Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Huzur

bursaarena.com.tr - Huzur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Huzur haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şark Kahvesi Şato’da 70 yıllık buluşma Haber

Şark Kahvesi Şato’da 70 yıllık buluşma

İzmir’in simge yapılarından Şato, 1954’teki “Şark Kahvesi” günlerinden bugüne uzanan hikâyesiyle yeniden İzmirlilerin buluşma noktası oldu. Tarihi yapı bugün kütüphane ve İzmirli Kahve olarak hizmet verirken, geçmişte kahve içilen masalarda artık gençler ders çalışıyor, kitap okuyor. İzmir’in belleğinde yer eden yapılardan Şato’da yaklaşık 70 yıl sonra geçmişle bugün yeniden buluşuyor. Varyant’ın üst bölümünde, kente hakim bir noktada 1954 yılında mimarlar Rıza Aşkan ve Doğan Tekeli tarafından “Şark Kahvesi” olarak tasarlanan yapı, bugün yine kahve kokusu, sohbet ve kent yaşamıyla iç içe. Ancak masaların başında artık çoğunlukla sınavlarına hazırlanan gençler var. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kütüphane ve İzmirli Kahve olarak kullanılan Şato, kuruluşundaki kamusal buluşma işlevini yeni bir kuşağa taşıyor. Varyant’ın üzerinde 70 yıllık İzmir hatırası Eşrefpaşa ve Hatay’ın gelişiminde önemli rol oynayan Varyant yolunun açıldığı yıllarda kente kazandırılan Şato, İzmir’in 1950’li yıllardaki değişimine de tanıklık etti. Yol ile Bahri Baba Parkı arasındaki eğimli arazi üzerine iki katlı olarak tasarlanan yapının giriş katında büyük bir salon, alt bölümünde ise açık oturma terasları bulunuyordu. Dönemin belediye yayınlarında yapının amacı da açıkça anlatılıyordu. Şark Kahvesi’nin Vali Rahmi Bey Parkı’nın üst bölümünde, körfeze, Karşıyaka’ya ve Yamanlar Dağı’na hâkim bir noktada inşa edildiği belirtilirken, İzmirlilere “temiz ve nezih bir şekilde istirahat ve eğlence imkanı” sunmasının amaçlandığı ifade ediliyordu. Aradan geçen yaklaşık 70 yılın ardından aynı noktada yine İzmirliler dinleniyor, kahvelerini içiyor ve kentin manzarasını seyrediyor. Şark Kahvesi’nden İzmirli Kahve’ye Şato’nun hikâyesini bugüne bağlayan en dikkat çekici ayrıntılardan biri, kahve kültürünün yıllar sonra aynı yapıya dönmesi oldu. 1954’te Şark Kahvesi olarak kapılarını açan yapıda bugün İzmirli Kahve hizmet veriyor. Bir zamanların kahvehane masalarının yerini çalışma masaları, sohbetlerin yanına ise kitaplar ve ders notları aldı. Yapının işlevi yıllar içinde birçok kez değişti. Düğün salonu ve restoran olarak kullanılan Şato, 1990’lı yıllarda yapısal değişiklikler geçirdi. Ancak İzmir manzarasına hâkim konumu ve kentlinin kullanımına açık karakteri varlığını korudu. Bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kütüphane olarak kullanılan Şato, İzmirli Kahve ile geçmişindeki sosyal yaşam kültürünü farklı bir biçimde sürdürüyor. Bir zamanlar Şark Kahvesi’nde buluşan İzmirlilerin yerini bugün sınavlarına hazırlanan gençler alırken, kahve Şato’nun hikayesindeki yerini koruyor. “Burada kendimi daha huzurlu hissediyorum” Şato Kütüphanesi’ni KPSS’ye hazırlanmak için kullanan 21 yaşındaki Rümeysa Acay, Buca’dan hemen her gün Şato’ya geldiğini söyledi. Sabah saatlerinde gelip akşama kadar burada çalıştığını belirten Acay, tarihi yapının atmosferinin sınav sürecinde kendisine iyi geldiğini anlatarak, “Bu kütüphanede çalışırken kendimi daha huzurlu hissediyorum. Geçmişini de biliyorum, zaman zaman araştırıyorum. Bahçesinde dinlenmek, kahve içmek iyi geliyor. Sınav stresini azaltmaya yardımcı oluyor. Havası, insanları, her şey güzel. Bu tür yerlerin artırılması lazım. Öğrenciler sürekli dışarıdan yemek yiyemez. Kendi yemeğini getirmek hem daha sağlıklı hem daha ekonomik. Kahve hizmetinden de memnunum” diye konuştu. “Burası evimiz gibi” KPSS ön lisans sınavına hazırlanan 26 yaşındaki Elif Şavli de gününün yaklaşık 11 saatini Şato’da geçiriyor. Yapının geçmişte Şark Kahvesi olarak kullanıldığını bilmediğini söyleyerek, “Burası bize evimiz gibi. Manzarası iyi hissettiriyor. Her gün geliyorum” dedi. İzmirli Kahve’den de yararlandığını belirten Şavlı, “Sabah kahvemi evden getiriyorum ama gün içerisinde bittiğinde buradan rahatlıkla alabiliyorum. Fiyatları uygun, lezzetini de beğeniyorum” dedi. “Bir yaşanmışlık olduğu hissediliyor” 28 yaşındaki KPSS adayı Merve Zemzem ise Şato Kütüphanesi’ni 2024 yılından bu yana kullandığını anlattı. Farklı çalışma alanlarını denemesine rağmen yeniden Şato’ya döndüğünü söyleyen Zemzem, yapının kendine özgü atmosferini “ev huzuru” sözleriyle tarif etti. Zemzem, “Farklı yerler de denedim ama burası gerçekten evim gibi hissettiriyor. Burada bir huzur var, insanı içine çekiyor. Kahve, personel, sağlanan imkanlar bizim için çok iyi. 2024’te de burayı kullanıyordum ama o zaman İzmirli Kahve yoktu. Bu yıl onun artısını çok hissettik. Buranın hikayesini bilmiyordum ama belli; burada bir yaşanmışlık var. O hissiyat var. Sizi içine çekiyor, bir anda onunla harmanlanıyorsunuz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kurban Bayramı mesajı: "Yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kurban Bayramı mesajı: "Yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında, "Bizleri sağlık ve sıhhat içinde, huzuru kalple bir bayrama daha eriştiren Cenabıallah'a hamdolsun diyorum." dedi. "Gazze başta olmak üzere, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde bu bayramı da hüzünle, acıyla, kalplerinde ince bir sızıyla karşılayan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyor, Kurban Bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum. Rabbim bizleri hem millet hem de ümmet olarak merkezinde barışın, esenliğin, vahdet ve uhuvvetin olduğu daha nice bayramlara kavuştursun niyazında bulunuyorum." diye konuşan Erdoğan'ın mesajı şöyle devam ediyor. "İnanıyorum ki her bir vatandaşımız gerek eş, dost ve akraba ziyaretleriyle gerekse yardım ve dayanışma faaliyetleriyle bu ruh şölenini en verimli surette değerlendirecek, böylece hem Allah'a yaklaşmış hem de birbirine daha sıkı bağlarla kenetlenmiş olacaktır. Şayet muhabbet ve diğerkamlığın gönülleri sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri hakkıyla idrak edebilirsek, işte o zaman kardeşliğimiz güçlenecek, darlığın yerini ferahlık, dargınlığın yerini kucaklaşma alacaktır. Duam ve beklentim bu bayramın da kalplerin yumuşamasına, küskünlerin barışmasına, kırgınlıkların giderilmesine ve sıkılı yumrukların tamamen açılmasına vesile olmasıdır. Türkiye, dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesi yazmaktadır. İslam alemi olarak huzur iklimine kavuşmanın sevincini yaşarken, öte yandan bölge ve dünyanın stres düzeyi yüksek bir dönemden geçmektedir. İsrail, ateşkese rağmen Gazze'den Batı Şeria'ya, Doğu Kudüs'ten Lübnan'a kadar coğrafyamızın farklı noktalarında işgal, yıkım, katliam ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerini pervasızca sürdürüyor. Yine İsrail'in tahrik ve tertipleriyle tetiklenen savaşın menfi etkileri, enerjiden tarıma, ticaretten ulaşıma, ekonomiden güvenliğe birçok alanda hissediliyor. Bölgemizin savaş ve krizler silsilesiyle boğuştuğu bu dönemde Türkiye ekonomisiyle, altyapısıyla, tecrübeli kurumları, liyakatli kadrolarıyla, en önemlisi tahkim ettiği iç cephesiyle istikrar adası olarak göz dolduruyor. Eleştirilere ve engellemelere rağmen 23 yıldır yürüttüğümüz politikaların semeresini, başta savunma sanayimiz olmak üzere her alanda topluyoruz. 238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü, 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye, dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesi yazmaktadır. Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye süreci bunlardan biridir. Sınırlarımız içinde huzur ve güvenliğin güçlenmesine, sınırlarımız dışında emperyalist oyunların bozulmasına katkı sunan bu tarihi süreci çok büyük bir özenle, sağduyu ve samimiyetle menziline doğru götürüyoruz. Türkiye'ye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten milletimizi kurtarma irademiz tamdır. Sapasağlam, hızla yola devam ediyoruz." Bursa Arena

CAN PULAK: Mutlak Akıllan Türkiye'm.. Haber

CAN PULAK: Mutlak Akıllan Türkiye'm..

Mutlak Butlanı konuşan Türkiye’nin mutlak akıllanması gerekiyor. Çünkü öyle garip, çapraşık, huzursuzluk yaratan şeyler oluyor ki ülkemizde, bunlardan ancak aklımızı kullanarak kurtulabiliriz. Siyasi çekişmeler, siyasi çıkar hesapları, siyasetçilerin kavgaları ve bunlardan kaynaklanan yönetim ve geçim sancıları milleti yordu, bıktı usandırdı. Millet huzur istiyor, hak-hukuk-adalet istiyor, insanca geçinmek ve gırtlağını sıkan borçlu yaşamdan kurtulmak istiyor. Çok şey mi istiyor yani.. Ülkeyi yönetenler bunun farkında değiller mi? Her gün bir olay, her gün bir siyasi manevra, her gün gözaltılar, her gün insanı çileden çıkaran yönetim kararları… Ne Anayasa tanınıyor, ne kanunlar uygulanıyor, oy çokluğuna güvenen iktidar aklına eseni rahatça yapıyor. Dindar ve kindar bir nesil yaratma söylemiyle yola çıkanlar, çeyrek asıra yaklaşan yönetimlerinde bunu başardılar işte. Sadece kendi taraftarlarını değil, karşılarındakileri de (yani milletin tamamını da) kindar hale getirdiler. Şimdi iktidarıyla muhalefetiyle, köylüsüyle kentlisiyle, çiftçisiyle işçisiyle, genciyle yaşlısıyla, beyaz yakalısıyla kindar bir toplum haline geldik. Birbirini sevmeyen, kardeşçe kucaklaşmayı unutan, kendisi gibi düşünmeyenleri aşağılayan, iteleyen ve düşman gözüyle bakan bir toplum… Böyle bir toplumun güçlü millet, hatta güçlü devlet imajına, görüntüsüne ve uluslararası değerlendirmesine zarar vermediği düşünülebilir mi? Dünün güçlü Türkiye’sini ne hale getirdik? Evet, dünün Türkiye’sinde de ciddi ve ağır sorunlarımız, kavgacı siyasetçilerimiz, iç ve dış tehlikelerimiz vardı ama böylesini hiç yaşamamış, böylesine sürekli kriz ikliminde hiç boğulmamıştık. Dünün Türkiye’sinde bu kadar büyük dış borcumuz yoktu, merkez bankamızda ihtiyat akçemiz vardı.. Enflasyon ekonomimizi şimdi yaşadığımız ölçüde zorlamıyor, milleti geçim sıkıntısına, fakirlik ve yoksulluğa itmiyordu. Ürettiği yiyeceklerle kendine yeten 7 ülkeden biri değil miydik? Şimdi neredeyse tüm yiyeceğimizi dışardan ithal eder hale geldik. Modern ve yüksek binalarla, alt ve üst geçitlerle, tünellerle, birbirine yakın havaalanlarıyla, uçak filoları ve gösterişli makam arabası zincirleriyle, şık döşenmiş devlet daireleriyle güçlü ve itibarlı devlet olunmuyor. Güçlü ve itibarlı devlet olabilmek için, siyasi ve dini etkilerden arınmış, sadece devlete ve millete odaklanmış sağlıklı ve istikrarlı bir yönetime sahip olmak lazım. Anayasaya saygılı, yasaları herkese eşit şekilde uygulayan, hak-hukuk ve adaletten taviz vermeyen, devletin malını ve gelirini, tek kuruşunu bile heder etmeyen ve etmeyecek bir yönetim… Bugünün tüm yaşlı siyasi kadroları içinde bunu becerebilecek kimseyi görebiliyor musunuz? İçindeki kendi kurduyla boğuşmaktan, milletin sorunlarına çözüm getiremeyen bir muhalefete sahip olduğumuzu da unutmayalım. Enflasyonu nasıl dizginleyecek? Milli eğitimde, tarımda, milli savunmada, sağlıkta, gençlik sorunlarında, ülkemize yerleşmiş milyonlarca yabancı konusunda ne yapacak? Anayasa’yı değiştirecek mi, terörsüz Türkiye projesini sürdürecek mi? Bunları bilemiyoruz işte. Varsa yoksa iktidarın manevralarına karşı cevap ve mücadele.. Gerisini yapacak ve milletin merak ettiği sorulara cevap verecek zamanları yok ki.. Miting yorgunu haline geldiler. Özgür Özel gecesini gündüzüne katıyor, müthiş bir enerjiyle her şeye koşmaya çalışıyor ama nafile.. İktidarla mı mücadele etsin, içindeki zararlı kurtlarla mı? Şu Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığına bakın. Akrep yapmaz onun yaptığını. Şimdi iki genel başkana sahip CHP, aylar sürecek kurultay gayretleriyle zaman kaybedecek. Bu arada Ekrem İmamoğlu’nun da hapiste unutulduğunu ve el altından yeni bir Cumhurbaşkanı adayı kulislerinin de çaktırmadan başladığını göz ardı etmemeliyiz. Böyle bir ortamda muhalefet erken seçimde ısrar ediyor, “sandıkları getirin” diye meydan okuyor. Okuyor ama boş bir gayretten öteye gitmiyor söylemler ve çabalar. İktidar hiç kaybedeceğini bildiği bir seçime gider mi? Bu yüzden ne zaman gideceğini muhalefet değil, süratle gelişen şartlar belli edecek. Türkiye’nin giderek meçhule saplanan geleceği siyasi çekişmelerle, menfaat kavgalarıyla, rakibin altına siyasi mayınlar döşemekle düzelemez ve düzeltilemez. Kindar bulutları dağıtmadıkça, milleti kucaklaştırmadıkça, siyasi çıkarlar değil milli menfaatler öne alınmadıkça, sıkıntıları ve huzursuzlukları değil dağıtmak, aksine çoğaltırız. Mutlak butlanla uğraşacağımıza, mutlak ve ortak akılla yürümeli, geleceğimizi ortak duygularla, sevinç ve milli coşkularla planlamalıyız. Bayramlarımız bunun için çok müsait ortamlar yaratır. Bütün iş bu müsait ortamı değerlendirmesi gereken siyasetçilerdedir. Bari bunu deneseler diyeceğim ama olmayacak duaya da amin demekten sıkıldık artık. İnşallah bu kere böyle olmaz. Mutlak akıllan Türkiye’m diyerek, Kurban bayramınızı en içten duygularla kutluyor, hepinize sağlıklı ve mutlu bir gelecek diliyorum. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.