Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gençlik

bursaarena.com.tr - Gençlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gençlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol Haber

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol

Ben hep, Milli Bayramlarımız olmasaydı dini bayramlarımızı kutlamamız mümkün olmazdı diyenlerdenim.. Bakın, Dünyaca ünlü yabancı bir tarihçi ne diyor: Her yılın 19 Mayıs günü, gençlere 1919’u anlatmak gerekir. Çünkü, bu bayramın gençlere armağan edilmesi anlamlı olduğu kadar sahiplenme ruhunun verilmesi bakımından da çok önemlidir. Atatürk, Gençliğe Hitabesinde, gençlere verdiği görevin ve sorumluluğun değerindeki sırrı ifade etmektedir. Bizler de gençlere o yılların tarihi sırrını anlatarak katkıda bulunmuş olalım. Milletin bekası için milli heyecanı canlı tutmak gerekir. Millet olarak, milli bayramımız olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızın 107. yılını kutluyoruz. Asırlık çınarımızın gölgesinde yaşıyoruz. 19 Mayıs 1919, kurtuluşumuzdan haberdar olduğumuz, yeni bir devlet kurmanın ilk adımını attığımız tarihtir. Sevgili gençler, Atatürk’ün sizlere armağan ettiği bu bayramın anlamını ve Atatürk’ü anlamak gerektiği bilmelisiniz. Bir asker olan Atatürk, cepheden cepheye koşarak 11 cephede savaşmıştır. Atatürk, kızgın güneşin kavurduğu Arabistan’da Filistin çöllerinden, Kafkasya’da Sarıkamış soğuğuna, düşman zırhlılarının ateşi altında cehenneme dönen Çanakkale’den, Türkün ölüm kalım savaşı verdiği Sakarya’ya, Dumlupınar’a kadar milleti için ömrünü adamış efsane bir kahramandır... Türk olmakla gurur duyan, Türk milletini öven sözleriyle hayranlığını ifade eden Atatürk’ün asaletini, milletine karşı hissettiği onuru ve gururu bilmek, sevgi ve saygı duymamızın sebeplerinden biri olmalıdır. , Tarihi şahsiyetlere, milli ve manevi değerlere vefasız ve nankör olmamak, haksızlık yapmamak gerekir. Türk milleti olarak muhteşem tarihimiz, olağanüstü olaylarla yazdığımız destanlarla doludur. Bu destanlarımızın kahramanları olan Türk büyükleri, bizlerin, bayramlar yapmamıza vesile olmuşlardır. Bu günler, milli duygularımızı coşkuyla yaşadığımız; tarihi ve kültür değerlerimizi yeni nesillere aktardığımız, manevi ruhu ve milli şuuru yaşamalarını sağladığımız müstesna günlerdir. Hanlık-hakanlık ile Orta Asya’da başlayan Türk tarihi, imparatorluk, beylik olarak Selçuklularla Anadolu’da, Osmanlılarla üç kıtada hüküm sürmüştür. Nizam-ı alem davası ile dünyaya nizam veren; hak, hukuk, adalet dağıtan Osmanlı İmparatorluğunun, 1900’lü yılların başında tarihi varlığını tamamlamış olmasını fırsat bilen düşmanlar, vatan topraklarını işgal ettiler. 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı’na katılmak zorunda kaldık. Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da yaktığı kurtuluş meşalesi, gençlerin elinde, sarsılmaz iradeleriyle günümüzü aydınlatmaktadır. 1. Dünya Savaşı’ndan 1 yıl sonra, 18 Mart 1915’te Çanakkale Zaferi’nin kazanılması milletimizin kurtuluşuna ümit olmuştur. Çanakkale Zaferi, bizlerin, "her türlü imkansızlıklara rağmen nasıl kazandığımıza" şaşırdığımız, savaştığımız devletlerin "her türlü imkana sahip olmalarına rağmen nasıl kaybettiklerini" hâlâ anlayamadıkları, sırrını çözemedikleri bir mucize destandır... Bandırma Vapuru’nda Osmanlı’nın enkazı yüklüydü. İş çoktu, yük ağırdı, yol uzundu, dalgalar çetindi ama aydınlık ufuklara umut taşıyan gönüller engellere, zorluklara, sıkıntılara aldırış etmiyorlardı. Milletin yüreğinde kurtuluş ümidi taşıyan bu zaferi, 19 Mayıs 1919’da Samsun sahillerinden haykıran Atatürk; Erzurum’da, Amasya’da ve Sivas’ta yapmış olduğu kongrelerle, Anadolu’nun kuru ve kıraç topraklarını canlandırdı. Üzeri kül tutmuş yüreklerdeki milli ruhun ve heyecanın ortaya çıkması için, külü üfleyerek altındaki koru alevlendiren Atatürk ve silah arkadaşları, yurdun kurtarılması adına savaşılması gerektiği gerçeğini ortaya koydular. İmkansızlıklar içerisinde verilen mücadelenin unutulmaması için, o günler, bayram olarak kutlanmaktadır. Dört milli bayramımız çok anlamlıdır. 19 Mayıs 1919, "vatanımızın ve milletimizin kurtuluşu için savaşacağız", 23 Nisan 1920, "meclisimiz vardır, millet olarak yaşıyoruz", 30 Ağustos 1922, "zafer, Türk milletinindir, kurtuluşumuz gerçekleştirilmiştir", 29 Ekim 1923, "krallık, imparatorluk, kominizim, faşizm değil, insan hakları ve demokrasi için cumhuriyet yönetimini kabul ediyoruz” anlamında, tarihi gerçeklerin belgelerini bizlere, bayram olarak armağan etmişlerdir. Kurtuluş Savaşı yıllarında, milletimizi yok etmek düşüncesiyle "tarihimizi" silmek ve vatanımızı işgal ederek "coğrafyamızı" değiştirmek isteyen düşmanların bu niyetlerini, yeni nesillere aktarmak, milli bayramlarla mümkün olmaktadır. Yeni nesil, atalarının kendileri için verdikleri mücadelenin imkan ve şartlarını göz önünde bulundurarak ders alırlar, tarihine ve atasına sahip çıkarlar. Bütün dünya milletlerinin kabul ettiği, yüzyılın en büyük devlet adamı, lideri, önderi, askeri, başbuğu, hatibi ve fikir adamı, Türk’ün atası, büyük Türk başkomutan Atatürk’ü ve bu topraklar uğruna canlarını feda eden şehit atalarını unutmama ve sahiplenme duyguları milli bayramlarla yaşanmaktadır. Milli bayramlarımız bekamızın ve zekamızın ifadesidir. Atatürk’ün zekası bekamız olmuştur. Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğu, milli bayramlarımızla daha iyi anlaşılmaktadır. Milli bayramlarımız olduğu için dini bayramlarımız vardır. Manevi ruhla ve milli şuurla eğitim vereceğimiz, bu duygularla ve düşüncelerle yetiştireceğimiz nesillerin istiklalimiz ve istikbalimiz olacağı unutulmamalıdır. Sevgili Gençler, "Niçin bayram yapıyoruz?" sorusuna göğsümüzü gere gere cevap vereceğiniz, onur ve gurur duyacağınız günler yaşamanız dileğiyle bayramınız kutlu, gününüz ve gönlünüz mutlu, geleceğiniz umutlu olsun. Başta büyük önder, başkomutan Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, şehitlerimizi rahmet dualarımla anıyorum, minnet duygularımla yadediyorum, saygılarımı ve sevgilerimi ifade ediyorum. Kökü maziden gelen atinin evlatları olan sevgili gençler, kurtuluşumuzun sırrını bilecekler ve kuruluşumuzun koruyucuları olacaklardır. Tarih ve kültür değerlerini sahipleneceklerdir. Atatürk’ün, "Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler hakikati kolay göremezler" dediği sözü ilhamları, kılavuzları olacaktır. Asil Türk Milleti'nin bayramı kutlu, varlığı payidar olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!… ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

MUSTAFA SOLAK: 19 Mayıs Sadece Bir Tarih Değil; Cesaretin Adıdır Haber

MUSTAFA SOLAK: 19 Mayıs Sadece Bir Tarih Değil; Cesaretin Adıdır

Sevgili Gençler, Kimler Nutuk okudu? Nutuk'un ilk cümlesi, “1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye başlar. Diğer bir deyişle, 19 Mayıs 1919, Milli Mücadele’nin fiilen başladığı, bağımsızlığın meşalesinin yakıldığı gündür. Onun için bugün sadece bir bayram kutlamıyoruz. Bugün, umudun ve yeniden ayağa kalkmanın hikâyesini hatırlıyoruz. Hatırlamanın da ötesinde geleceği kurmak için geçmişten güç almak için toplandık. Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta Samsun’a çıktığı 19 Mayıs 1919 tarihinde ülkenin durumunu özetlerken ordunun elinden silâh ve cephanenin alındığını, zorla ve hile ile aziz vatanın, bütün kalelerinin zaptedildiğini, bütün tersanelerine girildiğini, bütün orduların dağıtıldığını, memleketin her köşesinin işgal edildiğini belirtiyordu. Amasya Genelgesi’nde belirtildiği “vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir” diyen Türk milleti Atatürk önderliğindeki ayaklanmıştı. Sevgili Gençler, 19 Mayıs sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Vatanın bütünlüğünü ve ulusun bağımsızlığını sadece savaşla, sınırlarını korumakla sağlayamayız. Bu, diğer sorumluluklarımızı yerine getirmediğimizde karşılaşacağımız durumdur. Düşünen, üreten, sorgulayan, Atatürk’ün ifadesiyle “bilimi, yol gösterici” alan ve vicdanlı, emeğe değer veren, paylaşmaktan, dayanışmada, hoşgörüde bulunan bireyler olmaktan mutlu olmalıyız. Ve şunu unutmayın: Atatürk “bütün ümidim gençliktedir” diyordu. Sizi seviyoruz ve size güveniyoruz. Bu sadece bizim bireysel insan sevgimizden gelmiyor. Mecburuz da. Bugünümüz, geleceğimiz birbirimize bağlı. Bu mecburiyetimizi yine Nutuk’a başvurarak göstereyim. Atatürk düşmanla mücadelede millet, meclis ve ordu olmak üzere üç kuvvetin tayin edici olduğunu söyler. Bu üç kuvvet iki cephede savaşır; 1. İç cephe 2. Dış cephe. Devamını Nutuk’tan okuyalım: “Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlûp olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten “kaleyi içinden almak”, dışından zorlamaktan çok kolaydır.” Bu yüzden milli birliği güçlü tutmak, geleceği kurmak için önemli. - İki hususta dikkatinizi çekeyim: 1. Milli Birliğinizi perçinleyin: 2. Yılgınlığa, karamsarlığa düştüğünüzde Atatürk gibi düşünün. İşveç’te bir sözmüş. 13 Kasım 1918’de Haydarpaşa garında düşman gemilerine bakıp dediği gibi “Geldikleri gibi giderler” deyin.. Siz dünyanın ilk bağımsızlık savaşını veren, bu sebeple de işgal altındaki mazlum ülkelerce örnek alınan insanların torunlarısınız. Tarih size bu haklı gururu ve gücü veriyor. Bundan 107 yıl önce dedeleriniz, neneleriniz nasıl ki düştüğü yerden ayağa kalktıysa, sizler de onlardan cesaret alacaksınız. Cesaretinizi hiçbir şeyin kırmasına izin vermeyin. İşte bu yüzden her 19 Mayıs’ta kendinize şunu deyin: “19 Mayıs sadece bir tarih değil; cesaretin adıdır.” 19 Mayıs Atatürk’ün Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.