Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İhracat

bursaarena.com.tr - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'yı dünyaya bağlayacak dev yatırım... TEKNOSAB Lojistik Parkı.. Haber

Bursa'yı dünyaya bağlayacak dev yatırım... TEKNOSAB Lojistik Parkı..

TEKNOSAB'da 210 milyon dolarlık Lojistik Park projesinin temeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla atıldı. Hepsiburada ve Hepsijet ile kiralama protokolü imzalanan Bursa'daki merkezin ilk etabının 2027'nin son çeyreğinde açılması planlanıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim merkezi olarak hayata geçirilen TEKNOSAB’da, kentin üretim ve ticaret altyapısını yeni bir seviyeye taşıyacak Lojistik Park projesinin temeli atıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende; eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, milletvekilleri, yerel yönetim temsilcileri ve iş dünyası bir araya geldi. Tören öncesinde TEKNOSAB’da incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bölgenin özellikle yer altı altyapısının kendisini etkilediğini belirterek, TEKNOSAB’ı “yeni nesil bir OSB” ve “Türkiye Yüzyılı’nın OSB’si” olarak tanımladı. “BURSA’YA ÖNCÜ OLMAK YAKIŞIR” TEKNOSAB’ın fiber optik altyapıdan enerji sistemlerine kadar bütünleşik biçimde planlandığını belirten Yılmaz, bölgenin ortak akıl ve ortak finansman anlayışıyla hayata geçirilmesinin önemine dikkati çekti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın şahsında projede emeği geçenleri tebrik eden Yılmaz, TEKNOSAB’ın dijital ve yeşil dönüşüm hedefleriyle örtüştüğünü söyledi. Bursa’nın Türkiye’de sanayinin öncü şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bursa’ya öncü olmak yakışır, lider olmak yakışır, örnek olmak yakışır.” değerlendirmesinde bulundu. Bursa’nın yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracat düzeyiyle Türkiye’nin en büyük ihracatçı şehirleri arasında yer aldığını dile getiren Yılmaz, TEKNOSAB’ın bu güçlü üretim altyapısının geleceğe dönük vizyonunu oluşturduğunu kaydetti. TEKNOSAB’da 30 civarında firmanın üretime başladığını, bu firmaların yatırımlarının 60 milyar liraya, istihdamın ise 7 bin 500 kişiye ulaştığını aktaran Yılmaz, 2026 yılı sonuna kadar üretimdeki firma sayısının 42’ye, toplam yatırımın 100 milyar liraya, istihdamın ise 9 bine çıkmasının öngörüldüğünü söyledi. “LOJİSTİK PARK REKABET GÜCÜ KAZANDIRACAK” Lojistiğin günümüzde rekabet gücünün en kritik unsurlarından biri haline geldiğini belirten Cevdet Yılmaz, TEKNOSAB içinde böyle bir merkezin kurulmasının son derece kıymetli olduğunu ifade etti. Lojistik Park’ın demiryolu, otoyolu ve liman bağlantılarıyla sanayi ürünlerinin pazarlara daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaştırılmasına katkı sağlayacağını kaydeden Yılmaz, projenin Türkiye’nin üretim merkezlerini limanlara bağlama hedefleriyle de örtüştüğünü söyledi. Yılmaz, daha temel atma aşamasında önemli şirketlerin projede yer almak istemesinin yatırımın potansiyelini ortaya koyduğunu belirterek, Lojistik Park’ın zaman içinde çok güçlü bir lojistik merkez haline geleceğini ifade etti. Eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala da Bursa iş dünyasının alınan kararları hızla uygulamaya geçiren güçlü bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Dünyada ülkeler kadar şehirlerin de yoğun bir rekabet içinde bulunduğunu belirten Ala, Bursa’nın üretim, ihracat ve ticaret kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. BTSO’nun hayata geçirdiği projelere değinen Ala, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetimini ortaya koydukları vizyoner çalışmalar dolayısıyla tebrik etti. Geleceğin ekonomisinde vizyon sahibi şehirlerin öne çıkacağını dile getiren Ala, “Vizyon olmadan bugünkü dünyada hak ettiğimiz yeri almamızın imkanı yoktur. Vizyoner projeleri sonuna kadar destekleriz. İhtiyacımız olan geleceğe ilişkin bir söz, vizyon, proje ve programdır.” ifadelerini kullandı. “BURSA’NIN EKONOMİ TARİHİNDE İZ BIRAKACAK” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Bursa’nın ekonomi tarihinde iz bırakacak büyük bir projenin daha hayata geçtiğini söyledi. Bursa’nın yüzyıllardır üretim, ticaret ve girişimciliğin merkezinde yer aldığını belirten Burkay, küresel ekonomide üretimin, ticaret yollarının, teknolojinin ve sermayenin yön değiştirdiği bir dönemde şehirlerin kendi geleceklerini bugünden planlaması gerektiğini ifade etti. BTSO olarak 2013 yılından bu yana 60’ı aşkın projeyi hayata geçirdiklerini kaydeden İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın da Bursa sanayisinin yüksek teknoloji, ölçek ekonomisi ve ihracat odaklı üretime geçişinin temel projelerinden biri olduğunu söyledi. TEKNOSAB’da yenilenebilir enerji kaynaklarından fiber optik iletişim altyapısına, su ve doğal gaz hatlarından yer altı beton galeri sistemine kadar tüm altyapının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla kurgulandığını belirten Burkay, bölgenin şimdi çok daha kapsamlı bir ekosistemle tamamlandığını anlattı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, TEKNOSAB’ın genişleme alanı içinde KOBİ OSB, Gıda OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Serbest Bölge, Teknopark, Defence HUB, Data Center gibi projelerle üretim, ticaret, teknoloji ve lojistiği aynı merkezde buluşturan yeni bir kalkınma modeli oluşturduklarını söyledi. TEKNOSAB Lojistik Park’ın da bu vizyonun en stratejik halkalarından biri olduğunu vurgulayan Burkay, projenin Bursa’da üretilen katma değerin dünya pazarlarına daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaştırılmasında önemli rol üstleneceğini kaydetti. Burkay, projenin finansmanında da farklı bir model uyguladıklarına işaret ederek, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla küçük esnaftan KOBİ’lere, sanayicilerden büyük işletmelere kadar yaklaşık 650 yatırımcıyı aynı projenin ortağı haline getirdiklerini bildirdi. Fonun ilk yılında Türk lirası bazında yüzde 126, dolar bazında yüzde 86 değer artışı sağladığını ifade eden Burkay, asıl önemli olanın Bursa’daki farklı kesimlerin kentin geleceğine birlikte yatırım yapması olduğunu söyledi. TEKNOSAB’dan GUHEM’e, Bursa Business School’dan BUTEKOM ve Model Fabrika’ya kadar birçok projeyle Bursa’nın geleceğine yatırım yaptıklarını belirten Burkay, “Bursa Büyürse Türkiye Büyür” anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. “YENİ BİR DÖNEMİN KAPISINI ARALIYORUZ” Bursa Valisi Erol Ayyıldız da TEKNOSAB Lojistik Park’ın Bursa’nın üretim gücünü Türkiye’nin gelecek vizyonuyla buluşturan önemli bir yatırım olduğunu söyledi. Bursa’nın üretim kültürünü geleceğe taşımanın artık daha nitelikli, daha hızlı, daha teknolojik ve sürdürülebilir üretimden geçtiğine işaret eden Ayyıldız, projenin otoyol, demiryolu ve liman bağlantılarıyla Bursa’nın üretim gücünü küresel tedarik zincirlerine daha güçlü biçimde bağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, projenin yüzlerce yatırımcıyı aynı hedef etrafında buluşturan yapısına da dikkati çekerek, yatırımın hayata geçirilmesinde emeği bulunan BTSO’ya, Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a, TEKNOSAB yönetimine ve yatırımcılara teşekkür etti. Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip TEKNOSAB Lojistik Park, yeni nesil lojistiğin ihtiyaç duyduğu çok sayıda fonksiyonu tek merkezde buluşturuyor. Projede gümrük sahası, antrepolar, soğuk hava depoları ve akıllı depolama sistemlerinin yanı sıra 262 bin 600 metrekareyi aşan kiralanabilir alan yer alacak. Tesiste 300’ün üzerinde yükleme rampası ile 2 bin TIR kapasiteli park alanı oluşturulacak. Kurulacak 12 megavatlık güneş enerjisi sistemi ile tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Gemlik ve Bandırma limanlarına, demiryolu ve otoyol bağlantılarına yakın konumuyla Lojistik Park’ın Bursa sanayisinin lojistik maliyetlerini azaltması ve ihracat operasyonlarının hızını artırması amaçlanıyor. Projenin ilk etabının 2027 yılının son çeyreğinde hizmete açılması planlanıyor. TEMEL ATILMADAN İLK KİRALAMA ANLAŞMASI YAPILDI TEKNOSAB Lojistik Park, daha temeli atılmadan önemli bir ticari anlaşmaya da imza attı. Tören kapsamında Türkiye’nin önde gelen e-ticaret ve lojistik şirketlerinden Hepsiburada ve HepsiJET ile kiralama protokolü imzalandı. Anlaşmayla birlikte projenin henüz inşaat aşamasına geçmeden önemli bir kapasitesinin ticari kullanıma yönelik değerlendirilmesi sağlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da anlaşmaya dikkati çekerek, güçlü şirketlerin daha temel atma aşamasında projeyi tercih etmesinin Lojistik Park’ın sahip olduğu potansiyeli gösterdiğini ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise uluslararası kuruluşlarla görüşmelerin sürdüğünü belirterek, Hepsiburada ve HepsiJET ile atılan ilk adımın yeni anlaşmalarla devam edeceğini bildirdi.

İstanbul’a 15 bin kiralık konut... "Yarısı Bizden Kampanyası" yılsonuna kadar uzatıldı Haber

İstanbul’a 15 bin kiralık konut... "Yarısı Bizden Kampanyası" yılsonuna kadar uzatıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada ekonomiden dış politikaya, sosyal konut projelerinden kentsel dönüşüme kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, İstanbul’da 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konut yapılacağını ve başvuruların 14 Eylül’de başlayacağını açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türkiye ekonomisine ilişkin son verileri paylaşırken, konut projeleri ve İstanbul’daki kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin yeni hedefleri de duyurdu. İHRACATTA AĞUSTOS REKORU Ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde ihracattaki artışa dikkat çeken Erdoğan, ağustos ayı mal ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar dolara yükseldiğini açıkladı. Bunun ağustos ayları bazında ihracat rekoru olduğunu belirten Erdoğan, 2026'nın ilk 8 ayında ihracatın yüzde 4 artışla 185 milyar dolara ulaştığını söyledi. Yıllıklandırılmış ihracatın da yüzde 4,2 artarak 280,3 milyar dolara yükseldiğini belirten Erdoğan, yıl sonu hedefi olan 282 milyar dolara ulaşmak için geriye yalnızca 1,7 milyar dolarlık fark kaldığını ifade etti. İSTANBUL’A 15 BİN KİRALIK SOSYAL KONUT Erdoğan’ın açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri sosyal konut projesi oldu. “Ev Sahibi Türkiye” projesi kapsamında 81 ilde 500 bin sosyal konut için kura sürecinin başlatıldığını hatırlatan Erdoğan, ilk anahtarların 2027 Mart ayında teslim edilmeye başlanacağını söyledi. İstanbul’da yapılacak 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konut inşa edileceğini açıklayan Erdoğan, kiralık konut başvurularının 14 Eylül’de başlayacağını, ilk 1000 konutun kurasının ise ekim ayında çekileceğini duyurdu. Konutların piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşların kullanımına sunulacağı belirtildi. “YARISI BİZDEN” 2027 SONUNA KADAR UZATILDI İstanbul’daki kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Erdoğan, “Yarısı Bizden” kampanyası kapsamında bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığını söyledi. Bu kapsamda yaklaşık 500 bin vatandaşın güvenli konutlara kavuşturulduğunu belirtti. 435 bin 683 bağımsız bölümün yapım sürecinin de başlatıldığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıl sonuna kadar bu sayının 500 binin üzerine çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca İstanbullulara yeni bir müjde vererek, bu yıl sonunda sona ermesi planlanan “Yarısı Bizden” kampanyasının süresinin 31 Aralık 2027’ye kadar uzatıldığını açıkladı. Böylece gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşların kampanyadan faydalanmasının önü açılmış oldu.

"22. Junioshow Bursa Uluslararası Bebe, Çocuk Hazır Giyim Fuarı" 8 Eylül’de açılıyor Haber

"22. Junioshow Bursa Uluslararası Bebe, Çocuk Hazır Giyim Fuarı" 8 Eylül’de açılıyor

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık tarafından, Bebe Çocuk Konfeksiyonu Sektörü Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BEKSİAD) iş birliğinde düzenlenen 22. Junioshow Bursa Uluslararası Bebe, Çocuk Hazır Giyim ve Çocuk İhtiyaçları Fuarı, 8-10 Eylül 2026 tarihlerinde Bursa Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Fuar, Bursa’nın üretim ve tasarım gücünü yerli ve yabancı profesyonel alıcılarla buluşturacak. Bebe ve çocuk konfeksiyonu alanında Türkiye’nin önde gelen üretim merkezlerinden biri olan Bursa’da düzenlenecek Junioshow, firmaların yeni sezon koleksiyonlarını uluslararası pazarlara tanıtmasına önemli katkı sağlayacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek ticari görüşmelerle yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektörün ihracat kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Sektöre Güç Katacak KFA Fuarcılık’ın organizasyon tecrübesi ile BEKSİAD’ın sektörel birikimini aynı platformda buluşturan Junioshow, Bursa bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünü uluslararası vitrine taşırken, yeni ticari bağlantılarına devam ediyor. Fuar, Bursa’nın sektördeki marka değerinin yükselmesine ve firmaların küresel rekabet gücünün geliştirilmesine de destek sağlıyor. Dünyanın Farklı Coğrafyalarından Alım Heyetleri Katılımcı firmaların özel dekor stantlarda bebe ve çocuk konfeksiyonuna yönelik yeni kreasyonlarını tanıtacağı fuar, katılımcılara ve ziyaretçilere tasarım ve yenilik odaklı uluslararası bir platform sunacak. “Bebe ve Çocuk Konfeksiyonu Sektörünün Bursa’dan Dünyaya Açılımı” UR-GE Projesi kapsamında, Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle BTSO tarafından yürütülen çalışmalar da fuarın uluslararası niteliğini güçlendiriyor. KFA Fuarcılık’ın yurt dışı ofislerinin etkin çalışmaları sonucunda farklı coğrafyalardan Bursa’ya davet edilen iş insanları ile katılımcı firmalar arasında gerçekleştirilen iş görüşmeleri, yeni ihracat bağlantılarının kurulmasına ve sektörün dış ticaret hacminin gelişmesine önemli katkı sağlıyor.

İhracat ve ithalat fiyatlarında çift haneli artış Haber

İhracat ve ithalat fiyatlarında çift haneli artış

TÜİK’in Haziran 2026 dış ticaret endekslerine göre ihracat birim değer endeksi yıllık bazda yüzde 12,6, ithalat birim değer endeksi ise yüzde 12,9 arttı. İhracat miktar endeksi yüzde 8,1, ithalat miktar endeksi yüzde 9 yükseldi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran 2026 Dış Ticaret Endeksleri verilerini açıkladı. Verilere göre dış ticarette hem ihracat hem de ithalat birim değer ve miktar endekslerinde yıllık artış kaydedildi. İhracat birim değer endeksi, Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,6 arttı. Endekste gıda, içecek ve tütünde yüzde 5,9, ham maddelerde yüzde 4,8, yakıtlarda yüzde 40,7 ve imalat sanayinde yüzde 11,6 artış görüldü. İhracat miktar endeksi de yıllık bazda yüzde 8,1 yükseldi. Gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 19,1, ham maddelerde yüzde 25,8 ve imalat sanayinde yüzde 9,7 artış gerçekleşirken, yakıt ihracatında miktar endeksi yüzde 29,6 geriledi. İTHALAT MİKTARINDA YÜZDE 9 ARTIŞ İthalat birim değer endeksi Haziran ayında yıllık bazda yüzde 12,9 arttı. Yakıtlarda yüzde 39,3, ham maddelerde yüzde 9,1 ve imalat sanayinde yüzde 6,6 artış kaydedildi. Gıda, içecek ve tütün grubunda ise endeks yüzde 3 geriledi. İthalat miktar endeksi ise yıllık bazda yüzde 9 arttı. Gıda, içecek ve tütünde yüzde 46,8, ham maddelerde yüzde 25,9 ve imalat sanayinde yüzde 13,9 artış görülürken, yakıt ithalatı miktar endeksi yüzde 7,5 azaldı. MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ İHRACAT GERİLEDİ Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ihracat miktar endeksi, Mayıs 2026’daki 147,5 seviyesinden yüzde 5,5 düşüşle 139,5’e geriledi. Aynı dönemde mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalat miktar endeksi ise yüzde 8,3 artarak 116,3’ten 126,0’a yükseldi. DIŞ TİCARET HADDİ 90,1 OLDU İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan dış ticaret haddi, 2025 Haziran ayında 90,3 iken 2026 Haziran ayında 0,2 puan azalarak 90,1 oldu.

Serbest bölgelerden 7 ayda 7,7 milyar dolarlık ihracat... En yüksek performans Bursa'dan Haber

Serbest bölgelerden 7 ayda 7,7 milyar dolarlık ihracat... En yüksek performans Bursa'dan

Türkiye’nin 19 serbest bölgesinden 2026’nın ocak-temmuz döneminde yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 artarak 7,7 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Temmuz ayında ise aylık ihracat yüzde 11,3 artışla 1 milyar 152 milyon dolara yükseldi. Serbest bölgeler arasında en yüksek ihracat performanslarından biri Bursa’dan geldi. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ilk 7 ayına ilişkin serbest bölgelerin ihracat performansını açıkladı. Buna göre 19 serbest bölgenin toplam ihracatı, ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 6,9 artarak 7,7 milyar dolara çıktı. Böylece serbest bölgeler, 7 aylık dönemde tüm zamanların en yüksek ihracat rakamına ulaştı. Temmuz ayında da rekor kırıldı. Serbest bölgelerden yapılan ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,3 artışla 1 milyar 152 milyon dolar oldu. Böylece aylık ihracat 1 milyar doların üzerindeki seyrini sürdürdü. İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI YÜZDE 160,9 Serbest bölgelerin ocak-temmuz döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 160,9 olarak gerçekleşti. Temmuz ayında ise bu oran yüzde 152,5 oldu. Aynı dönemde serbest bölgelerde toplam satışlar içerisinde ihracatın payı yüzde 76,8’e yükselerek ocak-temmuz dönemleri açısından tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Serbest bölgelerin ihracat portföyündeki teknolojik ürünlerin payı da arttı. Ocak-temmuz döneminde toplam ihracatın yüzde 50,4’ünü orta-ileri teknoloji, yüzde 7’sini ise yüksek teknoloji ürünleri oluşturdu. Böylece orta-ileri ve yüksek teknoloji ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 57,4’e ulaştı. BURSA SERBEST BÖLGESİ’NDEN YÜZDE 32,7’LİK ARTIŞ Serbest bölgeler arasında en yüksek ihracat performanslarından biri Bursa’dan geldi. Bursa Serbest Bölgesi’nin ihracatı yüzde 32,7 artarak 1 milyar 205 milyon dolara yükseldi. Ege Serbest Bölgesi ise ihracatını yüzde 7,2 artırarak 1 milyar 963 milyon dolara çıkardı ve toplam serbest bölge ihracatının yüzde 25,5’ini tek başına gerçekleştirdi. Antalya Serbest Bölgesi’nin ihracatı ocak-temmuz döneminde yüzde 40,2 artışla 447 milyon dolara, Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi’nin ihracatı ise yüzde 32,3 artışla 341 milyon dolara yükseldi. 87 BİN 655 KİŞİYE İSTİHDAM Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2026 yılının ilk 7 ayı sonunda 19 serbest bölgede 474’ü yabancı olmak üzere toplam 1.934 firma faaliyet gösteriyor. Bu firmalar doğrudan 87 bin 655 kişiye istihdam sağlıyor. Serbest bölgelerde tahsis edilen 2 bin 795 faaliyet ruhsatının 2 bin 97’si yerli, 698’i yabancı kullanıcılara verildi. Üretim konulu faaliyet ruhsatlarının toplam içerisindeki payı ise yüzde 44,6’ya yükseldi. Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerin teknoloji odaklı ve yüksek katma değerli üretime dayalı stratejik ihracat üslerine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde, Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır" dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye’ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesaiyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkânlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü hâline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. “KENDİ POTANSİYELİMİZE GÜVENEREK YOLUMUZDA KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ” Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ediyorum: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkârlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Kabinemizin 69. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. “SAVAŞ KAYNAKLI MALİYETLERİN ETKİSİNİ ASGARİ SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÖZEL GAYRET GÖSTERİYORUZ” Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkânı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık. Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik, konaklama vergisini yüzde ikiden yüzde bire düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeleri tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkânı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ ZORLUĞU AŞACAK GÜCE, BİRİKİME, POTANSİYELE SAHİPTİR” Eş zamanlı olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi hâline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın: Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir. Türkiye, geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başlı olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre, terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuru ile koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır, biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak Çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle, aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız. “KIBRIS'TAKİ MESELE; KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİNİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜ MESELESİDİR” Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihî bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk’ünün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik'le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk'ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hayata geçirilmesinde tarihî sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş'i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, Harekâtı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyorum. Tabi burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum: Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihî gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükûnet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs'ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum. Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk’ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri hâline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesiyle Kıbrıs Türk’ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek, önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. Beş sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları hâlen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükûmetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı, oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik. Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim: 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3.210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkânlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

Ege İhracatçı Birlikleri ihracatçıları Çin pazarına hazırlıyor Haber

Ege İhracatçı Birlikleri ihracatçıları Çin pazarına hazırlıyor

Dünyanın en büyük ithalat pazarlarından Çin’e ihracat olanaklarını artırmak, Türk firmalarının pazara giriş süreçlerine rehberlik etmek ve yeni ticari iş birliklerine zemin hazırlamak amacıyla Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) ev sahipliğinde “Çin Pazarına Giriş: Dünyanın En Büyük E-Ticaret Ekosistemi ve Çin Uluslararası İthalat Fuarı” toplantısı düzenlenecek. İZMİR (İGFA)- Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin'in 5 trilyon dolara ulaşan ticaret hacmiyle 1,5 milyarlık nüfusu ve hızla genişleyen orta ve üst gelir grubuyla Türk ürünleri için büyük bir pazar potansiyeli sunduğunu belirterek, "Ülkede yaklaşık 300 milyon tüketicinin Avrupa standartlarına yakın bir yaşam ve tüketim düzeyine sahip olması, özellikle kaliteli ve katma değerli ürünlerimiz açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Son dönemde Çin’den Türkiye’ye gelen ticaret heyetlerinin sayısındaki artış ve CIIE yönetiminin Türk ihracatçılarına yönelik daveti, ülkemize duyulan ilginin açık bir göstergesi. Bu ilgiyi kalıcı ticari ilişkilere ve daha yüksek ihracat rakamlarına dönüştürmek istiyoruz" dedi. ÇİN’İN E-TİCARET EKOSİSTEMİ İHRACATÇILARA ANLATILACAK Muhammet Öztürk, Çin’in geniş tüketici kitlesi, gelişmiş dijital altyapısı ve yüksek ithalat kapasitesiyle Türk ihracatçıları açısından önemli olduğunu söyledi. Öztürk, “Çin, dünyanın en büyük ithalat pazarlarından biri olmasının yanında dünyanın en gelişmiş e-ticaret ekosistemlerinden birine sahip. Düzenleyeceğimiz toplantıyla ihracatçılarımıza Çin pazarına ilişkin kapsamlı ve doğrudan bilgi sunmayı hedefliyoruz. Ticaret Bakanlığımızın sunduğu destekler firmalarımızın bu yolculukta daha güçlü adımlar atmasına katkı sağlıyor. Hasan Önal’ın katılımıyla gerçekleştirilecek toplantımızda firmalarımız, e-ihracat politikaları ve destek mekanizmaları hakkında en güncel bilgileri doğrudan edinme fırsatı bulacak.” dedi. TÜRKİYE, SON YILLARDA VARLIĞINI İSTİKRARLI BİÇİMDE GÜÇLENDİRİYOR Başkan Öztürk, “CIIE, küresel ölçekte en önemli ve prestijli ithalat fuarlarından biri. Türkiye, son yıllarda varlığını istikrarlı biçimde güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2026 yılında dokuzuncusu düzenlenecek fuarın Türkiye milli katılım organizasyonunu üstleniyor, ihracatçılarımızın Çinli alıcılarla buluşmasına ve pazarda kalıcı bağlantılar kurmasına öncülük ediyoruz. 2026’nın Ocak-Haziran döneminde Çin’e Türkiye geneli ihracatımız yüzde 32 artışla 1 milyar 808 milyon dolara ulaştı. Çin ile olan 41,6 milyar dolarlık ticaret açığımızı daha dengeli bir yapıya kavuşturma hedefimiz doğrultusunda CIIE’yi önemli bir buluşma noktası olarak değerlendiriyoruz.” diye konuştu. Geçmiş yıllarda fuara katılan Türk firmalarının önemli iş bağlantıları kurduğuna dikkati çeken Öztürk, 9. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda daha geniş bir katılımla güçlü bir Türkiye varlığı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Muhammet Öztürk, “Türkiye; kaliteli üretimi, güçlü tedarik altyapısı, rekabetçi ürünleri ve geniş ürün çeşitliliğiyle Çin pazarında daha fazla pay alabilecek potansiyele sahip. Özellikle gıda, tarım ürünleri, doğal taş, tekstil, hazır giyim, mobilya, kozmetik ve sağlıklı yaşam ürünlerinde önemli fırsatlar görüyoruz. Amacımız firmalarımızı Çin pazarına hazırlamak, doğru alıcılarla buluşturmak ve ülkemizin Çin’e ihracatını sürdürülebilir biçimde artırmak. İhracatçılarımızı hem 24 Temmuz’daki toplantımıza hem de CIIE çatısı altında yer almaya davet ediyoruz.” dedi. Toplantıda ihracatçılara Çin pazarındaki güncel eğilimler, dijital satış kanalları, e-ihracat destekleri, sınır ötesi e-ticaret uygulamaları ile CIIE’nin organizasyon ve katılım süreçleri hakkında ayrıntılı bilgi aktarılacak. Katılımcılar, merak ettikleri konuları doğrudan uzmanlara yöneltme imkânı da bulacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.