Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Halis Özdemir Yazıları

bursaarena.com.tr - Halis Özdemir Yazıları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halis Özdemir Yazıları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HALİS ÖZDEMİR yazdı: Özgür Özel, Rahmi Koç ve Akın Gürlek Haber

HALİS ÖZDEMİR yazdı: Özgür Özel, Rahmi Koç ve Akın Gürlek

Geçtiğimiz günlerde sayın Özgür Özel Sayın Akın Gürlek’in memleketi Nevşehir’de Akın Gürlek ile ilgili açıklamalarda bulundu. Sayın Özel Nevşehir’de adeta “acemi siyasetçi” profili algısına sebep oldu. Akın Gürlek’i kendi memleketinde eleştirdi ve Nevşehir karşılaşması bir kısım medya ve kamuoyunda Gürlek’in lehine sonuçlandığı değerlendirilmeleri yapıldı. Aslında Sayın Gürlek İstanbul Başsavcılığı sırasında gösterdiği irade ile Türk siyasetinin meşru yollar dışında dizayn edilmesinin karşında durduğuna şahit olduk. Özellikle CHP’deki gelişmelere bakınca da Sayın Gürlek’in başlattığı müdahalenin çok önemli olduğu, CHP’nin dizaynına adeta çivi koyduğu şeklinde değerlendirildi. Sayın Gürlek’in başını çektiği İstanbul İBB’si operasyonu sonrasında, 22 Kasım 2025 tarihinde bir makale kaleme aldım ve Türk toplumunun “adalete güven” konusundaki tereddütleri bakımından Sayın Gürlek’in adeta bir umut meydana getirdiğini ifade ederek İtalyada yaşananları hatırlattım; “1990’larda İtalya’da Temiz Eller (Mani pute) operasyonun akıllara kazınmış, İtalyan baş savcının cesur adımı ile İtalya’da adı yolsuzluğa karışan pek çok siyasi partinin sonu olmuştur. İtalya’da “birinci cumhuriyetin sona ermesi” olarak ifade edilen bu operasyon ile İtalyan toplumunun beklentisini Antonio Di Pieteo isimli savcı gerçekleştirmiş, adını “cesur savcı” olarak İtalyan tarine yazdırmıştır.” Notunu düşmüştüm. Sayın Akın Gürlek kararlılıkla yoluna devam etmekte olduğu görülmektedir. Sadece ünlü siyasetçilerin karşısında “adalet” mekanizması ile durmakla kalmadı adeta kamuoyunda “dokunulmaz ünlü” sayılan Sayın Koç ile de karşı karşıya gelmekten imtina etmedi ve; ”adaletin yol haritası ve karekterini” ortaya koydu. Sayın Koç için “çok yaşlıdır, sohbet sırasında söylemiştir” gibi değerlendirmelerin de yapılması gayet doğaldır. Hukuki açıdan işin boyutunu ben bilmem, benim önemsediğim adalet mekanizmasının “ünvan, zenginlik, meşhurluk” gibi genel kabul olarak görülen “dokunulmazlık zırhını” da bir elinin tersi ile itmiş ve adaletin kurallarının herkes için geçerli olduğu örneğini vermiştir. Ayrıca Türk hukuk adalet ve asayiş konusundada çok ciddi bir hamle ile Kapanmış cinayet dosyaları tekrar açılarak, “yapanın yanında kalıyor”algısı ters yüz edilmiştir. Sayın Gürlek’ten beklediğimiz “Temizeller Operasyonu” duruşu konusunda kamuoyuna umut oldu. Kamuoyunun “adalete güven” hakettiği yere getirilmesi için Türkiye’de yol uzun ve uzun soluklu, azimli, kararlı duruşa ihitiyaç vardır. Sayın Cumhurbaşkanının da kararlı duruş göstermesi halk nezdinde “devlet kararı olarak ” düşünülmesini sağlamıştır. Öte yandan CHP açısından da ortaya çıkmıştır ki İstanbul operasyonu sadece “yolsuzluk” karşıtlığı dışında bizzat CHP’nin de önemli bir kesimi tarafından partilerinin “ele geçirilmesi operasyonuna karşı” oluşu da memnuniyetle karşılandığı değerlendirmemizle bu günlerde yaşananlara baktığımızda tesbitimizin bizzat CHP Önderleri ve taraftarları bakımından da doğrulandığını gördük. “Bürokrat hukukçu”dan, “Siyasetçi hukukçu”ya! Sayın Akın Gürlek’in sayın Özel karşısındaki performansı için “bürokrat hukukçu” kimliğine “siyasetçi hukukçu” kimliğinin de eklenebileceği yorumları yapılmaktadır. Öyle görünüyor ki Türk siyaset arenası bir “hukukçu siyasetçi” daha kazanmışa benziyor! Sayın Akın Gürlek’ten toplumun öncelikle beklentisi CHP’nin “siyasette kural dışı operasyonel ” dizaynına cesaretle karşı durduğu gibi, “adalete güveni” tekrar hakettiği yere taşımak olmalıdır. Müslüman Türk milletini başka milletlerden ayıran temel özelliklerden birisi “dost “düşman” demeden, inanç ve etnik kimliğine siyasi parti gözetmeden adil hükmetmesi”dir. Müslüman Türk milleti adildir. Aziz milletimizin karakteri adalettir! Toplumuzun inancı olan, “Adaletin kestiği parmak acımaz!” Güveni ve adalete teslimiyetin inşası aziz milletimize ve devletimize yapılacak en değerli hizmetlerden olacaktır! “Herkes için adalet” ekmek gibi su gibi ihtiyaçtır! Bunun da gerçekleşeceğine olan inancımızı koruyoruz. Vesselam ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

HALİS ÖZDEMİR yazdı: "Atayurttan Anayurt Türkiye’ye Kazak Diasporası" Haber

HALİS ÖZDEMİR yazdı: "Atayurttan Anayurt Türkiye’ye Kazak Diasporası"

Kazakistan ve Türkiye’de Yaşayan Kazak Kardeşlerimiz 17 Mayıs 2026 tarihinde Kazak Federasyonu kuruluş toplantısına davetli olarak katıldım. 1952 yılındaki Büyük Kazak Göçü ile Anadolu’ya ulaşan Kazak Türklerinin kültürel hafızasını, birlik ruhunu ve Türkistan idealini geleceğe taşımak amacıyla kurulan Kazak Türkleri Federasyonu, kuruluş ve tanıtım programını yoğun katılımla gerçekleştirdi. 17 Mayıs 2026 Toplantıya çok sayıda sivil toplum temsilcisinin yanında başta Kazakistan İstanbul Başkonsolosu Sayın Nuriddin Amankul katılarak Türkiye Kazakistan ilişkilerinin önemini de içeren bir konuşma yapmıştır. Program sırasında; Doğu Türkistan’dan başlayan Kazakların muhaceret hikayesi içimizi kanatmış Doğu Türkistan bağımsızlık mücadelesinin kahramanı şehit Osman Batur yadedilmiş, Bağımsızlık mücadelesinde yaşanan hazin hikayeler gönülleri bir daha yakmıştır. Kazak Dernekleri Federasyonu Kurucu Başkanı sevgili kardeşim Gaffar Orhun Akdağ’ı gönülden tebrik ediyorum. Gaffar Orhun’u üç yıl önce Kazakistan’a davet edildiğimde Kazakistan yolculuğum ve Kazakistan ziyaretimde tanıdım. O sırada Kazak Derneği genel sekreter yardımcısı olarak Kazakistan/Şimkent seyehatine katılmıştı. Cevval, eğitimli, milli şuur sahibi, gelecek vadeden genç olarak tanıdım. Kendisi hakkında yanılmamışlığımı görmekten son derece memnunum. Gaffar kardeşimizden hudusen bahsetmemin sebebi, marifet iltifata tabidir. Ayrıca daha önemlisi de Türkiye’de bulunan diğer muhacir kardeş topluluklar; Doğu Türkistanlılar, Özbekler, Kırgızlar, Çerkesler ve diğerleri için de örneklik teşkil etmesi içindir. Kardeş kuruluşların emektar vefakâr yöneticilerine önerim gençlere alan açın ve gençlere güvenin, inanın, gençlerin ufku, azmi, şuuru, gayretleri sizleri gururlandıracak temsil ettikleri topluluklara önemli hizmetler ifa edeceklerdir. Şimdi sıra siz kardeş kuruluşlardadır genç kuşaklara hizmet alanı açın, sorumluluk verin! Doğu Türkistan’dan Hicret Eden Kazakların Türkiye Yolculuğu, Federasyon kıruluşu vesilesi ile Kazakistan’dan Türkiye’ye hicret eden Doğu Türkistan’dan gelen muhacir Kazak kardeşlerimizin hazin hikayelerinden bahsetmek istiyorum. Doğu Türkistan’dan hicret eden kazakların binlercesi yola çıkmışlar ancak yolculuğun çetin şartları sebebi ile, yola çıkan kazakların üçte biri yol şartlarında hayatlarını kaybetmişlerdir. Doğu Türkistan’dan hicret eden diğer muhacirler de aynı zorlukları yaşamışlardır. Tarihi Sürecin Özet Olarak Hazin Hikayesi, “Doğu Türkistan'da 1930'lu ve 1940'lı yıllarda Çin ve Sovyet baskılarına karşı direnen Kazak Türkleri, büyük bir sürgün ve göç dalgasını 18 yılda tamamlamışlardır. "Büyük Kazak Göçü" olarak bilinen bu 18 yıllık süreçte, on binlerce Kazak Altay Dağları'ndan yola çıkarak Himalaya ve Tibet üzerinden Türkiye'ye ulaşan çetin bir yolculuk yapmak zorunda kalmışlardır. Tarihi olaylar ve göç süreci özetle; Sürgünün Sebepleri: 1930'lu ve 40'lı yıllarda Doğu Türkistan'daki Çin (Koumitang) yönetimi ve Komünist Sovyetler Birliği'nin bölgedeki Türk halklarına yönelik asimilasyon, ağır vergilendirme ve dini baskıları Kazakları ayaklanmaya zorladı. İki ateş arasında kalan Kazaklar, bağımsız yaşamak amacıyla topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Kıtalararası Yolculuk (1936-1954): Önderleri (Elibay Batır, Sultan Şerif Tайjı ve diğerleri) liderliğinde Altaylar'dan yola çıkan kafileler, kış şartlarında, açlıkla ve çatışmalarla mücadele ederek önce Tibet ve Hindistan sınırlarına kadar ilerledi. Yıllar süren bu zorlu çöl ve dağ yürüyüşlerinde binlerce insan hayatını kaybetti. Türkiye'ye İskan (1950'ler): Hayatta kalan kafileler, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanı Adnan Menderes'in onayıyla 1952 ve 1954 yıllarında Türkiye'ye kabul edildi. "İskanlı göçmen" statüsüyle gelen Kazaklar, öncelikle Niğde, Kayseri, Konya ve Manisa gibi bölgelere yerleştirildi. Daha sonra birçoğu İstanbul'a göç etti. Günümüzdeki Yansımaları: Türkiye'de yaşayan Kazaklar, Doğu Türkistan'daki kültürel miraslarını, gelenek ve göreneklerini koruyup yaşatmaya devam etmektedir. Bu tarihi göç, edebiyat ve akademik çalışmalarda Altaylardan Anadolu'ya uzanan bir özgürlük mücadelesi olarak yer alır.” Türkiye’de yaşayan Kazak kandaşlarımızın hikayesi de aslında Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Türklerin hikayesinin başka bir versiyonudur. Zulüm Doğu Türkistan’da herkese ulaşmış, herkes zulümden etkilenmişlerdir. Türkiye’de yaşayan ve Türkiye vatandaşı olan bu dindaş ve kandaşlarımız, geleneklerini kültürlerini muhafaza etmekte oldukça başarılı olmuşlar. Çeşitli dernek ve vakıf çatısı altında faaliyetlerini aralıksız sürdürmüşlerdir. 17 Mayıs 2026 tarihli toplantı ile de birlik ve beraberliği sağlama dışında faaliyet koordinesini de bir çatı altında sürdüreceklerdir. Bu vesile ile Kazakistan’dan da bahsetmek gerekmektedir. Kazakistan petrol ve doğalgaz zengini olduğu gibi büyük tarım arazilerine sahip zengin bir ülkedir. Kazakistan’ın nüfusu 25 milyon civarında olmakla birlikte toprak genişliği Türkiye’nin bir buçuk katına tekabül etmektedir. Türk dünyasını bir bedene benzetecek olursak, Türkiye beyni olmakla, Kazakistan komşu kardeş ülkelerin koç başı, Özbekistan tarihi hafızası diğerleri de her bireyi bedenin bir uzvudurlar. Kazakistan Türkistan’ın coğrafi bakımdan ortasına düşmekte etrafını ise Müslüman Türk devletleri çevrelemektedir. Kazakistan bölgedeki konumu sebebi ile de tarihi sorumluluk taşımaktadır. Türk Devletler Teşkilatı bünyesindedir. Önemli yere sahip olan Kazakistan’ın Türk ve Müslüman dünyası arasındaki birliğin beraberliğin zenginliğin kültür alışverişinin paylaşılması daha yakın birliktelikler oluşturmada Türkiye’de bulunan Kazakistan muhaciri vatandaşlarımıza görev ve sorumluluk düşmektedir. Umarım kurulan federasyon çatısı altında bu bağlamda da önemli hizmetler yapılır. Kazak dernekleri federasyonunun diğer kardeş ülke halkları için de teşvik edici olması ile Türkiye’nin birliği, dirliği, kalkınması ve kardeş Müslüman Türk devletlerinin birlik ve beraberliğinin derin, samimi ve ticari, ekonomik, kültürel, siyasi savunma alanları da dahil güçlü ve daha hızlı bir dayanışma sağlanması için Türkiye’de yaşayan kardeş devletlerden Türkiye’ye yerleşmiş olan kardeşlerimiz daha aktif rol almış olsunlar. Müslüman Türk Dünyasının geleceklerinin teminatı birlik olmaktan geçer! Vesselam ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

HALİS ÖZDEMİR: Teşekkürler Sayın İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi!.. Haber

HALİS ÖZDEMİR: Teşekkürler Sayın İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi!..

Doğu Türkistan muhacirleri birkaç zamandır Türkiye’de tedirgin ve endişe içinde yaşamaya çalışıyordu! Doğu Türkistan muhaciri kardeşlerimiz gidebilen Suriye ve Suidi Arabistan başta olmak üzere Türkiye’yi terketmeye başlamışlardı. Buna sebep ise, maalesef gerek bazı işgüzar emniyet ve adalet kurumu personelinin Doğu Türkistan’da yaşanan soykırımı görmezden gelip kanun ve muhtemelen yönetmenliklere göre hareketle muhacirlerden kimlik vb evraklarındaki noksanlıklar sebep gösterilerek gözaltına alıyor bazılarını ise sınır dışı ediliyorlardı. Oysa Türkiye öncelikle TÜRK YURDUdur! Sonrasında ise tarih boyu, diline, dinine, milliyetine bakmaksızın muhacirlere kucak açmış mazlumların kurtuluş adresi olmuştur. Uygurların karşılaştığı muamele ne Türk milletinin tarihi misyonuna ne de muhacir anlayışına uymamakta idi! Okuyucularımın hatırlayacağı gibi bu konuda adeta feryat ederek defaten uyarılarımızı yapmıştım. Bırakınız toplum ve tarih önünde düşürüldüğümüz vaziyete indi ilahide bunun hesabının verilemeyeceğini yazmıştım. İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi yapması gerekeni yaparak gereğini yapmış ve Uygur Türkü Mihrigül Tayurak’ın sınır dışı kararını durdurmuştur. Bu konu ile ilgili olarak da basında çıkan haberlere göre İçişleri Bakanı Çiftçi, Uygurlu kadın için Göç İdaresini sil baştan değiştirmiştir! Ve; ♦️Uygurlu kadın yoldan çevrilmiş, ard arda görevden aziller yaşanmıştır. İçişleri Bakanlığındaki azil veya görev değişiklikleri hangi saikle yapılmıştır bilemeyiz. Ancak yapılanın doğru olduğu anlaşılmaktadır. Tebrikler Sayın Bakan! Türkiye’den bekleneni yaptınız!.. ... Şimdi sıra Sayın Adalet Bakanımız, Akın Gürlek’tedir. Maalesef bu süreçte elimiz yüreğimizde Adliye koridorlarında Doğu Türkistan muhacirleriyle ilgili çıkacak kararları bizler de muhacirlerle birlikte bekledik ve gene sessiz kalmayarak adalet görevlilerine “ilahi adalet” hatırlatmasında bulunduk. İkisi bayan birisi erkek üç Doğu Türkistanlı’nın iade korkularını, endişelerini bana gelerek paylaşmalarını unutamam! Halen Fransa’da yaşayan benim TV programlarımda Doğu Türkistan da yaşanan zulmü dünyaya haykıran Gülbahar Hanımın Oğlu Türkiye’de eşi ve üç çocuğu ile yaşadığı sırada Paris’te yaşayan ve hastalanan annesi Gülbahar hanıma hizmet etmek için Fransa’ya gidip altı ay sonra Türkiye’ye sokulmamasının yasal izahı elbette olabilir! Ancak Doğu Türkistan muhacirleri denilince kural yönetmenlik vs rafa kalkmalı kardeşlerimize kucak açmak onların can, mal, ırz güvenliği sağlanmalıdır. Siz çok değerli okuyucularım yakınen bilmektedirler ki Doğu Türkistan muhacirleri ile et ve tırnak gibiyiz! Sıkıntılarının dertlerinin yükü altında ezilmekteyim! Bazen bilmek de çok zor! Hem de çok! Sayın İçişleri bakanımıza ve asayiş görevlilerinizin gösterdiği hassasiyete çok teşekkür ederim. Kendilerine yakışan tavrı göstermişlerdir! Şimdi sıra çok değerli Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek beyefendidedir! Yasal düzenlememi gerekiyor! Tebligat mı yayınlamak gerekiyor! Süreci biz bilemeyiz ancak muhacir kardeşlerimizin “adliye” endişeleri giderilmelidir. Çoğunun avukat tutmaya mecalleri yok! Bu kardeşlerimizden haklarını yasal yollardan aramaları beklenmeden sorunlar çözülmelidir. Bu konuda sayın Adalet bakanımız Akın Gürlek beyin de aynı düşünce ve hislerde olduğundan endişemiz yoktur. Türkiye Türklerin vatanıdır! Türkiye mazlumların, dil din milliyet bakılmaksızın yurdudur! Türkiye ana kucağı baba ocağıdır! Türk milletini asil yapanlardan birisi de hamiyetperver olması, adil olması hicreti ve muhaciri gözetip kollamasıdır. Aziz milletimiz peygamberimizin de bir muhacir olduğunu ve Ensar’ın muhacirlere karşı tutumunu bilerek o inanç ve kültürden beslendiği için büyük millettir, Türkiye büyük devlettir! Bu vesile ile; Mübarek kurban bayramınızı tekrar tebrik eder, sağlık afiyetle nice bayramlara kavuşmanızı dilerim. Vesselam ..... Fotoğraf : Uygur Haber, ConflictTR ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

HALİS ÖZDEMİR. MHP Tabanı Nereye Yelken Açtı? Bahçeli’nin Rotası Ak Parti’nin İktidar Geleceği Haber

HALİS ÖZDEMİR. MHP Tabanı Nereye Yelken Açtı? Bahçeli’nin Rotası Ak Parti’nin İktidar Geleceği

Geçtiğimiz hafta “Erdoğan’dan sonra Erdoğan” başlıklı makalemizde, Ak Parti’nin Genel Başkan senaryolarını gündem etmiştim. Şimdi Ak Parti’nin iktidar yolculuğuna dair yol haritasını gündemimize alıyoruz. Bu değerlendirmeler yapılırken Sayın Erdoğan’ın 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri başta olmak üzere katıldığı bütün seçimleri kazanma stratejik başarıları ile tartışılmaz bir “siyasi deha” kabul edilmesi, seçim planları ve atraksiyonları unutulmamalıdır. Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra aşağıdaki değerlendirmeleri yapalım. Sayın Erdoğan’ın siyasi başarılarına rağmen, Ak Parti iktidarının sonuna mı gelindi? Bu sorunun cevabı sadece Ak Parti’nin siyaset yolculuğuna bağlı değildir. Türkiye’nin 50+1’e mahkum edilmesi önemli eşiktir. Dolayısı ile Ak Parti iktidarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi MHP’nin cumhurbaşkanı adayı tercihine ve duruşuna bağlı olduğu gibi MHP’nin kendi seçmenlerini domine edebilmesine de bağlıdır. Bu iki parti 50+1 zorunluluğu dolayısı ile adeta “ikiz kardeşler” durumuna gelmişlerdir. Durum madem böyledir. O halde MHP seçmeni hangi oranda rotayı nereye çevirmiştir? Ona bakmamız lazım. Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde çoğunluğun MHP’li ülkücülerden oluşması çok ilginç bir sohbete kapı araladı. Üniversite yıllarından itibaren Ülkücü olan bir prof. akademisyen; ”…bu iktidardan kurtulmak için ideolojik takıntıları bir kenara bırakmalı ve CHP’yi desteklemeliyiz…” dedikten sonra orada bulunan, MHP’de geçmişte önemli görevlerde bulunan başka bir prof. akademisyenin de bu görüşlere katılması, hatta orada bulunan MHP’lilerin bu görüşlere katılması sonrasında kendilerine; “… sizler 1980 öncesi birbirlerine kurşun atanlar değil misiniz? CHP’ye oy vermeniz ve CHP’yi desteklemeniz için motivasyonunuz nedir?” diye sordum. Cevaplarında ilginç birtakım gerekçeler ileri sürdükten sonra ”… bunlar gitmeli. Bunun yolu CHP’yi geçici olarak desteklemekten geçer…” diye cevap verdiler. İşin ilginç yanı orada bulunan milliyetçi, MHP’ye gönül vermişlerin bu öneriyi içselleştirmiş olmalarıydı. Görünen yol klavuz istemez, Anlaşılan o ki MHP’li emektar bazı seçmenler, MHP’yi desteklemeyi bıraktıkları gibi Ak Parti’ye olan desteklerini çekmişler, CHP’ye yelken açmışlardır. Peki MHP Yönetimi ve Bahçeli’nin rotası nereye evrilmiştir? Konuşulanları şöyle özetleyebiliriz. “CHP’nin cumhurbaşkanı adayının eski ülkücü yeni CHP’li Mansur Yavaş olması Bahçeli’ye kolay hareket alanı açacaktır.” Diyenler. Her nasıl olursa olsun, “Sayın Erdoğan’ın kaybedeceğini anlaması halinde de Sayın Bahçeli’nin CHP’nin adayını destekleyeceği”ni iddia edenler. Bu iddialar Sayın Bahçeli’nin siyasi atraksiyonları/keskin virajları, kendisi halkındaki iddialara “olmaz olmaz” denilemeyeceği de bizatihi Bahçeli’nin siyasi yolculuğundan okumak mümkündür. Kim inanırdı ki, “…Önder Öcalan mecliste konuşsun… Öcalana statü…” gibi teklifler sayın Bahçeli tarafından dillendirilsin!? Nereden nereye! Efendim, “… terörsüz Türkiye…” Terörsüz Türkiyeyi kim istemez ki!? Değil mi? Ama nasıl? Hangi şartlarda? Sonuç; “Devlet” Bahçeli’nin görüş ve ifadeleri, “Devlet Aklı” olarak sunuldu. Görüşler, Devlet Bahçeli’nin görüşleri miydi? “Devlet Aklının” görüşleri miydi? Hep birlikte çok yakın zamanda elbette tüm çıplaklığı ile anlaşılacaktır. Türk Devleti büyük devlettir. “Türk devlet aklı” da tarihten süzülmüş birikime sahip büyük tecrübe ve devlete bağlılığı ifade etmektedir. Sonuç olarak görünen o ki bir kısım MHP seçmeni CHP’ye “tornistan etmiş” görünüyor. Birçoğuna göre de, ”Sayın Bahçeli de “tornistan” için zamanını beklemektedir.” Olur mu olur! Ne dersiniz? Daha önce cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP, MHP nin ittifak yaptığını, “Ekmekçi Ekmeldin“i hatırlatırım. Peki bundan sonra ne olabilir? Türkiye’de siyasi partilerin tuz buz olduğu gerçeğini gözardı etmeden irili ufaklı partiler üzerinden değerlendirelim. Yüzde üç/dörtlere takılmış YRP! YRP, Yeniden Refah Partisi Türkiye’de teşkilatlanma bakımından çok yaygın, halkın kabulünü kazanmayı başarmış, üye sayısı itibarı ile üçüncü sıraya gelmiş, Genel Başkan Sayın Fatih Erbakan halk nezdinde kabul görmüş olmasına ve hali hazır “kararsız seçmenin yüzde 34’lere gelmesine rağmen partinin oy oranı anket şirketlerine göre yüzde 3-4’lerde seyretmesi parti yetkililerinin kendilerini çok ciddi olarak tahlil etmelerini, seçmenin kendilerine yönelmemesinin sebeplerini “canlarını acıtsa da” açık yüreklilikle değerlendirmelerini zorunlu kılmaktadır. Bunu yaparken, SP’nin CHP ile ittifakı gibi, seçmenin hışmını çeken bir hataya düşmeden tedbirler geliştirmelidirler. Aksi halde seçmenin kaale almadığı partilerin durumu ortadadır. SP, Saadet Partisi uzun süreli CHP ittifakı ile “mahalle seçmeni”ni küstürdüler. Seçmenle aralarındaki küskünlüğü aşıp aşamayacaklarını bakıp göreceğiz. Şayet mahalle seçmeni ile barış sağlayamazlarsa siyasal başarıları yerinde saymaya devam edecektir. TBMM’de milletvekillerinin üstün performans göstermelerine rağmen SP’yi bu anlamda zor günler beklemektedir. İYİ parti, Anahtar partileri muhtemelen ittifak ile kendilerine parlemento yolu açacaklardır. Gelecek, Deva partilerine gelince; Kurulacağı konuşulan Abdullah Gül’ün adının geçtiği parti bünyesine veya SP-YRP ile ittifak arayışlarına gireceklerdir. Sonucu ne olur, başarı şansları nedir kestirmek zor! CHP’ye gelince; CHP, MHP, DEM Parti olağanüstü gelişme olmazsa iddialara göre muhtemelen seçimlere birlikte katılacakları konuşuluyor! Tabi CHP’de bir bölünme yaşanmazsa! MHP’nin bu ittifakta işi yok diye düşünenlere gelince, MHP bu ittifakta olsa da olmasa da görünen o ki, MHP tabanı CHP yolunda yol almaktadır. Bu durumu Ankara belediye seçimlerinde Mansur Yavaş’a destekleri ile fiilen yaşadık! Bu arada Ak Parti-DEM ittifakı da “olmaz olmaz” görünmemektedir. İhtimal dahilindedir. Ancak burada da DEM parti seçmeni partilerinin aksine tavır alacağı konuşulmaktadır. Yani çarşı karışık! Ortalıkta parti mensubiyeti kalmamış görünüyor! Ee o halde sonuç ne olur? “Olağanüstü bir durum olmaz, CHP bölünmezse CHP koşar adım iktidara yürüyor!” diye düşünenler ve umutlanan CHP yönetimi haklı çıkar mı? Efendim seçmen, İHA’ları SİHA’ları otobanları, hizmetleri görmüyor mu? Belediyelerde olanları, CHP’li belediyelerde olanları görmüyor mu? Görüyor. Görmez mi? Göre göre bile bile “CHP’ye koşuyorlar.”Sebeplerden birisi bu bağlamda partiler arasında fark görmemeleri, “yok birbirlerinden farkları” diye düşünmelerindendir. Bu yaklaşım partileri eşitliyor! Hiç aklınıza gelir miydi 1980 öncesi birbirlerini kırıp geçirenler bugün, “Ak partiden kurtulmak” gerekçesi ile CHP’yi desteklemenin zorunlu olduğunu düşünecekleri? Tekrar YRP ve SP’ye dönecek olursak! Bu gidişle halkın alternatifi arasında değiller. -Halkı ve beklentilerini doğru okumaları zorunludur. -Birlik ve beraberliği sağlamalılar -Milli Görüş iddiası Milli Görüş’ün yakınından uzağından geçmemişlerle olmaz! Açılım saçılım işini önce ANAP, sonra Ak Parti gerçekleştirmiştir. Ancak her iki parti de ideolojik iddia ile seçmen karşısına çıkmamışlardır. Unutulmasın ki vatandaşlar kim kiminle ve kim kimdir biliyor! Vatandaşın tanıdığı bildiği ve hakkında hükmünü verdiği siyasetçiler sizin partinize katıldılar, üst yönetime getirildiler diye vatandaş nezdinde aklanmazlar! Vatandaşın ferasetini görmemezlikten gelenler aldanırlar. Hep aldanmışlardır. Vatandaş cevabını ve kararını sandıkta vermektedir. Bugünkü şartlarda görünen o ki, “Ak Parti için yolun sonu görünüyor.” diye düşünenler çoğalıyor! Bu arada beş milyonu bulduğu ifade edilen “ev genci” olgusunun eve hapsolmuş işsiz gençlerin ailelerine sosyal ekonomik etkilerinin siyasal sonuçlarını ve seçmenin üçte birine tekabül eden, yüzde 34’lük kesimin kararsız seçmen olmalarını akıldan çıkarmamak gerektiği gibi, “siyasette bir hafta çok uzundur!” her şey olabilir gerçeğini unutmamak gerekir. Türk milleti uçak ve savunma sanayiinde gelinen noktayı da, geçmişte CHP idaresindeki Türkiye’de başta Vecihi Hürkuş olmak üzere savunma sanayiinde Nuri Killigil’in hayatına malolan engellemeleri de bilmektedir. Milletin feraseti neye karar kılacak? Bakıp göreceğiz. Siyasi partileri zorlu süreçler beklemektedir. Hiçbir partinin yolu açık görünmemektedir. Gaibi Allah bilir. Bizimki görünenleri okumaya çalışmaktır. Aslolan soğukkanlılıkla olanları okumak ve tedbir geliştirmektir. Muradımız, Vatanımız, milletimiz hayrına işler ve sonuçlar olmasıdır. Olanda hayır olmasıdır. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler! ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.