Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hukuk

bursaarena.com.tr - Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sayıştay 25 Denetçi Yardımcısı adayı alacak... Başvurular Eylül'de başlıyor Haber

Sayıştay 25 Denetçi Yardımcısı adayı alacak... Başvurular Eylül'de başlıyor

Sayıştay Başkanlığı, 25 denetçi yardımcısı adayı alımı için giriş sınavı ilanını Resmî Gazete'de yayımladı. Başvurular 9-17 Eylül 2026 tarihleri arasında ÖSYM üzerinden alınacak. Adaylar eleme, yazılı ve mülakat olmak üzere üç aşamalı sınav sürecinden geçecek. ANKARA (İGFA) - Sayıştay Başkanlığı, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan ilanla 25 denetçi yardımcısı adayı istihdam edeceğini duyurdu. Alımlar, eleme sınavı, klasik usulde yapılacak yazılı sınav ve mülakat olmak üzere üç aşamalı giriş sınavıyla gerçekleştirilecek. Başvuru yapacak adayların 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirtilen genel şartları taşıması, 1 Ocak 1991 ve sonrasında doğmuş olması, hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme veya iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden ya da bunlara denk bölümlerden mezun olması gerekiyor. Başvurular 9-17 Eylül 2026 tarihleri arasında ÖSYM'nin Aday İşlemleri Sistemi üzerinden yapılacak. Geç başvuru tarihi ise 24 Eylül 2026 olarak açıklandı. Eleme sınavı 31 Ekim 2026'da Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir'deki ÖSYM e-Sınav merkezlerinde elektronik ortamda gerçekleştirilecek. Sınavda genel yetenek, genel kültür ile iktisat, maliye, hukuk ve muhasebe alanlarından sorular yöneltilecek. Eleme sınavında başarılı olan adaylar, 26-27 Aralık 2026 tarihlerinde Ankara'da yapılacak klasik usuldeki yazılı sınava katılacak. Yazılı sınav hukuk, maliye, iktisat, kompozisyon ve adayların tercihine göre ticaret hukuku veya muhasebe alanlarında uygulanacak. Yazılı sınavı başarıyla tamamlayan adaylar mülakata çağrılacak. Mülakat takvimi ve sonuçları Sayıştay Başkanlığının internet sitesi üzerinden ilan edilecek. Söz konusu ilana ulaşmak için tıklayabilirsiniz

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor Haber

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor

"Tarihçilerin Kutbu" olarak tanınan ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, vefatının 10. yılında saygı, özlem ve rahmetle anılıyor. Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, bugün vefatının 10. yıl dönümünde saygı ve özlemle anılıyor. Osmanlı tarihi başta olmak üzere pek çok alanda öncü olan çalışmalarıyla tarih araştırmalarına önemli katkılarda bulunan ve "Tarihçilerin Kutbu" olarak anılan İnalcık, 25 Temmuz 2016'da hayata gözlerini yumdu. TARİHÇİLERİN KUTBU HALİL İNALCIK KİMDİR? Halil İnalcık, 1916'da İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Kırımgöçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım'dır. Ailesi, 1924 yılında Ankara'ya yerleşti. 1923-1930 arasında Ankara Gazi Mektebinde, bir yıl da Sivas Muallim Mektebine devam etti. Orta tahsilini 1931’de Ankara’da Gazi Muallim Mektebinde tamamladıktan sonra Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebinde lise tahsiline devam etti. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yüksek öğrenimine başladı. 1940 yılında mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak kaldı. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin ilk öğrencilerinden olan İnalcık, Yakınçağ Tarihi bölümünde doktorasını da tamamladıktan sonra, 1942-1972 yılları arasında öğretim üyeliği yapmış; Chicago Üniversitesi Tarihbölümünde Osmanlı Tarihi dersleri verdi. 1993’te de Bilkent Üniversitesine geçti. Eserleri onlarca dile çevrilen, “dünyanın en büyük Osmanlı tarihçisi” olarak kabul edilen Prof. Dr. İnalcık, özellikle Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerine önemli çalışmaları gerçekleştirmiş, birçok Osmanlı tarihçisinin hocalığını yapmıştı. Halil İnalcık’ın dedesinin Bahçesaray Hansarayı Camisi müezzini olduğu, kendisinin işgalden önce Kırım’ı ziyaret ettiği, Türkiye’deki ve görev yaptığı yıllarda ABD’deki Kırım Tatar camiası ile her zaman yakın ilişkiler içerisinde olduğu biliniyordu. HALİL İNALCIK GELENEKSEL USÜLLERDE ULEMA KABRİSTANINA DEFNEDİLDİ Prof. Dr. İnalcık, uzun süredir tedavi gördüğü Ankara Güven Hastanesinde, 25 Temmuz 2016’da 100 yaşında hayatını kaybetti. 27 Temmuz 2016’da Ankara’da gerçekleştirilen törenin ardından da 28 Temmuz 2016’da İstanbul’da Fatih Cami haziresine defnedildi. BİR ASIRLIK ÖMRÜ KİTAPLARLA GEÇTİ Hayatı boyunca 25 kitap ve 310’dan fazla makaleye imza atmış olan Halil İnalcık’ın en son üzerinde uzun yıllar çalıştığı ve vefatından önce tamamladığı, “Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700” isimli eseri de okuyucularla buluşmuştu. PROF. DR. HALİL İNALCIK KÜLLİYATI İnalcık’ın yazdığı ve birkaç dilde araştırmacıların da, tarihçi olmayan okurların da ilgiyle okuduğu eserlerden bazıları şunlardır: -The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600, 1974 (Osmanlı İmparatorluğu, Klasik Çağ) -Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid -The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire, Bloomington, -Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han -Ottoman Civilization (Gunsel Renda ile birlikte), -Essays in Ottoman History -Fatih Devri Üzerine Tedkikler ve Vesikalar, -Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, -Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 1 – Cilt 2 -Tanzimat ve Bulgar Meselesi -Şair ve Patron, -Atatürk ve Demokratik Türkiye, -Devlet-i Aliyye, -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı, -Devlet-i ‘Aliyye: Tagayyür ve Fesad, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar II, -Kanunname-i Sultani Ber Muceb-i Örf-i Osmani -Osmanlı’da Devlet Hukuk Adalet -Osmanlı Uygarlığı -Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab -Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700

12. Yargı Paketi için Meclis’te yoğun mesai başlıyor Haber

12. Yargı Paketi için Meclis’te yoğun mesai başlıyor

TBMM Genel Kurulu, 14 Temmuz’da başlayacak haftalık çalışmalarında kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen kanun teklifini ele alacak. Düzenleme; yargı süreçlerinden bilirkişilik uygulamalarına, dolandırıcılıkla mücadeleden faiz hükümlerine kadar birçok alanda değişiklik öngörüyor. ANKARA (İGFA) - Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), yeni haftada yoğun bir gündemle çalışmalarını sürdürecek. Genel Kurul’un ilk gündem maddeleri arasında, “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” yer alacak. 12. YARGI PAKETİ’NDE DİKKAT ÇEKEN DÜZENLEMELER Teklif kapsamında, Danıştay’daki daire sayısının 10’a düşürülmesine ilişkin düzenlemenin uygulama süresinin 4 yıl daha uzatılması öngörülüyor. İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davaların kapsamı genişletilirken, hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda gereksiz bilirkişi başvurusu yapılması halinde uyarma cezası uygulanması düzenleniyor. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulamasında da değişiklik yapılması planlanıyor. Buna göre işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17’nci maddesi kapsamında kötü muamele olarak değerlendirilebilecek bazı suçlarda HAGB hükümleri uygulanmayacak. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında faiz ödenmesi gereken ancak oranı sözleşmeyle belirlenmeyen durumlarda uygulanacak faiz oranına ilişkin de yeni bir düzenleme getirilecek. Yargıtay ceza dairelerinin belirli kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına Ceza Genel Kurulu’na itiraz yetkisi verilmesi, hukuk yargılamalarında ise duruşmalar arasındaki sürenin 3 ayı aşmaması yönünde düzenleme yapılması öngörülüyor. “IBAN MAĞDURLARI” İÇİN YENİ DÜZENLEME Teklifte kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen dolandırıcılık olaylarına ilişkin de düzenleme yer alıyor. Buna göre, banka hesap bilgilerini veya ödeme araçlarını haksız menfaat sağlamak amacıyla başkalarının kullanımına sunan kişilerin, dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirak kapsamında alacağı cezanın belirli şartlarda yarı oranında indirilmesi öngörülüyor. TBMM’DE 15 TEMMUZ ANMA PROGRAMI Öte yandan TBMM’de, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10’uncu yılı kapsamında çeşitli anma programları düzenlenecek. Programlar, 15 Temmuz Çarşamba günü TBMM Camisi’nde şehitler ve hayatını kaybeden gaziler için okutulacak Mevlid-i Şerif ile başlayacak. Ardından TBMM 15 Temmuz Şehitler Anıtı ile Ana Bina Şeref Holü Anı Taşı’na karanfil bırakılacak. TBMM Şeref Holü’nde ise “15 Temmuz Milli İradenin Zaferi Dijital Gösterim Sergisi”, “15 Temmuz’un 10’uncu Yılı Anısına Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi” ile “15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi Sergisi” açılacak. Meclis Tören Salonu’ndaki anma töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımcılara hitap etmesi bekleniyor. KOMİSYONLARIN GÜNDEMİ DE YOĞUN Bu arada TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, en düşük emekli aylığının artırılmasına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifini görüşecek. Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu ise öğrenci affı ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri kapsayan kanun teklifini ele alacak. Meclis Araştırma Komisyonları da çocukların dijital ortamlarda karşılaştığı riskler, okullarda yaşanan olaylar ve çözüm önerileri başlıklarında çalışmalarını sürdürecek. Dışişleri Komisyonu Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu da gündemindeki konular için toplanacak.

Komedyen Deniz Göktaş neyle suçlanıyor? Haber

Komedyen Deniz Göktaş neyle suçlanıyor?

Yurt dışı dönüşü gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş tutuklandı. Göktaş'a "Ölü Deniz" adlı gösterisi sebebiyle iki suçlama yöneltiliyor. Komedyen Deniz Göktaş hakkında İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sergilediği ve daha sonra YouTube üzerinden paylaştığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisinde yaptığı siyasi hicivler sebebiyle soruşturma başlatılmış, dün de yurt dışı seyahati dönüşü İstanbul Havalimanı'nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınmıştı. Geceyi Vatan Emniyet'te geçiren Göktaş bugün de İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne getirildi. Savcılık ifadesi tamamlanan Göktaş, tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Göktaş hakkında tutuklama kararı verildi. Avukatı Metin Aslan ve Adalet Bakanlığının verdiği bilgilere göre Deniz Göktaş, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299'uncu maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" ile 216'ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamaları yöneltiliyor. TCK'nın 299'uncu maddesi "Cumhurbaşkanına hakaret" suçuna 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Ancak söz konusu suçun herkesin içinde, basın yoluyla veya topluma açık alanlarda işlenmesi halinde ise ceza altıda biri oranında artırılabiliyor. Bu suçtan soruşturma açılması ise Adalet Bakanlığıın iznine tabi tutuluyor. Göktaş'a yöneltilen ikinci suçlama TCK'nın 216'ıncı maddesinin üçüncü fıkrası ise 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Bu suç, şikayete bağlı değil ve resen soruşturulabiliyor. Emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddetti Habertürk'ün haberine göre, Göktaş dün Emniyet'te verdiği ifadede hakkındaki suçlamaları reddetti. "Tarafıma yöneltilen 'Halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama’ kastım kesinlikle yoktur" diyen Göktaş, "İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur, böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm" ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu işlediğini reddeden Göktaş, "Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok. Gösteri boyunca bu tarz popüler figürler, ideolojiler Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır, başkaca bir amacım yoktur" şeklinde konuştu. Deniz Göktaş gösterisinde ne dedi? Göktaş, stand-up gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili olarak "Erdoğan'ın, utangaç bir diktatörden kendi kimliğiyle barışık bir diktatöre geçişi... Yani bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme" şeklinde ifadeler kullanmıştı. Dinle ilgili esprilerinde de Göktaş'ın "İlk üç kitap iyiydi, dördüncüde çeviri zayıf. Dört kitap arasında en iyisi o bence, bir kere iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda. Yazan için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik" ifadeleri tartışma yaratmıştı. Ancak Deniz Göktaş hakkında soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, komedyen hakkında aynı konuya ilişkin 185 CİMER başvurusu değerlendirmeye alındığını ve bunun sonucunda resen soruşturma açıldığını duyurmıştı. Ancak Başsavcılık Göktaş'ın soruşturmaya konu olan ifadelerine ilişkin bir açıklama yapmadı. Hukuk çevrelerinden tepki Ancak Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması tartışma yarattı. İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonu, yaptığı açıklamada soruşturma ve gözaltı işleminin hukuka aykırı olduğunu savunarak Göktaş'ın serbest bırakılması çağrısında bulundu. Komisyon, politik mizahın demokratik toplumların önemli bir unsuru olduğunu belirterek bir şakanın amacının nefret üretmek ya da toplumsal kesimleri hedef göstermek olmadığı durumlarda suç kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, politik mizahın iktidar ile ifade özgürlüğü arasındaki ilişkinin önemli göstergelerinden biri olduğu vurgulanırken, ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği görüşü dile getirildi. Siyasi partiler ve meslek örgütlerinden destek Göktaş'ın gözaltına alınmasına muhalefet partileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları da tepki gösterdi. DEM Parti, yaptığı açıklamada düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıların kabul edilemez olduğunu belirterek "politik mizah yargılanamaz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye İşçi Partisi (TİP), komedyenin önce bazı çevreler tarafından hedef gösterildiğini, ardından gözaltına alındığını savunarak serbest bırakılması çağrısı yaptı. Emek Partisi (EMEP) ise gözaltı kararını ifade ve eleştiri özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak nitelendirdi. Oyuncular Sendikası da yayımladığı açıklamada ifade özgürlüğünün anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altında bulunan temel bir hak olduğuna dikkat çekti. Sendika, sürecin evrensel hukuk ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini belirterek Göktaş ile dayanışma içinde olduğunu duyurdu. İstanbul Tabip Odası da komedyenin serbest bırakılmasını istedi. Oda, ifade özgürlüğü ve hukuki güvenliğin demokratik bir toplumun temel unsurları arasında yer aldığını vurguladı. Deniz Göktaş hakkındaki soruşturmanın ve adli sürecin nasıl sonuçlanacağı önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Gözaltı kararı ise Türkiye'de ifade özgürlüğü, politik mizah ve eleştiri hakkının sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. DW/HS,JD

33. yılında dinmeyen acı... Madımak Otel'e 'Utanç Müzesi' afişi asıldı Haber

33. yılında dinmeyen acı... Madımak Otel'e 'Utanç Müzesi' afişi asıldı

Sivas Katliamı’nın 33. yılında yüzlerce yurttaş Madımak Oteli'ne yürüdü. Utanç müzesi afişlerinin otele asıldığı anmada Özgür Özel, katliamın insanlık suçu sayılması ve otelin utanç müzesi olması gerektiğini vurguladı. Madımak Oteli'nde 33 aydının yaşamını yitirdiği katliamın 33. yılında Sivas'ta anma programı düzenlendi. Anma etkinlikleri kapsamında binlerce yurttaş, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde bir araya gelerek Madımak Oteli'ne yürüdü. Yürüyüşe mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel de katıldı. Yürüyüş sırasında açıklamalarda bulunan Özel, "33'üncü yas yılındayız. Sivas'ta yanan ateş sönmedi, adalet sağlanmadı. İnsanlığa karşı işlenen bu büyük suç maalesef zamanaşımına uğratıldı. Firardakiler yakalanmadı, cezaevindekiler affa uğradı. O günkü ateş hala Sivas'ta yanıyor" dedi. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sivas, CHP'nin Genel Başkanı'nın burada olmasını çok önemsiyor. Yıllardır milletvekili olarak geldiğim süreçte söz vermiştik, o sözü ilk yıldan beri tutuyoruz ve tutmaya devam edeceğiz. Madımak'ın mutlaka utanç müzesi olması gerekiyor. İnsanlığa karşı suçların zamanaşımına uğramaması gerekiyor ve Sivas Katliamı'nın da bir insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesi, her türlü zamanaşımından muaf olması gerekiyor. Zaten imzaladığımız uluslararası anlaşmalar da bunu gerektiriyor. Hükümet bunun gereğini yapmıyor şu anda." Burada basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, 33 yıldır adalet arayışının sürdüğünü belirterek, "33 yıldır burada bir kor ateş yanıyor. Bu ateşin sönümlenmesi, adalete kavuşulmasıyla mümkün. Ancak 33 yıldır ailelerin adalet arayışı devam ediyor" ifadelerini kullandı. Özel, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Çok farklı farklı adaletsizlikler var. Hala firarda olanlar var. Yakalanmış Almanya’da ama halen Türkiye’ye iade edilmemiş, altı yıl daha iade edilmezlerse zaman aşımından yararlanacaklar var. Ağırlaştırılmış müebbet hapis aldıkları halde Anayasa Mahkemesi’nin geçmişteki haksız ve yersiz bir yorumlamasıyla serbest kalmış olanlar var. Terör suçları koşullu salıverme şartlarından yararlanmazken, Madımak katillerinin yararlandırıldığı ve Madımak’ın bir terör olayı sayılmadığı bir süreçle karşı karşıyayız." Özel, katliamın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Diğer bir taraftan insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Madımak, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Ancak ve ancak Madımak’ın insanlığa karşı bir suç olarak işlendiğini kabul etmeyenler ve bunu zaman aşımına tabi tutan bir takım yaklaşımlar var. Bu yüzden bu çoklu adaletsizlik ortamında hep birlikte ailelerin yanındayız, kurumların yanındayız, ilk günden beri adalet arayan hukukçuların ve avukatların yanındayız. Bütün canların yanındayız." "2 TEMMUZ UTANÇ GÜNÜ OLARAK ANILACAK" Madımak Oteli'ne "Madımak Utanç Müzesi" yazılı tabela asıldığını hatırlatan Özel, mücadelenin süreceğini belirtti. "Bugün 'Madımak Utanç Müzesi' diye bir tabelayı oraya yapıştırdılar" diyen Özel, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz bunun, devlet tarafından resmen buranın bir utanç müzesi olarak kabul edildiği ve 2 Temmuz’un bir utanç günü olarak kanunlaştığı güne kadar mücadelemizi bu konuda sürdüreceğiz. Daha önce bu konuda Meclis’te çeşitli çalışmalarımız, girişimlerimiz, kanun tekliflerimiz oldu. Ümit ediyoruz ki bu Madımak’ta yaşananları bir insanlık suçu olarak görmeyen, zaman aşımından yararlandıran, firarileri bulmayan, yıllarca kırmızı bültenle arananların evinde vefat ettikten sonra buralarda olduğunun farkına varan ve davanın düştüğü söylendiğinde, tahliyeler söylendiğinde bunu olumlu bir gelişme olarak ifade edip, ‘Vatana ve millete hayırlısı olsun’ diyenlerin iktidarı son bulduğunda, halkın iktidarı kurulduğunda buraya bu tabela ve altında devletin resmi mührünün de bulunduğu şekilde kalıcı olarak asılacak. 2 Temmuz da bir utanç günü olarak alınacak. Ben bir kez daha acıyı paylaşıyorum ve Sayın Genel Başkanların şahsında tüm canları saygıyla selamlıyorum." (Video: Pir Haber Ajansı) HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU SİVAS'TA 2 Temmuz için Sivas'ta bulunan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, anı köşesine karanfiller bırakıp, basın açıklaması yaptı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı; "Bugün burada yalnızca bir anma yapmak için toplanmadık. Bugün burada acımızı paylaşmak, birlik ve kardeşliğimizi haykırmak için toplandık. Bundan tam otuz üç yıl önce Madımak'ta 33 aydınımızı katlettiler. Aradan geçen bunca yıla rağmen içimizdeki ateş sönmedi. Çünkü Madımak yalnızca bir bina değildi. Madımak, bu milletin vicdanına vurulmuş ağır bir darbeydi. Biz biliyoruz ki 2 Temmuz Madımak katliamı ile 5 Temmuz Başbağlar katliamı aynı karanlık planın parçalarıdır. Madımak'ta canlarımızı yakarak bizi birbirimize düşürmek istediler. Başbağlar'da köylülerimizi kurşuna dizerek aynı oyunu sürdürmek istediler. Ama başaramadılar. Bu milleti bölemediler. Alevi ile Sünniyi düşman edemediler. Çünkü biz bin yıllık kardeşliğin evlatlarıyız. Biz inanıyoruz ki Madımak katliamının gerçek failleri ortaya çıkarılmadan bu acı dinmeyecektir. Biz bu karanlık planların arkasında ABD ve NATO'nun Gladyo örgütünün bulunduğunu biliyoruz. Bu milleti birbirine kırdıran bütün karanlık ilişkiler açığa çıkarılmalıdır. Birkaç gün sonra Ankara'da NATO toplantısı yapılacak. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Anadolu, emperyalist hesapların oyun sahası olmayacaktır. Bu millet artık kardeş kanı üzerinden kurulan senaryolara teslim olmayacaktır. Biz Horasan'dan çıktık. Ehlibeyt sevgisiyle yoğrulduk. Horasan erenlerinin nefesiyle Anadolu'ya geldik. Pirlerle, dedelerle, erenlerle bu topraklarda bir olduk, diri olduk, kardeş olduk. Yüzyıllardır üzerimize Hızır Paşalar gönderdiler. Her defasında Pir Sultan olduk. Her defasında zalimin karşısında dimdik durduk. Her defasında "Gelin canlar bir olalım" dedik. Çünkü bizim yolumuz sevginin yoludur. Biz can veririz. Can almayız. Çünkü biz canız. Biz ulu bir yolun talipleriyiz. Bugün buradan bütün Türkiye'ye sesleniyoruz. Madımak'ın acısı hepimizin acısıdır. Başbağlar'ın acısı hepimizin acısıdır. Bu ülkenin neresinde bir can yanmışsa o acı hepimizin acısıdır. Sivas artık acının şehri olarak anılmamalıdır. Sivas kardeşliğin, sevginin ve birliğin şehri olmalıdır. Erenlerimiz, pirlerimiz ve dedelerimiz bize bunu öğütlemiştir. Bugün Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızın huzurunda söz veriyoruz. Sizi unutmayacağız. Sizin adınızı yaşatacağız. Bu milleti birbirine düşürmek isteyen odaklarla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Birliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Çünkü bu vatan hepimizindir. Bu bayrak hepimizindir. Bu devlet hepimizindir. Kazanan kardeşlik olacaktır. Kazanan Türk Milleti olacaktır. Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızı saygı ve özlemle anıyor ve onlara söz veriyorum. Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak anınızı yaşatacak ve bu katliamın asıl faillerinin ortaya çıkarılması için kararlılıkla çalışacağız." KİM NE DEDİ Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli'nin yakılması sonucu 33 aydın, yazar ve sanatçı ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirdiği katliamın 33. yılında siyasetçiler ve kurumlar anma mesajları yayımladı. Bakın hangi siyasetçi ne dedi... Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: "2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak'ta yaşanan katliamda hayatını kaybeden bütün canları rahmetle anıyorum. Bu ülkenin yaşadığı derin acılar bize bir yol gösteriyor; asla ve asla kör karanlık akılların ürettiği nefretin ülkemizi sarmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizden, beraberliğimizden vazgeçmeyeceğiz" Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş: "2 Temmuz 1993… Tarihimize kara bir leke, ortak vicdanımıza hiç dinmeyecek bir acı olarak kazınan Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyorum." Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan: "Eşit yurttaşlığın teminatı olacak bir Ayrımcılıkla Mücadele Yasası gecikmeden TBMM gündemine alınmalıdır. Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Müslüman’ın, Gayrimüslim’in; bu ülkenin her yurttaşının hukuk önünde eşitliğini güvence altına alan böyle bir düzenleme, Türkiye’nin demokrasi meselesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Barışı, milli birlik ve bütünlüğü, ülkede güvenin yeniden tesis edilmesini konuştuğumuz bugünlerde, böylesi bir adım en güçlü samimiyet göstergesi olacaktır. Barış, ancak hukuki güvenceyle ve ortak toplumsal hafızayla inşa edilir. Acıları tanıdığımızda, eşit yurttaşlığı güvence altına aldığımızda ve vicdanı kamusal hayatın temeline yerleştirdiğimizde kalıcılaşır." DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: "2 Temmuz 1993’te Madımak’ta katledilen 35 canımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Hiçbir vatandaşımızın düşüncesi, kimliği ya da inancı nedeniyle hedef alınmadığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz" Odatv

İngiltere’de yapay zeka avukatıyla kazanılan ilk dava tarihe geçti Haber

İngiltere’de yapay zeka avukatıyla kazanılan ilk dava tarihe geçti

İngiliz mahkemelerinde ilk kez yapay zeka tarafından hazırlanan bir dava dosyası zaferle sonuçlandı. Yapay zeka hukuk firmasının hazırladığı savunma, mahkemede bir insan avukat tarafından savunularak davayı kazandı. İngiltere'de serbest zamanlı insan kaynakları danışmanı olarak çalışan bir adam, alamadığı 7 bin sterlinlik alacağı için yargı sürecini başlatmak adına yapay zeka hukuk şirketine yaklaşık 400 sterlin ödedi. Geçen yıl nisan ayında Avukatlar Düzenleme Kurulu (SRA) tarafından onaylanan yapay zeka sistemi, dava öncesindeki tüm hukuki çalışmaları tek başına yürüttü. Karşı tarafın profesyonel bir hukuk firmasıyla iş birliği yaparak sunduğu karşı iddiaları çürüten yapay zeka, üç saat süren duruşma için dört tanık ifadesi ve kapsamlı bir belge paketi hazırladı. Wandsworth Bölge Mahkemesi'nde görülen duruşma sonucunda mahkeme, adamı haklı bularak alacağının ödenmesine hükmetti. Küçük işletmeler için adalete erişim Yapay zeka firmasının kurucu ortaklarından Philip Young, bu kararı adalete erişim açısından tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Birçok küçük işletmenin, dava masraflarının alacakları miktarı aşması nedeniyle borçlarını silmek zorunda kaldığını belirten Young, yapay zekanın maliyetleri düşürerek bu mağduriyetin önüne geçtiğini vurguladı. Davayı kazanan adam ise alacağını geri alma sürecinin normal şartlarda çok stresli, pahalı ve zaman alıcı olmasından korktuğunu, ancak yapay zekanın sunduğu uygun maliyetli ve yetkin destek sayesinde hakkını arayabildiğini ifade etti. "Savunma hala insani bir eylem" Duruşmada müvekkili mahkemede fiilen temsil etmesi için yapay zeka şirketi tarafından tutulan avukat Dominic Li, yapay zekanın dosyayı son derece net ve etkili bir şekilde hazırladığını belirtti. Ancak Li, mahkeme salonundaki hitabetin, iknanın ve duruşma yönetiminin hala hayati bir önem taşıdığını ve özünde insani bir eylem olarak kalmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi. İngiliz hukuk sektörü, daha önce bazı yapay zeka sistemlerinin mahkemeleri yanlış yönlendirmesi gibi skandallarla sarsılmış olsa da, bu son karar yapay zekanın doğru kullanıldığında hukuk sisteminde nasıl kalıcı bir yer edinebileceğini gözler önüne serdi. The Guardian

CAN PULAK: Mutlak Akıllan Türkiye'm.. Haber

CAN PULAK: Mutlak Akıllan Türkiye'm..

Mutlak Butlanı konuşan Türkiye’nin mutlak akıllanması gerekiyor. Çünkü öyle garip, çapraşık, huzursuzluk yaratan şeyler oluyor ki ülkemizde, bunlardan ancak aklımızı kullanarak kurtulabiliriz. Siyasi çekişmeler, siyasi çıkar hesapları, siyasetçilerin kavgaları ve bunlardan kaynaklanan yönetim ve geçim sancıları milleti yordu, bıktı usandırdı. Millet huzur istiyor, hak-hukuk-adalet istiyor, insanca geçinmek ve gırtlağını sıkan borçlu yaşamdan kurtulmak istiyor. Çok şey mi istiyor yani.. Ülkeyi yönetenler bunun farkında değiller mi? Her gün bir olay, her gün bir siyasi manevra, her gün gözaltılar, her gün insanı çileden çıkaran yönetim kararları… Ne Anayasa tanınıyor, ne kanunlar uygulanıyor, oy çokluğuna güvenen iktidar aklına eseni rahatça yapıyor. Dindar ve kindar bir nesil yaratma söylemiyle yola çıkanlar, çeyrek asıra yaklaşan yönetimlerinde bunu başardılar işte. Sadece kendi taraftarlarını değil, karşılarındakileri de (yani milletin tamamını da) kindar hale getirdiler. Şimdi iktidarıyla muhalefetiyle, köylüsüyle kentlisiyle, çiftçisiyle işçisiyle, genciyle yaşlısıyla, beyaz yakalısıyla kindar bir toplum haline geldik. Birbirini sevmeyen, kardeşçe kucaklaşmayı unutan, kendisi gibi düşünmeyenleri aşağılayan, iteleyen ve düşman gözüyle bakan bir toplum… Böyle bir toplumun güçlü millet, hatta güçlü devlet imajına, görüntüsüne ve uluslararası değerlendirmesine zarar vermediği düşünülebilir mi? Dünün güçlü Türkiye’sini ne hale getirdik? Evet, dünün Türkiye’sinde de ciddi ve ağır sorunlarımız, kavgacı siyasetçilerimiz, iç ve dış tehlikelerimiz vardı ama böylesini hiç yaşamamış, böylesine sürekli kriz ikliminde hiç boğulmamıştık. Dünün Türkiye’sinde bu kadar büyük dış borcumuz yoktu, merkez bankamızda ihtiyat akçemiz vardı.. Enflasyon ekonomimizi şimdi yaşadığımız ölçüde zorlamıyor, milleti geçim sıkıntısına, fakirlik ve yoksulluğa itmiyordu. Ürettiği yiyeceklerle kendine yeten 7 ülkeden biri değil miydik? Şimdi neredeyse tüm yiyeceğimizi dışardan ithal eder hale geldik. Modern ve yüksek binalarla, alt ve üst geçitlerle, tünellerle, birbirine yakın havaalanlarıyla, uçak filoları ve gösterişli makam arabası zincirleriyle, şık döşenmiş devlet daireleriyle güçlü ve itibarlı devlet olunmuyor. Güçlü ve itibarlı devlet olabilmek için, siyasi ve dini etkilerden arınmış, sadece devlete ve millete odaklanmış sağlıklı ve istikrarlı bir yönetime sahip olmak lazım. Anayasaya saygılı, yasaları herkese eşit şekilde uygulayan, hak-hukuk ve adaletten taviz vermeyen, devletin malını ve gelirini, tek kuruşunu bile heder etmeyen ve etmeyecek bir yönetim… Bugünün tüm yaşlı siyasi kadroları içinde bunu becerebilecek kimseyi görebiliyor musunuz? İçindeki kendi kurduyla boğuşmaktan, milletin sorunlarına çözüm getiremeyen bir muhalefete sahip olduğumuzu da unutmayalım. Enflasyonu nasıl dizginleyecek? Milli eğitimde, tarımda, milli savunmada, sağlıkta, gençlik sorunlarında, ülkemize yerleşmiş milyonlarca yabancı konusunda ne yapacak? Anayasa’yı değiştirecek mi, terörsüz Türkiye projesini sürdürecek mi? Bunları bilemiyoruz işte. Varsa yoksa iktidarın manevralarına karşı cevap ve mücadele.. Gerisini yapacak ve milletin merak ettiği sorulara cevap verecek zamanları yok ki.. Miting yorgunu haline geldiler. Özgür Özel gecesini gündüzüne katıyor, müthiş bir enerjiyle her şeye koşmaya çalışıyor ama nafile.. İktidarla mı mücadele etsin, içindeki zararlı kurtlarla mı? Şu Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığına bakın. Akrep yapmaz onun yaptığını. Şimdi iki genel başkana sahip CHP, aylar sürecek kurultay gayretleriyle zaman kaybedecek. Bu arada Ekrem İmamoğlu’nun da hapiste unutulduğunu ve el altından yeni bir Cumhurbaşkanı adayı kulislerinin de çaktırmadan başladığını göz ardı etmemeliyiz. Böyle bir ortamda muhalefet erken seçimde ısrar ediyor, “sandıkları getirin” diye meydan okuyor. Okuyor ama boş bir gayretten öteye gitmiyor söylemler ve çabalar. İktidar hiç kaybedeceğini bildiği bir seçime gider mi? Bu yüzden ne zaman gideceğini muhalefet değil, süratle gelişen şartlar belli edecek. Türkiye’nin giderek meçhule saplanan geleceği siyasi çekişmelerle, menfaat kavgalarıyla, rakibin altına siyasi mayınlar döşemekle düzelemez ve düzeltilemez. Kindar bulutları dağıtmadıkça, milleti kucaklaştırmadıkça, siyasi çıkarlar değil milli menfaatler öne alınmadıkça, sıkıntıları ve huzursuzlukları değil dağıtmak, aksine çoğaltırız. Mutlak butlanla uğraşacağımıza, mutlak ve ortak akılla yürümeli, geleceğimizi ortak duygularla, sevinç ve milli coşkularla planlamalıyız. Bayramlarımız bunun için çok müsait ortamlar yaratır. Bütün iş bu müsait ortamı değerlendirmesi gereken siyasetçilerdedir. Bari bunu deneseler diyeceğim ama olmayacak duaya da amin demekten sıkıldık artık. İnşallah bu kere böyle olmaz. Mutlak akıllan Türkiye’m diyerek, Kurban bayramınızı en içten duygularla kutluyor, hepinize sağlıklı ve mutlu bir gelecek diliyorum. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.