Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hapis Cezası

bursaarena.com.tr - Hapis Cezası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hapis Cezası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Komedyen Deniz Göktaş tahliye edildi: 'Hayalim, Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan'la İstanbul'a dönmekti' Haber

Komedyen Deniz Göktaş tahliye edildi: 'Hayalim, Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan'la İstanbul'a dönmekti'

Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkan tutuklu komedyen Deniz Göktaş için tahliye kararı verildi. Göktaş akşam saat 21.45 civarında Karatepe Ceza İnfaz kurumundan tahliye edildi. Deniz Göktaş tahliyenin ardından "Aileme, arkadaşlarıma kavuştuğum için çok mutluyum" dedi. Aynı cezaevinde tutuklu bulunan Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan'la birlikte tahliye olmayı hayal ettiğini söyleyen Göktaş, Oğuz Uğur'un da Karatepe'de tutuklu bulunduğunu hatırlattı. "Hayalim Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan'la tek bir araçta İstanbul'a dönmekti" diyen Göktaş ekledi: "Türkiye'de birçok başka cezaevlerinde binlerce insan var. Benim gibi tutuklu yargılanan ya da fikirlerinden dolayı mahkum olan. O yüzden tabii ki dışarıda olmak çok güzel, çok özledim, ama içerisi dışarısı çok fark etmiyor. Umarım hep beraber özgürlüğümüze kavuşacağımız bir hal gelir". Mahkemede mütalaasını açıklayan savcılık Göktaş'ın hakkındaki suçlamalardan ceza almasını isteyerek tahliyesini talep etti. Duruşmaya verilen ara sonrası mahkeme 88 gündür tutuklu olan Göktaş'ın tahliyesine karar verdi. Göktaş'a "cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "dini değerleri aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Deniz Göktaş için "suçu ve suçluyu övme" suçundan, yurt dışına çıkış yasağıyla beraat kararı verildi. Göktaş 28 Ağustos'ta tahliye edilmiş ancak cezaevinden çıkamadan gösterisinde Daltonlar suç örgütüyle ilgili kullandığı ifadeler nedeniyle "suçu ve suçluyu övme" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı. Mahkeme kararında, Göktaş'ın "tutuklukta geçirdiği süre göz önüne alındığında tutuklamanın amacını gerçekleştirmiş olması dikkate alınarak" tahliyesine karar verildiği belirtildi. 28 Eylül'deki duruşmada Deniz Göktaş, gösterisindeki ifadelerinin arkasında olduğunu söyledi. Suçlamaya konu olan dört ifadesi başına 22 gün hapis yattığını söyleyen Göktaş, gözaltı sürecinde "emrivaki şekilde" Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü de kaydetti. "Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm" dedi. Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı. "Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan Deniz Göktaş hakkında dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyordu. 32 yaşındaki Göktaş, kendisinin "kuyu tipi" olarak adlandırdığı Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyordu. 28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı. Göktaş'ın hangi şakaları iddianameye girdi? Savunmasında neler söyledi? Türkiye'ye kendi isteğiyle döndüğünü belirten Göktaş, gözaltına alınma süreci için "Bütün polis memurları bana, 'Salak mısın Deniz, neden döndün? Sendeki imkan bizde olsa dönmezdik' dedi. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm" diye konuştu. Hem kelepçeye hem görüntüye rızası olmadığını söylediğini anlatan Göktaş "Zorla yaptılar. Ters kelepçeyle, başım öne eğilerek çıkarıldım. Hepsinde başımı kaldırdım, gülümsedim. O yüzden uzak ve arkadan görüntü aldılar" dedi. Kaynak,Yasin AKGUL / AFP via Getty Images ///// 32 yaşındaki Deniz Göktaş 3 Temmuz'da tutuklandı. Göktaş, gözaltı sürecinde uyuşturucu testine tabi tutulduğunu da belirtti ve 88 gündür sonuç gelmediğini vurguladı. Gösteriden 23 gün sonra videoyu YouTube'a yüklediğini belirten Göktaş, beklediğinden büyük ilgi gördüğünü anlattı. Göktaş "Sosyal medya gündemini troller belirliyor ve hoşlarına gitmeyen bir şey gündem olduğununda saldırarak kendi lehlerine çevirmeye çalışıyorlar. Trol ekibinden gördüğüm ilk paylaşım Şamil Tayyar isimli trolldendi" dedi. 'Kılıçdaroğlu ile görüşmeyi üç kez reddettim' Savunmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye de değinen Göktaş, şöyle devam etti: "Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye 3 kez soruldu, net bir şekilde görüşmek istemediğimi söyledim. Emrivaki şekilde Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Bir tek o 'Neden Türkiye'ye döndün' demedi." Göktaş, "'Diktatör' bir hakaret değil, siyasi betimlemedir. Başka bir komedyen 'demokrat' diyebilir ve benden daha çok güldürebilir" ve şöyle devam etti: "Bir şakadan rahatsız olursanız verebileceğiniz cezalar bellidir, gülmemek, gösteriye gitmemek ve aynı serlikte eleştirmektir. Komedyenler yalnız insanlar, onları korumak savcılığın görevi." Deniz Göktaş'a tahliye kararı verilen suçlardan tekrar tutuklama Kaynak,Instagram / @denizgoktasx ///// Deniz Göktaş son dönemin önde gelen komedyenlerinden biri olarak gösteriliyorİddianamede neler vardı? İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyordu. Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyordu. Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyordu. Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyordu. Daltonlar: 'Yeni nesil' bir suç örgütünün anatomisi Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyordu. İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi. Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Eski Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi’ye 25 yıl hapis cezası Haber

Eski Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi’ye 25 yıl hapis cezası

Hollanda'nın Lahey kentinde tutuklu yargılanan eski Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi, savaş suçu işlemekten suçlu bulunarak 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kosova Kurtuluş Ordusunun (UÇK) eski komutanları Kosova'nın eski Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ile Jakup Krasniqi, Kadri Veseli ve Rexhep Selimi'nin Lahey’de tutuklu yargılandıkları davanın karar duruşması yapıldı. Thaçi ve diğer UÇK komutanları, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eziyet, işkence ve kasten öldürme gibi savaş suçlarından suçlu bulundu. Söz konusu suçlardan Thaçi ve Krasniqi 25'er yıl, Veseli 18 yıl ve Selimi 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kosova’nın başkenti Priştine ve diğer şehirlerin meydanlarını dolduran binlerce kişi, UÇK komutanları Thaçi ile Krasniqi, Veseli ve Selimi'nin tutuklu yargılandıkları davanın karar duruşmasını kurulan dev ekranlardan izledi. Davada kararın açıklanmasıyla kalabalık büyük üzüntü yaşadı. Savcılık, Lahey'de tutuklu yargılanan UÇK komutanları hakkında 45'er yıl hapis cezası talep etmişti. Öte yandan, Thaçi'nin tanıkları tehdit etme suçlamasıyla ilgili Lahey'deki ikinci dava süreci de devam ediyor. KOSOVA ÖZEL ODALARI VE ÖZEL SAVCILIĞI Kosova Özel Odaları ve Özel Savcılığı olarak da anılan özel mahkeme ve bünyesindeki Özel Savcılık, Lahey'de kuruldu ancak Kosova yasalarına göre faaliyet gösteriyor. Kosova'da 1998-2000 döneminde işlendiği öne sürülen savaş suçlarını araştırmak ve yargılamak amacıyla kurulan bu yargı organı, uluslararası hakim ve savcılardan oluşuyor. Özel Savcılık, 2019 başından bu yana UÇK'nin onlarca eski mensubunu ifade vermek üzere davet etmişti. Lahey'de 3 Nisan 2023'ten beri tutuklu yargılanan UÇK komutanları, Kosova’nın eski Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi, Jakup Krasniqi, Kadri Veseli ve Rexhep Selimi hakkındaki ilk iddianame, 26 Ekim 2020'de onaylanmış, iddianamede adı geçenlerin 100 kişinin ölümünden sorumlu oldukları öne sürülürken, sanıkların cinayet, sürgün ve işkence gibi savaş suçlarıyla itham edildikleri bildirilmişti. KOSOVA SAVAŞI VE BAĞIMSIZLIK SÜRECİ 1998-1999 döneminde yaşanan, NATO'nun Sırbistan ve Karadağ'ın oluşturduğu Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ne yönelik kara ve hava harekatıyla son bulan Kosova Savaşı'nda, çoğu Arnavut 10 binden fazla Kosovalı öldürüldü, farklı etnik gruplara mensup 1 milyonun üzerinde Kosovalı evlerini terk etmek zorunda kaldı. UÇK, Kosovalı Arnavutlar tarafından 1990'lı yıllarda Yugoslav güçlerine karşı çıkmak ve Kosova'yı bağımsız ülke haline getirmek hedefiyle kuruldu. Savaşın sona ermesinin ardından UÇK feshedildi ve komutan ile askerleri ülkenin yeni oluşturulan güvenlik kurumlarına katıldı. Kosova, 17 Şubat 2008'de Sırbistan'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan etti ancak Sırbistan, Kosova'yı halen "kendi toprağı" olarak görüyor.

İBB davasında 81. gün: Tutuksuz savunmaları sürüyor Haber

İBB davasında 81. gün: Tutuksuz savunmaları sürüyor

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 51’i tutuklu 414 sanıklı İBB davası 81'inci gününde devam ediyor. Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 51’i tutuklu 414 sanıklı İBB davası, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonunda 81'inci gününde sürüyor. Dün sabah 11.30'da başlayan duruşma akşam 22.00'da sona ererken 27 kişinin savunma yapmasıyla 325 kişilik tutuksuz sanık listesinden geriye, savunma yapmayan 156 kişi kaldı. İBB Davası'nı, Cumhuriyet yerinde izliyor. İşte Silivri'de anbean yaşananlar... 11.35 | DURUŞMA BAŞLADI Tutuklu sanıkların salona getirilmesinin ardından duruşma, Avrupa Yakası Zabıta Şube Müdürlüğü'nde Reklam İlan Denetim Zabıta Amiri olarak görev yapan Selçuk Alanyurt'un savunmasıyla başladı. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor. İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor. İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. BİRLEŞEN DOSYA Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi? Haber

'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi?

Kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen düzenlemenin TBMM'den 10 Ağustos'ta geçmesinin ardından, 10 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı tartışılıyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, düzenlemenin Demirtaş'ı da kapsadığını söyledi. BBC Türkçe'ye konuşan hukukçular da yasanın kapsamı ve hakkındaki suçlamalar birlikte değerlendirildiğinde, Demirtaş'ın düzenlemeden yararlanmasının önünde açık bir hukuki engel görmediklerini söylüyor. Ancak yasanın uygulanabilmesi için PKK/KCK'nın fiili varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilmesi gerekiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yasal düzenlemenin Meclis'e sunulmasının ardından "Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır" diyerek, Demirtaş'ın serbest bırakılması yönündeki görüşünü yinelemişti. Çerçeve yasa teklifi kimleri kapsıyor, hangi koşullar aranacak? 'Demirtaş'ın durumu yasa kapsamına giriyor' BBC Türkçe'ye konuşan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, Demirtaş'ın mevcut hukuki durumunun yasa kapsamında yer aldığını söylüyor: "Çerçeve yasanın istisnaları çok açık ve net. Kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar kapsam dışında. Demirtaş'ın durumu bu iki istisnanın da dışında kalıyor." Demirtaş'ın avukatlarıyla da görüştüğünü belirten Coşkun, Demirtaş'ın mevcut tutukluluğunun Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 302'nci maddesi kapsamında olduğunu söylüyor: "Demirtaş sadece TCK 302'nci maddeden tutuklu ve bu madde çerçeve yasanın kapsamına giriyor. Dolayısıyla yasa uygulamaya girdiğinde ve Demirtaş talep ettiğinde bu yasadan istifade edebilir. Burada hukuki bir belirsizlik yok." Söz konusu madde, "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçuyla ilgili hükümleri düzenliyor. Bu maddede, "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya, devletin bağımsızlığını zedelemeye veya birliğini bozmaya yönelik cebir ve şiddet içeren fiiller işleyen kişilere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir" deniliyor. BBC Türkçe'ye konuşan avukat Kadriye Güçlü Sakarya da Demirtaş'ın "kasten öldürme veya bombalama" suçundan hüküm giymediğine dikkat çekiyor. Sakarya, "Demirtaş'ın öldürme suçlamasıyla ya da bir bombalama eylemi nedeniyle değil, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçuna yardım kapsamında ceza alması sebebiyle, bu çerçeve yasadan yararlanabileceğini düşünüyorum" diyor. Ancak Sakarya, düzenlemenin uygulanmasının öncelikle yasada belirtilen silah bırakma ve fesih sürecinin tespit ve teyit edilmesine bağlı olduğunun altını çiziyor. Demirtaş ile ilgili hukuki süreç hangi aşamada? Selahattin Demirtaş, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Kobani Davası'nda temel olarak "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım" suçunun yanı sıra çeşitli "terör ve tahrik" suçlarından yargılandı ve 42 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin açıkladığı hükme göre 42 yıllık toplam ceza şu suçlardan verildi: "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım": 20 yıl hapis cezası"Suç işlemeye tahrik etme": 2 kez ayrı ayrı olmak üzere toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası"Terör örgütü propagandası yapmak": 4 ayrı suçlama kapsamında toplam 7 yıl 36 ay hapis cezası"Halkı kanunlara uymamaya tahrik": 1 yıl 6 ay hapis cezası"Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet": 1 yıl 6 ay hapis cezası"Suçu ve suçluyu övme": 1 yıl 6 ay hapis cezası 4 Kasım 2016'dan bu yana cezaevinde olan Selahattin Demirtaş hakkında verilen 42 yıllık hapis cezası kararı henüz kesinleşmedi. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği bu karar, hukuki olarak ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde ve yasal süreç devam ediyor. Yerel mahkemenin verdiği kararşu anda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin (İstinaf) önünde. İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin verdiği kararları esastan inceleyerek hukuka uygun olup olmadığını değerlendirecek. İstinaf mahkemesi kararını açıkladıktan sonra, tarafların (hem Demirtaş'ın avukatlarının hem de iddia makamının) kararı temyiz etme hakkı bulunuyor. AİHM kararları Hukukçular, Demirtaş'ın tahliyesi tartışmasının yalnızca yeni yasaya bağlı olmadığına dikkat çekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) daha önce Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin olarak hak ihlalleri tespit ettiğini açıkladı ve serbest bırakılması yönünde karar verdi. Türkiye'nin, AİHM'in Demirtaş hakkındaki Temmuz 2025 tarihli kararını Büyük Daire'ye taşıma talebi, Kasım 2025'te reddedildi ve karar kesinleşti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de Haziran 2026'daki toplantısında Demirtaş'ın serbest bırakılması çağrısını yineledi. Coşkun, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bizim mevzuatımıza göre bağlayıcı. Dolayısıyla Selahattin Demirtaş'ın zaten serbest bırakılması gerekiyordu. Hukuken tablo bu kadar açık ve net" diyor. Bianet'e konuşan Selahattin Demirtaş'ın avukatı Mahsuni Karaman da, öncelikli taleplerinin AİHM kararlarının uygulanarak müvekkilinin derhal tahliye edilmesi olduğunu ancak "çerçeve yasa" bakımından da hukuken bir tereddüt bulunmadığını ve Demirtaş'ın bu kapsamda da tahliye edilebileceğini söyledi. Hükümet ne diyor? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 8 Ağustos'ta katıldığı CNN Türk yayınında Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı sorusuna "düzenlemenin herhangi bir kişi için özel olarak hazırlanmadığı" yanıtını verdi: "Düzenleme dediğinizde belli bir şahsı ilgilendiren bir şey olmaz" diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Genel bir düzenleme yaparsınız, kanuni düzenleme ve o düzenleme kimin için geçerliyse herkes ondan istifade eder. Bunun kararını verecek olan da ilgili yargı mercileridir." Adalet Bakanı Akın Gürlek'in AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında Demirtaş'ın yasadan yararlanamayacağını söylediği yönündeki iddialar ise Gürlek tarafından yalanlandı. TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik'e konuşan Bakan Gürlek, "Böyle bir açıklama yapmadım" dedi. Demirtaş 'çerçeve yasa' için ne söyledi? Selahattin Demirtaş, "çerçeve yasanın" Meclis Genel Kurulu'na görüşülmesi öncesi eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile birlikte gönderdiği mesajda yeni çözüm sürecine desteğini yinelemişti. Sürecin "bölünme ve ayrışma değil barış ve toplumsal bütünleşme" amacı taşıdığını belirten Demirtaş, bunun demokratik reformlarla desteklenmesi gerektiğini söylemişti.

Çerçeve yasa teklifi 468 oyla kabul edilerek yasalaştı! Haber

Çerçeve yasa teklifi 468 oyla kabul edilerek yasalaştı!

TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi kabul edilerek kanunlaştı. Teklif, Genel Kurul'da 468 oyla kabul edilerek yasalaştı. ANKARA (İGFA) - TBMM Genel Kurulu'nda, 339 milletvekilinin imzasıyla sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi görüşüldü. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan oylamada düzenleme 468 "kabul", 88 "ret", 6 "çekimser" oyla kabul edilerek kanunlaştı. Genel Kurul çalışmalarını TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan ile AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in yanı sıra siyasi parti gruplarının yöneticileri ve milletvekilleri takip etti. Kanun teklifinin görüşmeleri sırasında iktidar ve muhalefet partilerinin temsilcileri, düzenlemenin Terörsüz Türkiye süreci, toplumsal bütünleşme, kardeşlik ve kalıcı barış hedefleri açısından taşıdığı öneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Teklifin yasalaşmasıyla birlikte, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları sonrasında hazırlanan rapor doğrultusunda Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin hukuki çerçevenin oluşturulmasına yönelik önemli bir adım atılmış oldu. Genel Kuruldaki görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme; PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'da düzenlenen suçları kapsıyor. Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç, düzenleme kapsamına giren suçlardan, toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 5 yıl süreyle, toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 10 yıl süreyle infaz hakiminin kararıyla ertelenecek. Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi, düzenlemenin Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'nden müteşekkil Kurul tarafından yapılacak.

Görevden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara hakkında tahliye kararı Haber

Görevden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara hakkında tahliye kararı

Aziz İhsan Aktaş davası kapsamında tutuklu bulunan ve görevden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara hakkında tahliye kararı verildi. Çaykara’nın avukatı Tuğçe Duygu Köksal, müvekkilinin 14 ay sonra özgürlüğüne kavuşacağını açıkladı. İSTANBUL (İGFA) - Aziz İhsan Aktaş davasında Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara hakkında tahliye kararı verildi. Çaykara’nın avukatı Tuğçe Duygu Köksal, yaptığı açıklamada, “Müvekkilimiz Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara hakkında tahliye kararı verildi. 14 ay sonunda bugün özgürlüğüne, ailesine ve sevdiklerine kavuşacak” ifadelerini kullandı. Hatırlanacağı gibi Çaykara, “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” soruşturması kapsamında yürütülen süreçte, Aziz İhsan Aktaş’ın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak verdiği ikinci ifadenin ardından gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında Çaykara ile birlikte bazı belediye başkanları ve eski bir milletvekili hakkında da işlem yapılmıştı. Aziz İhsan Aktaş iddianamesinde, Çaykara hakkında rüşvet suçlamasıyla 12 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluk inceleme ara kararında verdiği karar ile tutukluluk süresi, sağlık durumuna ilişkin değerlendirmeler ve yargılama sürecindeki koşulları dikkate alarak Çaykara'nın başka bir suçtan tutuklu ya da hükümlü olmaması halinde serbest bırakılmasını hükmetti. Söz konusu mahkeme, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ile birlikte Seyhan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Özcan Zenger'in de serbest bırakılmasını kararlaştırdı.

Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Dr. Sadık Ahmet vefatının 31. yılında rahmetle anılıyor Haber

Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Dr. Sadık Ahmet vefatının 31. yılında rahmetle anılıyor

Batı Trakya Türklerinin unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet'in bugün vefatının 31. yıl dönümü. Lozan Anlaşması'nın 72. yılı olan 24 Temmuz 1995'te şüpheli bir kaza sonucunda hayatını kaybeden Dr. Sadık Ahmet, saygı ve özlemle anılıyor. Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri, Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisinin (DEB) kurucusu Dr. Sadık Ahmet, vefatının 31. seneidevriyesinde anılıyor. Defalarca "Türk'üm" dediği için Yunanistan Mahkemesince yargılanan, hapis cezasına çarptırılan Dr. Sadık Ahmet, Lozan Anlaşması'nın 72. yıldönümü olan 24 Temmuz 1995'te şüpheli bir kaza sonucu hayatını kaybetmişti. Dr. Sadık Ahmet, Gümülcine Mahkemesine çıkmadan önceki, söylediği "Bu akıllı adamlar içeride bizim ırkımızı inkar etmeye çalışıyorlar" sözleriyle hafızlara kazınmıştı. DR. SADIK AHMET KİMDİR? Batı Trakya’da Türklerin hak ve adalet mücadelesinin sembol ismi Dr. Sadık Ahmet, 7 Ocak 1947'de Gümülcine'nin Sirkeli köyünde dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını Gümülcine'de geçiren Sadık Ahmet, üniversite eğitimi için Türkiye’ye geldi, burada tıp eğitimi aldı ve 1985 yılında Batı Trakya’ya geri döndü. Ülkesine döner dönmez Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunları yakından takip eden ve hukukî haklarını alabilmek için mücadele etmek gerektiğini düşünen Dr. Sadık Ahmet, 1985 yılında Batı Trakya çapında bir imza kampanyası başlattı. Topladığı 15 bin imza ile oldukça ses getirdi. Dr. Sadık Ahmet, 8 Ağustos 1986 tarihinde bu faaliyeti nedeniyle tutuklandı. BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN İLK SİYASÎ PARTİSİNİ KURDU Dr. Sadık Ahmet, 25 Eylül 1987’de Selanik’e giderek, Demokrasi İnsan Hakları toplantısında Türk toplumunun sorunlarını ileten bir broşür dağıttı. 1988 yılında 30 ay hapis cezasına çarptırıldı. 18 Haziran 1989 seçimlerinde milletvekilliğine adaylığını koydu ancak adaylığı çeşitli gerekçeler ile iptal edildi. 26 Ocak 1990’da Lozan Barış Anlaşması'ndan doğan haklara uygun olarak Batı Trakya Türklerine "Türk" dediği için hapis cezası alan Dr. Ahmet, Selanik Dudullu hapishanesinde iki ay hapis yattı. Sadık Ahmet, 8 Nisan 1990 genel seçimlerinde bağımsız milletvekili seçildi ve Yunanistan Parlamentosu'na girdi. 13 Eylül 1991 tarihinde Batı TrakyaTürklerinin ilk siyasi partisi olan Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) partisini kuran Sadık Ahmet, 1993 genel seçimlerinde Yunanistan’ın seçim kanunlarında yaptığı adaletsiz değişiklik nedeniyle meclise giremedi. ŞÜPHELİ BİR TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ Dr . Sadık Ahmet, Batı Trakya’daki Türk Azınlığının haklarını hukuken imza altına alan Lozan Barış Antlaşması'nın 72. yılı olan 24 Temmuz 1995 tarihinde Gümülcine’nin Susurköy mevkinde şaibeli bir trafik kazasında, aracına traktör çarpması sonucunda yaşamını yitirdi.

Bursa'da Bozbey’in de aralarında bulunduğu 63 sanıklı davada ilk celse... İlk kez hakim karşısında Haber

Bursa'da Bozbey’in de aralarında bulunduğu 63 sanıklı davada ilk celse... İlk kez hakim karşısında

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin suçlamalarla yargılandığı davanın ilk celsesi başladı. 63 sanığın yer aldığı davada, Bozbey dahil 37 sanığın tutuklu bulunuyor. BURSA (İGFA) - Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in de aralarında bulunduğu 63 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması başladı. Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "imar kirliliğine neden olmak" suçlamaları yöneltiliyor. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'ndeki duruşma öncesinde mahkeme salonu önünde gerginlik yaşandı. Görevliler tarafından mahkeme heyetinin, izleyici olarak salona her sanık için bir yakınının alınmasına karar verdiği belirtildi. CHP'li isimlerin de aralarında bulunduğu bazı kişiler salona girmek istediğinde polis bariyerleriyle karşılaştı. CHP Bursa milletvekillleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Hasan Öztürk ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek ve bazı partililer duruşmayı takip etmek için adliye binasına geldi. Bu arada Mustafa Bozbey’in avukatı olan aynı zamanda Büyükşehir Meclis Üyesi Yücel Akbulut ise, suçlamaların 2014 yılına dayandığını belirterek, süreci siyasi olarak gördüklerini ifade etti. Akbulut, Bozbey’in moralinin iyi olduğunu da açıkladı. BOZBEY'İN 402 YIL HAPSİ İSTENİYOR Hatırlanacağı gibi iddianamede, Mustafa Bozbey’e Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemindeki bazı işlemler nedeniyle çeşitli suçlamalar yöneltilirken, hakkında 402 yıla kadar hapis cezası talep edildiği belirtildi. Toplam 63 sanığın yargılandığı davada, Mustafa Bozbey’in de aralarında bulunduğu 37 sanığın tutuklu olduğu ifade edildi. Mustafa Bozbey, tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden geçici olarak uzaklaştırılmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.