Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güney Kore

bursaarena.com.tr - Güney Kore haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güney Kore haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarihte tam maraton koşan ilk robot, yeni nesil teknolojilerin önünü açıyor Haber

Tarihte tam maraton koşan ilk robot, yeni nesil teknolojilerin önünü açıyor

Tarihte ilk tam maratonu koşan robotu geliştiren araştırmacılar bulgularını açıkladı. RAIBO2 adlı robot, Kasım 2024'te Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'nun 42 bin 195 km'lik tam parkurunu 4 saat 20 dakikadan biraz daha kısa sürede tamamlamıştı. İlk kez böyle bir robot bu mesafeyi tamamlamış ve bataryasının değiştirilmesine gerek kalmamıştı. Bilim insanları, dünyada ilk olma özelliği taşıyan bu başarıyı, diğer robotların uzun mesafelerde çalışmasını sağlayabilecek ve teknolojiyi daha işlevsel amaçlar için kullanılabilir hale getirecek faydalı bulgulara dönüştürdüklerini söylüyor. Araştırmacılar, robotun öneminin sadece maraton koşma yeteneğiyle sınırlı olmadığını belirtiyor. Son zamanlarda makinelerin çeşitli ortamlarda kullanılmasına yönelik artan ilgi, robotların koşu hızlarında ve zorlu koşullarda hareket etme yeteneklerinde çığır açıcı gelişmelere neden oldu. Ancak araştırmacılar, çok fazla güç harcamadan, aşırı ısınmadan, bataryası tükenmeden veya dengesizleşmeden uzun süre çalışabilen bir robot üretmeyi mümkün kılmanın da en az bunun kadar önemli olduğunu söylüyor. Araştırmacılar, bu soruna daha büyük bataryalar veya daha verimli motorlar gibi tek tek bileşenler üzerinden yaklaşmak yerine, onu "bütünsel robot sistemi sorunu" olarak ele aldı. Dört ayaklı robotlar bacaklarını hareket ettirirken vücutlarının çeşitli kısımlarından enerji kaybettiği için bu tür çetin görevleri üstlenebilecek bir robot geliştirmek, bütün tasarımını optimize etmek anlamına geliyor. Ekip, tasarımın işe yaradığından emin olmak için maraton boyunca robotla birlikte koştu ve voltaj, sıcaklık ve batarya durumunun yanı sıra diğer verileri de kaydetti. Robot ayrıca resmi bir katılımcı olarak kaydedildi ve yolculuğu boyunca görüntülendi. Araştırmacılar bu tek robot araştırmasından elde edilen verileri, seri üretime uygun ve endüstriyel ortamlarda kullanılabilecek bir ürüne dönüştürmeyi umuyor. RAIBO2 robotu elle tasarlanıp üretildi ancak onu gerçek bir ürüne dönüştürmek için tasarımın birden fazla robotta güvenle kullanılabilir hale getirilmesi ve zorlu endüstriyel ortamlarda da güvenilirliğinin sağlanması gerekecek. Robotun geliştirildiği Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden (KAIST) Jemin Hwang, "Bu çalışma, dört ayaklı bir robotun ne kadar uzağa koşabileceğini göstermenin ötesine geçiyor" diyor. Hem yüksek hareket performansı hem de enerji verimliliği elde etmek için robotun tamamının nasıl tasarlanması gerektiğini gerçek maraton verilerini kullanarak gösterdik. Laboratuvarda elde edilen dünya standartlarındaki performansı, endüstriyel ortamlarda herkesin güvenle kullanabileceği ürünlere taşıyacağız. Çalışma, hakemli dergi Nature'da yayımlanan "A quadruped robot designed to complete a marathon on a single battery charge" (Tek bir batarya şarjıyla maratonu tamamlamak üzere tasarlanmış dört ayaklı robot) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Kore çipleri Suudi Arabistan’a yöneliyor: Haber

Kore çipleri Suudi Arabistan’a yöneliyor:

Yapay zekâ yarışında rekabet artık yalnızca en gelişmiş modeli geliştirmekle sınırlı değil. Çipler, veri merkezleri ve enerji kapasitesi bu yarışın yeni belirleyicileri haline gelirken Suudi Arabistan, sahip olduğu enerji kaynakları ve hızla büyüyen dijital altyapısıyla küresel yapay zekâ ve yarı iletken şirketlerinin dikkatini çekiyor. Bilgi işlem çiplerine yönelik talebin artmasıyla birlikte yarı iletken sektörü enerji, veri merkezleri ve dijital altyapıyla kesişiyor. Böylece teknolojik gücün yeni haritası, yalnızca çip üreten ülkelerin değil, bu çiplerin ihtiyaç duyduğu bilgi işlem kapasitesini barındırabilecek ülkelerin de önem kazandığı yeni bir döneme işaret ediyor. Bu yarışta Suudi Arabistan, enerji imkânları, veri merkezlerindeki hızlı genişleme ve egemen yapay zekâ ekosistemi kurma hedefi sayesinde Asyalı çip ve yapay zekâ şirketleri için giderek daha önemli bir merkez haline geliyor. Güney Kore ise çipler, yapay zekâ ve bunlara bağlı altyapı alanlarındaki kamu harcamalarını artırarak değer zincirinin merkezindeki konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Koreli yapay zekâ çipi şirketi Rebellions’ın Riyad’ı bölgesel merkezi olarak seçmesi, çipleri üretenlerle onları çalıştıracak kapasiteye sahip ülkeler arasındaki bu yeni kesişimi somutlaştırıyor. Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Sunghyun Park, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ı şirket için cazip bir merkez haline getiren üç temel unsur bulunduğunu söyledi. Bunların yüksek enerji kapasitesi, yapay zekâ altyapısının geliştirilmesine yönelik kararlılık ve egemen yapay zekâ alanındaki büyük hedefler olduğunu belirtti. Park, bu faktörlerin bir araya gelmesinin Riyad’ı Rebellions’ın yapay zekâ çipleri alanındaki faaliyetlerini geliştirmesi için uygun bir merkez haline getirdiğini ifade etti. Koreli şirketin bu adımı, Suudi Arabistan’ın veri merkezleri ve yapay zekâ projelerine yönelik yatırımların artmasıyla birlikte yükselen bilgi işlem talebini karşılayacak kapasitesini genişletmeye çalıştığı bir dönemde atıldı. 2027’de 596,92 milyar dolar bütçe Güney Kore bu hafta, 2027 yılı için tarihinin en büyük hükümet bütçesini önerdi. Toplam 821 trilyon won (596,92 milyar dolar) tutarındaki bütçe, mevcut yıla göre yüzde 12,8 artış öngörüyor ve ülke tarihindeki en yüksek yıllık artışa işaret ediyor. Bütçedeki harcamaların önemli bir bölümünün yapay zekâ, yarı iletkenler ve bunlarla bağlantılı altyapıya yönlendirilmesi planlanıyor. Seul yönetimi, ekonomisinin en önemli itici güçlerinden biri olan yarı iletken sektöründeki konumunu korumak için kamu harcamalarını artırmaya hazırlanıyor. Bu adım, yapay zekâ uygulamalarında kullanılan çiplere yönelik küresel talebin hızla yükseldiği bir dönemde atılıyor. Bütçe tasarısında, yeni nesil yarı iletken altyapısını desteklemek amacıyla su sistemleri, elektrik şebekeleri ve lojistik hizmetlerini kapsayan sanayi altyapısı için 21,3 trilyon won ayrılması öngörülüyor. Ayrıca çip sektörüne yönelik özel bütçeye 2,6 trilyon won tahsis edilmesi planlanıyor. Güney Kore, yapay zekâ sistemlerinde kullanılan yüksek bant genişlikli bellek çiplerine (HBM) yönelik küresel talepteki artıştan da yararlanıyor. Bu talep, Samsung Electronics ve SK Hynix’in güçlü kârlar açıklamasında önemli rol oynuyor. Egemen yapay zekâ Riyad ile Seul’ü birbirine bağlıyor Park’a göre yapay zekânın egemenlik boyutu, ülkelerin hangi teknolojileri kullanacağına ilişkin kararlarında giderek daha önemli bir unsur haline geliyor. Özellikle bazı veri ve uygulamaların hassas sektörlerle bağlantılı olması, yerel olarak yönetilen yapay zekâ teknolojilerine duyulan ihtiyacı artırıyor. Park, bu ihtiyacın diğer unsurların yanı sıra ulusal güvenlikle de bağlantılı olduğunu belirtti. Nükleer enerji programları veya silah sistemleri gibi hassas bilgilerin, devletlerin yapay zekânın nasıl kullanılacağını kontrol edebilmesini, sınırlarını belirleyebilmesini ve sistemleri tamamen ülke içinde çalıştırabilmesini gerektirdiğini söyledi. Koreli yapay zekâ çipi şirketi Rebellions»ın Üst Yöneticisi (CEO) Sunghyun Park (Şarku’l Avsat) Bu durum, yapay zekâ pazarındaki temel eğilimlerden birini de yansıtıyor. Hükümetler ve şirketler artık yalnızca gelişmiş modellere erişmeye değil, verilerin nerede depolandığına, modellerin nerede çalıştırıldığına ve bu sistemlerin dayandığı altyapının kimin mülkiyetinde olduğuna da odaklanıyor. Aramco ve Humain çip tedarik zincirinde Rebellions’ın Suudi Arabistan’la halihazırda yatırım ilişkisi bulunuyor. Park, Aramco’nun yaklaşık iki yıl önce şirkete yatırım yaptığını, Rebellions’ın ise yapay zekâ altyapı teknolojilerine ilişkin tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi konusunda Humain ile görüşmelerini sürdürdüğünü söyledi. Park, Humain’in Suudi Arabistan’da ve küresel ölçekte yapay zekâ alanında faaliyet gösteren en önemli kuruluşlardan biri haline geldiğini belirterek, şirketle iş birliğinin bölgedeki yapay zekâ sektörü üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğini ifade etti. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın veri merkezleri başta olmak üzere dijital altyapısını genişlettiği bir dönemde yaşanıyor. Bu durum, çip ve bilgi işlem alanında faaliyet gösteren şirketler için yalnızca bileşen satışıyla sınırlı olmayan, doğrudan yapay zekâ ekosisteminin kurulmasına katılmayı mümkün kılan potansiyel bir bölgesel pazar oluşturuyor. Rekabet çip hızından işletme maliyetine kayıyor Rebellions, yapay zekâ çipi pazarındaki rekabetin yalnızca bir çipin saniyede daha fazla sayıda token işleme kapasitesiyle belirlenmeyeceği görüşünde. Park, şirketin daha düşük ekonomik maliyetle daha yüksek yapay zekâ performansı sağlayan teknolojiler geliştirmeye odaklandığını söyledi. Müşteriler açısından önemli ölçütün yalnızca saniyede işlenebilen token sayısı olmadığını belirten Park, asıl önemli göstergelerden birinin token başına maliyet olduğunu ifade etti. Şirketin modeli, kaynaklarını eğitim ve çıkarım süreçleri arasında eşit biçimde dağıtmak yerine büyük ölçüde çıkarım (inference) operasyonlarına odaklanıyor. Park, çıkarım işlemlerinin giderek standartlaşan bir hizmete dönüştüğünü belirterek, şirketlerin ve kullanıcıların arka planda hangi teknolojinin kullanıldığından bağımsız olarak uygun maliyetle iyi sonuçlar elde etmeye daha fazla önem vereceğini söyledi. Enerji, yapay zekâ denkleminin bir parçası haline geliyor Veri merkezlerinin enerji tüketiminin artmasıyla birlikte elektrik maliyeti ve çiplerin enerji verimliliği, yapay zekâ kullanımının genişletilmesindeki ekonomik hesabın önemli unsurları haline geliyor. Riyad ile Seul’ün hesapları da bu noktada farklı açılardan kesişiyor. Güney Kore, değer zincirindeki konumunu korumak amacıyla çiplere, elektrik şebekelerine ve gerekli sanayi altyapısına yatırım yaparken Suudi Arabistan, yaklaşan bilgi işlem dalgasını karşılamak için enerji, altyapı ve veri merkezleri sağlamaya çalışıyor. Böylece yapay zekâ yarışındaki rekabet yalnızca modeller ve yazılımlar etrafında şekillenmiyor. Yarış aynı zamanda çipleri kimin ürettiği, veri merkezlerine kimin sahip olduğu, enerjiyi kimin sağlayabildiği ve tüm bunları en düşük maliyetle kimin sunabildiği soruları etrafında yeniden tanımlanıyor.

Türk turistin ilgisi premium turlara kayıyor... Japonya ve Güney Kore'ye talep arttı Haber

Türk turistin ilgisi premium turlara kayıyor... Japonya ve Güney Kore'ye talep arttı

Yurt dışı seyahatlerinde tüketiciler artık yalnızca tur fiyatına değil, sunulan hizmetlerin kapsamına ve toplam maliyete odaklanıyor. Konaklama, ulaşım, rehberlik ve çevre gezilerini tek pakette birleştiren premium tur programları bu nedenle daha fazla ilgi görüyor. Sektör temsilcilerinden Mehmet Kamçı, premium yaklaşımının yalnızca otel standardıyla ölçülmediğini belirterek, seyahatin uçtan uca planlanmasının ve nitelikli bir deneyim sunulmasının esas olduğunu söyledi. Kamçı, misafirlere yalnızca bir tur değil, baştan sona konforla örülmüş bir yaşam deneyimi sunduklarını ifade etti. Kamçı, rotaların oluşturulmasından otel ve araç seçimine, şehirlerde geçirilecek süreden rehber atamalarına kadar tüm kararların deneyim ve geri bildirimlere göre alındığını belirtti. Amaçlarının, turu satın alırken görülen fiyatın seyahatin gerçek ve toplam maliyeti olması olduğunu kaydetti. Premium turların ilk bakışta standart ürünlerden daha pahalı görünse de, ekstra turlar, giriş ücretleri ve şehir vergileri gibi kalemler eklendiğinde toplam farkın azaldığına dikkat çekildi. JAPONYA VE GÜNEY KORE’YE TALEP ARTTI 2026 yılında Coral Travel’ın premium ürünlerinde İspanya-Endülüs, Bernina Treni ile İsviçre Alpleri, İskandinavya, İtalya, Bali, Singapur, Japonya, Güney Kore, Güney Afrika, Tayland, ABD ve Özbekistan gibi rotalar öne çıktı. Türk turistlerin klasik Avrupa destinasyonlarına ilgisini korurken deneyim odaklı noktalara da yöneldiği belirtildi. Özellikle Japonya’ya talep yüzde 70, Güney Kore’ye talep yüzde 50 arttı. Azerbaycan, diğer Türk cumhuriyetleri ve Gürcistan gibi yakın coğrafyalar da ürün çeşitliliğini destekleyen destinasyonlar arasında yer aldı. DİZİ VE FİLMLER DE SEYAHAT TERCİHİNİ ETKİLİYOR Premium seyahatin yükselen eğilimlerinden biri de “set-jetting” oldu. Film ve dizilerde görülen lokasyonlardan ilhamla seyahat planlamayı ifade eden bu trendin özellikle Z ve Y kuşağında güçlü olduğu belirtildi. 18 ülkede 24 bin yetişkinle yapılan bir araştırmaya göre, Z ve Y kuşağı seyahatseverlerin yüzde 81’i tatil planlarını film ve televizyon yapımlarında gördükleri lokasyonlara göre oluşturuyor. Küresel ölçekte ise seyahatseverlerin yüzde 53’ü ekranlardan ilham alan seyahatlere ilgisinin son bir yılda arttığını ifade edildi.

Kuzey Kore: Nükleer silahsızlanma önce Amerika'nın müttefikleriyle başlamalıdır Haber

Kuzey Kore: Nükleer silahsızlanma önce Amerika'nın müttefikleriyle başlamalıdır

Kuzey Kore, geçtiğimiz hafta Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi sonrası yükselen askeri bloklaşma ve hızlanan silahlanma faaliyetleri nedeniyle ABD ve müttefiklerini sert bir dille kınadı. Egemenlik haklarımız tehdit olarak yansıtılıyor Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’nın (KCNA) haberine göre Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, NATO liderlerinin Pyongyang'ın meşru egemenlik haklarını kullanmasını bir "tehdit" gibi göstermeye çalıştığı savunuldu. Açıklamada, Kuzey Kore'nin kendi güvenlik çıkarlarını ve bölgesel barışı korumak adına egemenlik haklarını sorumlu bir şekilde kullanmaya devam edeceği vurgulandı. Ankara Zirvesi'nde 50 milyar dolarlık anlaşma Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen zirvede, ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupalı müttefiklerine yönelik "savunma yükünü paylaşma" yönündeki baskıları sonucunda, değeri 50 milyar doları aşan askeri ve endüstriyel satın alma anlaşmaları imzalandı. Zirve kapsamında Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Seul'ün NATO üyeleriyle ileri teknolojiler, araştırma-geliştirme ve silah sistemleri üretimi gibi alanlarda iş birliğini genişletmeyi hedeflediğini ifade etti. Savaş ve çatışma bloğu Pyongyang yönetimi, Ankara'daki zirvenin NATO'nun bir "savaş ve çatışma bloğu" olduğunu kanıtladığını öne sürdü. Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığına göre Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, ittifakın Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesindeki barış ve güvenliği tehlikeye atarak, yalnızca kendi "jeopolitik çıkarlarını" gözetmeye çalıştığını ifade etti. Seul / Şarku'l Avsat

Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada... Türkiye'de yaşam dünya ortalamasının üzerinde Haber

Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada... Türkiye'de yaşam dünya ortalamasının üzerinde

TÜİK, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü dolayısıyla Birleşmiş Milletler'in 2025 yılı nüfus tahminlerine ilişkin verileri yayımladı. Verilere göre Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla 194 ülke arasında 18'inci sırada yer aldı. ANKARA (İGFA) - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1989 yılında, dünya nüfusunun 5 milyara ulaştığı 11 Temmuz 1987 tarihi "Dünya Nüfus Günü" olarak kabul edilmişti. Her yıl bu kapsamda nüfus ve kalkınma konularına ilişkin farkındalık çalışmaları yürütülüyor. DÜNYA NÜFUSU 8,23 MİLYAR Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2025 yıl ortasında dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişiye ulaştı. En fazla nüfusa sahip ülkeler sırasıyla; Hindistan 1 milyar 463 milyon 865 bin 525 kişi, Çin 1 milyar 416 milyon 96 bin 94 kişi ve ABD 347 milyon 275 bin 808 kişi oldu. Bu üç ülke dünya nüfusunun yüzde 39,2'sini oluşturdu. Türkiye ise 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1'ine sahip olarak 18'inci sırada yer aldı. TÜRKİYE'NİN ÇOCUK NÜFUS ORANI DÜNYA ORTALAMASININ ALTINDA Birleşmiş Milletler verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde çocuk nüfusun (0-17 yaş) toplam nüfus içindeki oranı yüzde 29,3 olarak hesaplandı. Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu ülkeler olarak Orta Afrika Cumhuriyeti yüzde 56,2, Nijer yüzde 53,3, Somali yüzde 53,0 oldu. Çocuk nüfusu oranı en düşük kaldığı ülkeler ise yüzde 12,9 ile Güney Kore, yüzde 14,0 ile Japonya, yüzde 14,4 Singapur oldu. Türkiye'de çocuk nüfus oranı yüzde 24,8 ile dünya ortalamasının altında kalırken, Avrupa Birliği ülkelerinin tamamından daha yüksek seviyede gerçekleşti. GENÇ NÜFUS ORANI DA DÜNYA ORTALAMASININ GERİSİNDE 15-24 yaş grubundaki genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranı dünya genelinde yüzde 15,6 oldu. Türkiye'de bu oran yüzde 14,8 olarak hesaplandı. Böylece Türkiye dünya ortalamasının altında kalırken, AB ülkelerinin tamamından daha yüksek genç nüfus oranına sahip oldu. Genç nüfus oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 23,3 ile Güney Sudan olurken, en düşük oran yüzde 8,8 ile Monako'da görüldü. TÜRKİYE'DE YAŞLI NÜFUS ORANI DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı dünya genelinde yüzde 10,4 olarak hesaplandı. Türkiye'de yaşlı nüfus oranı yüzde 11,1 ile dünya ortalamasının üzerine çıktı. Ancak bu oran Avrupa Birliği ülkelerinin tamamının gerisinde kaldı. Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 36 ile Monako olurken, Japonya yüzde 30 ile ikinci sırada yer aldı. Bu arada 2025 yılı tahminlerine göre dünya genelinde toplam doğurganlık hızı kadın başına 2,24 çocuk olarak hesaplandı. Türkiye'de ise bu oran 1,42 çocuk olarak gerçekleşti. En yüksek doğurganlık hızına sahip ülke kadın başına 5,94 çocuk ile Çad olurken, en düşük oran 0,75 çocuk ile Güney Kore'de görüldü. AB ülkeleri arasında en yüksek doğurganlık hızı 1,74 çocuk ile Bulgaristan'da kaydedildi. TÜRKİYE'DE YAŞAM SÜRESİ DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2025 yılında dünya genelinde doğuşta beklenen yaşam süresi toplamda 73,5 yıl olurken; erkeklerde bu süre 70,9 yıl, kadınlarda ise 76,2 yıl olarak hesaplandı. Türkiye'de ise erkeklerde doğuşta beklenen yaşam süresi 75,5 yıl, kadınlarda ise 80,7 yıl olarak tahmin edildi. Her iki gösterge de dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Erkeklerde en uzun yaşam süresi 84,7 yıl ile Monako'da, kadınlarda ise 88,7 yıl ile yine Monako'da kaydedildi. TÜRKİYE, AVRUPA'YA GÖRE DAHA GENÇ BİR NÜFUSA SAHİP TÜİK verileri, Türkiye'nin çocuk ve genç nüfus oranlarının Avrupa Birliği ülkelerinden yüksek, yaşlı nüfus oranının ise AB ortalamasının altında olduğunu ortaya koydu. Buna karşın doğurganlık hızının dünya ortalamasının altına gerilemesi ve yaşlı nüfus oranının dünya ortalamasını aşması, Türkiye'de demografik dönüşümün hız kazandığını gösteren önemli göstergeler arasında yer aldı.

Türk lezzetleri Uzak Doğu yolcusu Haber

Türk lezzetleri Uzak Doğu yolcusu

Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında katma değeri yüksek pazarlara yönelme stratejisi kapsamında, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 20-29 Kasım 2026 tarihlerinde, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyecek. Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçıları Japonya ve Güney Kore'de yeni ticaret köprüleri kuracak. İZMİR (İGFA) - Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında katma değeri yüksek pazarlara yönelme stratejisi kapsamında, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 20-29 Kasım 2026 tarihlerinde, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyecek. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği organizasyonunda gerçekleştirilecek programda Türk ihracatçıları, Seul ve Tokyo'da ithalatçılar, ulusal perakende zincirleri, distribütörler ve gıda sektörünün önde gelen satın alma kuruluşlarıyla ikili iş görüşmeleri yapacak. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, küresel gıda ticaretinde rekabetin artık fiyat kadar kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini belirterek, Japonya ve Güney Kore'nin bu dönüşümün en güçlü örnekleri arasında yer aldığını söyledi. İhracatta sadece hacim artışı değil, kilogram başına ihracat değerini yükseltecek pazarlara odaklanıyoruz” diyen Balık, “Japonya ve Güney Kore, yüksek gelir seviyeleri, kaliteli ürün talebi ve güvenilir tedarikçi arayışlarıyla sektörümüz için stratejik öneme sahip. Türk üreticisi ve ihracatçısı son yıllarda kalite, gıda güvenliği, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim alanlarında önemli mesafe kat etti. Bu birikimi artık Uzak Doğu pazarlarında daha güçlü şekilde değerlendirmek istiyoruz. 2025 yılında Japonya ve Güney Kore’ye 63 milyon dolar olan yaş meyve sebze ve mamul ihracatımızı kısa vadede 100 milyon dolara orta vadede 200 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Dünya Kupası hezimeti sonrası 6 istifa Haber

Dünya Kupası hezimeti sonrası 6 istifa

Büyük beklentilerle katıldıkları 2026 FIFA Dünya Kupası'na erken veda ederek başarısız tablo çizen ülkeler arasında Türkiye de yer alırken yoğun eleştirilere maruz kalan teknik direktörler bir bir görevlerini bırakıyor. Şu ana kadar toplam istifa sayısı 6'ya yükseldi. 2026 FIFA Dünya Kupası kimi ülkeler için tarihi başarılara sahne olurken kimi ülkelerde ise büyük hayal kırıklığı yarattı. Turnuvada başarısız bir tablo çizen ülkeler arasında 24 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası'na grup aşamasında veda eden Türkiye de yer alırken birçok teknik adam sorumluluğu üzerine alarak istifasını sundu. Şu ana kadar Dünya Kupası'na veda ettikten sonra 6 teknik direktör görevini bıraktı. Yeniçağ'da yer alan habere göre, işte Dünya Kupası hezimeti sonrası istifa eden teknik adamlar... EKVADOR TEKNİK DİREKTÖR BECCACECE GÖREVİ BIRAKTI Son 32 turunda turnuvanın ev sahiplerinden Meksika'ya 2-0 yenilerek Dünya Kupası'na veda eden Ekvador'da teknik direktör Sebastian Beccacece maç sonu ayrılık açıklamasında bulundu. Beccacece, "Sözleşmemiz Dünya Kupası ile sona erdi. Söz verdiğimiz başarıyı, yani bu Dünya Kupası'nı gelmiş geçmiş en iyi Dünya Kupası yapmayı başaramadığımızı düşünüyorum. Bugün veda etme sırası bende." diyerek görevine devam etmeyeceğini açıkladı. KOEMAN FAS'A ELENDİKTEN SONRA İSTİFA ETTİ Fas'a penaltı atışları sonunda yenilerek Dünya Kupası'na son 32 turunda veda eden Hollanda'da ise Ronald Koeman teknik direktörlük görevinden istifa etti. CLARKE 7 YILLIK GÖREVİNDEN AYRILDI Turnuvanın favorilerinden biri olmasa da Dünya Kupası'na grup aşamasında veda ederek hayal kırıklığı yaratan İskoçya'da da deneyimli teknik adam Steve Clarke 7 yıldır sürdürdüğü görevinden duygusal bir açıklamayla ayrıldı. Clarke, "Bu vedanın en duygusal kısmı, onlar olmasaydı 2019'dan bugüne kadar biriktirdiğimiz hiçbir anıya sahip olamayacağımız oyuncularım içindir. Onların teknik direktörü olarak anılmak gerçekten bir onurdu" ifadelerini kullandı. ÇOK ELEŞTİRİLEN BIELSA İÇİN KAÇINILMAZ SON Dünya Kupası'na grup aşamasında veda eden takımlar arasında Uruguay en çok eleştirilen takımların başında geldi. Eleştiri oklarının hedefinde yer alan Marcelo Bielsa ile yollar ayrıldı. GÜNEY KORE ONU İSTENMEYEN ADAM İLAN ETTİ Dünya Kupası'na Çekya galibiyetiyle başlamasına rağmen üst üste Meksika ve Güney Afrika'ya karşı aldığı yenilgilerle gruptan çıkamayan Güney Kore'de ise teknik direktör Hong Myung-bo çok büyük tepkilere maruz kaldı. Ülkede adeta istenmeyen adam ilan edilen Hong Myung-bo çok geçmeden teknik direktörlük görevinden istifa etti. KOUBEK'Lİ ÇEKYA BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI OLDU Güney Kore ile aynı grupta yer alan Çekya da Dünya Kupası'nda oynadığı 3 maçta yalnızca 1 puan toplayabildi. Kadrosundaki önemli oyunculara rağmen bu kötü performans sonrası Çekya teknik dirtektörü Miroslav Koubek de görevini bıraktı.

Milli Takım'ın 2026 Dünya Kupası macerası başlıyor Haber

Milli Takım'ın 2026 Dünya Kupası macerası başlıyor

A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu ilk maçında pazar günü Kanada'nın Vancouver şehrinde Avustralya ile mücadele edecek. A Milli Futbol Takımı'nın, ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası'ndaki macerası başlıyor. Milliler, D Grubu ilk maçında pazar TSİ 07.00'de Kanada'nın Vancouver şehrinde bulunan BC Place Stadyumu'nda Avustralya ile karşı karşıya gelecek. Ay-yıldızlılar, bu maçın ardından 20 Haziran Cumartesi günü San Francisco Bay Bölgesi Stadyumu'nda Paraguay ile, grubun son müsabakasında da 26 Haziran Cuma günü ABD ile Los Angeles Stadyumu'nda mücadele edecek. Mililer, hazırlık maçlarını kayıpsız geçti A Milliler, Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında oynadığı iki hazırlık maçını da kazandı. Ay-yıldızlılar İstanbul'da Kuzey Makedonya'yı 4-0, ABD'nin Florida eyaletinde de Venezuela'yı 2-1'lik skorla yendi. Avustralya ise Meksika'ya 1-0 mağlup olurken, İsviçre ile 1-1 berabere kaldı. 24 yıllık hasret bitti A Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası Avrupa elemeleri E Grubu'nda İspanya, Gürcistan ve Bulgaristan ile karşı karşıya geldi. Kırmızı-beyazlılar, grubu 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet sonucunda topladığı 13 puanla ikinci sırada tamamladı ve play-off oynamaya hak kazandı. Play-off yarı finalinde İstanbul'da Romanya'yı 1-0 ile geçen milliler, finalde de deplasmanda Kosova'yı da aynı skorla mağlup ederek 24 yılık hasreti sona erdirdi. 2002 yılında 3. oldu Ay-yıldızlılar, son olarak Güney Kore ve Japonya'nın ortak düzenlediği Dünya Kupası'nda yer aldı. Milliler, oldukça başarılı bir turnuva geçirirken, tarihinin de en iyi derecesini elde etti. A Milliler, Güney Kore'yi mağlup ederek, Dünya Kupası'nı 3. olarak tamamladı. 3. kez Dünya Kupası'nda A Milliler, Dünya Kupası'na 1950, 1954 ve 2002 yıllarında olmak üzere 3 kez katılım hakkı elde etti ve fakat 2 kez turnuvada mücadele etti. Ay-yıldızlılar 1950 yılında İsviçre'de gerçekleştirilen turnuvaya finansal sorunlar yüzünden katılamadı. Franco'nun kura atışıyla ilk kez Dünya Kupası bileti alındı Milliler, 1954 yılında İsviçre'deki Dünya Kupası için elemelerde İspanya ile mücadele ederken, iki ülke de birer galibiyet alınca tarafsız sahada üçüncü karşılaşma oynandı. Bu müsabaka da 2-2 sona ererken, dönemin statüsünde uzatmalar ya da penaltılar olmadığından kura atışı yapıldı ve top toplayıcı olarak görev yapan bir İtalyan bir çocuk olan Franco'nun parayı havaya atmasının ardından Türkiye ilk defa ilk defa Dünya Kupası bileti aldı. Milli takım, Macaristan, Batı Almanya ve Güney Kore ile yer aldığı grupta 1 galibiyet, 1 mağlubiyet sonucunda 2 puan topladı. Grup formatı gereği yeniden Batı Almanya ile karşılaşan kırmızı-beyazlılar, rakibine yenildi ve turnuvaya veda etti. Avustralya ilk resmi maç Türkiye, Avustralya ile bugüne kadar resmi maçlarda hiç karşı karşıya gelmezken, iki kez özel maç yaptı. Söz konusu müsabakalardan milliler galip ayrıldı. Son olarak 24 Mayıs 2004 tarihinde Avustralya'daki mücadeleyi ay-yıldızlılar, 1-0'lık skorla kazandı. Millilerin 652. karşılaşması A Milliler, 362'si resmi, 289'u özel toplam 651 karşılaşmaya çıktı. Kırmızı-beyazlılar geride kalan maçlarda 1'i hükmen olmak üzere 259 galibiyet elde ederken, 241 mağlubiyet ve 151 de beraberlik aldı. Ay-yıldızlılar, oynadığı müsabakalarda 903 gol kaydederken, kalesinde ise 927 gole engel olamadı. Vincenzo Montella'nın 34. müsabakası Teknik Direktör Vincenzo Montella, A Milli Futbol Takımı'nın başında 24'ü resmi, 9'u da özel olmak üzere 33 maça çıktı. Montella yönetimindeki A Milliler, bu mücadelelerde 20 galibiyet, 8 mağlubiyet ve 5 beraberlik aldı. Montella ile 2. turnuva Vincenzo Montella, Dünya Kupası ile ay-yıldızlılarla 2. turnuvasında mücadele edecek. Milliler, İtalyan teknik adam yönetiminde ilk olarak 2024 yılında Almanya'da gerçekleştirilen Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yer alırken, turnuvaya çeyrek finalde veda etti. Avustralya, dünya sıralamasında 27. Teknik direktörlüğünü Tony Popovic'in yaptığı Avustralya, FIFA dünya sıralamasında 1579 puanla 27. basamakta bulunuyor. Avustralya'da Türkiye'de Bursaspor, Başakşehir, Kayserispor ve Giresunspor'da forma giyen Aziz Behich yer alıyor. Jesus Valenzuela düdük çalacak Avustralya ile Türkiye arasında oynanacak karşılaşmayı Venezuela Futbol Federasyonu'ndan Jesus Valenzuela yönetecek. Valenzuela'nın yardımcılıklarını aynı ülkeden Jorge Urrego ve Tulio Moreno yapacak. Karşılaşmada Peru Futbol Federasyonu'ndan Kevin Ortega dördüncü hakem, aynı ülkeden Michael Orue ise yedek yardımcı hakem olarak görev alacak. Millilerin karşılaşmaya Uğurcan Çakır, Zeki Çelik, Merih Demiral, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Yunus Akgün, Arda Güler, Barış Alper Yılmaz ve Kerem Aktürkoğlu 11'i ile çıkması bekleniyor. Teknik Direktör Vincenzo Montella tarafından belirlenen Dünya Kupası kadrosu şöyle: Kaleci: Altay Bayındır (Manchester United), Mert Günok (Fenerbahçe), Uğurcan Çakır (Galatasaray) Defans: Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Galatasaray), Çağlar Söyüncü, Mert Müldür (Fenerbahçe), Ferdi Kadıoğlu (Brighton), Merih Demiral (Al-Ahli), Ozan Kabak (Hoffenheim), Samet Akaydin (Çaykur Rizespor), Zeki Çelik (Roma) Orta saha: Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Orkun Kökçü (Beşiktaş), Salih Özcan (Borussia Dortmund) Forvet: Arda Güler (Real Madrid), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Galatasaray), Can Uzun (Eintracht Frankfurt), Deniz Gül (Porto), İrfan Can Kahveci (Kasımpaşa), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu, Oğuz Aydın (Fenerbahçe)

ALİ BEKTAN: ‘Garaj’da Kurulan (!) Şirketler Haber

ALİ BEKTAN: ‘Garaj’da Kurulan (!) Şirketler

Dünyanın en büyük ve en değerli şirketlerinin birçoğu, çok kısıtlı imkanlarla bir evin garajında veya küçük bir kulübede işe başlamıştır. Günümüzde milyarlarca dolarlık değere ulaşan ve hayatımızı değiştiren en bilinen garaj şirketleri şunlardır: Teknoloji Devi Apple: Steve Jobs ve Steve Wozniak, 1976 yılında Jobs'ın ailesinin Los Altos, Kaliforniya'daki evinin garajında ilk Apple bilgisayarlarını üretmeye başladı. Bu garajda elle monte ettikleri ilk 50 bilgisayarı yerel bir mağazaya satarak dev bir imparatorluğun temelini attılar. Google: Larry Page ve Sergey Brin, 1998 yılında arama motoru projelerini geliştirmek için Susan Wojcicki'nin Kaliforniya'daki garajını aylık 1700 dolara kiraladı. Şirket büyüyünce, tarihi önemi nedeniyle bu garajı daha sonra satın aldı. Amazon: Jeff Bezos, 1994 yılında Washington'daki evinin garajında Amazon'u sadece çevrimiçi bir kitapçı olarak kurdu. Garajdaki masalarını eski kapılardan yapan Bezos, bugün dünyanın en büyük e-ticaret ve bulut bilişim şirketini yönetmektedir. Microsoft: Bill Gates ve Paul Allen, 1975 yılında Albuquerque'de küçük bir garajda ve çok kısıtlı kaynaklarla Microsoft'u kurarak ilk işletim sistemlerini yazdı. HP (Hewlett-Packard): Garaj kültürünün öncüsü kabul edilen Will Hewlett ve Dave Packard, 1939 yılında Kaliforniya'da kiraladıkları bir evin arkasındaki dar garajda şirketi kurdu. İlk ürünleri bir ses osilatörüydü ve ilk büyük müşterileri Walt Disney şirketi oldu. Bugün dünyanın ünlü bilgisayar firması oldu. DELL: Bugün değeri 50 milyar doların üzerinde olan bilgisayar üreticisi Dell’in kurucusu Michael Dell, 1984 yılında henüz üniversite öğrencisiyken kişiye özel bilgisayar tasarlamaya başlar. Tahmin edin nerede? Evet, evinin garajında.. Yaklaşık bir yıl sonra ise okulu bırakarak işini geliştirmeye karar verir. Başarılı da olur. Bu şirketlerin arkasındaki güç nedir? Bu güç ABD Ordusu ve Pentagon’dur. Dünya Dışı Uzaylılar ile temasa geçip onlardan teknoloji alarak bugünkü ‘Dijital Dünya’yı kurdular. Bu Teknolojinin çözülmesi 50 ile 60 yıl sürdü. İlk örnekler 1966 yılı Kasım ayında ABD Televizyonlarında gösterilmeye başlayan Star Trek Uzay Yolu Dizisinde gösterildi. Hepsi 20 yıl içerisinde günlük hayatımıza girdi. 1970 Yılında da Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger “Biz Gelecekte İnsanlara Cip takıp kontrol edeceğiz” dedi. 1972’de de Brezinski de “Biz insanlara Cip Takıp Kontrol edeceğiz” dedi. Sonuçta bu düşünceler Hollywood’un Uzay Filmlerinde daha yoktu. Pentagon neden verdi? Dünya üzerinde Amerikan İmparatorluğu’nu kurmak ve Gücünü Dünya Devletleri ile insanlarına kabul ettirmekti. Proje tamam oldu. Biz bu teknolojileri kolay kolay bulamaz ve milyarlarca dolar harcardık. Teknolojiye dikkat edin son 10 yılda üst düzeye geldik. ‘Yapay Zekâ’ son noktadır. Büyük Şirketlerin perde arkası budur. Şimdi ben de diyorum ki; “Bunlar büyük bir yalandır. Bu örneklere bakarak Dünya Sanayisi Garajlarda doğmuş gibi bir algı yaratılmıştır..” Bence şu anda Bilim ve Teknoloji ‘Uzak Doğu’dadır. İşin gerçeği Çin, Hindistan ve Güney Kore’deki Dijital gelişmeler dünyayı şekillendirirken, uzay çalışmalarına da kaynak olmaktadır. ABD artık eskisi gibi teknolojide de ileri değildir; Son gelişmeler gösteriyor ki, Silikon Vadisi Şirketleri Uzak Doğu ile rekabette geriliyor. Sonuçları önümüzdeki yıllarda görebileceğiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.