Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hukuk

bursaarena.com.tr - Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ek yerleştirme tercihleri başladı! Üniversite kapısı 115 bin kişiye açıldı Haber

Ek yerleştirme tercihleri başladı! Üniversite kapısı 115 bin kişiye açıldı

Üniversite hayali kuran adaylar için ikinci şans başladı. Ek yerleştirmede 115 binden fazla kontenjan bulunuyor. Tercihler 21 Eylül’de sona erecek. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ek yerleştirme tercihleri başladı. Adaylar tercihlerini 21 Eylül’e kadar yapabilecek. Ek yerleştirme kılavuzundaki ilk verilere göre, genel yerleştirmede genel kontenjan ve okul birinciliği kontenjanlarında 45 bin 480 kontenjan boş kaldı. Üniversiteye yerleşen ancak kayıt yaptırmayan 64 bin 860 öğrenciyle birlikte, ek yerleştirmede genel kontenjan kapsamında 110 bin 340 kişilik kapasite oluştu. Şehit ve gazi yakını kontenjanında genel yerleştirmede 2 bin 685 kontenjan boş kalırken, yerleştiği hâlde kayıt yaptırmayan 66 öğrenciyle birlikte ek yerleştirmede 2 bin 751 kişilik kontenjan oluştu. 34 yaş üstü kadın kontenjanında ise 945 boş kontenjana, kayıt yaptırmayan bin 59 adayın eklenmesiyle 2 bin 4 kişilik kontenjan ortaya çıktı. Lisans programlarında en fazla boş kontenjan Bilgisayar Mühendisliği programında bulunuyor. Program, toplam kontenjanının yaklaşık yüzde 82’sini doldururken 2 bin 284 kontenjan boş kaldı. Bilgisayar mühendisliğini 2 bin 216 ile Psikoloji, bin 913 ile Yazılım Mühendisliği ve 1.407 ile İşletme takip etti. Eğitim uzmanı Salim Ünsal’ın yaptığı araştırmaya göre bazı programlardaki ek yerleştirme kontenjanları şöyle: Bölüm Toplam Kontenjan Devlet Kontenjanı Tıp 29 17 Hukuk 589 41 Diş Hekimliği 644 32 Eczacılık 19 2 Bilgisayar Mühendisliği 2.411 359 Elektrik-Elektronik Mühendisliği 549 41 Sınıf Öğretmenliği 122 27

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır Haber

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır

İyi Parti’nin Balıkesir’de düzenlediği “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitinginde konuşan İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır” dedi. Çerçeve Yasa olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM’de kabul edilmesinin ardından İyi Parti Balıkesir Kuvayı Milliye Meydanı'nda “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitingi düzenledi. Mitingden saatler önce alan dolmaya başlarken Dervişoğlu’nun sahneye çıkması öncesinde şehitlerin isimleri sayıldı ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganı atıldı. Mitingde ayrıca partinin Balıkesir milletvekilleri Burak Dalgın ve Turhan Çömez'in Çerçeve Yasa'ya ilişkin yaptığı vatandaş röportajlarının video gösterimi yapıldı. Dervişoğlu sahneye çıktığında ilk olarak Türk Bayrağını göndere çekti ve ardından İstiklal Marşı okundu. Mitinge katılan vatandaşlar ise İstiklal Marşı’ndan sonra “İktidara doğru Dervişoğlu” sloganı attılar. Mitingde konuşan Dervişoğlu, iktidara seslenirken Çerçeve Yasa’ya karşı mücadelelerini büyütecekleri mesajını verdi. "Kayyım herkesin başındadır" Dervişoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Bütün bunlar eş zamanlıdır ve ortak amaçlıdır. Kısaca kayyım hepimizin başındadır. Bu sadece bir aritmetik hesabından ibaret değildir. Belediye başkanlarının ‘ya rozet ya Silivri’ kumpaslarıyla Erdoğan’ın elini öpüp hizmete devam diyebildiği yüzsüzlük de sadece korkudan değildir. Bu şahıs rejiminden, şahıs devletine geçişin girizgahıdır. Bu sorun, hepimizin ortak sorunudur. Ortada apaçık duran bir şey var: Tüm Türkiye’yi, tüm siyaseti tutsak almış, yedi kollu canavar gibi saran bir sistemden söz ediyorum. O sistemin merkezi Beştepe sarayıdır. Mesele ne İyi Parti ne de başka partiler meselesidir. Erdoğan ve avanesi; bu ülkeden, ulu bir orman değil, ot bitmeyen verimsiz bir “geren” çıkarmak istiyor. O yüzden her şeyi, her birimizi kırmayı, birbirinden koparmayı, olan her şeyi yıkmayı, parçalamayı, bölmeyi kendilerine bir görev addediyorlar. Siyasi partileri anlamsız, Meclis’i de gereksiz kılarak, milletin, kurallara ve kurumlara güvenini tamamen yok etmek istiyorlar. Türk milletini siyasetten uzaklaştırmak istiyorlar. Milleti siyasetten soğutmak, sandığa küstürmek istiyorlar. Takım elbiseli bir dikta rejimi, ABD Büyükelçisinin tavsiye ettiği şekliyle ‘Müşfik bir monarşi’ kurmaya çalışmanın aşamalarıdır bunlar. Bizi mecbur kılmak istedikleri şey budur. "Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir" Felaket senaryosu mudur bu? Gelmekte olan acı gerçektir! Bile bile felaketi beklemek, felaketi büyütmekten başka bir işe yaramaz. Kula minnet eylemeyenleri silip atmak istiyorlar bu vatandan. Onlar bitirmeye çalışmadan, biz onun bitmeyeceğini göstermeliyiz. Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir. İyi Parti, Türk’ün milli devlet düsturunun yıkılmaz son kalesidir. "Kimse mecbur kalmayacak" Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Onlar nasıl Türk milletini yıkamadıysa, sen de bu kaleyi yıkamazsın. Bu kalenin taşlarında kazılı sözler vardır, sen bu kaleyi yıkamazsın Recep Tayyip Erdoğan! Sana ‘Hayır’ dediğimiz için, ihanete baş eğmediğimiz için sen bizi cezalandırıyorsun ya, bizi azaltmaz! Senin hanedan planına itiraz ettiğimiz için, bize fatura kesiyorsun ya... Hepsi vız gelir, tırıs gider! Bu siyasi namus bataklığında, sen yaşayacaksın. Sen ne yaparsan yap, kimse sana mecbur olmayacak, Bu millet sana mecbur kalmayacak. Türk milleti ebediyen yaşayacak! "Türk milletinin infazıdır" Türk milleti, İmralı’nın dileklerine, iktidarın açık pazarlıklarına, Kandil’in gediklilerine ses etmeyecekmiş. Hapishanelerden, terör kamplarından, Avrupa’dan gelecek 9 bin teröristin, zehir tacirinin elini kolunu sallayarak dolaşmasını izleyecekmiş. Şehirlerimizde, sokaklarımızda, çarşılarımızda; mafyası, çetesi, karteli azmış gibi milletin başına yeni belalar musallat edecekler, 50 yıl silahla başaramadıklarını, siyasetle yapmalarına izin veren bu yasaya karşı, bizler dilimize dikkat edecekmişiz. Kürt kardeşimi, PKK ile eşitleme formülünü, demokrasi diye kutsayacakmışız, kardeşle kardeşin arasına duvarlar koyacakmışız, Öcalan’ın kayyım memurluğuna minnettar olacakmışız. Çıkartılan, af değilmiş, infazmış! Eğer infazsa, Türk milletinin infazıdır, Cumhuriyet’in infazıdır. Katlidir, yok edilmesidir! Çünkü hiçbir iktidarın milletin tamamına gözünü kırpmadan silah sıkmışlara, millet ve devlet düşmanlarına hak ve hukuk bahşetmeye hakkı yoktur. Kimsenin buna hakkı yoktur! "Bir kere mert olun" Bu kalkışma, ancak Yassıada kararları kadar meşrudur, 12 Eylül kadar yasaldır, 28 Şubat kadar demokrattır. Kurullar olacakmış, TBMM izleyecekmiş! Kaç kişi yararlanacak sen onu söyle! Şeytan alemine açtığınız bu kapıdan, kaç zebani geçecekmiş sen onu anlat, palavrayı bırak. Bir kere de bu millete doğru söyleyin, Bir kere de mert olun, Çıkın, ‘Ben bu memleketin evlatlarının insanca yaşamasına düşmanım’ deyin! Çünkü onlar, çoğunluk, biz azınlıkmışız. Onlar Meclis’te 467, bizse azmışız. Söyle Balıkesir, Beştepe’den duyulsun.” Dervişoğlu’nun sözlerinin ardından mitinge katılan binlerce vatandaş, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları attılar. Vatandaşları mücadeleye davet eden Dervişoğlu, “Mesele; karamsarlığa asla kapılmamak, riyakarlığı bünyede barındırmamak, doğru bildiğinden asla şaşmamak, hakkından asla vazgeçmemek, kendi şerefini hiçbir şerefsize çiğnetmemektir. Milli şerefi asla ayaklar altına vermemektir. Biliyoruz ve eminiz ki; ellerinde ve yüreğinde Türk milletinin sancağını asırlardır taşıyan bir tekimiz de kalsak, bizi yenemezler. Biz başkaları gibi kazanmak için değil, başarmak için yola çıkanlarız. Biz teksek de bir kişi değiliz, Biz sadece biriz. Sayınız yetti, elleriniz ihanete kalktı, teklif kanunlaştı. Ama bilin ki hiçbir çoğunluk, yanlışı doğruya, haksızlığı hakka çeviremez. Tarihin hükmünü yazamaz ve silemez” dedi. "Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış" Geçtiğimiz günlerde 25. yılını kutlayan AKP’nin 25 yıl karnesini de çıkaran Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Hani yalan ağızlarına yuva yapmış derler ya, bunlarınkine yuva yapmamış. Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış. 25 yıldır sayılara takla attırmaktan, uydurma masallarla tarihimizi kirletmekten başka, her kavşakta ortak değiştirip her musibette, 40 tas su dökülmekten başka bir şey yapmadılar. Yapmadıklarına ‘Yaptık’ deyip sebep olduklarını inkâr etmekten başka bir şey yapmadılar. Şimdi iktidarlarının 25’inci yılını kutluyorlar. Salonları süslemiş, ışıkları yakmış, şakşakçılarını toplamışlar. Bir de milletin karşısına geçip, çeyrek asırlık hikâyelerini anlatıyorlar. "‘25 yıllık destan’ bu işte" 1 Mart tezkeresiyle çıktılar yola. Amerikan askerlerini Türkiye’ye sokmaya kalktılar, Kıbrıs’ı iktidarlarının diyeti olarak vermeye kalktılar. Büyük Ortadoğu Projesinde, eş başkanlıklarını meydanlarda haykırdılar. İktidara gelirken aldıkları millet mührünü, daha ilk günden bir balyozla değiş tokuş ettiler. 25 yıldır ellerinde aynı balyoz var. Cumhuriyetimize, milli devletimize vurdukça vuruyorlar. O balyozun etikertinde ‘İsrail’de tasarlanmıştır. Amerika’da üretilmiştir. İngiltere’den ithal edilmiştir’ yazıyor. 25 yıldır bu Cumhuriyet o balyozla sarsılıyor. Hürriyetlerimiz tırpan yiyor, hukukumuz hızara veriliyor, refahımıza kıran giriyor, mutluluğumuz kıyıma uğratılıyor, huzurumuz her gün biçiliyor. Alın terimiz yağmalanıyor, geleceğimize ipotek koyuluyor. ‘25 yıllık destan’ bu işte. Dünya 7 dolara et yerken Türk milletine 21 dolara et yedirmek mi başarı? Enerji fiyatı, Avrupa’da üç yılda yüzde 7 artarken, bu milletin faturasını yüzde 277 artırmak mı başarı? Milyonlarca insanı işsizliğe ve umutsuzluğa mahkûm etmek mi başarı? Sizin başarı dediğiniz şey, baştan sona milli felaket! "ABD var, İŞİD yoksa PYD var, şimdi de PKK var" 25 yılda en çok büyüyen grafik, fabrikalar değil cezaevleri oldu. Suçlar büyüdükçe, cezalar küçüldü. Suçlulara cüret verildikçe, masumlar sindiler. Refahı değil sefaleti büyüttünüz. Millete taksitle yağ ve bulgur aldıran başarı. 44 milyonu krediyle yaşatan başarı. 6,5 milyon ev genci yaratan başarı! Emeklinin ömrünü yediniz, hala başarıdan bahsediyorsunuz. Gencin hayallerini yıktınız, hala başarıdan bahsediyorsunuz. İşçinin emeğine kibrit suyu döktünüz. Utanmıyor musunuz! Çalışanın yarısını asgari ücrete sıkıştırıp, o ücreti de açlık sınırının altına gömdünüz. Budur 25 yıllık destan. O çaldırdığınız Mehteran marşı var ya o marşla sizi uğurlayacağız. Çeyrek asır önce icazet aldığınız, Türkiye’nin iradesini dışarıdaki projelere bağlayan siyasetiniz neyse, bugün Türk milletinin iradesini İmralı’daki terör hükümlüsünün hesabına bağlayan siyasetiniz neyse, Netanyahu ile “düşmancılık” oynayan riyakarlığınız odur. Bu milleti boş yere kandırmayın. İngiltere ile borsa oynayan faizciliğiniz odur. Trump ile ‘emret komutanım’ oynayan gurursuzluğunuz odur. Bütün bunların hesabını sormaya geleceğiz. Sıkı durun, hesap soracağız. Alışmışsınız... Sizin geminizi yürütmek için AB yoksa İngiltere var, İsrail yoksa ABD var, İŞİD yoksa PYD var. Şimdi de PKK var. Yarın ne olur Allah bilir! Her kim ki bu münafıklığa el pençedir; makbuldür, ortaktır, yandaştır. Her kim ki buna itiraz eder, direnir; işte o zaman teröristlikten teröristtir. Ortaklık defterinizde, bir tek Türk milletinin adı yoktur! İşbirlikçilikle başlayan 25 yılın sonunda daireyi tamamladınız. "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur" İktidar ve ortaklarına soruyorum: Sahada güvenlik güçlerimiz tarafından defalarca mağlup edilen PKK’ya, masada bugün verilmeye çalışılan imtiyazın sebebi nedir? Uluslararası terör ve suç örgütü PKK, 50 yıl emperyalizme hizmet ettikten sonra şimdi bundan vaz geçecekmiş, Ve bundan sonra da Türkiye ile birlikte hareket edecekmiş. Emperyalizmin karşısında duracakmış öyle mi? Sizi böyle mi kandırıyorlar? Bu trajikomik hayale gerçekten inanmamızı mı bekliyorsunuz? Huzura inanmak, demokrasi istemek, silahlar sussun demek başka bir şeydir. Ahmaklıksa başka bir şey! Sizin karşınızda ahmak yok! ‘Çerçeve çerçeve’ diye konuştukları rezaletin yaldızlı varaklarını değil, içindekini söylüyoruz. Şimdi de ressamlarını söyleyeyim: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur. İlham kaynaklarını ve hocalarını da pekâlâ hepimiz tanıyoruz. Herkes barış ve kardeşlik diliyle konuşmak zorundaymış, bizler, “barış” ortamını bozuyormuşuz. Kim kiminle barışıyor Numan Efendi? Kim kimle savaştı da sen barıştın ve biz geri kaldık? Ağızlarından çıkanların değdiği yerlere bak! Atılacak adımlarda acele edilmeliymiş, yoksa süreç enfekte edilirmiş. Böyle sesleniyor sahibinin sesi ulak partisi. Sizin Cumhuriyet düşmanlığınızdan ala enfeksiyon mu var? Öcalan sevdanızdan ala hastalık mı var? Türkiye’nin Lübnanlaşmasından, Iraklaşmasından, Suriyelileşmesinden ala felaket mi var? Adamlar evimizi başımıza yıkıyor, Bir de eleştirimizden şikâyet ediyorlar. Bizim canımız burnumuzda. Biz size yanlış yapıyorsunuz edebinizle gidin diyoruz!” Dervişoğlu’ndan anayasa uyarısı Sürecin başında söylediklerini de hatırlatan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bu yasa Meclis’ten geçer geçmez bizim 1 yıl 10 aydır söylediğimiz gibi, ‘Terörsüz Türkiye’ diye çıkılan yolun istikametini bir bir söylemeye başladılar: Silahlar bırakılmasın mı? Barış gelmesin mi? Analar ağlasın mı? Darbe anayasasından kurtulmayalım mı? Şu maddeyi değiştirsek iyi olmaz mı? Hangi maddeyi? 3’ü mesela? Allah kelamı mıdır Anayasa? Sanmayın ki dertleri sadece o metni değiştirmektir. ‘Öcalan gelsin konuşsun’ dediler. Bu, işin çok sonraki safhasıydı. Aslolan onu sisteme almaktı. Şimdi İmralı canisi cezaevinden çıkmadı, yasa onu kapsamıyor diye bizden dua etmemizi bekliyorlar. “Dediğim dedik, çaldığım düdük anayasasıdır” Anayasa tartışmalarında da aynen böyle olacak. ‘İlk 4 maddeyle işimiz yok’ diyecekler. Ortaya bubi tuzakları salacaklar İşin sonunda Cumhurbaşkanı’na dönem sınırı kalkacak ve kıyıda köşede kalan 3-5 yetki daha verecekler. Gerisi de vatan da millet de cumhuriyet de umurlarında değildir! En başından beri uyarıyoruz, Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışmaya açacaklar diye anlatıyoruz. Terör örgütünün uzantısı partinin eşbaşkanı, ‘Yasanın yalnızca silah ve şiddet zeminini ortadan kaldırdığını; asıl siyasi-hukukî tartışmanın bundan sonra başlayacağını’ açıkça ilan etti. Dediğimize gelecekler. Heniz başlangıç. Yasanın Kürt meselesinin demokratik çözümü olmadığını, sadece meselenin hukukî ve siyasî zeminde tartışılmasının önünü açtığını söyledi. Önümüzdeki dönem büyük tartışmalar yaşanacak. İyi Parti’nin olduğu Meclis’te Türk devletinin aleyhine bir kanun çıkarmak zannettikleri kadar kolay olmayacaktır. Bundan sonra mücadelemiz sadece TBMM’de değildir; mücadelemiz meydanlardadır, vatandaşın ağzındadır. Mücadelemiz Türk’ün hakkını korunması olarak tarihe geçecektir. İşi bunlara bırakırsak unutmayın ki bunların anayasası tektir: Dediğim dedik, çaldığım düdük yasasıdır. “Hedefleri hükümsüz cumhuriyet” Bizler, haklı çıktığı için üzülenlerdeniz. Yüzlerce, binlerce terörist, ‘entegrasyon’ adı altında ortaya salındığında, olacakları bildiğim için şimdiden kahroluyorum. Adam gümbür gümbür ömür boyu başkanlığa gidiyor, ‘Terörsüz Türkiye’ diye attıkları astarın altında, savunmasız Türkiye, hükümsüz bir cumhuriyet hedefi vardır. Bu sözde süreci pişirenlerin, paçavra yasayı hazırlayanların bir yarısı, bu ülkenin 103 yıllık cumhuriyet tarihini reklam arası olarak görürken, bir yarısı da zulüm tarihi olarak görüyor. Bu zihinler bir araya gelip, sözde süreç başlatıyor. Bu ihanete karşı çıkanlar da buradadır. İşte seçilecek taraf budur! 2007, 2009, 2010, 2017 ve nihayet 2025… Hepsi özenle seçilmiş sözcüklerle, ‘Yetmez ama evetlerle’ geldi. Hepsiyle bu ülkenin kurucu ilkelerini sakatladılar. Şimdi yine aynı türküyü söylüyor, herkesin de eşlik etmesini istiyorlar. Biz ise bunu ne olursa olsun reddediyoruz. İktidarın bugüne kadar yaptıkları, bundan sonra olacakların açık seçik teminatıdır. Bizim tüm itirazımız bunadır. Kürt kardeşim... Seni Cumhuriyet’ten hesap sormaya itenler var. Hepsi bir ağız etmiş, sana bunu söylüyorlar. Sen onlara, hepimize çocuk gelinleri, kadın cinayetlerini, sana yaşatılan zorbalıkları sor. 25 yıldır bitiremedikleri GAP’ı, yapılmamış tren yollarını, söz verilip açılmayan fabrikaların hesabını sor. Eğer sen soramıyorsan ben buradayım. Gel beraber soralım. 25 yılın hesabını cumhuriyete kesenlerin hesabını, biz birlikte keselim. 20 yaşında teğmeninin ettiği yeminden, komedyenin mizahından, karikatüristin çizgisinden korkuyorlar. Şantajla ülke yönetiyor, her türlü çürümüşlük hüküm sürerken, ahlaksızlığı şarkılarda arıyorlar. Bunlar, bakanlarını arabulucu diye göndertip o makamları teminat gösterip, kıytırık bir şirkete bile söz geçiremeyip 100 maden işçisinin sorununu çözemiyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? Bunlar, terör gazisinin bile hakkına giriyor, Bacağını vatana feda etmiş kahramanları tehlikeli görüp Meclise sokmuyorlar. Önlerine polis ekipleri yığıyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? "Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz" Ne yapacağınızı, kime sahip çıkacağınızı biliyorsunuz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz ve nihayetinde de başaracağız. Biz, bu kalkışmayı, ceketimizi ilikleyip normalleştirmeyeceğiz. Bugünün bir yarını olduğunu biliyoruz. Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır. Bize bunların bedelini ödeteceklermiş, partimize saldırıları arttıracaklarmış! Umurumda bile değil. Gözümüzü hiçbir şeyden sakınmayız. Vekillik maaşı peşinde koşuyorsa rozet değil, isterse boynuna tasma taksın, umurumda bile değil. Sokakta milletin, aynada kendinin, evde çocuğunun yüzüne bakamıyorsa, Allah onun cezasını zaten vermiştir, bedduaya bile gerek yoktur. 1921’de Polatlı’dan gelen düşman top sesleri neyse, ihanet süreci de odur. Bunu düğün davulu zanneden varsa, zil takıp oynayabilir. Ama biz, 41 Bayrak Adam’ın yolundan yürüyoruz. Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz, cumhuriyet menzilinden sapmayacağız bir vatan daha kaybetmeyecek, bir millet daha yitirmeyeceğiz! "Çaresiz ve umutsuz değiliz" Adaletsizliğe, riyakarlığa açtık bayrağımızı. Gazinin bıraktığı can parçasına, şehidin akıttığı kan hatırına açtık bayrağımızı. Karar senin, karar bizim, karar hepimizin. Her gecenin bir gündüzü var, bakmak istersek, Her yanımızda umut var, tutmak istersek. O halde tutun elimden, düşün peşime. Çaresiz ve umutsuz değiliz.” Mitingin ardından Müsavat Dervişoğlu ve İyi Parti teşkilatı, miting alanından Alaca Mescit'e yürüdü.

Sayıştay 25 Denetçi Yardımcısı adayı alacak... Başvurular Eylül'de başlıyor Haber

Sayıştay 25 Denetçi Yardımcısı adayı alacak... Başvurular Eylül'de başlıyor

Sayıştay Başkanlığı, 25 denetçi yardımcısı adayı alımı için giriş sınavı ilanını Resmî Gazete'de yayımladı. Başvurular 9-17 Eylül 2026 tarihleri arasında ÖSYM üzerinden alınacak. Adaylar eleme, yazılı ve mülakat olmak üzere üç aşamalı sınav sürecinden geçecek. ANKARA (İGFA) - Sayıştay Başkanlığı, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan ilanla 25 denetçi yardımcısı adayı istihdam edeceğini duyurdu. Alımlar, eleme sınavı, klasik usulde yapılacak yazılı sınav ve mülakat olmak üzere üç aşamalı giriş sınavıyla gerçekleştirilecek. Başvuru yapacak adayların 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirtilen genel şartları taşıması, 1 Ocak 1991 ve sonrasında doğmuş olması, hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme veya iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden ya da bunlara denk bölümlerden mezun olması gerekiyor. Başvurular 9-17 Eylül 2026 tarihleri arasında ÖSYM'nin Aday İşlemleri Sistemi üzerinden yapılacak. Geç başvuru tarihi ise 24 Eylül 2026 olarak açıklandı. Eleme sınavı 31 Ekim 2026'da Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir'deki ÖSYM e-Sınav merkezlerinde elektronik ortamda gerçekleştirilecek. Sınavda genel yetenek, genel kültür ile iktisat, maliye, hukuk ve muhasebe alanlarından sorular yöneltilecek. Eleme sınavında başarılı olan adaylar, 26-27 Aralık 2026 tarihlerinde Ankara'da yapılacak klasik usuldeki yazılı sınava katılacak. Yazılı sınav hukuk, maliye, iktisat, kompozisyon ve adayların tercihine göre ticaret hukuku veya muhasebe alanlarında uygulanacak. Yazılı sınavı başarıyla tamamlayan adaylar mülakata çağrılacak. Mülakat takvimi ve sonuçları Sayıştay Başkanlığının internet sitesi üzerinden ilan edilecek. Söz konusu ilana ulaşmak için tıklayabilirsiniz

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor Haber

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor

"Tarihçilerin Kutbu" olarak tanınan ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, vefatının 10. yılında saygı, özlem ve rahmetle anılıyor. Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, bugün vefatının 10. yıl dönümünde saygı ve özlemle anılıyor. Osmanlı tarihi başta olmak üzere pek çok alanda öncü olan çalışmalarıyla tarih araştırmalarına önemli katkılarda bulunan ve "Tarihçilerin Kutbu" olarak anılan İnalcık, 25 Temmuz 2016'da hayata gözlerini yumdu. TARİHÇİLERİN KUTBU HALİL İNALCIK KİMDİR? Halil İnalcık, 1916'da İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Kırımgöçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım'dır. Ailesi, 1924 yılında Ankara'ya yerleşti. 1923-1930 arasında Ankara Gazi Mektebinde, bir yıl da Sivas Muallim Mektebine devam etti. Orta tahsilini 1931’de Ankara’da Gazi Muallim Mektebinde tamamladıktan sonra Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebinde lise tahsiline devam etti. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yüksek öğrenimine başladı. 1940 yılında mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak kaldı. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin ilk öğrencilerinden olan İnalcık, Yakınçağ Tarihi bölümünde doktorasını da tamamladıktan sonra, 1942-1972 yılları arasında öğretim üyeliği yapmış; Chicago Üniversitesi Tarihbölümünde Osmanlı Tarihi dersleri verdi. 1993’te de Bilkent Üniversitesine geçti. Eserleri onlarca dile çevrilen, “dünyanın en büyük Osmanlı tarihçisi” olarak kabul edilen Prof. Dr. İnalcık, özellikle Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerine önemli çalışmaları gerçekleştirmiş, birçok Osmanlı tarihçisinin hocalığını yapmıştı. Halil İnalcık’ın dedesinin Bahçesaray Hansarayı Camisi müezzini olduğu, kendisinin işgalden önce Kırım’ı ziyaret ettiği, Türkiye’deki ve görev yaptığı yıllarda ABD’deki Kırım Tatar camiası ile her zaman yakın ilişkiler içerisinde olduğu biliniyordu. HALİL İNALCIK GELENEKSEL USÜLLERDE ULEMA KABRİSTANINA DEFNEDİLDİ Prof. Dr. İnalcık, uzun süredir tedavi gördüğü Ankara Güven Hastanesinde, 25 Temmuz 2016’da 100 yaşında hayatını kaybetti. 27 Temmuz 2016’da Ankara’da gerçekleştirilen törenin ardından da 28 Temmuz 2016’da İstanbul’da Fatih Cami haziresine defnedildi. BİR ASIRLIK ÖMRÜ KİTAPLARLA GEÇTİ Hayatı boyunca 25 kitap ve 310’dan fazla makaleye imza atmış olan Halil İnalcık’ın en son üzerinde uzun yıllar çalıştığı ve vefatından önce tamamladığı, “Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700” isimli eseri de okuyucularla buluşmuştu. PROF. DR. HALİL İNALCIK KÜLLİYATI İnalcık’ın yazdığı ve birkaç dilde araştırmacıların da, tarihçi olmayan okurların da ilgiyle okuduğu eserlerden bazıları şunlardır: -The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600, 1974 (Osmanlı İmparatorluğu, Klasik Çağ) -Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid -The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire, Bloomington, -Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han -Ottoman Civilization (Gunsel Renda ile birlikte), -Essays in Ottoman History -Fatih Devri Üzerine Tedkikler ve Vesikalar, -Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, -Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 1 – Cilt 2 -Tanzimat ve Bulgar Meselesi -Şair ve Patron, -Atatürk ve Demokratik Türkiye, -Devlet-i Aliyye, -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı, -Devlet-i ‘Aliyye: Tagayyür ve Fesad, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar II, -Kanunname-i Sultani Ber Muceb-i Örf-i Osmani -Osmanlı’da Devlet Hukuk Adalet -Osmanlı Uygarlığı -Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab -Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700

12. Yargı Paketi için Meclis’te yoğun mesai başlıyor Haber

12. Yargı Paketi için Meclis’te yoğun mesai başlıyor

TBMM Genel Kurulu, 14 Temmuz’da başlayacak haftalık çalışmalarında kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen kanun teklifini ele alacak. Düzenleme; yargı süreçlerinden bilirkişilik uygulamalarına, dolandırıcılıkla mücadeleden faiz hükümlerine kadar birçok alanda değişiklik öngörüyor. ANKARA (İGFA) - Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), yeni haftada yoğun bir gündemle çalışmalarını sürdürecek. Genel Kurul’un ilk gündem maddeleri arasında, “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” yer alacak. 12. YARGI PAKETİ’NDE DİKKAT ÇEKEN DÜZENLEMELER Teklif kapsamında, Danıştay’daki daire sayısının 10’a düşürülmesine ilişkin düzenlemenin uygulama süresinin 4 yıl daha uzatılması öngörülüyor. İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davaların kapsamı genişletilirken, hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda gereksiz bilirkişi başvurusu yapılması halinde uyarma cezası uygulanması düzenleniyor. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulamasında da değişiklik yapılması planlanıyor. Buna göre işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17’nci maddesi kapsamında kötü muamele olarak değerlendirilebilecek bazı suçlarda HAGB hükümleri uygulanmayacak. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında faiz ödenmesi gereken ancak oranı sözleşmeyle belirlenmeyen durumlarda uygulanacak faiz oranına ilişkin de yeni bir düzenleme getirilecek. Yargıtay ceza dairelerinin belirli kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına Ceza Genel Kurulu’na itiraz yetkisi verilmesi, hukuk yargılamalarında ise duruşmalar arasındaki sürenin 3 ayı aşmaması yönünde düzenleme yapılması öngörülüyor. “IBAN MAĞDURLARI” İÇİN YENİ DÜZENLEME Teklifte kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen dolandırıcılık olaylarına ilişkin de düzenleme yer alıyor. Buna göre, banka hesap bilgilerini veya ödeme araçlarını haksız menfaat sağlamak amacıyla başkalarının kullanımına sunan kişilerin, dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirak kapsamında alacağı cezanın belirli şartlarda yarı oranında indirilmesi öngörülüyor. TBMM’DE 15 TEMMUZ ANMA PROGRAMI Öte yandan TBMM’de, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10’uncu yılı kapsamında çeşitli anma programları düzenlenecek. Programlar, 15 Temmuz Çarşamba günü TBMM Camisi’nde şehitler ve hayatını kaybeden gaziler için okutulacak Mevlid-i Şerif ile başlayacak. Ardından TBMM 15 Temmuz Şehitler Anıtı ile Ana Bina Şeref Holü Anı Taşı’na karanfil bırakılacak. TBMM Şeref Holü’nde ise “15 Temmuz Milli İradenin Zaferi Dijital Gösterim Sergisi”, “15 Temmuz’un 10’uncu Yılı Anısına Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi” ile “15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi Sergisi” açılacak. Meclis Tören Salonu’ndaki anma töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımcılara hitap etmesi bekleniyor. KOMİSYONLARIN GÜNDEMİ DE YOĞUN Bu arada TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, en düşük emekli aylığının artırılmasına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifini görüşecek. Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu ise öğrenci affı ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri kapsayan kanun teklifini ele alacak. Meclis Araştırma Komisyonları da çocukların dijital ortamlarda karşılaştığı riskler, okullarda yaşanan olaylar ve çözüm önerileri başlıklarında çalışmalarını sürdürecek. Dışişleri Komisyonu Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu da gündemindeki konular için toplanacak.

Komedyen Deniz Göktaş neyle suçlanıyor? Haber

Komedyen Deniz Göktaş neyle suçlanıyor?

Yurt dışı dönüşü gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş tutuklandı. Göktaş'a "Ölü Deniz" adlı gösterisi sebebiyle iki suçlama yöneltiliyor. Komedyen Deniz Göktaş hakkında İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sergilediği ve daha sonra YouTube üzerinden paylaştığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisinde yaptığı siyasi hicivler sebebiyle soruşturma başlatılmış, dün de yurt dışı seyahati dönüşü İstanbul Havalimanı'nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınmıştı. Geceyi Vatan Emniyet'te geçiren Göktaş bugün de İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne getirildi. Savcılık ifadesi tamamlanan Göktaş, tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Göktaş hakkında tutuklama kararı verildi. Avukatı Metin Aslan ve Adalet Bakanlığının verdiği bilgilere göre Deniz Göktaş, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299'uncu maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" ile 216'ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamaları yöneltiliyor. TCK'nın 299'uncu maddesi "Cumhurbaşkanına hakaret" suçuna 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Ancak söz konusu suçun herkesin içinde, basın yoluyla veya topluma açık alanlarda işlenmesi halinde ise ceza altıda biri oranında artırılabiliyor. Bu suçtan soruşturma açılması ise Adalet Bakanlığıın iznine tabi tutuluyor. Göktaş'a yöneltilen ikinci suçlama TCK'nın 216'ıncı maddesinin üçüncü fıkrası ise 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Bu suç, şikayete bağlı değil ve resen soruşturulabiliyor. Emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddetti Habertürk'ün haberine göre, Göktaş dün Emniyet'te verdiği ifadede hakkındaki suçlamaları reddetti. "Tarafıma yöneltilen 'Halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama’ kastım kesinlikle yoktur" diyen Göktaş, "İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur, böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm" ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu işlediğini reddeden Göktaş, "Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok. Gösteri boyunca bu tarz popüler figürler, ideolojiler Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır, başkaca bir amacım yoktur" şeklinde konuştu. Deniz Göktaş gösterisinde ne dedi? Göktaş, stand-up gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili olarak "Erdoğan'ın, utangaç bir diktatörden kendi kimliğiyle barışık bir diktatöre geçişi... Yani bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme" şeklinde ifadeler kullanmıştı. Dinle ilgili esprilerinde de Göktaş'ın "İlk üç kitap iyiydi, dördüncüde çeviri zayıf. Dört kitap arasında en iyisi o bence, bir kere iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda. Yazan için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik" ifadeleri tartışma yaratmıştı. Ancak Deniz Göktaş hakkında soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, komedyen hakkında aynı konuya ilişkin 185 CİMER başvurusu değerlendirmeye alındığını ve bunun sonucunda resen soruşturma açıldığını duyurmıştı. Ancak Başsavcılık Göktaş'ın soruşturmaya konu olan ifadelerine ilişkin bir açıklama yapmadı. Hukuk çevrelerinden tepki Ancak Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması tartışma yarattı. İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonu, yaptığı açıklamada soruşturma ve gözaltı işleminin hukuka aykırı olduğunu savunarak Göktaş'ın serbest bırakılması çağrısında bulundu. Komisyon, politik mizahın demokratik toplumların önemli bir unsuru olduğunu belirterek bir şakanın amacının nefret üretmek ya da toplumsal kesimleri hedef göstermek olmadığı durumlarda suç kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, politik mizahın iktidar ile ifade özgürlüğü arasındaki ilişkinin önemli göstergelerinden biri olduğu vurgulanırken, ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği görüşü dile getirildi. Siyasi partiler ve meslek örgütlerinden destek Göktaş'ın gözaltına alınmasına muhalefet partileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları da tepki gösterdi. DEM Parti, yaptığı açıklamada düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıların kabul edilemez olduğunu belirterek "politik mizah yargılanamaz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye İşçi Partisi (TİP), komedyenin önce bazı çevreler tarafından hedef gösterildiğini, ardından gözaltına alındığını savunarak serbest bırakılması çağrısı yaptı. Emek Partisi (EMEP) ise gözaltı kararını ifade ve eleştiri özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak nitelendirdi. Oyuncular Sendikası da yayımladığı açıklamada ifade özgürlüğünün anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altında bulunan temel bir hak olduğuna dikkat çekti. Sendika, sürecin evrensel hukuk ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini belirterek Göktaş ile dayanışma içinde olduğunu duyurdu. İstanbul Tabip Odası da komedyenin serbest bırakılmasını istedi. Oda, ifade özgürlüğü ve hukuki güvenliğin demokratik bir toplumun temel unsurları arasında yer aldığını vurguladı. Deniz Göktaş hakkındaki soruşturmanın ve adli sürecin nasıl sonuçlanacağı önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Gözaltı kararı ise Türkiye'de ifade özgürlüğü, politik mizah ve eleştiri hakkının sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. DW/HS,JD

33. yılında dinmeyen acı... Madımak Otel'e 'Utanç Müzesi' afişi asıldı Haber

33. yılında dinmeyen acı... Madımak Otel'e 'Utanç Müzesi' afişi asıldı

Sivas Katliamı’nın 33. yılında yüzlerce yurttaş Madımak Oteli'ne yürüdü. Utanç müzesi afişlerinin otele asıldığı anmada Özgür Özel, katliamın insanlık suçu sayılması ve otelin utanç müzesi olması gerektiğini vurguladı. Madımak Oteli'nde 33 aydının yaşamını yitirdiği katliamın 33. yılında Sivas'ta anma programı düzenlendi. Anma etkinlikleri kapsamında binlerce yurttaş, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde bir araya gelerek Madımak Oteli'ne yürüdü. Yürüyüşe mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel de katıldı. Yürüyüş sırasında açıklamalarda bulunan Özel, "33'üncü yas yılındayız. Sivas'ta yanan ateş sönmedi, adalet sağlanmadı. İnsanlığa karşı işlenen bu büyük suç maalesef zamanaşımına uğratıldı. Firardakiler yakalanmadı, cezaevindekiler affa uğradı. O günkü ateş hala Sivas'ta yanıyor" dedi. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sivas, CHP'nin Genel Başkanı'nın burada olmasını çok önemsiyor. Yıllardır milletvekili olarak geldiğim süreçte söz vermiştik, o sözü ilk yıldan beri tutuyoruz ve tutmaya devam edeceğiz. Madımak'ın mutlaka utanç müzesi olması gerekiyor. İnsanlığa karşı suçların zamanaşımına uğramaması gerekiyor ve Sivas Katliamı'nın da bir insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesi, her türlü zamanaşımından muaf olması gerekiyor. Zaten imzaladığımız uluslararası anlaşmalar da bunu gerektiriyor. Hükümet bunun gereğini yapmıyor şu anda." Burada basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, 33 yıldır adalet arayışının sürdüğünü belirterek, "33 yıldır burada bir kor ateş yanıyor. Bu ateşin sönümlenmesi, adalete kavuşulmasıyla mümkün. Ancak 33 yıldır ailelerin adalet arayışı devam ediyor" ifadelerini kullandı. Özel, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Çok farklı farklı adaletsizlikler var. Hala firarda olanlar var. Yakalanmış Almanya’da ama halen Türkiye’ye iade edilmemiş, altı yıl daha iade edilmezlerse zaman aşımından yararlanacaklar var. Ağırlaştırılmış müebbet hapis aldıkları halde Anayasa Mahkemesi’nin geçmişteki haksız ve yersiz bir yorumlamasıyla serbest kalmış olanlar var. Terör suçları koşullu salıverme şartlarından yararlanmazken, Madımak katillerinin yararlandırıldığı ve Madımak’ın bir terör olayı sayılmadığı bir süreçle karşı karşıyayız." Özel, katliamın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Diğer bir taraftan insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Madımak, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Ancak ve ancak Madımak’ın insanlığa karşı bir suç olarak işlendiğini kabul etmeyenler ve bunu zaman aşımına tabi tutan bir takım yaklaşımlar var. Bu yüzden bu çoklu adaletsizlik ortamında hep birlikte ailelerin yanındayız, kurumların yanındayız, ilk günden beri adalet arayan hukukçuların ve avukatların yanındayız. Bütün canların yanındayız." "2 TEMMUZ UTANÇ GÜNÜ OLARAK ANILACAK" Madımak Oteli'ne "Madımak Utanç Müzesi" yazılı tabela asıldığını hatırlatan Özel, mücadelenin süreceğini belirtti. "Bugün 'Madımak Utanç Müzesi' diye bir tabelayı oraya yapıştırdılar" diyen Özel, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz bunun, devlet tarafından resmen buranın bir utanç müzesi olarak kabul edildiği ve 2 Temmuz’un bir utanç günü olarak kanunlaştığı güne kadar mücadelemizi bu konuda sürdüreceğiz. Daha önce bu konuda Meclis’te çeşitli çalışmalarımız, girişimlerimiz, kanun tekliflerimiz oldu. Ümit ediyoruz ki bu Madımak’ta yaşananları bir insanlık suçu olarak görmeyen, zaman aşımından yararlandıran, firarileri bulmayan, yıllarca kırmızı bültenle arananların evinde vefat ettikten sonra buralarda olduğunun farkına varan ve davanın düştüğü söylendiğinde, tahliyeler söylendiğinde bunu olumlu bir gelişme olarak ifade edip, ‘Vatana ve millete hayırlısı olsun’ diyenlerin iktidarı son bulduğunda, halkın iktidarı kurulduğunda buraya bu tabela ve altında devletin resmi mührünün de bulunduğu şekilde kalıcı olarak asılacak. 2 Temmuz da bir utanç günü olarak alınacak. Ben bir kez daha acıyı paylaşıyorum ve Sayın Genel Başkanların şahsında tüm canları saygıyla selamlıyorum." (Video: Pir Haber Ajansı) HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU SİVAS'TA 2 Temmuz için Sivas'ta bulunan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, anı köşesine karanfiller bırakıp, basın açıklaması yaptı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı; "Bugün burada yalnızca bir anma yapmak için toplanmadık. Bugün burada acımızı paylaşmak, birlik ve kardeşliğimizi haykırmak için toplandık. Bundan tam otuz üç yıl önce Madımak'ta 33 aydınımızı katlettiler. Aradan geçen bunca yıla rağmen içimizdeki ateş sönmedi. Çünkü Madımak yalnızca bir bina değildi. Madımak, bu milletin vicdanına vurulmuş ağır bir darbeydi. Biz biliyoruz ki 2 Temmuz Madımak katliamı ile 5 Temmuz Başbağlar katliamı aynı karanlık planın parçalarıdır. Madımak'ta canlarımızı yakarak bizi birbirimize düşürmek istediler. Başbağlar'da köylülerimizi kurşuna dizerek aynı oyunu sürdürmek istediler. Ama başaramadılar. Bu milleti bölemediler. Alevi ile Sünniyi düşman edemediler. Çünkü biz bin yıllık kardeşliğin evlatlarıyız. Biz inanıyoruz ki Madımak katliamının gerçek failleri ortaya çıkarılmadan bu acı dinmeyecektir. Biz bu karanlık planların arkasında ABD ve NATO'nun Gladyo örgütünün bulunduğunu biliyoruz. Bu milleti birbirine kırdıran bütün karanlık ilişkiler açığa çıkarılmalıdır. Birkaç gün sonra Ankara'da NATO toplantısı yapılacak. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Anadolu, emperyalist hesapların oyun sahası olmayacaktır. Bu millet artık kardeş kanı üzerinden kurulan senaryolara teslim olmayacaktır. Biz Horasan'dan çıktık. Ehlibeyt sevgisiyle yoğrulduk. Horasan erenlerinin nefesiyle Anadolu'ya geldik. Pirlerle, dedelerle, erenlerle bu topraklarda bir olduk, diri olduk, kardeş olduk. Yüzyıllardır üzerimize Hızır Paşalar gönderdiler. Her defasında Pir Sultan olduk. Her defasında zalimin karşısında dimdik durduk. Her defasında "Gelin canlar bir olalım" dedik. Çünkü bizim yolumuz sevginin yoludur. Biz can veririz. Can almayız. Çünkü biz canız. Biz ulu bir yolun talipleriyiz. Bugün buradan bütün Türkiye'ye sesleniyoruz. Madımak'ın acısı hepimizin acısıdır. Başbağlar'ın acısı hepimizin acısıdır. Bu ülkenin neresinde bir can yanmışsa o acı hepimizin acısıdır. Sivas artık acının şehri olarak anılmamalıdır. Sivas kardeşliğin, sevginin ve birliğin şehri olmalıdır. Erenlerimiz, pirlerimiz ve dedelerimiz bize bunu öğütlemiştir. Bugün Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızın huzurunda söz veriyoruz. Sizi unutmayacağız. Sizin adınızı yaşatacağız. Bu milleti birbirine düşürmek isteyen odaklarla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Birliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Çünkü bu vatan hepimizindir. Bu bayrak hepimizindir. Bu devlet hepimizindir. Kazanan kardeşlik olacaktır. Kazanan Türk Milleti olacaktır. Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızı saygı ve özlemle anıyor ve onlara söz veriyorum. Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak anınızı yaşatacak ve bu katliamın asıl faillerinin ortaya çıkarılması için kararlılıkla çalışacağız." KİM NE DEDİ Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli'nin yakılması sonucu 33 aydın, yazar ve sanatçı ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirdiği katliamın 33. yılında siyasetçiler ve kurumlar anma mesajları yayımladı. Bakın hangi siyasetçi ne dedi... Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: "2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak'ta yaşanan katliamda hayatını kaybeden bütün canları rahmetle anıyorum. Bu ülkenin yaşadığı derin acılar bize bir yol gösteriyor; asla ve asla kör karanlık akılların ürettiği nefretin ülkemizi sarmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizden, beraberliğimizden vazgeçmeyeceğiz" Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş: "2 Temmuz 1993… Tarihimize kara bir leke, ortak vicdanımıza hiç dinmeyecek bir acı olarak kazınan Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyorum." Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan: "Eşit yurttaşlığın teminatı olacak bir Ayrımcılıkla Mücadele Yasası gecikmeden TBMM gündemine alınmalıdır. Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Müslüman’ın, Gayrimüslim’in; bu ülkenin her yurttaşının hukuk önünde eşitliğini güvence altına alan böyle bir düzenleme, Türkiye’nin demokrasi meselesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Barışı, milli birlik ve bütünlüğü, ülkede güvenin yeniden tesis edilmesini konuştuğumuz bugünlerde, böylesi bir adım en güçlü samimiyet göstergesi olacaktır. Barış, ancak hukuki güvenceyle ve ortak toplumsal hafızayla inşa edilir. Acıları tanıdığımızda, eşit yurttaşlığı güvence altına aldığımızda ve vicdanı kamusal hayatın temeline yerleştirdiğimizde kalıcılaşır." DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: "2 Temmuz 1993’te Madımak’ta katledilen 35 canımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Hiçbir vatandaşımızın düşüncesi, kimliği ya da inancı nedeniyle hedef alınmadığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz" Odatv

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.