Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hakan Fidan

bursaarena.com.tr - Hakan Fidan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hakan Fidan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'nin imzaladığı Mekke paktının küresel dengelere etkisi ne olabilir? Haber

Türkiye'nin imzaladığı Mekke paktının küresel dengelere etkisi ne olabilir?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın 7 Ağustos'ta ortak savunma anlaşması imzalaması bölgedeki jeopolitik hizalanmalara dair tartışma yarattı. "Mekke paktı" olarak anılan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı tüm ülkelere yapılmış sayılacak. Anlaşma hakkında "Sünni paktı" ve "Müslüman NATO'su" gibi benzetmeler yapıldı. İsrail ve İran gibi ülkeleri hedef alabileceği iddiaları ortaya atıldı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anlaşmaya dair yaptığı değerlendirmede "Hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır" ifadelerini kullandı. Ankara, anlaşmanın güvenlik ve savunma sanayi işbirliğini artıracağını söylüyor. Anlaşmayı eleştirenler ise birbirine kara bağlantısı bulunmayan üç ülkenin ulusal çıkarlarının örtüşmediğini savunuyor. Bazı uzmanlar ayrıca anlaşmanın yazılı metninin paylaşılmamasının spekülasyonlara yol açtığını ve özellikle caydırıcılık açısından soru işaretleri taşıdığını söylüyor. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşma bölgede nasıl yorumlandı?Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin İran'a karşı mı? Bazı değerlendirmelere göre Mekke paktı Ortadoğu'daki çatışma ve ABD-İsrail ile İran savaşına bir tepki niteliğinde. İmzacıların İran'ın iki Sünni komşusu Türkiye ve Pakistan ile bölgesel rakiplerinden Suudi Arabistan olması İran'ı çevreleme hamlesi şeklinde yorumlanıyor. Ancak yetkililer bu sürecin bölgedeki mevcut çatışma ve gerilimden öncesine dayandığına dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos'ta katıldığı Anadolu Ajansı yayınında Mekke paktı için görüşmelerin Aralık 2024'ten bu yana sürdüğünü açıkladı. Mekke paktını imzalayan üç ülkenin kara sınırı bulunmuyor Cumhurbaşkanı Erdoğan da 11 Ağustos'ta İngiltere merkezli Şarkul Avsat gazetesine verdiği yazılı röportajda anlaşma hakkında "Yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur" ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca "Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta düzenlediği basın toplantısında anlaşma hakkında "Bu paktın İran'a karşı olduğundan endişe etmek için hiçbir sebep yok" diye konuştu. Bekayi ayrıca üç ülkenin "ABD'nin güvenlik taahhütlerine güvenemeyecekleri sonucuna vardığı" yorumunu yaptı. İran, ABD ve İsrail ile savaşı ne kadar sürdürebilir?'İran'da tabloyu jeopolitik yalnızlaşma olarak okuyanlar var' İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Oral Toğa, İran'ın anlaşmaya tepkisinin Türkiye'den gelen mesajlarla tutarlı olduğunu söylüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Toğa, "Ben bunu Türkiye'nin diplomatik hazırlığının sonucu olarak görüyorum, zira anlaşmanın İran'a karşı bir blok gibi okunmaması Ankara'nın da açıkça istediği bir şeydi" diyor. Toğa, İran'dan gelen açıklamanın dışişleri bakanlığının kurumsal pozisyonu olduğunu vurguluyor ama İran'da herkesin aynı fikirde olmadığına dikkat çekiyor. "Aynı günlerde Tahran'dan çok farklı sesler geldi" diyen uzman, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Tahran'daki tartışmanın merkezinde kuşatma tezi duruyor. Türkiye kuzeybatıda, Suudi Arabistan güneybatıda, Pakistan güneydoğuda. Bu tabloyu jeopolitik yalnızlaşma olarak okuyan bir kesim var. "Karşı görüşü savunanlar Pakistan'ın Riyad'la zaten bir savunma ilişkisi bulunmasına rağmen savaş boyunca İran'a karşı hareket etmediğini, aksine Washington ile arabuluculuk yaptığını hatırlatıyor." Pakistan ve Suudi Arabistan, Eylül 2025'te Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması adı verilen bir belge imzaladı. Bu anlaşmanın metni de Mekke paktında olduğu gibi kamuoyu ile paylaşılmadı. Suudi Arabistan'ın ABD-İran savaşındaki ikilemiTürkiye ne istiyor? Uzmanlara göre Türkiye'nin anlaşmaya yaklaşımında caydırıcılık ile savunma sanayi işbirliği öne çıkıyor. Bu çerçevede gündeme gelen kavramlardan bir tanesi ise "bölgesel sahiplenme". Bölgesel sahiplenme, bölgenin sorunlarının yine bölge ülkeleri tarafından çözülmesini ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarkul Avsat'a verdiği röportajda Mekke paktını bu yaklaşımın bir tezahürü olarak değerlendirdi ve şu ifadeleri kullandı: "Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı'nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz." Erdoğan, Mekke paktının "her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel aldığını" vurguladı ve şunu söyledi: "Güvenlik ile ekonomik kalkınma birbirinden ayrı düşünülemez." 'Savunma sanayine finansman bulmak ve işbirliklerini genişletmek' Washington merkezli Middle East Institute'ün Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol, Türkiye'nin asıl motivasyonunun "savunma sanayine finansman bulmak, savunma sanayiindeki işbirliklerini ve ihracat pazarını genişletmek" olduğunu düşünüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Tol, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık gibi başlıkların Türkiye için bu anlaşma kapsamında geri planda kaldığını savunuyor. Kaynak, Güven Yılmaz/Anadolu Ajansı/Getty Images //// Anlaşmanın imzalanmasının ardından Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı binasına yansıtılan kutlama mesajı yansıtıldı Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Profesör Doktor Serhat Güvenç ise Türkiye'nin tutumunu ABD ve Avrupa'daki güvenlik ilişkilerinin yeniden hizalanma süreci ile bağdaştırıyor. BBC Türkçe'ye konuşan Güvenç, İran'ın Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik balistik füze saldırılarını hatırlatıyor. Bu füzelerin Doğu Akdeniz'de konuşlu ABD savaş gemileri tarafından düşürüldüğünü söyleyen Güvenç, "Amerika istese de Türkiye'yi de kapsayan güvenlik şemsiyesini artık sağlayamayabilir" diyor ve ekliyor: "Bu açıdan [Mekke paktı] Türkiye'ye bir yalnız kalmama, yalıtılmış olmamaya karşı bir güvence sağlıyor. "Avrupa'da Türkiye'yi içerecek [savunma] girişimleri olsaydı Türkiye bu pakt konusunda bu kadar hevesli olmayabilirdi." MSB: İran'dan ateşlenen balistik füze etkisiz hale getirildiİsrail faktörü Mekke paktının İsrail'e karşı bir anlaşma olduğuna dair değerlendirmeler de söz konusu. Gönül Tol, İsrail'in özellikle paktın İbrahim Anlaşmaları üzerindeki olası etkisine odaklandığını söylüyor. İbrahim Anlaşmaları, İsrail'in bölge ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmek için Eylül 2020'de başlattığı bir süreç. Şimdiye kadar Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Sudan, Fas ve Kazakistan anlaşmalara imza attı. Trump'tan İran anlaşması için Türkiye dahil 6 ülkeye İbrahim Anlaşmaları'nı imzalama şartı Kaynak,Alex Wong/Getty Images, //// İbrahim Anlaşmaları imza töreninde soldan sağa Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdüllatif bin Raşid Ez-Zayani, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ve BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan Trump, Mayıs'ta yaptığı açıklamada Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır ve Ürdün'ün de anlaşmalara katılmasının "zorunlu olması" gerektiğini söylemişti. Tol, Gazze'deki savaş sebebiyle İbrahim Anlaşmaları'nın sekteye uğradığını, özellikle Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecinin "çok sorunlu hale geldiğini" söylüyor. Serhat Güvenç de İsrail'in Türkiye'ye yönelik "Yeni İran" söylemlerini hatırlatıyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor: "Özellikle de Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile kurduğu ilişkileri ve askeri bağları düşünürseniz [Mekke paktı] Türkiye açısından [İsrail tarafından] yalıtılmaya ve çevrelenmeye karşı bir yanıt gibi de gözüküyor." Netanyahu'nun 'altıgen ittifak' vizyonu nedir, Türkiye için ne anlama geliyor?'Mısır manevra alanını korumak için dışarıda kaldı' Mekke paktını imzalaması beklenen ülkelerden biri de Mısır'dı. Ancak Kahire anlaşmaya taraf olmadı. Konuya dair resmi bir açıklama ya da değerlendirme de yapmadı. Arap basınına konuşan Mısırlı kaynaklar ise Kahire'nin İran yanlısı gruplarla çatışma riski ve Suudi Arabistan'ın dahil olduğu bir anlaşmaya katılmaya yönelik tereddütler nedeniyle imza atmadığını söyledi. Mısır neden Mekke Anlaşması'nda yok? Gönül Tol, Mısır'ın İsrail ile güvenlik anlaşması olduğunu ve bunu gözetmesi gerektiğini söylüyor. Kahire'nin benzer şekilde BAE ve Hindistan ile de bağları olduğuna dikkat çeken akademisyen şu değerlendirmeyi yapıyor: "O nedenle manevra alanını korumak açısından belki de bunun dışında kaldı diye düşünüyorum." Serhat Güvenç de Mısır'ın pakta katılmasının anlaşmanın ciddiyetini artıracağını ve Türkiye açısından İsrail'e yönelik kaygılara "yanıt olacağını" savunuyor. Hakan Fidan, Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte Mısır'ın üç imzacı ülkenin "doğal ortağı" olduğunu söylemiş ve ileride dahil olabileceğini ifade etmişti. Pakistan-Hindistan rekabeti Mekke paktını yakından takip eden bir ülke de Hindistan. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Omair Anas, anlaşmanın Hindistan'da "derin bir güvensizlik hissi yarattığını" söylüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Anas, "Hindistan izole edildiğini ve Amerikalıların dahi yanlarında olmadığını hissediyor" diyor. Akademisyen, Hindistan ve Pakistan'ın 2025'te savaşın eşiğinden döndüğünü ve o süreçte Türkiye'nin Pakistan'a askeri destek verdiği iddiaları sebebiyle Ankara-Yeni Delhi hattı arasında tansiyonun yükseldiğini hatırlatıyor. Anas, anlaşmaya yanıt olarak Yeni Delhi'nin İsrail ile ilişkilerini derinleştirebileceğine dikkat çekiyor. "Hindistan Suudi Arabistan'dan bu paktın kendisini etkileyip etkilemeyeceğine dair açıklama talep etmeli. Eğer teminat alırlarsa o zaman daha yumuşak bir tepki verebilir" diye konuşuyor. Hindistan'da Türkiye boykotu: Çelebi lisans iptaline karşı açtığı davayı kaybettiOrtak savunma vaadi ne kadar gerçekçi? Mekke paktında yer alan ortak savunma maddesinin kapsamı ve uygulanma biçimi de tartışma konusu. Hakan Fidan, bu maddeyi NATO'nun beşinci maddesine benzetmiş ve ortak savunmanın ülkelerden gelecek taleplere göre şekilleneceğini söylemişti. Serhat Güvenç, ortak savunma maddesi hakkında "Burada bir niyet beyanı var ama altının nasıl doldurulduğu en azından anlaşma metnini görene kadar spekülasyona açık" diyor. Güvenç, NATO örneğinde ABD'nin "ittifakın hem kasası hem de cephaneliği" olduğunu söylüyor ve şöyle bir kıyaslama yapıyor: "[Mekke paktı] eşitler arası bir ittifak gibi duruyor. Dolayısıyla kuralları, normları koyacak ve diğerlerini hizaya getirecek kadar üstün ya da eşitler arasında birinci bir müttefik yok. "Bu hem iyi hem kötü çünkü her şeyi müzakere yoluyla yapacaklar ve pek çok bakımdan da kendi ulusal egemenliklerini öncelikleyecekler."

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nden Hakan Fidan'ın açıklamalarına tepki Haber

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nden Hakan Fidan'ın açıklamalarına tepki

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekaî, Hakan Fidan'ın İran'ı Siyonist rejimle karşılaştırmasına ilişkin sözlerini isabetsiz olarak nitelendirerek "Sayın Hakan Fidan gibi bir kişinin böyle bir karşılaştırma yapması hayret vericidir. Kendisi de defalarca Siyonist rejimin tehdit ve gözdağına maruz kalmış bir ülkenin temsilcisidir ve Siyonist rejimin özünde yayılmacı olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölgenin güvenliğine zarar vermeyi amaçladığını bilmektedir." dedi. Tahran, İRNA - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Son dönemde Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan bir röportajında İran'ın savunma amaçlı faaliyetlerini Siyonist rejimin bölgedeki suç niteliğindeki eylemleriyle karşılaştırdı. Dışişleri Bakanlığı'nın bu sözlere tepkisi nedir?" sorusuna cevaben "Sayın Hakan Fidan gibi bir kişinin böylesine isabetsiz bir karşılaştırma yapması hayret vericidir. Kendisi de defalarca Siyonist rejimin tehdit ve gözdağına maruz kalmış bir ülkenin temsilcisidir ve Siyonist rejimin özünde yayılmacı olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölgenin güvenliğine zarar vermeyi amaçladığını bilmektedir. Bizim için soru işareti olan ve Türk dostlarımızın mutlaka açıklaması gereken husus, nasıl böyle tuhaf bir karşılaştırmaya vardıklarıdır." dedi. Bakanlık Sözcüsü ayrıca, "İran İslam Cumhuriyeti'nin bölgede hiçbir vekili yoktur. Defalarca söyledik; bölgede mevcut olan tek vekil Siyonist rejimdir. Bu rejimin işgal altındaki Filistin'de gerçekleştirdiği soykırımdaki, Lübnan'a, Suriye'ye, İran'a ve diğer ülkelere yönelik saldırılarındaki performansı tamamen ortadadır. Türk dostlarımızdan analizlerini mevcut gerçeklerle uyumlu hale getirmelerini ve yalnızca Siyonist rejimin yayılmacı ve suç teşkil eden politikalarını gerekçelendirmek amacıyla istismar edilebilecek bazı konuları tekrarlamaktan kaçınmalarını istiyoruz." diye ekledi.

NATO Zirvesi neden önemli, Ankara'da hangi kararlar alınabilir? Haber

NATO Zirvesi neden önemli, Ankara'da hangi kararlar alınabilir?

Yarın Ankara'da başlayacak ve iki gün sürecek NATO Zirvesi, gerek ittifakın ABD yönetiminin yaklaşımı nedeniyle içinden geçtiği zorlu dönem gerekse uluslararası konjonktür nedeniyle önem düzeyi en yüksek toplantılardan biri olarak görülüyor. Uluslararası jeopolitik şartların geldiği nokta itibarıyla NATO müttefikleri belirleyici nitelikte kararlar alabilir. Bu durum, hem NATO hem de ittifakın görev alanına giren coğrafya açısından geçerli. Zirve, özellikle ABD'de Ocak 2025'te başlayan ikinci Donald Trump döneminde NATO içi tartışma ve gerginliklerin hiç eksik olmadığı ve eskisine oranla çok daha yoğun yaşandığı bir dönemde yapılacak. ABD'nin Avrupa'daki uzun vadeli rolüne ilişkin belirsizlik tamamen giderilebilmiş değil. Bu belirsizlik de NATO'nun ihtilaf potansiyeli yüksek bir ittifak görünümünün sürmesine neden oluyor. Avrupa, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana kendisini en fazla tehdit altında hissettiği dönemlerden birinden geçiyor. Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisi de bir süredir ciddi sınamalarla karşı karşıya. Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı Ukrayna savaşı, Çin'in stratejik rakip olarak yükselişinin sürmesi, Orta Doğu'da ABD-İsrail/İran savaşının iyice derinleştirdiği istikrarsızlık bunlardan öne çıkanlar. NATO'nun görev alanına giren coğrafi bölgelerde sorunlu alanların sayısının aynı anda bu kadar artıp çoğu noktada kesişmesi, örneğine çok rastlanan bir durum değil. NATO, böyle bir ortamda üyeleri arasındaki farklı perspektifleri uyumlu hale getirme ve stratejik yönü konusunda belirleyici kararlar alma aşamasında. Tüm bu tablo dikkate alındığında Ankara Zirvesi, NATO açısından bir siyasi stres testi niteliğinde olacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2 Temmuz'da yaptığı açıklamada, "İnsanlık tarihinin belki en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin bu tarihi dönemeçte, eşikte, bu kadar belirsizliğin olduğu bir dönemde bir araya geliyor olması bence tarihte görülen NATO tarihinin en büyük zirvesi olacak" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de 18 Haziran'daki NATO Savunma Bakanları Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Ankara Zirvesi'ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmediklerinin altını çizmişti: "Bu zirvenin, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz." Bazı diplomatlar Atlantik'in iki yakasında yaşanan sorun ve gerginlikler dikkate alındığında, Trump'ın zirveye katılacak olmasını bile başlı başına bir başarı olarak değerlendiriyor. Bununla birlikte Ankara Zirvesi'nin potansiyel sonuçları dikkate alındığında, Trump'ın katılımının ikinci planda kaldığını düşünenler çoğunlukta. Kaynak, EPA/Shutterstock // NATO Zirvesi geçen yıl 24-25 Haziran'da Hollanda'nın Lahey kentinde yapılmıştıZirveden ne tür sonuçlar çıkabilir? NATO çevrelerinde yapılan değerlendirmeler, zirvenin birçok açıdan ittifaktaki dengeler ile güç dağılımını ve bunlara bağlı olarak özellikle Avrupa güvenlik mimarisini değiştireceği yönünde. İttifak içi güven ortamının zedelendiği bir dönemde NATO'nun taahhütlerini somut sonuçlara dönüştürüp dönüştüremeyeceğini ortaya koyacak olan zirvenin yaratacağı olası değişikliklerden öne çıkanları şu şekilde sıralamak mümkün: Avrupa'daki konvansiyonel güvenliğin ağırlıklı olarak ABD tarafından değil Avrupalı müttefikler tarafından sağlanmasına yönelik adımlar hızlanacak."NATO'da daha güçlü bir Avrupa" yaklaşımının ana ayağını oluşturduğu "NATO 3.0" konsepti hayata geçirilecek. NATO, tek müttefikin kapasitesine bağlı olmakla yetinmeyen, çağın şartlarına uygun askeri kabiliyet ve yeteneklere sahip, yük ve sorumluluk paylaşımının eskisinden farklı bir eksene oturtulacağı sert çizgide bir ittifak haline gelecek.Avrupalı müttefiklerin konvansiyonel savunmada hangi düzeyde ve hangi unsurlarla birincil sorumluluğu üstleneceği netleşecek.NATO'nun askeri komuta yapısında önemli değişiklikler olacak. Avrupa ülkeleri yakın gelecekte NATO'nun üç müşterek kuvvet komutanlığının komutasını devralacak.Nükleer şemsiye müttefiklerin güvenliğinin en üst garantisi olmayı sürdürecek. Nükleer caydırıcılıkta ana rol ABD'de olmaya devam edecek.NATO'nun doğu ve güney kanadına verilen önem artacak.NATO'nun, tehditlere her yönden bakan 360 derecelik güvenlik perspektifi pekiştirilecek.NATO'nun geçen yılki Lahey Zirvesi'nde savunma harcamalarının artırılmasına yönelik taahhütlerin sahaya konuşlandırılabilir yeteneklere dönüştürülme süreci hızlanacak.Savunma sanayisi, bu sektörün üretim kapasitesinin artırılması, altyapısının güçlendirilmesi, bu alanda yenilikçi yaklaşımların devreye sokulması ve ortak tedarik genel savunma stratejilerinin temel unsurlarından ve NATO'nun önceliklerinden biri haline gelecek.Savunma alanında yüksek görünürlüğü olan öncü nitelikte çok sayıda projeye start verilecek.Ukrayna'ya askeri desteğin uzun soluklu olduğu teyit edilip yüksek düzeyde mali kaynak taahhüdünde bulunulacak. Kaynak, Reuters // NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'daki zirve öncesi geçen hafta Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmüştüBirlik görüntüsü önemli Üst düzey bir NATO diplomatına göre tüm bu sonuçların hayata geçirilebilmesi için "her şeyden önce zirvenin kazasız belasız bitirilmesi ve mutlu bir aile tablosu çizilebilmesi" gerekiyor. Ankara'da kamuoyuna yansıyan anlaşmazlıklardan kaçınmak ve müttefiklerin birliğini sergilemek, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin de öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. Mark Rutte, Ankara Zirvesi'ni gerçekten önemli gören isimler arasında. Rutte, 25 Haziran'da Atlantik Konseyi'nde yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in taahhütlerden değil onların uygulanmasından korktuğunu söyledi. Rutte, 2025'teki Lahey Zirvesi'nde verilen taahhütlerin yerine getirileceği yerin Ankara Zirvesi olduğu görüşünde. Ortak savunma hamlelerinin son dönemde gündemin en üst sıralarına yükseldiği Avrupa Birliği'nden (AB) zirveye bakış da dikkat çekici. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, geçen hafta medyaya yaptığı açıklamada Ankara Zirvesi'ni önemli bulduklarını vurgulayarak, "Her zirve için tarihi denir ancak bu kez gerçekten öyle" demişti. BBC / Güven Özalp- Brüksel

Trump'tan yine uçak dayatması: 'Türkiye'nin F-35 talebini karşılayacak bir karar alabiliriz' Haber

Trump'tan yine uçak dayatması: 'Türkiye'nin F-35 talebini karşılayacak bir karar alabiliriz'

Trump, Türkiye'nin F-35 savaş uçakları tedariki ve kendi milli muharip uçak projesi için kritik öneme sahip jet motorlarına olan ilgisi konusunda, Ankara'yı memnun edecek bir karar alabileceğinin sinyalini verdi. ABD Başkanı Donald Trump çarşamba günü Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi. Görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında Trump, Türkiye'nin F-35 talebini karşılayacak bir karar alabileceğinin sinyalini verdi. Bu olası karar, Ankara'nın milli uçak geliştirme hedefleri açısından kritik önem taşıyan F-35 savaş uçaklarını tedarik etme talebini kapsıyor. Muhabirlerden biri, "Türkiye F-35 savaş uçaklarını istiyor. Türkiye'ye elinizde büyük bir hediye paketiyle mi gidiyorsunuz?" diye sordu. Trump soruya şu yanıtı verdi: Evet, öyle düşünüyorum. Türkiye bir NATO üyesi. Muhtemelen Türkiye'yi çok mutlu edecek bir şey yapacağım." "Eğer (NATO Zirvesi) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından düzenleniyor olmasaydı, gideceğimi pek sanmıyordum," diye ekledi. Bu hamle, iki ülke arasındaki ikili askeri ve savunma iş birliklerine yönelik değerlendirmelerin sürdüğü bir dönemde geldi. Trump'ın açıklaması, Türkiye'nin askeri atılımlarına yönelik ilgiyi artırırken, iki ülke arasındaki savunma anlaşmalarını çevreleyen jeopolitik nüfuzu ve stratejik dinamikleri de gözler önüne seriyor. KAAN uçaklarının motorlarına da onay çıkabilir Reuters haber ajansı, aynı gün yayınladığı bir haberde ABD hükümetinin KAAN uçakları için Türkiye'ye motor satışına izin vereceğini bildirdi. İzin kararının NATO zirvesi öncesi alınacağını bildiren Reuters'a göre, Kongre bu izne karşı çıkıyor. Türk savunma sanayinin tasarladığı KAAN'ın prototipi ve test uçuşlarında Amerikan yapımı F110 motoru kullanılmıştı ve seri üretime de bu motorlarla başlanması planlanıyordu. Bu motorların satışına ABD'den onay çıkmamıştı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın geçtiğimiz eylül ayı sonunda yaptığı bir açıklamada motorların alınması için ABD'den onay beklediklerini açıklamasının ardından, KAAN uçakları ülke gündeminin en üst sıralarına yerleşmişti. New York'taki Türkevi'nde yerel saatle 27 Eylül akşamı basına konuşan Fidan, "KAAN'ın motorları ABD Kongresi'nde bekliyor, onların lisansı durmuş durumda" diyerek ve bunun "müttefiklik ruhuna, stratejik ortaklık ruhuna yakışmadığını" söylemişti. ABD'den Türkiye'ye F-35 satışı ABD Dışişleri Bakanlığı, aralık ayında Türkiye'ye olası F-35 ve F-16 savaş uçağı satışına ilişkin Kongre üyelerinin itiraz ve endişelerinin yer aldığı mektuba yanıt olarak, Ankara Rus S-400 hava savunma sistemine sahip olduğu sürece tutumunun değişmediğini belirtti. ABD savaş uçaklarının herhangi bir satışının yasalara ve özellikle de "Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası"na (CAATSA) tam olarak uyması gerektiğine dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk döneminde, Türkiye’nin Rusya’dan bir hava savunma sistemi satın almasının ardından, NATO müttefiki Türkiye ABD’nin amiral gemisi F-35 savaş uçağı programından çıkarılmıştı. ABD’li yetkililer, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini kullanmasının F-35’in kabiliyetleri hakkında veri toplanmasına yol açabileceğinden ve bu bilgilerin Rusya’nın eline geçebileceğinden endişe ediyordu. Trump-Erdoğan görüşmesi ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında 25 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen görüşmede, F-35 satış yasağının çözülebileceğine dair umutlar artmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35’lere uygulanan kısıtlamanın kaldırılmasını görmek istediğini net bir şekilde dile getirerek, Trump’a konuyu “ayrıntılı bir şekilde görüşmeye hazır” olarak geldiğini belirtmişti. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da iki liderin Rusya ve F-35 programı da dâhil olmak üzere ABD-Türkiye ilişkilerindeki tüm önemli konuları “çözüm yollarıyla” ele aldığını belirtti. Ancak Tom Barrack, Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına geri dönebilmesi için Rus S-400 hava savunma sistemini kullanmaması ve sahip olmaması gerektiğini dile getirmişti. Türkiye'den son olarak Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, S-400 Hava Savunma Sistemi ile ilgili yeni bir gelişme bulunmadığı, F-35 tedarikine ilişkin ise "ABD'li muhataplarımızla yürütülen diplomatik temas ve görüşmeler sürmekte, F-35 tedariki konusundaki yaptırım ve engellerin kaldırılması ve ülkemizin programa yeniden dâhil edilmesi için istişareler devam etmektedir," denildi. Eurunews

NATO'nun Ankara zirvesi öncesi İsveç'te kritik toplantı Haber

NATO'nun Ankara zirvesi öncesi İsveç'te kritik toplantı

NATO'nun 7-8 Temmuz'daki Ankara zirvesi öncesinde İttifak ülkelerinin dışişleri bakanları İsveç'te bir araya gelecek. Türk Dışişleri Bakanlığı kaynaklarının verdiği bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 21-22 Mayıs 2026 tarihlerinde İsveç'in Helsingborg şehrinde gerçekleştirilecek NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katılacak. Toplantı Ankara Zirvesi öncesindeki son Dışişleri Bakanları Toplantısı olması nedeniyle önem taşıyor. Türkiye daha önce NATO'nun 2004 İstanbul zirvesine ev sahipliği yapmıştı. NATO bakanlarının gündeminde neler var? Toplantıda Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin hazırlıkları başta olmak üzere İttifak'ın birliği, transatlantik iş birliği, savunma sanayiinin güçlendirilmesi, Ukrayna'ya yardımların sürdürülmesi ve artan savunma harcamalarının yeteneklere dönüştürülmesi gibi konu başlıkları ele alınacak. Dışişleri bakanları ayrıca İran bağlamındaki gelişmeler ile Hürmüz Boğazı'ndaki durumun Avrupa-Atlantik güvenliğine yansımaları, İttifak'ın Güney'e yönelik politikaları ve Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere son dönemde Avrupa-Atlantik güvenliğinde yaşanan diğer gelişmeleri de tartışacak. Bu arada Almanya Türkiye'ye geçici olarak Patriot Hava Savunma Ünitesi ile 150 asker konuşlandıracağını açıkladı. Alman askerleri, NATO'nun güneydoğu kanadının korunmasına katkı sağlayacak. Haziran ayı sonundan itibaren Türkiye'de konuşlandırılacak Patriot bataryası ile Alman askerlerinin zirvenin güvenliğine de katkı sağlayacağı belirtiliyor. İttifak'a 360 derece güvenlik yaklaşımı Ankara'nın toplantıda gündeme getireceği bir konu ise NATO'ya her yönden gelen farklı tehditlere karşılık verilebilmesi için 360 derece güvenlik yaklaşımının önemi olacak. Dışişleri Bakanı Fidan'ın bu çerçevede İttifak'ın güney komşuluk bölgesiyle angajmanının geliştirilmesinin ve terörle mücadelenin ilerletilmesinin elzem olduğunu aktarması bekleniyor. Türkiye, İttifak'ın Ankara zirvesinde kuzeydeki Rusya tehdidinin yanı sıra güneyden, özellikle Ortadoğu'dan kaynaklanan tehditleri de aynı öncelikle ele almasını talep ediyor. DW Türkçe Türkiye NATO'nun güney kanadının daha güçlendirilmesi gerektiğini her fırsatta vurgularken, İttifak'ın Avrupa üyeleri daha Avrupa odaklı bir çizgi takip ediyor. Ankara, Avrupa'nın yeni güvenlik mimarisinden dışlanmasının NATO'nun geleceği için risk oluşturacağını da düşünüyor. Bu arada zirve sırasında Ankara'da NATO Savunma Sanayii Forumu düzenlenecek. Bu forum İttifak tarihinin en geniş kapsamlı sanayi etkinliği olacak. Bu forumda Türkiye için önemli bazı ikili savunma anlaşmalarına imza atılması bekleniyor. Ankara zirvesine Zelenkisy davet edilecek Dışişleri bakanları toplantısı, 21 Mayıs'ta NATO-Ukrayna Konseyi (NUK) formatındaki gayri resmi çalışma akşam yemeğiyle başlayacak. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas'ın da katılacağı yemekte, Bakan Fidan'ın Türkiye'nin Ukrayna'nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğini yinelemesi ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için Ankara'nın sürdürdüğü diplomatik çabalara değinmesi öngörülüyor. Bu arada edinilen bilgiye göre 2025 Lahey Zirvesi'nde olduğu gibi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy Ankara Zirvesi'ne davet edilecek. Toplantının 22 Mayıs'taki asıl oturumu ise yalnızca 32 NATO müttefiki ülkenin dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleşecek. Trump'ın katılımı hâlâ belirsiz Fidan Ankara zirvesinin hazırlıkları hakkında bilgi aktararak, Türkiye'nin zirveye yönelik beklentilerini paylaşacak. Ankara zirvenin İttifak'ın birlik ve bütünlüğünün teyit edildiği üst düzeyli bir etkinlik olmasını istiyor. Bu nedenle ABD Başkanı Donald Trump'ın zirveye katılıp katılmayacağı büyük önem kazanıyor. Transatlantik ilişkilerin çok da iyi seyretmediği ve ABD yönetiminin NATO'ya ilişkin eleştirilerinin sürdüğü ortamda Trump'ın Ankara'ya gelip gelmeyeceği henüz tam kesinlik kazanmış değil. Ancak Ankara hem diplomatik hem de lojistik açıdan hazırlıklarını Trump'ın gelişine göre yapıyor. Oturumda Fidan ayrıca müttefikler arasındaki külfet paylaşımı ve transatlantik bağın korunması hususlarındaki Türkiye'nin değerlendirmelerini aktaracak ve Türkiye'nin İttifak'a katkıları hakkında bilgi vererek savunma harcamalarının yeteneklere dönüşümü konusunda Türkiye'nin örnek uygulamalarını gündeme getirecek. Ankara, zirveye NATO'nun en yüksek savunma harcaması yapan ülkelerinden biri olarak ev sahipliği yapacak. Türkiye'nin bütçe planlamalarına göre çekirdek savunma harcamaları için GSYİH'nin yüzde 3,5'inin üzerinde, ek harcamalar için de yüzde 1,5'lik bir pay öngörülüyor. Bu oran her ne kadar son dönemde savunma harcamalarını artırsalar da pek çok Avrupa müttefikinin üzerinde. Edinilen bilgiye göre bu kapsamda Fidan transatlantik savunma sanayii iş birliğinin İttifak içinde herhangi bir kısıtlama olmadan geliştirilmesi gerekliliğini vurgulayacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.