Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hayvancılık

bursaarena.com.tr - Hayvancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvancılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çiftçinin omuzundaki yük ağır! Maliyetler azaltılmalı Haber

Çiftçinin omuzundaki yük ağır! Maliyetler azaltılmalı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından kent genelinde sürdürülen ‘Tarımsal Destek Dağıtım Töreni’, Erdemli ve Silifke’de devam etti. Küçükbaş hayvancılıktan balıkçılığa, atalık tohumdan arı yetiştiricileri için solar kameraya, zeytin ve badem üreticileri için fidan dağıtımına kadar farklı üretim alanlarını kapsayan desteklerle üreticilerin maliyetlerinin azaltılması ve tarımsal üretimin güçlendirilmesi hedefleniyor. Erdemli’de gerçekleştirilen törende; ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi’ kapsamında 7 yetiştiriciye toplam 175 baş küçükbaş hayvan ve 28 ton yem desteği verildi. Desteklerle hayvancılıkla uğraşan üreticilerin üretim kapasitelerinin güçlendirilmesine katkı sunuluyor. ‘Küçük Ölçekli Balıkçılara Malzeme Desteği Projesi’ kapsamında Erdemli Su Ürünleri Kooperatifine kayıtlı 70 balıkçıya çeşitli ekipman ve malzeme desteği sağlandı. Destek paketinde Türk bayrağı, polar ceket, balıkçı tulum takımı, balıkçı çizmesi, polar bere ve boyunluk seti, iş eldiveni, can yeleği, tutya, çakarlı ağ lambası, çapa halatı ve başlık feneri yer aldı. Bu desteklerle balıkçıların ihtiyaç duyduğu ekipmanlara erişimlerinin kolaylaştırılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi amaçlanıyor. Arıcılık faaliyetlerinin güvenliğinin artırılması ve kovanların uzaktan izlenebilmesi amacıyla verilen ‘Solar Kamera Desteği Projesi’ kapsamında ise arı yetiştiricisi 278 yurttaşa yüzde 100 hibeli güneş panelli solar kamera sistemi desteği sağlandı. Törende ayrıca; 11 üreticiye toplam 330 badem fidanı, 101 üreticiye ise 3 bin 30 zeytin fidanı desteği verildi. Fidan destekleriyle bölgedeki tarımsal üretimin çeşitlendirilmesi ve üreticilerin uzun vadeli gelir kaynaklarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Şahutoğlu: “Üreticilerimizle omuz omuza yürüyerek onların sorunlarını çözecek projeler gerçekleştirmeye devam edeceğiz” Mersin Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, verilen ürünleri, yapılan projeleri ve dağıtılan hayvanları sadece bir sayıdan ibaret olarak görmediklerini belirterek, “Tarım; emeğin, alın terinin ve mücadelenin en büyük örneğidir. Mersin gibi bir tarım kentinde, bu coğrafyanın bize sunduğu nimetlerden faydalanan, toprakları karış karış işleyen, birim alandan daha fazla verim elde etmek için maliyetlere rağmen üretmeye devam eden ve üretmekten vazgeçmeyen değerli üreticilerimizin emeğiyle tarım güçleniyor. Biz biliyoruz ki tarım güçlendikçe Mersin güçlenecek, Mersin güçlendikçe ülkemiz daha güçlü hale gelecek. Üretim maliyetlerinin giderek arttığı, üretimin zorlaştığı ve üreticilerimizin zor günler geçirdiği bu dönemde de üreticilerimizle yan yana, kol kola, omuz omuza yürüyerek onların sorunlarını çözecek projeler gerçekleştirmeye devam edeceğiz” dedi. Projelerin tamamının sürdürülebilir hale getirilerek hem Mersin ekonomisine hem de ülke ekonomisine katkı sunmaya çalışacaklarını kaydeden Şahutoğlu, “Mersin’in bereketli topraklarında üretmeye devam eden, emeğiyle kentimizin ekonomisine güç katan üreticilerimizin sonuna kadar yanında olmaya çalışacağız. Bugün yalnızca hayvan, yem, fidan, solar kamera ya da balıkçılık ekipmanı desteği vermiyoruz; üretimin devamına, kırsalın geleceğine ve emeğin değer bulmasına katkı sağlıyoruz” ifadelerine yer verdi. Kurt: “Solar enerjili kamera sisteminin arıcılar için hayati önem taşıyor” Mersin Arı Üreticileri Birliği Başkanı Adem Kurt, solar enerjili kamera sisteminin arıcılar için hayati önem taşıdığını belirterek, “İl genelinde 1000 üreticimize bu desteğin sunulmasıyla birlikte artık arılarımız, kovanlarımız, ballarımız güvende olacak. Gönül rahatlığıyla onları dağlara, ovalara emanet edebileceğiz. Bu tür projelerin devam edeceği konusunda hiçbir şüphem yok. Çünkü Vahap Başkan biz üreticiler için gerçekten çok sağlam temelleri olan projelere imza attı. Çok teşekkür ederiz” dedi. Sakın: “Biz balıkçılar olarak gerçekten memnunuz” Su Ürünleri Kooperatifleri Mersin Bölge Birliği Başkan Yardımcısı Yalçın Sakın, “Büyükşehir Belediyemizin bizlere yapacak olduğu yardımlardan dolayı Sayın Vahap Başkanım’a çok teşekkür ediyorum. Daha önce de bizlere böyle yardımlarda bulundu. Ekibine ‘Çıkın sahaya çiftçilerle, balıkçılarla, hayvancılarla, üreticilerle görüşün, neye ihtiyaçları varsa bize gelin. Biz de vatandaşa yardımcı olalım’ diyen bir başkanımız var. Vatandaşı düşünmek de çok önemli. Biz balıkçılar olarak gerçekten memnunuz” diye konuştu. Erdemli Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin bugüne kadar birçok dağıtım töreninde bir araya geldiklerini belirterek, “Çiftçinin yanında olduğunu için Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyorum. Her zaman çiftçilerimizin yanında olduğu için Büyükşehir Belediye Başkanımıza da saygılar sunuyorum” ifadelerine yer verdi. Küçük ölçekli yetiştiriciler Büyükşehir’in destekleriyle rahat bir nefes alıyor Solar kamera desteği alan Mehmet Kemal Ateş, “Arıcılık için değerli olan kamera desteğinden faydalandık. Kamera bizim dağdaki gözlerimiz. Şu dönemdeki en büyük sıkıntılardan birisi hırsızlık, hırsızlığın önüne geçmekte kamera desteği çok önemli. Gündemde olan bir durumu değerlendirip Vahap Başkanımız böyle bir destekte bulunduğu için teşekkür ederiz” diyerek, emek veren herkese teşekkür etti. Zeytin fidanı desteğinden yararlanan üretici Elif Çoban, “Ben Vahap Seçer Başkanıma çok teşekkür ediyorum. Bahçemizde şeftalimiz var, şimdi de zeytin dikeceğiz. Çiftçilikle uğraşıyoruz, başka bir gelirimiz yok. Normalde almış olsak zeytin fidanı çok pahalı olacaktı. Alma imkanlarımız olmadığı için biz de böyle bir desteğe başvurduk” diyerek memnuniyetini dile getirdi. ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi’nden faydalanan ve 25 küçükbaş hayvan alarak hayvan yetiştiricisi olan Meryem Topal, “Bize destek verdiği için Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederiz. Bu destek olmasaydı sürüm az kalırdı. Bu destek sayesinde hayvanlarımız çoğalacak” diye konuştu. Aile bütçesine katkı sunmak için ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi’nden yararlanmaya hak kazanan Bülent Tapan ise, “Büyükşehir Belediyesi Başkanım Vahap Seçer’e çok teşekkür ederim. Bu desteği çoktan beri bekliyorduk. Destek sayesinde köyümüzde kalacağız, hayvanlarımızı büyüteceğiz. Normalde tarım yapıyorduk. Tarımda girdi maliyetleri artınca küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine yöneldik. Çıktığımız bu yeni yolda Büyükşehir her zaman yanımızda” sözlerine yer verdi. Dağıtımlar Silifke ilçesinde devam etti Mersin Büyükşehir Belediyesi, Silifke’de sürdürdüğü dağıtımlarla; küçükbaş hayvandan fidana, atalık tohumdan solar kameraya ve balıkçılık ekipmanlarına kadar 5 farklı proje kapsamında toplam 398 üretici, yetiştirici ve balıkçıya destek sağladı. Yapılan törende 7 yetiştiriciye 175 küçükbaş hayvan ve 28 ton yem ve aşı desteği, 52 küçük ölçekli balıkçıya malzeme desteği, 82 arı yetiştiricisine solar kamera desteği sağlandı. 57 üreticiye 1710 adet badem ile 100 üreticiye 3 bin adet zeytin fidanı, kişi başı 125 kilogram olmak üzere 100 üreticiye ise toplam 12 bin 500 kilogram atalık sarı buğday tohumu desteği sağlandı. Başkan Vekili Kökten: “Vahap Seçer, çabalayanların umududur” Dağıtım Töreni’ne katılan Silifke Belediye Başkan Vekili Oğuzhan Kökten, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği desteklerle herkese umut olduğunu söyleyerek, “Bu yaptıkları desteklerle; verdikleri zeytin fidanı, badem fidanı, buğday tohumuyla üretim sağlayıp para kazanan ve çabalayanların umut ışığıdır Vahap Seçer. Bu verdikleri koyunlarla onlardan elde ettikleri ürünleri satarak Hasanları, Hüseyinleri, Emineleri okutmak için çabalayan anne ve babanın umududur Vahap Seçer. Hem Vahap Seçer Başkanımız hem Mustafa Başkanımız inşallah en kısa zamanda aramızda olacaklar” dedi. Şahutoğlu: “Üreten kazanacak, kırsal güçlenecek, Mersin büyüyecek” Mersin Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, Silifke’de yaptığı konuşmada verilen desteğin emeği büyütmek, alın terine sahip çıkmak ve toprağı korumak için önemli olduğunu ifade etti. Projeler kapsamında yapılan desteklerin rakamsal verilerini paylaşan Şahutoğlu, ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesinin sürdürülebilirliği sayesinde 30 milyon TL’nin Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin kasasında kaldığını belirterek, “Bu 30 milyon lira bugün arıcılığını devam ettirmek isteyen üreticilere solar kamera, balıkçılıkta devam etmek isteyen üreticilere de balıkçılık malzemesi olarak geri dönüyor. Biz biliyoruz ki önemli olan sadece bugün destek vermek değil, yarın da üretimin devam etmesini sağlamak. Bu çalışmaların temelinde bizim tek bir anlayışımız var; üreten kazanacak, kırsal güçlenecek, Mersin büyüyecek. Çünkü üretici güçlü oldukça kent güçlü olur, kent güçlü olunca da ülke güçlü olur” ifadelerine yer verdi. Gezer: “Üretimin zorlaştığı bu süreçte bu destekler çok güzel” Silifke Ziraat Odası Başkanı Kemal Gezer ise verilen desteklerin üreticiler için önemine vurgu yaptı ve “Üretimin gittikçe zorlaştığı bu dönemde Vahap Başkan’ın geliştirdiği proje, üretime ve tarıma vermiş olduğu destekler çok güzel” ifadelerine yer verdi. Kurt: “Bu kameralar biz arıcılar için çok kıymetli” Mersin İli Arı Üreticileri Birliği Başkanı Adem Kurt, Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri noktasında çok şanslı olduklarını belirtti. Arı üreticilerinin en büyük sorunlarından birinin de kovanlarının çalınması olduğunu sözlerine ekleyen Kurt, “Bu solar enerjili kamera sistemi özellikle biz arıcılar için gerçekten çok kıymetli. Çünkü kovanlarımız dağlarda Allah’a emret duruyordu” dedi. Kurt, desteklerden dolayı teşekkürlerini ifade ederek, “Biz üreticilerin bütün dertlerini dinleyen, taleplerle gittiğimiz zaman çözüm üretmeye çalışan ve elinden gelen desteği hiçbir zaman esirgemeyen bir belediye başkanımız var” diye konuştu. Üretici Ceyhan: “Bu ekonomik zorlukta bu destek bizler için çok önemli” Fidan desteği projesinden faydalanan üretici Gülseren Tuncer ise, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’e fidan dağıtımından dolayı çok teşekkür ediyorum. Desteklerinin devamlı olmasını diliyorum. Vahap Başkan’ın en yakın zamanda aramızda olmasını bütün yüreğimle diliyorum” diye konuşurken, Yerel Tohum Çeşitlerinin Yerinde Korunması ve Pazarlanması Projesi kapsamında sarı buğday desteğinden faydalanan üretici Ayşe Ceyhan ise ilk defa bu destekten faydalandığını söyledi. Ceyhan, “Bu ekonomik zorlukta, insanların bir ekmeğe muhtaç olduğu durumda Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in ve tüm ekibinin bu büyük destekte bulunması çok büyük bir şey. Anlatamayacağım derecede çok mutluyuz. En yakın zamanda Vahap Başkanımız ve Mustafa Başkanımızın aramızda olmasını tüm kalbimle temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi. Arı yetiştiricisi Ay: “Kameralar kovanlarımızı korumak için güvence sağlıyor” İlayda Nur Ay ise arıcılıkla uğraşan ve solar kamera desteğinden faydalanan yetiştiricilerden. Ay, verilen desteklerin kendileri için önemine değinerek, “Arılarımızı, kovanlarımızı ve verdiğimiz emeği korumak açısından kameralar büyük bir güvence sağlıyor. Bizleri düşünerek böyle bir destek sunduğu için başkanımıza tüm arıcılarımız adına teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi. Balıkçı Söylemez: “Hatırlanmak çok güzel bir şey” Balıkçılık Malzemesi Desteği projesinden faydalanan Ali Söylemez, balıkçılar olarak hatırlanmalarının çok güzel bir duygu olduğunu ifade ederek, “Hatırlanmak çok güzel. Şimdiye kadar hiç hatırlanmadık. Başta Vahap Başkan ve Mustafa Başkan’a müteşekkiriz. Görevleri olmamasına rağmen bize destek olmaları ve bunu sürdürmeleri bizim için çok memnuniyet verici” diye belirtti. Üretici Çakır: “Bu destek, ayaklarımın üzerinde durabilmem için bir umut” ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesinden faydalanan yetiştirici Hamiyet Çakır verilen destekten ötürü mutlu olduğunu belirterek, Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerini iletti. Çakır, “Bu destek benim için sadece koyunlardan ibaret değil, geleceğime dair bir umut, kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek ve emek vererek bir şeyler başarabilmek için çok güzel bir fırsat. Verilen bu desteğin hakkını vermek, üretmek ve geleceğe daha umutla bakmak için elimden gelen gayreti göstereceğim. Böyle bir imkanın biz gençlere sunulması gerçekten çok kıymetli. Emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vahap Başkanımızı da en kısa sürede aramızda görmeyi diliyoruz” dedi. Muhtar Göcen: “Büyükşehir’in hizmetleri vatandaşın yüzünü güldürüyor” Silifke İlçesi Çadırlı Mahalle Muhtarı Mustafa Göcen, hem muhtar olarak kendisinin hem de vatandaşların memnuniyetini ileterek, “Çünkü hem tohum hem hayvancılık desteğinden faydalanıyorlar ve üretiyorlar. Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı hizmetler o kadar çok ki biz vatandaş olarak yetişemiyoruz. Hizmet ağları çok geniş ve kapsamlı. Vatandaşlara çok iyi dokunuyorlar. Bunlar da vatandaşın yüzünü güldürüyor” diye konuştu. Ünal: “Hayvancılık, evde çocuklarıma bakarak yapabileceğim bir iş” Hayvancılığa bir buçuk yıl önce başlayan 2 çocuk annesi Hediye Ünal, verilen koyun desteğinden oldukça mutlu. Ünal, hayvan yetiştirmeye yeni başlamasına rağmen çok sevdiğini söyleyerek, “Ben köyde yaşıyorum ve bir kreş yok, etüt yok. ‘Evde çocuklarıma bakarak ne iş yapabilirim’ diye yola çıktım. Ve bu işi yapmaya başladım. Öncelikle benim gibi evde olan ve çalışmak isteyen kadınlara bu olanağı sağladığı için Vahap Başkanıma çok teşekkür ediyorum. Bir şeyler yapmak isteyen her kadının yapabileceğinin bir örneğidir bu” ifadelerine yer verdi.

AgroGreen Bursa’da bereketli fuar Haber

AgroGreen Bursa’da bereketli fuar

300 marka ve firmanın katıldığı, 270 bin ziyaretçiyi ağırlayan AgroGreen Bursa’da ürünler alıcı buldu, firmaların yüzü satışlarla güldü. GL Platform Fuarcılık tarafından düzenlenen AgroGreen Bursa Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, ikinci yılında 300 marka ve firmayı 270 bin ziyaretçiyle buluşturdu. Üreticiler ile sektör temsilcilerini aynı çatı altında bir araya getiren fuar, yeni ticari bağlantılara, teknoloji tanıtımlarına ve tarımın geleceğine ilişkin bilgi paylaşımına ev sahipliği yaptı. AgrooGreen Bursa’da aralarında Ürdün, Kosova, Suudi Arabistan, Bahreyn, Irak, Filistin, Lübnan, Cezayir, Sırbistan, Bulgaristan, Gana ile Zambiya’nın olduğu 15 ülkenin satın alma heyeti ise fuara çıkarma yaptı. İkili iş görüşmeleri gerçekleştiren ve özellikle tarım ekipmanları ile yakından ilgilenen heyet, gerçekleştirdiği ön görüşmelerle fuardan mutlu ayrıldı. Öte yandan dev iş makinelerinden tohuma kadar geniş bir ürün yelpazesiyle fuarda stant açan firmalar, yoğun ilgiyi satışa dönüştürerek fuarı bereketli geçirdi. Fuarı ziyaret ederek stantları gezen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da fuardaki yüksek katılıma dikkat çekerek “Sezon sonuna yaklaşırken üreticilerin ve firmaların burada birbirleriyle etkileşim kurması, alışveriş yapması önemli. Tarımda üretimin devam etmesi için bu ticaretin de devam etmesi gerekiyor” dedi. Tarım ve hayvancılığın yaşam için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Aydın, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. “Üretimin Devamı İçin Güçbirliği” GL Platform Genel Müdürü Gül Ceylan, AgroGreen Bursa’nın başarısının temelinde sektörün ortak emeği ve güçbirliğinin bulunduğunu söyledi. Üreticilerin artan maliyetler karşısında verimliliği yükseltecek çözümlere ve yeni pazarlara ihtiyaç duyduğunu belirten Ceylan, “Tarımın geleceği için üreticinin yanında olmak, üretimi destekleyen bağları güçlendirmek gerekiyor. AgroGreen Bursa’da üreticimizi firmalarla, yeni teknolojilerle ve iş fırsatlarıyla buluşturduk. Burada kurulan her bağlantıyı, yapılan her görüşmeyi üretimin devamlılığına katkı sağlayan bir adım olarak görüyoruz” dedi. Fuarın ikinci yılında gördüğü ilginin gelecek 2027 yılı için sorumluluklarını artırdığını ifade eden Ceylan, “Bizim için en büyük karşılık, katılımcılarımızın ve üreticilerimizin fuardan memnun ayrılması. AgroGreen Bursa’ya güvenen ve stand açan firmalara ve 270 bin ziyaretçimize, kurumlarımıza, sektör temsilcilerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Bursa’nın tarımsal birikimini, sanayi gücünü ve ticaret deneyimini aynı buluşmada bir araya getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” diye konuştu. AgroGreen Bursa, ticari buluşmaların yanı sıra Agro Talks oturumlarıyla da sektörün gündemine odaklandı. Fuar son oturumlarında sürdürülebilir tarım ve küçükbaş hayvancılık ele alındı. Kerem Demirel’in moderatörlüğündeki “Topraktan Katma Değere: Bursa’da Sürdürülebilir Tarım” oturumunda, Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Uğur Bilgili, Prof. Dr. Barış Bülent Aşık ve Prof. Dr. Sertaç Dokuzlu yer aldı. Mustafa Bayındır’ın yönetimindeki “Tarımda kariyer yapılır mı?” konulu panel ise büyük gördü. Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Başkanı ve TETA Teknik Tarım Yöneticisi Sumer Tömer Bayındır ile TÜSEDAD Başkanı ve Doğru Tarım Yöneticisi Müslüm Doğru’nun konuşmacı olduğu panel kariyer hedefleri olan üreticileri buluşturdu. “Küçükbaş Hayvancılığın Türkiye’deki Yeri ve Önemi” başlıklı oturumun konuşmacıları ise Türkiye Küçükbaş Hayvancılık ve Irk Yetiştiricileri Federasyonu Genel Başkanı Ömer Mırçık ile Genel Başkan Yardımcısı Kemal Çığırdan oldu.

YÖK Başkanı Özvar: Tarım ve hayvancılık savunma sanayisi kadar stratejik Haber

YÖK Başkanı Özvar: Tarım ve hayvancılık savunma sanayisi kadar stratejik

YÖK Başkanı Erol Özvar, tarım ve hayvancılığın Türkiye’nin geleceği açısından savunma sanayisi kadar stratejik bir alan olduğunu belirterek, yükseköğretimde akıllı tarım, otonom sistemler ve dron teknolojileri gibi yeni alanlara yönelik programların yaygınlaştırıldığını açıkladı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, Türkiye’nin tarım ve hayvancılık alanındaki insan kaynağı ve eğitim politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarım ve hayvancılığı ülkenin geleceği açısından stratejik bir alan olarak gördüklerini belirten Özvar, bu alandaki dönüşümün en önemli unsurlarından birinin nitelikli insan kaynağı olduğunu vurguladı. 70 BİNE YAKIN ÖĞRENCİ EĞİTİM GÖRÜYOR Özvar, Türkiye’de ziraat ve veterinerlik alanlarında 65-70 bine yakın öğrencinin eğitim aldığını belirterek, bu potansiyelin tarım sektörünün değişen ihtiyaçlarına uygun yeni yetkinliklerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Yükseköğretimde son yıllarda bu doğrultuda adımlar attıklarını belirten Özvar, akıllı tarım, otonom sistemler ve dron teknolojileri gibi yeni alanların eğitim programlarına dahil edildiğini kaydetti. YENİ PROGRAMLARDA DOLULUK YÜZDE 100’E ULAŞTI Özvar, son üç yılda tarım ve hayvancılık alanında açılan yeni ön lisans ve lisans programlarında doluluk oranının yüzde 100’e ulaştığını açıkladı. Bu oranın gençlerin tarım sektöründeki teknolojik dönüşüme yönelik ilgisini gösterdiğini belirten Özvar, eğitim ile teknoloji ve uygulamanın daha güçlü şekilde buluşturulmasının hedeflendiğini söyledi. 10 ÜNİVERSİTEDE UYGULAMALI EĞİTİM MODELİ Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Vakfı iş birliğiyle yürütülen uygulamalı eğitim modelinin 10 üniversiteye yayıldığını belirten Özvar, öğrencilerin sınıf ve laboratuvarların yanı sıra doğrudan gerçek üretim sahalarıyla buluşturulduğunu ifade etti. Özvar, düzenlenen panelde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar ve TÜME Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Karagöz ile bir araya gelerek Türkiye’nin 2035 tarım vizyonunu değerlendirdiklerini bildirdi. Panelde tarımın geleceği; politika, eğitim, teknoloji ve finansman boyutlarıyla ele alındı. Özvar, Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne katkı sunan paydaşlara ve tarımın geleceği için eğitim alan gençlere teşekkür etti.

2. Bergama Tarım ve Hayvancılık Fuarı törenle açıldı Haber

2. Bergama Tarım ve Hayvancılık Fuarı törenle açıldı

İzmir'in Bergama ilçesinde; Bergama Belediyesi, Bergama Ziraat Odası, Bergama Ticaret Odası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Alsancak Kongre & Fuarcılık işbirliğiyle düzenlenen "2. Bergama Tarım ve Hayvancılık Fuarı", Bergama Otogarı Fuar Alanı'nda gerçekleştirilen törenle açıldı. Fuarda; traktörler, modern tarım makineleri, sulama ve enerji sistemleri, yem, gübre, tohum ve hayvancılık ekipmanları sergileniyor. 10.00-18.00 saatleri arasında ücretsiz gezilebilecek organizasyonun tarihi, pamuk toplama ve zeytin hasat dönemine uyum sağlamak amacıyla bu yıl öne çekildi. Fuarın açılış programı, bölge protokolü ile tarım ve hayvancılık sektörünün temsilcilerini bir araya getirdi. Açılışa; Bergama Kaymakamı Hasan Yaman, Dikili Kaymakamı Metin Arslanbaş, Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Bülent Üngür, Bergama Ziraat Odası Başkanı Ahmet Vural, Bergama Ticaret Odası Başkanı Lütfi Kolat, Bergama İlçe Tarım Müdürü Ümmiye Çelik ve Dikili İlçe Tarım Müdürü Göksel Arslan katıldı. Törende ayrıca siyasi partilerin ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, oda ve kooperatif başkanları, muhtarlar ile çok sayıda üretici ve çiftçi hazır bulundu. “Geleneksel tecrübeyi teknolojiyle harmanlıyoruz” Açılış töreninde konuşan Bergama Ziraat Odası Başkanı Ahmet Vural, Bergama ve Bakırçay Havzası'nın pamuktan zeytine, domatesten çam fıstığına ve hayvancılığa kadar geniş bir üretim yelpazesiyle Ege Bölgesi ve Türkiye'nin en stratejik tarım merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Fuarın bölgedeki alıcı ve satıcıyı doğrudan buluşturduğunu belirten Vural, "Amacımız geleneksel tarım tecrübelerimizi modern teknolojilerle harmanlayarak Bergama tarımının hak ettiği küresel vizyona ulaşmasıdır. Bakırçay'ın bereketini teknolojiyle birleştiren bu fuarın tüccarından üreticisine, çobanından çiftçisine kadar her bir hemşehrimin hanesine bolluk ve bereket getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. "Girdi maliyetleri yüksek, salçalık domates üreticisi mağdur" Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik, bölgedeki geniş tarım arazileri ve yüksek üretim potansiyeline dikkati çekerek üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlara değindi. Bakırçay Nehrinin temiz tutulmasının bölge için hayati önem taşıdığını kaydeden Çelik, akıllı tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve yerli mekanizasyonun desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Tarımsal girdi maliyetlerinin artmasına karşın ürün fiyatlarının yetersiz kaldığını belirten Çelik, "Bölgemizde üretilen salçalık domatesin kilosu 4 liradan alıcı buluyor, bunun da ödemesi taksitle yapılıyor. Üreticimiz şu anda çok mağdur durumda. Aracıların yüksek kâr marjlarıyla çalıştığı bu sistemde tarım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve çiftçimizin desteklenmesi şarttır." değerlendirmesinde bulundu. "Gıdaya erişim milli savunma meselesi haline geldi" Bergama Kaymakamı Hasan Yaman, küresel iklim değişikliği, kuraklık ve bölgesel çatışmaların gıda arz güvenliğini hayati bir noktaya taşıdığını ifade etti. Yaman, "Artık dünyada gıdaya ve güvenli gıdaya ulaşım bir milli savunma meselesi haline gelmiştir. Kırsal alanlarımız ve köylümüz olmasa şehirler aç kalır. Bu nedenle tarımsal üretimi akıllı teknolojilerle buluşturarak verimliliği artırmak zorundayız." dedi. "Dijital çözümlerle üreticinin yanındayız" İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Bülent Üngür, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın vizyonu doğrultusunda küçük aile işletmelerine girdi destekleri, toprak analizleri, zeytin sineği ile mücadele ve ekipman yardımları sağladıklarını aktardı. Üngür, "İyi Tarım İzmir" mobil uygulamasıyla teknolojiyi doğrudan üreticinin cebine sunduklarını ve hedeflerinin üreticinin maliyetini düşürüp kazancını artırmak olduğunu kaydetti. Bergama Ticaret Odası (BERTO) Başkanı Lütfi Kolat, fuara katılan üyelere maddi destek sağladıklarını ve organizasyonun gelenekselleşerek bölge ticaretine güç kattığını vurgularken, Bergama İlçe Tarım Müdürü Ümmiye Çelik ise etkinliğin bölgede kalıcı bir tarım kültürü oluşturduğunu dile getirdi. "Bergama Belediyesi Zeytincilik Günleri" düzenleniyor Fuar programı kapsamında eş zamanlı olarak "Bergama Belediyesi Zeytincilik Günleri" etkinlikleri de gerçekleştiriliyor. Program çerçevesinde BEAFSAD iş birliğiyle "Zeytin ve Emek" fotoğraf sergisi açılırken, Kimya Y. Mühendisi Yusuf Küçük rehberliğinde zeytinyağı tadım etkinliği düzenlendi. Etkinlikler kapsamında ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Bülent Üngür'ün moderatörlüğünde zeytincilik paneli gerçekleştirildi. Panele; Zeytin Derneği Başkanı Ali Nedim Güreli, Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO Öğretim Görevlisi Dr. Mücahit Kıvrak ve Bergama İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selahattin Sezgin konuşmacı olarak katıldı.

AgroGreen Tarım ve Hayvancılık Fuarı Bursa'da 80 şehir, 13 ülke ağırlayacak Haber

AgroGreen Tarım ve Hayvancılık Fuarı Bursa'da 80 şehir, 13 ülke ağırlayacak

Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek AgroGreen, bu yıl Türkiye’nin 80 şehrinden ve 13 ülkeden sektör profesyonellerini Bursa’da ağırlayacak. BURSA (İGFA) - GL Platform Fuarcılık tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenecek AgroGreen Bursa Tarım, Hayvancılık, Süt, Sera Teknolojileri, Tohum, Fide, Fidan ve Canlı Hayvan Fuarı öncesinde sektörün tüm paydaşları güç birliği yaptı. Bursa’daki tarım kurumları, meslek odaları, ziraat odaları, birlikler ve kooperatifler, AgroGreen’i, Türkiye’nin en güçlü tarım buluşmalarından biri haline getirmek için ortak hareket etme kararı aldı. 14-17 Ekim tarihlerinde Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek AgroGreen, bu yıl Türkiye’nin 80 şehrinden ve 13 ülkeden sektör profesyonellerini Bursa’da ağırlayacak. Fuar öncesinde düzenlenen değerlendirme toplantısında üretimden ihracata, iklim değişikliğinden planlı tarıma, çiftçinin yeni teknolojilere erişiminden yeni ticari bağlantıların kurulmasına kadar sektörün gündemindeki konular ele alındı. Toplantıda AgroGreen’in Bursa’nın ortak gücüyle büyütülmesi ve uluslararası ölçekte daha etkili bir tarım platformuna dönüştürülmesi konusunda görüş birliğine varıldı. GL Platform Fuarcılık Genel Müdürü Gül Ceylan, AgroGreen’in ilk yılında aldığı geri dönüşlerin beklentilerin üzerinde olduğunu belirterek, sektör temsilcilerinin görüş ve önerilerinin fuarın gelişimi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Ceylan, “AgroGreen, daha ilk yılında Türkiye’nin dikkat çeken tarım organizasyonlarından biri haline geldi. İlk fuarımızda 403 firma ve markayı, 77 şehirden gelen ziyaretçileri ve 11 ülkeden yabancı temsilcileri ağırladık. Bu yıl hedefimizi büyüttük. AgroGreen’de Türkiye’nin 80 şehrinden ve 13 ülkeden sektör profesyonellerini Bursa’da buluşturacağız. Bu fuar, Bursa’nın fuarıdır. Sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte AgroGreen’i Türkiye’nin en güçlü tarım buluşmalarından biri haline getireceğiz” dedi. TARIM SEKTÖRÜ ORTAK HEDEFTE BULUŞTU Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Aslım, çiftçinin kazanmasının ülke ekonomisinin güçlenmesi anlamına geldiğini belirterek, AgroGreen’in üreticilere yeni pazarlar ve ticari bağlantılar sağlayacağını söyledi. Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, iklim değişikliğinin etkileri karşısında planlı ve sürdürülebilir üretimin önemine dikkat çekti. Ceylan, fuarın üreticileri yeni teknolojilerle buluşturarak tarımsal üretimin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Bursa Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Sadi Aktaş ise üreticinin gelirini artıracak ve teknolojiye erişimini kolaylaştıracak organizasyonların tarım sektörü açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.

Tarihi Çoban Mektebi 6. Ankara Konferansları’na ev sahipliği yaptı Haber

Tarihi Çoban Mektebi 6. Ankara Konferansları’na ev sahipliği yaptı

Geçmişte Ankara Ziraat Mektebi olarak hizmet veren, Keçiören’de bulunan ve günümüzde Atatürk Ankara Millî Mücadele Müzesi olarak kullanılan tarihî Çoban Mektebi binası, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı tarafından düzenlenen 6. Ankara Konferansları Serisi’ne ev sahipliği yaptı. ANKARA (İGFA) - Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programa Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Av. Serkan Bedirhanoğlu, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılınç, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necdet Aysal, Keçiören Belediye Başkanı Başdanışmanı İlahiyatçı-Yazar Ayşe Sucu, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitü Müdürü Prof. Dr. Mesut Çapa, 1453 Gençlik Derneği Başkanı Serkan Ülker ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program öncesinde katılımcılar, rehber eşliğinde Atatürk Ankara Millî Mücadele Müzesi’ni gezerek binanın tarihî geçmişi hakkında bilgi aldı. “Çoban Mektebi, tarihin bizzat yaşandığı bir hafıza mekânıdır.” Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Av. Serkan Bedirhanoğlu, programın açılış konuşmasında, ilçenin en önemli tarihi yapılarından biri olan Çoban Mektebi’nde 6. Ankara Konferansı'na ev sahipliği yapmaktan büyük bir gurur duyduğunu belirterek şunları ifade etti: “Bulunduğumuz bu yapı yalnızca taş ve tuğladan ibaret bir tarihi eser değildir. Burası, Osmanlı Devleti'nin modern tarım ve hayvancılık anlayışını hayata geçirmek amacıyla 19. yüzyılın sonlarında kurulan Ankara Numune Tarlası ve Çoban Mektebi olarak eğitim hayatına başlamış, daha sonra Ziraat Mektebi kimliğiyle ülkemizin tarım eğitimine yön veren önemli kurumlarından biri haline gelmiştir. Bu yönüyle, bugün gerçekleştirdiğimiz konferansın konusu ile bulunduğumuz mekân arasında güçlü ve anlamlı bir bağ bulunmaktadır. Çünkü burası, Ziraat Mektebi'ni konuştuğumuz bir bina değil; tarihin bizzat yaşandığı, üretildiği ve şekillendiği bir hafıza mekânıdır. Bu kıymetli yapı yalnızca eğitim tarihimizin değil, Millî Mücadele tarihimizin de sessiz tanıklarından biridir. Anadolu'nun bağımsızlık mücadelesine yön veren fikirlerin filizlendiği bu mekân, Cumhuriyet'e giden yolda da önemli duraklardan biri olmuştur. Bu nedenle Çoban Mektebi; tarım tarihimizin, eğitim tarihimizin ve Millî Mücadelemizin ortak hafızasını taşıyan müstesna bir değerdir. Keçiören Belediyesi olarak, Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan'ın öncülüğünde bu tarihi mirasın korunmasını, yaşatılmasını ve yeniden bilim, kültür ve sanatla buluşturulmasını önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü tarihi yapılar, ancak yaşayan mekânlara dönüştüklerinde gelecek kuşaklara gerçek anlamda aktarılabilir. Bugün burada düzenlenen bu konferans da bunun en güzel örneklerinden biridir.” Tarihi belgeler ışığında Ziraat ve Çoban Mektepleri ele alındı Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necdet Aysal, konuşmasında, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde tarım ve hayvancılık alanlarında nitelikli insan gücü yetiştirmek amacıyla kurulan Ankara Ziraat Mektebi ile Çoban Mektebi’nin kuruluş sürecini, eğitim faaliyetlerini ve Türk eğitim tarihindeki yerini ele aldı. Ankara’da hayvancılığı, özellikle Ankara keçisi yetiştiriciliğini geliştirmek amacıyla Çoban Mektebi ile Ziraat Mektebi'nin kurulmasının planlandığını belirterek şöyle konuştu: "Çoban Mektebi'nin temeli 6 Mayıs 1895'te atıldı, 1898'de 10 öğrenciyle eğitime başladı. Okul, çoban yetiştirmenin yanı sıra hayvancılık, tarım ve bahçe ziraatında modern yöntemleri yaygınlaştırmayı amaçladı. Aynı yıl temeli atılan Ziraat Mektebi ise savaşlar ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle 1908'de açıldı. İlk etapta 50 öğrenciyle başlayan okulun mevcudu daha sonra 150'ye ulaştı. Tarım ve hayvancılığı geliştirmek için ziraat teknisyenleri yetiştiren okulda, I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla 16 yaş ve üzerindeki öğrenciler askere alındı veya gönüllü olarak cepheye katıldı." “Ankara Ziraat Mektebi, Milli Mücadele tarihimizde de önemli bir yer edinmiştir.” Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılınç ise yaptığı konuşmada konferansa ev sahipliği yapan Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür ederek şunları dile getirdi: “Ankara Ziraat ve Çoban Mektepleri, Osmanlı Devleti'nin son döneminde tarım ve hayvancılığı bilimsel yöntemlerle geliştirme arayışının önemli örnekleri arasında yer almaktadır. Bu kurumlar yalnızca mesleki eğitim vermek amacıyla kurulmamış, aynı zamanda ülkenin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak, nitelikli insan gücünü yetiştirmeyi de hedeflemiştir. Ankara Çoban Mektebi özellikle hayvancılığın geliştirilmesi, hayvan hastalıklarıyla mücadele edilmesi ve eğitimli çobanların yetiştirilmesi amacıyla faaliyet göstermiştir. Ankara Ziraat Mektebi ise zaman içerisinde eğitim işlevinin ötesine geçerek Milli Mücadele tarihimizde de önemli bir yer edinmiştir. Bu konferansın Ankara Çoban Mektebi’nde düzenlenmesine imkân sağlayan Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür ediyoruz.” Programın sonunda Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Av. Serkan Bedirhanoğlu, Prof. Dr. Necdet Aysal ve Prof. Dr. Ahmet Kılınç'a hediye takdiminde bulundu.

Türkiye'de madencilik patlaması su kaynaklarını kurutuyor Haber

Türkiye'de madencilik patlaması su kaynaklarını kurutuyor

Türkiye'de madencilik ruhsatlarında son yıllarda yaşanan patlama, başta su kaynakları olmak üzere çevreyi, insan sağlığını ve yerel ekonomileri tehdit ediyor. Uşak'ın Güney köyü bir zamanlar 50 kaynaktan beslenen su zengini bir bölgeydi. Yirmi yıl önce açılan altın madeni tüm su kaynaklarının kurumasına neden oldu. Çevre aktivisti ve köy sakini Uğur Sümer, "Önceleri su bulmak için sadece 60 metre kazmanız yeterli olurdu. Bugün 400 metre de kazsanız hiçbir şey yok. Maden bütün suyumuzu tüketti" diyor. Kasım ayında BM İklim Zirvesi'ne (COP31) ev sahipliği yapacak olan Türkiye'nin çevre politikası tartışmalara yol açıyor. Çevre aktivistleri, giderek yoğunlaşan maden projeleriyle su kaynaklarının kuruduğu uyarısında bulunuyor. Türkiye'de 2000 yılından bu yana başta altın ve kömür olmak üzere sondaj ve madencilik projelerinin sayısı hızla arttı. Temmuz 2025'te çıkarılan bir yasa ile madencilik ruhsat süreçlerinin kolaylaştırılması sonucu geçen yıl ruhsatlandırma sayısı 410 bine yükseldi. Altın üretimini 100 tona çıkarma hedefi Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, Mart ayında Kanada'ya yaptığı ziyarette bu yasanın yabancı yatırımın ülkeye gelişini hızlandıracağı beklentisini dile getirdi. Bayraktar, Kanada'da Uşak'taki altın madenini işleten, Vancouver merkezli Eldorado Altın firmasına bağlı Tuprag şirketinin yetkilileriyle de bir araya geldi. Enerji Bakanı, altın üretimini "insan sağlığı ve çevreden taviz vermeden" yılda 28 tondan 100 tona çıkarmayı, ayrıca stratejik öneme sahip nadir elementlerde de dünyanın önde gelen aktörlerinden biri haline gelmeyi hedeflediklerini belirtti. Ancak uzmanlar ve çevreciler, maden ruhsatlarındaki patlamanın su kaynaklarını ve madencilik bölgelerindeki yerel ekonomiyi tehlikeye attığı uyarısında bulunuyor. Sağlık ve çevre için siyanür tehlikesi Altın gibi madenlerin çıkarılma sürecinde sadece büyük miktarlarda su tüketilmekle kalınmıyor, aynı zamanda siyanür ve diğer kirletici maddelerin kullanımı sağlık ve çevre için büyük riskleri beraberinde getiriyor. Uşak'ın Güney köyünden Sümer, su kaynaklarının korunmasının bir ölüm-kalım meselesi olduğunu vurgulayarak "2006 yılındaki yağışların ardından yaklaşık 2 bin köy sakini vertigo, görme bozuklukları ve bulantı şikayetleri yaşadı. Yapılan testlerde kanlarında siyanür çıktı" diyor. Kirliliğin, bir zamanlar yerel ekonominin bel kemiği olan hayvancılık ve üzüm hasadını yok ettiğine işaret eden Sümer, nasıl ayakta kalacaklarını bilemediklerini belirtiyor. Resmî verilere göre 2024 yılında madencilik alanında kullanılan su, Türkiye'nin 20,3 milyar metreküplük toplam su tüketiminin yüzde 5,8'ini oluşturdu. Bu, 2016'daki payın dört katı anlamına geliyor. Türkiye'de köylülerin direnişi Son olarak Ordu'daki Aybastı yaylasında tarım için kullanılan alanlarda maden sondaj çalışmaları başlatılması, köylülerin yoğun protestosuna neden oldu. Geçimini hayvancılıkla sağlayan 48 yaşındaki Nuriye Dilek, altın madeni için sondaj planları nedeniyle otlakların girişe kapatıldığını belirterek "Artık hayvan yetiştiremeyeceksek ne yapmamız bekleniyor? Toprağımızı bırakıp gitmemiz mi?" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Tarım ve hayvancılık, bölge sakinlerinin en önemli geçim kaynağı. Bölge aynı zamanda tüm dünyaya ihraç edilen fındığıyla ünlü. İkizköy'de jandarma ile karşı karşıya gelen çevre aktivistleriFotoğraf: Umit Turhan Coskun/NurPhoto/picture alliance"Artık fındık yetiştiremeyeceğiz" endişesi Fındık üreticisi ve ihracatçısı Ömer Aydın, "Altın madeni açıldığında burada artık fındık yetiştiremeyeceğiz. Yerin üstündeki, altındakinden daha değerli. Asıl altın, bu ülkede yetişen fındıktır" diyor ve Ordu'da toprakların yüzde 80'inin maden alanı ilan edildiğini duyduklarını söylüyor. Bu söylentiler karşısında hükümete bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Nisan ayında bir açıklama yaparak, farklı illerdeki arazi varlığının büyük bir kısmının maden sahası olarak ruhsatlandırdığı iddialarını yalanladı. Açıklamada, Türkiye genelinde fiili olarak maden üretimi yapılan toplam alanın, ülke yüz ölçümünün sadece binde 1,8'ine tekabül ettiği, Ordu'da bu oranın on binde 8 seviyesinde olduğu belirtildi. "Türkiye hidrolojik kuraklıkla karşı karşıya" Çevreciler ise maden ruhsat sayısındaki büyük artış karşısında öfkeli. Gazeteci Özer Akdemir, kirlenme riski ve yerel ekonomilere verilen zarar pahasına sektöre yapılan yatırımlara öncelik verildiğini belirtiyor. Su bilimleri uzmanı Dr. Erol Kesici de madencilikte aşırı su ve kimyasal kullanımına işaret ederek suyun sadece kullanılmakla kalmayıp aynı zamanda kirletildiğini vurguluyor. Yağış eksikliğinin su kaynaklarını, su kütlelerini ve yeraltı sularını etkileyerek tüm su sistemini zayıflattığına işaret eden Kesici, "Tüm dünya uzun süredir devam eden bir kuraklık yaşıyor ancak Türkiye aynı zamanda ciddi bir hidrolojik kuraklıkla da karşı karşıya. Göllerimiz, nehirlerimiz ve yeraltı su rezervlerimiz kötü su yönetiminin doğrudan bir sonucu olarak kurudu" diyor. "Dağlar maden açmak için düzleştirildiğinde ekosistem tahrip olur, ısı adaları oluşur. Bu da yağışı azaltır ve dolayısıyla yeraltı su seviyelerini düşürür" diye devam eden Kesici, doğanın aşırı sömürüyle karşı karşıya bırakıldığını belirterek "Bu kadar çok maden ruhsatı vermek nasıl mümkün olabilir?" sorusunu yöneltiyor. "Yasa durumu daha da kötüleştirecek" Çevre aktivisti avukat Arif Ali Cangı da Temmuz ayında onaylanan ve şirketlerin tarım arazilerini madencilik için kamulaştırmasına veya yeniden imara açmasına izin veren yasanın durumu daha da kötüleştirdiği görüşünde. Çevresel etki değerlendirmeleri ve denetim mekanizmalarının artık tamamen etkisiz hale geldiğini belirten Cangı, "Artık madenlerin her yerde kurulmasının önünde hiçbir engel kalmadı" diyor. Cangı, Türkiye genelinde büyüyen protesto hareketine işaret ederek, protestoları zayıflatmak amacıyla acil durum prosedürlerinin devreye girdiğini ve madencilik ruhsat süreçlerinin hızlandırılabildiğini belirtiyor. Böylece şirketler araziye anında el koyabiliyor. AFP / BK,MUK

İnegöl tarımı el birliği ile güçleniyor Haber

İnegöl tarımı el birliği ile güçleniyor

BURSA (İGFA) - Sanayisiyle olduğu kadar verimli toprakları, üretken çiftçisi ve güçlü kırsal yapısıyla da öne çıkan İnegöl’de, tarım ve hayvancılık üretici-yerel yönetim iş birliğinde güçlenmeye devam ediyor. Meyve ve sebze üretiminden hayvancılığa, coğrafi işaretli ürünlerden alternatif tarım ürünlerine kadar geniş bir üretim çeşitliliğine sahip olan İnegöl, Bursa’nın ve bölgenin önemli tarım merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. İnegöl Belediyesi de ortaya koyduğu projeler ve desteklerle bu üretim gücünü büyüten çalışmaları üreticiyle buluşturuyor. Üreten Çiftçiler Kooperatifi ve Soğuk Hava Deposu projeleriyle üreticinin emeğinin korunmasına katkı sunulurken, makine ve ekipman destekleriyle üretimde verimlilik artırılıyor. Taş toplama makinesi desteği, koyun yıkama havuzu uygulaması, toprak analizleri ve arazi yolları çalışmalarıyla üreticilerin ihtiyaçlarına doğrudan çözüm üretiliyor. KIRSAL KALKINMAYI SADECE DESTEKLEYEN DEĞİL, YÖN VEREN BİR YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle şehirde tarım ve hayvancılık alanında yapılan çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan ve İnegöl’ün tarım gücünü anlatan Belediye Başkanı Alper Taban, tüm çiftçilerin Dünya Çiftçiler Gününü kutladı. Başkan Taban, açıklamasında şöyle konuştu: “Tarım ve hayvancılık alanında üreticilerimizin her an yanında olmaya gayret ediyoruz. Önemli destekler sağlıyor, imkanlar sunuyoruz. 2020 yılında hizmete alınan koyun yıkama havuzumuzdan 5 yılda 35 bin küçükbaş hayvan faydalandı. Düzenlenen Küçükbaş Hayvancılık Festivali ile sektörün gelişimine katkı sunduk. Öte yandan örnek kestane eğitim bahçesi, zirai ilaç dolum merkezi ve tarımsal ilaç hazırlama alanı gibi uygulamalarla modern ve bilinçli üretimi teşvik ediyoruz. Bir yandan yaban mersini, aronya, ekinezya gibi alternatif ürünleri şehrimize kazandırma adına çalışmalar yaptık. Çilek, şeftali ve Cerrah kuru fasulyesi gibi ürünlerimizi ulusal ve uluslararası alanda daha fazla duyurmak adına festivaller düzenleyerek marka değerinin artırılmasını sağladık. Fidan ve tohum dağıtımları, arı kovanı destekleri, Tarım Kitaphaneleri, eğitim seminerleri ve fuar ziyaretleriyle üreticilerin yanında olmaya devam eden bir İnegöl Belediyesi var. Kırsal kalkınmayı sadece destekleyen değil, yön veren bir yerel yönetim anlayışı ortaya koyuyoruz.” “Bu vesileyle toprağa emek veren, üretimiyle sofralarımıza bereket katan tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. İnegöl’ümüz güçlü üretim altyapısı, çalışkan çiftçisi ve bereketli topraklarıyla tarımda önemli bir potansiyele sahip. Bizler de yerel yönetim olarak üreticimizin yanında olmaya, tarımsal üretimi desteklemeye ve kırsal kalkınmayı güçlendirmeye devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.