Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hüsamettin Taşdemir

bursaarena.com.tr - Hüsamettin Taşdemir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hüsamettin Taşdemir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akademisyen yazar Dr. GÜLÇİN ITIRLI ASLAN Bursa Arena'da.. Haber

Akademisyen yazar Dr. GÜLÇİN ITIRLI ASLAN Bursa Arena'da..

BURSA ARENA E'GAZETE, İkinci 10 Yılında da güçlenerek yayın hayatını sürdürüyor. Bu defa EGE ÜNİVERSİTESİ'nden değerli bir bilim insanı ve yazar arkadaşımız hizmet kervanımıza katıldı. Dr. GÜLÇİN ITIRLI ASLAN Gerek eğitim gerekse basın ve medya dünyasında başarılı çalışmalar sergileyen yazarımız, Bursa Arena Ailesi yazarları arasında toplumsal aydınlanma yolundaki faaliyetlerimize değerli katkılarda bulunacaktır. Tüm Okuyucularımız, yazar, şair, sanatçı ve diğer ekip arkadaşlarımız adına kendisini tebrik ediyor, başarılı yayınlar ve bol okuyucular diliyoruz. BURSA ARENA E-GAZETE Adına Hüsamettin Taşdemir. ..... Dr. GÜLÇİN ITIRLI ASLAN Kimdir Dr. Gülçin Itırlı Aslan, 1980 yılında İzmir'de doğdu. Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden mezun oldu; aynı üniversitede Biyoloji alanında yüksek lisansını, Biyoteknoloji alanında ise doktorasını tamamladı. Akademik kariyerine Ege Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak başladı; 2007–2010 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı'nda görev yaptı. Ardından İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi ve anabilim dalı başkanı olarak çalıştı; uzun yıllar tıbbi biyoloji ve genetik alanlarında lisans ve lisansüstü düzeyde dersler verdi. Lisansüstü eğitimlerinin yanı sıra Anadolu Üniversitesi'nde Kamu Yönetimi lisansını ve İş Sağlığı ve Güvenliği ön lisansını, St. Clements Üniversitesi'nde ise Psikoloji bölümünü tamamladı. Genetik, moleküler biyoloji ve biyoteknolojinin yanı sıra sosyoloji ve psikoloji alanlarında da çalışmalar yürüten yazarın, ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde çok sayıda bilimsel makalesi yayımlandı; çalışmaları yüzlerce atıf aldı. Gene ve Meta Gene gibi dergilerde editörlük, çeşitli uluslararası dergilerde ise hakemlik görevlerinde bulundu ve bilimsel çalışmalarıyla çeşitli ödüllere layık görüldü. Halen çeşitli gazetelerde köşe yazarlığını sürdürmekte olup, 2026 yılından itibaren Ege Üniversitesi EBİLTEM bünyesinde görev yapmaktadır.

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Meşhur Yasa Taslağı Mecliste" Haber

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Meşhur Yasa Taslağı Mecliste"

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, bebek katili Öcalan ve DEM ile birlikte başlattığı ikinci açılım sürecinin çerçeve yasa taslağı, "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" adı altında Meclis kayıtlarına girdi. 7 Ağustos Cuma günü saat 15:00’te toplanacak olan TBMM Adalet Komisyonu’nda, yasa taslağının tüm maddeleri için ayrı ayrı müzakere açılacak. Yasa taslağını (basında yer alan metninden) inceledim. Özellikle 10. Madde dikkatimi çekti; “Bu Kanun kapsamındaki görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz” şeklinde bir güvence maddesine neden gerek duyuldu? Birbirimize mi güvenmiyoruz, Devlet'e mi, topluma mı, yoksa siyasi geleceğe mi? İlginç doğrusu.. Şey gibi geldi bana, “hayat sigortası” poliçelerindeki güvence maddeleri gibi.. Ayrıca piyasada dolaşan eleştirel yaklaşımlar içerisinde Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun irdelemesini de oldukça ciddi gördüm. Halaçoğlu’nun konuya ilişkin paylaşımı şöyle; 1-PKK/ KCK'ya destek veren, eğiten, finans sağlayan ülkeler bu desteklerinden vaz geçecek mi? Dolayısıyla ülkelerindeki örgütleri kapatacaklar mı? 2-Bilindiği gibi, yasada belirtildiği üzere PKK/ KCK'nın kendilerini feshettiği ve silah bırakmaları halinde bu yasanın uygulanacağı belirtiliyor. KCK, PKK, PYD, PEJAK ve PÇDK'dan oluşuyor. Bunların tümünün kendilerini feshettikleri ve silahlarını teslim ettikleri nasıl belirlenecek? Yoksa sadece PKK mı yasa kapsamında bulunmaktadır? Halbuki yasada KCK da yer almaktadır. Dolayısıyla KCK'nın PKK dışında kalan örgütler veya PKK'nın bir kısmı teröre devam ederse, yasa yürürlüğe girecek mi? 3-Terör örgütünün teslim ettikleri silahları dışında gizli silahları olup olmadığı nasıl denetlenecek veya tespit edilecek? 4-Süreç "hendek olaylarındaki gibi" başarısız olur veya terör örgüt mensuplarından bir kısmı yasayı kabul etmeyip teröre devam ederse, kabul edenlerle ilgili nasıl bir uygulama öngörülmektedir? 5-Terör örgüt mensuplarına karşı açılan kişisel davalar da kapsama alınıyorsa, kişi hakları ne olacak? 6-Terör örgüt mensuplarının yasadan yararlanıp serbest kaldıktan sonra, fiili olarak bölücülük veya ayrımcılık yapmaları halinde, 5 veya 10 yıllık erteleme ortadan kalkacak mı? 7-Yasada geçen "teröristlerin hak yoksunluğu" bir tazminat içermekte midir? 8-Mahkemesi devam eden teröristlerin, mahkemeleri sonuçlanmadan kaç yıllık erteleme hakkına sahip olacakları nasıl belirlenecektir? 9-Terörde, oğlunu, kızını, yakınını kaybeden, evladını şehit vermiş insanlarımızın acısını gidermek için nasıl bir yol izlenecektir? 10-Suç işlemiş ama yakalanmadığı için mahkemeye çıkarılamamış olanların, 2005'ten önce mahkûm edilenlerin aksine serbest kalmaları doğru mudur? … 12 Maddelik yasa tasarısına 10 maddelik bu eleştirel yaklaşım oldukça isabetli görünüyor. Ve bunları da dikkate alarak TBMM Adalet Komisyonu Üyesi milletvekillerine sesleniyorum; Cumhuriyet tarihimizin bu sürecinde, belki sizler de bu kadar riskli bir görevi ilk kez yerine getireceksiniz. Anılan yasa sonuçlarının ne olacağı net olarak ortada değil. Zira yukarıda yer verdiğim Prof. Dr. Halaçoğlu hocanın değindiği muğlak konuların her biri gerçekten çok önemli. Bu yasa ve süreç üzerinden, ülkemiz geri dönülmez bir kargaşaya sokulmasın, bu noktayı tereddütlü görüyorum. Ülkemiz üzerinde oynanan emperyal oyunlarda Devlet olarak (bilerek ya da bilmeden) bir gaflete düşmeyelim. Dibi görünmeyen bir bulanık suya adım atmayalım. Dikkat çekilen o noktalara üst çizgide titizlik gösterilmeliyiz.. Böylesine önem arz eden bu görevde siyasi bakışınızı, partinizi ve her ne merci olursa olsun emir veya telkin aldığınız yerleri bırakın; AİDİYET DUYGUNUZ sadece "ülkemizin bekası, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve milli birliğimizin muhafazası" yönünde olsun. Yapılan ve yapacağınız çalışmada büyük vebal altına girmek gibi manevi riskler de var. Yani (temenni edilmez ama) muhtemel olumsuz sonuçlara göre, (10. maddedeki güvence vurgusunun ötesinde) ağır beddualar da alabilirsiniz, başarılı olunursa yoğun alkışlar da.. İşiniz zor doğrusu.. Yasa taslağı Meclis oturumuna geldiğinde, aynı cümlelerim tüm Milletvekillerimiz için de geçerli olacaktır. Unutulmasın ki, tarih özellikle "çok beddua ya da çok takdir almış devlet adamlarını yazar" ve toplumlar da nesiller boyu, onları "ya dua ederek ya da küfür ederek" hatırlar.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Srebrenitsa Kasabı.." Haber

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR yazdı: "Srebrenitsa Kasabı.."

Srebrenitsa Katliamı ve soykırımı bir kez daha dünya gündemine geldi. Ve tabii ki bizler de unutamıyoruz. Yıl : 1992 Yer : Srebrenitsa Sırpların Bosna’da başlattıkları soykırımın ardından, bölgeye müdahale eden Birleşmiş Milletler güçleri, Srebrenitsa dahil 6 bölgeyi "Güvenli Bölge" olarak ilan etmişti. Srebrenitsa’da yaşayan Müslüman halk da, Birleşmiş Milletler’in uçuş gösterisi yapan F16 uçaklarına ve (sözde) barış güçlerine güvenerek silahlarının toplanmasına razı olmuşlardı. 24 Bin olan Srebrenitsa nüfusu Mülteci akını neticesinde 60 bine çıkmış ve herkes savaş bitti gözüyle bakıyordu. Bölgede sefalet ve açlık hakimdi. Özellikle kadınlar ve çocukların sağlık durumları da her gün daha kötüye gidiyordu. Birleşmiş Milletleri temsilen bölgede görev yapan 400 civarındaki Hollandalı askeri güce rağmen, Sırp Komutan Ratko Mladiç komutasındaki Sırp Milisler, silahsız kalan bölge halkına baskılarını yeniden sürdürmeye de başlamışlardı. Hollandalı Komutan Thom Karremans, silahlarını geri almak isteyen Müslüman Boşnaklara, değil silah bir mermi dahi geri vermiyordu. Bunun da ötesinde Hollandalı askerler şehri boşaltır ve Komutan Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi Sırplara teslim eder.. Onlar “barış gücü var” diye güvenmişler ancak Birleşmiş Milletler eliyle aldatılmışlardı. Gerçek bundan ibaretti. Müslüman Halk aldatılarak BM adına silahları toplanmıştı. Sırp milisler, BM Barış Güçlerinin gözleri önünde binlerce insanı ormanlık alanlara, boş fabrika binaları ve depolara doldurdular. Görüntü kanlı Hitler’in esir kamplarından farksızdı. Ve 8 bin 372 masum Müslüman Boşnak erkek, kadın ve çocukları acımasızca katlettiler. Eli kanlı Sırp komutan Ratko Mladic ve katil milisleri, onlara zemin hazırlayan ve seyreden Birleşmiş Milletler’in (sözde) Barış Gücü Askerleri ve katledilen binlerce masum insan.. Kan, katliam, toplu cinayetler ve soykırım.. İşte Srebrenitsa denilince unutamadıklarımız hep bunlar.. ... Ve yıllar sonra dünya basınında bir haber; "Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICTY) 2017'de hakkında ömür boyu hapis cezası verdiği Bosnalı Sırpların eski lideri Mladic'in davasında nihai karar açıklandı. Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması (IRMCT), soykırım suçlamasıyla yargılanan eski Sırp komutan Ratko Mladic'in müebbet hapis cezasını onayladı. Mladic'in temyiz başvurusu ise reddedildi." Nihayetinde Srebrenitsa Kasabı Katil Mladiç geç de olsa 78 yaşında müebbet hapse mahkûm edildi. ... Peki, Srebrenitsa halkının elindeki silahları toplayan ve 25 bin sivil halkı Sırp milislere teslim eden Birleşmiş Milletler’in o devredeki yöneticileri?.. Peki, bizim ülkemiz dahil bu insanlık dışı olayı bir iki kuru beyanatla geçiştirerek seyirci kalan dünya devletlerinin o devredeki yöneticileri?.. Elimizden bir şey gelmeyince hep havale eder içimizi rahatlatırız ya.. Onları da Allah’a havale ettik gibi.. Ancak ben bir cümle eklemeden geçemeyeceğim “Allah belanızı versin Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın o tarihlerdeki yöneticileri..” ... Bugün otuz yılı aşkın bir zaman geçti üzerinden.. Yine Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Günü. Merhum Aliya İzzetbegoviç’in “Unutulan soykırım tekrarlanır” sözü çok isabetli bir uyarı.. Yaşadığımız sürece o şehitleri unutmayacak, anacağız tabii ki. Ancak ve malesef Bosna kasabı Ratko Mladic gibi cânilerin dünyadaki sayıları sürekli artmakta. Soykırımlar, kitle katliamları, hele ki masum çocukların kanları da akıtılmaya devam etmekte.. Yıl : 2026 Yer : Gazze Dünya egemenlerinin yine "mış" gibi yapıp tüm insanlığı oyalayarak, timsah gözyaşları döker gibi ah, vah ederek, ustaca devreye koydukları bir yeni vahşetin karşısındayız. Sadece bölge ve aktörler değişmiş o kadar.. Bu defaki insan kasabının, kadın ve bebek katili soykırımcının adı: BİNYAMİN NETANYAHU.. Ve soykırımcı katilin görev aldığı kanlı senaryonun ucunun, bu defa nereye kadar gideceği, hangi haritaları ne kadar etkileyeceği de belli değil.. Ama bildiğim bir söz var ki o hiç yanıltmadı: "Herkesin bir hesabı varsa, Allah'ın da bir hesabı vardır" ... Bizler mi, bizler de o katillerin patronu olduğunu övünerek söyleyen pedofili sapığına, "Sarı Saçlarına Deli Gönlümü Bağlamışım.." türküsünü yakıp, "bizi çok sevdiğini" söyleyen iğrenç yalanlarından medet ummaya devam ediyoruz. Vah Dünyanın haline.. ... Ve seslenişimi Haluk Levent’in şarkısının sözleriyle bitiriyorum; Ne güzel baktın bana, ne güzel ne güzel Görmedim diyar, diyar görmedim senden güzel Sonunu hazırladık emanet ellerle Katliamlar yaşadın hüzünlü gözlerinde Seni kurtaramadık, hiçbir şey yapamadık Yüreğim buruk, yüreğim hasta Tam 16 yıl oldu seni unutamadık Affet bizi Srebrenitsa Her Temmuz'un 11'i yaralar kan bağlar Düşündükçe ağlaşır çocuklar ve kadınlar Bazen canavardır uygarlık denen illet Çağ dışı kalır bazen, insanlık, medeniyet.. ... 11 Temmuz vesilesiyle Srebrenitsa'nın yanısıra, Kırım, Karabağ, D.Türkistan, Gazze ve dünyanın diğer yerlerinde katledilen masum insanlarımızı utanarak ve rahmetle anıyorum. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.