Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güvenlik

bursaarena.com.tr - Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'nin imzaladığı Mekke paktının küresel dengelere etkisi ne olabilir? Haber

Türkiye'nin imzaladığı Mekke paktının küresel dengelere etkisi ne olabilir?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın 7 Ağustos'ta ortak savunma anlaşması imzalaması bölgedeki jeopolitik hizalanmalara dair tartışma yarattı. "Mekke paktı" olarak anılan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı tüm ülkelere yapılmış sayılacak. Anlaşma hakkında "Sünni paktı" ve "Müslüman NATO'su" gibi benzetmeler yapıldı. İsrail ve İran gibi ülkeleri hedef alabileceği iddiaları ortaya atıldı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anlaşmaya dair yaptığı değerlendirmede "Hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır" ifadelerini kullandı. Ankara, anlaşmanın güvenlik ve savunma sanayi işbirliğini artıracağını söylüyor. Anlaşmayı eleştirenler ise birbirine kara bağlantısı bulunmayan üç ülkenin ulusal çıkarlarının örtüşmediğini savunuyor. Bazı uzmanlar ayrıca anlaşmanın yazılı metninin paylaşılmamasının spekülasyonlara yol açtığını ve özellikle caydırıcılık açısından soru işaretleri taşıdığını söylüyor. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşma bölgede nasıl yorumlandı?Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin İran'a karşı mı? Bazı değerlendirmelere göre Mekke paktı Ortadoğu'daki çatışma ve ABD-İsrail ile İran savaşına bir tepki niteliğinde. İmzacıların İran'ın iki Sünni komşusu Türkiye ve Pakistan ile bölgesel rakiplerinden Suudi Arabistan olması İran'ı çevreleme hamlesi şeklinde yorumlanıyor. Ancak yetkililer bu sürecin bölgedeki mevcut çatışma ve gerilimden öncesine dayandığına dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos'ta katıldığı Anadolu Ajansı yayınında Mekke paktı için görüşmelerin Aralık 2024'ten bu yana sürdüğünü açıkladı. Mekke paktını imzalayan üç ülkenin kara sınırı bulunmuyor Cumhurbaşkanı Erdoğan da 11 Ağustos'ta İngiltere merkezli Şarkul Avsat gazetesine verdiği yazılı röportajda anlaşma hakkında "Yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur" ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca "Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta düzenlediği basın toplantısında anlaşma hakkında "Bu paktın İran'a karşı olduğundan endişe etmek için hiçbir sebep yok" diye konuştu. Bekayi ayrıca üç ülkenin "ABD'nin güvenlik taahhütlerine güvenemeyecekleri sonucuna vardığı" yorumunu yaptı. İran, ABD ve İsrail ile savaşı ne kadar sürdürebilir?'İran'da tabloyu jeopolitik yalnızlaşma olarak okuyanlar var' İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Oral Toğa, İran'ın anlaşmaya tepkisinin Türkiye'den gelen mesajlarla tutarlı olduğunu söylüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Toğa, "Ben bunu Türkiye'nin diplomatik hazırlığının sonucu olarak görüyorum, zira anlaşmanın İran'a karşı bir blok gibi okunmaması Ankara'nın da açıkça istediği bir şeydi" diyor. Toğa, İran'dan gelen açıklamanın dışişleri bakanlığının kurumsal pozisyonu olduğunu vurguluyor ama İran'da herkesin aynı fikirde olmadığına dikkat çekiyor. "Aynı günlerde Tahran'dan çok farklı sesler geldi" diyen uzman, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Tahran'daki tartışmanın merkezinde kuşatma tezi duruyor. Türkiye kuzeybatıda, Suudi Arabistan güneybatıda, Pakistan güneydoğuda. Bu tabloyu jeopolitik yalnızlaşma olarak okuyan bir kesim var. "Karşı görüşü savunanlar Pakistan'ın Riyad'la zaten bir savunma ilişkisi bulunmasına rağmen savaş boyunca İran'a karşı hareket etmediğini, aksine Washington ile arabuluculuk yaptığını hatırlatıyor." Pakistan ve Suudi Arabistan, Eylül 2025'te Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması adı verilen bir belge imzaladı. Bu anlaşmanın metni de Mekke paktında olduğu gibi kamuoyu ile paylaşılmadı. Suudi Arabistan'ın ABD-İran savaşındaki ikilemiTürkiye ne istiyor? Uzmanlara göre Türkiye'nin anlaşmaya yaklaşımında caydırıcılık ile savunma sanayi işbirliği öne çıkıyor. Bu çerçevede gündeme gelen kavramlardan bir tanesi ise "bölgesel sahiplenme". Bölgesel sahiplenme, bölgenin sorunlarının yine bölge ülkeleri tarafından çözülmesini ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarkul Avsat'a verdiği röportajda Mekke paktını bu yaklaşımın bir tezahürü olarak değerlendirdi ve şu ifadeleri kullandı: "Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı'nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz." Erdoğan, Mekke paktının "her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel aldığını" vurguladı ve şunu söyledi: "Güvenlik ile ekonomik kalkınma birbirinden ayrı düşünülemez." 'Savunma sanayine finansman bulmak ve işbirliklerini genişletmek' Washington merkezli Middle East Institute'ün Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol, Türkiye'nin asıl motivasyonunun "savunma sanayine finansman bulmak, savunma sanayiindeki işbirliklerini ve ihracat pazarını genişletmek" olduğunu düşünüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Tol, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık gibi başlıkların Türkiye için bu anlaşma kapsamında geri planda kaldığını savunuyor. Kaynak, Güven Yılmaz/Anadolu Ajansı/Getty Images //// Anlaşmanın imzalanmasının ardından Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı binasına yansıtılan kutlama mesajı yansıtıldı Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Profesör Doktor Serhat Güvenç ise Türkiye'nin tutumunu ABD ve Avrupa'daki güvenlik ilişkilerinin yeniden hizalanma süreci ile bağdaştırıyor. BBC Türkçe'ye konuşan Güvenç, İran'ın Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik balistik füze saldırılarını hatırlatıyor. Bu füzelerin Doğu Akdeniz'de konuşlu ABD savaş gemileri tarafından düşürüldüğünü söyleyen Güvenç, "Amerika istese de Türkiye'yi de kapsayan güvenlik şemsiyesini artık sağlayamayabilir" diyor ve ekliyor: "Bu açıdan [Mekke paktı] Türkiye'ye bir yalnız kalmama, yalıtılmış olmamaya karşı bir güvence sağlıyor. "Avrupa'da Türkiye'yi içerecek [savunma] girişimleri olsaydı Türkiye bu pakt konusunda bu kadar hevesli olmayabilirdi." MSB: İran'dan ateşlenen balistik füze etkisiz hale getirildiİsrail faktörü Mekke paktının İsrail'e karşı bir anlaşma olduğuna dair değerlendirmeler de söz konusu. Gönül Tol, İsrail'in özellikle paktın İbrahim Anlaşmaları üzerindeki olası etkisine odaklandığını söylüyor. İbrahim Anlaşmaları, İsrail'in bölge ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmek için Eylül 2020'de başlattığı bir süreç. Şimdiye kadar Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Sudan, Fas ve Kazakistan anlaşmalara imza attı. Trump'tan İran anlaşması için Türkiye dahil 6 ülkeye İbrahim Anlaşmaları'nı imzalama şartı Kaynak,Alex Wong/Getty Images, //// İbrahim Anlaşmaları imza töreninde soldan sağa Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdüllatif bin Raşid Ez-Zayani, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ve BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan Trump, Mayıs'ta yaptığı açıklamada Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır ve Ürdün'ün de anlaşmalara katılmasının "zorunlu olması" gerektiğini söylemişti. Tol, Gazze'deki savaş sebebiyle İbrahim Anlaşmaları'nın sekteye uğradığını, özellikle Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecinin "çok sorunlu hale geldiğini" söylüyor. Serhat Güvenç de İsrail'in Türkiye'ye yönelik "Yeni İran" söylemlerini hatırlatıyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor: "Özellikle de Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile kurduğu ilişkileri ve askeri bağları düşünürseniz [Mekke paktı] Türkiye açısından [İsrail tarafından] yalıtılmaya ve çevrelenmeye karşı bir yanıt gibi de gözüküyor." Netanyahu'nun 'altıgen ittifak' vizyonu nedir, Türkiye için ne anlama geliyor?'Mısır manevra alanını korumak için dışarıda kaldı' Mekke paktını imzalaması beklenen ülkelerden biri de Mısır'dı. Ancak Kahire anlaşmaya taraf olmadı. Konuya dair resmi bir açıklama ya da değerlendirme de yapmadı. Arap basınına konuşan Mısırlı kaynaklar ise Kahire'nin İran yanlısı gruplarla çatışma riski ve Suudi Arabistan'ın dahil olduğu bir anlaşmaya katılmaya yönelik tereddütler nedeniyle imza atmadığını söyledi. Mısır neden Mekke Anlaşması'nda yok? Gönül Tol, Mısır'ın İsrail ile güvenlik anlaşması olduğunu ve bunu gözetmesi gerektiğini söylüyor. Kahire'nin benzer şekilde BAE ve Hindistan ile de bağları olduğuna dikkat çeken akademisyen şu değerlendirmeyi yapıyor: "O nedenle manevra alanını korumak açısından belki de bunun dışında kaldı diye düşünüyorum." Serhat Güvenç de Mısır'ın pakta katılmasının anlaşmanın ciddiyetini artıracağını ve Türkiye açısından İsrail'e yönelik kaygılara "yanıt olacağını" savunuyor. Hakan Fidan, Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte Mısır'ın üç imzacı ülkenin "doğal ortağı" olduğunu söylemiş ve ileride dahil olabileceğini ifade etmişti. Pakistan-Hindistan rekabeti Mekke paktını yakından takip eden bir ülke de Hindistan. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Omair Anas, anlaşmanın Hindistan'da "derin bir güvensizlik hissi yarattığını" söylüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Anas, "Hindistan izole edildiğini ve Amerikalıların dahi yanlarında olmadığını hissediyor" diyor. Akademisyen, Hindistan ve Pakistan'ın 2025'te savaşın eşiğinden döndüğünü ve o süreçte Türkiye'nin Pakistan'a askeri destek verdiği iddiaları sebebiyle Ankara-Yeni Delhi hattı arasında tansiyonun yükseldiğini hatırlatıyor. Anas, anlaşmaya yanıt olarak Yeni Delhi'nin İsrail ile ilişkilerini derinleştirebileceğine dikkat çekiyor. "Hindistan Suudi Arabistan'dan bu paktın kendisini etkileyip etkilemeyeceğine dair açıklama talep etmeli. Eğer teminat alırlarsa o zaman daha yumuşak bir tepki verebilir" diye konuşuyor. Hindistan'da Türkiye boykotu: Çelebi lisans iptaline karşı açtığı davayı kaybettiOrtak savunma vaadi ne kadar gerçekçi? Mekke paktında yer alan ortak savunma maddesinin kapsamı ve uygulanma biçimi de tartışma konusu. Hakan Fidan, bu maddeyi NATO'nun beşinci maddesine benzetmiş ve ortak savunmanın ülkelerden gelecek taleplere göre şekilleneceğini söylemişti. Serhat Güvenç, ortak savunma maddesi hakkında "Burada bir niyet beyanı var ama altının nasıl doldurulduğu en azından anlaşma metnini görene kadar spekülasyona açık" diyor. Güvenç, NATO örneğinde ABD'nin "ittifakın hem kasası hem de cephaneliği" olduğunu söylüyor ve şöyle bir kıyaslama yapıyor: "[Mekke paktı] eşitler arası bir ittifak gibi duruyor. Dolayısıyla kuralları, normları koyacak ve diğerlerini hizaya getirecek kadar üstün ya da eşitler arasında birinci bir müttefik yok. "Bu hem iyi hem kötü çünkü her şeyi müzakere yoluyla yapacaklar ve pek çok bakımdan da kendi ulusal egemenliklerini öncelikleyecekler."

Çerçeve Yasa Adalet Komisyonu'ndan geçti: Görüşmelerde gerginlik ve Öcalan tartışması Haber

Çerçeve Yasa Adalet Komisyonu'ndan geçti: Görüşmelerde gerginlik ve Öcalan tartışması

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinin ilk yasal düzenlemesi olan, 12 maddelik çerçeve yasa niteliğindeki "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçti. Teklifte, bazı suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların 5 ila 10 yıl ertelenmesi, TBMM bünyesinde İzleme Komisyonu kurulması ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında özel bir kurul oluşturulması öngörülüyor. AKP, CHP, MHP, DEM Parti, HÜDA PAR, Yeni Yol Grubu ve DSP milletvekillerinin de aralarında bulunduğu 367 milletvekilinin imzasını taşıyan teklifin görüşmelerinde AKP ve MHP, düzenlemenin "tarihi bir mutabakatın ürünü" ve "af niteliğinde olmayan" bir çalışma olduğunu savunurken, CHP ve Yeni Parti, sürecin demokratikleşme ayağının eksik olduğunu vurguladı. Yeni Yol grubu ise düzenlemenin "şartlı genel af" niteliğinde olduğunu savundu. Sürece ve teklife tümüyle karşı çıkan İYİ Parti'nin görüşmelerin canlı yayınlanması talebi kabul edilmedi. Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel uyarıda bulunana kadar, parti toplantıyı kendi sosyal medya hesabından uzun süre yayınladı. TBMM Adalet Komisyonu, teklifi görüşmek üzere Cuma saat 15.30'da toplandı. Çerçeve yasa teklifi komisyonda: Kimleri kapsıyor, hangi koşullar aranacak?'Af düzenlemesi değil' Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, açılış konuşmasında teklifin kamuoyunda ileri sürüldüğü gibi bir af düzenlemesi olmadığını belirtti. Yüksel, "Mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme söz konusu değildir" dedi. Komisyonda Öcalan tartışması İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Komisyon Başkanı'nın açılış konuşmasında süreçte rol alan kişi ve kurumlara teşekkür ettiğini belirterek ironik bir şekilde, "Sanıyorum İmralı'daki terör hükümlüsü Abdullah Öcalan'a reçetesi ve yöntemi açısından teşekkürü eksik bıraktınız" dedi. Bu sözler üzerine iktidar sıralarından tepki yükseldi. Bu konuda ikinci tartışma DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit'in konuşması sırasında yaşandı. Koçyiğit, yeni çözüm sürecini Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecindeki tarihi adımlara benzeterek, "Açılan bu yeni sayfa, tıpkı Amasya Genelgesi, tıpkı Sivas Kongresi ve Cumhuriyet'in kuruluşu gibi tarihi önemdedir. Söz konusu olan, Türk-Kürt ilişkilerinin geleceğidir" dedi. Koçyiğit'in, sürecin yolunu açanlara teşekkür ederken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yanı sıra PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da adını anması üzerine İYİ Partililer, "Terör kutsanıyor burada", "Yazıklar olsun", "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Öcalan'ı nasıl aynı cümlede anıyorsunuz?" sözleri üzerine komisyonda kısa süreli gerginlik yaşandı. AKP: 'Tarihi bir mutabakat' Teklifin ilk imzacılarından AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, teklifin geniş siyasi uzlaşmayla hazırlandığını belirterek, "367 milletvekili arkadaşımız bu kanuna imza atarak destek verdi. İmza sayısına ve siyasi parti gruplarının desteğine bakıldığında görülmemiş tarihi bir mutabakat ortaya çıkmıştır. DSP de bugün imza verdi" dedi. MHP-İYİ Parti tartışması: 'Ajitasyona pabuç bırakmam' Komisyonda söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ise, "Milli birliği, milli devleti korumak, bin yıllık kardeşliği yaşatmak istiyoruz. Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız" dedi. Teklif ve sürece yönelik eleştirilere tepki gösteren Yıldız, "Siyasi, ahlaki, vicdani hiçbir ölçü tanımayanların ne söylediğine bakmayız. İstiyorlar ki birbirimize küselim, birbirimizden kopalım. Bekliyorlar ki evlatlarımızın bayrağa sarılı tabutlarını omuzlarımızda taşıyalım." Bunun üzerine İYİ Parti sıralarından "Kim ister bunu?" sesleri yükseldi. Yıldız ise "Ajitasyona pabuç bırakmam" diyerek tepki gösterdi. Yeni Partili Emir: 'Demokratikleşme olmadan Kürt sorunu çözülmez' Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda Kürt sorununun çözümü ile demokratikleşmenin eş zamanlı yürütülmesi konusunda mutabık kalındığını, ancak teklifte bu ayağın eksik olduğunu vurguladı. "Demokratikleşme olmadan Kürt sorunu da çözülemez" diyen Emir, şu görüşleri dile getirdi: "Silahların susması için yapılacak makul ve ölçülü her düzenlemenin arkasında oluruz dedik. Ama 'önce güvenlik, demokrasi sonra gelir' yaklaşımını kabul etmedik. Her şeyi bu metne koyamayabilirsiniz ama demokratikleşmeye ilişkin hiçbir düzenleme getirmemiş olmanızı nasıl açıklayacaksınız? Kürt sorununun temelinde de adalet ve demokrasi sorunu vardır." Özel'den 'çerçeve yasa' yorumu: 'Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif' CHP Grup Başkanvekili İnan Akgün Alp, partisinin teklife destek verdiğini ancak sürecin demokratikleşme adımlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı. İYİ Parti: 'Anayasa Komisyonu'nun görüşü alınmalı' İYİ Parti, teklifin fiilen af düzenlemesi niteliği taşıdığını ve Anayasa'ya aykırı olduğunu savunarak, öncelikle Anayasa Komisyonu'nda görüşülmesi gerektiğini ileri sürdü. İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Anayasa Komisyonu'nun görüşünün alınmasını, toplantının daha büyük bir salonda yapılmasını ve görüşmelerin televizyonlardan canlı yayımlanmasını talep etti. Ancak bu talepler kabul edilmedi. Komisyon öncesi kapı ve salon krizi Komisyon toplantısı başlamadan önce salon kapılarının açılmaması da tartışma yarattı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, "İlk defa böyle bir uygulama görüyorum. Bu salon bu toplantıya uygun değil" diyerek tepki gösterdi. Milletvekilleri ve basın mensupları salona alındıktan sonra bu kez salonun yetersiz olması nedeniyle tartışma yaşandı. Salonun değiştirilmesini isteyen milletvekillerine yönelik "İşi olmayan çıksın" sözleri üzerine İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş, "86 milyon ilgileniyor bu kanunla. Herkesin işi var" diyerek tepki gösterdi.

Çerçeve yasa görüşmelerinde önce "kapı", sonra "salon" krizi: Milletvekilleri dakikalarca bekledi, salona girenler ayakta kaldı! Haber

Çerçeve yasa görüşmelerinde önce "kapı", sonra "salon" krizi: Milletvekilleri dakikalarca bekledi, salona girenler ayakta kaldı!

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında hazırlanan 12 maddelik çerçeve yasa teklifinin görüşüleceği komisyon toplantısı öncesinde kapıların kilitli olmasına İyi Partili milletvekilleri tepki gösterdi. İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, "İlk defa böyle bir uygulama görüyorum. Bu salon bu toplantıya uygun değil" sözleriyle durumu eleştirdi. DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise yaptığı paylaşımda kapıların "güvenlik amaçlı" açılmamış olabileceğine işaret etti. Tartışmaların ardından salona alınan milletvekilleri, bu kez de salonun yetersiz olması ve bazı milletvekilleri ile basın mensuplarının ayakta kalması nedeniyle tepkilerini dile getirdi. Tepkiler üzerine salondan gelen "İşi olmayan çıksın" sözlerine İyi Partili Ayyüce Türkeş, "86 milyon ilgileniyor bu kanunla. Herkesin işi var!" diye karşılık verdi. Meclis Adalet Komisyonu, "çerçeve yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ni görüşmek üzere toplandı. Saat 15.30'da başlaması beklenen görüşmelerin zamanında başlamaması ve komisyon salonunun kapılarının kilitli olması, İyi Partili milletvekillerinin tepkisine neden oldu. Basın mensuplarına konuşan Selçuk Türkoğlu, "İlk defa böyle bir uygulama görüyorum. Bu salon bu toplantıya uygun değil. 40 dakikadır bekletiliyoruz" dedi. Gergerlioğlu "provokasyon endişesi"ni vurguladı İyi Partili vekillerin tepkilerinin ardından DEM Partili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Nedense komisyon kapısı açılmıyor. İyi Partililerin bir provokasyon yapacağı endişesi var anladığım kadarıyla. Yoğun bir milletvekili katılımı var fakat komisyon kapısı açılmıyor, sanırım güvenlik amaçlı." Kapı krizini salon krizi takip etti Yaşananların ardından Meclis Adalet Komisyonu toplandı ve çerçeve yasa teklifinin görüşmelerine başlandı. Milletvekilleri ve basın mensuplarının içeri alınmasının ardından salonun yetersiz kalması yeni bir tartışma yarattı. Salonun değiştirilmesi yönündeki talepler üzerine salondan "İşi olmayan çıksın" sözleri yükseldi. Salonun değiştirilmesini isteyen İyi Partili Ayyüce Türkeş, bu sözler üzerine, "Ne demek işi olmayan çıksın? 86 milyon ilgileniyor bu kanunla. Herkesin işi var!" diyerek karşılık verdi.

MGK'dan 8 maddelik bildiri... Terörsüz Türkiye, bölgesel güvenlik ve Gazze mesajı Haber

MGK'dan 8 maddelik bildiri... Terörsüz Türkiye, bölgesel güvenlik ve Gazze mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), terörle mücadele, "Terörsüz Türkiye" süreci, bölgesel gelişmeler ve uluslararası güvenlik konularını ele aldı. Toplantı sonrası yayımlanan bildiride, iç ve dış güvenliğe ilişkin önemli mesajlar verildi. ANKARA (İGFA) - Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplandı. Toplantının ardından yayımlanan bildiride, terörle mücadeleden bölgesel gelişmelere, NATO Zirvesi'nden Gazze'deki son duruma kadar birçok başlık değerlendirildi. Bildiride, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere Türkiye'nin milli birlik ve beraberliğine yönelik tehditlere karşı yurt içinde ve yurt dışında yürütülen operasyonlar hakkında Kurul'a bilgi sunulduğu belirtildi. MGK'da ayrıca "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedefleri doğrultusunda kaydedilen gelişmeler ele alınırken, güvenlik, istikrar ve refahın kalıcı şekilde sağlanmasına yönelik çalışmaların sonraki aşamaları istişare edildi. Toplantıda, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da değerlendirildi. Bildiride, örgütün tamamen bertaraf edilmesine yönelik tedbirlerin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. BÖLGESEL GELİŞMELER MASADAYDI MGK bildirisinde, Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen NATO Zirvesi'nin ittifakın geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilerek, Türkiye'nin savunma alanındaki imkan ve kabiliyetlerini müttefikleriyle paylaşma konusundaki yapıcı yaklaşımının sürdüğü ifade edildi. İran ile ABD arasında yeniden yaşanan çatışmaların bölge ülkeleri ve küresel ticaret yolları açısından oluşturduğu risklere dikkat çekilen bildiride, taraflara güç kullanımından kaçınmaları ve müzakere sürecine dönmeleri çağrısı yapıldı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Karadeniz ve Hazar Denizi gibi çevre bölgelere yayılmasının yeni riskler oluşturacağına işaret edilen bildiride, tarafların gerilimi düşürecek ve barışı sağlayacak somut adımlar atması gerektiği vurgulandı. MGK'da ayrıca Suriye ve Irak ile geliştirilen çok boyutlu iş birliğinin bölgesel güvenlik açısından önemine dikkat çekilirken, Türkiye'nin bölgesel dayanışmayı güçlendirmeye yönelik girişimlere katkı sunmayı sürdüreceği belirtildi. GAZZE MESAJI Bildiride son olarak Gazze'deki gelişmelere de yer verildi. Gazze Barış Planı kapsamında ilerleme sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin sürdüğü belirtilerek, İsrail yönetiminin Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ile başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara yönelik eylemlerine karşı uluslararası toplumun açık ve tavizsiz bir tutum sergilemesi gerektiği ifade edildi.

Ukrayna'dan NATO ülkeleri için kritik uyarı: Rusya “sahte bayrak” provokasyonlarına hazırlanıyor Haber

Ukrayna'dan NATO ülkeleri için kritik uyarı: Rusya “sahte bayrak” provokasyonlarına hazırlanıyor

Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Başkanı Andriy Kovalenko, Rusya'nın Polonya ve Baltık ülkelerine Ukrayna'ya aitmiş gibi görünen SİHA'larla 'sahte bayrak' saldırıları düzenleyerek NATO ile Kıyiv arasındaki güveni sarsmayı planladığını açıkladı. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya'nın NATO üyesi ülkelere yönelik "sahte bayrak" provokasyonları hazırlığında olduğu uyarısında bulundu. Merkezin Başkanı Andriy Kovalenko, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın müttefik ülkelerin Ukrayna'ya olan güvenini sarsmayı amaçlayan provokasyonlar planladığını belirtti. Başkan Kovalenko, Rusya'nın Ukrayna'ya aitmiş gibi kamufle edilmiş silahlı insansız hava araçlarını (SİHA) kullanarak Baltık ülkeleri ile Polonya'ya yönelik saldırılar düzenleyebileceğini vurguladı ve bu tür girişimlerin amacının, saldırıları Ukrayna gerçekleştirmiş izlenimi oluşturarak NATO ülkeleri ile Kıyiv arasındaki güven ilişkisini zedelemek olduğunu ifade etti. OPERASYONLARDAN RUS İSTİHBARAT BİRİMLERİ SORUMLU TUTULUYOR Kovalenko, söz konusu provokasyonların hazırlanmasından Rusya Askerî İstihbaratı'nın sorumlu olduğunu belirterek, Rusya Dış İstihbarat Servisi'nin de bu operasyonlara dahil olabileceğini kaydetti. Öte yandan Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamış de daha önce yaptığı açıklamada, Rusya'nın ele geçirdiği Ukrayna'ya ait SİHA kullanarak Polonya'ya yönelik provokasyonlar hazırlayabileceğini dile getirmişti.

BM Genel Sekreteri Guterres'ten Golan Tepeleri açıklaması: 'Suriye toprağıdır' Haber

BM Genel Sekreteri Guterres'ten Golan Tepeleri açıklaması: 'Suriye toprağıdır'

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Guterres ile Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, görüşmelerinde Suriye'nin yeniden imarı konusunu ele aldı. Guterres basın toplantısında yaptığı konuşmasında, "Golan Tepeleri Suriye toprağıdır. Suriye'nin toprak egemenliğine yönelik ihlaller kabul edilemez ve durdurulmalıdır" dedi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, ülkenin yeniden imarı ve İsrail'in ülkeye yönelik ihlallerini ele aldı. Guterres ve Şeybani, Şam'da yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Dışişleri Bakanı Şeybani, Suriye’nin yeniden imar çabalarını desteklemek amacıyla BM ile işbirliğinin geliştirilmesi yollarını ele aldıklarını söyledi. Ülkedeki güvenlik ve istikrarın sağlanmasına öncelik verdiklerini belirten Şeybani, “Suriye bugün, silahların devletin elinde toplanmasına ve ülke sınırlarının güvenliğinin sağlanmasına odaklanan stratejik bir barış modeli sunmaktadır” dedi. Son dönemde yaklaşık 3.5 milyon Suriyelinin ülkesine geri döndüğünü ifade eden Şeybani, bunun dünyanın en büyük gönüllü geri dönüş hareketlerinden biri olduğunu dile getirdi. Suriye’nin uluslararası toplum ve Avrupa Birliği’nin (AB) desteğine ihtiyaç duyduğunu belirten Şeybani, “Bu dönemde başarılı bir model görmek isteyenlerin Suriye’nin yanında yer alması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. “İsrail'in Suriye topraklarına yönelik ihlalleri bölgenin güvenliği için doğrudan tehdit oluşturuyor” diyen Şeybani, BM’nin ülkede daha aktif ve destekleyici bir rol üstlenmesini istediklerini söyledi. Guterres ile Suriye ve BM arasındaki ortaklık sürecini de değerlendirdiklerini aktaran Şeybani, “Suriye halkı mevcut aşamada ülkesinin yeniden inşasına katılma fırsatına sahiptir” diye konuştu. 'Azim ve kararlılığında Suriye’ye yardım etmeliyiz' BM Genel Sekreteri Guterres ise Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğunu belirterek, BM’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını ve egemenliğini desteklediğini vurguladı. Tüm ihlallerin durdurulması çağrısında bulunan Guterres, BM’nin hem Suriye ile hem de uluslararası toplumla işbirliği içinde ülkenin geleceğini ve refahını desteklemeyi amaçladığını ifade etti. Suriye’nin aynı anda hem iyileşme hem de yatırım sürecinden geçtiğini dile getiren Guterres, “Çok şiddetli bir çatışmadan çıkıp kendi kendini inşa eden hiçbir ülke yoktur. Bu konudaki azim ve kararlılığında Suriye’ye yardım etmeliyiz” dedi. Guterres, Suriye halkının uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödediğini ancak direnç, yenilikçilik ve aidiyet duygusunu koruduğunu belirterek, “Suriye bugün tüm Suriyeliler için daha iyi bir geleceğin temellerini atıyor. Birleşmiş Milletler olarak Suriyelilere ait olanın onlara ait olması gerektiğini kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı. 'Golan Tepeleri Suriye toprağıdır' AA muhabirinin "Şam’a ne gibi mesajlarla geldiniz, Suriye halkının güvenliği ve istikrarını garanti altına alacak somut adımlar var mı?“ sorusu üzerine Guterres, BM'nin Golan'ın Suriye toprağı olduğu yönündeki tutumunun açık olduğunu kaydetti. BM'nin bu konudaki yaklaşımının net olduğunu vurgulayan Guterres, “Birleşmiş Milletler hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde Golan topraklarının Suriye toprağı olduğunun farkındadır. Golan Tepeleri Suriye toprağıdır, Suriye topraklarının egemenliğine yönelik ihlal kabul edilemez ve durdurulmalı” dedi. İsrail'in Golan ve Suriye topraklarındaki ihlallerinin BM tarafından birçok kez kınandığını aktaran Guterres, söz konusu meselenin ele alınmasında temel sorumluluğun BM Güvenlik Konseyine ait olduğunu söyledi. Guterres, BM'nin uluslararası hukukun korunması ve uygulanmasına yönelik mekanizmalara sahip olduğunu belirterek, “Birleşmiş Milletler olarak Suriyelilere ait olanın Suriyelilere ait olduğunun kabul edilmesi yönünde güçlü bir savunuculuk yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

İran'dan ABD'nin BM temsilcisinin iddialarına tepki: "ABD saldırgandır, mağdur değil" Haber

İran'dan ABD'nin BM temsilcisinin iddialarına tepki: "ABD saldırgandır, mağdur değil"

İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Emir Said İrevani, ABD'nin BM Daimi Temsilcisinin İran'a yönelik iddialarını reddederek, "ABD saldırgandır, mağdur değil." dedi. New York, İRNA - İrevani, salı günü yerel saatle BM Genel Sekreteri ile BM Güvenlik Konseyi Başkanına gönderdiği mektupta, "14 Temmuz 2026 Salı günü, 'Uluslararası Barış ve Güvenliğin Korunması' gündem maddesi kapsamında düzenlenen Batı Asya'daki duruma ilişkin BM Güvenlik Konseyi'nin 10194. oturumunda ABD temsilcisi bir kez daha görüşülen gündem maddesinin dışına çıkmış, Güvenlik Konseyi kürsüsünü yanlış bilgi yaymak amacıyla kötüye kullanmış ve İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı temelsiz ve siyasi saiklerle hazırlanmış bir dizi iddia ortaya atmıştır." ifadelerini kullandı. İrevani, "Aynı temelsiz iddialar, 13 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen ve Yemen'deki durumun ele alındığı BM Güvenlik Konseyi'nin 10193. oturumunda da ABD temsilcisi tarafından dile getirilmiştir. Bu durum, yanlış bilgilendirmeye yönelik kasıtlı bir yaklaşımın ve Güvenlik Konseyi süreçlerinin siyasi amaçlarla kötüye kullanılmasının göstergesidir." dedi. ABD'nin İran'ın BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarını ihlal ederek Yemen'e silah sevk ettiği yönündeki iddialarını reddeden İrevani, "İran'ın Yemen'e silah transfer ettiği yönündeki iddia yanlış ve temelsizdir. Bu iddia, güvenilir, doğrulanabilir veya bağımsız hiçbir kanıtla desteklenmemektedir. Bu, ABD'nin bölgedeki hukuka aykırı davranışları ve istikrarsızlaştırıcı eylemlerinden dikkati başka yöne çekmeye yönelik bir başka girişimdir." ifadelerini kullandı. İranlı diplomat, "Bu, BM Güvenlik Konseyini yanıltmak ve Amerika Birleşik Devletleri'nin İran halkına karşı işlediği vahim suçlardan dikkati uzaklaştırmak amacıyla ortaya atılmış uydurma bir suçlamadır." dedi. İran'ın BM Daimi Temsilcisi, mektubunda ABD'nin Yemen ve bölgedeki rolüne ilişkin ise "Amerika Birleşik Devletleri, Yemen'de ve daha geniş bölgede barış ve güvenliğin zayıflatılmasının başlıca sorumlusudur. ABD, Yemen'e yönelik saldırgan eylemleriyle Nisan 2022 ateşkes anlaşmasının uygulanmasını fiilen rayından çıkarmış ve Birleşmiş Milletler'in kolaylaştırıcılığında yürütülen siyasi süreci çıkmaza sürüklemiştir." değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.