Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hijyen

bursaarena.com.tr - Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ve 6. İstanbul Culinary Cup 2026 için geri sayım başladı Haber

10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ve 6. İstanbul Culinary Cup 2026 için geri sayım başladı

Aşçılar Derneği tarafından düzenlenen 10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ile 6. İstanbul Culinary Cup 2026, 10-14 Kasım tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. HOSTECH BY TUSİD ile eş zamanlı düzenlenecek organizasyon kapsamında 340 yarışmacı, 28 farklı kategoride hünerlerini sergileyecek Gastronomi sektörünün farklı paydaşlarını aynı platformda buluşturacak önemli organizasyonlardan biri olan Aşçılar Derneği 10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ve 6. İstanbul Culinary Cup 2026, kasım ayında İstanbul’da kapılarını açmaya hazırlanıyor. Beş gün sürecek etkinlik, profesyonel aşçıların bilgi ve deneyimlerini paylaşmalarına, genç yeteneklerin kendilerini göstermelerine ve mutfak sektöründeki yeni gelişmelerin takip edilmesine olanak sağlayacak. 10-14 Kasım 2026 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, otel, restoran, gastronomi ve mutfak ekipmanları sektörlerini bir araya getiren HOSTECH BY TUSİD ile eş zamanlı düzenlenecek. Böylece aşçılar, mutfak profesyonelleri, tedarikçi firmalar, eğitim kurumları ve gastronomi alanında faaliyet gösteren sektör temsilcileri aynı organizasyon çatısı altında buluşacak. Etkinliğin, aşçılık mesleğinin gelişimini desteklemenin yanı sıra sektör temsilcileri arasında yeni bağlantılar kurulmasına, ürün ve teknolojilerin tanıtılmasına ve uluslararası mesleki iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. 28 KATEGORİDE 340 YARIŞMACI MÜCADELE EDECEK Organizasyonun öne çıkan etkinliklerinden 6. İstanbul Culinary Cup 2026, farklı deneyim düzeylerine sahip şefleri ve aşçılık öğrencilerini bir araya getirecek. Organizasyon kapsamında 340 yarışmacının 28 ayrı kategoride yarışarak teknik becerilerini, yaratıcılıklarını, sunum yeteneklerini ve mesleki bilgilerini ortaya koyması planlanıyor. Türkiye Gastronomi Konfederasyonu (TUGAK) ve Worldchefs akreditasyonuyla gerçekleştirileceği belirtilen yarışma, bireysel ve takım kategorilerinin yanı sıra farklı sunum ve sergileme alanlarını da kapsayacak. Yarışmacılar, mutfak sanatlarının farklı alanlarında hazırlayacakları çalışmalarla jüri karşısına çıkacak. Yarışmalar, katılımcıların mesleki yetkinliklerini göstermelerine olanak sağlarken gastronomi alanındaki teknik bilgi, yaratıcılık ve sunum becerilerinin gelişmesine de katkıda bulunmayı amaçlıyor. Ulusal ve uluslararası katılımın hedeflendiği Culinary Cup, deneyimli şeflerle genç aşçılık adaylarını aynı ortamda buluşturarak bilgi aktarımını ve mesleki etkileşimi güçlendirmeyi de amaçlıyor. GENÇ AŞÇILAR İÇİN ULUSLARARASI DENEYİM FIRSATI İstanbul Culinary Cup 2026'nın önemli hedeflerinden biri, geleceğin mutfak profesyonellerinin yetişmesine destek olmak. Aşçılık eğitimi veren liselerden ve üniversitelerden katılacak öğrenciler ile genç şefler, deneyimli meslektaşlarıyla bir araya gelerek bilgi ve becerilerini geliştirme fırsatı bulacak. Uluslararası bir ortamda gerçekleştirilecek yarışmaların, gençlerin farklı mutfak kültürlerini tanımasına, yeni teknikleri öğrenmesine ve meslek çevrelerini genişletmesine katkı sağlaması bekleniyor. Aşçılık mesleğinde yalnızca uygulama becerilerinin değil, ürün bilgisi, hijyen, sunum, ekip çalışması, yaratıcılık ve sürdürülebilir üretim anlayışının da önem kazandığı günümüzde, bu tür organizasyonlar mesleki gelişim açısından önemli bir paylaşım alanı oluşturuyor. Etkinlik kapsamında kurulacak mesleki bağlantıların, öğrenciler ve genç şefler açısından yeni eğitim, deneyim ve iş birliği fırsatlarına zemin hazırlaması da hedefleniyor. GASTRONOMİNİN GELECEĞİ, TEKNOLOJİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MASAYA YATIRILACAK Beş günlük program yalnızca aşçılık yarışmalarıyla sınırlı kalmayacak. Paneller, söyleşiler, atölyeler, canlı mutfak gösterimleri ve mesleki buluşmalarla gastronomi sektörünün bugünü ve geleceğine ilişkin farklı başlıklar ele alınacak. Programda sürdürülebilir gastronomi, sıfır atık uygulamaları, sorumlu gıda tüketimi, yerel ürünlerin değerlendirilmesi, aşçılık eğitimi ve küresel mutfak trendlerinin yanı sıra gastronomide teknoloji ve yapay zekânın kullanımına ilişkin konuların da gündeme gelmesi planlanıyor. Gıda maliyetleri, kaynakların verimli kullanılması, mutfak süreçlerinin geliştirilmesi ve çevresel etkilerin azaltılması gibi konular, günümüz gastronomi sektörünün önemli çalışma alanları arasında bulunuyor. Bu çerçevede düzenlenecek etkinliklerin, sektör temsilcileri arasında deneyim paylaşımını ve yeni uygulamaların değerlendirilmesini desteklemesi amaçlanıyor. Yerel ürünlerin profesyonel mutfaklarda daha etkin değerlendirilmesi ve geleneksel mutfak kültürlerinin gelecek kuşaklara aktarılması da organizasyonun ele alacağı önemli alanlar arasında yer alıyor. AŞÇILAR VE TEDARİKÇİLER AYNI PLATFORMDA BULUŞACAK Aşçılar Derneği 10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması, organizasyonun sektörler arası iş birliği boyutunu oluşturacak. Otel ve restoran işletmeleri ile mutfak profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu ürün, ekipman ve teknolojilerin tanıtılması; tedarikçi firmalarla doğrudan iletişim kurulması ve yeni ticari bağlantıların geliştirilmesi etkinliğin temel amaçları arasında bulunuyor. HOSTECH BY TUSİD ile eş zamanlı gerçekleştirilecek organizasyon, profesyonel mutfakların ihtiyaçları ile sektördeki yeni ürün ve çözümlerin aynı ortamda değerlendirilmesine imkân sağlayacak. Aşçılık mesleği ile tedarik zinciri arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi, işletmelerin değişen ihtiyaçlarının daha yakından takip edilmesi ve sektör temsilcilerinin karşılıklı deneyimlerini paylaşması, buluşmanın öne çıkan yönleri arasında yer alıyor. Bu kapsamda etkinliğin yalnızca bir yarışma organizasyonu olarak değil, aynı zamanda gastronomi sektöründe mesleki iletişimi, ticari ilişkileri ve yenilikçi uygulamaları destekleyen bir platform olarak değerlendirilmesi amaçlanıyor. AHMET KARAMAN’DAN SEKTÖR PAYDAŞLARINA DAVET Aşçılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Karaman, organizasyonun Türkiye gastronomi sektörünün ulusal ve uluslararası alandaki birikimini, gücünü ve gelişme potansiyelini ortaya koyması bakımından önemli olduğunu belirtti. Karaman, sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren profesyonelleri, aşçıları, tedarikçileri, eğitim kurumlarını, öğrencileri ve gastronomi meraklılarını bu büyük buluşmaya davet etti. Organizasyonun, aşçılık mesleğinin gelişimine katkı sağlaması, genç yeteneklerin desteklenmesi ve Türkiye gastronomisinin uluslararası alanda daha görünür hâle gelmesine yardımcı olması hedefleniyor. İSTANBUL’UN GASTRONOMİ TURİZMİ POTANSİYELİ ÖNE ÇIKIYOR Avrupa ile Asya arasında köprü konumundaki İstanbul, tarih boyunca farklı toplumların ve kültürlerin mutfak geleneklerine ev sahipliği yaptı. Kentin kültürel çeşitliliği, tarihî mirası ve zengin mutfak birikimi, uluslararası gastronomi organizasyonları açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Dünyanın farklı ülkelerinden şeflerin, öğrencilerin, jüri üyelerinin ve sektör profesyonellerinin aynı etkinlikte buluşması; mutfak kültürleri arasında bilgi alışverişinin gelişmesine ve yerel lezzetlerin uluslararası çevrelerde tanınmasına katkı sağlayabilir. Gastronomi, günümüzde yalnızca yeme içme deneyimiyle sınırlı olmayan; kültür, tarih, yerel üretim ve seyahat deneyimiyle bütünleşen önemli bir turizm alanı olarak öne çıkıyor. Bu nedenle uluslararası gastronomi etkinlikleri, düzenlendikleri kentlerin tanıtımına ve gastronomi turizmi potansiyelinin geliştirilmesine de katkı sunabiliyor. İstanbul Culinary Cup 2026'nın da Türkiye'nin mutfak kültürünü, yerel ürünlerini ve aşçılık birikimini uluslararası katılımcılarla buluşturarak bu alandaki tanıtım çalışmalarına destek vermesi amaçlanıyor. GASTRONOMİ DÜNYASI 10-14 KASIM’DA İSTANBUL’DA BULUŞACAK Aşçılar Derneği 10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ve 6. İstanbul Culinary Cup 2026, 10-14 Kasım tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Yarışmalar, eğitim faaliyetleri, sektörel buluşmalar ve yeni teknolojilerin tanıtımını bir araya getirecek organizasyonun; deneyimli şefler, genç aşçılık adayları, tedarikçiler, akademisyenler ve gastronomi profesyonelleri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkıda bulunması bekleniyor. İstanbul’da düzenlenecek beş günlük buluşma, mesleki gelişim ve uluslararası etkileşimin yanı sıra Türkiye'nin gastronomi değerlerinin tanıtılması açısından da sektörün takip edeceği etkinlikler arasında yer almaya hazırlanıyor.

Yaz aylarında besin zehirlenmesi uyarısı! Haber

Yaz aylarında besin zehirlenmesi uyarısı!

Yaz sıcaklarıyla birlikte besin zehirlenmesi vakalarında artış yaşanıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun, her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen besin zehirlenmelerinin büyük ölçüde önlenebilir olduğunu belirterek, güvenli gıda tüketimi ve hijyen konusunda dikkat edilmesi gereken 12 önemli kuralı sıraladı. İSTANBUL (İGFA) - Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte besin zehirlenmesi riski de artıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 866 milyon kişi, yani her 9 kişiden 1'i besin zehirlenmesi geçirirken, yaklaşık 1 milyon 520 bin kişi yaşamını yitiriyor. Vakalardan en fazla etkilenen grubu ise 5 yaş altındaki çocuklar oluşturuyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun, besin zehirlenmelerinin bakteri, virüs, parazit veya bu mikroorganizmaların ürettiği toksinlerle kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi sonucu ortaya çıktığını belirterek, yaz mevsiminde artan sıcaklıkların mikroorganizmaların çoğalmasını hızlandırdığını söyledi. Gıdaların uygun koşullarda saklanmaması ile kirli su ve buz tüketiminin de riski artırdığına dikkat çeken Uzun, besin zehirlenmelerinin büyük ölçüde alınacak basit önlemlerle önlenebileceğini vurguladı. Dr. Uzun'a göre besin zehirlenmesinden korunmanın temelinde el hijyeni, güvenilir gıda tüketimi ve doğru saklama koşulları yer alıyor. Yemek hazırlamadan önce ve çiğ etle temas sonrasında ellerin en az 20 saniye sabunla yıkanması gerektiğini belirten Uzun, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrı ekipmanlarla hazırlanmasının çapraz bulaşmayı önlediğini ifade etti. Et, tavuk ve balığın iç kısmı tamamen pişecek şekilde hazırlanması gerektiğini söyleyen Uzun, pişmiş yemeklerin yaz aylarında iki saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemesi, bozulabilir gıdaların ise alışverişin ardından vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması gerektiğini kaydetti. Meyve ve sebzelerin bol suyla yıkanmasının önemine işaret eden Uzun, son kullanma tarihi geçmiş, ambalajı şişmiş veya görünümünde bozulma bulunan ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Açıkta satılan özellikle sütlü tatlılar, et ve deniz ürünlerinin sıcak havalarda ciddi risk taşıdığına dikkat çeken Uzun, alışverişin güvenilir işletmelerden yapılmasını önerdi. Kirli su ve buzun da besin zehirlenmesine yol açabileceğini belirten Dr. Uzun, özellikle tatil bölgelerinde buzlu içecekler konusunda dikkatli olunmasını istedi. Dondurulmuş gıdaların oda sıcaklığında değil, buzdolabında veya mikrodalgada çözdürülmesi gerektiğini ifade eden Uzun, içme suyunun güvenilir kaynaklardan temin edilmesi ve tazeliğinden emin olunmayan deniz ürünlerinin tüketilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Uzmanlar, özellikle yaz aylarında hijyen kurallarına uyulması ve gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilmesinin, besin zehirlenmelerini önlemede en etkili yöntemler arasında yer aldığını vurguluyor.

Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat! Haber

Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, yaz aylarında astımlı çocuklarda şikâyetleri artırabilecek polen, klima kullanımı, nem, yoğun egzersiz, enfeksiyonlar ve kapalı havuz ortamlarına karşı aileleri uyardı. Düzenli tedavi ve çevresel önlemlerle çocukların sağlıklı bir yaz geçirebileceği belirtildi. İSTANBUL (İGFA) - Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve çevresel faktörler astımlı çocukların solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin bu dönemde astımı tetikleyebilecek etkenlere karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibinin ve tedaviye devam edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Bari, doktor önerisi olmadan ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Astımlı çocukların yaz aylarında da rahatlatıcı ilaçlarını ve inhalerlerini yanlarında bulundurmaları gerektiğini ifade etti. POLENLER ASTIMI TETİKLEYEBİLİYOR Yaz aylarında en önemli tetikleyicilerden birinin polenler olduğunu belirten Dr. Bari, özellikle alerjik astımı bulunan çocuklarda polenlerin solunum yollarında daralmaya, mukus artışına ve astım belirtilerine yol açabileceğini söyledi. Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah erken saatlerde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkılması gerekiyorsa maske kullanılması ve araçlarda polen filtresi tercih edilmesi önerildi. Yaz sonunda çim biçme gibi faaliyetlerden de kaçınılması gerektiği belirtildi. YANLIŞ KLİMA KULLANIMI RİSKE YOL AÇABİLİR Klima kullanımının sıcak havalarda konfor sağladığını ancak yanlış kullanımın astımı tetikleyebileceğini ifade eden Dr. Bari, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küflerin alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini söyledi. Klimanın ortamı aşırı soğutmaması gerektiğini belirten Bari, ideal sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece arasında tutulmasını ve filtrelerin düzenli temizlenmesini önerdi. MANGAL DUMANI, KÜF VE NEMDEN UZAK DURUN Yaz aylarında tercih edilen piknik alanlarında bulunan mangal dumanı, egzoz gazları, nemli bölgelerdeki küf ve mantarların da astımı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, astımlı çocukların sigara, mangal ve egzoz dumanından uzak tutulmasını, rutubetli ve güneş almayan alanlar yerine kuru ve hava akımı olan bölgelerin tercih edilmesini önerdi. Sporun astımlı çocuklar için faydalı olduğunu ancak aşırı yoğun aktivitelerin risk oluşturabileceğini belirten Dr. İmran Bari, yoğun egzersiz sırasında ağızdan solunum yapılmasının bronşlarda kuruluk ve daralmaya neden olabileceğini ifade etti. Sporun sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz öncesinde ısınmaya zaman ayrılması ve gerekli ilaçların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi. VİRÜS VE BAKTERİLERE KARŞI HİJYEN ÖNEMLİ Yaz aylarında seyahatler ve kalabalık ortamların enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Bari, virüs ve bakterilerin astımlı çocuklarda hava yolu hassasiyetini artırarak nefes darlığına yol açabileceğini söyledi. Ailelere el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişilerle yakın teması azaltmaları, gerekli durumlarda maske kullanmaları ve çocukların aşılarını düzenli yaptırmaları önerildi. NEM ORANI VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT Yüksek nem oranının astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabileceğini belirten uzmanlar, evlerde ideal nem oranının yüzde 40-50 arasında tutulmasını önerdi. Kapalı havuzlarda kullanılan klorun bazı çocuklarda astım atağını tetikleyebileceği belirtilirken, yoğun klor kokusu bulunan, yeterince havalandırılmayan ve kalabalık havuzlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi. Dr. İmran Bari, çevresel faktörlere karşı önlem alındığında ve tedavi düzenli sürdürüldüğünde astımlı çocukların da sağlıklı ve keyifli bir yaz mevsimi geçirebileceğini kaydetti.

Arı zehri toplanmasına ilişkin yönetmelik yürürlükte! Haber

Arı zehri toplanmasına ilişkin yönetmelik yürürlükte!

Tarım ve Orman Bakanlığı, bal arılarından arı zehri üretimine ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmeliği Resmî Gazete'de yayımladı. Düzenlemeyle arı zehri toplama faaliyetleri sertifika, sözleşmeli üretim, hijyen ve denetim şartlarına bağlandı. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "Arı Zehrinin Toplanmasına İlişkin Yönetmelik", bugünkü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, bal arılarından elde edilen ham arı zehrinin teknik kurallara uygun, izlenebilir ve denetimli şekilde üretilmesine yönelik kapsamlı düzenlemeler hayata geçirildi. Yeni düzenlemeye göre, arı zehri yalnızca Bakanlıktan izin alan işletmeler aracılığıyla ve sözleşmeli üretim modeli kapsamında toplanabilecek. Arı zehri toplayacak üreticilerin, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne (AKS) kayıtlı olmaları ve Bakanlık tarafından verilen Arı Zehri Toplama Sertifikasına sahip bulunmaları zorunlu olacak. EĞİTİM VE SERTİFİKA ŞARTI GETİRİLDİ Yönetmelikle arı zehri toplamak isteyen üreticilere en az iki gün sürecek uygulamalı eğitim verilmesi öngörüldü. Eğitimlerde iş sağlığı ve güvenliği ile ilk yardım konularına da yer verilecek. Eğitimi başarıyla tamamlayan üreticilere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sertifika düzenlenecek. Arı zehrinin, arılara zarar vermeyecek özellikte elektrikli toplama aparatlarıyla elde edilmesi zorunlu olacak. Aynı kovandan 7 günden daha kısa aralıklarla arı zehri toplanamayacak, toplama aparatı ise kovanda 15 ila 20 dakikadan fazla tutulamayacak. Toplanan arı zehri, hava ve nem geçirmeyen amber renkli şişelerde muhafaza edilecek ve eksi 18 derecede soğuk zincir şartlarında saklanacak. KORUYUCU EKİPMAN ZORUNLU OLACAK Yönetmelik kapsamında arı zehri toplayan kişilerin maske, koruyucu gözlük, cerrahi eldiven, bone ve önlük gibi kişisel koruyucu ekipman kullanması zorunlu hale getirildi. Arılıklarda olası alerjik reaksiyonlara karşı gerekli ilaç ve temiz su bulundurulması da şart koşuldu. Arı sağlığını korumak amacıyla sistemik etkili ve kalıntı bırakabilecek ilaçların kullanımına kısıtlama getirildi. Arı zehrine herhangi bir katkı maddesi eklenmesi de yasaklandı. Ayrıca arı zehri üretiminde, Türkiye'ye özgü arı ırkı ve ekotiplerinin kullanılması teşvik edildi. GIDA SANAYİİNDE KULLANILAMAYACAK Yönetmelikte dikkat çeken düzenlemelerden biri de elde edilen ham arı zehrinin gıda sanayiinde kullanılamayacağı hükmü oldu. Arı zehri üretimi, yalnızca Bakanlık kayıtlarına alınmış ve ilgili mevzuata uygun faaliyet gösteren işletmelerde gerçekleştirilebilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı, gerekli gördüğü durumlarda üreticiler ve işletmeler üzerinde denetim yapabilecek. Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında ise 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında idari yaptırım uygulanacak. Söz konusu yönetmeliğinin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Yaz sıcakları lenfödem belirtilerini artırabiliyor Haber

Yaz sıcakları lenfödem belirtilerini artırabiliyor

Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, yaz sıcaklarının kanser tedavisi sonrası gelişebilen lenfödem belirtilerini artırabileceği uyarısında bulundu. Polat, erken farkındalığın ve doğru önlemlerin yaşam kalitesi için kritik olduğunu belirtti. İSTANBUL (İGFA) - Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, yaz aylarında artan sıcaklıkların özellikle kanser tedavisi sonrasında gelişebilen lenfödem belirtilerini artırabileceği uyarısında bulundu. Polat, erken farkındalık ve doğru önlemlerin yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynadığını belirtti. Yaz mevsiminde yükselen hava sıcaklıklarının, kanser tedavisi sonrası lenfödem gelişen bireylerde kol ve bacaklarda şişlik, ağırlık hissi, gerginlik ve hareket kısıtlılığı gibi belirtilerin daha belirgin hale gelmesine neden olabileceğini ifade eden Polat, bu şikâyetlerin yalnızca mevsimsel değişiklik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Lenf sisteminin bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olduğunu belirten Polat, lenf damarları veya lenf bezlerinin zarar görmesi halinde dokular arasında biriken sıvının yeterince taşınamadığını ve bunun lenfödeme yol açtığını kaydetti. Lenfödemin özellikle meme kanseri, jinekolojik kanserler, prostat kanseri ve melanom tedavileri sonrasında görülebildiğini aktaran Polat, lenf bezlerinin alınması veya radyoterapi uygulanmasının riski artıran başlıca nedenler arasında yer aldığını dile getirdi. YAZ AYLARINDA ŞİKÂYETLER ARTABİLİYOR Sıcak havalarda damarların genişlediğini ve dokulara daha fazla sıvı geçtiğini belirten Polat, sağlıklı bir lenf sisteminin bu yükü dengeleyebildiğini ancak lenf sistemi hasar gören kişilerde sıvı birikiminin arttığını ifade etti. Bu nedenle yaz aylarında birçok hastanın kol veya bacaklarında daha fazla şişlik hissettiğini belirten Polat, uzun yolculuklar, hareketsizlik, aşırı sıcak hava ve yoğun güneş maruziyetinin de mevcut şikâyetleri artırabildiğini söyledi. Lenfödemin her zaman tamamen önlenemese de belirtilerinin kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Polat, yeterli su tüketimi, düzenli hareket, uzun süre aynı pozisyonda kalmama ve aşırı sıcak ortamlardan kaçınmanın önemine dikkat çekti. Sağlık profesyonelleri tarafından önerilen kompresyon ürünlerinin düzenli kullanımının belirtilerin yönetiminde etkili olduğunu belirten Polat, etkilenen kol veya bacakla ağır yük taşınmaması, yüklerin dengeli dağıtılması ve ani zorlanmalardan kaçınılmasının da şişliklerin artmasını önlemeye yardımcı olacağını ifade etti. Lenfödem yönetiminde cilt sağlığının da önemli olduğunu belirten Polat, küçük enfeksiyonların dahi şikâyetleri artırabileceğini söyledi. Yaz aylarında cilt bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Polat, olası yaralanmalara karşı dikkatli olunması ve hijyen kurallarına özen gösterilmesinin önem taşıdığını kaydetti. 1964 yılından bu yana kanserle mücadele alanında faaliyet gösteren Türk Kanser Derneği'nin farkındalık çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Polat, kanser tedavisi gören bireylerin lenfödem belirtilerini erken dönemde tanımasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Polat, "Yaz sıcaklarının getirdiği şişliği yalnızca mevsimsel bir değişiklik olarak değerlendirmemek gerekir. Bazen vücudumuz bize sessizce önemli sinyaller veriyor olabilir. Bu belirtileri doğru okumak ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmak, yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayacaktır." dedi.

Uzmanlar uyardı: “Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın” Haber

Uzmanlar uyardı: “Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın”

Dünya Süt Günü nedeniyle açıklama yapan uzmanlar tüketicileri sokak sütüne karşı uyardı, “Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın” mesajını verdi. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte açıkta satılan ve kaynağı belirsiz süt ürünleri yeniden gündeme gelirken, uzmanlar 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında yaptığı açıklamada, özellikle sıcak havalarda kontrolsüz koşullarda ve hiçbir denetime tabi olmadan satılan süt ve süt ürünlerinin ciddi halk sağlığı riskleri taşıdığına dikkat çekti. “Sokak sütü kabul edilebilir bir yöntem değil” Ankara Üniversitesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ufuk Tansel Şireli, özellikle yaz döneminde, açıkta satılan süt ve süt ürünlerinde mikrobiyolojik ve gıda zehirlenmesi risklerinin ciddi şekilde arttığını belirtti. Şireli, “Yaz ve sıcak havalar geliyor. Ülkemizin birçok yerinde, hiçbir kayıt ve denetime tabi olmayan sütlerin satıldığını görüyoruz. Kapınıza ve sokağınıza gelen sütün kaynağı ne? Çiftlikten size ulaşana kadar, havaların ısındığı bu dönemde hangi sıcaklıkta taşınıyor? Ne kadar süre güneşte, açıkta bekliyor? Hangi koşullarda muhafaza ediliyor? Tüketicinin bu hususları mutlaka sorgulaması gerekiyor. Veteriner gıda hijyeni uzmanı olarak, açık ve kayıtsı z şekilde satılan sokak sütünün halk sağlığı açısından kabul edilebilir bir yöntem olmadığını açıkça söylemem gerekir. Kaynağı, üretim koşulları, hijyen uygulamaları ve soğuk zinciri denetlenemeyen bir ürünün tüketiciye güvenli şekilde ulaştığını varsayamayız” dedi. Açıkta satılan sütlerde soğuk zincirin korunmasının çoğu zaman mümkün olmadığını belirten Şireli, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çiğ süt uygun sıcaklıkta muhafaza edilmediğinde mikroorganizmalar çok hızlı çoğalabilir. Özellikle yaz aylarında bu süreç hızlanır ve açıkta satılan sütlerdeki mikrop sayısı hızla artar. Kayıtlı üretim yapan ve am balajlı ürün satan işletmelerde ise süt; çiftlikten fabrikaya kadar kontrollü sıcaklıkta taşınır. Burada önce birçok yönden analiz edilir, uygun olan süt işlenir ve denetlenir. Ambalaj, aslında ürünün garanti belgesidir.” Şireli, içme sütlerine uygulanan pastörizasyon ve UHT işlemlerinin gıda güvenliği açısından kritik olduğuna dikkat çekerek, tüketicilerin kaynağı belirsiz ürünler yerine izlenebilir ve denetlenebilir ürünleri tercih etmeleri gerektiğini ifade etti, “Kapınıza gelen sütün sadece fiyatını değil, hikâyesini de sorgulayın” dedi. “Süt yaşlandırıyor” iddiaları bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor. Ankara Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ebru Şenel Özkan ise son dönemde sosyal medyada yer alan “süt yaşlandırıyor” iddialarının bilimsel zeminden uzak yorumlandığını belirtti. Şenel Özkan, özellikle süt tüketimi ile IGF-1 hormonu ve galaktoz üzerinden kurulan bazı iddiaların bağlamından koparıldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bilimsel çalışmalar süt ve süt ürünlerinin; kaliteli protein, süt yağı, kalsiyum, fosfor, B vitaminleri ve birçok temel besin öğesi açısından önemli bir kaynak olduğunu açık şekilde göstermektedir. Sosyal medyada dolaşan bazı iddialar ise bilimsel olguların yanlış yorumlanmasına dayanıyor.” IGF-1 ile ilgili tartışmalara da değinen Özkan, insan vücudunun zaten doğal olarak IGF-1 (Insulin-like GrowthFactor-1) hormonu ürettiğini söyledi, “IGF-1 kemik sağlığı, kas yapımı ve onarımı için gereklidir. Düşük IGF-1 seviyeleri, özellikle yaşlılarda daha yüksek kırık riskiyle ilişkilidir. Yani IGF-1’i doğrudan ‘zararlı bir hormon’ olarak nitelendirmek bilimsel açıdan doğru değildir” dedi. Galaktoz iddialarıyla ilgili olarak da Özkan, bazı deneysel çalışmaların günlük beslenme koşullarındaki süt tüketimiyle doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini belirterek, “Evet, laboratuvar ortamında farelere çok yüksek dozda saf galaktoz v erilerek yapay bir ‘yaşlanma modeli’ oluşturulabiliyor. Ancak burada kritik fark şu; laboratuvarda kullanılan dozlar, normal beslenme ile alınan miktarların çok üzerindedir. Sütte galaktoz tek başına değil; laktozun bir bileşeni olarak ve birçok besin öğesiyle birlikte tüketilmektedir. Güncel bilimsel verilere bakıldığında, insanlarda normal düzeyde süt tüketiminin yaşlanmayı hızlandırdığına dair güçlü klinik kanıt yoktur” dedi. Özkan, “Bugün süt ve süt ürünleri, geçmişte olduğu gibi, dünya genelindeki beslenme rehberlerinde dengeli beslenmenin önemli bir parçası olarak yer almaya devam ediyor” diyerek sözlerini noktaladı.

Etin tüketilmeden önce buzdolabında dinlendirilmesi önemli Haber

Etin tüketilmeden önce buzdolabında dinlendirilmesi önemli

ANKARA (İGFA) - Türk Kanser Derneği gönüllü diyetisyeni Selin Zingin, Kurban Bayramı döneminde artan kırmızı et tüketimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Zingin, kırmızı etin yüksek protein, demir, çinko ve B12 vitamini açısından değerli bir besin kaynağı olduğunu ancak tüketim kadar saklama, çözdürme ve pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından kritik olduğunu vurguladı. Yeni kesilen etin ilk saatlerde sert bir yapıya sahip olduğunu belirten Zingin, bu durumun sindirimi zorlaştırabileceğini ve özellikle mide-bağırsak hassasiyeti olan kişilerde şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini ifade etti. Etin tüketilmeden önce buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Etin saklama ve çözdürme koşullarına da dikkat çeken Zingin, yanlış çözdürme yöntemlerinin bakteriyel üremeyi artırabileceğini belirterek, etin en güvenli şekilde buzdolabında yavaş çözdürülmesi gerektiğini kaydetti. Çözdürülen etin tekrar dondurulmaması gerektiğini vurgulayan Zingin, acil durumlarda sızdırmaz ambalaj içinde soğuk suyla çözdürme yönteminin tercih edilebileceğini aktardı. Pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından önemine değinen Zingin, etin yüksek ateşte veya doğrudan alevde pişirilmesinin risk oluşturabileceğini, yanmış ve kömürleşmiş bölümlerin ise kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Haşlama, fırında pişirme ve kısık–orta ateşte pişirme yöntemlerinin daha güvenli olduğunu ifade etti. Kanser tedavisi gören bireylerde beslenmenin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Zingin, bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların yalnızca tam pişmiş ve güvenli şekilde hazırlanmış etleri tüketmesi gerektiğini vurguladı. Çiğ ve pişmiş gıdaların temasının önlenmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin enfeksiyon riskini azaltmada kritik rol oynadığını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.