Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hamas

bursaarena.com.tr - Hamas haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hamas haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Katil Netanyahu'ya karşı İsrail Meclisinde güç birliği Haber

Katil Netanyahu'ya karşı İsrail Meclisinde güç birliği

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, Arap partilerinin de desteğiyle elde ettikleri meclis çoğunluğunu katil Netanyahu hükümetine karşı derhal kullanacaklarını açıkladı. Eisenkot, genel seçimlerin ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Rakamlara nereden bakarsanız bakın, 500 binden fazla oy farkıyla İsrail vatandaşlarının çoğunluğu 7 Ekim ve asker kaçağı hükümetine karşı, değişimden yana oy kullandı." ifadelerini kullandı. Seçim sonuçlarının Netanyahu liderliğindeki mevcut aşırı sağcı hükümet karşısında değişim iradesini ortaya koyduğunu vurgulayan Eisenkot, muhalefetin yeni dönemde Arap partileriyle birlikte elde ettiği meclis çoğunluğunu derhal etkin bir şekilde kullanmaya başlayacağını belirtti. Yashar Partisi lideri, partisinin meclisteki öncelikli gündemlerinin 7 Ekim'e ilişkin devlet soruşturma komisyonu kurulması, Ultra-Ortodoksları (Harediler) da kapsayan zorunlu askerlik düzenlemesi ve muhalefetin "bağımsız yargıya darbe" olarak nitelediği yargı reformunun iptal edilmesi olacağını söyledi. Eisenkot, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Raam Partisi ve Ortak Liste'nin desteğiyle hükümet kurma ihtimaline açık kapı bıraktı, ancak İsrail'i Yahudi devleti olarak tanımayı, İsrail Bağımsızlık Bildirgesi'nin değerlerine bağlı kalmayı ve Hamas'ı "terör örgütü" olarak tanımayı şart koştu. ABD Başkanı Donald Trump'ın hükümet kurma çabalarına olası müdahalesine atıfta bulunan Eisenkot, "İsrail'in bir sonraki hükümetinin bileşimine ilişkin karar, herhangi bir dış müdahale veya manipülasyon olmaksızın, yalnızca İsrail vatandaşlarına aittir." ifadelerini kullandı. İsrail basını hafta içinde ABD Başkanı'na yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Trump'ın İsrail seçimlerinin ardından Netanyahu'ya muhalefetle ulusal birlik hükümeti kurması için baskı yapacağı iddiasını gündeme taşımıştı. ABD Başkanı Trump, İsrail'deki seçimlere ilişkin Netanyahu'nun "iyi durumda" olduğunu savunarak, Netanyahu liderliğinde bir birlik hükümeti kurma çabalarına dahil olup olmayacağını henüz düşünmediğini belirtmişti. Eisenkot ile Lapid koalisyon kurmak için atılacak adımları görüştü Muhalefetteki Beyahad Partisi’nin iki numaralı ismi eski Başbakan Yair Lapid ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, genel seçimlerin ardından bir araya geldi. İkili arasında kamuoyuna duyurulan ilk resmi temasa ilişkin Lapid, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, Eisenkot'la seçim sonuçlarını değerlendirdiklerini ve "seçmenin iradesini hayata geçirme yönündeki ortak sorumluluk bilinciyle atılacak adımları koordine ettiklerini" vurguladı. İsrail'de 27 Ekim'de yapılan ve 5,6 milyon seçmenin oy kullandığı parlamento seçimlerinin kesin olmayan sonuçlarına göre, Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku 53 milletvekili çıkarırken, Eisenkot öncülüğündeki muhalefet bloku 48 milletvekilinde kaldı. Böylece iki blok da 120 sandalyeli İsrail Meclisinde koalisyon kurmak için yeterli sayı olan 61 milletvekiline ulaşamadı. İsrail'deki Filistinlileri temsil eden partiler, 19 milletvekili elde ederek tarihi bir temsil düzeyine ulaştı. Hadash, Taal ve Balad partilerinin oluşturduğu Ortak Liste 11, Mansur Abbas liderliğindeki Raam Partisi 8 milletvekili çıkardı.

İsrail seçimleri: Netanyahu'nun baş rakibi Gadi Eisenkot kimdir? Haber

İsrail seçimleri: Netanyahu'nun baş rakibi Gadi Eisenkot kimdir?

Anketler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun partisi Likud ile aşırı sağ ve ultra-Ortodoks partileri biraraya getiren bloğun, 27 Ekim'deki genel seçimlerden sonra çoğunluğu sağlamakta zorlanabileceğini gösteriyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Gadi Eisenkot. Eski ordu komutanı Eisenkot son otuz yılın büyük bölümünde İsrail'i yöneten Netanyahu için beklenmedik bir meydan okuma. Eisenkot, siyaset sahnesinde nispeten yeni bir isim. 2022'de Ulusal Birlik Partisi'nden Knesset'e (İsrail parlamentosu) girdi. Daha sonra, kendi ifadesiyle ideolojik farklılıklar nedeniyle partiden ayrıldı. Geçen yıl muhalefetin önde gelen isimlerinden ayrılarak kendi merkezci partisi Yashar'ı (anlamı "doğru" veya "dürüst") kurduğundan beri Eisenkot, seçim yarışında Netanyahu'nun en büyük rakibi haline geldi. Binyamin Netanyahu, son yıllarda yolsuzluk iddiaları (kendisi bu suçlamaları reddediyor) ve 7 Ekim 2023 saldırılarının yönetiliş biçimine yönelik eleştirilerle karşı karşıya. Ayrıca yargı sistemini yeniden yapılandırmaya yönelik tartışmalı reform girişimleri de son dönemin en büyük protesto hareketine yol açtı. Ancak Eisenkot'un ona karşı seçimlere katılma kararlılığının ardında kişisel bir trajedi de yatıyor. Beş çocuğunun en küçüğü olan oğlu Başçavuş Gal Eisenkot, 7 Ekim'de Hamas tarafından rehin alınan iki İsrailli rehinenin cesetlerini kurtarma görevi sırasında Aralık 2023'te Gazze'nin kuzeyinde meydana gelen bir patlamada hayatını kaybetti. Kaynak, Reuters /// Eisenkot'un en küçük çocuğu Gal, 2023 yılında Gazze'de İsrail ordusunda görev yaparken çatışmada hayatını kaybetti Gadi Eisenkot, Tel Aviv'in kuzeyindeki varlıklı bir sahil kenti olan Herzliya'daki evinde sakladığı, kendisine birkaç kutuda verilen oğlunun eşyalarına henüz bakamadığını söylüyor. Nisan ayında İsrail kamu radyosu Kan Reshet Bet'e konuşan 66 yaşındaki Eisenkot, "Hâlâ açmadım. Sürekli erteliyorum" dedi. Gal'in ölümü, Gazze operasyonunda iki yeğenini kaybetmesi ve Netanyahu hükümetinin benzeri görülmemiş Hamas saldırılarını önleyemediği görüşü, Eisenkot'un siyasi motivasyonunu artırdı. Ekim ayı başlarında The Times of Israel gazetesine, "Zamanı geri çeviremem" demiş ve "Gal'in ödediği ağır bedele layık olmak için elimden gelen her şeyi yapacağım" diye eklemişti. Netanyahu ve kabinesini hesap verebilir hale getirmek, yapılacaklar listesinde yer alıyor. 7 Ekim saldırılarının ardından Eisenkot, ulusal birlik gösterisi olarak diğer muhalefet liderleriyle birlikte Başbakan'ın savaş kabinesine katıldı. Haziran 2024'te istifa etti ve Netanyahu'yu, saldırı sırasında Hamas tarafından rehin alınanların serbest bırakılması için daha hızlı hareket etmemekle suçladı. "Onun döneminde kadınlar ve çocuklar kaçırıldı ve onları kurtarmak için gerekeni kasten yapmadı" dedi. Netanyahu bu iddiayı defalarca reddetti. Kaynak,Getty Images /// Eisenkot (sağda), Netanyahu hükümetinde 2015'ten 2019'a kadar ordu genelkurmay başkanı olarak görev yaptı Netanyahu, Eisenkot'un savaş kabinesinde yer aldığı dönemde Gazze'deki önemli askeri hamlelere karşı çıktığını söylüyor. Ona göre, Eisenkot'un yaklaşımı Hamas'ı zayıflatmazdı. Times of Israel'in haberine göre Netanyahu, Haziran ayında düzenlediği bir basın toplantısında, "Gadi Eisenkot'un ve diğerlerinin Gazze'deyken söylediklerini hatırlıyorum. Basitçe bir anlaşma yapmamız, rehineleri serbest bırakmamız ve Gazze'den, tüm Gazze'den ayrılmamız gerektiğini söylediler" demişti. Netanyahu, bu stratejinin izlenmesinin, savaş sırasında İsrail tarafından öldürülen "tüm Hamas üyelerinin" ve üst düzey yetkililerin "hala orada, hala hayatta ve hala kontrolü ellerinde tutacakları" anlamına geleceğini de sözlerine ekledi. Ynet News internet sitesine verdiği son röportajda Eisenkot, Netanyahu'nun iddiasını reddetti ve Başbakan'dan savaş kabinesi görüşmelerinin ve oylamalarının tutanaklarını kamuoyuna açıklamasını istedi. Seçimden birkaç gün önce Eisenkot, seçilmesi halinde 18 ay içinde Hamas yönetimini sona erdireceğine söz vermişti. Eisenkot'un öncelikleri İsrail'in en önde gelen gazetecilerinden ve Eisenkot'un siyasi yolculuğunu yakından takip eden akademisyen Nadav Eyal, Eisenkot'un kişisel kaybının ona "bir amaç ve misyon duygusu" aşıladığını söylüyor. Eyal, bu misyonun sadece Yashar partisinin mevcut başbakanı devirmek için koalisyon kurmaya yetecek sayıda sandalye kazanmasını sağlamakla ilgili olmadığını da ekliyor. Netanyahu gibi Eisenkot da Gazze'ye yönelik gelecekteki planların Hamas'ı dışlaması gerektiğine inanıyor. Eyal BBC'ye verdiği demeçte, "Oğlunun Hamas tarafından, Hamas'ın başlattığı bir savaşta öldürüldüğünü anlamak çok önemli" diyor. Emekli general, iki devletli çözüm (İsrail devletinin yanında bir Filistin devletinin tanınması) konusunda da herhangi bir destek ifade etmedi. İsrail medyasının haberine göre, Ağustos ayı sonlarında bu olasılığa hala inanan herkesin "hayalperest" olduğunu söyledi. Ancak Filistin Yönetimi ile İsrail ilişkilerini "yeniden tanımlamayı" amaçladığını belirtti. Ekim ayında Times of Israel'e verdiği röportajda, "Filistin Yönetimi'nin [işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan] 2,8 milyon Filistinliyi yönetmesine izin verilmesi gerekiyor. Ben onları yönetmek istemiyorum" demişti. Kaynak, Anadolu via Getty Images /// Eisenkot, Batı Şeria'daki Filistinlilere karşı Yahudi yerleşimciler tarafından uygulanan şiddeti dizginleme sözü verdi Eisenkot, İsrail yasalarına ve ulusal çıkarlarına uygun olması koşuluyla büyük yerleşim bloklarının genişlemesini desteklerken, Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde Yahudi yerleşimcilerin varlığını artırmaya yönelik tartışmalı planlara, özellikle de Kudüs'ün doğusunda E1 olarak bilinen bir bölgedeki yerleşimin genişletilmesi planına karşı çıktı. İsrail Batı Şeria'yı ikiye bölen yerleşim planını onayladı: 'Filistin devleti fikrini gömüyoruz' Çekinceleri uluslararası toplumdaki olumsuz tepkilerden kaynaklanıyor gibi görünse de son olarak "Yahudi teröristleri Yahudiye ve Samarya'dan (İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria için kullandığı isim) çıkaracağına" söz verdi. Kampanya vaatlerinden biri de, İsrail hükümetinin olası ihmallerini inceleyecek bir 7 Ekim saldırıları soruşturması başlatmak. Ülkedeki büyük medya kuruluşları, Netanyahu'nun BAE ve Mısır yetkilileri tarafından Gazze'den gelebilecek olası bir saldırı konusunda uyarıldığı iddialarını yayınladı. Başbakan iddiaları reddetti ve ilk iddiayı ortaya atan İsrail gazetesine dava açtı; ayrıca İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından yürütülecek bir devlet soruşturmasını da sürekli olarak reddetti ve yargının kendisine karşı önyargılı olacağını savundu. Eisenkot, "Bu seçim, sorumluluk almakla sorumluluktan kaçmak arasında bir seçimdir" diyor. Kaynak, Reuters /// Eisenkot, 7 Ekim 2023 saldırılarıyla ilgili kamuoyu soruşturması yapılmasını savunan birçok İsrailli siyasetçiden biri Eisenkot, 10 maddelik programında, ülkeyi terk eden yüksek vasıflı İsraillilerin sayısını azaltmak ve yeni göçmenlerin gelişini teşvik etmek için acil bir program başlatma sözü de verdi. Ayrıca, ultra-Ortodoks Yahudi toplulukları ve Arap İsrailliler için geçerli olan askerlik hizmetinden muafiyet kurallarını da sona erdirmek istiyor. The Times of Israel'e verdiği demeçte "Yapacağımız bir diğer şey ise tüm İsrail vatandaşları için evrensel bir hizmet yasası çıkarmak olacak: askerlik, ulusal veya sivil hizmet, Arap vatandaşları için ulusal hizmet de dahil" dedi. Daha önce Netanyahu yönetimi de dahil olmak üzere askerlik hizmetini genişletmeye yönelik girişimler, ultra-Ortodoks toplulukların protestolarıyla sonuçlanmıştı. Mütevazı kökenler Kaynak, Reuters /// Anketler, Gadi Eisenkot ve Binyamin Netanyahu arasında çok çekişmeli bir yarış olduğunu gösteriyor; ancak ikisinin de Knesset'te mutlak çoğunluğu kazanması beklenmiyor İsrail'in ana siyasi güç merkezleri olan Kudüs ve Tel Aviv'den oldukça uzak iki şehir olan Taberiye'de doğan ve Eilat'ta büyüyen Eisenkot, 1950'lerde İsrail'e yerleşen mütevazı imkanlara sahip Faslı göçmenlerin oğlu. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki Yahudi toplulukları Mizrahi olarak biliniyor. Daha önce bu topluluğa mensup politikacılar denemiş olsa da, bugüne kadar hiçbir Mizrahi İsrail başbakanı olmadı. Kampanya sırasında Eisenkot ile vakit geçiren The New Yorker editörü David Remnick, Eisenkot'un Netanyahu'nun İsrail toplumundaki dışlanmış kesimlerin, örneğin Mizrahimlerin, savunucusu olma duruşuna meydan okuduğunu söylüyor. Bu durum, Netanyahu'nun Doğu Avrupa Yahudi göçmenlerinin soyundan gelmesi ve Kudüs'ün varlıklı bir mahallesinde büyümüş olması gerçeğiyle çelişiyor gibi görünüyor. İsrail medyasında yer alan haberlere göre, tarihsel olarak Likud'u destekleyen Mizrahim topluluğu, Eisenkot'u tanımlamak için sıklıkla Fas Arapçası "dialina" ("bizden biri") kelimesini kullanıyor. Eisenkot, bu yılın başlarında Kanal 13 televizyonuna verdiği röportajda, "Ailem Fas'tan göç etti ve onlarla ve kökenlerimle gurur duyuyorum, ancak her şeyden önce İsrailliliğimizle gurur duyabilmemizden mutluluk duyardım" demişti. Askeri yaşam Kaynak, Reuters /// Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının ardından Gazze'nin işgalini destekledi ve Filistin devletine karşı Eisenkot, 18 yaşında İsrail ordusuna katıldı ve 40 yıl boyunca orduda görev yaparak, 2015'ten 2019'a kadar yürüttüğü Genelkurmay Başkanlığı görevine kadar yükseldi. 2000'li yıllarda, dört yıl süren ve yaklaşık 1000 İsrailli ile 3000'den fazla Filistinlinin öldürüldüğü ikinci intifada sırasında Batı Şeria'daki İsrail güçlerinin komutanıydı. Eisenkot daha sonra, İsrail'in saldırıya uğradığına inandığı bölgelerdeki sivil altyapıya karşı askeri gücün ezici bir şekilde kullanılmasını savunan "Dahieh Doktrini" ile ilişkilendirilecekti. Ayrıca, Eisenkot'un Netanyahu'ya yönelik tüm eleştirilerine rağmen, 7 Ekim saldırılarına İsrail'in askeri yanıtına karşı hiçbir zaman konuşmadığını da belirtmek gerek. Hamas önderliğindeki saldırıda yaklaşık 1200 kişi öldü ve 251 kişi rehin alındı. Buna karşılık İsrail, Gazze'de askeri bir operasyon başlattı ve Hamas'ın kontrolündeki sağlık bakanlığının verilerine göre 74.200'den fazla kişi öldü. Bu rakamlar BM tarafından da güvenilir kabul ediliyor. "Kendimizi savunmak zorundayız. Bunun nereden başladığına dürüstçe bakmalısınız" dedi Eisenkot The Times of Israel'e. Gazeteci ve yayıncı Mehdi Hasan, İngiltere merkezli Guardian gazetesindeki yazısında "Eisenkot, Netanyahu değil" ancak "hem Batı Şeria'da hem de Gazze'de aynı yayılma ve yıkım politikalarına" izin vereceğini kaydetti. İsrail'de The Economist dergisinin muhabiri ve Netanyahu'nun biyografisinin yazarı Anshel Pfeffer, Eisenkot'un "pasifist olmadığını" söylüyor. "Ama aynı zamanda ciddi bir adam imajına da sahip biri. Kampanyada şu ana kadar çılgın vaatlerde bulunmuyor. Ayrıca, elit bir geçmişe sahip değil, bu da karalanmasını çok zorlaştırıyor" diyor. Eisenkot'un Netanyahu'ya doğrudan rakip olarak ortaya çıkmasının beklenmedik bir durum olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Altı ay öncesine kadar en muhtemel rakip [eski Başbakan] Naftali Bennett'ti. Ancak Eisenkot, doğru zamanda seçmenlerin gönlünü kazanmış gibi görünüyor." Eisenkot genellikle Netanyahu'nun tam tersi olarak tanımlanıyor: Spot ışıkları altında başarısız ve iyi bir siyasi hatip olmayan biri. Eyal, Eisenkot'un siyaset yapmaktan bile zevk almadığına inanıyor. At pazarlığı oyunu Kaynak, Reuters /// Netanyahu, katıldığı 10 Knesset seçiminden altısında hükümet kurmayı başardı Anketlerde iyi bir performans gösterse de, Eisenkot'un partisinin 120 sandalyeli Knesset'te mutlak çoğunluğu kazanması beklenmiyor; çoğunluk hükümeti kurmak için 61 sandalye gerekiyor ve bu durum tarihsel olarak partileri koalisyon hükümetleri kurmaya zorladı. Ancak Binyamin Netanyahu seçim sonrası oyununda usta biri: Likud lideri olarak 10 ulusal seçime katıldı ve altı kez koalisyon hükümeti kurmayı başardı. Buna, partisinin ana rakibinden daha az sandalye kazandığı 2009 seçimleri de dahil. Son birkaç haftadır Netanyahu'nun seçim kampanyası, Eisenkot'un hükümet kurabilmesi için Arap liderliğindeki partilerin desteğini alması gerekeceğini savunuyor. Arap partileri, İsrail'de yaşayan iki milyondan fazla Arap vatandaş ve yerleşik arasında (ülke nüfusunun yaklaşık %20'sini temsil ediyorlar) popüler ve anketler dört ana Arap partisinin (Hadash, Ta'al, Balad ve Ra'am) toplamda 12-15 Knesset sandalyesi kazanabileceğini öngörüyor. Başbakan, seçim kampanyası videosunda Eisenkot'a "Yahudi devleti mi istiyorsunuz, yoksa Filistin devleti mi?" diye sordu. Eisenkot, hükümetinde Arap partilerinin yer almasını açıkça reddetti, ancak olası bir azınlık hükümetinde Knesset'te Netanyahu karşıtı bir ittifaka kapıyı tamamen kapatmaktan kaçındı. Tel Aviv merkezli siyasi analist Dahlia Scheindlin, BBC'ye verdiği demeçte, "Netanyahu, destekçilerini kendisine oy vermenin ölüm kalım meselesi olduğuna ikna edebilme yeteneği sayesinde iktidarda kalmayı başardı" diyor. Ancak bu sefer Eisenkot'un geçmişi Başbakan için işleri zorlaştırabilir diyor. "İsrail halkının orduya duyduğu yüksek güven nedeniyle, askeri liderler İsrail devletinin kuruluşundan bu yana halkın desteğinden yararlanmıştır." Çitleri onarmak Eisenkot zaferi İsrail ile uluslararası toplum arasındaki ilişkileri düzeltmeye yardımcı olur mu? Chatham House'da uluslararası ilişkiler uzmanı İsrailli Profesör Yossi Mekelberg, BBC'ye bunun böyle bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Ancak "bir gecede değişim" umutlarına karşı uyarıda bulunuyor ve Netanyahu'nun yerine başka birinin gelmesinin İsrail'in iyi niyetinin garantisi olmadığını belirtiyor. "Eisenkot'un partisi de dahil olmak üzere muhalefet partilerinden hiçbirinin Netanyahu'ya net bir alternatif sunduğuna inanmıyorum." Profesör Mekelberg, "Eisenkot kazanırsa Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimleri konusunda kararlı önlemler alması ve Gazze'deki durumu iyileştirmesi gerekecek" diye ekliyor. Fernando Duarte // BBC Dünya Servisi (Orijinali İngilizce olan bu yazının çevirisinde yapay zekadan yararlandık).

Netanyahu boş salona konuştu: BM'de heyetler Netanyahu'yu yuhalayıp salonu terk etti Haber

Netanyahu boş salona konuştu: BM'de heyetler Netanyahu'yu yuhalayıp salonu terk etti

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasına başlamaya hazırlanırken birçok heyet BM Genel Kurulu salonundan ayrıldı. Netanyahu, konuşmasına başlarken yuhalandı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ülkesinin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'daki eylemleri nedeniyle uluslararası alanda yoğun eleştiri ve artan tecrit ile karşı karşıya olduğu bir dönemde, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda konuşma yaptı. Netanyahu'nun kürsüye çıkmasıyla birlikte salonda bulunan çok sayıda delege ve katılımcı Genel Kurul salonunu Netanyahu'yu yuhalayarak terk etti. Netanyahu ise boşalmış salondaki konuşmasının başında salondan ayrılanlara tepki göstererek, "Eğer bu salondan henüz ayrılmamış başka ahlaki korkaklar varsa, lütfen şimdi ayrılsınlar" ifadelerini kullandı. Netanyahu, konuşmasında Hamas'ın 7 Ekim 2023'e değinerek İsrail'in saldırı sonrasında geri adım atmadığını savunarak, "Çöküşe geçmek yerine, aslanlar gibi ayağa kalktık ve savaştık" dedi. İran'a yönelik operasyonlara da değinen Netanyahu, ABD ile birlikte İran'ın ordusu, donanması, hava kuvvetleri ve nükleer tesislerine yönelik saldırıları vurguladı. Netanyahu ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'a 'cesur liderliği' nedeniyle teşekkür etti. İsrail'in savaşmaya devam edeceğini belirten Netanyahu, "Devletimizi savunmaya devam edeceğiz. Kazanmaya devam edeceğiz çünkü başka seçeneğimiz yok" ifadelerini kullandı. 'Erdoğan, İsrail'in yok edilmesini savunuyor' Ayrıca Netanyahu, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef aldı: Erdoğan, İsrail'in yok edilmesini savunuyor. Neredeyse her gün, Kudüs'ün hakimi olacağını söylüyor. Hayır efendim, olamayacaksınız

İsrail ateşkes dinlemedi, Gazze'de yine çocuklar öldü Haber

İsrail ateşkes dinlemedi, Gazze'de yine çocuklar öldü

Gazze Şeridi'nde bir kez daha İsrail'in hava saldırıları sonucu üçü çocuk en az dört kişi hayatını kaybetti. Gazze Şeridi'nde İsrail'in düzenlediği hava saldırıları sonucu üçü çocuk en az dört kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Görgü tanıkları, İsrail savaş uçaklarının Gazze kentinin batısında en az 12 füze ateşlediğini söyledi. Yerinden edilmiş Filistinli ailelerin yoğun olarak bulunduğu bölgede gerçekleştirilen bombardımanda sağlık görevlilerine göre iki çocuk ve bir kadın hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Saldırılarda iki araç da vurularak kullanılamaz hale geldi. İSRAİL: TEHDİTLERİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN VURDUK İsrail ordusu salı günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki çeşitli hedeflere saldırı düzenlediğini doğruladı. Ordudan yapılan açıklamada, saldırıların İsrail güvenlik güçlerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirildiği iddia edildi. Gazze hükümetinin medya ofisi direktörü İsmail El-Sevabite ise İsrail'e ait özel bir birliğin Gazze kentinde operasyon gerçekleştirmeye çalıştığını ancak görev sırasında fark edildiğini belirtti. Sevabite, bunun ardından İsrail'in 10'dan fazla savaş uçağının katıldığı yoğun hava saldırıları düzenlediğini ve saldırılarda ölen ve yaralananların olduğunu söyledi. DEYR EL-BELAH'TA BİR ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ Gazze'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ta da ayrı bir olayda can kaybı yaşandı. Sağlık görevlilerine göre bölgenin doğusunda faaliyet gösteren İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu İsraa El-Hissi adlı kız çocuğu hayatını kaybetti, iki kişi de yaralandı. Böylece Gazze'deki İsrail saldırılarında bildirilen can kaybı üçü çocuk olmak üzere en az dörde yükseldi. ATEŞKESE RAĞMEN SALDIRILAR SÜRÜYOR ABD destekli ateşkesin Ekim 2025'te yürürlüğe girmesiyle Gazze'deki geniş çaplı çatışmalar büyük ölçüde durmuş olsa da İsrail'in bölgeye yönelik saldırıları sona ermedi. İsrail ordusu, ateşkes sonrasında düzenlediği operasyonların Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupların saldırılarını önlemeyi amaçladığını savunuyor. Hamas ise İsrail'i ateşkesi tekrar tekrar ihlal etmek ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan daha kapsamlı planının ilerlemesini engellemekle suçluyor. Söz konusu plan, İsrail askerlerinin Gazze'den çekilmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılmasını da içeriyor. ATEŞKESTEN BU YANA BİN 300'DEN FAZLA FİLİSTİNLİ ÖLDÜ Gazze'deki sağlık yetkililerinin verilerine göre Ekim 2025'te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bölgede bin 300'den fazla Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail'in Gazze'deki saldırılarında dört kişi öldü, hastane malzeme deposu vuruldu Haber

İsrail'in Gazze'deki saldırılarında dört kişi öldü, hastane malzeme deposu vuruldu

Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarının tırmanmasıyla birlikte can kayıplarının arttığını ve enkaz altında kalan kurbanların sayısının yükseldiğini bildirdi. İsrail'in Gazze genelinde düzenlediği saldırılarda en az dört kişi öldü, ayrıca Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir hastane yerleşkesi içindeki tıbbi malzeme deposuna düzenlenen saldırıda çok sayıda kişi yaralandı. İsrail'in insansız hava aracıyla düzenlediği saldırı, Cumartesi günü Deyr el-Belah'taki El-Aksa Şehitleri Hastanesi kompleksinde tıbbi malzeme deposu olarak kullanılan bir çadırı hedef aldı ve hastane müdürünün açıklamasına göre üç kişi yaralandı. Önerilen Hikayeler3 maddelik liste3 maddelik listenin 1.siGazze'deki cankurtarıcılar, ellerinde düdüklerle yüzücüleri kurtarmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.3 listenin 2.siİsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılarda, aynı aileden üç kişi de dahil olmak üzere beş kişi öldü.3/3 listesiİsrail'in tehdidi üzerine Gazze'deki çocuklar uçurtma uçurmaktan korkuyor.listenin sonu İsrail ordusu, El-Aksa Hastanesi yerleşkesi içindeki bir hedefi vurduğunu doğruladı ve kanıt sunmadan bir Hamas komutanının vurulduğunu iddia etti. Tıbbi yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), "El-Aksa Hastanesi yerleşkesi içinde bir İsrail hava saldırısı olduğuna dair haberlerden dehşete düştüğünü" belirterek, saldırının aynı komplekse düzenlenen ve tıbbi malzeme depolarını tahrip eden bir başka saldırıdan sadece bir ay sonra gerçekleştiğini ekledi. MSF, X platformunda yaptığı açıklamada, "İsrail güçlerinin rutin olarak hastaneleri hedef aldığı bir dönemde, tüm tarafların tıbbi tesislerin tarafsızlığına ve korunmasına saygı duyması ve bunu sürdürmesi son derece önemlidir" dedi. Ayrı bir olayda, Cumartesi günü İsrail'e ait bir insansız hava aracı Gazze şehrinin Tal el-Hava mahallesinde bir elektrikli bisiklete saldırdı, iki kişi öldü ve diğerleri yaralandı. Filistin haber ajansı Wafa'nın bildirdiğine göre, yaralılar Kudüs Sahra Hastanesine kaldırıldı. Filistin'in güneyindeki Han Yunus kentinde bir grup Filistinliye düzenlenen bir başka saldırıda bir kişi öldü, aralarında ağır yaralıların da bulunduğu birçok kişi yaralandı. Yaralılar Nasır Hastanesi'ne kaldırıldı. Günün erken saatlerinde, Deyr el-Belah'ın doğusundaki el-Musaddar köyünde İsrail'in açtığı ateş sonucu bir Filistinli öldürüldü. Hastane yetkililerine göre, İsrail'e ait bir dört pervaneli insansız hava aracı da Gazze'nin kuzeyindeki Kamal Adwan Hastanesi yakınlarına patlayıcı bir düzenek bıraktı. İsrail, sözde "ateşkes"e rağmen son günlerde Gazze Şeridi genelinde saldırılarını artırdı . İlgi alanlarınıza göre anında uyarılar ve güncellemeler alın. Önemli olaylar yaşandığında ilk siz haberdar olun.Evet, beni gelişmelerden haberdar edin. Cumartesi sabahı Gazze Sağlık Bakanlığı, 48 saat içinde toplam 10 ceset aldıklarını bildirdi; bunlardan dokuzu yeni ölenler, biri ise enkaz altından çıkarılanlar. Ayrıca 18 yaralı olduğu belirtildi. Açıklamada, diğer kurbanların yıkılan binaların altında veya ambulans ve sivil savunma ekiplerinin ulaşamadığı yollarda mahsur kaldığı belirtildi. Bakanlık, İsrail ile Hamas arasında geçen yıl Ekim ayında yürürlüğe giren "ateşkes"ten bu yana İsrail saldırılarında 1.313 Filistinlinin öldürüldüğünü açıkladı. Bu arada, Filistin Kayıp ve Zorla Kaybedilen Kişiler Merkezi'nin Cumartesi günü yaptığı açıklamaya göre, 4.000 ila 5.000 Filistinli hala kayıp ve Gazze'deki enkaz altında oldukları düşünülüyor. Açıklamada, İsrail'in soykırım savaşı sırasında Gazze'de 2.500 ila 3.000 kişinin zorla kaybettirilmiş olabileceği belirtildi. Merkezin tahmini, 317 vakadan oluşan bir örneklem üzerinde yapılan analitik bir çalışmaya dayanıyor ve bulguların, zorla kaybetmelerin daha geniş bir örüntüsünün olasılığını araştırmak için bir soruşturmayı gerektiren göstergeler ortaya koyduğunu belirtti. İncelenen 317 vakadan 302'si (%95,27) erkek, 15'i ise kadındı. Örneklemde 41 çocuk ve 60 yaş ve üzeri 17 kişi yer alıyordu. İsrail'in Ekim 2023'te başlattığı savaştan bu yana Gazze'de 73.000'den fazla Filistinli öldürüldü ve çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 174.000'den fazla kişi yaralandı.

İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle Gazze'deki kanser hastalarının ölüm oranı sürekli artıyor Haber

İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle Gazze'deki kanser hastalarının ölüm oranı sürekli artıyor

Gazze'deki doktorlar, İsrail'in bölgedeki tek uzmanlaşmış tedavi merkezini yıktıktan sonra birçok kişinin tedavi için seyahat etmesini engellemesi nedeniyle, Gazze'deki kanser hastalarının ölüm oranının savaştan önceki döneme göre iki ila üç kat arttığını söyledi. KAHİRE/GAZZA, 13 Ağustos (Reuters) - İsrail, geçen yıl, askerlerinin altında Hamas militanları tarafından kullanılan bir tünel bulduğunu söyleyerek Gazze'deki özel kanser hastanesini havaya uçurdu. Bu da, Gazze'de kanser hastası olan yaklaşık 17.000 kişinin kemoterapi veya diğer ileri tedaviler için yerel bir seçeneğinin kalmadığı anlamına geliyor. Filistinlilerin çok azı tedavi için seyahat etmeyi karşılayabiliyor ve bunu yapabilenler de İsrail kısıtlamalarıyla karşılaşıyor. İsrail ve Hamas arasında 2025 yılında imzalanan ve serbest giriş çıkışları gerektiren ateşkes anlaşmasına rağmen, ordu Mısır'a günlük geçişlere sıkı sınırlamalar getiriyor.Konuyla ilgili yorum istenmesi üzerine, Gazze'ye erişimi kontrol eden İsrail askeri kurumu COGAT, tıbbi tahliyeleri Dünya Sağlık Örgütü ile koordine ettiklerini söyledi. COGAT'a göre, Gazzelilerin ayrılabilmesi için, kabul eden ülkeden geçerli bir talep almaları ve "gerekli güvenlik taramasından" geçmeleri gerekiyor.DSÖ, yorum talebine hemen yanıt vermedi.ZAMANA KARŞI YARIŞİki çocuk annesi Filistinli Khuloud Abu Sahmoud, ileri evre yumurtalık kanseriyle mücadele ederken, yurtdışında tedavi bekleme süreci kanserinin yayılmasıyla birlikte zamana karşı bir yarışa dönüştü. "Hastalığım her geçen gün ilerliyor ve durumum çok vahim. Tırnaklarımın hepsi döküldü, hiç kalmadı. Sadece ölmeyi bekliyorum."33 yaşındaki Abu Sahmoud, geçen Ekim ayında ateşkesin sağlanmasından bu yana Mısır'da veya daha uzak bir yerde tedavi görmek için Gazze'den ayrılmayı beklediğini söyledi. Bu süre zarfında kanserin akciğerlerine ve kemiklerine yayıldığını belirtti.COGAT, İsrail'in Şubat ayında 2023'te başlayan savaş sırasında büyük ölçüde kapalı olan Refah sınır kapısının sınırlı bir şekilde yeniden açılmasına onay vermesinden bu yana, tıbbi tedaviye ihtiyaç duyan yaklaşık 5.800 Gazalının Mısır'a gittiğini söyledi.COGAT'tan yapılan açıklamada, "Tıbbi tahliyeler hiçbir şekilde İsrail Devleti tarafından kısıtlanmamakta, tamamen kabul eden ülkenin talebine bağlıdır; resmi bir talep olmadan COGAT, bir hastanın ayrılışını koordine edemez" denildi.Filistinli sağlık yetkilileri, Rafah'ın yeniden açılmasından bu yana hastalar da dahil olmak üzere 11.000 kişinin buradan geçtiğini, bu sayının ateşkes anlaşması kapsamında beklenen sayının yarısından az olduğunu söyledi. Yerinden edilmiş Filistinli kanser hastası Khuloud Abu Sahmoud, 33, 8 Ağustos 2026'da Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta sığındığı UNRWA okulunda çocuklarıyla birlikte oturuyor. Yetkililer, aralarında 5.000 kanser hastasının da bulunduğu 20.000 hastanın daha yurtdışında tedavi için kayıtlı olduğunu ancak henüz ayrılmalarına izin verilmediğini söyledi. ZEHİRLİ KİMYASAL MARUZİYET Ateşkes büyük çaplı çatışmaları sona erdirdi ancak İsrail güçleri Gazze'nin yarısından fazlasının kontrolünü elinde tuttu ve bu kontrol daha sonra yaklaşık üçte ikiye kadar genişledi. Gazze'nin 2 milyondan fazla insanının neredeyse tamamı, çoğunlukla derme çatma çadırlarda veya hasarlı binalardaki barınaklarda, Hamas'ın kontrolündeki kıyı şeridinde yaşıyor. Reuters'ın yaptığı bir araştırmaya göre, savaştan önce yerel sağlık hizmetleri, yurtdışından gelen yatırımlar ve yerel doktorların azmi sayesinde ilerleme kaydetmişti. Ancak doktorların belirttiğine göre, Gazze'deki hastanelerin çoğu savaşta yıkıldı veya hasar gördü ve faaliyette kalan hastanelerden de kanser tedavisi ve teşhis hizmetleri için gerekli olanlar da dahil olmak üzere temel tıbbi malzemelerin %70'e varan kısmı çalındı. Savaş sırasında İsrail tarafından öldürülenler arasında, Mart 2025'te İsrail kontrolündeki bir yıkımla yerle bir edilen Türk-Filistin Dostluk Hastanesi'nde çalışan kanser uzmanları da dahil olmak üzere, onlarca yüksek nitelikli uzman bulunuyordu.Gazze'nin en büyük hastanesi El Şifa'nın başhekimi Muhammed Ebu Selmia, "Hastaların hayatlarını kurtarmak için ihtiyaç duydukları kemoterapiyi alamamaları nedeniyle günde üç ila beş arasında değişen önemli sayıda ölüm kaydediyoruz" dedi. Filistinli cerrah ve Türk-Filistin Dostluk Hastanesi başhekimi Sobhi Skaik, savaştan önce günlük ölüm oranının bir ila iki civarında olduğunu söyledi. Savaş öncesi bazı istatistiklere göre bu rakam günde yaklaşık 1,7 civarında. Ölüm oranlarındaki artışın çoğunlukla yerel tedavi eksikliğinden ve sınır kısıtlamalarından kaynaklandığını söyledi. Ancak aynı zamanda, Gazze'ye atılan İsrail patlayıcılarından kaynaklanan zehirli maddelerin varlığı nedeniyle kanserin daha hızlı yayılıyor olabileceğini de belirtti. Skaik'in belirttiğine göre, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın güney İsrail'e yönelik saldırılarının ardından savaş başlamadan önce Gazze'de yaklaşık 11.000 kayıtlı kanser hastası bulunuyordu; bu saldırılardan sonra kayıtlar büyük ölçüde durdu. Tahminine göre o zamandan beri Gazzalıların yaklaşık 6.000'i daha kansere yakalanmış olabilir. Skaik, "Bazı kişiler erken teşhis edilirse tedavi edilebilir, ancak çadırların arasında hasta, habersiz ve yardımsız dolaşıyorlar" dedi. Kahire'den Nidal al-Mughrabi, Gazze'den Dawoud Abu Alkas ve Haseeb Alwazeer'in haberleri; Rami Ayyub ve Alex Richardson tarafından düzenlendi.

İsrail cezaevinde işkence gördüğünü söyleyen Gazzeli doktorun hayatından endişe ediliyor Haber

İsrail cezaevinde işkence gördüğünü söyleyen Gazzeli doktorun hayatından endişe ediliyor

Gazze'de geniş çapta tanınan Filistinli bir doktorun 18 aydan fazla bir süredir herhangi bir suçlama olmaksızın İsrail tarafından gözaltında tutulması üzerine, avukatı müvekkilinin hayatından endişe duyduğunu açıkladı. BBC'ye konuşan avukat Nasser Odeh, 2 Temmuz Perşembe günü Rakefet sorgu merkezinde Dr. Hussam Ebu Safiya'yı ziyaret ettiğinde, kötü bir şekilde dövülmesi nedeniyle müvekkilini tanınmaz halde bulduğunu söyledi. Odeh, Gazzeli müvekkilinin görüşme sırasında "birkaç kez neredeyse bayılacak gibi olduğunu" söyledi. "Bize hapishanede, özellikle ziyaret gününde, ağır şiddete maruz kaldığını söyledi." İsrail Cezaevleri Servisi BBC'ye yaptığı açıklamada, iddiaların asılsız olduğunu savundu. Gözler, eller bağlı halde dayak: Filistinliler İsrail hapishanelerinde gördükleri eziyeti anlattı İsrail Yüksek Mahkemesi hükümete, herhangi bir suçlama yöneltilmeden İsrail'de tutulan Gazzeli Ebu Safiye ve diğer 13 Filistinli doktorun serbest bırakılması çağrısında bulunan dilekçeye, Salı gününe kadar yanıt verme talimatı verdi. Odeh'in aktardığına göre, Ebu Safiya, geçen ay Kudüs'teki Yüksek Mahkeme'de tutukluluğuna itiraz ettikten sonra beşten fazla gardiyanın kendisine elleriyle, coplarla ve çekiçlerle saldırdığını ve hiçbir tıbbi tedavi görmediğini söyledi. "Yüz hatlarını tanımakta zorlandım. Yüzü, gözlerinin çevresi, boynu ve kulakları mosmordu. Dayak ve işkence izleri yüzünde açıkça görünüyordu. Bitkin düşmüş, nefes alamıyordu; fiziksel, psikolojik ve zihinsel olarak zor bir durumdaydı." "Açıkça 'Cehennemde yaşıyorum. Aklım her gün neler yaşadığıma anlam veremiyor. Sanırım birileri beni öldürmeye karar verdi.'" Odeh, müvekkilini tekrar göreceğine dair umudunu kaybetmediğini söyledi. "Umarım yakında hapisten çıkar. Onun yeri hapishanenin dışı, hastane." Fakat Ebu Safiya'nın kendisine söylediği sözleri tekrarlamakta zorlandı. "Teşekkür ederim Nasır ama sanırım bu son görüşmemiz olacak." İsrail'de ağır işkenceyle suçlanan 9 askerin tutulduğu tesis basıldı, aşırı sağ askerleri 'kahraman' ilan etti Birleşmiş Milletler'e göre, çocuk hastalıkları uzmanı Ebu Safiya, Gazze'nin kuzeyindeki Kamal Adwan Hastanesi'nin müdürüydü ve bölge İsrail güçleri tarafından "neredeyse tamamen kuşatma altındayken" hastaları tedavi ediyor ve hastaneyi yönetiyordu. Ebu Safiya, İsrail ordusu "Hamas teröristlerinin kalesi" olarak nitelendirdiği hastaneden hastaları ve sağlık personelini zorla çıkardığında, yani Aralık 2024'te gözaltına alındı. O dönemde Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gazze'deki hastanelere yönelik saldırıların sona erdirilmesi çağrısında bulunmuştu. O dönem paylaşılan görüntülerde, Ebu Safiya'nın sorguya alınmadan önce enkazın arasından beyaz doktor önlüğüyle bir İsrail zırhlı aracına doğru yürüdüğü görülüyordu. İsrail ordu sözcüsü BBC'ye yaptığı açıklamada, Ebu Safiya'nın "terör faaliyetleri" ve "rütbeli bir Hamas üyesi olma" şüphesiyle gözaltına alındığını belirtti. Abu Safiya, Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı'na bağlı sağlık biriminde albay rütbesindeydi. Bu birim güvenlik görevlilerine, polislere ve ailelerine tıbbi hizmet sağlıyordu. Ancak, Ebu Safiya ile çalışan sağlık personeli ve uluslararası yardım kuruluşları, Hamas ile işbirliği yaptığını veya Hamas için çalıştığını reddediyor. Ebu Safiya, Gazze'den gelen ve güvenlik riski oluşturduğundan şüphelenilen kişilerin, herhangi bir suçlama olmaksızın belirsiz bir süre için gözaltına alınmasına yetki veren Yasadışı Savaşçılar Yasası kapsamında tutuluyor. İsrail Cezaevleri Servisi, Filistinli mahkum ve tutuklulara yönelik muamelesi nedeniyle daha önce de ciddi eleştirilere maruz kalmıştı ama kuruluş iddiaları reddediyor. Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Komitesi, Kasım 2025'te İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklulara yönelik "örgütlü ve yaygın işkence ve kötü muameleye ilişkin fiili bir devlet politikası" olduğuna dair haberlerden derin endişe duyduğunu belirtti. İsrail merkezli insan hakları grubu İsrail İnsan Hakları İçin Doktorlar da (PHRI), son iki yılda en az 94 Filistinli mahkum ve tutuklunun İsrail gözetiminde öldüğünü açıkladı. İsrail Cezaevi Servisi BBC'ye yaptığı açıklamada, Ebu Safiya ile ilgili iddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğunu savundu. Açıklamada, gizlilik ve güvenlik gerekçesiyle gözaltı durumu, gözaltı yeri veya sağlık durumu gibi bilgiler verilmediği, ancak tüm tutukluların ve gözaltına alınanların kanunlara uygun olarak tutulduğu ve Sağlık Bakanlığı yönergelerine göre tıbbi bakım aldıkları belirtildi. Kuruluş ayrıca, kötü muamele, işkence, aç bırakma veya tıbbi tedaviden mahrum bırakma iddialarını reddettiğini de belirtti. Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları gruplarından Abu Safiya'nın davasıyla ilgili harekete geçilmesi çağrısında bulunan açıklamalar geldi. Örgütün sözcüsü olayı "gerçekten dehşet verici" olarak nitelendirdi. İsrail İnsan Hakları İçin Doktorlar da Ebu Safiya'nın derhal nakledilmesi, acil tıbbi tedavi görmesi ve bir hakim tarafından ziyaret edilmesi gerektiğini söyledi. Hak örgütü ayrıca Nisan ayında Yüksek Mahkemeye başvurarak, İsrail'de suçlama olmaksızın tutuklu bulunan Ebu Safiya ve Gazze'den 13 Filistinli doktorun serbest bırakılmasını talep etti. 6 Temmuz Pazartesi günü, BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu, İsrail'in Ebu Safiya'yı gözaltına almasının keyfi olduğunu belirten ve derhal serbest bırakılmasını talep eden bir görüş bildirdi. Bağımsız uzmanlardan oluşan grup ayrıca, bu davanın kendilerine sunulan ve "ülkede yaygın veya sistematik bir keyfi gözaltı uygulamasının göstergesi olabilecek" birçok vakadan biri olduğunu belirtti. BBC, çalışma grubunun bulgularıyla ilgili İsrail Cezaevleri Servisi'nden yorum almak için temas kurdu ama henüz yanıt alamadı. BBC

NATO zirvesine bir de böyle bakın: Mazlum Filistin nerede kaldı… Haber

NATO zirvesine bir de böyle bakın: Mazlum Filistin nerede kaldı…

Ankara’da yapılacak NATO zirvesine 32 ülke katılacak. Masanın bir de görünmeyen ortağı var... Ankara'daki yasak ve gözaltılar bakın kime yarıyor... 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da yapılacak NATO zirvesine 32 ülke katılacak. Bu ülkelerden ABD, Tel Aviv yönetiminin Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırısına tüm kuvvetiyle destek verdi. Adeta askeri sponsor oldu. İran’a da birlikte saldırdılar. Ankara'da NATO zirvesinde boy gösterecek ülkelerden biri de İngiltere. İsrail’in Filistin’e saldırıları sırasında bölgeye RAF gözetleme uçakları, iki Kraliyet Donanması gemisi, üç Merlin helikopteri ve Kraliyet Deniz Piyadeleri müfrezesi göndererek Tel Aviv’e destek verdi. Almanya, 2023’te İsrail’e 326,5 milyon euro değerinde askeri ekipman ve savaş silahı sağladı. Bu, bir yıl önceye göre yaklaşık 10 kat artış demek. Fransa, Hamas’a karşı uluslararası cephe önerdi. Fransız firmalarından İsrail savunma şirketlerine 525 askeri sevkiyat yapıldığını duyurdu. The Brussels Times’ın aktardığı listeye göre Belçika ordusu, Gazze savaşı başladıktan sonra İsrailli savunma şirketlerinden mühimmat ve ekipman aldı. Destek 'alarak' yapıldı... Estonya Parlamentosu’ndaki 101 vekilden 78’i İsrail’e destek açıklamasına imza attı. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Eylül 2024’te İsrail’den silah alımını savundu. Danimarka Parlamentosu, Filistin devletini tanıma teklifini reddetti. Hırvatistan Dışişleri Bakanı Gordan Grlić Radman, Mart 2025’te İsrail’e gitti, desteğini açıkladı. İsveç Filistin’e yardımı askıya aldı. İsrailli Elbit Systems’le 170 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. İtalya, Yemen’de Filistin'i yardım etmeye çalışan Husileri durdurmak için İsrail'i destekleyen çalışmaya katıldı. Hollanda, İsrail Savunma Bakanlığı ve Elbit Systems ile 305 milyon dolarlık PULS topçu roket sistemi anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, İsrail savunma sanayii açısından Hollanda’yla yapılan en büyük ve ilk hükümetler arası savunma ihracat anlaşmalarından biri olarak duyuruldu. Gazze bombalanırken İsrail’in kullandığı F-35 savaş uçakları için parça sevkiyatı da yaptılar. Kanada’dan İsrail’e 18,9 milyon Kanada doları değerinde askeri mal ve teknoloji ihracatı yapıldı. Bulgaristan her kritik anda İsrail’e siyasi destek verdi. Arnavutluk, İsrailli Elbit Systems ile askeri eğitim alanında işbirliği yaptı. Çekya devleti savaşın başında “İsrail’le tam dayanışma” kararı aldı. Çek Savunma Bakanı Jana Černochová, İsrail’i “Orta Doğu’daki en yakın ortak” diye niteledi. İzlanda, İsrail’le serbest ticaret anlaşmasının tarafı oldu. Karadağ Dışişleri Bakanı Filip Ivanović, İsrail’in Karadağ için “değerli ve güçlü bir ortak” olduğunu açıkladı. Karadağ askerleri ve subayları İsrail’deki Elbit-IMI Academy’de eğitim almaya başladı. Litvanya 15 İsrailli savunma şirketiyle işbirliği yaptı. Böylece İsrail savunma sanayii için Baltık/NATO pazarına açıldı. Letonya Savunma Bakanlığı, Alman EuroSpike şirketiyle 81 milyon avroluk Spike tanksavar füze sistemi sözleşmesi imzaladı. Bakanlık açıklamasında Spike’ın “İsrail yapımı” olduğu açıkça belirtildi. Kuzey Makedonya Elbit Systems gibi İsrailli şirketlerle helikopter modernizasyonu, eğitim merkezi, gözetleme ve güvenlik teknolojileri gibi alanlarda bağlarını kuvvetlendirdi. Ocak 2026’da Kuzey Makedonya-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu’ndan bir heyet İsrail’e gitti destek mesajı verdi. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Xavier Bettel, Lüksemburg şirketlerinin İsrail’e askeri ekipman gönderilen işlemlerde yer aldığını ve ülkenin İsrail’e askeri ekipman için ihracat lisansları verdiğini kabul etti. Norveç, AB üyesi olmamasına rağmen AB’nin Hamas’a yönelik yaptırım çizgisine uyum sağladı. Macaristan, İsrail’e son üç yılda en açık destek veren Avrupa ülkelerinden biri oldu. İsrailli UVision ve Alman ortakla birlikte muharip drone üretimi konusunda anlaşma yapıldığı duyuruldu. Polonya, İsrailli Rafael’in Spike tanksavar füzeleri için yaklaşık 100 milyon dolarlık yeni anlaşma yaptı. Romanya 2025’te Romanya, İsrailli Rafael’den Spyder kısa menzilli hava savunma sistemi alımı için 2 milyar doların üzerinde bir anlaşma hazırladı. Defense News’e göre bu işlem, İsrail savunma sanayii tarihindeki en büyük ikinci savunma ihracat anlaşmalarından biri olarak değerlendirildi. Slovakya hükümeti 2024’te İsrail’den hava savunma sistemi alma planını onayladı. Reuters’a göre altı mobil hava savunma sistemi için tutar 554,3 milyon avro olarak açıklandı. Slovenya Hamas karşıtı açıklamalar yaptı. İsrail saldırganlığını ise geçiştirdi. Yunanistan boylu boyunca İsrail'le stratejik işbirliği içerisinde. Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı savaşa hazırlanıyorlar. NATO üyelerinin İsrail'e verdiği desteği birer cümleye sığdırmak elbette mümkün değil. Destek çok boyutlu ve stratejik... Görüldüğü gibi NATO üyesi 32 ülkeden İspanya ve Portekiz hariç hepsi Filistin’deki katliama gözlerini kapadı! Türkiye de kürsüden ‘seslenmekle’ yetindi. Sonuç: NATO zirvesinde İsrail destekçisi ülkeler Ankara’da boy gösterecek. Filistin’de bitmek bilmeyen katliamlar, göz yaşı, yitirilen on binlerce can, öksüz ve çaresiz yavrular… Hükümet, işte bu NATO'ya karşı protestoları yasaklama kararı aldı. Ankara’da, İsrail destekçisi NATO’ya kırmızı halı serilirken, Filistin için protesto yapmak yasak! Odtv / Mustafa İlker Yücel

BM Raporu'na göre, İsrail'in çatışma bölgelerinde cinsel şiddet ve tecavüz suçları Haber

BM Raporu'na göre, İsrail'in çatışma bölgelerinde cinsel şiddet ve tecavüz suçları

BM, İsrail'in çatışma bölgelerinde cinsel şiddete başvurduğunu bildirdi. İlgili raporda, toplu tecavüz vakaları yaşandığı aktarıldı. Dünya genelindeki çatışmalarda yaşanan cinsel şiddeti 15 yıldır belgeleyen Birleşmiş Milletlerin (BM) ilgili raporunda ilk kez İsrail'in de adı yer aldı. Henüz resmen açıklanmayan rapora dair detayları, İsrail'in BM nezdindeki misyonu paylaştı. Kara liste niteliğindeki 35 sayfalık raporda, 77 devlet ve devlet dışı aktör cinsel şiddet suçlusu veya şüphelisi olarak yer alıyor. İsrail güvenlik güçlerinin yanı sıra Rusya da ilk kez listeye eklendi. Ayrıca Hamas da bu listede yer aldı. Hem İsrail hem de Rusya, geçen yıl BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından bu listeye alınabilecekleri konusunda uyarılmıştı. İsrail ve Rusya suçlamalara karşı ne dedi? Suçlamaları reddeden her iki ülke de Guterres'e tepki gösterdi. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, "temelsiz yalanlar" diye nitelediği suçlamalara karşı Guterres'e bir mektup yazacaklarını bildirdi. İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon ise "BM Genel Sekreteri ile işimiz bitti. Guterres, İsrail'i Hamas, IŞİD ve dünyanın en aşağılık terör örgütleriyle aynı kara listeye koydu" dedi. Danon, İsrail'in kara listeye eklenmesini "gerçeklerden kopuk siyasi bir karar" diye nitelerken İsrail Dışişleri Bakanlığı da ayrı bir açıklama yaparak Genel Sekreter ile tüm ilişkileri kesmeye karar verdiklerini duyurdu. Guterres'in görev süresi 31 Aralık'ta sona eriyor, yeniden aday olmazken yerine bir başka isim seçilecek. BM'nin raporunda hangi ihlaller var? Raporda, İsrail'de ve işgal altındaki Filistin topraklarında tutulan Filistinlilere yönelik cinsel şiddet vakaları sıralanıyor. Ayrıca Gazze ve Batı Şeria'dan 14 erkek, 7 kadın, 9 erkek çocuk ve 1 kız çocuğuna yönelik cinsel şiddet vakasının doğrulandığı ifade ediliyor. Rapora göre bu ihlallerin 13'ü 2025 yılında, 18'i ise 2023 ve 2024 yıllarında meydana geldi. İhlaller arasında toplu tecavüz ve gerekçesiz çıplak arama gibi vakalar sıralandı. Raporda, çoğu Gazze'den olmak üzere en az dokuz mağdurun İsrail askerleri, polis ve cezaevi gardiyanlarınca defalarca toplu tecavüze uğradığı da anlatıldı. Hamas'a yönelik cinsel şiddet suçlamaları da raporda yer alıyor fakat İsrail hükümeti BM'ye soruşturma için gerekli erişimi sağlamadığından Hamas militanlarının karıştığı olayların bağımsız olarak doğrulanamadığı belirtiliyor. BM, Rusya'da ve Rus işgali altındaki Ukrayna bölgelerinde savaş esirleri ve sivil tutuklulara yönelik 310 cinsel şiddet vakasını da doğruladı. Raporda mağdurların büyük çoğunluğunun erkek olduğu ifade edildi. DW, AP / MUK,HS

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.