoloji üssü olacaktır” diye konuştu. Makinelerinin metalin bulunduğu her alanda, evlerde kullanılan bir çatalın üretiminden cephedeki tanka, otomotivden savunma sanayisine, makine imalatından ağır sanayiye ve inşaata kadar çok geniş bir kullanım alanı sunduğuna işaret eden Akıncıoğlu, yeni tesislerinde ayrıca Türkiye’de henüz sınırlı sayıda bulunan 40 kW gücündeki fiber lazer makinelerine de yer verdiklerini ifade etti. Yeni yatırımlarla büyüme hedefi Bugüne kadar sanayicilerle buluşturdukları 2 bine yakın makinenin üzerine, yeni yatırımlarıyla güçlerini ve kapasitelerini eklediklerini belirten Akıncıoğlu, “Yeni yatırımımızın gücünü ve kapasitesini ekleyerek yolumuza daha güçlü devam edeceğiz. Bu büyümeyi yalnızca yerleşkeler ile değil istihdamla da destekleyeceğiz. Halihazırda 100’ün üzerinde beyaz yaka ve mühendise sağladığımız istihdamı, bu yatırımla birlikte önümüzdeki yıl yüzde 15- yüzde 20 seviyelerinde artırmayı hedefliyoruz. Özellikle satış sonrası hizmetlerimizi daha da güçlendirmek amacıyla, mevcut elektrik elektronik ve makine mühendislerimize yeni mühendis arkadaşlarımızı dahil edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki bir makine yatırımı satışla bitmez. Asıl değer, o makinenin yıllar boyunca kesintisiz, verimli ve güvenilir şekilde çalışmasını sağlayabilmektir” dedi. Yeni tesisin sektöre, Bursa’ya ve Lothbrog ailesine hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını dileyen Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bu değerli yatırımın hayata geçmesinde emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarıma, bize güvenen kıymetli müşterilerimize ve güçlü iş ortaklarımıza-finans kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Ülkemizin üretim gücüne ve rekabetçiliğine katkı sağlamak için yatırımlarımıza ve katma değer üretmeye hız kesmeden devam edeceğiz. Yeni tesisimizin sektörümüze, sanayimize, Bursa’mıza ve Lothbrog ailesine hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum.” Gweike Lazer’den Lothbrog Makine’ye övgü Gweike Lazer Firma Temsilcisi Yın. Chuanpingl de konuşmasında, Lothbrog Makine’nin derin tecrübesi, profesyonel hizmet anlayışı ile Türkiye pazarında sağlam yer edindiklerine işaret ederek, Lothbrog Makine ile bundan sonra da Türkiye pazarında başarıdan başarıya koşacaklarına inandıklarını dile getirdi. Gweike Lazer Satış Müdürü Lynette Lyu ise Lothbrog Makine ile 2019 yılından itibaren birlikte ilerlediklerini söyledi. Lyu yeni showroomun yeni başlangıçları ve yeni gelecekleri de beraberinde getirmesini diledi. Akıncıoğlu’nun açılış konuşmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi. Açılışı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in adına tebrik eden Nilüfer Belediye Başkan Vekili Salih Güleç de “Böylesine anlamlı ve güzel bir showroomun Nilüfer’de olması sevindirici. Ekonominin zor günlerinde yatırım yapan Lütfi Bey’i tebrik ediyoruz. Bu işyerinin açılmasında emeği bulunanları tebrik ediyor, bol kazançlar diliyorum” diye konuştu. Bir başarı hikâyesi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener konuşmasında, bir başarı hikâyesine tanıklık ettiklerinin altını çizdi. Lothbrog Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu’nun ekibiyle birlikte başarılı işlere imza attığına dikkat çeken Şener, katma değeri yüksek teknolojik ürünleri Türkiye’yle tanıştırmasından dolayı Akıncıoğlu’nu tebrik etti. Şener, Lothbrog Makine’nin başarılı distribütörlük çalışmalarını üretimle de taçlandırması dileğinde bulundu. Lothbrog Makine’nin yeni yatırımının sadece kendi büyümesine değil, Bursa’nın güçlü sanayi ekosistemine de önemli katkı sağlayacağına dikkat çeken GESİAD Başkanı Tolga Papatya ise, showroom açılışı vesilesiyle üretime, teknolojiye, girişimciliğe ve Bursa sanayisinin geleceğine duyulan güveni birlikte kutladıklarını ifade etti. İnovasyona dayalı büyüme Üretim tesislerinde her geçen gün daha fazla tercih edilen fiber lazer kesim teknolojilerinde dünyanın gelişmiş çözümlerini Türk sanayicisiyle buluşturan Lothbrog Makine’nin yeni showroomunun hizmete girmesini gönülden kutladığını belirten BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İskender İskenderoğlu da BALKANTÜRKSİAD olarak iş dünyasının teknolojiye, inovasyona, üretime ve ihracata dayalı büyümesini her zaman desteklerini vurguladı. Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Burak Özgen ise showroom açılışını sektörde istihdam oluşturulmasına vesile olması açısından değerli bulduklarını söyledi. Özgen, Lothbrog Makine’ye çalışmalarında başarılar diledi. Bursa İzmir Karayolu Ticaret ve Sanayi İş İnsanları Derneği (BİZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Levent Bilek de yatırım için bölgelerini seçtiklerinden dolayı Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu’na teşekkür etti. KalDer Bursa Şubesi Genel Sekreteri Aykan Kurkur da konuşmasında Lothbrog Makine ile 3 yıl önce tanıştıklarını, firmanın 3 yıllık süreçte yüksek teknolojiyi Bursa’ya getirdiğini görmekten mutluluk duyduklarını vurguladı. Kurkur, showroomun Bursa ve ülke için hayırlara vesile olmasını diledi. Konuşmaların ardında protokol mensupları ve konukların katılımıyla showroom’un açılış kurdelesi kesildi ve tesis gezildi.

Sahte İş İlanları Siber Güvenlik Riski Haline Geldi: Milyonlarca CV Kimin Elinde? İş ararken kimliğinizi kaybetmeyin!.. Haber

Sahte İş İlanları Siber Güvenlik Riski Haline Geldi: Milyonlarca CV Kimin Elinde? İş ararken kimliğinizi kaybetmeyin!..

Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Hamza Aytaç Doğanay, dijital platformlarda yayımlanan sahte, yanıltıcı veya gerçek amacı gizlenmiş iş ilanlarının artık yalnızca bir dolandırıcılık yöntemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu ilanların kişisel verilerin toplanması, bireylerin dijital profillerinin çıkarılması, kimlik bilgilerinin kötüye kullanılması ve hedefli siber saldırılar için veri elde edilmesi amacıyla kullanılabildiğine dikkat çekti. Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

Terörsüz Türkiye için yürütülecek çalışmalar ele alındı... Bakan Çiftçi: Terör örgütü tasfiye edilecek Haber

Terörsüz Türkiye için yürütülecek çalışmalar ele alındı... Bakan Çiftçi: Terör örgütü tasfiye edilecek

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla gerçekleştirilen Güvenlik Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Çiftçi, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda silahın tamamen devreden çıkarılacağını ve terör örgütünün tüm unsurlarıyla tasfiye edileceğini söyledi. ANKARA (İGFA) - İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla Güvenlik Toplantısı gerçekleştirdiklerini duyurdu. Bakan Çiftçi, toplantıda TBMM’de geniş bir uzlaşıyla kabul edilen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” sonrasında, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülecek çalışmaların ele alındığını belirtti. “KAMU DÜZENİ VE MİLLÎ GÜVENLİK ZAFİYETE UĞRATILMAYACAK” Bakan Çiftçi, paylaşımında terörle mücadelede kararlılık mesajı vererek, “Silah bütünüyle devreden çıkacak, terör örgütü bütün unsurlarıyla tasfiye edilecek” ifadelerini kullandı. Kamu düzeni ve millî güvenliğin hiçbir şekilde zafiyete uğratılmayacağını vurgulayan Çiftçi, Türkiye’nin terörle mücadelede elde edeceği kazanımlarla enerjisini kalkınma, üretim, eğitim, istihdam ve vatandaşların refahına yönlendireceğini ifade etti. Bakan Çiftçi, milletin kardeşliğinin hiçbir terör örgütü veya “fitne odağı” tarafından sarsılamayacak kadar güçlü olduğunu belirterek, şehitlerin hatırasının, gazilerin onurunun ve devletin bekasının her adımda öncelik taşıyacağını kaydetti. “HİÇBİR TEHDİDE MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİZ” İçişleri Bakanı Çiftçi, milletin huzuruna, kardeşliğine ve millî güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha gösterilmeyeceğini vurgularken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nın “huzurun ve millî dayanışmanın yüzyılı” olması için çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.

Uzmanı uyardı: CV’ler siber saldırganlar için istihbarat kaynağına dönüşebilir Haber

Uzmanı uyardı: CV’ler siber saldırganlar için istihbarat kaynağına dönüşebilir

Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Hamza Aytaç Doğanay, dijital platformlardaki sahte veya gerçekte işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca dolandırıcılık yöntemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu ilanların kişisel veri toplama ve hedefli siber saldırılar için kullanılabileceği uyarısında bulundu. İSTANBUL (İGFA) - İnternet üzerinden işe alım süreçlerinin yaygınlaşmasıyla milyonlarca kişinin özgeçmişlerini farklı platform ve şirketlerle paylaştığını belirten Doğanay, bu verilerin kimler tarafından, hangi amaçlarla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç olduğunu söyledi. Kamuoyunda son dönemde gündeme gelen, çok sayıda iş başvurusu yaptığı halde geri dönüş alamayan aday örneklerinin konunun yalnızca istihdam piyasası açısından ele alınmaması gerektiğini gösterdiğini ifade eden Doğanay, asıl meselenin milyonlarca kişinin CV, iletişim, eğitim ve mesleki bilgilerinin kimlerin elinde bulunduğu olduğunu vurguladı. “CV ARTIK DİJİTAL KİMLİĞİN BİR PARÇASI” Bir CV’nin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden oluşmadığına dikkat çeken Doğanay, özgeçmişlerin telefon numarası, e-posta, çalışılan kurumlar, uzmanlık alanları, referanslar ve kariyer geçmişi gibi çok sayıda kişisel veriyi bir araya getirdiğini belirtti. Doğanay, bu bilgilerin farklı veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen verilerle birleştirilerek kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini söyledi. Bu profillerin sosyal mühendislik ve oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, kimliğe bürünmeden deepfake destekli dolandırıcılığa kadar farklı yöntemlerde kullanılabileceğini ifade etti. Çalışanların görev ve kurum bilgilerinin saldırganlara çalıştıkları kuruluşları hedefleme imkânı da sağlayabileceğini belirten Hamza Aytaç Doğanay, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” dedi. “HER İŞ İLANI GERÇEK BİR İŞE ALIM ANLAMINA GELMEYEBİLİR” İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini dile getiren Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kalmasına ve güncellenmesine rağmen herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığına dikkat çekti. Gerçekte işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığının incelenmesi gerektiğini belirten Doğanay, herhangi bir kurum veya platformu doğrudan suçlamanın doğru olmayacağını, ancak adaylardan toplanan verilerin hangi amaçla işlendiğinin şeffaf olması gerektiğini söyledi. Doğanay, sahte veya yanıltıcı ilanların web sitesi trafiğini ve sosyal medya etkileşimini artırmak ya da kurumun sürekli büyüdüğü algısını oluşturmak gibi amaçlarla da kullanılabileceğini ifade etti. “GEREKSİZ VERİ, SİBER RİSK İŞTAHINI ARTIRIR” Kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması gerektiğine işaret eden Doğanay, gereğinden fazla verinin toplanmasının siber güvenlik risklerini artırdığını vurguladı. Yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından stratejik bir hedef hâline geldiğini belirten Doğanay, “Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu Doğanay, bu nedenle işe alım süreçlerinin yalnızca insan kaynakları perspektifiyle değil, kişisel veri güvenliği ve siber güvenlik açısından da ele alınması gerektiğini söyledi.

Serbest bölgelerden 7 ayda 7,7 milyar dolarlık ihracat... En yüksek performans Bursa'dan Haber

Serbest bölgelerden 7 ayda 7,7 milyar dolarlık ihracat... En yüksek performans Bursa'dan

Türkiye’nin 19 serbest bölgesinden 2026’nın ocak-temmuz döneminde yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 artarak 7,7 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Temmuz ayında ise aylık ihracat yüzde 11,3 artışla 1 milyar 152 milyon dolara yükseldi. Serbest bölgeler arasında en yüksek ihracat performanslarından biri Bursa’dan geldi. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ilk 7 ayına ilişkin serbest bölgelerin ihracat performansını açıkladı. Buna göre 19 serbest bölgenin toplam ihracatı, ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 6,9 artarak 7,7 milyar dolara çıktı. Böylece serbest bölgeler, 7 aylık dönemde tüm zamanların en yüksek ihracat rakamına ulaştı. Temmuz ayında da rekor kırıldı. Serbest bölgelerden yapılan ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,3 artışla 1 milyar 152 milyon dolar oldu. Böylece aylık ihracat 1 milyar doların üzerindeki seyrini sürdürdü. İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI YÜZDE 160,9 Serbest bölgelerin ocak-temmuz döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 160,9 olarak gerçekleşti. Temmuz ayında ise bu oran yüzde 152,5 oldu. Aynı dönemde serbest bölgelerde toplam satışlar içerisinde ihracatın payı yüzde 76,8’e yükselerek ocak-temmuz dönemleri açısından tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Serbest bölgelerin ihracat portföyündeki teknolojik ürünlerin payı da arttı. Ocak-temmuz döneminde toplam ihracatın yüzde 50,4’ünü orta-ileri teknoloji, yüzde 7’sini ise yüksek teknoloji ürünleri oluşturdu. Böylece orta-ileri ve yüksek teknoloji ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 57,4’e ulaştı. BURSA SERBEST BÖLGESİ’NDEN YÜZDE 32,7’LİK ARTIŞ Serbest bölgeler arasında en yüksek ihracat performanslarından biri Bursa’dan geldi. Bursa Serbest Bölgesi’nin ihracatı yüzde 32,7 artarak 1 milyar 205 milyon dolara yükseldi. Ege Serbest Bölgesi ise ihracatını yüzde 7,2 artırarak 1 milyar 963 milyon dolara çıkardı ve toplam serbest bölge ihracatının yüzde 25,5’ini tek başına gerçekleştirdi. Antalya Serbest Bölgesi’nin ihracatı ocak-temmuz döneminde yüzde 40,2 artışla 447 milyon dolara, Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi’nin ihracatı ise yüzde 32,3 artışla 341 milyon dolara yükseldi. 87 BİN 655 KİŞİYE İSTİHDAM Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2026 yılının ilk 7 ayı sonunda 19 serbest bölgede 474’ü yabancı olmak üzere toplam 1.934 firma faaliyet gösteriyor. Bu firmalar doğrudan 87 bin 655 kişiye istihdam sağlıyor. Serbest bölgelerde tahsis edilen 2 bin 795 faaliyet ruhsatının 2 bin 97’si yerli, 698’i yabancı kullanıcılara verildi. Üretim konulu faaliyet ruhsatlarının toplam içerisindeki payı ise yüzde 44,6’ya yükseldi. Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerin teknoloji odaklı ve yüksek katma değerli üretime dayalı stratejik ihracat üslerine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde, Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır" dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye’ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesaiyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkânlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü hâline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. “KENDİ POTANSİYELİMİZE GÜVENEREK YOLUMUZDA KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ” Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ediyorum: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkârlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Kabinemizin 69. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. “SAVAŞ KAYNAKLI MALİYETLERİN ETKİSİNİ ASGARİ SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÖZEL GAYRET GÖSTERİYORUZ” Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkânı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık. Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik, konaklama vergisini yüzde ikiden yüzde bire düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeleri tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkânı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ ZORLUĞU AŞACAK GÜCE, BİRİKİME, POTANSİYELE SAHİPTİR” Eş zamanlı olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi hâline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın: Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir. Türkiye, geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başlı olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre, terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuru ile koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır, biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak Çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle, aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız. “KIBRIS'TAKİ MESELE; KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİNİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜ MESELESİDİR” Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihî bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk’ünün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik'le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk'ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hayata geçirilmesinde tarihî sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş'i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, Harekâtı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyorum. Tabi burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum: Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihî gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükûnet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs'ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum. Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk’ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri hâline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesiyle Kıbrıs Türk’ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek, önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. Beş sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları hâlen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükûmetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı, oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik. Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim: 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3.210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkânlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

İGF Genel Başkanı Mesut Demir: 5 yıl sonra kaliteli yerel medya kalmaz Haber

İGF Genel Başkanı Mesut Demir: 5 yıl sonra kaliteli yerel medya kalmaz

24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla televizyon programına konuk olan İGF Genel Başkanı Mesut Demir, yerel medyanın ağır ekonomik sıkıntılarını, düzenleme ihtiyacını ve dijital geleceğini değerlendirdi. Demir, “Gerekli adımlar atılmazsa kaliteli haber siteleri yok olacak” uyarısında bulundu. BURSA (İGFA) - 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla Line TV’de gazeteci yazar Mehmet Çetinkaya'nın sunduğu "Yerel Vizyon" programına konuk olan İnternet Gazetecileri Federasyonu (İGF) Genel Başkanı ve aynı zamanda Bursa İnternet Gazetecileri Derneği Başkanı Mesut Demir, sektörün kronik sorunlarını dile getirdi. Demir, 2011’de Bursa’da kurulan derneğin 2020’de federasyona dönüştüğünü, bugün 57 ilde dernek ve 13 ülkede temsilcilikle faaliyet gösterdiğini belirterek, İGF Haber Ajansı (İGFA)’nın bin 400’ün üzerinde abonesi olduğunu kaydetti. EKONOMİK DARBOĞAZ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Yerel medyanın en büyük sorununun ekonomik sıkıntılar olduğunu vurgulayan Genel Başkan Mesut Demir, Basın İlan Kurumu’nun aldığı yüzde 15 komisyonun yüzde 4-5’e düşürülmesi, KDV ve vergi oranlarının indirilmesi gerektiğini söyledi. Basın İlan Kurumu'nun büyük kurum ve bankaların reklamlarını yerel medyaya yönlendirecek bir sistem kurulmasını öneren Demir, “Bu sayede haber sitesi başına 150-200 bin lira ek gelir sağlanabilir” dedi. Merdiven altı haber siteleri, denetimsizlik, basın savcılıklarının yetersizliği ve künyesiz yayınlara karşı da sert eleştirilerde bulunan Mesut Demir, meslek odası kurulmasının hem disiplin hem de yeşil pasaport gibi haklar için zorunlu olduğunu ifade etti. GENÇ GAZETECİLER VE GELECEK Programda İletişim Fakültesi mezunlarının istihdam sorununa da dikkat çeken Demir, federasyon olarak açtıkları akademilerle Bursa medyasında önemli oranda genç gazeteci yetiştirdiklerini aktardı. Ancak “Eğitim yetmiyor, ekonomik özgürlük şart” vurgusu yapan Demir, yeşil pasaport talebini de yineleyen Mesut Demir, avukat ve mali müşavirler gibi gazetecilerin de bu haktan yararlanması gerektiğini belirtti. Mesut Demir, önümüzdeki 5 yılda sosyal medya, dezenformasyon ve yapay zekâ ile rekabetin artacağını, gerekli yasal ve ekonomik destek verilmezse kaliteli yerel medyanın büyük ölçüde yok olacağını söyledi. https://youtu.be/vbwGsmmrxfg

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı Haber

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı

Çin'deki yerel haberlere göre ülkedeki üniversiteler, teknoloji odaklı programlara öncelik vermek amacıyla sanat, beşeri bilimler ve dil alanlarında 12 bin bölümü kaldırdı. Bu yeniden yapılandırma, ülkedeki yükseköğretimi Çin'in yapay zeka odaklı ekonomiye geçiş çabalarına uyumlu hale getirmek amacıyla tasarlandı. Çin Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkedeki üniversite programlarının neredeyse üçte biri ve milyonlarca öğrenci bu durumdan etkilendi. Bu değişim kapsamında 2021'le 2025 arasında Çin'deki yükseköğretim kurumlarında 10 bin 200 yeni lisans programı açıldığı bildiriliyor. South China Morning Post'un haberine göre sanat ve beşeri bilimler alanındaki lisans programları, yetkililer tarafından giderek daha fazla "modası geçmiş" ve aşırı yoğun olarak görülürken, "bedenlenmiş zeka" gibi yeni programların Pekin'in ekonomik kalkınma hedefleriyle daha uyumlu olduğu düşünülüyor. Şanghay Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden yeni mezun olan bir öğrenci, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada istihdam olanaklarının yetersizliği nedeniyle üniversitenin bu lisans programını kaldırdığını söyledi. İsmi açıklanmayan öğrenci, "Yapay zekanın hızlı gelişimi, ürün tasarımını derinden etkiledi" dedi. Modelleme ve görselleştirme gibi birçok temel görevi artık yapay zeka yerine getirebiliyor. Çin'deki eğitim reformu, ulusal müfredatları yeniden düzenleyerek yapay zekayla ilgili yeni dersleri dahil etmeyi hedefleyen dünya çapındaki çeşitli girişimlerden biri. Hindistan, yapay zeka modüllerini doğrudan ulusal okul müfredatına dahil ederken, Birleşik Arap Emirlikleri de Ulusal Yapay Zeka Eğitim Girişimi'ni başlattı. Kazakistan ise yapay zekanın benimsenmesini ulusal bir hayatta kalma meselesi olarak niteledikten sonra yeni bir eğitim stratejisini uygulamaya koyuyor. Avrupa'da ise İspanya, "Dijital İspanya" stratejisi kapsamında müfredatını güncelleyerek yapay zeka okuryazarlığına odaklanıyor. Birleşik Krallık Eğitim Bakanı Bridget Phillipson da Eğitim Bakanlığı'nın, GCSE (Genel Orta Öğretim Sertifikası) ve A-level (İleri Düzey Eğitim Genel Sertifikası) sınavlarının yanı sıra veri bilimi ve yapay zeka alanında yeni bir yeterlilik sertifikası getirme olasılığını değerlendirdiğini geçen yıl açıklamıştı. Ülkenin ulusal müfredatta son 10 yıldır yaptığı en kapsamlı revizyonun önümüzdeki yıl yayımlanması ve Eylül 2028'de uygulamaya geçmesi planlanıyor. Phillipson o zaman yaptığı açıklamada, "Ulusal müfredatın güncellenmesinin üzerinden 10 yıldan uzun süre geçti" demişti. Gençlerin günümüzün zorluklarıyla başa çıkabilecek donanıma sahip olmaları, böylece hayatın sunduğu heyecan verici fırsatları yakalayabilmeleri her zamankinden daha kritik önemde. Independent Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.