Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hüsamettin Taşdemir

bursaarena.com.tr - Hüsamettin Taşdemir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hüsamettin Taşdemir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Meşhur Yasa Taslağı Mecliste" Haber

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Meşhur Yasa Taslağı Mecliste"

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, bebek katili Öcalan ve DEM ile birlikte başlattığı ikinci açılım sürecinin çerçeve yasa taslağı, "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" adı altında Meclis kayıtlarına girdi. 7 Ağustos Cuma günü saat 15:00’te toplanacak olan TBMM Adalet Komisyonu’nda, yasa taslağının tüm maddeleri için ayrı ayrı müzakere açılacak. Yasa taslağını (basında yer alan metninden) inceledim. Özellikle 10. Madde dikkatimi çekti; “Bu Kanun kapsamındaki görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz” şeklinde bir güvence maddesine neden gerek duyuldu? Birbirimize mi güvenmiyoruz, Devlet'e mi, topluma mı, yoksa siyasi geleceğe mi? İlginç doğrusu.. Şey gibi geldi bana, “hayat sigortası” poliçelerindeki güvence maddeleri gibi.. Ayrıca piyasada dolaşan eleştirel yaklaşımlar içerisinde Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun irdelemesini de oldukça ciddi gördüm. Halaçoğlu’nun konuya ilişkin paylaşımı şöyle; 1-PKK/ KCK'ya destek veren, eğiten, finans sağlayan ülkeler bu desteklerinden vaz geçecek mi? Dolayısıyla ülkelerindeki örgütleri kapatacaklar mı? 2-Bilindiği gibi, yasada belirtildiği üzere PKK/ KCK'nın kendilerini feshettiği ve silah bırakmaları halinde bu yasanın uygulanacağı belirtiliyor. KCK, PKK, PYD, PEJAK ve PÇDK'dan oluşuyor. Bunların tümünün kendilerini feshettikleri ve silahlarını teslim ettikleri nasıl belirlenecek? Yoksa sadece PKK mı yasa kapsamında bulunmaktadır? Halbuki yasada KCK da yer almaktadır. Dolayısıyla KCK'nın PKK dışında kalan örgütler veya PKK'nın bir kısmı teröre devam ederse, yasa yürürlüğe girecek mi? 3-Terör örgütünün teslim ettikleri silahları dışında gizli silahları olup olmadığı nasıl denetlenecek veya tespit edilecek? 4-Süreç "hendek olaylarındaki gibi" başarısız olur veya terör örgüt mensuplarından bir kısmı yasayı kabul etmeyip teröre devam ederse, kabul edenlerle ilgili nasıl bir uygulama öngörülmektedir? 5-Terör örgüt mensuplarına karşı açılan kişisel davalar da kapsama alınıyorsa, kişi hakları ne olacak? 6-Terör örgüt mensuplarının yasadan yararlanıp serbest kaldıktan sonra, fiili olarak bölücülük veya ayrımcılık yapmaları halinde, 5 veya 10 yıllık erteleme ortadan kalkacak mı? 7-Yasada geçen "teröristlerin hak yoksunluğu" bir tazminat içermekte midir? 8-Mahkemesi devam eden teröristlerin, mahkemeleri sonuçlanmadan kaç yıllık erteleme hakkına sahip olacakları nasıl belirlenecektir? 9-Terörde, oğlunu, kızını, yakınını kaybeden, evladını şehit vermiş insanlarımızın acısını gidermek için nasıl bir yol izlenecektir? 10-Suç işlemiş ama yakalanmadığı için mahkemeye çıkarılamamış olanların, 2005'ten önce mahkûm edilenlerin aksine serbest kalmaları doğru mudur? … 12 Maddelik yasa tasarısına 10 maddelik bu eleştirel yaklaşım oldukça isabetli görünüyor. Ve bunları da dikkate alarak TBMM Adalet Komisyonu Üyesi milletvekillerine sesleniyorum; Cumhuriyet tarihimizin bu sürecinde, belki sizler de bu kadar riskli bir görevi ilk kez yerine getireceksiniz. Anılan yasa sonuçlarının ne olacağı net olarak ortada değil. Zira yukarıda yer verdiğim Prof. Dr. Halaçoğlu hocanın değindiği muğlak konuların her biri gerçekten çok önemli. Bu yasa ve süreç üzerinden, ülkemiz geri dönülmez bir kargaşaya sokulmasın, bu noktayı tereddütlü görüyorum. Ülkemiz üzerinde oynanan emperyal oyunlarda Devlet olarak (bilerek ya da bilmeden) bir gaflete düşmeyelim. Dibi görünmeyen bir bulanık suya adım atmayalım. Dikkat çekilen o noktalara üst çizgide titizlik gösterilmeliyiz.. Böylesine önem arz eden bu görevde siyasi bakışınızı, partinizi ve her ne merci olursa olsun emir veya telkin aldığınız yerleri bırakın; AİDİYET DUYGUNUZ sadece "ülkemizin bekası, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve milli birliğimizin muhafazası" yönünde olsun. Yapılan ve yapacağınız çalışmada büyük vebal altına girmek gibi manevi riskler de var. Yani (temenni edilmez ama) muhtemel olumsuz sonuçlara göre, (10. maddedeki güvence vurgusunun ötesinde) ağır beddualar da alabilirsiniz, başarılı olunursa yoğun alkışlar da.. İşiniz zor doğrusu.. Yasa taslağı Meclis oturumuna geldiğinde, aynı cümlelerim tüm Milletvekillerimiz için de geçerli olacaktır. Unutulmasın ki, tarih özellikle "çok beddua ya da çok takdir almış devlet adamlarını yazar" ve toplumlar da nesiller boyu, onları "ya dua ederek ya da küfür ederek" hatırlar.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Srebrenitsa Kasabı.." Haber

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Srebrenitsa Kasabı.."

Srebrenitsa Katliamı ve soykırımı bir kez daha dünya gündemine geldi. Ve tabii ki bizler de unutamıyoruz. Yıl : 1992 Yer : Srebrenitsa Sırpların Bosna’da başlattıkları soykırımın ardından, bölgeye müdahale eden Birleşmiş Milletler güçleri, Srebrenitsa dahil 6 bölgeyi "Güvenli Bölge" olarak ilan etmişti. Srebrenitsa’da yaşayan Müslüman halk da, Birleşmiş Milletler’in uçuş gösterisi yapan F16 uçaklarına ve (sözde) barış güçlerine güvenerek silahlarının toplanmasına razı olmuşlardı. 24 Bin olan Srebrenitsa nüfusu Mülteci akını neticesinde 60 bine çıkmış ve herkes savaş bitti gözüyle bakıyordu. Bölgede sefalet ve açlık hakimdi. Özellikle kadınlar ve çocukların sağlık durumları da her gün daha kötüye gidiyordu. Birleşmiş Milletleri temsilen bölgede görev yapan 400 civarındaki Hollandalı askeri güce rağmen, Sırp Komutan Ratko Mladiç komutasındaki Sırp Milisler, silahsız kalan bölge halkına baskılarını yeniden sürdürmeye de başlamışlardı. Hollandalı Komutan Thom Karremans, silahlarını geri almak isteyen Müslüman Boşnaklara, değil silah bir mermi dahi geri vermiyordu. Bunun da ötesinde Hollandalı askerler şehri boşaltır ve Komutan Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi Sırplara teslim eder.. Onlar “barış gücü var” diye güvenmişler ancak Birleşmiş Milletler eliyle aldatılmışlardı. Gerçek bundan ibaretti. Müslüman Halk aldatılarak BM adına silahları toplanmıştı. Sırp milisler, BM Barış Güçlerinin gözleri önünde binlerce insanı ormanlık alanlara, boş fabrika binaları ve depolara doldurdular. Görüntü kanlı Hitler’in esir kamplarından farksızdı. Ve 8 bin 372 masum Müslüman Boşnak erkek, kadın ve çocukları acımasızca katlettiler. Eli kanlı Sırp komutan Ratko Mladic ve katil milisleri, onlara zemin hazırlayan ve seyreden Birleşmiş Milletler’in (sözde) Barış Gücü Askerleri ve katledilen binlerce masum insan.. Kan, katliam, toplu cinayetler ve soykırım.. İşte Srebrenitsa denilince unutamadıklarımız hep bunlar.. ... Ve yıllar sonra dünya basınında bir haber; "Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICTY) 2017'de hakkında ömür boyu hapis cezası verdiği Bosnalı Sırpların eski lideri Mladic'in davasında nihai karar açıklandı. Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması (IRMCT), soykırım suçlamasıyla yargılanan eski Sırp komutan Ratko Mladic'in müebbet hapis cezasını onayladı. Mladic'in temyiz başvurusu ise reddedildi." Nihayetinde Srebrenitsa Kasabı Katil Mladiç geç de olsa 78 yaşında müebbet hapse mahkûm edildi. ... Peki, Srebrenitsa halkının elindeki silahları toplayan ve 25 bin sivil halkı Sırp milislere teslim eden Birleşmiş Milletler’in o devredeki yöneticileri?.. Peki, bizim ülkemiz dahil bu insanlık dışı olayı bir iki kuru beyanatla geçiştirerek seyirci kalan dünya devletlerinin o devredeki yöneticileri?.. Elimizden bir şey gelmeyince hep havale eder içimizi rahatlatırız ya.. Onları da Allah’a havale ettik gibi.. Ancak ben bir cümle eklemeden geçemeyeceğim “Allah belanızı versin Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın o tarihlerdeki yöneticileri..” ... Bugün otuz yılı aşkın bir zaman geçti üzerinden.. Yine Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Günü. Merhum Aliya İzzetbegoviç’in “Unutulan soykırım tekrarlanır” sözü çok isabetli bir uyarı.. Yaşadığımız sürece o şehitleri unutmayacak, anacağız tabii ki. Ancak ve malesef Bosna kasabı Ratko Mladic gibi cânilerin dünyadaki sayıları sürekli artmakta. Soykırımlar, kitle katliamları, hele ki masum çocukların kanları da akıtılmaya devam etmekte.. Yıl : 2026 Yer : Gazze Dünya egemenlerinin yine "mış" gibi yapıp tüm insanlığı oyalayarak, timsah gözyaşları döker gibi ah, vah ederek, ustaca devreye koydukları bir yeni vahşetin karşısındayız. Sadece bölge ve aktörler değişmiş o kadar.. Bu defaki insan kasabının, kadın ve bebek katili soykırımcının adı: BİNYAMİN NETANYAHU.. Ve soykırımcı katilin görev aldığı kanlı senaryonun ucunun, bu defa nereye kadar gideceği, hangi haritaları ne kadar etkileyeceği de belli değil.. Ama bildiğim bir söz var ki o hiç yanıltmadı: "Herkesin bir hesabı varsa, Allah'ın da bir hesabı vardır" ... Bizler mi, bizler de o katillerin patronu olduğunu övünerek söyleyen pedofili sapığına, "Sarı Saçlarına Deli Gönlümü Bağlamışım.." türküsünü yakıp, "bizi çok sevdiğini" söyleyen iğrenç yalanlarından medet ummaya devam ediyoruz. Vah Dünyanın haline.. ... Ve seslenişimi Haluk Levent’in şarkısının sözleriyle bitiriyorum; Ne güzel baktın bana, ne güzel ne güzel Görmedim diyar, diyar görmedim senden güzel Sonunu hazırladık emanet ellerle Katliamlar yaşadın hüzünlü gözlerinde Seni kurtaramadık, hiçbir şey yapamadık Yüreğim buruk, yüreğim hasta Tam 16 yıl oldu seni unutamadık Affet bizi Srebrenitsa Her Temmuz'un 11'i yaralar kan bağlar Düşündükçe ağlaşır çocuklar ve kadınlar Bazen canavardır uygarlık denen illet Çağ dışı kalır bazen, insanlık, medeniyet.. ... 11 Temmuz vesilesiyle Srebrenitsa'nın yanısıra, Kırım, Karabağ, D.Türkistan, Gazze ve dünyanın diğer yerlerinde katledilen masum insanlarımızı utanarak ve rahmetle anıyorum. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Bursa ve Osmanlı’nın İnanç Harcı: Horasan Erenleri" Haber

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Bursa ve Osmanlı’nın İnanç Harcı: Horasan Erenleri"

Çok kıymetli bir dostumun daveti üzerine geçtiğimiz Pazar günü, Bursa’da emsaline öyle pek de rastlanılmayan, gerçekten tarihi sorgulamanın ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha hatırlatan, dolu dolu ve son derecede etkileyici bir panele katıldım. Bu toplantıyı önce haber olarak yayınlayacaktım ama böylesine başarılı bir toplantının, günlük haberler içerisinde akıp gitmesine gönlüm razı olmadı. Köşemde yazayım ki daha kalıcı olsun istedim. Ehl-i Hak Akademisi Onursal Başkanı Murat Kalender ve Hasan Dede Ocağı Dedesi Ali Akça Dede'nin öncülüğünde, bir grup akademisyen ve aydın Bursa’ya gelmişler. Birçoğuyla tanışma imkânımız da oldu. Geçtiğimiz Cumartesi günü Bursa’da konuk edilen bu seçkin grup, şehrin muhtelif yerleriyle birlikte inanç merkezlerinden Bursa Erenlerinin Türbeleri, Bursa Tekke ve Cemevleri’ni de ziyaret etmişler. Keşke dedim, o ilk günlerinden de haberim olsaydı ve ben de iştirak etseydim. Zaman ve mekândan arınmış şekliyle İslamiyet’i Anadolu’ya taşıyan, Osmanlı’nın kuruluş öncesinden itibaren zor şartlarını, çileli günlerini inancıyla ve mücadelesiyle göğüsleyen o Horasan Erenleri, hep ilgi alanımdadır. 10 ve 13. Yüzyıl ile devamında Ahmet Yesevi’nin sevgi, adalet, hoş görü ve güzel ahlak gibi öğreti ve tecrübelerini Anadolu’ya taşıyan Ahi Evran, Hace Bektaşi Veli, Hasan Dede, Haydar Sultan, Yunus Emre, Hacı Bayram Veli, Geyikli Baba, Sarı Saltuk, Baba İlyas ve niceleri.. İşte bahsettiğim misafirler de tüm bu konulara, belgelere dayalı şekilde, kökünden ve özünden vakıf kıymetli bilim insanlarımız.. Ülkemizin farklı illerinden gelen ziyaretçiler pazar günü de, Akademi Onursal Başkanı Murat Kalender ve Hasan Dede Ocağı Dede’si Ali Akça’nın öncülüğünde bilimsel bir panel gerçekleştirdiler. Nilüfer Belediyesi ve TMMOB Peysaj Mimarları Odası Bursa Şubesi Kurucu Başkanı Necla Özkaplan Yörüklü’nün katkılarıyla, Nilüfer Nazım Hikmet Kültür Evi’nde gerçekleştirilen panel, “TARİHİ YOĞURUP İNANCI KORUYAN ŞEHİR: BURSA” başlığını taşıyordu. Şimdi biraz da program akışından bahsedeyim; Murat Kalender ve Ali Akça’nın açılış ve selamlama konuşmasıyla başlayan toplantının, Doç. Dr. Yakup Yıldız’ın oturum başkanlığı yaptığı birinci bölümünde, *Ali Akça Dede; Bursa’nın Fethinde Cibali Sultan ve Hasan Dede Ocakları, *Prof. Dr. Haşim Şahin; Sarı Saltık’ın Türk Sufiliğindeki Yeri, *Prof. Dr. Bülent Kara; Türk Kültüründe Ocak Sistemlerinin Yeri ve Önemiyle Bursa Bölgesindeki Ocaklar.. *Tarihçi Yazar Cengiz Yıldırım; Gazi Dervişlerin Anadolu Yolculuğu ve Bursa’nın Fethinde Abdal Musa Sultan’ın Etki ve Hizmetleri, Şeklindeki konu başlıklarında; Prof. Dr. Haşim Şahin’in, bu defa oturum başkanlığı yaptığı ikinci bölümde de; *Prof. Dr. Sadullah Gülten, Bursa’nın Fethi ve Geyikli Baba, *Prof. Dr. Hülya Taş, Günümüz Bursa Esnafında Ahilik Kültüründen İzler, *Doç. Dr. Murat Alandağlı, 16. Yüzyıl Sonlarında Bursa ve Çevresinde (Tahrir Defterlerine göre) Alevi Onomastiği, *Dr. Burcu Akbulut, 16. Yüzyılda Bursa’da Ahiler ve Ahi Zaviyeleri, Şeklindeki konu başlıklarında; son derecede tarihi ve bilimsel açıklamalarda bulundular. Her biri mutlaka bilinmesi ve hatta gelecek nesile aktarılması gereken kıymette bilgiler.. Konuşmacıları dinledikçe, yine “Bizim okullarda Fulbright Eğitim Komisyonu'nun ürünü olarak okutulan tarih kitapları, yüzeysel ve yakıştırılmış hikâyelerden ibaret” diye de düşünüyordum. Programın son bölümünde İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Deniz Güneş’in unutulmaz saz resitali ve Bursa’dan Eğitimci Aslı Akcan ile sundukları o eşsiz düet ile devamındaki koro tarafından icra edilen Anadolu semah ve türküleri, iştirakçilere son derecede mutlu anlar yaşattılar. … Birbirinden kıymetli konuşmacılar ve her biri tarihi belge niteliğindeki anlatımların yer aldığı bu panelde, Prof. Dr. Bülent Kara’nın aşağıdaki veciz cümlesini bu günden alınacak derslerden biri niteliğinde gördüm. Şöyleydi o cümle; “Aleviler bugün sanki kurduğu devletin karşısında konuma getirilmek isteniliyor. Oysa, Osmanlı’nın kuruluşundaki inanç harcı, Alevi Felsefesi ve Ocaklarıdır..” Ben de naçizane her zaman söylüyorum ki, Anadolu insanındaki düşünce farklılıkları ve hatta inançlardaki detay farklılıkları, bu toplumun Kültürel Zenginliğidir. Yeter ki kardeşçe, el ele, gönül gönüle olmayı bilelim.. Ülkemiz ve milletimizin birliği, vatanımızın bölünmez bütünlüğü konusunda her zaman güvenilir gördüğüm Alevilerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sağlıcakla kalın. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "İkinci 10 Yılımız Hayırlı Olsun" Haber

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "İkinci 10 Yılımız Hayırlı Olsun"

Bilindiği üzere BURSA ARENA “Düşünce Farklılıklarımız Kültürel Zenginliğimizdir” ana başlığı altında, gün itibariyle 7 ayrı siyasi görüş ve düşünce farklılığında aydın insanımızın bir araya gelip, gençler başta olmak üzere toplumun aydınlanması yönünde 2016 yılından beri yani 10 yıldır hizmet vermektedir. Bu süreç içerisinde vefat eden; gazetemiz fikir babası ve kurucularından Bursa Nilüfer Belediyesi kurucu başkanı Ziya Güney Ağabeyimiz, yine kurucu yazarlarımızdan ve 50 yıldır köşe yazarlığı yapan Ankara Gazeteciler Cemiyetinden duayen gazeteci yazar Necdet Buluz Ağabeyimiz ile Kırıkkale’nin unutulmaz halk ozanı, vatan sevdalısı sevgili şairimiz Fazlı Macit’i rahmetle ve minnetle anıyorum. Onları hiçbir zaman unutmayacak; her zaman rahmet ve dualarla anacağız. Yine bu süreçte gerçekten yorulan, bizde yazarken başka basın organlarıyla anlaşıp ayrılan, sağlık ve aile sorunları nedeniyle (çok istemelerine rağmen) yazamayan ekip arkadaşlarımız da oldu. Onlara da müteşekkiriz. Her birine BURSA ARENA’nın kapısı daima açıktır. Onları da her zaman sevgi, muhabbet ve şükranla anacağız. Her birine sağlıklı ve mutlu, uzun ömürler diliyorum. BURSA ARENA ticari ve kar amaçlı bir örgütlenme değildir. Bu nedenle hiçbir zaman o yağlı/ballı reklam tekliflerini, güçlü bir büyükşehir belediyesinin sponsorluğunu da reddetmiş, yani “para tanrısının kölesi” ve “hiçbir siyasi erkin emrinde" olmamış, GOOGLE reklamlarını dahi sisteminde kapatmış, paraya / menfaate / kula kulluğa hiçbir zaman boyun eğmemiş bir yapılanmadır.. Haziran 2016 ayından beri yani 10 yıldır dimdik ayakta durmayı başaran gazetemizin; Yayın Danışma Kurulumuz ve Üyelerimizle yaptığımız istişareler sonucunda, (ömrümüz elverirse) bir 10 yıl daha toplumsal aydınlanma için hizmete devam etmesini uygun gördük. Yazar, şair ve sanatçı arkadaşlarımız, bu geçen yıllar boyunca hiçbir maddi menfaat beklemeden, özveriye dayalı emekler verdiler. Böylesine vatanperver ve toplumcu davranışları nedeniyle her birine müteşekkirim.. Bizler, çok farklı görüşleri bir arada topluma sunan bir grup, bir aile olarak, gerçekten güçlüyüz. Ne tehditler, ne uyarılar ve baskılara maruz kaldığımızı ben biliyorum. Hiç birine eyvallah etmedik. Bundan sonra da "asıl azmaz bal kokmaz" evvel Allah. Başımız öne eğilmesin ve bu cesur duruşumuz bozulmasın; el ele, kol kola toplumsal aydınlanmaya hep birlikte devam edelim. Ne kaldı ki ömrümüz? “İnfak” anlamında kalanı da bu ülke insanlarının aydınlanmasına harcayalım.. … Bu arada kuruluşumuzdan beri hizmet aldığımız İstanbul TE BİLİŞİM firmasından, “yazılım yenilenmesi” ve “internet üzerinden yayın / servis sağlayıcılığı” konusunda yükselen maliyetleri nedeniyle ayrıldık. BURSA merkezli, Uludağ Üniversitesi TEKNOFAST ünitesinde (ki bana 2-3 km mesafede) olan TÜRK TİCARET NET ve birlikte çalışan HABER YAZILIM firmalarıyla görüştük ve olumlu yaklaşımlarıyla mutabık kaldık.. Ankara Patent Kurumu'ndan marka tescilimizi de 10 yıllık şeklinde yeniledik. Hayırlı Olsun!.. Bir aylık deneme sürecimizde önce yadırgadık, alışamadık.. Bunu okuyucu sayılarımızın takibinden de biliyorum. Ama bu işin bir “ayakkabı değişimi” gibi olduğuna ve zamanla hep birlikte alışacağımıza inanıyorum. … Bu arada bir konuyu atladım ki önemli; Şahsen aylardır mücadelesini verdiğim bir kaç çeşit hastalığım ve ailemdeki hastalarımla ilgilenmek neticesinde, tüm bunların verdiği üzüntü ve moralsizlik nedeniyle, ben de yazılarımı aksattım. Tüm sevgili okurlarımdan anlayış bekliyorum. Aslında haftada bir yazmayı çok istiyorum. Umarım önümüzdeki günlerde gecikmelerimi telafi edeceğim. Hem de bundan sonraki yazımda şu “By By Kemal” i ve ötesini bir de ben yazayım diyorum. İkinci 10 yılımız hayırlı olsun.. Bu ülke insanlarının hak ettiği şekilde aydınlanması dileğiyle.. Sağlıcakla kalın.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.