Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hindistan

bursaarena.com.tr - Hindistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hindistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada... Türkiye'de yaşam dünya ortalamasının üzerinde Haber

Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada... Türkiye'de yaşam dünya ortalamasının üzerinde

TÜİK, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü dolayısıyla Birleşmiş Milletler'in 2025 yılı nüfus tahminlerine ilişkin verileri yayımladı. Verilere göre Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla 194 ülke arasında 18'inci sırada yer aldı. ANKARA (İGFA) - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1989 yılında, dünya nüfusunun 5 milyara ulaştığı 11 Temmuz 1987 tarihi "Dünya Nüfus Günü" olarak kabul edilmişti. Her yıl bu kapsamda nüfus ve kalkınma konularına ilişkin farkındalık çalışmaları yürütülüyor. DÜNYA NÜFUSU 8,23 MİLYAR Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2025 yıl ortasında dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişiye ulaştı. En fazla nüfusa sahip ülkeler sırasıyla; Hindistan 1 milyar 463 milyon 865 bin 525 kişi, Çin 1 milyar 416 milyon 96 bin 94 kişi ve ABD 347 milyon 275 bin 808 kişi oldu. Bu üç ülke dünya nüfusunun yüzde 39,2'sini oluşturdu. Türkiye ise 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1'ine sahip olarak 18'inci sırada yer aldı. TÜRKİYE'NİN ÇOCUK NÜFUS ORANI DÜNYA ORTALAMASININ ALTINDA Birleşmiş Milletler verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde çocuk nüfusun (0-17 yaş) toplam nüfus içindeki oranı yüzde 29,3 olarak hesaplandı. Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu ülkeler olarak Orta Afrika Cumhuriyeti yüzde 56,2, Nijer yüzde 53,3, Somali yüzde 53,0 oldu. Çocuk nüfusu oranı en düşük kaldığı ülkeler ise yüzde 12,9 ile Güney Kore, yüzde 14,0 ile Japonya, yüzde 14,4 Singapur oldu. Türkiye'de çocuk nüfus oranı yüzde 24,8 ile dünya ortalamasının altında kalırken, Avrupa Birliği ülkelerinin tamamından daha yüksek seviyede gerçekleşti. GENÇ NÜFUS ORANI DA DÜNYA ORTALAMASININ GERİSİNDE 15-24 yaş grubundaki genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranı dünya genelinde yüzde 15,6 oldu. Türkiye'de bu oran yüzde 14,8 olarak hesaplandı. Böylece Türkiye dünya ortalamasının altında kalırken, AB ülkelerinin tamamından daha yüksek genç nüfus oranına sahip oldu. Genç nüfus oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 23,3 ile Güney Sudan olurken, en düşük oran yüzde 8,8 ile Monako'da görüldü. TÜRKİYE'DE YAŞLI NÜFUS ORANI DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı dünya genelinde yüzde 10,4 olarak hesaplandı. Türkiye'de yaşlı nüfus oranı yüzde 11,1 ile dünya ortalamasının üzerine çıktı. Ancak bu oran Avrupa Birliği ülkelerinin tamamının gerisinde kaldı. Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 36 ile Monako olurken, Japonya yüzde 30 ile ikinci sırada yer aldı. Bu arada 2025 yılı tahminlerine göre dünya genelinde toplam doğurganlık hızı kadın başına 2,24 çocuk olarak hesaplandı. Türkiye'de ise bu oran 1,42 çocuk olarak gerçekleşti. En yüksek doğurganlık hızına sahip ülke kadın başına 5,94 çocuk ile Çad olurken, en düşük oran 0,75 çocuk ile Güney Kore'de görüldü. AB ülkeleri arasında en yüksek doğurganlık hızı 1,74 çocuk ile Bulgaristan'da kaydedildi. TÜRKİYE'DE YAŞAM SÜRESİ DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2025 yılında dünya genelinde doğuşta beklenen yaşam süresi toplamda 73,5 yıl olurken; erkeklerde bu süre 70,9 yıl, kadınlarda ise 76,2 yıl olarak hesaplandı. Türkiye'de ise erkeklerde doğuşta beklenen yaşam süresi 75,5 yıl, kadınlarda ise 80,7 yıl olarak tahmin edildi. Her iki gösterge de dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Erkeklerde en uzun yaşam süresi 84,7 yıl ile Monako'da, kadınlarda ise 88,7 yıl ile yine Monako'da kaydedildi. TÜRKİYE, AVRUPA'YA GÖRE DAHA GENÇ BİR NÜFUSA SAHİP TÜİK verileri, Türkiye'nin çocuk ve genç nüfus oranlarının Avrupa Birliği ülkelerinden yüksek, yaşlı nüfus oranının ise AB ortalamasının altında olduğunu ortaya koydu. Buna karşın doğurganlık hızının dünya ortalamasının altına gerilemesi ve yaşlı nüfus oranının dünya ortalamasını aşması, Türkiye'de demografik dönüşümün hız kazandığını gösteren önemli göstergeler arasında yer aldı.

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı Haber

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı

Çin'deki yerel haberlere göre ülkedeki üniversiteler, teknoloji odaklı programlara öncelik vermek amacıyla sanat, beşeri bilimler ve dil alanlarında 12 bin bölümü kaldırdı. Bu yeniden yapılandırma, ülkedeki yükseköğretimi Çin'in yapay zeka odaklı ekonomiye geçiş çabalarına uyumlu hale getirmek amacıyla tasarlandı. Çin Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkedeki üniversite programlarının neredeyse üçte biri ve milyonlarca öğrenci bu durumdan etkilendi. Bu değişim kapsamında 2021'le 2025 arasında Çin'deki yükseköğretim kurumlarında 10 bin 200 yeni lisans programı açıldığı bildiriliyor. South China Morning Post'un haberine göre sanat ve beşeri bilimler alanındaki lisans programları, yetkililer tarafından giderek daha fazla "modası geçmiş" ve aşırı yoğun olarak görülürken, "bedenlenmiş zeka" gibi yeni programların Pekin'in ekonomik kalkınma hedefleriyle daha uyumlu olduğu düşünülüyor. Şanghay Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden yeni mezun olan bir öğrenci, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada istihdam olanaklarının yetersizliği nedeniyle üniversitenin bu lisans programını kaldırdığını söyledi. İsmi açıklanmayan öğrenci, "Yapay zekanın hızlı gelişimi, ürün tasarımını derinden etkiledi" dedi. Modelleme ve görselleştirme gibi birçok temel görevi artık yapay zeka yerine getirebiliyor. Çin'deki eğitim reformu, ulusal müfredatları yeniden düzenleyerek yapay zekayla ilgili yeni dersleri dahil etmeyi hedefleyen dünya çapındaki çeşitli girişimlerden biri. Hindistan, yapay zeka modüllerini doğrudan ulusal okul müfredatına dahil ederken, Birleşik Arap Emirlikleri de Ulusal Yapay Zeka Eğitim Girişimi'ni başlattı. Kazakistan ise yapay zekanın benimsenmesini ulusal bir hayatta kalma meselesi olarak niteledikten sonra yeni bir eğitim stratejisini uygulamaya koyuyor. Avrupa'da ise İspanya, "Dijital İspanya" stratejisi kapsamında müfredatını güncelleyerek yapay zeka okuryazarlığına odaklanıyor. Birleşik Krallık Eğitim Bakanı Bridget Phillipson da Eğitim Bakanlığı'nın, GCSE (Genel Orta Öğretim Sertifikası) ve A-level (İleri Düzey Eğitim Genel Sertifikası) sınavlarının yanı sıra veri bilimi ve yapay zeka alanında yeni bir yeterlilik sertifikası getirme olasılığını değerlendirdiğini geçen yıl açıklamıştı. Ülkenin ulusal müfredatta son 10 yıldır yaptığı en kapsamlı revizyonun önümüzdeki yıl yayımlanması ve Eylül 2028'de uygulamaya geçmesi planlanıyor. Phillipson o zaman yaptığı açıklamada, "Ulusal müfredatın güncellenmesinin üzerinden 10 yıldan uzun süre geçti" demişti. Gençlerin günümüzün zorluklarıyla başa çıkabilecek donanıma sahip olmaları, böylece hayatın sunduğu heyecan verici fırsatları yakalayabilmeleri her zamankinden daha kritik önemde. Independent Türkçe

Trump anlaşmanın bugün imzalanacağını duyururken, İran yalanladı Haber

Trump anlaşmanın bugün imzalanacağını duyururken, İran yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump ve Pakistan, Ortadoğu’daki savaşı sona erdirmeye yönelik bir ön anlaşmanın bugün (pazar) imzalanacağını açıkladı. Ancak İran, anlaşmanın bu kadar kısa sürede imzalanacağı yönündeki iddiaları reddetti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, tarafların bir barış anlaşması için çerçeve üzerinde uzlaştığını ve İslamabad’ın anlaşmanın pazar günü elektronik ortamda imzalanması için hazırlık yaptığını, teknik düzeyde görüşmelerin ise gelecek hafta devam edeceğini söyledi. Trump da İran ile anlaşmanın bugün (pazar) imzalanacağını belirterek, anlaşmanın imzalanmasının ardından Hürmüz Boğazı’nın “herkese açılacağını” ifade etti. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, imzanın “yarın gerçekleşmeyeceğini” söyledi. İran Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı ise İranlı yetkililerin anlaşmanın pazar günü imzalanmasına izin vermeyeceğini ileri sürdü. Haberde, Tahran yönetiminin anlaşmanın Trump’ın doğum gününe denk getirilerek ABD Başkanı için bir propaganda etkinliğine dönüştürülmesine izin vermeyeceği belirtildi. Rubio, Hindistan’ın protestosunun ardından Washington’un Hürmüz Boğazı politikasını savundu ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD saldırılarında üç Hintli denizcinin hayatını kaybetmesinin ardından Hindistan’dan gelen tepkiler üzerine Washington’un Hürmüz Boğazı’na ilişkin tutumunu savundu. Bloomberg’in haberine göre Rubio, son gelişmeleri görüşmek üzere Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın cumartesi günü yayımladığı açıklamada görüşmenin ayrıntılarına yer verildi. Rubio, stratejik öneme sahip su yolunda barış ve güvenliği koruma çabaları kapsamında tüm ticari gemilerin ABD kuvvetlerinin talimatlarına derhâl uyması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, ABD öncülüğündeki ablukanın ihlal edilmesine ve İran petrolünün yasa dışı taşınmasına karşı hiçbir müsamaha gösterilmeyeceğini ifade etti. Bu açıklamalar, ABD Donanması’nın düzenlediği ve üç Hintli denizcinin ölümüne yol açan saldırıların ardından Hindistan’ın resmi protestosunu dile getirmesinden sonra geldi. Jaishankar, X platformunda yaptığı paylaşımda, Hindistan’ın endişelerini Rubio’ya ilettiğini ve Yeni Delhi’nin söz konusu saldırılara güçlü şekilde karşı çıktığını belirtti. Jaishankar paylaşımında, “Ticari deniz taşımacılığına yönelik bu tür ölümcül eylemler haklı gösterilemez” ifadelerini kullandı. Şarku'l Avsat / Londra

İran'dan, ABD saldırılarına misilleme: Vurulan Kuveyt havalimanında en az bir ölü 60'tan fazla yaralı.. Haber

İran'dan, ABD saldırılarına misilleme: Vurulan Kuveyt havalimanında en az bir ölü 60'tan fazla yaralı..

İran'ın Kuveyt'teki uluslararası havaalanına düzenlediği insansız hava aracı saldırılarında en az bir kişi öldü, 60'tan fazla kişi ise yaralandı. Kuveyt Savunma Bakanlığı sözcüsü 3 Haziran'daki saldırıyla İran'ın suç işlediğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı da diplomatik misyonlarda hasar meydana geldiğini bildirdi. Devrim Muhafızları Kuveyt'teki saldırıların sorumluluğunu üstlendi. ABD'nin bir İran petrol tankerine ve Keşm Adası'na yönelik saldırılarına misilleme olduğu açıklandı. Tahran ayrıca Körfez'deki ABD üslerine de saldırı yapıldığını duyurdu. Kuveyt havaalanına düzenlenen İran saldırısında hayatını kaybeden kişinin Hindistan vatandaşı olduğu kaydedildi. Devrim Muhafızları, "Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin bozulmasının, saldırgan ABD ordusu için ağır bir bedeli olacağı" tehdidinde bulundu. İran, daha önce de ABD'nin saldırılarına karşılık olarak askeri üslerinin bulunduğu Bahreyn ve Kuveyt'teki hedeflere defalarca saldırdı. Tahran yönetiminin misillemesi, ABD ordusunun, İran'a "savunma amaçlı" saldırılar düzenlendiğini duyurması sonrası yapıldı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'ndaki Keşm Adası'na yapılan saldırıların "İran'ın Ortadoğu genelindeki saldırı girişimlerine yanıt" olarak gerçekleştirildiğini belirtti. Fotoğraf Kaynak, Reuters Fotoğraf altı yazısı,Kuveyt, uluslararası havalimanının İran İHA'larıyla vurulduğunu duyurdu CENTCOM, ABD'nin 13 Nisan'da başlayan Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukasını ihlal eden ve İran'a doğru seyreden yüksüz bir petrol tankerini vurduğunu ve etkisiz hale getirdiğini açıklamıştı. Abluka yürürlüğe girdiğinden beri toplamda altı ticari geminin etkisiz hale getirildiğini ve 122 geminin de yönünün değiştirildiğini kaydetti. 'İran gerçekten bir anlaşma istiyor' ABD Başkanı Donald Trump bu hafta kendisini eleştirenlere "arkalarına yaslanıp rahatlasınlar" demiş ve İran'ın "gerçekten bir anlaşma yapmak istediğini ve bunun ABD için iyi bir anlaşma olacağını" söylemişti. Bu açıklamalar, ABD medyasının Trump'ın potansiyel bir barış anlaşmasının şartlarında değişiklikler talep ettiğini bildirmesinin ardından geldi. BBC'nin ABD'deki haber ortağı CBS News'in bildirdiğine göre, değişiklikler Hürmüz Boğazı ve İran'dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılmasıyla ilgili. Pazartesi günü İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Washington'un "sürekli görüşlerini değiştirdiğini ve yeni veya çelişkili taleplerde bulunduğunu" söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 1 Haziran'da paylaştığı sosyal medya mesajında, İran ile ABD arasında imzalanan 8 Nisan ateşkesinin "Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde geçerli" bir ateşkes niteliğinde olduğunu vurguladı. Kaynak,Getty Images Fotoğraf altı yazısı,Bir aydan uzun süredir kesintili devam eden görüşmelere rağmen, savaşı kesin olarak sona erdirecek bir anlaşma şimdiye kadar sağlanamadı İran ve ABD, birbirini kırılgan ateşkesi ihlal etmekle suçlamaya devam ediyor. 27 Mayıs Çarşamba günü İran devlet medyası, iki ülke arasında 14 maddelik bir mutabakat zaptı taslağı olduğunu belirttikleri metnin bazı unsurlarını yayımladı. Haberde, Washington'ın İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması, ABD güçlerinin "İran'ın çevresinden" çekilmesi ve Hürmüz Boğazı'ndan askeri olmayan trafiğin, İran ve Umman'ın gemi yönetimi ve yönlendirmesini kontrol etmesiyle yeniden başlaması yer aldı. Beyaz Saray söz konusu mutabakat taslağını "tamamen uydurma" olarak nitelendirdi. BBC'nin sorularını yanıtlayan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran'la anlaşmaya çok yakın olduklarını fakat birkaç madde üzerinde daha uzlaşılması gerektiğini söylemişti. 28 Mayıs'ta gazetecilere yaptığı açıklamada Vance, müzakerecilerin "uranyum zenginleştirme meselesi" de dahil olmak üzere anlaşma metninde "birkaç nokta üzerinde gidip geldiğini" söyledi. "Henüz o noktaya gelmedik, ancak çok yaklaştık ve bu konuda çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Dünyadaki sıvılaştırılmış doğalgaz ve petrolün beşte biri normalde Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor ve boğazın kapanması küresel yakıt ticaretini etkiledi. 8 Nisan'da yürürlüğe giren ilk ateşkesten bu yana Trump, iki tarafın anlaşmaya yakın olduğunu ve müzakerelerin ilerlediğini defalarca söylese de şu ana kadar somut bir sonuç elde edilemedi. ABD, uzun süredir İran'dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum üretimini durdurmasını ve teorik olarak nükleer silah yapımında kullanılabilecek mevcut stoklarını imha etmesini talep ediyor. İran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor ve nükleer silah geliştirmeye çalıştığına dair iddiaları reddediyor. BBC Türkçe

ALİ BEKTAN: ‘Garaj’da Kurulan (!) Şirketler Haber

ALİ BEKTAN: ‘Garaj’da Kurulan (!) Şirketler

Dünyanın en büyük ve en değerli şirketlerinin birçoğu, çok kısıtlı imkanlarla bir evin garajında veya küçük bir kulübede işe başlamıştır. Günümüzde milyarlarca dolarlık değere ulaşan ve hayatımızı değiştiren en bilinen garaj şirketleri şunlardır: Teknoloji Devi Apple: Steve Jobs ve Steve Wozniak, 1976 yılında Jobs'ın ailesinin Los Altos, Kaliforniya'daki evinin garajında ilk Apple bilgisayarlarını üretmeye başladı. Bu garajda elle monte ettikleri ilk 50 bilgisayarı yerel bir mağazaya satarak dev bir imparatorluğun temelini attılar. Google: Larry Page ve Sergey Brin, 1998 yılında arama motoru projelerini geliştirmek için Susan Wojcicki'nin Kaliforniya'daki garajını aylık 1700 dolara kiraladı. Şirket büyüyünce, tarihi önemi nedeniyle bu garajı daha sonra satın aldı. Amazon: Jeff Bezos, 1994 yılında Washington'daki evinin garajında Amazon'u sadece çevrimiçi bir kitapçı olarak kurdu. Garajdaki masalarını eski kapılardan yapan Bezos, bugün dünyanın en büyük e-ticaret ve bulut bilişim şirketini yönetmektedir. Microsoft: Bill Gates ve Paul Allen, 1975 yılında Albuquerque'de küçük bir garajda ve çok kısıtlı kaynaklarla Microsoft'u kurarak ilk işletim sistemlerini yazdı. HP (Hewlett-Packard): Garaj kültürünün öncüsü kabul edilen Will Hewlett ve Dave Packard, 1939 yılında Kaliforniya'da kiraladıkları bir evin arkasındaki dar garajda şirketi kurdu. İlk ürünleri bir ses osilatörüydü ve ilk büyük müşterileri Walt Disney şirketi oldu. Bugün dünyanın ünlü bilgisayar firması oldu. DELL: Bugün değeri 50 milyar doların üzerinde olan bilgisayar üreticisi Dell’in kurucusu Michael Dell, 1984 yılında henüz üniversite öğrencisiyken kişiye özel bilgisayar tasarlamaya başlar. Tahmin edin nerede? Evet, evinin garajında.. Yaklaşık bir yıl sonra ise okulu bırakarak işini geliştirmeye karar verir. Başarılı da olur. Bu şirketlerin arkasındaki güç nedir? Bu güç ABD Ordusu ve Pentagon’dur. Dünya Dışı Uzaylılar ile temasa geçip onlardan teknoloji alarak bugünkü ‘Dijital Dünya’yı kurdular. Bu Teknolojinin çözülmesi 50 ile 60 yıl sürdü. İlk örnekler 1966 yılı Kasım ayında ABD Televizyonlarında gösterilmeye başlayan Star Trek Uzay Yolu Dizisinde gösterildi. Hepsi 20 yıl içerisinde günlük hayatımıza girdi. 1970 Yılında da Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger “Biz Gelecekte İnsanlara Cip takıp kontrol edeceğiz” dedi. 1972’de de Brezinski de “Biz insanlara Cip Takıp Kontrol edeceğiz” dedi. Sonuçta bu düşünceler Hollywood’un Uzay Filmlerinde daha yoktu. Pentagon neden verdi? Dünya üzerinde Amerikan İmparatorluğu’nu kurmak ve Gücünü Dünya Devletleri ile insanlarına kabul ettirmekti. Proje tamam oldu. Biz bu teknolojileri kolay kolay bulamaz ve milyarlarca dolar harcardık. Teknolojiye dikkat edin son 10 yılda üst düzeye geldik. ‘Yapay Zekâ’ son noktadır. Büyük Şirketlerin perde arkası budur. Şimdi ben de diyorum ki; “Bunlar büyük bir yalandır. Bu örneklere bakarak Dünya Sanayisi Garajlarda doğmuş gibi bir algı yaratılmıştır..” Bence şu anda Bilim ve Teknoloji ‘Uzak Doğu’dadır. İşin gerçeği Çin, Hindistan ve Güney Kore’deki Dijital gelişmeler dünyayı şekillendirirken, uzay çalışmalarına da kaynak olmaktadır. ABD artık eskisi gibi teknolojide de ileri değildir; Son gelişmeler gösteriyor ki, Silikon Vadisi Şirketleri Uzak Doğu ile rekabette geriliyor. Sonuçları önümüzdeki yıllarda görebileceğiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.