Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

bursaarena.com.tr - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Genç Buluşmalar sergisi Taksim Sanat'ta izlenime açıldı Haber

Genç Buluşmalar sergisi Taksim Sanat'ta izlenime açıldı

İBB Kültür AŞ’ye bağlı Taksim Sanat, genç sanatçıların eserlerini sanatseverlerle buluşturan “Genç Buluşmalar” sergisinin üçüncü edisyonuna ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinden 44 genç sanatçının katılımıyla hazırlanan sergide; farklı disiplinlerde üretilmiş 131 eser yer alıyor. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ’nin genç sanatçıları destekleme vizyonunun bir parçası olarak hayata geçirilen “Genç Buluşmalar”, Türkiye'nin farklı bölgelerinden ve farklı sanat kültürlerinden gelen genç sanatçıları ortak bir platformda bir araya getiriyor. Sergi; genç sanatçıların özgün bakış açılarını ve çağdaş sanata yönelik yaklaşımlarını görünür kılarken, farklı disiplinlerde üretilen eserler aracılığıyla yeni kuşağın yaratıcı ifade biçimlerine alan açıyor. Aynı zamanda sanatçıların çalışmalarını kamusal bir sergi ortamında geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturma imkânı sunuyor. Küratörlüğünü Dr. Meriç Aktaş Ateş’in üstlendiği sergide; Adana Çukurova Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Düzce Üniversitesi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Samsun Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültelerinde eğitimlerini sürdüren genç sanatçıların eserleri izleyiciyle buluşuyor. İBB Kültür AŞ’nin kamusal sergi alanı olarak faaliyet gösteren Taksim Sanat, genç sanatçıların yanı sıra farklı kuşaklardan sanatçıların çalışmalarına da ev sahipliği yaparak sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunmaya devam ediyor. “Genç Buluşmalar” sergisi, ücretsiz olarak Taksim Sanat'ta ziyaret edilebilir.

TCDD Taşımacılık 70 daimi işçi alacak Haber

TCDD Taşımacılık 70 daimi işçi alacak

TCDD Taşımacılık AŞ, iş gücünü güçlendirmek amacıyla 52 eski hükümlü ve 18 engelli olmak üzere toplam 70 daimi işçi alımı gerçekleştireceğini duyurdu. Başvurular, 10-14 Temmuz 2026 tarihleri arasında İŞKUR üzerinden yapılacak. ANKARA (İGFA) - TCDD Taşımacılık'tan yapılan açıklamaya göre, eski hükümlü statüsünde 52 kişi "Lokomotif Tamircisi veya Vagon İmal ve Tamircisi" unvanlarında istihdam edilecek. Engelli kadrosunda ise 18 kişi "Sanatsız İşçi (Beden İşçisi)" olarak görevlendirilecek. BAŞVURULAR İŞKUR ÜZERİNDEN YAPILACAK Adaylar, ilanlara yalnızca İŞKUR'un internet sitesi üzerinden başvurabilecek. Her aday sadece bir ilana müracaat edebilecek. Başvuru süresinin sona erdiği tarih itibarıyla ilanlarda belirtilen ön lisans programlarından mezun olma şartı aranacak. Eski hükümlü adaylar için KPSS puanı, engelli adaylar için ise EKPSS puanı esas alınacak. Eski hükümlü kadrolarına yalnızca 18-40 yaş arasındaki erkek adaylar başvurabilecek. TCDD, işyerlerinin ağır ve tehlikeli iş kapsamında bulunması ve görevlerin yoğun fiziksel güç gerektirmesi nedeniyle bu şartın arandığını belirtti. Engelli işçi alımında ise 18-40 yaş aralığında olma şartı bulunurken, cinsiyet sınırlaması yer almadı. SÖZLÜ SINAV YAPILACAK İŞKUR tarafından oluşturulacak nihai listede yer alan adaylar, istenen belgeleri TCDD Taşımacılık Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığına şahsen ya da posta yoluyla teslim edecek. Evrakları eksiksiz olan adaylar sözlü sınava katılmaya hak kazanacak. Eski hükümlü adaylar sözlü sınavda "beceri" ve "mesleki yeterlilik" alanlarında 100 puan üzerinden değerlendirilecek. Toplam 60 puanın altında kalan adaylar başarısız sayılacak. Engelli adayların değerlendirmesinde ise yapacakları işe ilişkin bilgi ile fiziki ve mental uygunluk kriterleri esas alınacak. Sözlü sınavı başarıyla tamamlayan adaylardan tam teşekküllü devlet hastaneleri veya resmi üniversite hastanelerinden sağlık kurulu raporu istenecek. İşe başlayan personel için 4 aylık deneme süresi uygulanacak. Ayrıca göreve başlayan işçiler, 5 yıl boyunca nakil talebinde bulunamayacak. ÇOK SAYIDA İLDE İSTİHDAM SAĞLANACAK Eski hükümlü kadroları; İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Kayseri, Sivas, Gaziantep, Malatya, Elazığ, Kars, Kapıkule, Konya, Balıkesir, Zonguldak, Afyonkarahisar, İskenderun, Yenice, Ulukışla, Yerköy, Irmak ve Gebze başta olmak üzere birçok iş yerinde değerlendirilecek. Engelli işçi alımları ise İstanbul, Ankara, Çankırı, Eskişehir, Kayseri, İzmir, Balıkesir, Sivas, Gaziantep, Ulukışla, Afyonkarahisar ve Konya'daki iş yerlerinde gerçekleştirilecek.

Sabancı'dan nitelikli 4 eğitim projesine hibe desteği Haber

Sabancı'dan nitelikli 4 eğitim projesine hibe desteği

Sabancı Vakfı’nın, 50 yılı aşkın deneyimi ve sivil toplumun değişen ihtiyaçlarından hareketle yenilediği güven temelli Hibe Programı ile desteklenecek projeler belli oldu. İSTANBUL (İGFA) - Sabancı Vakfı ekipleri, alan uzmanları, saha deneyimine sahip profesyoneller, öğretmenler ve okul yöneticileri gibi eğitim aktörlerinin yer aldığı çok paydaşlı, çok aşamalı ve katılımcı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Sivil alandaki hibe ilişkisini güven temelli yaklaşım, karşılıklı öğrenme ve uzun vadeli etki odağında derinleştiren ve bu kapsamda uluslararası iyi örneklerle uyumlu yenilikçi uygulamalar benimseyen Sabancı Vakfı, program kapsamında seçilen 4 projeyi üç yıl boyunca destekleyecek. İstanbul, Şanlıurfa ve Adıyaman’da uygulanacak projeler, eğitimde eşitsizliklerden en fazla etkilenen çocuklara ulaşmayı, nitelikli ve kapsayıcı eğitim alanında kalıcı değişimler yaratmayı ve ölçeklenebilir modeller geliştirmeyi hedefliyor. Projelere üç yıl boyunca toplam yaklaşık 40 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Sabancı Vakfı’nın güven temelli yaklaşımla hayata geçirdiği Etki Ortakları Hibesi, Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi gördü. Programın yeni dönemine 48 ilden toplam 247 sivil toplum kuruluşu başvururken, başvuruların 191’i dernek, 40’ı vakıf ve 16’sı kooperatifler tarafından gerçekleşti. Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Sabancı Vakfı olarak yarım asrı aşkın süredir toplumsal gelişim için çalışmalarımızı sürdürürken, sivil toplumla kurduğumuz yol arkadaşlığını her zaman en önemli güç kaynaklarımızdan biri olarak gördük. 20 yıldır sürdürdüğümüz Hibe Programımız aracılığıyla bugüne kadar Türkiye’nin dört bir yanından sivil toplum kuruluşlarının ortaya koyduğu 269 projeye hibe desteği sağladık. Vakfımızın 50. yılında güveni merkeze alan ve uzun vadeli dönüşümü hedefleyen bir etki ortaklığı anlayışıyla yeniden kurguladığımız Hibe Programımız kapsamında destekleyeceğimiz dört proje, eğitimde eşitsizliklerden en fazla etkilenen çocukların ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyor. Bu projelerin, uygulandıkları bölgelerde yaratacakları etkinin ötesine geçerek eğitim alanında yaygınlaşabilecek yeni modeller oluşturacağına ve daha geniş ölçekte dönüşüme öncülük edeceğine inanıyoruz.” dedi. HİBE DESTEĞİ ALMAYA HAK KAZANAN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI VE PROJELERİ: Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin “Okulla Güvenli Bağlar” projesi, İstanbul’un Karagümrük Mahallesi’nde eğitimden kopma riski taşıyan 10–18 yaş arasındaki çocukların okulla bağlarını ve iyi olma hâllerini güçlendirmek amacıyla, boylamsal etkisi izlenen mahalle temelli ve sivil toplum merkezli bir model uygulamayı hedefliyor. Türkiye Down Sendromu Derneği’nin “Eğitime +1 ile Kapsayıcı Okullar” projesi, İstanbul Şişli’de Kolay Dil yaklaşımını eğitim alanına uyarlayarak, Down sendromlu ve zihinsel özel gereksinimli öğrencilerden oluşan öz savunuculuk gruplarıyla öğrenme süreçlerine katılımı güçlendiren okul temelli ve sürdürülebilir bir kapsayıcı eğitim modeli geliştirmeyi hedefliyor. Yerelden Kalkınma Derneği’nin “Mevsimlik Tarım İşçisi Çocuklarının Kısır Döngüsünü Kıran Bütüncül Eğitim Modeli” projesi, Şanlıurfa’da mevsimlik tarım göçü nedeniyle eğitim yılının önemli bir bölümünü kaçıran çocuklar için bütünleşik bir destek modeliyle öğrenme kaybını azaltmayı ve eğitimdeki dezavantaj döngüsünü kırmayı hedefliyor. Şehir Dedektifi: Kent, Çevre ve Yaşam Derneği’nin “Kente Açılan Sınıflar: Yer Temelli Öğrenme ve Okul İklimini Güçlendirme Programı” ile Adıyaman’da depremden etkilenen çocukların aidiyetini, öğrenme deneyimini ve kent yaşamına katılımını güçlendirmek amacıyla, kenti ve kültürel mirası yer temelli öğrenme yaklaşımıyla okul iklimine entegre eden bir model geliştirmeyi hedefliyor.

Ricky Martin 15 yıl sonra yeniden İstanbul'da Haber

Ricky Martin 15 yıl sonra yeniden İstanbul'da

1990'ların sonunda küresel müzik endüstrisinin yönünü değiştiren bir kültürel kırılmanın simgesi hâline gelen Ricky Martin, 11 Temmuz'da KüçükÇiftlik Park'ta Türkiye'deki dinleyicileriyle yeniden buluşacak. Latin müziğinin dünya çapındaki yükselişinden söz edilirken akla gelen ilk isimlerden biri kuşkusuz Ricky Martin. Hikâyesi yalnızca başarılı bir şarkıcının kariyerini anlatmıyor aynı zamanda İngilizce konuşulan müzik pazarının sınırlarının kırıldığı, İspanyolca şarkıların küresel listelerde kalıcı hâle geldiği ve Latin Amerika'nın popüler kültür üzerindeki etkisinin görünürlük kazandığı dönemin de öyküsünü oluşturuyor. Bugün dünya pop tarihine dönüp bakıldığında, Ricky Martin'in adı uluslararası müzik endüstrisinin yön değiştirdiği dönüm noktalarından biri olarak anılıyor. Aradan geçen 15 yılın ardından İstanbul'a dönecek olan sanatçı, 11 Temmuz'da KüçükÇiftlik Park'ta TemaCC organizasyonuyla sahne alacak. Türkiye'de son olarak 2011 yılında konser veren, sahne prodüksiyonları, dans odaklı gösterileri ve kariyerinin farklı dönemlerinden oluşan repertuvarıyla tanınan Martin, bu konserde de Latin pop tarihinin klasikleşmiş eserlerini yeni kuşak dinleyicilerle buluşturacak. ‘Latin Pop Patlaması" Ricky Martin'in dünya çapındaki yükselişini yalnızca bir sanatçının başarı hikâyesi olarak değerlendirmek, 1990'ların sonunda müzik endüstrisinde yaşanan büyük dönüşümü göz ardı etmek anlamına gelir. O dönem, Amerikan pop piyasasının uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak İngilizce şarkılar etrafında şekillenen yapısının değişmeye başladığı bir dönemdi. Latin Amerika'dan gelen ritimler, melodiler ve sahne anlayışı, artık yalnızca bölgesel bir müzik kültürünün parçası değil, küresel popun belirleyici unsurlarından biri hâline geliyordu. Bu dönüşümün merkezinde ise Ricky Martin vardı. 1999 yılında yayımlanan İngilizce albümü “Ricky Martin” ve albümün dünya çapında patlama yaratan çıkış şarkısı "Livin' la Vida Loca", Latin müziğinin Amerikan ana akımına girişinde sembolik bir dönüm noktası oluşturdu. O yıllarda müzik listelerinde rock, R&B ve elektronik pop ağırlığı hissedilirken Ricky Martin'in dans odaklı sahne dili, Latin perküsyonlarıyla desteklenen düzenlemeleri ve İspanyolca müzik kültüründen gelen enerjisi, pop müziğe farklı bir renk kattı. "Livin' la Vida Loca"nın başarısı, plak şirketlerinin Latin sanatçılara bakışını değiştirdi; İspanyolca şarkı söyleyen sanatçıların uluslararası pazarda daha büyük fırsatlar yakalamasının önünü açtı. 1999-2000 yılları arasında yaşanan bu dönem daha sonra müzik tarihçileri tarafından ‘Latin Pop Patlaması" olarak anıldı. Ancak bu dalga yalnızca ticari bir trend değildi. Latin Amerika'nın kültürel etkisinin dünya çapında daha görünür hâle gelmesinin de bir yansımasıydı. Ricky Martin'in farkı ise yalnızca şarkılarından kaynaklanmıyordu. Sanatçı, sahne performansını müziğin ayrılmaz bir parçası hâline getiren kuşağın temsilcilerinden biriydi. Dans, koreografi, görsel tasarım ve canlı vokali aynı sahnede birleştiren yaklaşımı, 2000'li yılların pop konserlerinin biçimlenmesinde de etkili oldu. Bu nedenle Ricky Martin'in kariyerindeki 1999 dönemi, yalnızca bir albümün ve birkaç hit parçanın ötesinde değerlendirilir. O dönem, Latin müziğinin küresel pop kültüründeki yerinin yeniden tanımlandığı; farklı dillerin, ritimlerin ve kültürlerin dünya listelerinde kalıcı biçimde yer bulmaya başladığı önemli bir kırılma noktasıdır. Porto Riko'da başlayan yolculuk 24 Aralık 1971'de Porto Riko'nun başkenti San Juan'da Enrique Martín Morales adıyla dünyaya gelen Ricky Martin, müziğe profesyonel olarak adım attığında henüz çocuk yaşlardaydı. Reklam filmlerinde kamera karşısına geçtikten sonra 1984 yılında, Latin Amerika'nın en büyük müzik gruplarından biri olan “Menudo”nun seçmelerini kazandı. O yıllarda “Menudo” televizyon programları, konser turneleri, lisanslı ürünleri ve uluslararası hayran kitlesiyle adeta bir endüstriydi. Martin, grubun en yoğun dönemlerinden birinde beş yıl boyunca yüzlerce konser verdi, televizyon programlarına katıldı ve birçok stüdyo albümünün kayıtlarında yer aldı. Ergenlik çağındaki milyonlarca hayranın takip ettiği “Menudo”, Latin Amerika'nın yanı sıra Japonya'dan Brezilya'ya, Meksika'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne kadar geniş bir coğrafyada konserler veriyor, grubun üyeleri adeta pop kültürünün çocuk yıldızları olarak yetişiyordu. Bu dönem Ricky Martin'e yalnızca sahne deneyimi kazandırmadı. Kamerayla ilişki kurmayı, canlı yayın temposunu, koreografiyi, turne disiplinini ve pop müziğin profesyonel üretim mekanizmasını da bu yıllarda öğrendi. Daha sonraki yıllarda verdiği röportajlarda, çocuk yaşta başlayan bu yoğun çalışma temposunun kendisini hem fiziksel hem de psikolojik olarak olgunlaştırdığını sık sık dile getirdi. 1989'da “Menudo”dan ayrıldıktan sonra Porto Riko'ya dönen Martin, eğitimine devam ederken aynı zamanda oyunculuk dersleri aldı. Kısa süre sonra Meksika'ya giderek televizyon yapımlarında rol almaya başladı. Latin Amerika'da büyük izleyici kitlesine ulaşan pembe diziler, kamera önündeki deneyimini artırırken müzik kariyerine hazırlanması için de önemli bir basamak oluşturdu. Solo kariyerin ilk yılları 1991 yılında yayınlanan kendi adını taşıyan ilk albümü Ricky Martin, Latin pop ile romantik baladları buluşturan bir çalışma olarak dikkat çekti. Albüm büyük uluslararası satış rakamlarına ulaşmasa da genç sanatçının ses rengi, sahne duruşu ve yorumculuğu müzik sektörünün ilgisini çekmeye başladı. İki yıl sonra yayınlanan “Me Amarás”, daha olgun düzenlemeler ve güçlü vokal performanslarıyla Ricky Martin'in müzikal kimliğini geliştirdiğini gösteriyordu. Latin pop, soft rock ve romantik balad arasında kurduğu denge, ilerleyen yıllarda alametifarikası hâline gelecekti. Ancak kariyerindeki gerçek kırılma 1995 tarihli “A Medio Vivir” albümüyle yaşandı. Albümün çıkış parçası "María", İspanyol gitarlarını dans ritimleriyle buluşturan yapısı sayesinde Avrupa'da büyük ilgi gördü. Fransa, İspanya, İtalya, Belçika ve Avustralya başta olmak üzere birçok ülkede listelerin üst sıralarına yükselen şarkı, Ricky Martin'i ilk kez küresel ölçekte tanınan bir pop yıldızına dönüştürdü. Bugün hâlâ konserlerinin vazgeçilmez parçalarından biri olan "María", yalnızca ticari bir başarı değildi. Şarkı, Latin ritimlerinin İngilizce konuşulmayan pazarlardan çıkarak dünya pop repertuvarına yerleşebileceğini gösteren ilk örneklerden biri olarak kabul ediliyor. “A Medio Vivir” albümü bunun yanında "Te Extraño, Te Olvido, Te Amo", "Volverás" ve "Fuego de Noche, Nieve de Día" gibi parçalarla da Latin Amerika'da geniş dinleyici kitlesine ulaştı. Albümün toplam satış rakamı milyonları bulurken Ricky Martin artık yalnızca Latin dünyasının değil, uluslararası plak şirketlerinin de en önemli yatırım yaptığı isimlerden biri hâline gelmişti. Suzan Somalı Sönmez / Milliyet Sanat

İBB Davası’nda gerginlik: Ekrem İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarıldı! Haber

İBB Davası’nda gerginlik: Ekrem İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarıldı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan dava 65. duruşmasıyla devam ediyor. Ekrem İmamoğlu ile mahkeme heyeti arasında gerginlik çıktı. İmamoğlu, salondan çıkarıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan dava 65. duruşmasıyla devam ediyor. 9 Mart 2026'da başlayan davanın bugünkü duruşmasında Ekrem İmamoğlu, saat 14.23 itibarıyla savunmasını yapmak üzere duruşma salonuna getirildi. İmamoğlu, "Kendime göre tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile geçirmek için kürsüye geldim. 9 Temmuz’da bitireceğinize dair açıklamalarınız var. Benden önce iki kısıtlanmış arkadaşım var; hem Murat Bey’in avukatı hem Fatih Bey’in avukatı." dedi. Mahkeme Başkanı ise, "Planlamamızı baştan da belirttik. Yeni bir planlama yapmadık. Zaten planlamamız baştan da belliydi. Dinlenecek sanıkların sırasındaki en son dinlenmek istediğinizi belirttiniz. Yine bu noktada en son sıra size geldi." ifadelerini kullandı. “AĞIR HAK İHLALİ İÇERİSİNDEYİM” Bunun üzerine İmamoğlu, “Mahkemeyi ayın 9’unda bitirmekle ilgili bir kararınız vardı. Şu anda bunu ısrarla da dile getirdiğinizi duydum. Malum dün burada yoktum. Sanık arkadaşlarımı dinlemekten de mahrum edildim. Bu da aslında hukuken hakkımın ihlal edilmiş olmasıdır.” diyerek ağır bir hak ihlali içerisinde olduğunu iddia etti. Geçen duruşma savunma yapmak için makul bir zamana ihtiyaç olduğunu ifade ettiğini aktaran İmamoğlu, “Sürecin en adil bir şekilde yönetilmesi hususunda taleplerimi anlattım. Siz bana bunlara ret cevabı verdiniz. Ben yerime geçtim, oturdum. Ne mahkemeye bir hakaretim var ne sürece dair olumsuz bir sözüm. Dün hapishaneden buraya getirilişim engellendi. En çok önem verilen, en çok hakarete, suçlamaya, tacize maruz bırakılan Fatih Keleş arkadaşımın ne sorgusunu dinleyebildim ne sorularınızı dinleyebildim ne de sorularımı sorabildim. Bu çok ağır bir hak ihlali.” ifadelerini kullandı. Suç örgütü lideri diye tariflendiğini de sözlerine ekleyen İmamoğlu, "Sayın Başkan, sayın heyet, 6-7 saatlik bir süre kalıyor. Eğer sizin bu kararınız net ise, bu takvim değişmez diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez. Sayın Selahattin Demirtaş 14 gün savunma yaptı. O yüzden benim itirazlarım kayda geçsin istiyorum." dedi. “4 AYDIR YARGILAMA YAPIYORUZ” Mahkeme Başkanı ise, "Gereksiz olarak çok uzadı bu dava. 4 aydır yargılama yapıyoruz. Biz programda değişiklik yapmayacağız. Savunma yapmak istemiyorsanız susma hakkı diye kayda geçiririm." açıklamasını yaptı. “Buraya benimle pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım.” diyen Mahkeme Başkanı, "Ya savunmanıza geçelim ya da yapmayacaksanız salondan çıkartayım.” dedi. İmamoğlu, "Ben savunma yapmaya değil, yargılamaya geldim" dedi. Mahkeme Başkanı ise, "Burası senin yargılayacağın ortam değil, sen yargılanmaya geldin. Biz senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. CMK 203’ü uyguluyorum, çıkarın salondan" dedi. Tartışmaların ardından İmamoğlu salondan çıkarıldı. İmamoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından davadaki tüm tutuklu sanıkların savunmaları alınmış olacak. 51 SANIK TAHLİYE OLDU Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi. İSTENEN CEZALAR 11 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede İmamoğlu, örgüt lideri olarak tanımlandı. İmamoğlu’nun "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "Rüşvet", "Suç gelirlerinin aklanması", "Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "Kişisel verilerin kaydedilmesi", "Kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "Suç delillerini gizleme", "Haberleşmenin engellenmesi", "Kamu malına zarar verme", "Rüşvet alma", "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "İrtikap", "Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "İhaleye fesat karıştırma", "Çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi usul kanununa muhalefet", "Orman kanununa muhalefet" ve "Maden kanununa muhalefet" suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. 779 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ Ongun'a; "Rüşvet", "53 kez ihaleye fesat karıştırma", "33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "suç gelirlerini aklama" suçların 287 yıl altı aydan 779 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor. Turktime

İstanbul'da 151 kilodan fazla uyuşturucu ele geçirildi Haber

İstanbul'da 151 kilodan fazla uyuşturucu ele geçirildi

İstanbul'un Şişli, Esenler ve Esenyurt ilçelerinde düzenlenen üç ayrı narkotik operasyonunda 151 kiloyu aşkın uyuşturucu madde ile silah ele geçirildi. Operasyonlarda 7 şüpheli gözaltına alındı. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Şişli, Esenler ve Esenyurt ilçelerinde uyuşturucu madde ticaretine yönelik üç ayrı operasyon gerçekleştirdi. Operasyonlarda 116 kilo 390 gram metamfetamin, 34 kilo 800 gram skunk ve 39 kilo 700 gram uyuşturucu üretiminde kullanılan kimyasal katkı maddesi ele geçirildi. Ayrıca 2 ruhsatsız tabanca ile çok sayıda fişeğe de el konuldu. Operasyonlar kapsamında uyuşturucu ticareti yaptıkları değerlendirilen 7 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şişli, Esenler ve Esenyurt ilçelerinde gerçekleştirilen 3️⃣ ayrı narkotik operasyonunda???? ▪️ 116 kilo 390 gram metamfetamin, ▪️ 34 kilo 800 gram skunk, ▪️ 39 kilo 700 gram kimyasal katkı maddesi, ▪️ 2 tabanca ve fişek ele geçirildi. 7️⃣ şüpheli şahıs yakalandı. Gençlerimizi ve… pic.twitter.com/scuJb8YBYB — İstanbul Emniyet Müdürlüğü (@istanbul_EGM) July 7, 2026 İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Gençlerimizi ve geleceğimizi zehirlemeye çalışan zehir tacirlerine göz açtırmayacağız. Operasyonlarımız artarak devam edecek." ifadelerine yer verildi. Şüpheliler hakkında adli işlemlerin sürdüğü bildirildi.

10 ilde denize girmek yasaklandı: İstanbul'da 3 ilçe için kritik karar Haber

10 ilde denize girmek yasaklandı: İstanbul'da 3 ilçe için kritik karar

Meteoroloji'nin kuvvetli rüzgar ve yüksek dalga uyarılarının ardından Marmara ve Karadeniz'de peş peşe deniz yasağı kararları alındı. Aralarında İstanbul'un da bulunduğu 10 ilde vatandaşlardan uyarılara uymaları istendi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün kuvvetli rüzgar, yüksek dalga ve rip akıntısı uyarılarının ardından Marmara ve Karadeniz kıyılarında birçok ilde denize girilmesi geçici olarak yasaklandı. Valilik ve kaymakamlıklar, can güvenliğini sağlamak amacıyla peş peşe tedbir kararları aldı. Yeniçağ'da yer alan habere göre, alınan kararlar kapsamında İstanbul, Kocaeli, Kırklareli, Tekirdağ, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin'de belirli sahil ve plajlarda denize girilmesine izin verilmeyecek. İSTANBUL'DA 3 İLÇEDE YASAK İstanbul'da Karadeniz'e kıyısı bulunan Beykoz, Sarıyer ve Arnavutköy ilçelerinde kaymakamlıklar, olumsuz deniz şartları nedeniyle cumartesi ve pazar günlerini kapsayacak şekilde denize girmeyi yasakladı. Yetkililer, vatandaşların can güvenliği için sahillerdeki uyarı ve güvenlik tedbirlerine riayet etmelerini istedi. KARADENİZ'DE PAZAR GÜNÜ ALARM Karadeniz kıyılarında etkisini artırması beklenen fırtına nedeniyle Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin valilikleri, 5 Temmuz Pazar günü il sınırlarındaki tüm plaj ve sahillerde denize girilmesine izin verilmeyeceğini duyurdu. Samsun'da ise yasak kararı bugünü kapsıyor. TRAKYA VE KOCAELİ'NDE DE TEDBİR Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde olumsuz hava koşulları nedeniyle tüm plajlarda iki gün boyunca denize girmek yasaklandı. Trakya'da ise Kırklareli'nin Demirköy ilçesinde sahillere kırmızı bayrak çekilerek denize girişler durduruldu. Tekirdağ'ın Saray ilçesinde de hava ve deniz şartları nedeniyle iki günlük deniz yasağı uygulanacağı açıklandı. Yetkililer, yüksek dalga ve rip akıntısının ciddi risk oluşturduğunu belirterek vatandaşlardan yasaklara uymalarını ve deniz koşulları normale dönene kadar suya girmemelerini istedi.

Komedyen Deniz Göktaş neyle suçlanıyor? Haber

Komedyen Deniz Göktaş neyle suçlanıyor?

Yurt dışı dönüşü gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş tutuklandı. Göktaş'a "Ölü Deniz" adlı gösterisi sebebiyle iki suçlama yöneltiliyor. Komedyen Deniz Göktaş hakkında İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sergilediği ve daha sonra YouTube üzerinden paylaştığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisinde yaptığı siyasi hicivler sebebiyle soruşturma başlatılmış, dün de yurt dışı seyahati dönüşü İstanbul Havalimanı'nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınmıştı. Geceyi Vatan Emniyet'te geçiren Göktaş bugün de İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne getirildi. Savcılık ifadesi tamamlanan Göktaş, tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Göktaş hakkında tutuklama kararı verildi. Avukatı Metin Aslan ve Adalet Bakanlığının verdiği bilgilere göre Deniz Göktaş, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299'uncu maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" ile 216'ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamaları yöneltiliyor. TCK'nın 299'uncu maddesi "Cumhurbaşkanına hakaret" suçuna 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Ancak söz konusu suçun herkesin içinde, basın yoluyla veya topluma açık alanlarda işlenmesi halinde ise ceza altıda biri oranında artırılabiliyor. Bu suçtan soruşturma açılması ise Adalet Bakanlığıın iznine tabi tutuluyor. Göktaş'a yöneltilen ikinci suçlama TCK'nın 216'ıncı maddesinin üçüncü fıkrası ise 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Bu suç, şikayete bağlı değil ve resen soruşturulabiliyor. Emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddetti Habertürk'ün haberine göre, Göktaş dün Emniyet'te verdiği ifadede hakkındaki suçlamaları reddetti. "Tarafıma yöneltilen 'Halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama’ kastım kesinlikle yoktur" diyen Göktaş, "İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur, böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm" ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu işlediğini reddeden Göktaş, "Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok. Gösteri boyunca bu tarz popüler figürler, ideolojiler Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır, başkaca bir amacım yoktur" şeklinde konuştu. Deniz Göktaş gösterisinde ne dedi? Göktaş, stand-up gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili olarak "Erdoğan'ın, utangaç bir diktatörden kendi kimliğiyle barışık bir diktatöre geçişi... Yani bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme" şeklinde ifadeler kullanmıştı. Dinle ilgili esprilerinde de Göktaş'ın "İlk üç kitap iyiydi, dördüncüde çeviri zayıf. Dört kitap arasında en iyisi o bence, bir kere iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda. Yazan için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik" ifadeleri tartışma yaratmıştı. Ancak Deniz Göktaş hakkında soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, komedyen hakkında aynı konuya ilişkin 185 CİMER başvurusu değerlendirmeye alındığını ve bunun sonucunda resen soruşturma açıldığını duyurmıştı. Ancak Başsavcılık Göktaş'ın soruşturmaya konu olan ifadelerine ilişkin bir açıklama yapmadı. Hukuk çevrelerinden tepki Ancak Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması tartışma yarattı. İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonu, yaptığı açıklamada soruşturma ve gözaltı işleminin hukuka aykırı olduğunu savunarak Göktaş'ın serbest bırakılması çağrısında bulundu. Komisyon, politik mizahın demokratik toplumların önemli bir unsuru olduğunu belirterek bir şakanın amacının nefret üretmek ya da toplumsal kesimleri hedef göstermek olmadığı durumlarda suç kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, politik mizahın iktidar ile ifade özgürlüğü arasındaki ilişkinin önemli göstergelerinden biri olduğu vurgulanırken, ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği görüşü dile getirildi. Siyasi partiler ve meslek örgütlerinden destek Göktaş'ın gözaltına alınmasına muhalefet partileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları da tepki gösterdi. DEM Parti, yaptığı açıklamada düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıların kabul edilemez olduğunu belirterek "politik mizah yargılanamaz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye İşçi Partisi (TİP), komedyenin önce bazı çevreler tarafından hedef gösterildiğini, ardından gözaltına alındığını savunarak serbest bırakılması çağrısı yaptı. Emek Partisi (EMEP) ise gözaltı kararını ifade ve eleştiri özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak nitelendirdi. Oyuncular Sendikası da yayımladığı açıklamada ifade özgürlüğünün anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altında bulunan temel bir hak olduğuna dikkat çekti. Sendika, sürecin evrensel hukuk ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini belirterek Göktaş ile dayanışma içinde olduğunu duyurdu. İstanbul Tabip Odası da komedyenin serbest bırakılmasını istedi. Oda, ifade özgürlüğü ve hukuki güvenliğin demokratik bir toplumun temel unsurları arasında yer aldığını vurguladı. Deniz Göktaş hakkındaki soruşturmanın ve adli sürecin nasıl sonuçlanacağı önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Gözaltı kararı ise Türkiye'de ifade özgürlüğü, politik mizah ve eleştiri hakkının sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. DW/HS,JD

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.