Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda Güvenliği

bursaarena.com.tr - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Milletvekili Nurten Yontar: Ayçiçeğinde üretici tarlasını değil, zararını biçiyor Haber

CHP Milletvekili Nurten Yontar: Ayçiçeğinde üretici tarlasını değil, zararını biçiyor

CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, ayçiçeğinde artan üretim maliyetlerine ve henüz açıklanmayan yeni sezon alım fiyatına dikkat çekerek, üreticinin kilogram başına en az 40-42 lira fiyat beklediğini söyledi. Yontar, “Trakya çiftçisinin alın terini ithal ayçiçeğine ezdirmeyeceğiz” dedi. Erdoğan DEMİR / EDİRNE (İGFA) - CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, ayçiçeği üretiminde yaşanan gerileme ve artan maliyetlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Üreticinin yüksek girdi maliyetleri karşısında zor durumda olduğunu belirten Yontar, “Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan ayçiçeğinde üreticilerimiz artık tarlasını değil, zararını biçmektedir” ifadelerini kullandı. Yontar, 2025-2026 üretim sezonunda ayçiçeği ekim alanlarının bir önceki sezona göre yüzde 6,4 arttığını, buna karşın üretimin yüzde 12 gerilediğini belirtti. Ayçiçeği üretiminin önemli merkezlerinden Trakya'da ise üreticilerin daralmanın yüzde 15'e yaklaştığını ifade ettiğini aktardı. “MALİYET 35 LİRAYA ULAŞTI” Mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve tarımsal ekipman maliyetlerindeki artışa dikkat çeken Yontar, üreticinin ürününün fiyatını belirleyemediğini savundu. Ayçiçeğinde kilogram başına üretim maliyetinin yaklaşık 34-35 liraya ulaştığını belirten Yontar, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için alım fiyatının en az 40-42 lira seviyesinde olması gerektiğini söyledi. GÖZLER TRAKYA BİRLİK'TE Yeni hasat döneminin başlamasına rağmen Trakya Birlik'in 2026 yılı ayçiçeği alım fiyatını henüz açıklamadığını belirten Yontar, üreticilerin ve piyasanın birlikten gelecek açıklamayı beklediğini ifade etti. Yontar, Çukobirlik'in yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeğinde kilogram fiyatını 37,5 liraya çıkardığını hatırlatarak, Trakya Birlik'in açıklayacağı fiyatın bunun gerisinde kalmaması gerektiğini söyledi. “Üreticinin maliyetini karşılamanın ötesinde, çiftçiye insanca yaşayabileceği bir gelir verilmelidir” diyen Yontar, fiyatın maliyet üzerine makul bir refah payı eklenerek belirlenmesini istedi. Ayçiçeği üretimindeki sorunların yalnızca üreticiyi ilgilendirmediğini vurgulayan Yontar, konunun Türkiye'nin gıda güvenliği ve tarımsal bağımsızlığı açısından da kritik olduğunu belirtti. Yontar, iktidarın üreticiyi desteklemek yerine ithalatla piyasayı düzenlemeye çalıştığını öne sürerek, bu politikaların çiftçinin yoksullaşmasına, üretimin azalmasına ve Türkiye'nin dışa bağımlılığının artmasına yol açtığını savundu. CHP'nin tarım politikasına ilişkin de mesaj veren Yontar, “Çiftçi ithalata ezdirilmemelidir” dedi. Yontar, kuraklık ve artan girdi maliyetleri karşısında desteklerin artırılmasını, mazot, gübre ve tohum maliyetlerinin azaltılmasını istedi.

Ayçiçeği ve pirinç ithalatına Edirne'den tepki Haber

Ayçiçeği ve pirinç ithalatına Edirne'den tepki

28. Dönem CHP Edirne Milletvekili aday adayı Namık Kemal Oğuz, Edirne İl Genel Meclisi Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Komisyonu’nun açıkladığı ithalat verilerini değerlendirdi. Oğuz, “Bu rakamlar sıradan istatistikler değildir” diyerek üreticilerin artan maliyetler karşısında yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Erdoğan DEMİR / EDİRNE (İGFA) - 28. Dönem CHP Edirne Milletvekili Aday Adayı Namık Kemal Oğuz, Edirne’den Türkiye’ye gerçekleştirilen ayçiçeği, pirinç ve çeltik ithalatına ilişkin açıklamalarda bulundu. Edirne İl Genel Meclisi Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Komisyonu’nun raporuna göre, 1 Ocak-17 Temmuz tarihleri arasında Edirne’deki sınır kapılarından Türkiye’ye 90 bin 300 ton ayçiçeği ile 18 bin 400 ton pirinç ve çeltik ithal edildiğini belirten Oğuz, rakamların Edirne’nin tarımsal üretimdeki konumu açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “ÜRETİCİ MALİYETLERİN ALTINDA EZİLİYOR” Edirne’nin Türkiye’nin yağlık ayçiçeği ve çeltik üretiminde önde gelen illerinden biri olduğunu vurgulayan Oğuz, artan üretim maliyetlerinin çiftçiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Mazot, gübre, ilaç, tohum ve sulama giderlerindeki artışa dikkat çeken Oğuz, “Bir tarafta toprağını işlemek için büyük mücadele veren üreticimiz, diğer tarafta ise binlerce ton ithal ürün var. Bu tabloyu görmezden gelmemiz mümkün değildir” dedi. Üreticilerin emeğinin karşılığını almakta zorlandığını belirten Oğuz, bu durumun çiftçilerin giderek üretimden uzaklaşmasına neden olduğunu savundu. “TARIM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Tarımın yalnızca ekonomik bir konu olmadığını, aynı zamanda gıda güvenliği ve tarımsal bağımsızlık açısından stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Oğuz, Edirne’yi Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olarak nitelendirdi. Üreticinin ürününün değer bulması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve gençlerin tarıma yönlendirilmesi gerektiğini belirten Oğuz, tarımsal üretimi destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Türk lezzetleri Uzak Doğu yolcusu Haber

Türk lezzetleri Uzak Doğu yolcusu

Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında katma değeri yüksek pazarlara yönelme stratejisi kapsamında, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 20-29 Kasım 2026 tarihlerinde, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyecek. Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçıları Japonya ve Güney Kore'de yeni ticaret köprüleri kuracak. İZMİR (İGFA) - Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında katma değeri yüksek pazarlara yönelme stratejisi kapsamında, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 20-29 Kasım 2026 tarihlerinde, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyecek. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği organizasyonunda gerçekleştirilecek programda Türk ihracatçıları, Seul ve Tokyo'da ithalatçılar, ulusal perakende zincirleri, distribütörler ve gıda sektörünün önde gelen satın alma kuruluşlarıyla ikili iş görüşmeleri yapacak. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, küresel gıda ticaretinde rekabetin artık fiyat kadar kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini belirterek, Japonya ve Güney Kore'nin bu dönüşümün en güçlü örnekleri arasında yer aldığını söyledi. İhracatta sadece hacim artışı değil, kilogram başına ihracat değerini yükseltecek pazarlara odaklanıyoruz” diyen Balık, “Japonya ve Güney Kore, yüksek gelir seviyeleri, kaliteli ürün talebi ve güvenilir tedarikçi arayışlarıyla sektörümüz için stratejik öneme sahip. Türk üreticisi ve ihracatçısı son yıllarda kalite, gıda güvenliği, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim alanlarında önemli mesafe kat etti. Bu birikimi artık Uzak Doğu pazarlarında daha güçlü şekilde değerlendirmek istiyoruz. 2025 yılında Japonya ve Güney Kore’ye 63 milyon dolar olan yaş meyve sebze ve mamul ihracatımızı kısa vadede 100 milyon dolara orta vadede 200 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Dervişoğlu: Devlet egemenliği yeniden temel norm olmalı Haber

Dervişoğlu: Devlet egemenliği yeniden temel norm olmalı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Orta Doğu'nun askeri müdahaleler, işgaller ve vekalet savaşlarıyla anılmaktan çıkması gerektiğini söyledi. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada hem dış politika hem de iç gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata değinen Dervişoğlu, özellikle Hürmüz Boğazı'nda savaş öncesi statüye dönülmesini olumlu karşıladıklarını ifade etti. Bölgede kalıcı barış ve istikrarın önemine dikkat çeken Dervişoğlu, "Devlet egemenliği yeniden temel norm haline gelmeli, bölgemiz askeri müdahalelerle, işgallerle ve vekalet savaşlarıyla anılmaktan çıkmalıdır" dedi. Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin dış politikada soğukkanlı ve temkinli hareket etmesinin önemini ortaya koyduğunu belirten Dervişoğlu, Türk diplomasisinin geleneksel yaklaşımını sürdürmesinden memnuniyet duyduklarını söyledi. Ey Recep Tayyip Erdoğan! Sen bu memlekete muhtaçsın ama bu memleket sana muhtaç değil! pic.twitter.com/qAXuT7WUxd — Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) June 17, 2026 Konuşmasında tarım politikalarına da geniş yer veren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, son yıllarda tarım sektörünün gerilediğini savunarak, üreticilerin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını ifade etti. Çiftçilerin zararına üretim yapmak zorunda bırakıldığını öne süren Dervişoğlu, bunun Türkiye'nin gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu dile getirdi. Beyaz et sektöründeki bazı şirketlere yönelik kayyum kararlarını da eleştiren Dervişoğlu, hükümetin ekonomik sorunların sorumluluğunu farklı alanlara yönlendirmeye çalıştığını savundu. Terörle mücadele ve çözüm süreci tartışmalarına ilişkin de açıklamalarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik özgürlük taleplerine karşı çıktıklarını belirtti. Böyle bir adımın toplumsal mutabakat olmadan atılamayacağını ifade eden Dervişoğlu, bu yöndeki taleplerin referanduma götürülmesi gerektiğini savundu.

Uzmanlar uyardı: “Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın” Haber

Uzmanlar uyardı: “Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın”

Dünya Süt Günü nedeniyle açıklama yapan uzmanlar tüketicileri sokak sütüne karşı uyardı, “Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın” mesajını verdi. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte açıkta satılan ve kaynağı belirsiz süt ürünleri yeniden gündeme gelirken, uzmanlar 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında yaptığı açıklamada, özellikle sıcak havalarda kontrolsüz koşullarda ve hiçbir denetime tabi olmadan satılan süt ve süt ürünlerinin ciddi halk sağlığı riskleri taşıdığına dikkat çekti. “Sokak sütü kabul edilebilir bir yöntem değil” Ankara Üniversitesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ufuk Tansel Şireli, özellikle yaz döneminde, açıkta satılan süt ve süt ürünlerinde mikrobiyolojik ve gıda zehirlenmesi risklerinin ciddi şekilde arttığını belirtti. Şireli, “Yaz ve sıcak havalar geliyor. Ülkemizin birçok yerinde, hiçbir kayıt ve denetime tabi olmayan sütlerin satıldığını görüyoruz. Kapınıza ve sokağınıza gelen sütün kaynağı ne? Çiftlikten size ulaşana kadar, havaların ısındığı bu dönemde hangi sıcaklıkta taşınıyor? Ne kadar süre güneşte, açıkta bekliyor? Hangi koşullarda muhafaza ediliyor? Tüketicinin bu hususları mutlaka sorgulaması gerekiyor. Veteriner gıda hijyeni uzmanı olarak, açık ve kayıtsı z şekilde satılan sokak sütünün halk sağlığı açısından kabul edilebilir bir yöntem olmadığını açıkça söylemem gerekir. Kaynağı, üretim koşulları, hijyen uygulamaları ve soğuk zinciri denetlenemeyen bir ürünün tüketiciye güvenli şekilde ulaştığını varsayamayız” dedi. Açıkta satılan sütlerde soğuk zincirin korunmasının çoğu zaman mümkün olmadığını belirten Şireli, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çiğ süt uygun sıcaklıkta muhafaza edilmediğinde mikroorganizmalar çok hızlı çoğalabilir. Özellikle yaz aylarında bu süreç hızlanır ve açıkta satılan sütlerdeki mikrop sayısı hızla artar. Kayıtlı üretim yapan ve am balajlı ürün satan işletmelerde ise süt; çiftlikten fabrikaya kadar kontrollü sıcaklıkta taşınır. Burada önce birçok yönden analiz edilir, uygun olan süt işlenir ve denetlenir. Ambalaj, aslında ürünün garanti belgesidir.” Şireli, içme sütlerine uygulanan pastörizasyon ve UHT işlemlerinin gıda güvenliği açısından kritik olduğuna dikkat çekerek, tüketicilerin kaynağı belirsiz ürünler yerine izlenebilir ve denetlenebilir ürünleri tercih etmeleri gerektiğini ifade etti, “Kapınıza gelen sütün sadece fiyatını değil, hikâyesini de sorgulayın” dedi. “Süt yaşlandırıyor” iddiaları bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor. Ankara Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ebru Şenel Özkan ise son dönemde sosyal medyada yer alan “süt yaşlandırıyor” iddialarının bilimsel zeminden uzak yorumlandığını belirtti. Şenel Özkan, özellikle süt tüketimi ile IGF-1 hormonu ve galaktoz üzerinden kurulan bazı iddiaların bağlamından koparıldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bilimsel çalışmalar süt ve süt ürünlerinin; kaliteli protein, süt yağı, kalsiyum, fosfor, B vitaminleri ve birçok temel besin öğesi açısından önemli bir kaynak olduğunu açık şekilde göstermektedir. Sosyal medyada dolaşan bazı iddialar ise bilimsel olguların yanlış yorumlanmasına dayanıyor.” IGF-1 ile ilgili tartışmalara da değinen Özkan, insan vücudunun zaten doğal olarak IGF-1 (Insulin-like GrowthFactor-1) hormonu ürettiğini söyledi, “IGF-1 kemik sağlığı, kas yapımı ve onarımı için gereklidir. Düşük IGF-1 seviyeleri, özellikle yaşlılarda daha yüksek kırık riskiyle ilişkilidir. Yani IGF-1’i doğrudan ‘zararlı bir hormon’ olarak nitelendirmek bilimsel açıdan doğru değildir” dedi. Galaktoz iddialarıyla ilgili olarak da Özkan, bazı deneysel çalışmaların günlük beslenme koşullarındaki süt tüketimiyle doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini belirterek, “Evet, laboratuvar ortamında farelere çok yüksek dozda saf galaktoz v erilerek yapay bir ‘yaşlanma modeli’ oluşturulabiliyor. Ancak burada kritik fark şu; laboratuvarda kullanılan dozlar, normal beslenme ile alınan miktarların çok üzerindedir. Sütte galaktoz tek başına değil; laktozun bir bileşeni olarak ve birçok besin öğesiyle birlikte tüketilmektedir. Güncel bilimsel verilere bakıldığında, insanlarda normal düzeyde süt tüketiminin yaşlanmayı hızlandırdığına dair güçlü klinik kanıt yoktur” dedi. Özkan, “Bugün süt ve süt ürünleri, geçmişte olduğu gibi, dünya genelindeki beslenme rehberlerinde dengeli beslenmenin önemli bir parçası olarak yer almaya devam ediyor” diyerek sözlerini noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.