Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gözaltı

bursaarena.com.tr - Gözaltı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gözaltı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Gürlek: Haluk Levent Yunan adalarına kaçacaktı Haber

Bakan Gürlek: Haluk Levent Yunan adalarına kaçacaktı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Haluk Levent 12 Temmuz'da yurt dışına çıkış yapmak isterken yurt dışı çıkış yasağını öğrendi. Telefonunu kapatınca savcılarımız harekete geçti. Pazar günü Haluk Levent'i aldılar. Haluk Levent, İzmir'den tekneyle Yunan adalarına kaçacaktı" açıklamasını yaptı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, TRT Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Gürlek; Ahbap Derneği soruşturması, Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarında gelinen son durum, yasa dışı bahisle mücadele, FETÖ ile mücadele, Terörsüz Türkiye süreci ve uyuşturucu soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu: Ben İstanbul Başsavcılığı yaparken belediye operasyonları yapıyorduk. Şile Belediyesi operasyonu yapılmıştı.Belediyelere genelde operasyonlar ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve yolsuzluk kapsamında oluyor. Tabii Şile Belediyesi'nde bir Berkant Acil diye bir şahıs var. Berkant Acil isimli şahıs aynı zamanda da Haluk Levent'in üvey kardeşi. Soyadları farklı ama gerçekte üvey kardeşler. Bir şirketi var. Belediyelere konser organizasyonu, reklam organizasyonları vesaire yapıyor. Bu soruşturma kapsamında gözaltına alındı Şile Belediyesi'nde. Aynı şekilde Yeliz Kaya var. Yani bu da biliyorsunuz daha sonradan Ahbap'la irtibatı çıktı. Yeliz Kaya da gözaltına alındı. Tabii burada savcı arkadaşlar bütün hesap hareketlerini inceliyorlar. Hem Berkant Acil'in hem de Yeliz Kaya'nın yani MASAK raporları alınıyor, banka hareketleri bulunuyor. "Yeliz Kaya'ya Ahbap Derneği'nden inanılmaz rakamlar transfer ediliyor. 1 milyar, 5 milyar..." Berkant Acil'in hesap hareketleri incelenirken çok ilginç bir şekilde Haluk Levent'le bir para trafiği var. Olabilir yani sonuçta kardeşler arasında para trafiği var ama tabii burada dikkat çekici konu Yeliz Kaya. Yani Yeliz Kaya'nın bir Ahbap'la bir sıfatı yok. Yönetim kadrosunda da sıfatı yok, dernek gibi de bir vasfı yok. Yeliz Kaya'ya Ahbap Derneği'nden inanılmaz rakamlar transfer ediliyor. 1 milyar, 5 milyar... Daha sonra bunlar Haluk Levent'e transfer ediliyor. Bu tabii savcı arkadaşların dikkatini çekiyor. Yeliz Kaya'yı ifade alıyorlar, "Bu hesap hareketleri var, Ahbap'la senin ne ilgin var? Sen normalde belediye soruşturmasında gözaltına alındın." Orada tabii Yeliz Kaya diyor ki, "Bu hesap bana ait değil, bu hesap Haluk Levent'in hesabı" diyor. Tabii burada arkadaşlar hemen bir MASAK raporu alıyorlar. Daha önce Ahbap'la ilgili de çeşitli şikayetler, ihbarlar olunca dosya İstanbul Başsavcılığı tarafından ele alınıyor. Burada öncelikli olarak MASAK raporları alınıyor. Yani soruşturmanın başlangıcı bu. Normalde Yeliz Kaya'nın Ahbap Derneğinde bir resmi sıfatı olmamasına rağmen Ahbap Derneği'nin resmi hesabından Yeliz Kaya'nın hesabına inanılmaz miktarda, yani 1 milyar, 5 milyar anlık olarak, günlük olarak paralar transfer ediliyor. Daha sonra bu paralar bir şekilde Haluk Levent tarafından alınıyor. Bunun üzerine soruşturmaya başlandı. Tabii bu MASAK raporlarının gelmesi planlanıyordu. Yani bu biliyorsunuz normalde çarşamba günü, hafta içi bir soruşturmanın bir operasyon aşaması var. Burada şöyle oluyor, genelde Mali Şube çalışıyor, savcı arkadaşlar çalışıyor, bir şey var. Tabii Haluk Levent'in o süreci arkadaşları da takip ediyor, "Ne yapıyor, ne ediyor?" diye. Haluk Levent yurt dışından Türkiye'ye giriş yapmıştı o süreçte. Bir de İstanbul Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir uyuşturucu soruşturması var. Bu kapsamda ismini tam hatırlamıyorum, Portekizli bayan bir manken itirafçı olmuştu. Belki sizler de ekranlardan takip ettiniz. Bu bayan manken uyuşturucu kapsamında itirafçı beyanında bulundu. İşte Haluk Levent'in uyuşturucu kullandığını, üç kez birlikte uyuşturucu içtiklerini vesaire söylüyor. Tabii birden gündem Haluk Levent'e kilitlendi. Haluk Levent de birden ürktü, yani panik içerisinde bulundu. Daha sonra pazar günü sanıyorum yurt dışına çıkmak için havalimanına giderken 12 Temmuz'da yurt dışına çıkış yapmak isterken yurt dışı çıkış yasağını öğrendi. Tabii orada telefonu kapattı, yani telefon sinyali kesildi. Bizim arkadaşlar, yani savcılarımız aynı zamanda biliyorsunuz takip ediyorlar. Sinyal kapanınca birden kaçma girişiminde olduğunu düşündüler ki doğru. Normalde İzmir'e gitmeyi düşünüp İzmir'den de tekneyle Yunan adalarına kaçmayı düşünüyordu. Yanında bir şahıs var, Muzaffer isimli şahısla birlikte. O halen firari, yakalanamadı. Burada savcılarımız bir takdir aldılar. Sonuçta soruşturmanın gizlilikle yürütülmesi gerekiyor, aynı zamanda da şüphelinin ele geçirilmesi gerekiyor, asıl amaç bu. Pazar günü bir gözaltı kararı verdiler ve Haluk Levent'i aldılar. Soruşturma bu şekilde başlıyor. Öncelikli olarak 6 Şubat depremleri biliyorsunuz çok büyük bir deprem, 11 ili de etkileyen deprem, burada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza tekrardan Allah'tan rahmet diliyorum. Haluk Levent'in şahsıyla ilgili olanların dışında bizi ilgilendiren kısmı Ahbap isimli bir dernek var biliyorsunuz. Bu özellikle 2017 yılında kuruluyor ama tabii aktif olarak yoğun olarak bu dernek, Ahbap Derneği, depremden sonra yaşanan hadiseden sonra özellikle sosyal medyada, kamuoyunda birçok kişinin, işte birçok sanatçının, sosyal medya ünlülerinin yönlendirmesiyle bir yardım topluyor. Yani burada bizim insanlarımız, vatandaşlarımız hayırsever Türk milleti... Ben o zaman Hatay'daydım, bakan yardımcısıydım deprem zamanı. Koordinasyonda da görev aldım. Yani vatandaşlarımız gerçekten kenetlendi, yurt dışından, yurt içinden, burada tabii herkes bir şekilde cebinden, çocuklar, öğrencilerimiz harçlıklarını biriktirdiler, gönderdiler deprem bölgesine. "Ahbap Derneği deprem zamanı 245 milyon dolar para toplamış" Ahbap Derneği de özellikle deprem zamanı toplanan yardımlarla gündeme geldi. Yani burada önemli olan buradaki derneğin kamu derneği olması ya da özel vakıf olması önemli değil. Burada bir sorumluluk üstlenmesi. Ahbap da burada inanılmaz bir sorumluluk üstlendi. Tabii burada arkadaşlar MASAK raporlarını da alıyorlar Ahbap Derneği'nin. Deprem zamanı 245 milyon dolar bir para toplanmış. O zamanki Türk lirası hesabına göre 4.3 milyar TL, şu an o zamanki kurdan çevirdiğimiz zaman 245 milyon dolar para toplanmış. Ama burada bizi ilgilendiren kısmı, Ahbap Derneği'nde toplanan paraların Haluk Levent'in şahsına alınması. Yani bize suç olup olmadığı bu. Yani burada ilgilendiren, önemli olan konu bu. Biz bunu gördük MASAK raporlarında. Haluk Levent de zaten ikrar etti, yani maalesef kumar ve bahis sebebiyle bir bataklığa düştüğünü, burada bir sarmala düştüğünü, bu sebeple dernekten borç aldığını kendisi kabul etti. Haluk Levent bizim yasal bahis dediğimiz, yani legal şirketlerde 990 milyon TL bahis oynamış. Bunların hepsi tespit edildi. Yani bir kamu derneğinden bir vatandaşımızın cebinden deprem zamanı tasarruf ederek tamamen hayırseverlik ve gönüllülük uyarınca yardım gönderdiği paraları Haluk Levent şahsi hesabına almış, yani bu suç. Yani nerede olursa olsun suç. Bizi ilgilendiren kısmı da bu. Yani kumar oynaması elbette yanlış, Haluk Levent zaten kendisi de itiraf etti bir kumar illetine düştüğünü, bu sebeple borçlandığını. Daha sonra tabii soruşturma genişliyor. Yani bakalım, şu ana kadar sizin dediğiniz gibi 28 tutuklu var, 21 adli kontrol var. Ama özellikle ben şunu vurgulamak istiyorum. Burada bizi ilgilendiren, Adalet Bakanlığı ya da başsavcılığın görevi burada özellikle vatandaşlarımızın tamamen hayırseverlik ve iyi niyet kuralları çerçevesince deprem için göndermiş oldukları paraların Haluk Levent tarafından şahsi kullanım için çekilmesi ve bunun daha sonra işte kumar, bahis vesaire kullanılması. Suç olan kısım bu. Tamamen ihtiyaç sahiplerine ulaşılması amacıyla toplanan, vatandaşlarımızın iyi niyetli olarak yapmış olduğu maddi yardımların Haluk Levent'in bahis, kumar ya da işte özel hayatında bu paraları usulsüz bir şekilde tamamen normalde dernek hesabından olmaması lazım, dernek hesabından şahsi hesabına alarak kullanması var. Ben hatırlıyorum o dönem tabii Haluk Levent sosyal medyada özellikle belirli işte sosyal medyada ünlü kişilerin çağrısıyla çok ünlendi, çok popüler bir kişi oldu. Ya şu anda tabii savcı arkadaşlar bilgi sahibi olarak onların ifadelerini alıyorlar, almak zorunda. Çünkü burada atmış olduğu tweetler, yapmış olduğu yönlendirmeler var. Yani önemli olan maddi gerçeğe ulaşmak. Yani burada soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında elbette yeni dalgalar, yeni gözaltılar da olabilir. Çünkü sonuçta çok büyük bir organizasyon var burada. Bir kripto şirketi var, Haluk Levent bir kripto şirketi kuruyor. İlk başta bu kripto şirketine paralar aktarıyor. Daha sonra biliyorsunuz Yeliz Kaya taşınmazlar var, Yeliz Kaya'ya taşınmazlar aktarılıyor. Bir iki gün sonra da bu taşınmazlar Esin Çağlar isimli başka birine aktarılıyor. Şimdi şu ana kadar 70 civarında bildiğim kadarıyla bir müşteki var. Yani vatandaşlarımız yeni yeni Haluk Levent tutuklandıktan sonra şikayetçi oluyor. İnanılmaz bir senet var, taşınmaz devri yapılmış, borç senetleri ortaya çıkıyor. Şimdi ismi ben buradan vermek istemiyorum, bir sürü vatandaşımız geldi şikayetçi oldu. "Ben Haluk Levent'e güvenerek borç verdim." dedi. Baktık gerçekten senetler var, taşınmaz devirleri var. Şu ana kadar 68 tane taşınmaz çıktı. Haluk Levent zaten kendi üzerine almıyor. Önce Yeliz Kaya'ya alıyor, Yeliz Kaya'nın bir resmi sıfatı yok, bunu tamamen mali işlerini takip eden. Yeliz Kaya'dan da birkaç gün sonra üçüncü bir şahsa geçiyor, Esin Çağlar isimli bir bayana geçiyor. Burada soruşturma devam ediyor. Bilgi sahibi olarak Başsavcılık bu şekilde bir takdir kullandı. Elbette onların da dinlenmesi gerekiyor. Çünkü sonuçta vatandaşlarımızın tamamen iyi niyetlerle göndermiş olduğu yardımların yerine ulaşması gerekiyor. Yani savcılık da buna bakıyor. Yani savcılık bunun hesabını sormak zorunda, elbette sormak zorunda. Bu sebeple o kapsamda da sanatçıların o tarihlerde özellikle sosyal medyada, televizyonda işte vatandaşlarımızı yönlendirip işte "Devlet kurumları çalışmıyor, işte Ahbap görevini yapıyor." bu şekilde oraya yönlendiren önemli şahısların beyanlarını alması önemli. Onlar da zaten siz az önce söylediniz, pişman olduklarını söylediler, Haluk Levent'in gerçek yüzünü gördüklerini söylediler. Muhtemelen bu kapsamda yeni beyanlar da olacaktır. "Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünde FETÖ izi var” 2009 yılında biliyorsunuz maalesef Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte altı kişinin vefat ettiği bir uçak, helikopter kırım kazası var. Bununla ilgili tabii daha önce dosya başka bir başsavcılıktaydı. Daha sonra Ankara Başsavcılığımız dosyayı aldı, uzman ekipler inceliyor. Burada biz şunu gördük, arkadaşlarımız Başsavcılığımız bunu gördü Ankara Başsavcılığı, burada bir organizasyon var. Bu işi özellikle FETÖ'nün yaptığı konusunda çok ciddi deliller var. Biliyorsunuz geçen bir operasyon yapıldı, 19 kişi tutuklandı, 21 kişi gözaltına alınmıştı. Şimdi burada FETÖ'ye bu özellikle kırımın FETÖ'nün organizasyonu olduğunu gösteren, ben kendim de inceledim delilleri, çok ciddi emareler var. Nasıl emareler var? Özellikle helikopterin kazaya uğramadan önce, yani düşmeden önce üzerinden bir F-4 uçağının geçmesi durumu var. Tabii daha önce bu konuda raporlar alınmıştı. Özellikle bu F-4 uçağının geçmesinden dolayı mı helikopter düştü, ya da hava şartları, ya da helikopterin diğer eksikliklerinden dolayı mı diye. Burada F-4 uçağının geçmesinden dolayı helikopterin düştüğü konusunda Başsavcılığımızda bir kanaat oluştu. Tabii burada F4 uçağını kullanan pilot ve diğer bağlantıları araştırılıyor. Özellikle o tarihte F-4 uçağını kullanan pilotun eşinin özellikle Adil Öksüz'ün evinde parmak izi çıkıyor. Daha sonra bu pilotun işte Hava Kuvvetleri imamıyla, mahrem imamıyla o tarihlerde telefon görüşmeleri çıkıyor. "Deliller ortaya çıktıkça Başsavcılık durumu değerlendirecektir" Ve en son biliyorsunuz Elazığ il imamı tutuklanmıştı, onun ByLock yazışmaları çıktı. Elazığ il imamının özellikle mülkiye yapılanmasından birisiyle ByLock yazışmasında "Tereyağından kıl çeker gibi bu işi hallettik. Büyüğümüz özellikle bu sürecin, bu süreçten çok endişeliydi, bu şekilde sonuçlanmasından çok memnun." şeklinde bir yazışması var. Buradan arkadaşlar bütün delilleri araştırıyorlar. Şu an soruşturma devam ediyor ama gördüğümüz kadarıyla burada bir organizasyon var. Özellikle rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun FETÖ'nün hedefine konup daha sonradan örgütün bu şekilde bir eylem yaptığı konusunda Ankara Başsavcılığı tarafından bir kanaat oluştu. Başsavcılık ilk operasyonunu yaptı, muhtemelen diğer devamı da gelecektir. Ama burada ilk deliller, yani ben kendim de inceledim dosyayı biliyorsunuz ben savcılık, başsavcılık da yaptım, gördüğüm kadarıyla bir FETÖ tarafından bir organizasyon sonucunda rahmetlinin cinayet eyleminin işlendiği konusuna bir şüphe var, ciddi şüphe var, kuvvetli şüphe var. Muhtemelen deliller ortaya çıktıkça da tekrardan Başsavcılık durumu değerlendirecektir. Soruşturmayı Ankara Başsavcılığımız yürütüyor, orada bir uzman ekip var. Tabii aileyle de görüştüler, onlar da ilk özellikle 2009 yılındaki ilk gözlem anlarını anlattılar. Onu bilemiyoruz, şimdi Savcılık elbette soruşturma yapıyor. Yeni deliller kapsamında tekrardan operasyon yapabilir. Yani FETÖ'nün irtibatları araştırılıyor. Özellikle gözaltında, tutuklama kararı verilenlerin FETÖ'yle irtibatları, bunların tekrardan bir HTS analiz çalışmaları, en son kimlerle görüştüğü, yani bu organizasyonun mutlaka devamı gelecektir. Sonuçta bir FETÖ organizasyonuysa ama burada Başsavcılığımızın takdirinde soruşturmayı yürüten makam Başsavcılık makamı. Devamı gelir ya da ne zaman yapar onu bilemiyoruz. "Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk. Burada tabii başkanımız var, hakim-savcı kökenli, aynı şekilde de yeteri kadar tetkik hakimi arkadaşımız var. Soruşturma yapma yetkisi ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına ait. Buradaki arkadaşlar tamamen yani farklı bir gözle, profesyonel bir ekip var, farklı bir gözle bakış açısı sağlıyorlar. Yani burada soruşturma yapmıyor arkadaşlar, öncelikli olarak bunun altını çizmek lazım. Başsavcımızla sürekli olarak istişare halindeler, delilleri beraber tartışıyorlar, delilleri beraber gözlemliyorlar. Tecrübeli arkadaşlar bunlar, alanında uzman arkadaşlar. Tabii burada özel ekipler de kurabiliyoruz. Biliyorsunuz en son Gülistan Doku'da Tunceli'de özel bir ekip görevlendirildi. Bunun görevlerinin içerisinde polis, jandarma personeli de var. İşte aynı şekilde Adli Tıp'tan özel bir ekip görevlendirildi. Bu şekilde tamamen faili meçhul kalmış, zamanında çözümlenmemiş cinayetlerin çözümlenmesine ilişkin soruşturma yapma yetkisi yok, arkadaşlar bir istişare ortamı yapıyorlar. Başsavcı beye yol gösteriyorlar, özellikle bu farklı bir bakış açısı. İşte yeni teknolojiler var biliyorsunuz, şu an DNA incelemesi yapılabiliyor, o konuda pratik çözümleri var ya da işte baz istasyonu çakışması yapılabiliyor. "28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı" Faili meçhul suçlarla mücadeleyi ben şahsen çok önemsiyorum. Şu ana kadar ben göreve geldikten sonra bu büro kurulduktan sonra 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Bu çok önemli ve bunlar 20-25 yıl önce işlenmiş olan cinayetler. Bu çok önemli, yani devlet mutlaka hesabını sorar. O zaman ortaya çıkmamıştır ama daha sonradan mutlaka bunu yapanları ortaya çıkarmak devletin en büyük görevidir. Bizim buradaki asıl mesajımız da, asıl yani bu büroyu kurma amacımız da suçlarla ve suçluyla mücadele konusunda kararlılığımızı ortaya koymak. Burada biz arkadaşlarımız faili meçhul dosyaları 680 civarında bir dosyayı büroya aldık. Bunların hepsi tek tek inceleniyor, oradaki savcı arkadaşlarımızla da sürekli istişare halindeyiz. Yani vatandaş nezdinde çok olumlu bir hava oluştu. Özellikle 15-20 yıl önce işlenmiş bir cinayetin elbette ortaya çıkarılması, failin ortaya çıkarılması, adalet önünde hesap vermesi vatandaş için gerçekten çok önemli. Büro çalışıyor, yani burada önemli soruşturmaların dosyalarını da aldık. Tabii burada zaman aşımı olayı var, zaman aşımına uğramamış dosyaları alıyoruz, 680 civarında. Kısa sürede de az önce söyledim, 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Burada tabii büroda olan önemli dosyalar da var. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir. Tekrar vurgulamak istiyorum, bu büronun kuruluş amacı tamamen vatandaşlarımızın gönlünde, özellikle karanlık kalan bir cinayet varsa bunun aydınlatılması, vatandaşımızın adalete olan güven duygusunu en üst seviyede hissetmesi, bu amaçla kurmuştuk. Çok faydalı olduğunu da gördük. Sağ olsun Başsavcılığımız da, Başsavcı arkadaşlarımız da üzerine kararlılıkla gidiyor. Çünkü biz onlara da her zaman destek oluyoruz, bu soruşturmaların arkasında olduğumuzu söylüyoruz. Yani şu an olumlu gidiyor, toplumda güzel bir algı var.

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner tutuklandı Haber

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü rüşvet ve ihaleye fesat soruşturmasında gözaltına alınan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in de aralarında bulunduğu 30 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkeme, Güner dahil 24 şüpheli hakkında tutuklama, 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verdi. ANKARA (İGFA) - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında önemli bir operasyon gerçekleştirildi. Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in de bulunduğu toplam 36 şüpheli hakkında suç örgütü kurma, suç örgütüne üye olma, rüşvet alma, rüşvet verme ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından gözaltı kararı verildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri de gerçekleştirildi. Operasyonda 30 şüpheli gözaltına alınırken, şüphelilerin tamamı ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Mahkeme, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in de aralarında bulunduğu 24 şüpheli hakkında tutuklama kararı verdi. Diğer 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, firari durumdaki diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirterek, soruşturmanın çok yönlü ve titizlikle devam ettiğini bildirdi. AV. HÜSEYİN CAN GÜNER KİMDİR? 1993 yılında Ankara'da doğdu. Avukat, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2015 yılında mezun oldu. Cumhuriyet Halk Partisi'ne 2012 yılında kaydoldu. Ankara İl Gençlik Kolları Üniversite Komisyonunda, Sosyal Demokrat Öğrenciler örgütlenmesinde ve Çankaya İlçe Gençlik Kolunda çalışmalar yürüttü. 2013-2014 yıllarında Etimesgut Gençlik Kolu Başkanlığı görevinde bulundu. 2014-2016 yılları arasında Genel Merkez Yerel Yönetimler Komisyonunda görev aldı. 2018-2020 yılları arasında CHP Çankaya İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 2020-2023 yılları arasında CHP’yi temsilen Çankaya İlçe Seçim Kurulu üyeliğinde bulundu. 14 Mayıs 2023 Milletvekili Genel Seçimlerinde Ankara 1. Bölge 11. Sıra Milletvekili Adayı oldu. 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultay’da CHP Parti Meclisi Üyesi seçildi. İkinci Yüzyıl Dergisi Yayın Kurulu Üyeliği ve Türkiye Tenis Federasyonu Disiplin Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği'nin örgütlenme ve gelişiminde ve Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası'nın kuruluşunda görev aldı. 2021-2023 yılları arasında SODEMSEN Hukuk Müşavirliği görevinde bulundu. 2024 yılından itibaren SODEMSEN Başkanlığı görevini yürütmektedir. Sosyal Demokrasi Derneği ve Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği üyesi olan Av. Hüseyin Can Güner, ayrıca İç Anadolu Belediyeler Birliği Encümen üyesidir.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği kazayla ilgili yeni gelişme... 10 ilde 29 gözaltı! Haber

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği kazayla ilgili yeni gelişme... 10 ilde 29 gözaltı!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, BBP eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki kişilerin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini, şüphelilerden 25’inin yakalandığını açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, hiç bir dosyanın karanlıkta kalmasına izin verilmeyeceğini söyledi. ANKARA (İGFA) - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki kişilerin yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, merkez Ankara olmak üzere İstanbul, İzmir, Balıkesir, Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa, Isparta ve Afyonkarahisar’ın olduğu 10 ilde 30 farklı adrese yönelik operasyon düzenlendiği bildirildi. Açıklamada, eski Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki kişilerin bulunduğu helikopterin kaza/kırıma uğraması olayına ilişkin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) faaliyetleri kapsamında "tasarlayarak kasten adam öldürme suçuna iştirak ettikleri" değerlendirilen 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği belirtildi. Şüphelilerden 25’inin gözaltına alındığı, diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın çok yönlü ve titizlikle devam ettiğini duyurdu. BAKAN GÜRLEK: HİÇBİR DOSYANIN KARANLIKTA KALMASINA İZİN VERİLMEYECEK Öte yandan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Büyük Birlik Partisi (BBP) eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki kişilerin 25 Mart 2009’da yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmayla ilgili açıklama yaptı. Bakan Gürlek, soruşturmanın tüm yönleriyle aydınlatılması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluluğu bulunanların hukuk önünde hesap vermesi amacıyla yargı makamları ile kolluk birimlerinin koordinasyon içinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Soruşturmanın 12 Haziran 2026 tarihinde Kahramanmaraş’tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredildiğini aktaran Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda operasyon gerçekleştirildiğini bildirdi. Merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma, milletimizin vicdanında derin yer edinmiş, yıllardır aydınlatılması beklenen… — Akın Gürlek (@abakingurlek) July 13, 2026 Bakan Gürlek, soruşturmanın milletin adalet beklentisi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, hiçbir dosyanın zaman aşımı veya başka nedenlerle karanlıkta kalmasına müsaade edilmeyeceğini ifade etti. Çalışmaları dolayısıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ve operasyonda görev alan emniyet mensuplarına teşekkür eden Bakan Gürlek, açıklamasında Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere kazada hayatını kaybedenleri rahmetle anarak, sürecin sonuna kadar kararlılıkla takip edileceğini duyurdu.

Ankara’da FETÖ operasyonu: 205 gözaltıdan 166'sı yakalandı Haber

Ankara’da FETÖ operasyonu: 205 gözaltıdan 166'sı yakalandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ/PDY’nin farklı yapılanmalarına yönelik yürütülen 5 ayrı soruşturma kapsamında 205 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini, operasyonlarda 166 kişinin yakalandığını açıkladı. ANKARA (İGFA) - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından FETÖ/PDY’ye yönelik operasyon gerçekleştirildi. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, örgütün farklı yapılanmalarına ilişkin yürütülen 5 ayrı soruşturma kapsamında toplam 205 şüpheli hakkında gözaltı ve adreslerinde arama-el koyma işlemi kararı alındığı bildirildi. Soruşturmalar kapsamında; FETÖ/PDY’nin güncel yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen 57 şüpheli, kamu mahrem yapılanması içerisinde yer aldığı değerlendirilen 45 şüpheli, örgüt üyeliği kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan 11 şüpheli, emniyet mahrem yapılanması içerisinde örgütsel toplantıları organize ettiği, grup sohbetleri gerçekleştirdiği ve "vekil emniyet mahremi" olduklarına ilişkin rapor bulunan 80 aktif emniyet mensubu, örgütün kripto haberleşme programı ByLock’u kullandığı tespit edilen 12 şüpheli olmak üzere toplam 205 kişi hakkında işlem başlatıldı. Düzenlenen operasyonlarda 166 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Çankaya Belediyesi'ne Operasyon: Belediye Başkanı gözaltına alındı Haber

Çankaya Belediyesi'ne Operasyon: Belediye Başkanı gözaltına alındı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması kapsamında Çankaya Belediyesi'ne operasyon düzenlendi. Belediye Başkanı gözaltına alındı. CHP'li Çankaya Belediyesi'ne dün sabah saatlerinde polis operasyonu düzenlendi. Aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in de bulunduğu 36 kişi hakkında; "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "suç örgütüne üye olma", "rüşvet alma", "rüşvet verme" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından gözaltı kararı verildi. GÖZALTIONA ALINDI Çankaya Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde hakkında gözaltı kararı verilen Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, KKTC seyahatinden döndüğü sırada Esenboğa Havalimanı'nda gözaltına alındı. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in Ankara Esenboğa Havalimanı'na geldiği anlar böyle görüntülendi. MANSUR YAVAŞ'TAN ÇANKAYA OPERASYONUNA TEPKİ Çankaya Belediyesi önünde konuşan Mansur Yavaş şu ifadeleri kullandı: "Bugün maalesef istemediğimiz bir şekilde sabah operasyonu nedeniyle tepki göstermek için Hüseyin Başkanın yanında olduğumuzu göstermek için bugün buradayız. Dayanışmak için buradayız. Benim de söyleyeceklerim var. Türkiye'de garip şeyler oluyor." "ARTIK MUHATABIMIZ EMNİYET VE SAVCILIK" "Tüzük kurultayının yapıldığı gün yaptığı konuşmada CHP'li Belediyeler başarı oranında yüzde 58'lik oranı yakaladı. Bu da en kısa sürede yapılacak iktidar değişikliğini öngörüyor. Anlıyoruz ki bizim artık muhatabımız emniyet ve savcılık demiştim. Bugün oradayız. Hakkımızda işi bozulan veya belediyeden istediğini alamayan bazıları işi olmayınca gidip bizi şikayet edebiliriz. Savcılık Bakanlığa yazı yazar. Müfettişler inceler. Soruşturma yürür. Artık bu usul kalktı." "KORKACAK HİÇBİR ŞEYİMİZ YOK" "Hemen zimmet, rüşvet gibi iddialarla başkanlarımız gözaltına alınıyor. Çağrılıp da gitmeyen duydunuz mu? Neden korkacağız ki. Korkacak hiçbir şeyimiz yok. Benim mal beyanım her yerde yazılı. Şeffaf şekilde kamuoyunda paylaşıyoruz. Kaçacak korkacak hiçbir şeyimiz yok. Bizim cezamızı Ankara halkı verir. Düşman hukuku yerine daha önce benim iş başına geldiğim 2019'dan beri verdiğim şikayet dilekçelerinde yargılanan eski dönem bürokratlar var. Hiçbirisi gözaltına alınmadı, tutuklanmadı yargılanması devam ediyor. Olması gereken de budur. Halbuki ne oluyor bu operasyon 39. Belediye başkanımıza yapılan operasyon. Haksız tutuklamalar sonucu bazı iftiracılar itiraf adı altında başkalarını suçluyorlar. Polisin belediyeye girdiği anlar. Saat 04:42 Yapılan operasyonda belediye binasında aramaların devam ettiği ve çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Operasyona ilişkin CHP Ankara İl Örgütü sosyal medya hesabından yapılan açıklamada belediye binası önüne çağrı yapıldı: "Değerli yoldaşlar, sabahın bu saatinde Cumhuriyetimizin başkenti Ankara'da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilçesi Çankaya'mızın Belediye Başkanlığı'na hukuksuzca bir operasyon düzenlenmektedir. Tüm partililerimizi, Ankaralı yurttaşlarımızı; Çankaya Belediyemizin önüne dayanışmaya davet ediyoruz" BAŞKANDAN İLK AÇIKLAMA GELDİ Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Kıymetli Çankayalılar, Sevgili yurttaşlarım; Sabah saatlerinde belediye binamızda ve bürokratlarımızın evlerinde gerçekleştirilen arama dolayısıyla operasyondan haberdar olmuş bulunuyoruz. Önceden planlı olduğu üzere birkaç saat içerisinde Ankara’da olacağım. Bunu ilgili tüm makamlara da bildirdim. Yine evimde arama yapmak üzere gelen ekiplere de yedek anahtar ulaştırdım ve bütün arkadaşlarımızdan emniyet güçlerimize yardımcı olmalarını istedim. Göreve geldiğimizden bu yana bu kurumu en iyi şekilde yönettiğimizi ve bize güvenen hiç kimseye karşı mahcup olacak en ufak bir davranışımızın olmadığını tüm komşularımızın bilmesini isterim. Soruşturmanın detayları ve sebepleri netleştiğinde konuya ilişkin gerekli açıklamaları kamuoyuyla paylaşacağız." LİSTEDE KİMLER VAR Gözaltına alınanlar arasında Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Akıncı, Çankaya Belediye Meclis Üyesi Ahmet Ağırman ile Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi İkinci Başkan Vekili Emre Doğan'ın da olduğu öğrenildi. Diğer isimler şu şekilde; Bora Özel, Mehmet Yıldırım, Ali Yalçın, Songül Ulusal, Ertan Doğan, Seyfullah Yüzyıl, Şenol Bulut, Paki Kılavuz, Yavuz İriş, Tunç Emre Taşcıoğlu, Murat Bolat, Alaattin Güzel, Adnan Şen, Levent Yenal, Koray Kurtcu, Ayşegül Ünal, Eren Kaplan, Umut Kılıçaslan, Hakan Cemaloğlu, Remzi Baka, Hasan Alas, Erol Bulut, Mehmet Alas, Musatafa Samet Dadandı, İnan Sevilmiş BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Çankaya Belediyesi’ne yapılan operasyonla ilgili açıklama yayınladı: "Aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in de yer aldığı toplam 36 şüpheli hakkında suç örgütü kurma, suç örgütüne üye olma, rüşvet alma, rüşvet verme, ihaleye fesat karıştırma suçlarından gözaltına alınmalarına ve adreslerinde arama, el koyma işlemi yapılmasına karar verilmiş, bu kapsamda şüphelilerden 27’si gözaltına alınmıştır" BUTLAN CHP'SİNDEN AÇIKLAMA Butlan CHP'sinin Sözcüsü Müslim Sarı, Çankaya Belediyesi'ne yönelik operasyona ilişkin yaptığı açıklamada, son dönemde CHP'li belediyeleri hedef alan uygulamalara bir yenisinin eklendiğini ifade ederek, yargı süreçlerinin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde, adil ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Sarı, açıklamasında, "Bu sabah Çankaya Belediyemize yönelik gerçekleştirilen operasyonla, son dönemde Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan uygulamalara bir yenisi daha eklenmiştir" ifadelerini kullandı. Yargı süreçlerinin hukuk devleti ilkesi doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Sarı, "Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, yargı süreçlerinin siyasi tartışmalardan uzak, masumiyet karinesi gözetilerek, adil ve şeffaf biçimde yürütülmesi zorunludur. Gerçeğin ortaya çıkması, adaletin eksiksiz şekilde tecelli etmesi ve hukukun üstünlüğünün korunması adına süreci yakından takip etmeye devam edeceğiz." dedi. ÇANKAYA BELEDİYESİ ÖNÜNE EYLEM ÇAĞRISI Dikkat çeken bir diğer gelişme ise eylem çağrısının kimden geldiği oldu. Mansur Yavaş'ın sessiz kaldığı süreçte, eylem çağrısını Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Faruk Köylüoğlu yaptı. Köylüoğlu, yaptığı açıklamada, "Çankaya Belediyemize yönelik gerçekleştirilen hukuksuz operasyon karşısında; halkın iradesine, hukuk ve demokrasiye sahip çıkmak için tüm muhtarlarımızı belediyemizin önünde düzenlenecek buluşmamıza davet ediyoruz" ifadelerini kullanarak Ankaralıları belediye binası önünde toplanmaya çağırdı. ÇOK SAYIDA CHP'Lİ BELEDİYEYE GELDİ Odatv'nin haberine göre, operasyonun ardından çok sayıda CHP'li ve parti destekçisi Çankaya Belediyesi'nin önünde toplanırken, belediye binasının önünde ve giriş katında kalabalık oluştu. ESENBOĞA HAVALİMANINA İKİ MAKAM ARACI GETİRİLDİ Ankara'ya geleceğini açıklayan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner için Esenboğa Havalimanı Dış Hatlar kısmına iki makam aracı ve personel yönlendirildi. Görevlilerin Güner'in kişisel eşyalarını teslim almak için gönderildiği öğrenildi. "ÇATLASANIZ DA PATLASANIZ DA..." Adana'da vatandaşlara bir traktör kasası üstünden seslenen Özel, operasyona ilişkin olarak şunları söyledi: "Bugün sabahın ilk saatlerinde, saat 05.00’te maalesef güne yine bir kötü haberle, bir haksızlıkla, bir vicdansızlıkla uyandık. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Çankaya Köşkü’nü, partimizin binasının ve Anıtkabir’in emanet olduğu Çankaya Belediyemize, belediyemizin gencecik Başkanı Hüseyin Can Güner’e sabahın 05.30’unda operasyon yaptılar. Kendisi yurt dışındaydı, ilk tepkisi şu oldu; 'Evin yedek anahtarları şu kişide. Verin, girip evi arasınlar. Çankaya Belediyesi’nde ne kolaylık varsa sağlansın. Alnımız açık, başımız dik, verilmeyecek hesabımız yok. Öyle ‘Kaçma şüphesi’ falan demesinler. İlk uçakla Ankara’ya geliyorum’ dedi. Şunu söyleyeyim bu konuda. Yıllardır şu konuşuluyor. Ankara’da Cumhuriyet başsavcısı, başsavcı vekilleri, Ankara’daki Adalet Bakanlığı’ndan atanmış olan, mahkemelerde görev yapan savcı ve hakimler İstanbul’daki gibi değil. Yalancı tanığa, iftiracıya, değil; kanıta bakarlar. Belediyelerin nasıl denetleneceği belli. O usulün dışına çıkılmaz, haksızlık varsa göz açtırmazlar ama kimseye siyasi operasyon çekmezler. Yıllardır diğer şehirlerde olup da Ankara’da olmaması böyle konuşuluyordu. Bu dönem atamalarına dediler ki ‘Adalet Bakanı’nın ekibi geliyor. İstanbul’dan başsavcı yardımcısı Ankara’ya başsavcı atandı. Bütün başsavcı vekillerini değiştirdiler. Hepsini kendilerine yakın isimlerden yaptılar.' ANKARA'DAN ÇIKAN GİZLİ TANIK Dün sabah 05.30’da ilk kez Ankara’da ne oldu? Gizli tanık oldu. Kimliği belli değil. Yüzü belli değil. Bir iftirayı atıyor, ortaya çıkmıyor. Onunla belediyemize operasyon yapıyorlar. Bunun nasıl bir siyasi operasyonu olduğu apaçık ortadadır. Buradan bu konuda son sözüm şu. İstanbul’dan Ankara’ya operasyon savcıları, başsavcıları devşirenlere, yürüyüşümüzü kesintiye uğratmaya çalışanlara şunu söylüyorum. Sabah 05.30’da Hüseyin Can’a dedim ki ‘Ankara’ya programımı kesip, Tekir Yaylası’na gider özür dilerim, Adana’ya selam ederim. Ankara’ya dönerim.’ Evladım gibidir, evladım. Bana dedi ki ‘Genel Başkanım siz programınıza devam edin. Siz yürümezseniz her şey durur. Siz yürüyeceksiniz.’ Onun için bizi durdurmaya çalışanlara, AK Parti yargı kollarına şunu söyleyelim. Dimdik ayaktayız. Bu da size dert olsun. Yazın ortasında bir cumartesi günü bir siyasetçiyi, bir partiyi uğradığı saldırıdan sonra… Öyle ya emekliyi aç bırakan o. İşçiyi yoksul bırakan, emeğini sömüren o. Çiftçinin hakkını vermeyen o. Esnafı borcunu ödeyemez hale getiren o. Gençlerin ümidini kıran o. Kadınları mutsuz eden, kadınları kara kara düşündüren o. Ama bir yandan da rakip partinin Cumhurbaşkanı adayını alan o. Rakip partiye operasyon çeken o. Rakip partinin başını değiştiren o. Ona söylüyorum; o hesaplar, saraylarda yapılan o hesaplar Tekir Yaylası’nda bozulur. Namusuyla çalışan, yıllarca çalışıp emekli olmuş olana sen 20 bin lira ver. Enflasyon yesin, bitirsin. 23 bin 500 lira ver. Asgari ücretliye 28 bin lira ver. Herkesi açlığın, yoksulluğun pençesinde bırak. Sonra siyasi hesaplar yap. Tekrar seçim kazan. Sana bu seçimi kazandırmayacağız. Bu emekliyi, bu emekçiyi, bu canım yörükleri, ömrü çalışmakla geçmiş, bir emekli maaşına güvenmiş bu yörükleri senin insafına bırakmayacağız. Biz Atatürk’ün partisiyiz. Onun yolundan gidenleriz. Bir şekilde bu memleketi kurtarırız. 2023 yılında bir seçim yaşadık. Kazanmayı çok istediğimiz bir seçim kaybettik. Oradan sonra hep beraber bir muhasebe yaptık. Dedik ki ‘CHP değişirse Türkiye değişir.’ Partiyi değiştirdik. Beş ay sonra Türkiye’de seçimlere girdik. En doğru adaylarla yola çıktık. Mersin’de Vahap Başkanı, Adana’da Zeydan Başkanı sizler yeniden istediniz. Size emanet ettik. Bağrınıza bastınız. Türkiye’nin yüzde 65’ini, 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ni birinci parti yaparak kazandık. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurulduğu günden beri ilk kez yenerek geride bıraktık. Şimdi karşı karşıya bulunduğumuz tüm saldırılar şundan… Ekrem İmamoğlu’nun suçu, dört kez üst üste Erdoğan’ın gösterdiği adayları yenmektir. Benim suçum, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapan AK Parti’yi ilk kez yenen Genel Başkan olmaktır. Saldırıya uğrayan belediye başkanlarımızın suçu, iktidar yürüyüşünde halkçı belediyecilik yapmaktır. Bugün görevden alınan il başkanlarımızın suçu, şanlı bayrağımızı taşıdıkları bugünlerde iktidar yolundan sapmamaları, korkmamaları, geri dönmemeleridir."

İsrail cezaevinde işkence gördüğünü söyleyen Gazzeli doktorun hayatından endişe ediliyor Haber

İsrail cezaevinde işkence gördüğünü söyleyen Gazzeli doktorun hayatından endişe ediliyor

Gazze'de geniş çapta tanınan Filistinli bir doktorun 18 aydan fazla bir süredir herhangi bir suçlama olmaksızın İsrail tarafından gözaltında tutulması üzerine, avukatı müvekkilinin hayatından endişe duyduğunu açıkladı. BBC'ye konuşan avukat Nasser Odeh, 2 Temmuz Perşembe günü Rakefet sorgu merkezinde Dr. Hussam Ebu Safiya'yı ziyaret ettiğinde, kötü bir şekilde dövülmesi nedeniyle müvekkilini tanınmaz halde bulduğunu söyledi. Odeh, Gazzeli müvekkilinin görüşme sırasında "birkaç kez neredeyse bayılacak gibi olduğunu" söyledi. "Bize hapishanede, özellikle ziyaret gününde, ağır şiddete maruz kaldığını söyledi." İsrail Cezaevleri Servisi BBC'ye yaptığı açıklamada, iddiaların asılsız olduğunu savundu. Gözler, eller bağlı halde dayak: Filistinliler İsrail hapishanelerinde gördükleri eziyeti anlattı İsrail Yüksek Mahkemesi hükümete, herhangi bir suçlama yöneltilmeden İsrail'de tutulan Gazzeli Ebu Safiye ve diğer 13 Filistinli doktorun serbest bırakılması çağrısında bulunan dilekçeye, Salı gününe kadar yanıt verme talimatı verdi. Odeh'in aktardığına göre, Ebu Safiya, geçen ay Kudüs'teki Yüksek Mahkeme'de tutukluluğuna itiraz ettikten sonra beşten fazla gardiyanın kendisine elleriyle, coplarla ve çekiçlerle saldırdığını ve hiçbir tıbbi tedavi görmediğini söyledi. "Yüz hatlarını tanımakta zorlandım. Yüzü, gözlerinin çevresi, boynu ve kulakları mosmordu. Dayak ve işkence izleri yüzünde açıkça görünüyordu. Bitkin düşmüş, nefes alamıyordu; fiziksel, psikolojik ve zihinsel olarak zor bir durumdaydı." "Açıkça 'Cehennemde yaşıyorum. Aklım her gün neler yaşadığıma anlam veremiyor. Sanırım birileri beni öldürmeye karar verdi.'" Odeh, müvekkilini tekrar göreceğine dair umudunu kaybetmediğini söyledi. "Umarım yakında hapisten çıkar. Onun yeri hapishanenin dışı, hastane." Fakat Ebu Safiya'nın kendisine söylediği sözleri tekrarlamakta zorlandı. "Teşekkür ederim Nasır ama sanırım bu son görüşmemiz olacak." İsrail'de ağır işkenceyle suçlanan 9 askerin tutulduğu tesis basıldı, aşırı sağ askerleri 'kahraman' ilan etti Birleşmiş Milletler'e göre, çocuk hastalıkları uzmanı Ebu Safiya, Gazze'nin kuzeyindeki Kamal Adwan Hastanesi'nin müdürüydü ve bölge İsrail güçleri tarafından "neredeyse tamamen kuşatma altındayken" hastaları tedavi ediyor ve hastaneyi yönetiyordu. Ebu Safiya, İsrail ordusu "Hamas teröristlerinin kalesi" olarak nitelendirdiği hastaneden hastaları ve sağlık personelini zorla çıkardığında, yani Aralık 2024'te gözaltına alındı. O dönemde Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gazze'deki hastanelere yönelik saldırıların sona erdirilmesi çağrısında bulunmuştu. O dönem paylaşılan görüntülerde, Ebu Safiya'nın sorguya alınmadan önce enkazın arasından beyaz doktor önlüğüyle bir İsrail zırhlı aracına doğru yürüdüğü görülüyordu. İsrail ordu sözcüsü BBC'ye yaptığı açıklamada, Ebu Safiya'nın "terör faaliyetleri" ve "rütbeli bir Hamas üyesi olma" şüphesiyle gözaltına alındığını belirtti. Abu Safiya, Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı'na bağlı sağlık biriminde albay rütbesindeydi. Bu birim güvenlik görevlilerine, polislere ve ailelerine tıbbi hizmet sağlıyordu. Ancak, Ebu Safiya ile çalışan sağlık personeli ve uluslararası yardım kuruluşları, Hamas ile işbirliği yaptığını veya Hamas için çalıştığını reddediyor. Ebu Safiya, Gazze'den gelen ve güvenlik riski oluşturduğundan şüphelenilen kişilerin, herhangi bir suçlama olmaksızın belirsiz bir süre için gözaltına alınmasına yetki veren Yasadışı Savaşçılar Yasası kapsamında tutuluyor. İsrail Cezaevleri Servisi, Filistinli mahkum ve tutuklulara yönelik muamelesi nedeniyle daha önce de ciddi eleştirilere maruz kalmıştı ama kuruluş iddiaları reddediyor. Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Komitesi, Kasım 2025'te İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklulara yönelik "örgütlü ve yaygın işkence ve kötü muameleye ilişkin fiili bir devlet politikası" olduğuna dair haberlerden derin endişe duyduğunu belirtti. İsrail merkezli insan hakları grubu İsrail İnsan Hakları İçin Doktorlar da (PHRI), son iki yılda en az 94 Filistinli mahkum ve tutuklunun İsrail gözetiminde öldüğünü açıkladı. İsrail Cezaevi Servisi BBC'ye yaptığı açıklamada, Ebu Safiya ile ilgili iddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğunu savundu. Açıklamada, gizlilik ve güvenlik gerekçesiyle gözaltı durumu, gözaltı yeri veya sağlık durumu gibi bilgiler verilmediği, ancak tüm tutukluların ve gözaltına alınanların kanunlara uygun olarak tutulduğu ve Sağlık Bakanlığı yönergelerine göre tıbbi bakım aldıkları belirtildi. Kuruluş ayrıca, kötü muamele, işkence, aç bırakma veya tıbbi tedaviden mahrum bırakma iddialarını reddettiğini de belirtti. Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları gruplarından Abu Safiya'nın davasıyla ilgili harekete geçilmesi çağrısında bulunan açıklamalar geldi. Örgütün sözcüsü olayı "gerçekten dehşet verici" olarak nitelendirdi. İsrail İnsan Hakları İçin Doktorlar da Ebu Safiya'nın derhal nakledilmesi, acil tıbbi tedavi görmesi ve bir hakim tarafından ziyaret edilmesi gerektiğini söyledi. Hak örgütü ayrıca Nisan ayında Yüksek Mahkemeye başvurarak, İsrail'de suçlama olmaksızın tutuklu bulunan Ebu Safiya ve Gazze'den 13 Filistinli doktorun serbest bırakılmasını talep etti. 6 Temmuz Pazartesi günü, BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu, İsrail'in Ebu Safiya'yı gözaltına almasının keyfi olduğunu belirten ve derhal serbest bırakılmasını talep eden bir görüş bildirdi. Bağımsız uzmanlardan oluşan grup ayrıca, bu davanın kendilerine sunulan ve "ülkede yaygın veya sistematik bir keyfi gözaltı uygulamasının göstergesi olabilecek" birçok vakadan biri olduğunu belirtti. BBC, çalışma grubunun bulgularıyla ilgili İsrail Cezaevleri Servisi'nden yorum almak için temas kurdu ama henüz yanıt alamadı. BBC

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.