Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İşgal

bursaarena.com.tr - İşgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşgal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ramazan Acar, “soykırımcı İsrail Adaletten Kaçamayacak” Haber

Ramazan Acar, “soykırımcı İsrail Adaletten Kaçamayacak”

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Ramazan Acar, Gazze ve Filistin’de yaşananlara ilişkin yaptığı açıklamada, “Gazze’de işlenen suçların cezasız kalmasını kabul etmiyoruz. Uluslararası hukuk herkes için varsa İsrail için de vardır. Soykırımcı İsrail de adaletten kaçamayacaktır” dedi. Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Ramazan Acar, Gazze ve Filistin’de yaşananlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Acar, açıklamasının yalnızca bir ülkenin yaşadığı acıyı dile getirmek için değil, insanlığın vicdanına yöneltilen büyük bir sorumluluğu hatırlatmak ve Gazze’de ve Filistin’de yaşanan zulme karşı ortak vicdanı ve adalet duygusunu diri tutmak amacı taşıdığını söyledi. “MİLYONLARCA İNSAN EVLERİNDEN EDİLDİ” 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaşananların insanlık tarihinin en ağır trajedilerinden biri olarak önümüzde durduğunu ifade eden Acar, “Evler yıkıldı, hastaneler bombalandı, okullar hedef alındı. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları ve gazeteciler katledildi. Tüm dünyanın gözleri önünde, canlı yayınlarla milyonlarca insan evinden edildi; açlık, susuzluk ve ilaçsızlıkla ölüme mahkûm edildi” dedi. Gazze’de yaşananların yalnızca rakamlarla anlatılamayacağını belirten Acar, “Orada zikredilen her rakamın bir adı, bir annesi, bir babası, bir çocuğu, bir hikâyesi var. Bir çocuğun yarım kalan oyunu, bir annenin evladına sarılamaması, bir babanın ailesini koruyamamanın acısıdır Gazze” ifadelerini kullandı. “ULUSLARARASI SİSTEM VAHŞETİ DURDURMAKTA YETERSİZ KALDI” Acar, insanlığın tarihte belki de ilk kez bir soykırımın görüntülerini anbean izlediğini belirterek, “Bombaların düştüğünü, hastanelerin vurulduğunu, çocukların enkaz altından çıkarıldığını gördü. Buna rağmen uluslararası sistem, yaşanan vahşeti durdurmakta yetersiz kaldı; hatta bazı devletler İsrail’e siyasi, askeri ve ekonomik destek vermeyi sürdürdü” diye konuştu. Yaşananların yalnızca İsrail’in değil, zulüm karşısında sessiz kalan uluslararası düzenin de ağır bir sınavı olduğunu söyleyen Acar, “Biz Memur-Sen olarak bu sınavda tarafımızı açıkça ilan ediyoruz: Biz mazlumun yanındayız. Biz Gazze’nin çocuklarının yanındayız. Biz hakkın, adaletin ve insanlığın yanındayız” dedi. “İSRAİL İÇİN DE HUKUK VARDIR” Gazze’de işlenen suçların cezasız kalmasını kabul etmediklerini vurgulayan Acar, “Katiller sürüsü İsrail’in işlediği suçların üzerinin siyasi hesaplarla örtülmesine razı değiliz. Uluslararası hukuk herkes için varsa İsrail için de vardır. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kim tarafından işlenirse işlensin soruşturulmalı, sorumlular bağımsız ve adil mahkemeler önünde hesap vermelidir” ifadelerini kullandı. Acar, Netanyahu ve savaş suçlarından sorumlu İsrailli yöneticilerin adalet önünde hesap vermesi gerektiğini belirterek, “Netanyahu ve savaş suçlarından sorumlu İsrailli yöneticiler, alkışlanacak isimler değil; adalet önünde hesap vermesi gereken kişilerdir” dedi. “MESELE YALNIZCA GAZZE DEĞİL” Batı Şeria’da Filistinlilerin evlerine, topraklarına ve hayatlarına yönelik saldırıların sürdüğünü ifade eden Acar, Gazze’de ateşkesin gölgesinde dahi Filistinlilerin öldürülmeye devam ettiğini söyledi. Acar, “Susmayacağız. Çünkü biliyoruz ki mesele yalnızca Gazze değildir. Mesele, insanlığın zulüm karşısındaki tavrıdır. Mesele, güçlü olanın hukuku belirleyip belirleyemeyeceğidir. Mesele, çocukların milliyetine, dinine, coğrafyasına bakılmaksızın yaşama hakkının savunulup savunulmayacağıdır” diye konuştu. “FİLİSTİN YALNIZ DEĞİLDİR” Filistin’in yalnız olmadığını vurgulayan Acar, “Memur-Sen olarak Filistin halkının meşru haklarının ve özgürlük mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kudüs özgür olana, Filistin kendi topraklarında özgürce yaşayabilene kadar adalet çağrımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Acar, zulmün ve işgalin kalıcı olmadığını belirterek, “Biliyoruz ki zulüm ne kadar büyük olursa olsun sonsuza kadar sürmez. İşgal kalıcı değildir. Zulüm kalıcı değildir. Soykırımcı İsrail de adaletten kaçamayacaktır” dedi. “FİLİSTİN HALKININ İRADESİ KALICIDIR” Tarihin hiçbir zulmü sonsuza kadar korumadığını ifade eden Acar, “Bugün dünyanın güçlüleri tarafından korunuyor olabilirler. Fakat tarih, hiçbir zulmü sonsuza kadar korumaz. Dün nice zulüm düzenleri tarihin karanlığına gömüldü; bugün de zulmün sahipleri aynı akıbetten kurtulamayacaktır” diye konuştu. Acar, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Bizim sözümüz nettir: Oradaki ülkenin adı Filistin’dir. Hep vardı hep var olacak, gecekondu yapılar ise yıkılıp gidecekler. Geçici olan işgal ve zulümdür. Kalıcı olan ise Filistin halkının iradesi, toprağı ve haklı davasıdır.” Gazze’de ve Filistin’in tamamında hayatını kaybedenleri rahmetle andığını belirten Acar, yaralılara acil şifalar, yakınlarını kaybedenlere sabır diledi. Acar, açıklamasının sonunda şu çağrıda bulundu: “Soykırıma son verin. İşgale son verin. Filistin’e özgürlük. Kudüs’e özgürlük. Filistin’e adalet. Yaşasın Filistin. Yaşasın Filistin’in özgürlük ve adalet mücadelesi.”

27 Eylül Azerbaycan Anım Günü: 44 günlük Vatan Muharebesi "Qarabağ Azərbaycan'dır!” Haber

27 Eylül Azerbaycan Anım Günü: 44 günlük Vatan Muharebesi "Qarabağ Azərbaycan'dır!”

Azerbaycan’ın, Ermenistan ordusunun sivil yerleşimlere yönelik saldırıları üzerine 27 Eylül 2020'de tarihinde başlattığı ve zaferle sonuçlanan operasyonun üzerinden 6 yıl geçti. Ermenistan'ın işgali altındaki topraklarını kurtarmak amacıyla başlattığı ve zaferle sonuçlandırdığı Karabağ Savaşı 6 yıl önce bugün, 27 Eylül 2020 tarihinde başladı. ERMENİSTAN’IN MÜSLÜMAN TÜRK AHALİSİ, BASKI VE ŞİDDETLE VATANLARINDAN KOPARILDI 1980’lerin ortalarında Sovyetler Birliği’nde başlatılan perestroyka ve glasnost politikalarını fırsat bilen Ermeniler, Azerbaycan’a karşı eski iddialarını öne sürerek Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti’nin Ermenistan’a katılması talebini gündeme getirdi. Kısa süre sonra bunun yanlış bir karar olduğunu fark ederek taktik değiştiren Ermeniler, Dağlık Karabağ Ermenilerinin kendi kaderini tayin hakkını gündeme getirerek bağımsızlık talebinde bulundular. Bu gelişmeler sonucunda meydana gelen uyuşmazlıklar zamanla, Moskova yönetiminin doğrudan ve dolaylı desteği ile derinleşti. 1980’lerin sonlarına gelindiğinde Ermenistan Cumhuriyeti’nin Müslüman Türk ahalisi, büyük baskı ve şiddet altında yurtlarından edildi. 1980’Lİ YILLARIN SONUNDA KARABAĞ’DA GERİLİM TIRMANDI Öte yandan 1989’da Sovyetler Birliği, Karabağ yönetiminin, bölgede yaşayan Ermenilerin haklarının korunması mukabilinde Azerbaycan'a verilmesine dair yaklaşımını ortaya koydu. Bu şekilde, Karabağ'ın adeta bir Azerbaycan toprağı oluşunu da onaylanmıştı. Bu gelişme Ermeni çevrelerinin tepkisine yol açarken, süreç 1 Aralık 1989’da Karabağ’ın işgaline yönelik karar alınmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Bunun üzerine Azerbaycan Sovyet yönetimi, Ermenilerin aldığı bu kararı kınayarak Karabağ’ı yönetmek üzere bir teşkilat komitesi kurdu. SOVYETLERİN DAĞILMA SÜRECİNDE SÖZDE “ARTSAK ERMENİ HALK CUMHURİYETİ” İLAN EDİLDİ Yaşanan gelişmeler sorunu tırmandırmaya devam ederken bölge 2 Ocak 1990'da Ermenilerin saldırısına uğradı. Bunun sonucunda Azerbaycan'da, hem Moskova yönetimine hem de Azerbaycan yönetimine karşı protesto gösterileri arttı. 1991 yılında ise Sovyetlerin dağılma sürecine girmesi ile Karabağ sorunu, yeni bir boyuta ulaştı. Azerbaycan’ın 30 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Karabağ Ermenilerinin de sözde “Artsak Ermeni Halk Cumhuriyeti”ni ilan etmeleri ise bölgedeki gerilim tırmandı. ERMENİLERİN AZERBAYCAN ŞEHİRLERİNDEN ÇEKİLMESİ GÖRÜŞÜLÜRKEN ERMENİLERİN ADI ANILMADI Azerbaycan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Ermenistan, Rusya ve diğer devletler, 20 Şubat 1993’te Roma’da Minsk Konferansı Başkanı Mario Rafaelli ile bir araya gelerek görüşmeye başladı. Bu görüşmeler yaşanırken Ermenistan, Kelbecer’e saldırı başlattı. 30 Nisan 1993 tarihinde yaşanan bu olay nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM), Kelbecer’in Ermeni işgali altında olduğunu görüşerek Kelbecer ve diğer Azerbaycan şehirlerinden Ermeni işgalci güçlerinin derhâl çekilmesi kararını ilan etti. Buna karşın, işgalci Ermeni güçlerinin adı bu kararda zikredilmedi. ERMENİSTAN, KARABAĞ’I 30 YILDIR İŞGALİ ALTINDA TUTTU VE SALDIRGAN POLİTİKALARINI SÜRDÜRDÜ Ermenistan'ın 1990’lı yılların başında başlattığı işgal, yaklaşık 30 yıl devam etti. Birinci Karabağ Savaşı’nın üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen BM Güvenlik Konseyi ve sorunun çözümü için kurulan Minsk Grubu ise işlevsiz kaldı. Azerbaycan, 2010’da kabul ettiği askerî doktrin çerçevesinde Karabağ sorununun çözüme kavuşması için siyasi, diplomatik ve askerî her türlü seçeneğe başvuracağını ilan etti ve iki ülke arasındaki ufak çaplı çatışmalar hâlâ yaşanmaya devam etti. Rusya karşıtı söylemleri ile bilinen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın 2018 yılında iktidara gelmesi ile bölgede değişim yaşanabileceği öne sürülmesine rağmen Ermenistan, Azerbaycan’a yönelik provokatif ve saldırgan bir politika takip edildi. Ermenistan’ın, 27 Eylül 2020 tarihinde işgal ettiği toprakları genişletmek için yeni bir saldırı başlatmasının sonucu Azerbaycan, bu saldırıya karşılık verdi. Bunun üzerine 44 gün devam edecek İkinci Karabağ Savaşı yaşandı. AZERBAYCAN, 5 ŞEHİR, 4 KASABA VE 286 KÖYÜ KURTARDI 44 günlük Vatan Muharebesi’nde Azerbaycan güçlerinin Şuşa'yı 8 Kasım’da başarılı bir şekilde ele geçirmesi ise savaşın dönüm noktası oldu. Ertesi gün 70’in üzerinde köy daha işgalden kurtarılırken Ermenistan, bir gün sonra kendi açtığı savaştan yenik çıktı ve Azerbaycan’la barış antlaşması imzalamak zorunda kaldı. Öte yandan 10 Kasım’da Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya, çatışma bölgesinde tüm askerî operasyonların tamamen durdurulmasına ilişkin beyanat imzaladı. Bu beyanat doğrultusunda 20 Kasım’da Ağdam, 25 Kasım’da Kelbecer, 1 Aralık’ta ise Laçin vilayetleri bir tek şehit verilmeden kurtarıldı. Şuşa’da elde edilen zafer, aynı zamanda daha fazla toprak kazanımının yolunu açarak Azerbaycan’ın 5 şehir, 4 kasaba ve 286 köy üzerindeki kontrolü geri almayı başarmasını sağladı. Ermenistan’ın ateşkes ihlalleri nedeniyle 19 Eylül 2023 tarihinde başlatılan ve zaferler sonuçlanan "Antiterör Operasyonu"ndan sonra ise Azerbaycan, bölgenin toprak haritasını yeniden şekillendirerek konumunu sağlamlaştırdı.

ABD, “11 Eylül”ü anıyor... Ülkenin ve dünyanın çehresini değiştiren saldırılar Haber

ABD, “11 Eylül”ü anıyor... Ülkenin ve dünyanın çehresini değiştiren saldırılar

Saldırıların 25. yıl dönümünde, “gizli kayıtlar” tartışması sürüyor. Amerikalılar bugün, El Kaide örgütünün 11 Eylül saldırılarının 25. yıl dönümünü anıyor. Örgüt, iki yolcu uçağını New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne, bir diğerini Washington’daki Savunma Bakanlığı’na yönlendirmiş, dördüncü uçak ise Pensilvanya’da düşürülmüştü. Saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti. ABD’nin ve dünyanın çehresini değiştiren bu olayların yıl dönümü, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Somali ve Nijerya gibi ülkelerin, o tarihten beri El Kaide, DEAŞ ve diğer terör örgütlerine karşı yürütülen ABD ve uluslararası savaşlarda hayatını kaybeden yüz binlerce, hatta muhtemelen daha fazla kişinin kesin sayısını hâlâ ortaya koyamadığı bir dönemde gerçekleşiyor. Amerikan basınının “kıyamet günü” olarak nitelendirdiği 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen, henüz yayımlanmadığı öne sürülen “gizli kayıtlar” konusunda tartışmalar sürüyor. Zira saldırılar, ABD’nin güvenlik anlayışını ve Amerikalıların ve diğer toplumların günlük yaşamını geniş ölçekte yeniden şekillendirdi. Bu değişim, havalimanlarındaki güvenlik uygulamalarından dış politikaya, yerel toplumların dönüşümünden Arap Baharı ve son Ortadoğu işgal ve çatışmalarının başlatılmasına kadar etkisini gösterdi.

9 EYLÜL İzmir'in Kurtuluşunun 104. Yıldönümü Kutlu Olsun! Haber

9 EYLÜL İzmir'in Kurtuluşunun 104. Yıldönümü Kutlu Olsun!

İzmir’in, 15 Mayıs 1919 yılında Yunan güçleri tarafından işgal edilmesi, Anadolu’da Milli Mücadele’nin başlamasında önemli bir aşama olarak kabul edilir. O tarihe kadar Anadolu'da işgallere karşı dağınık olan düşünce ve örgütlenme biçimleri mevcuttu. İzmir'in işgali Anadolu insanın direniş ve karşı koyuş düşüncesini körüklemiş, İstanbul’da başlayan işgali protesto mitingleri Damat Ferit hükümetinin düşmesine sebep olmuş; örgütlenme ve protesto mitingleri Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılmıştı. Artık İzmir Anadolu harekâtı için temel sembollerden biri haline getirilmişti ve İzmir’in işgaline karşı protesto mitingleri, her yıl işgalin yıl dönümlerinde, Anadolu’nun çeşitli kent ve kasaba merkezlerinde tekrarlanmakta; konu sürekli gündemde tutulmaktaydı. Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar -Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebeleri milli mücadelenin kazanılmasında önemli adımlar atılmıştı. BÜYÜK TAARUZ, BÜYÜK ZAFER Türk ordusu tarafından 26 Ağustos 1922’de başlatılan Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı’nın son safhası idi. Kesin sonuç beş gün içinde elde edildi; 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara bir bildiri yayımlayarak “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” tarihi emrini verdi ve 2 Eylül’de Uşak’a girildi. Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde kendisinin de haberdar olmadan Yunanistan Küçük Asya Ordusu’nun başkomutanlığına getirilmiş General Nikolaos Trikupis tutsak edildi. Türk birlikleri, İzmir’e doğru hızla ilerledi. Yunan birlikleri ve Rum siviller Anadolu’dan çekildiler. 9 Eylül 1922 sabahı Ahmet Zeki Bey komutasındaki 2. Süvari Fırkası, ardından Mürsel Paşa komutasındaki 1. Süvari Fırkası birlikleri İzmir şehrine girdi. Ardından 5. Süvari Kolordusu Komutanı Mirliva Fahrettin Paşa, komutasındaki birliklerle saat 10.00’da İzmir’e girdi. İkinci Tümen’in öncülüğünü yapmakla görevlendirilen Dördüncü Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafeddin Bey’in komutasında yaya olarak en önde giden sekiz er, Bornova’dan Halkapınar’a ilerleyişi sırasında Punta’daki Tuzakoğlu fabrikasına yaklaştıkları sırada fabrika pencerelerinden ani bir ateşe uğramıştır. Bu olayda 4 asker hayatını kaybetti ve hemen orada defnedildiler. İzmir’in kurtuluşu sırasında can veren askerlerin isimleri şöyledir: Akşehirli Bekiroğlu Mehmet, Antalyalı Ömer oğlu Hakkı (Sarıarslan), Nevşehirli Ahmet oğlu Seyit Mehmet ve Nevşehirli Ahmet oğlu Ahmet. Konak’a ulaşmayı başaran Şerafettin Bey, Hükümet Konağı önünde göğsüne isabet eden mermilerle yaralanmıştı ancak Konağa girip balkona Türk bayrağını dikebildi. Hükümet Konağı’na bayrağın dikilmesinin hemen ardından Yüzbaşı Zeki komutasındaki süvari birliği Hükümet Konağı’nın hemen sağında yere alan ve günümüze ulaşmayan Sarıkışla’ya, Üsteğmen Arif ve takım komutanı Celal Bey ile Yedeksubay Besim Efendi’nin de Kadifekale’ye bayrağı çekmesi ile İzmir’in işgalden kurtuluşu ilan edilmiş oldu. Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir'e girildiğini Ankara'ya bildirdi. Belkahve’den tarihi günü izleyen başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Fevzi ve İsmet paşalar olduğu halde, 10 Eylül sabahı İzmir’e girdi ve Fahrettin Paşa ile buluşarak doğruca Hükümet Konağı’na gitti. Konağın balkonundan, başarıyı millete mal eden kısa bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal Paşa’nın ordulara 1 Eylül’de verdiği tarihi emirle başlayan ve 18 Eylül 1922 tarihine kadar yapılan Takip Harekâtı ile bütün Batı Anadolu’daki Yunan askerleri Türk sınırları dışına çıkarılmıştır. Takip harekatının başarı ile sonuçlanması sayesinde İzmit bölgesinden İstanbul Boğazı’na, Balıkesir bölgesinden Çanakkale Boğazı’na kadar Türk ordusu için hayati önem taşıyan diğer stratejik hedefler de İtilaf Devletlerinin işgalinden, olaysız olarak ve barış yoluyla kurtarılmıştır. Türk Ordusunun kazandığı bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması’na giden süreci başlatmış; Türkiye, Mudanya Ateşkes Antlaşması'ndan sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayarak bağımsızlığını kazanmıştır. 9 EYLÜL İzmir'in Kurtuluşunun 104. Yıldönümü Kutlu Olsun!.. BURSA ARENA E'GAZETE

İran Devrim Muhafızları: Kuveyt'teki Amerikan deniz üssü "Ali El-Salim" tamamen hizmet dışı bırakıldı Haber

İran Devrim Muhafızları: Kuveyt'teki Amerikan deniz üssü "Ali El-Salim" tamamen hizmet dışı bırakıldı

İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7 numaralı bildirisinde Kuveyt halkına hitaben, “Dün gece şeytanın evlatları, bunlardan bazıları Kuveyt'teki büyük şeytanın üslerinde konuşlanmış durumda, bölgede büyük bir suç işledi. İnsan haklarının açıkça ihlal edilmesi kapsamında, çocuk katili ABD ordusu, Sirik'te bir konutun bombalanarak kana bulanması sonucunda, Sünni mezhebine mensup saygın genç bir çiftin nikâh törenini yasa çevirdi.” ifadelerine yer verdi. Bildiride, “Bu kötülük dolu saldırıda yaklaşık 70 masum insan hedef alındı ve aralarında bir çocuğun da bulunduğu 4 kişi şehit oldu. Bu suçun karşılığında, bugün şafak vakti Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri'nin cesur savaşçıları, Ürdün, Bahreyn ve Erbil'deki ABD'li suçluların üslerine yönelik saldırılarla eş zamanlı olarak, Ali el-Salim Üssü'ndeki ABD'li komutanın karargâhı ve konaklama alanına füze-İHA ortak saldırısı düzenleyerek düşman unsurlarından bazılarını öldürdü.” denildi. Bildirinin devamında, “Ardından, halka yönelik saldırılara katılan İHA'ların hangarını ve konuşlandırma rampasını ateşe vererek İHA'lardan bazılarını imha ettiler. Aziz Kuveyt halkı; size olan sevgimizi ve aramızdaki bağı iyi biliyorsunuz. Bizim için acı ve endişe verici olan, İslam topraklarının çocuk katili ve terörist ABD ordusu tarafından işgal edilmesidir.” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, “Bu saldırılar, temiz topraklarınızın ve cömert insanların diyarı Kuveyt'in Amerikalı kâfirlerin kirinden temizlenmesine yardımcı olmaktadır. ABD'nin ve kana susamış Siyonist rejimin hâkimiyetinin yok edilmesi, aziz Kuveyt halkının saldırgan işgalcilerden özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşması ümidiyle.” ifadelerine yer verildi.

Rusya: İngiltere Ukrayna'ya İHA tedarikinin 'bedelini ödeyecek' Haber

Rusya: İngiltere Ukrayna'ya İHA tedarikinin 'bedelini ödeyecek'

Rusya, İngiliz yapımı insansız hava araçlarının Rusya'daki hedeflere yönelik saldırılarda kullanıldığının doğrulanmasının ardından, İngiltere'yi "Ukrayna krizinin kasıtlı olarak tırmandırılmasını tercih etmekle" suçladı. Rusya'nın İngiltere Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, "Böyle yaparak Birleşik Krallık, kanlı suçların ve terör saldırılarının suç ortağı ve faili konumunda yer almaktadır" ifadelerine yer verdi. Açıklamada, "Londra'nın eylemleri kaçınılmaz olarak sonuçlar doğuracak ve bunun hesabını vermek zorunda kalacak" denildi ve çatışmaya ne kadar çok dahil olursa "ödeyeceği bedel de o kadar yüksek olacak" diye eklendi. İngiltere Savunma Bakanlığı sözcüsü BBC News'e yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Ukrayna ile "omuz omuza" olduğunu söyledi. Sözcü "Rusya, bu hükümetin Ukrayna'da, İngiltere'ye ve müttefiklerimize karşı Rus saldırganlığına karşı durma kararlılığından şüphe duymamalıdır" dedi. Açıklamada ayrıca, İngiltere'nin "Ukrayna'nın [Rusya Devlet Başkanı Vladimir] Putin'in yasadışı işgaline karşı kendini savunması için ihtiyaç duyduğu ekipmanı sağlamaya kararlı olduğu" belirtildi. Rusya ve Ukrayna'nın karşılıklı saldırıları devam ediyor. Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin İki ayrı İngiliz şirketi tarafından üretilen söz konusu insansız hava araçları, Rusya içinde askeri ve endüstriyel hedeflerin, rafineriler ve online perakende satış sitesi Wildberries'in depoları da dahil olmak üzere, yaygın bir şekilde hedef alınmasında kullanıldı. Rusya'nın Amazon'u olarak bilinen şirketi defalarca hedef alan Ukrayna, Wildberries'in en büyük 10 lojistik merkezinden 7'sinin "devre dışı bırakıldığını" söylüyor. Askeri bir kaynak BBC'ye, saldırılarda İngiliz insansız hava araçlarının kullanıldığını ve saldırıların 35 milyar sterlinden fazla ekonomik hasara yol açtığını doğruladı. Rusya, Şubat 2022'de Ukrayna'ya topyekün bir işgal başlattı ve şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birini kontrol ediyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, İngiliz yapımı parçalar ve konfigürasyonlar kullanan insansız hava araçlarının, Rostov Bölgesi'nin Kamensky Bölgesi'ndeki bir yakıt deposu da dahil olmak üzere Rus topraklarına yönelik saldırılarda kullanıldığını söyledi. Moskova'nın İngiltere'ye yönelik uyarısı, Ukrayna'nın Rusya'ya yönelik bir dizi saldırısının ardından geldi. Rus yetkililer, gece boyunca gerçekleşen son saldırılarda Moskova çevresindeki bölgeye yaklaşık 620 insansız hava aracının (İHA) uçurulduğunu söyledi. Rus hava savunma sistemleri İHA'lardan 180'den fazlasını imha etti, ancak yetkililer birkaç kişinin yaralandığını belirtti. Bölge valisi Andrey Vorobyov, Telegram mesajlaşma uygulamasında yaptığı açıklamada, Moskova yakınlarındaki bir Wildberries deposuna saldırı düzenlendiğini ve olay yerindeki yangının söndürüldüğünü belirtti. Şirketten yapılan açıklamada, lojistik kompleksinin saldırıda "küçük hasar gördüğü" belirtildi. Ukrayna'da, Zaporijya bölge valisi Ivan Fedorov Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın düzenlediği hava saldırılarında en az iki kişinin öldüğünü ve dört kişinin yaralandığını söyledi. Fedorov, Rusya'nın son 24 saat içinde bölgedeki 59 yerleşim yerine 1.158 hava saldırısı düzenlediğini belirtti. Ukrayna'nın bölgesel valisinin açıklamasına göre, 15 Ağustos gecesi Ukrayna, Rusya'ya doğru yaklaşık 822 insansız hava aracı fırlattı; bunlardan 600'ü Moskova'yı hedef aldı ve Rus başkenti "son zamanların en büyük insansız hava aracı saldırılarından birine" maruz kaldı. Rusya genelinde yedi ölüm bildirildi. Aynı gece Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği saldırılarda en az yedi kişi öldü ve 39'dan fazla kişi yaralandı. Nisan ayında İngiltere Savunma Bakanlığı, Ukrayna'ya bugüne kadarki en büyük paket kapsamında uzun menzilli saldırı cihazları da dahil olmak üzere on binlerce insansız hava aracı tedarik edeceğini duyurdu. (Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık)

Filistin topraklarını gasbeden İsrail'den Mescid-i Aksa'ya baskın! Haber

Filistin topraklarını gasbeden İsrail'den Mescid-i Aksa'ya baskın!

İşgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya İsrail polisinin koruması altında ve İsrailli yetkililerin katılımıyla sabah saatlerinden bu yana baskın düzenleyen Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin sayısı 3 bin 200'ü aştı. Mescid-i Aksa, sabah saatlerinden bu yana Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskınına sahne oluyor. Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nden yapılan açıklamaya göre, Filistin topraklarını gasbeden 3 bin 288 İsrailli yerleşimci Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Mescid-i Aksa'nın avlusuna da giren fanatik İsrailliler burada dini ritüeller gerçekleştirdi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, söz konusu İsraillilerin Kubbetü's-Sahra'nın önünde dini ritüeller gerçekleştirdiği ve Mescid-i Aksa'nın avlusunda İsrail bayrağı açtığı görüldü. Baskınlara, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Başbakan Binyamin Netanyahu'nun partisi Likud milletvekili Amit Halevi de katıldı. "İslam ülkeleri sorumluluklarını üstlenmeli" Kudüs ve Filistin eski Müftüsü, Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İsrail hükümeti, Mescid-i Aksa'da yeni oldubittiler dayatmak için Yahudi dini günlerini istismar ediyor. İsrail polisinin sergilediği tutum, İsrail hükümetinin Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'nın kutsallığına yönelik ihlallerini desteklediğinin ve onayladığının açık kanıtıdır." dedi. İslam dünyasına seslenen Sabri, "Mescid-i Aksa yalnızca Müslümanlara aittir ve İslam ülkeleri, Aksa'nın maruz kaldığı ihlaller konusunda sorumluluklarını üstlenmelidir." ifadesini kullandı. Sabri ayrıca, "İsrail hükümeti, Mescid-i Aksa üzerinde tam kontrol sağlamayı ve İslami Vakıflar İdaresi'nin Aksa'yı yönetme yetkisini elinden almayı amaçlıyor." uyarısında bulundu. "Mescid-i Aksa'nın avlusunda ciddi bir provokasyon yaşandı" İsrailli sivil toplum kuruluşu Peace Now'ın (Barış Şimdi) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Bu sabah Mescid-i Aksa'nın avlusunda ciddi bir provokasyon yaşandı." ifadesi kullanıldı. Açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesi ve avluda dini ritüeller gerçekleştirmesinin "hassas statükonun açık bir ihlali" olduğu belirtildi. "Yerleşimci terörizmi ile dini bir savaş başlatmayı amaçlayan bir grup kundakçı arasında doğrudan bir bağlantı" bulunduğu ifade edilen açıklamada, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Yerleşim Bakanı Orit Strock, söz konusu gruplara destek vermek, fon sağlamak ve koruma sunmakla suçlandı. Filistin Din İşleri Bakanlığı: İsrail bölgede din savaşı çıkarmayı amaçlıyor Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığından yapılan açıklamada da İsrailli Bakan Ben-Gvir ve milletvekili Halevi'nin Aksa'ya düzenlenen baskınlara katılması kınandı. Açıklamada, İsraillilerin baskınının İslam'ın kutsal mekanlarına yönelik bir ihlal ve Mescid-i Aksa'nın tarihi ve hukuki statüsüne karşı işlenmiş bir suç olduğu vurgulandı. Yahudilerin dini günlerinin Aksa'ya baskın düzenlemek için istismar edildiği belirtilen açıklamada, İsraillilerin Aksa'nın avlusunda dini ritüeller gerçekleştirmesinin, Aksa'da "zamansal ve mekansal bölünmeyi oldubittiye getirerek dayatmayı amaçlayan sistematik bir işgal planı" çerçevesinde yapıldığına dikkati çekildi. Mescid-i Aksa'nın tamamının Müslümanlara ait olduğu vurgulanan açıklamada, İsrail hükümetinin üst düzey siyasi kademelerinden kaynaklanan eylemlerin "tüm bölgede din savaşı başlatmayı amaçladığı" uyarısında bulunuldu. Uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler kurumlarına, hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri ve İsrail'e Kudüs ile kutsal mekanlara yönelik ihlallerini durdurması için baskı yapmaları çağrısında bulunuldu. Arap ve İslam ülkelerine de kararlı bir duruş sergileme çağrısı yapılan açıklamada, Filistin halkından İslam ve Arap kimliğini hedef alan İsrail planlarını engellemek için Mescid-i Aksa'ya gelmeyi sürdürmeleri istendi. Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada, İsrail polisinin, fanatik grupların sayısının 150'ye kadar çıkmasına izin vermesinin ardından Mescid-i Aksa'ya baskın yapan İsraillilerin sayısında artışın olduğu açıklanmıştı. Kudüs Valiliği, bu sabah yaptıığı açıklamada 1300'den fazla İsrailli'nin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlediğini duyurmuştu. Açıklamada, İsrail polisinin, fanatik grupların sayısının 150'ye kadar çıkmasına izin vermesinin ardından Mescid-i Aksa'ya baskın yapan İsraillilerin sayısında artış olduğu vurgulanmıştı. İsrail polisinin Mescid-i Aksa'nın kapılarında ve Eski Şehir çevresinde önlemlerini sıkılaştırdığı ve Müslümanların ibadet etmek için Aksa'ya girişini engellediği bildirilmişti. Sabah namazında çok az sayıdaki Müslümanın Aksa'ya girebildiği aktarılan açıklamada, İsrail polisinin Müslümanları darbettiği kaydedilmişti. Filistin topraklarını gasbeden İsrailli gruplar, Yahudilerin dini günü Tisha B'Av nedeniyle Aksa'ya geniş çaplı baskın düzenleme çağrısında bulunmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.