Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hollanda

bursaarena.com.tr - Hollanda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hollanda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vatikan’daki koltuk savaşlarının kurbanı Türk iş insanı mı oldu? Haber

Vatikan’daki koltuk savaşlarının kurbanı Türk iş insanı mı oldu?

Türk iş insanı Hasan Uzun'un İtalya'da yaklaşık 2,5 yıldır devam eden hukuki süreci, avukatı Kamil Keskin'in yaptığı çarpıcı basın açıklamasıyla yeniden gündeme geldi. Papa Francesco'ya yönelik suikast planı iddiası, terör örgütü üyeliği ve silah bulundurma suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Uzun hakkında konuşan Keskin, yargılama sürecinde ciddi usulsüzlükler yaşandığını, müvekkilinin siyasi ve bürokratik hesapların kurbanı yapılmış olabileceğini ileri sürdü. MESUT IŞIK İTALYA (İGFA) - Avukat Kamil Keskin, daha önce kamuoyuyla paylaştıkları açıklamaların bazı ulusal ve uluslararası haber platformlarından kaldırıldığını belirterek, yaşanan gelişmelerin kamuoyunun bilgisine sunulması gerektiğini ifade etti. “HABERLERİN KALDIRILMASI CİDDİ SORU İŞARETLERİ DOĞURUYOR” Basın açıklamasında müvekkilinin Hollanda ve İtalya'da hukuka aykırı uygulamalara maruz kaldığını savunan Keskin, haberlerin yayımlanmasının ardından Avrupa basınında yer alan bazı haberlerin ve İtalyan savcısının sosyal medyada paylaşılan açıklamasının kaldırıldığını iddia etti. Keskin, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi: “Ortaya koyduğumuz iddialar ve yaşanan hukuksuzluklar kamuoyuna yansıdıktan sonra haberlerin kaldırılması dikkat çekicidir. Müvekkilime yönelik yargılama sürecinde yaşananların bütün yönleriyle araştırılması gerekiyor. Bu gelişmeler, sürecin şeffaflığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.” DOSYADA CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A AİT FOTOĞRAFLARIN NE İŞİ VAR? Keskin'in açıklamasındaki en dikkat çekici iddialardan biri de Hasan Uzun'un soruşturma dosyasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ait iki fotoğrafın bulunduğu yönündeki açıklaması oldu. Müvekkilinin sorgulanması sırasında önüne ilk olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait fotoğrafların konulduğunu belirten Keskin, bu fotoğrafların soruşturma dosyasında hangi amaçla bulunduğunun açıklanmasını istedi. Konunun daha önce Türkiye'nin ilgili diplomatik temsilciliklerine ve Dışişleri Bakanlığına bildirildiğini ifade eden Keskin, kendilerine verilen yanıtın meselenin İtalyan iç hukukunu ilgilendirdiği yönünde olduğunu belirtti. Keskin, söz konusu fotoğrafların dosyada bulunma gerekçesinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı. PAPA'YA SUİKAST İDDİASINDA TARİHLER DİKKAT ÇEKİYOR Hasan Uzun hakkındaki en ağır suçlamalardan biri, dönemin Papa'sı Francesco'ya yönelik suikast planı iddiasıydı. Avukat Keskin, bu suçlamanın tarihsel açıdan ciddi çelişkiler barındırdığını ileri sürdü. Açıklamaya göre Hasan Uzun, 6 Temmuz 2024 tarihinde İtalya'nın Trieste Tren İstasyonu'ndan aktarma yaparak ayrıldı. Papa Francesco ise 7 Temmuz 2024 tarihinde aynı istasyona gitti. Interpol raporlarında ise suikast ihbarının 16 Temmuz 2024 tarihinde alındığı belirtiliyor. Keskin, müvekkilinin olaydan günler önce istasyondan ayrıldığını ve sonrasında İtalya'ya gitmediğini belirterek, daha sonraki tarihte alınan bir ihbar nedeniyle müvekkilinin nasıl suçlandığının açıklanması gerektiğini savundu. Ayrıca avukat, Trieste Emniyet Müdürlüğünün basına yansıyan açıklamalarında Papa'ya yönelik herhangi bir suikast planına ilişkin kanıt bulunmadığının ve Hasan Uzun'un terörizmle bağlantısının tespit edilmediğinin ifade edildiğini ileri sürdü. Nitekim İtalya'daki yargılama sonucunda Uzun hakkında Papa'ya yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği suçlamalarından mahkûmiyet kararı verilmediğini, cezanın silah ve mühimmat bulundurma suçlaması üzerinden kurulduğunu belirtti. VALİZDE BULUNDUĞU İDDİA EDİLEN SİLAHIN GİZEMİ Dosyanın en tartışmalı başlıklarından biri de Hasan Uzun'a ait olduğu belirtilen valizde bulunduğu iddia edilen silah. Keskin'in aktardığına göre Hasan Uzun, Trieste Tren İstasyonu içerisindeki Bricco Cafe isimli işletmeye girerek valizini bırakmış, telefon hattı almak amacıyla yakınlardaki başka bir işletmeye gitmişti. Geri döndüğünde polisleri valizinin yanında gören Uzun, dil bilmemesi ve evraklarıyla ilgili sorun yaşayabileceği endişesiyle bölgeden uzaklaştı. Daha sonra valizinde silah bulunduğu iddiasıyla hakkında işlem başlatıldı. Ancak avukat Keskin, mahkeme dosyasında bulunan kamera görüntülerinin ve tanık ifadelerinin yeterince değerlendirilmediğini savundu. Keskin, valizin bulunduğu işletmenin alışılmışın dışında saat 16.00'da erken kapatılmasının, iki kişinin valizi karıştırdığı iddia edilen görüntülerin ve polislerin valizi kamera açısının dışına çıkardığına ilişkin kayıtların araştırılması gerektiğini söyledi. “SİLAHTA MÜVEKKİLİMİN PARMAK İZİ VE DNA'SI YOK” Avukat Keskin, silah üzerinde müvekkiline ait parmak izi veya DNA bulgusunun bulunmadığını, silahın ilk inceleme yapılmadan polisler tarafından çıplak elle tutulduğunu iddia etti. Mahkeme tutanaklarında yer alan tanık Castellı'nın ifadelerine de dikkat çeken Keskin, silah üzerinde bazı işlemler yapıldığının söylendiğini ancak alınmış olabilecek sürüntü örneklerinin analiz edilmediğinin ifade edildiğini belirtti. Keskin, silahın kim tarafından valize konulduğunun ortaya çıkarılması için kamera kayıtlarının eksiksiz incelenmesi ve adli incelemelerin yapılması gerektiğini vurguladı. “ÜÇ FARKLI İHTİMAL ÜZERİNDE DURUYORUZ” Basın açıklamasında sürecin neden bu noktaya geldiğine ilişkin üç farklı ihtimal üzerinde durduklarını belirten Keskin, ilk ihtimalin soruşturmanın ciddi eksikliklerle yürütülmüş olması olduğunu söyledi. İkinci ihtimalin, müvekkilinin beraat etmesi durumunda ortaya çıkabilecek itibar kaybı ve tazminat süreçlerinden kaçınılması olabileceğini ifade etti. Üçüncü ve en dikkat çekici ihtimalin ise müvekkilinin Vatikan veya İtalya iç siyasetindeki bazı hesaplaşmaların içerisinde hedef seçilmiş olabileceği yönündeki şüpheler olduğunu dile getirdi. Keskin, Trieste Valisinin görev yerinin değiştirilmesi, bazı bürokratların ve bir bakanın yargılama sürecine müdahale ettiği yönündeki iddiaların da araştırılması gerektiğini savundu. İKİ PASAPORT, KIRMIZI BÜLTEN VE HOLLANDA SÜRECİ Hasan Uzun'un Hollanda'da yaşadığı dönemde şirket kurduğunu, araç ve kredi kartı edindiğini, ikamet kaydı yaptırdığını ve günlük yaşamını sürdürdüğünü belirten Keskin, müvekkilinin kırmızı bültenle arandığından haberdar olmadığını ileri sürdü. İtalya makamlarının iki pasaport konusunu şüpheli bulduğunu ancak İsviçre polisinin yaptığı incelemede iki pasaportun da gerçek olduğunun bildirildiğini ifade eden Keskin, bu hususun da dosyada yeterince değerlendirilmediğini söyledi. Uzun'un farklı aşamalarda farklı terör örgütleriyle ilişkilendirilerek suçlandığını belirten Keskin, nihai mahkeme kararında ise herhangi bir terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyet kurulmadığına dikkat çekti. GÖZLER 24 KASIM 2026 TARİHİNDEKİ İSTİNAF DURUŞMASINDA Yaklaşık 2,5 yıldır devam eden süreçte Hasan Uzun'un birden fazla avukat değiştirmek zorunda kaldığını, savunma hakkının yeterince kullanılamadığını ve ev hapsi sürecinde ağır koşullarla karşı karşıya kaldığını da ileri süren Keskin, verilen mahkûmiyet kararına itiraz ettiklerini açıkladı. Dosyanın kaderini etkileyecek önemli duruşmanın 24 Kasım 2026 tarihinde İstinaf Mahkemesinde görüleceğini belirten Keskin, İtalyan yargısının bu aşamada iddiaları bütün yönleriyle değerlendirmesini beklediklerini ifade etti. VATİKAN'A VE YENİ PAPA'YA ÇAĞRI Avukat Kamil Keskin, açıklamasının sonunda Vatikan yetkililerine ve yeni Papa'ya da çağrıda bulundu. Papa makamının siyasi hesaplaşmalara alet edilmemesi gerektiğini belirten Keskin, dini makamların adaletin sağlanması konusunda duyarlı davranmasını istedi. Keskin açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Müvekkilimin özgürlüğü elinden alınmıştır. İddiaların, delillerin ve yaşanan bütün sürecin bağımsız, tarafsız ve adil bir şekilde yeniden değerlendirilmesini istiyoruz. Hiç kimsenin siyasi veya bürokratik hesapların kurbanı olmaması gerekir. Müvekkilimin mağduriyetinin giderilmesini ve özgürlüğüne kavuşmasını bekliyoruz.” Şimdi gözler 24 Kasım'da görülecek istinaf duruşmasında. Hasan Uzun hakkındaki iddialar, deliller ve yargılama sürecine ilişkin tartışmaların nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor.

Beyin göçünde ilk sıra İstanbul’un... En çok tercih edilen ülke ise Almanya Haber

Beyin göçünde ilk sıra İstanbul’un... En çok tercih edilen ülke ise Almanya

TÜİK’in 2025 verilerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı bir önceki yıla kıyasla artarak yüzde 2,2’ye yükseldi. Oran erkeklerde yüzde 2,7, kadınlarda yüzde 1,8 olarak ölçüldü. En yüksek göç oranı İstanbul’da, en çok tercih edilen ülke ise Almanya oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2025 Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri’ne göre, yükseköğretim mezunlarının yurt dışına göç oranı yüzde 2,2’ye çıktı. İl bazında İstanbul yüzde 4,0 ile ilk sırada yer alırken İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova onu izledi. Oranın en düşük olduğu il ise yüzde 0,2 ile Siirt oldu. Üniversite türüne göre beyin göçü oranı devlet üniversitesi mezunlarında yüzde 1,9, vakıf üniversitesi mezunlarında yüzde 4,4 olarak gerçekleşti. Vakıf üniversitelerinde tam burslu eğitim alan mezunların oranı yüzde 8,6’ya ulaştı. Eğitim alanları arasında bilişim ve iletişim teknolojileri yüzde 7,0 ile ilk sırada yer aldı. Bu alanı mühendislik, imalat ve inşaat yüzde 4,8 ile izledi. Lisans programlarında ise moleküler biyoloji ve genetik yüzde 13,1’lik oranla ilk sırada bulunurken işletme mühendisliği yüzde 13,0 ile ikinci oldu. Öğrenim dili Fransızca olan mezunlarda beyin göçü oranı yüzde 10,5 olarak kaydedildi. Almanca eğitim alanlarda oran yüzde 7,5, İngilizce eğitim alanlarda yüzde 6,8 oldu. Yurt dışına göç eden mezunların en çok tercih ettiği ülke yüzde 22,0 ile Almanya oldu. ABD yüzde 16,9, Birleşik Krallık yüzde 10,5, Hollanda yüzde 8,3 ve Kanada yüzde 5,2 ile sıralandı. Almanya, Birleşik Krallık ve Hollanda’ya gidenler arasında bilgisayar mühendisliği mezunları öne çıkarken, ABD’yi elektrik-elektronik mühendisliği, Kanada’yı ise işletme mezunları daha fazla tercih etti.

İngiltere Yahudi yerleşimlerinde üretilen mallara ambargo koyacak Haber

İngiltere Yahudi yerleşimlerinde üretilen mallara ambargo koyacak

İngiltere'nin, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara yönelik bir ticaret ambargosu duyurması bekleniyor. Dışişleri Bakanı Ed Miliband'in ilerleyen saatlerde yaptırımları parlamentoda açıklaması öngörülüyor. ABD'nin İngiltere'nin kararına karşı çıkması muhtemel. İsrail tarafında ise şimdiden tepkiler yükseldi ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İngiltere büyükelçisinin sınırdışı edilmesi çağrısında bulundu. Görevdeki altıncı haftasını dolduran İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, geçen hafta İsrail politikasını yeniden şekillendirme niyetini belirtmişti. İngiltere'nin Batı Şeria yerleşimlerinden gelen mallar ile İsrail'de üretilen ürünler arasında nasıl bir ayrım yapacağına dair ayrıntılar belirsizliğini korurken, yıllık sekiz milyar doları aşkın ikili ticaret hacmi üzerindeki etkinin asgari düzeyde kalması bekleniyor. Temmuz ayından bu yana görevde olan İngiltere Başbakanı Andy Burnham, 7 Eylül Pazartesi günü ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde Ortadoğu konusunu ele aldı ve ofisinden yapılan açıklamaya göre "iki devletli çözümün önemini" vurguladı. Sorun İsrail'in Batı Şeria'daki E1 yerleşim projesi. Miliband ve diğer Batılı siyasetçiler, bu projenin Filistinlilerin kendi devletleri için talep ettikleri toprakları böleceğini vurguluyor. İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim projesine beş batılı ülke dahil birçok ülkeden kınamaİngiltere: İsrail adım atmazsa, Eylül'de Filistin devletini tanıyacağız Birleşmiş Milletler ve İngiltere dahil çoğu ülke, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerini yasadışı kabul kabul ediyor ve Batı Şeria'yı askeri işgal altındaki bir bölge olarak görüyor. İsrail ise Batı Şeria'nın işgal altında değil, statüsü tartışmalı bir bölge olduğunu savunuyor ve Yahudilerin bu topraklar üzerinde tarihi bir hak iddiası bulunduğunu öne sürüyor. İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri Ağustos ayında İsrail'in E1 yerleşim planlarını eleştirmiş, Çalışma ve Emeklilik Bakanı Pat McFadden ise yaptırımların arkasında bu gelişmelerin yattığını belirtmişti. McFadden, 8 Eylül Salı günü Times Radio'ya yaptığı açıklamada, "Tehlikenin daha acil bir hal almasının nedeni, son hafta ve aylarda genişleyen yerleşim faaliyetleri" dedi. İsrail Başbakanlık Ofisi ve Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili yorum taleplerine haber yayımlanana kadar yanıt vermedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 27 Ekim'de yapılacak genel seçimlerde koltuğunu korumaya çalışıyor. Anketler, iktidar koalisyonunun birkaç sandalye kaybedebileceğini ve çoğunluğu sağlayamayabileceğini gösteriyor. Hangi Avrupa ülkeleri yerleşimlerden gelen ürünleri yasakladı? İspanya, İrlanda ve Hollanda, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen malların ithalatını yasakladı ama bu yasakların tamamı henüz yürürlüğe girmedi. McFadden, İsrail'in İngiltere için önemli bir ticaret ortağı olmaya devam edeceğini ve tüm İsrail mallarına yönelik bir boykot uygulanmayacağını belirtti. Yerleşim yerlerinden gelen mallar ağırlıklı olarak taze tarım ürünleri ve şaraptan oluşuyor. İsrail'in toplam ticaret hacminin yalnızca çok küçük bir kısmını teşkil ediyor. Diplomatlar, İsrail'den gelen bazı malların menşei belirtilmeksizin yerleşim birimlerinden elde edilen ürünleri içerebilmesi nedeniyle, bir ithalat yasağının uygulanmasının zor olabileceğini ifade ediyor.

Papa'ya suikast iddiasıyla yargılanan Türk iş insanı Hasan Uzun: Gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorum Haber

Papa'ya suikast iddiasıyla yargılanan Türk iş insanı Hasan Uzun: Gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorum

Hollanda'da gözaltına alındıktan sonra İtalya'ya iade edilen Türk iş insanı Hasan Uzun, hakkında kamuoyuna yansıyan Papa'ya suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddialarının somut delillerle desteklenmediğini öne sürdü. Uzun, yargılama sürecinde savunma hakkının kısıtlandığını ve lehine olan delillerin dosyaya dahil edilmediğini iddia etti. Mesut IŞIK / KOCAELİ (İGFA) - Papa Franciscus'a yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddialarıyla Hollanda'da gözaltına alınarak İtalya'ya iade edilen Türk iş insanı Hasan Uzun, hakkında yürütülen soruşturma ve yargılama sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. AVRUPA'DA SKANDAL YARGI İDDİASI! Türkiye'de uzun yıllardır kafe işletmeciliği yapan Uzun, Temmuz 2024'te İtalya'nın Trieste kentindeki bir tren istasyonunda terk edilmiş bir valizde silah ve mühimmat bulunmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında İnterpol tarafından Hollanda'da gözaltına alındığını hatırlattı. Kamuoyuna Papa'ya suikast hazırlığı ve terör örgütü bağlantısı iddialarıyla yansıyan süreç sonunda İtalya'ya iade edilen Uzun, aylarca cezaevinde kaldığını, daha sonra ise ev hapsine alındığını söyledi. Hasan Uzun, kamuoyunda yer alan ağır suçlamalar ile İtalya'da yürütülen yargılamanın kapsamı arasında önemli farklılıklar bulunduğunu öne sürerek, hakkında dile getirilen iddiaların somut delillerle desteklenmediğini savundu. "LEHİME OLAN DELİLLER TOPLANMADI" Uzun, soruşturma sürecinde lehine olabilecek delillerin dosyaya dahil edilmediğini iddia etti. Trieste Tren İstasyonu'ndaki güvenlik kameralarının tamamının incelenmediğini öne süren Uzun, valizine başka kişiler tarafından silah yerleştirildiğini gösterdiğini ileri sürdüğü görüntülerin dikkate alınmadığını savundu. Ele geçirilen silahta kendisine ait parmak izi veya DNA bulunmadığını iddia eden Uzun, bu hususun da yargılama sürecinde yeterince değerlendirilmediğini öne sürdü. "SAVUNMA HAKKIM İHLAL EDİLDİ" Hasan Uzun, yargılama sürecinde savunma hakkının da kısıtlandığını ileri sürdü. Avukat görüşmelerinde tercüman desteği sağlanmadığını, anlamadığı belgelerin kendisine imzalatılmak istendiğini ve Hollanda makamlarının iade dosyası ile gerekçeli kararları kendisi ve avukatlarıyla paylaşmadığını iddia etti. Uzun, bu durumun adil yargılanma hakkı açısından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu savundu. EV HAPSİ KOŞULLARINA DA TEPKİ GÖSTERDİ Cezaevinden tahliye edilmesinin ardından uygulanan ev hapsi tedbirlerinin yaşamını büyük ölçüde kısıtladığını belirten Uzun, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi güçlük çektiğini ifade ederek, uygulanan şartların fiilen ikinci bir cezalandırmaya dönüştüğünü öne sürdü. Yaklaşık iki yıldır devam eden hukuki sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hasan Uzun, tek talebinin tüm delillerin eksiksiz şekilde incelenmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi olduğunu söyledi. Hakkında kamuoyuna yansıyan ağır suçlamaların hangi somut delillere dayandırıldığının açıklanmasını isteyen Uzun, lehine olduğunu öne sürdüğü delillerin de yargılama sürecinde değerlendirilmesini talep etti.

Dünya Kupası hezimeti sonrası 6 istifa Haber

Dünya Kupası hezimeti sonrası 6 istifa

Büyük beklentilerle katıldıkları 2026 FIFA Dünya Kupası'na erken veda ederek başarısız tablo çizen ülkeler arasında Türkiye de yer alırken yoğun eleştirilere maruz kalan teknik direktörler bir bir görevlerini bırakıyor. Şu ana kadar toplam istifa sayısı 6'ya yükseldi. 2026 FIFA Dünya Kupası kimi ülkeler için tarihi başarılara sahne olurken kimi ülkelerde ise büyük hayal kırıklığı yarattı. Turnuvada başarısız bir tablo çizen ülkeler arasında 24 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası'na grup aşamasında veda eden Türkiye de yer alırken birçok teknik adam sorumluluğu üzerine alarak istifasını sundu. Şu ana kadar Dünya Kupası'na veda ettikten sonra 6 teknik direktör görevini bıraktı. Yeniçağ'da yer alan habere göre, işte Dünya Kupası hezimeti sonrası istifa eden teknik adamlar... EKVADOR TEKNİK DİREKTÖR BECCACECE GÖREVİ BIRAKTI Son 32 turunda turnuvanın ev sahiplerinden Meksika'ya 2-0 yenilerek Dünya Kupası'na veda eden Ekvador'da teknik direktör Sebastian Beccacece maç sonu ayrılık açıklamasında bulundu. Beccacece, "Sözleşmemiz Dünya Kupası ile sona erdi. Söz verdiğimiz başarıyı, yani bu Dünya Kupası'nı gelmiş geçmiş en iyi Dünya Kupası yapmayı başaramadığımızı düşünüyorum. Bugün veda etme sırası bende." diyerek görevine devam etmeyeceğini açıkladı. KOEMAN FAS'A ELENDİKTEN SONRA İSTİFA ETTİ Fas'a penaltı atışları sonunda yenilerek Dünya Kupası'na son 32 turunda veda eden Hollanda'da ise Ronald Koeman teknik direktörlük görevinden istifa etti. CLARKE 7 YILLIK GÖREVİNDEN AYRILDI Turnuvanın favorilerinden biri olmasa da Dünya Kupası'na grup aşamasında veda ederek hayal kırıklığı yaratan İskoçya'da da deneyimli teknik adam Steve Clarke 7 yıldır sürdürdüğü görevinden duygusal bir açıklamayla ayrıldı. Clarke, "Bu vedanın en duygusal kısmı, onlar olmasaydı 2019'dan bugüne kadar biriktirdiğimiz hiçbir anıya sahip olamayacağımız oyuncularım içindir. Onların teknik direktörü olarak anılmak gerçekten bir onurdu" ifadelerini kullandı. ÇOK ELEŞTİRİLEN BIELSA İÇİN KAÇINILMAZ SON Dünya Kupası'na grup aşamasında veda eden takımlar arasında Uruguay en çok eleştirilen takımların başında geldi. Eleştiri oklarının hedefinde yer alan Marcelo Bielsa ile yollar ayrıldı. GÜNEY KORE ONU İSTENMEYEN ADAM İLAN ETTİ Dünya Kupası'na Çekya galibiyetiyle başlamasına rağmen üst üste Meksika ve Güney Afrika'ya karşı aldığı yenilgilerle gruptan çıkamayan Güney Kore'de ise teknik direktör Hong Myung-bo çok büyük tepkilere maruz kaldı. Ülkede adeta istenmeyen adam ilan edilen Hong Myung-bo çok geçmeden teknik direktörlük görevinden istifa etti. KOUBEK'Lİ ÇEKYA BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI OLDU Güney Kore ile aynı grupta yer alan Çekya da Dünya Kupası'nda oynadığı 3 maçta yalnızca 1 puan toplayabildi. Kadrosundaki önemli oyunculara rağmen bu kötü performans sonrası Çekya teknik dirtektörü Miroslav Koubek de görevini bıraktı.

NATO zirvesine bir de böyle bakın: Mazlum Filistin nerede kaldı… Haber

NATO zirvesine bir de böyle bakın: Mazlum Filistin nerede kaldı…

Ankara’da yapılacak NATO zirvesine 32 ülke katılacak. Masanın bir de görünmeyen ortağı var... Ankara'daki yasak ve gözaltılar bakın kime yarıyor... 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da yapılacak NATO zirvesine 32 ülke katılacak. Bu ülkelerden ABD, Tel Aviv yönetiminin Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırısına tüm kuvvetiyle destek verdi. Adeta askeri sponsor oldu. İran’a da birlikte saldırdılar. Ankara'da NATO zirvesinde boy gösterecek ülkelerden biri de İngiltere. İsrail’in Filistin’e saldırıları sırasında bölgeye RAF gözetleme uçakları, iki Kraliyet Donanması gemisi, üç Merlin helikopteri ve Kraliyet Deniz Piyadeleri müfrezesi göndererek Tel Aviv’e destek verdi. Almanya, 2023’te İsrail’e 326,5 milyon euro değerinde askeri ekipman ve savaş silahı sağladı. Bu, bir yıl önceye göre yaklaşık 10 kat artış demek. Fransa, Hamas’a karşı uluslararası cephe önerdi. Fransız firmalarından İsrail savunma şirketlerine 525 askeri sevkiyat yapıldığını duyurdu. The Brussels Times’ın aktardığı listeye göre Belçika ordusu, Gazze savaşı başladıktan sonra İsrailli savunma şirketlerinden mühimmat ve ekipman aldı. Destek 'alarak' yapıldı... Estonya Parlamentosu’ndaki 101 vekilden 78’i İsrail’e destek açıklamasına imza attı. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Eylül 2024’te İsrail’den silah alımını savundu. Danimarka Parlamentosu, Filistin devletini tanıma teklifini reddetti. Hırvatistan Dışişleri Bakanı Gordan Grlić Radman, Mart 2025’te İsrail’e gitti, desteğini açıkladı. İsveç Filistin’e yardımı askıya aldı. İsrailli Elbit Systems’le 170 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. İtalya, Yemen’de Filistin'i yardım etmeye çalışan Husileri durdurmak için İsrail'i destekleyen çalışmaya katıldı. Hollanda, İsrail Savunma Bakanlığı ve Elbit Systems ile 305 milyon dolarlık PULS topçu roket sistemi anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, İsrail savunma sanayii açısından Hollanda’yla yapılan en büyük ve ilk hükümetler arası savunma ihracat anlaşmalarından biri olarak duyuruldu. Gazze bombalanırken İsrail’in kullandığı F-35 savaş uçakları için parça sevkiyatı da yaptılar. Kanada’dan İsrail’e 18,9 milyon Kanada doları değerinde askeri mal ve teknoloji ihracatı yapıldı. Bulgaristan her kritik anda İsrail’e siyasi destek verdi. Arnavutluk, İsrailli Elbit Systems ile askeri eğitim alanında işbirliği yaptı. Çekya devleti savaşın başında “İsrail’le tam dayanışma” kararı aldı. Çek Savunma Bakanı Jana Černochová, İsrail’i “Orta Doğu’daki en yakın ortak” diye niteledi. İzlanda, İsrail’le serbest ticaret anlaşmasının tarafı oldu. Karadağ Dışişleri Bakanı Filip Ivanović, İsrail’in Karadağ için “değerli ve güçlü bir ortak” olduğunu açıkladı. Karadağ askerleri ve subayları İsrail’deki Elbit-IMI Academy’de eğitim almaya başladı. Litvanya 15 İsrailli savunma şirketiyle işbirliği yaptı. Böylece İsrail savunma sanayii için Baltık/NATO pazarına açıldı. Letonya Savunma Bakanlığı, Alman EuroSpike şirketiyle 81 milyon avroluk Spike tanksavar füze sistemi sözleşmesi imzaladı. Bakanlık açıklamasında Spike’ın “İsrail yapımı” olduğu açıkça belirtildi. Kuzey Makedonya Elbit Systems gibi İsrailli şirketlerle helikopter modernizasyonu, eğitim merkezi, gözetleme ve güvenlik teknolojileri gibi alanlarda bağlarını kuvvetlendirdi. Ocak 2026’da Kuzey Makedonya-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu’ndan bir heyet İsrail’e gitti destek mesajı verdi. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Xavier Bettel, Lüksemburg şirketlerinin İsrail’e askeri ekipman gönderilen işlemlerde yer aldığını ve ülkenin İsrail’e askeri ekipman için ihracat lisansları verdiğini kabul etti. Norveç, AB üyesi olmamasına rağmen AB’nin Hamas’a yönelik yaptırım çizgisine uyum sağladı. Macaristan, İsrail’e son üç yılda en açık destek veren Avrupa ülkelerinden biri oldu. İsrailli UVision ve Alman ortakla birlikte muharip drone üretimi konusunda anlaşma yapıldığı duyuruldu. Polonya, İsrailli Rafael’in Spike tanksavar füzeleri için yaklaşık 100 milyon dolarlık yeni anlaşma yaptı. Romanya 2025’te Romanya, İsrailli Rafael’den Spyder kısa menzilli hava savunma sistemi alımı için 2 milyar doların üzerinde bir anlaşma hazırladı. Defense News’e göre bu işlem, İsrail savunma sanayii tarihindeki en büyük ikinci savunma ihracat anlaşmalarından biri olarak değerlendirildi. Slovakya hükümeti 2024’te İsrail’den hava savunma sistemi alma planını onayladı. Reuters’a göre altı mobil hava savunma sistemi için tutar 554,3 milyon avro olarak açıklandı. Slovenya Hamas karşıtı açıklamalar yaptı. İsrail saldırganlığını ise geçiştirdi. Yunanistan boylu boyunca İsrail'le stratejik işbirliği içerisinde. Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı savaşa hazırlanıyorlar. NATO üyelerinin İsrail'e verdiği desteği birer cümleye sığdırmak elbette mümkün değil. Destek çok boyutlu ve stratejik... Görüldüğü gibi NATO üyesi 32 ülkeden İspanya ve Portekiz hariç hepsi Filistin’deki katliama gözlerini kapadı! Türkiye de kürsüden ‘seslenmekle’ yetindi. Sonuç: NATO zirvesinde İsrail destekçisi ülkeler Ankara’da boy gösterecek. Filistin’de bitmek bilmeyen katliamlar, göz yaşı, yitirilen on binlerce can, öksüz ve çaresiz yavrular… Hükümet, işte bu NATO'ya karşı protestoları yasaklama kararı aldı. Ankara’da, İsrail destekçisi NATO’ya kırmızı halı serilirken, Filistin için protesto yapmak yasak! Odtv / Mustafa İlker Yücel

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.