Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İklim Değişikliği

bursaarena.com.tr - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TBMM Genel Kurulu tatile girdi Haber

TBMM Genel Kurulu tatile girdi

TBMM Genel Kurulu, 28. Dönem 4. Yasama Yılı'nı tamamlayarak, 1 Ekim 2026 Perşembe gününe kadar tatile girdi. Bu Yasama Yılı'nda 21 kanun, 15 uluslararası anlaşma, 5 Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile 2 Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi. TBMM Genel Kurulu'nun son kabul ettiği düzenleme, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun oldu. İçtüzük gereği 1 Temmuz'da tatile girmesi gereken Genel Kurul, AK Parti'nin kabul edilen önerileriyle bugüne kadar çalışmalarını sürdürdü. Genel Kurul'da 1 Temmuz'dan bu yana 7 kanun, 1 Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ve 1 uluslararası anlaşma kabul edildi. Buna göre, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilgili düzenlemeleri de içeren Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, en düşük emekli aylığının artırılmasına yönelik düzenlemeyi de içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, adli süreçteki çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Genel Kurul'da kabul edilerek yasalaştı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Somali'deki görev süresinin 2 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ve Türkiye ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası Arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansının 31. Oturumu, Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının 21. Oturumu, Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının 8. Oturumu, Bağlı Organların Oturumları ve Diğer BMİDÇS Toplantılarına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun da Genel Kurul'da kabul edildi. Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı tezkereleri Genel Kurul, 1 Ekim 2025'te başlayan ve 10 Ağustos 2026'da sona eren 4. Yasama Yılı'nda aralarında trafik cezaları ile ücretli analık izni süresinin artırılması, tarım orman, emniyet teşkilatı, vergi düzenlemeleri ve yargı paketlerine ilişkin 21 kanun teklifi ile 15 uluslararası anlaşmayı yasalaştırdı. Gazze'ye Giden İnsani Yardım Filolarına Yönelik Saldırılar ve Küresel Sumud Filosu'na İsrail Ordusu Tarafından Yapılan Silahlı Müdahale hakkında Meclis Başkanlığı tezkereleri Genel Kurulda oy birliğiyle kabul edildi. Türk askerinin Lübnan'daki görev süresinin 2 yıl, Irak ve Suriye'deki görev süresinin 3 yıl, Libya'daki görev süresinin 24 ay, Aden Körfezi'ndeki görev süresinin 1 yıl ve Somali'deki görev süresinin 2 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri kabul edilerek yasalaştı. Genel Kurul, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un kabul edildiği son birleşimin ardından 1 Ekim 2026 Perşembe saat 14.00'te toplanmak üzere kapandı. TBMM'de, 1 Ekim'e kadar milletvekilleri basın toplantısı düzenlemeye devam edebilecek, çalışacağı tespit edilen komisyonlar çalışmalarını sürdürebilecek.

Her il için İklim Eylem Planı zorunlu! Yeni yönetmelik 'Resmi'leşti Haber

Her il için İklim Eylem Planı zorunlu! Yeni yönetmelik 'Resmi'leşti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlere yeni sorumluluklar getirdi. Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle tüm illerde "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı" hazırlanacak, vali başkanlığında İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları oluşturulacak. ANKARA (İGFA) - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile Türkiye'nin net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda her il için iklim değişikliğine uyum ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) hazırlanması zorunlu hale getirildi. YİDEP'ler; ilin iklim riskleri, sera gazı envanteri, emisyon azaltım hedefleri, uyum politikaları, uygulanacak eylemler, sorumlu kurumlar, bütçe ve finansman kaynaklarını içerecek. Planlar, valinin koordinasyonunda büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde ise il belediyesi ile il özel idaresi tarafından ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla hazırlanacak. Yönetmelikle ayrıca her ilde İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu kurulacak. Vali başkanlığında toplanacak kurulda kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler, meslek kuruluşları, ticaret ve sanayi odaları ile gerektiğinde sivil toplum kuruluşları yer alacak. Kurul, hazırlanan eylem planlarını onaylayacak, uygulamaları her yıl izleyecek ve değerlendirecek. Eylem planlarının uygulanması elektronik ortamda takip edilecek. Belediyeler her yıl iklim risk verilerini, il sera gazı envanterini ve eylemlerin gerçekleşme durumunu E-YİDEP sistemine yükleyecek. Hazırlanan planlar ise kamuoyunun erişimine açık olan İklim Portalı üzerinden yayımlanacak. KURULLAR 31 ARALIK 2026'YA KADAR OLUŞTURULACAK Yönetmeliğe göre tüm illerde İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurullarının 31 Aralık 2026 tarihine kadar oluşturulması gerekiyor. İlk Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarının ise 2028-2032 dönemini kapsayacak şekilde 31 Aralık 2027'ye kadar hazırlanarak karara bağlanması öngörülüyor. Söz konusu yönetmeliğin ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Türkiye'nin "Zeytin Atlası" erişime açıldı Haber

Türkiye'nin "Zeytin Atlası" erişime açıldı

Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen ANATOLİVAR Projesi kapsamında hazırlanan "Zeytin Atlası" kullanıma açıldı. Türkiye'nin altı ana zeytincilik bölgesini kapsayan dijital platform, yerel ve nadir zeytin çeşitlerinin dağılımını ortaya koyarken doğa dostu üreticileri de görünür hale getiriyor. İSTANBUL (İGFA) - Proje Evi Kooperatifi tarafından, Avrupa Birliği'nin finansal desteğiyle ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ile Slow Food ortaklığında yürütülen ANATOLİVAR – Anadolu'da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi kapsamında hazırlanan "Zeytin Atlası" kamuoyunun kullanımına sunuldu. Marmara, Kuzey Ege, Orta Ege, Güney Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde gerçekleştirilen arazi çalışmaları sonucunda oluşturulan dijital atlas, yerel ve nadir zeytin çeşitleri ile doğa dostu üreticileri aynı platformda buluşturuyor. İki katmanlı coğrafi veri tabanı niteliğindeki atlasın, zeytincilikte agroekolojik dönüşüme rehberlik etmesi hedefleniyor. Yaklaşık 400 bin ailenin geçimini zeytincilikten sağladığı Türkiye'de 100'ün üzerinde yerel zeytin çeşidi bulunuyor. Proje kapsamında hazırlanan atlasın ilk modülü, Türkiye'de ilk kez zeytincilik alanında kullanılan Ekolojik Niş Modellemesi yöntemiyle yerel ve nadir zeytin çeşitlerinin hangi coğrafi ve iklim koşullarında yetişebildiğini haritalandırıyor. Böylece Dilmit, Sarıulak ve benzeri yerel çeşitlerin doğal yayılış alanları dijital ortamda görüntülenebiliyor. Proje yetkilileri, ilerleyen süreçte aynı yöntemle iklim değişikliği senaryolarının analiz edilerek yerel zeytin çeşitlerinin gelecekte yaşayabileceği uygun alanların da belirlenmesinin amaçlandığını ifade etti. Atlasın ikinci modülü ise doğa dostu üretim yapan çiftçileri ve işletmeleri kapsıyor. Bu bölümde, yerel çeşitleri koruyan, herbisit kullanmayan, süper yoğun endüstriyel üretimden kaçınan, toprak ve su kaynaklarını gözeten agroekolojik üretim anlayışını benimseyen üreticiler belirlenen kriterler doğrultusunda değerlendiriliyor. Üreticiler; "Temiz/Doğa Dostu", "İklime Dirençli", "Yerel Çeşit Koruyucusu", "Agroekolojik", "Organik", "Nadir Çeşit Koruyucusu", "Kalite ve Duyusal Mükemmellik", "İzlenebilirlik" ve "Sosyal Sorumluluk Sahibi" gibi rozetlerle sınıflandırılıyor. Böylece hem sürdürülebilir üretimin teşvik edilmesi hem de tüketicilerin güvenilir ve izlenebilir üreticilere daha kolay ulaşabilmesi amaçlanıyor.

Türk bilim heyeti Arktik yolunda... İklim değişikliğini yerinde inceleyecekler Haber

Türk bilim heyeti Arktik yolunda... İklim değişikliğini yerinde inceleyecekler

6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi (TASE VI) başladı. 24 Temmuz'a kadar sürecek sefer kapsamında Arktik Okyanusu'nda 12 bilimsel proje yürütülecek. ANKARA (İGFA) - Türkiye, kutup bölgelerindeki bilimsel çalışmalarını güçlendirme hedefi doğrultusunda 6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi'ni (TASE VI) başlattı. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sorumluluğunda, TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) koordinasyonunda gerçekleştirilen sefer, 24 Temmuz 2026 tarihine kadar devam edecek. Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin yoğun şekilde hissedildiği Arktik bölgesinde gerçekleştirilecek çalışmalar kapsamında oşinografi, biyoloji, kimya, meteoroloji, atmosfer bilimleri, jeodezi ve uydu sistemleri alanlarında 12 farklı bilimsel proje hayata geçirilecek. BAKAN KACIR: GENÇLERİMİZ DE BİLİM HEYETİNDE Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bilim heyetinin küresel iklim değişikliğinin etkilerini yerinde incelemek üzere yola çıktığını belirtti. Kacır, ekipte 3 yabancı araştırmacının yanı sıra TÜBİTAK İklim Değişikliği Araştırma Projeleri Yarışması'nda dereceye giren 3 lise öğrencisinin de yer aldığını ifade etti. ARKTİK'TE KRİTİK VERİLER TOPLANACAK Sefer boyunca araştırmacılar, farklı koordinatlar ve derinliklerden su ile deniz tabanı çökeli örnekleri toplayacak. Yapılacak analizlerle Arktik Okyanusu'ndaki sıcaklık, tuzluluk ve mikroplastik yoğunluğu incelenecek. Ayrıca atmosfer dinamikleri izlenecek ve jeodezik GNSS gözlemleri gerçekleştirilecek. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı ve TÜBİTAK KARE Müdürü Prof. Dr. Burcu Özsoy'un koordinatörlüğünde yürütülen seferde 12 araştırmacı görev alıyor. Türkiye'den kamu kurumları ve üniversitelerin yanı sıra Arjantin, Bulgaristan ve Uruguay kutup araştırma enstitülerinden bilim insanları da çalışmalara katılıyor. Seferin dikkat çeken bir diğer yönü ise geleceğin bilim insanlarına kapı açması oldu. TÜBİTAK'ın iklim değişikliği yarışmasında derece elde eden üç lise öğrencisi, geliştirdikleri projeleri ilk kez Arktik koşullarında test etme imkânı bulacak. Böylece Türkiye'nin kutup araştırmalarındaki bilimsel kapasitesinin yanı sıra genç araştırmacıların yetişmesine de katkı sağlanması hedefleniyor.

Depozito Yönetim Sistemi'nde ilk veriler açıklandı... 1,5 milyon ambalaj geri dönüşüme kazandırıldı Haber

Depozito Yönetim Sistemi'nde ilk veriler açıklandı... 1,5 milyon ambalaj geri dönüşüme kazandırıldı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Depozito Yönetim Sistemi'ne vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini açıkladı. Bakan Kurum, sistemin ilk gününden itibaren 649 bin kullanıcıya ulaştığını ve DOA makineleri aracılığıyla 1,5 milyon ambalajın toplandığını duyurdu. ANKARA (İGFA) - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Depozito Yönetim Sistemi'nin (DYS) ilk uygulama sonuçlarını sosyal medya hesabından paylaştı. Vatandaşların sisteme yoğun ilgi gösterdiğini belirten Kurum, "Siz attınız, doğa kazandı. Milletimiz DOA'yı çok sevdi." ifadelerini kullandı. Bakan Kurum, Depozito Yönetim Sistemi'nin ilk gününden bu yana 649 bin kullanıcıya ulaştığını, DOA makineleri aracılığıyla ise 1,5 milyon ambalajın toplandığını açıkladı. Toplanan ambalajların geri dönüşüm yoluyla yeniden ekonomiye kazandırılacağını vurgulayan Kurum, uygulamanın daha temiz bir çevre ve sürdürülebilir bir gelecek hedeflerine önemli katkı sağlayacağını belirtirken, "Toplanan her ambalaj geri dönüşümle yeniden kazanılacak, daha temiz bir geleceğe katkı sağlayacak" ifadelerine yer verdi. Depozito Yönetim Sistemi, tek kullanımlık içecek ambalajlarının geri dönüşümünü artırmayı ve atık miktarını azaltmayı hedefleyen çevre uygulamaları arasında yer alıyor.

Antalya'da CLIMAAX Projesi kapsamında çalıştay düzenlendi Haber

Antalya'da CLIMAAX Projesi kapsamında çalıştay düzenlendi

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Avrupa Birliği’nin desteklediği CLIMAAX-MUHIR Projesi kapsamında düzenlenen “Bilimden Eyleme II: Antalya Kentsel Isı Adası Ve Aşırı Sıcaklara Karşı Eylem Planı Katkı Çalıştayı” düzenledi. ANTALYA (İGFA) - Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen çalıştay, Avrupa Birliği destekli CLIMAAX-MUHIR Projesi kapsamında gerçekleştirildi. Çalıştayda, iklim değişikliğinin etkileri ve Antalya'nın aşırı sıcaklardan etkilenme potansiyeli ele alındı. Etkinlikte, kamu kurumları, STK'lar ve uzmanlar bir araya gelerek sunumlar, yuvarlak masa çalışmaları ve değerlendirmeler yapıldı. GELECEK NESİLLER İÇİN ÇALIŞIYORUZ Çalıştayın açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, iklim değişikliğini ilk defa 2021 yılında Manavgat’ta yaşanılan orman yangını felaketinde hissettiklerini belirtti. Hacıoğlu, “Yangın sonrasında Kumluca’da sel felaketi yaşadık, evler seralar zarar gördü. Kepez’de yoğun bir yağış sonrası afet yaşadık. Tüm bunları yaşayınca Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak iklim değişikliğiyle ilgili bir şeyler yapılması gerektiğini derinden hissettik. 2022 yılında Türkiye’nin ilk İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığını kurduk. Gelecek nesillere güzel bir yarın bırakmak için projeler ve çalışmalarımız hızla devam ediyor” dedi. 19 İLÇEDE RİSK ANALİZLERİ YAPILDI Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nda görevli Uzman Araştırmacı Dr. Fulya Kandemir “CLIMAAX Bulguları Işığında Antalya’da Aşırı Sıcaklar ve Kentsel Isı Adası” başlıklı bir sunum yaptı. Dr. Kandemir, “Proje kapsamında 19 ilçede sıcak hava dalgaları ve kentsel ısı adasına bağlı risk analizlerini gerçekleştirdik. Antalya’nın hem günümüz hem de 2085 yılında kadar projeksiyonlarını tamamladık. Antalya Kentsel Isı Adası ve Aşırı Sıcaklara Karşı Eylem Planı'nın Türkiye’de gerçekleşecek ilk eylem planı olacak. Antalya, Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın yürüttüğü "50°C'de 50 Şehir" girişimine seçilmiş, burada da en üst düzey taahhüt yani eylem planı taahhüttü vererek de 15 şehrin içine girdi. Ayrıca, 'Sıcaklarla Mücadele' ortaklığına katılmaya hak kazandı" diye konuştu.

Afrika göç alarmı veriyor Haber

Afrika göç alarmı veriyor

Dünya Mülteciler Günü kapsamında açıklanan veriler, Afrika'da milyonlarca kişinin savaş, yoksulluk ve iklim değişikliği nedeniyle göç etmek zorunda kaldığını ortaya koydu. Afrika kıtası, savaşlar, siyasi istikrarsızlık, etnik çatışmalar ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle dünyanın en büyük zorunlu göç ve yerinden edilme krizlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) verilerine göre, Afrika'da milyonlarca kişi, çatışmalar ve insani krizler nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalırken kıta, aynı zamanda dünyanın en fazla mülteciye ev sahipliği yapan bölgelerinden biri olmayı sürdürüyor. 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü kapsamında değerlendirildiğinde, Afrika'daki yerinden edilme hareketlerinin büyük kısmının kıta içinde gerçekleşmesi dikkati çekiyor. Afrikalı göçmenlerin ve mültecilerin önemli bölümü, komşu ülkelere sığınarak güvenlik ve geçim imkanı arıyor. UGANDA: AFRİKA'NIN EN BÜYÜK MÜLTECİ EV SAHİBİ Doğu Afrika'da yer alan Uganda, 2 milyona yakın sığınmacıya ev sahipliği yaparak Afrika'nın en fazla mülteci barındıran ülkesi konumunda bulunuyor. Ülkedeki mültecilerin büyük bölümünü Güney Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ve Somali'den kaçan kişiler oluşturuyor. Ancak artan nüfus baskısı, finansman eksikliği ve insani yardım kaynaklarının azalması nedeniyle Uganda'daki mülteci kamplarında gıda güvenliği, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi zorluklar yaşanıyor. SUDAN KRİZİ, KITANIN EN BÜYÜK İNSANİ FELAKETLERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİ Afrika'daki yerinden edilme krizlerinin merkezinde son yıllarda Sudan bulunuyor. Nisan 2023'te Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan çatışmalar, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Sudan'dan kaçan yüz binlerce kişi, Çad, Güney Sudan, Mısır, Etiyopya ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne sığındı. Sudan'da yaşananların, dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen yerinden edilme krizlerinden biri olduğu belirtiliyor. ÇAD VE GÜNEY SUDAN AĞIR YÜK TAŞIYOR Sudan'dan kaçan mültecilerin önemli bir kısmı komşu Çad'a yerleşirken ekonomik imkanları son derece sınırlı olan ülke, artan insani ihtiyaçlarla mücadele ediyor. Benzer şekilde Güney Sudan da hem iç istikrarsızlıkla mücadele ederken hem de Sudan'dan gelen yüz binlerce mülteciyi ağırlamak zorunda kalıyor. Doğu Afrika'nın iki önemli ülkesi Etiyopya ve Kenya da uzun yıllardır Somali, Güney Sudan, Eritre ve Sudan kaynaklı mülteci akınlarının başlıca adresleri arasında yer alıyor. Kenya'daki Dadaab ve Kakuma kampları, dünyanın en büyük mülteci yerleşimleri arasında gösteriliyor, Etiyopya da bölgesel çatışmalardan kaçan yüz binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor. GÜNEY AFRİKA, EKONOMİK GÖÇÜN BAŞLICA MERKEZİ Afrika'daki göç hareketlerinin tamamı zorunlu nedenlere dayanmıyor. Kıtanın en gelişmiş ekonomilerinden Güney Afrika Cumhuriyeti, milyonlarca uluslararası göçmeni çekmeye devam ediyor. Özellikle Zimbabve, Mozambik, Malavi ve diğer Afrika ülkelerinden gelen göçmenler, iş ve yaşam imkanları nedeniyle ülkeye yöneliyor. Ancak Güney Afrika'da son yıllarda yüksek işsizlik oranları ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle yabancı karşıtı söylemlerin ve şiddet olaylarının arttığı görülüyor. BATI AFRİKA'NIN ÇEKİM MERKEZİ: FİLDİŞİ SAHİLİ VE NİJERYA Batı Afrika'da Fildişi Sahili, özellikle Burkina Faso, Mali ve Gine başta olmak üzere komşu ülkelerden gelen göçmenler için önemli bir ekonomik merkez olarak öne çıkıyor. Kakao ve tarım sektörünün yanı sıra inşaat, ticaret ve hizmet alanlarında sunduğu istihdam olanakları dolayısıyla ülke, bölgenin en fazla göç alan ekonomilerinden biri konumunda bulunuyor. Nijerya ise hem Batı Afrika'nın en büyük ekonomisi hem de Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) çerçevesindeki serbest dolaşım uygulamalarının etkisiyle milyonlarca uluslararası göçmene ev sahipliği yapıyor. Bununla birlikte Nijerya, aynı zamanda Afrika'nın en büyük iç yerinden edilme krizlerinden birini yaşıyor. Ülkenin kuzeydoğusunda terör örgütleri Boko Haram ve DEAŞ'ın Batı Afrika kolu ISWAP'ın yıllardır süren saldırıları, milyonlarca kişinin evlerini terk etmek zorunda kalmasına neden olurken silahlı çetelerin fidye amaçlı saldırıları, çiftçi-çoban çatışmaları ve etnik gerilimler de özellikle kuzeybatı ile orta kuşak bölgelerinde zorunlu göçü artırıyor. Ülkede güvenlik sorunları ile ekonomik kırılganlıkların bir araya gelmesi, Nijerya'yı hem göç veren hem de göç alan ülkelerden biri haline getiriyor. SAHRAALTI AFRİKA'DAN LİBYA ÜZERİNDEN AVRUPA'YA UZANAN GÖÇ ROTASI Afrika'daki göç hareketlerinin büyük bölümü kıta içinde gerçekleşse de her yıl on binlerce kişi, Sahra Çölü'nü aşarak Libya ve Tunus üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor. Özellikle Nijer, Nijerya, Mali, Burkina Faso, Gine, Sudan, Eritre ve Somali'den yola çıkan göçmenler, düzensiz göç rotalarını kullanarak önce Kuzey Afrika ülkelerine ulaşıyor. Libya, uzun süredir Orta Akdeniz güzergahının en önemli geçiş noktalarından biri olarak öne çıkarken göçmenler, insan kaçakçılarının faaliyetleri, kötü yaşam koşulları ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor. Libya kıyılarından hareket eden düzensiz göçmenler, Akdeniz üzerinden başta İtalya'nın Lampedusa Adası olmak üzere Avrupa'nın güney kıyılarına ulaşmaya çalışıyor ancak bu rota, aşırı yüklenmiş tekneler, olumsuz hava koşulları ve insan kaçakçılığı nedeniyle dünyanın en tehlikeli düzensiz göç güzergahlarından biri olarak kabul ediliyor.

Tarihin en güçlü hava olaylarından biri : EL NİNO resmen başladı Haber

Tarihin en güçlü hava olaylarından biri : EL NİNO resmen başladı

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), Pasifik Okyanusu'nda oluşarak küresel sıcaklıkları yükselten hava olayı El Nino'nun resmen başladığını duyurdu. ABD'li kurumdan bilim insanları, deniz yüzeyi sıcaklıklarının son aylarda keskin biçimde artmasının ardından tropikal Pasifik'te El Nino koşullarının başladığını ilan etti. Bunun "süper" El Nino'ya dönüşebileceğine ve hatta bugüne kadar kaydedilen en güçlü hava olayları arasında yer alabileceğine dair tahminler var. Etkileri iklim değişikliğiyle birleşerek aşırı hava olaylarıyla birlikte 2027'de küresel sıcaklıkların yeni bir rekor kırması muhtemel görülüyor. Bunun yanında küresel gıda zincirinde ve ekonomide sorunlara yol açması bekleniyor. 'Süper El Nino' gerçekten geliyor mu? NOAA'nın açıklaması sürpriz değil zira ısınma evresi, sıcaklıkları düşürme etkisi olan "kardeş" hava olayı La Nina'yı takip ediyor. La Niña bu yılın başlarında sona ermişti. ABD'li bilim insanları orta ve tropikal Pasifik'te deniz yüzeyi sıcaklık artışının 0,5C'yi geçmesi durumunu El Nino'nun başlangıcı olarak kabul ediyor. Kurum tarafından yapılan açıklamada, orta ve doğu ekvatoral Pasifik Okyanusu boyunca deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın üzerinde arttığı ve bunun El Nino koşullarının geçen ay içinde geliştiğini gösterdiği belirtildi. NOAA ayrıca ekvatoral Pasifik üzerindeki rüzgarların da değişmeye başladığını gözlemlediğini açıkladı. Bu, ısınmanın okyanusla sınırlı kalmadığı, atmosferin de buna tepki verdiğinin bir işareti. 'Tarihin en güçlü hava olaylarından biri' Araştırmacıları şaşırtan şey, bu yılki hava olayının gücü konusunda bilgisayar modellerinin tahminlerinin kesinliği oldu. El Nino'nun şiddeti, Pasifik'in kritik bir bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın ne kadar üzerine çıktığına göre ölçülüyor. Güçlü bir olay, ortalama sıcaklıkların 1,5C'den fazla artmasıyla; çok güçlü bir olay ise 2C'den fazla artmasıyla tanımlanıyor. Kuruma göre, "Kasım-Ocak döneminde çok güçlü bir El Nino görülme olasılığı %63. Bu da 1950'den bugüne tarihsel kayıtlardaki en büyük El Nino olayları arasında yer alacağı" anlamına geliyor. O tarihten bu yana en güçlü üç olay 1982/83, 1997/98 ve 2015/16 yıllarında gerçekleşti. İspanya aşırı sıcaklardan korunmak için ülke genelinde sığınak ağı kuruyor ABD ve Avrupa'ya ait en güncel iklim modellerinden bazıları daha da ileri giderek, tropikal Pasifik'te sıcaklıkların yıl sonuna kadar ortalamaya göre 3C'den fazla artabileceğini söylüyor. Ancak Okyanus ve Atmosfer Dairesi'nden bilim insanları, bu güç öngörüsünün ne anlama geldiği konusunda temkinli olunması gerektiğini vurguladı: "Çok güçlü El Nino olayları bile beklenen etkiye her yerde yol açmaz ancak daha güçlü olaylar beklenen sonuçların gerçekleşme olasılığını daha belirgin şekilde artırabilir." 'Sıcaklıkların benzeri görülmemiş düzeyde artabileceği anlamına geliyor' Daha büyük endişe kaynağı ise, tüm bunların halihazırda çok daha sıcak bir gezegende gerçekleşiyor olması. Birleşik Krallık Meteoroloji Ofisi'nden Prof Adam Scaife, "Etkiler konusunda endişelenmemiz gerekiyor" dedi. "Mevcut El Nino… hatırı sayılır miktarda küresel ısınmanın üzerine ekleniyor. Bu, etkilenen bölgelerdeki gerçek sıcaklıkların benzeri görülmemiş düzeylere ulaşabileceği anlamına geliyor çünkü El Nino'nun ısıtma etkisi iklim değişikliğiyle pekişiyor." Çok güçlü bir El Nino genellikle küresel hava sıcaklıklarını yaklaşık 0,2C artırıyor ve okyanusta depolanan ısıyı atmosfere salıyor. Bu etki dünyada halihazırda kırılan sıcaklık rekorlarına ekleniyor. Bugüne kadar kaydedilen en sıcak yıl olan 2024'te, çok da güçlü olmayan bir El Nino'nun etkisi olmuştu. Orman yangınları artıyor mu, iklim değişikliği ile nasıl bir bağlantısı var? Ve bir La Nina olayının soğutucu etkisine rağmen, 2025 hâlâ kayıtlara geçen en sıcak üçüncü yıl oldu; hatta süper El Nino yılı olan 2016'dan bile daha sıcaktı. Prof Scaife, "Bu yılın sonunda ve 2027'de küresel olarak çok yüksek sıcaklıklar göreceğiz" diyor. "2027'de, halihazırda mevcut küresel ısınmanın üstünde ek ısınmaya şahit olmamız muhtemel ve bu 1,5 derecenin geçildiği bir seneye daha [19. yüzyılın sonlarındaki seviyelere göre] yol açabilir." Kaynak, EPA-EFE/REX/Shutterstock /// Zambiya'daki bir çiftçi, önceki bir El Nino olayı sırasında kuraklıktan etkilenen bir tarlada yetişen küçük bir mısırı gösteriyor. Hiçbir El Nino birbiriyle aynı etkiyi göstermiyor ancak bunlar en keskin biçimde tropikal bölgelerde hissediliyor. Kuzey Peru ve güney Ekvador'da sel yaygınken; etkisi Doğu Afrika, Orta Asya ile ABD'nin güneyindeki bazı bölgelere kadar ulaşabilir. Aynı zamanda kuraklık ve orman yangını riski Avustralya'nın büyük bölümü, Endonezya ve Güney Amerika'nın kuzeyinde artıyor; bu da tarımı ve küresel gıda stoklarını etkiliyor. El Nino ayrıca Atlantik'teki kasırgaları bastırma eğilimi gösteriyor ve şimdiden ortalamanın altında bir sezon olacağı yönünde öngörüler var. İzmir'de neden bu kadar çok yangın çıkıyor? İngiltere'deki Reading Üniversitesi'nde iklim riski ve dayanıklılığı üzerine uzmanlaşmış Profesör Liz Stephens, "Bu kulağa iyi bir şey gibi gelse de Orta Amerika için, çok daha az yağış ve potansiyel kuraklık koşulları anlamına geliyor" diyor. Birleşik Krallık bile bunu, zayıf da olsa hissediyor: El Nino, kışın ılıman başlayıp sert bitmesi olasılığını artırabiliyor ancak bu bağlantılar zayıf görülüyor. Birçok kişi için tahminler somut sonuçlar anlamına geliyor. Kampanya grubu Power Shift Africa'nın direktörü Mohamed Adow, "El Nino ilanı sadece bir hava tahmini değil milyonlarca insan için korkulması gereken ölümcül bir alarm özelliğinde" dedi. "Bu, az yağış, mahsullerde düşüş, gıda fiyatlarında artış ve ailelerin bir kez daha sınırın eşiğine itilmesi anlamına geliyor. Özellikle Doğu Afrika'da bu durum, son yıllarda kuraklıklar ve sellerden zaten zarar görmüş nüfusa ek yük olacak." Japonya Meteoroloji Ajansı (JMA), El Nino koşullarının mevcut olduğu değerlendirmesiyle NOAA ile benzer bir görüşe sahip. Ayrıca bunun sonbahara kadar sürmesinin neredeyse kesin olduğunu belirtiyor. Ancak tüm kurumlar El Nino'nun başladığına dair henüz aynı fikirde değil. Avustralya Meteoroloji Bürosu (BoM), deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın 0,8C üzerine çıkmasını gerektiren daha sıkı bir ölçüt kullanıyor. Bu hafta, tropikal Pasifik'te "El Nino koşullarına yaklaşıldığını", orta Pasifik'te sıcaklıkların kendi eşiklerini zaten aştığını açıkladı ancak olayın başladığını resmen ilan etmekten kaçındı. El Nino'nun bu yılın ilerleyen dönemlerinde gelişmesini bekliyor ve güçlü olabileceğini söylüyor. El Nino iki ila yedi yılda bir meydana geliyor ve genellikle yaklaşık bir yıl sürüyor. İklim değişikliğinin bu olayları daha güçlü ya da daha sık hale getirdiğine dair hâlâ kesin bir kanıt yok ancak ısınan bir dünya etkilerini güçlendirebiliyor. BBC / Matt McGrath-Çevre Muhabiri // Simon King- Hava Durumu Sunucusu // Mark Poynting- İklim Muhabiri Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı.

Kırgızistan’dan BM Güvenlik Konseyi için destek çağrısı Haber

Kırgızistan’dan BM Güvenlik Konseyi için destek çağrısı

Serdar AKYOL / KIRGIZİSTAN (İGFA) - Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimleri öncesinde yaptığı kapsamlı açıklamada, uluslararası sistemde artan jeopolitik gerilimlere dikkat çekerek çok taraflı diplomasinin korunması, uluslararası hukukun güçlendirilmesi ve küresel barışın tesis edilmesi çağrısında bulundu. 3 Haziran 2026 tarihinde New York’ta gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimleri öncesinde devlet başkanlarına hitap eden Caparov, dünyada çatışma riskinin giderek arttığını belirterek mevcut uluslararası sistemin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok bölgede devam eden silahlı çatışmaların küresel güvenliği tehdit ettiğini ifade eden Caparov, dünya genelinde askeri çatışmalara harcanan kaynakların 3 trilyon doları aştığını vurguladı. “Bu kaynaklar insanlığın refahı, açlığın sona erdirilmesi ve çevrenin korunması için kullanılabilirdi” diyen Caparov, küresel güvenlik anlayışının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti. “KÜÇÜK VE DENİZE KIYISI OLMAYAN ÜLKELER YETERİNCE TEMSİL EDİLMİYOR” Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısındaki temsil dengesizliğine dikkat çeken Kırgız lider, özellikle küçük, gelişmekte olan ve denize kıyısı olmayan ülkelerin uluslararası karar alma mekanizmalarında yeterince yer bulamadığını söyledi. Kırgızistan’ın herhangi bir blok siyasetine bağlı olmadığını belirten Caparov, ülkelerinin kutuplaşmadan uzak, bağımsız ve dengeli bir dış politika anlayışıyla hareket ettiğini ifade etti. Caparov, Güvenlik Konseyi’nin temel işlevine dönmesi gerektiğini belirterek, “Konseyin siyasi çıkarların aracı değil, çatışmaları önleyen etkin bir mekanizma olması gerekiyor” dedi. “ORTA ASYA’DA SINIR SORUNLARINI BARIŞÇIL YOLLARLA ÇÖZDÜK” Kırgızistan’ın bölgesel istikrar konusunda önemli deneyimlere sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Caparov, komşu ülkelerle yaşanan sınır sorunlarının müzakere yoluyla çözüldüğünü söyledi. Bu yaklaşımın sadece söylem değil somut bir model olduğunu ifade eden Caparov, en hassas güvenlik meselelerinin dahi diyalog ve karşılıklı çıkar temelinde çözülebileceğini dile getirdi. Kırgızistan’ın demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında reformlarını sürdürdüğünü kaydeden Caparov, 2025 yılında kabul edilen yeni seçim yasasıyla kadınlar, gençler, etnik azınlıklar ve engelli bireyler için kota uygulamaları getirildiğini açıkladı. Ülkede parlamentoda kadın temsil oranının dünya sıralamasında en üst seviyelerde olduğunu belirten Caparov, yürütme ve yargı organlarında da cinsiyet kotası uygulamalarının hayata geçirildiğini söyledi. “NÜKLEER SİLAHSIZLANMAYI DESTEKLİYORUZ” Kırgızistan’ın dış politikasında nükleer silahlardan arınmış bir dünya hedefini benimsediğini vurgulayan Caparov, ülkelerinin 2025 yılında Nükleer Silahların Yasaklanmasına Dair Antlaşma’yı imzaladığını hatırlattı. Orta Asya’da nükleer silahlardan arındırılmış bölgenin oluşturulmasına öncülük ettiklerini ifade eden Caparov, iklim değişikliği ve güvenlik ilişkisinin de küresel gündemde daha fazla yer alması gerektiğini belirtti. AFGANİSTAN MESAJI Afganistan’daki gelişmelere de değinen Kırgız lider, Orta Asya’nın güvenliğinin Afganistan’daki istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Afgan halkına yönelik insani yardımların sürdüğünü belirten Caparov, özellikle kadınlar ve çocukların korunmasının önemine dikkat çekti. Kırgızistan’ın adaylığının tüm Orta Asya ülkeleri tarafından desteklendiğini açıklayan Caparov, ülkelerinin bugüne kadar hiç Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği yapmadığını hatırlattı. Rakip ülkelerden Filipinler’in daha önce dört kez Konsey’de yer aldığını belirten Caparov, Kırgızistan’ın seçilmesinin uluslararası toplum açısından “tarihi bir adaletin tesisi” anlamına geleceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Caparov, seçilmeleri halinde Güvenlik Konseyi’nin etkinliğini ve şeffaflığını artırmak için çalışacaklarını belirterek, uluslararası toplumun ortak sorunlarına çözüm üretme konusunda aktif rol üstleneceklerini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.