Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gazetecilik

bursaarena.com.tr - Gazetecilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazetecilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Genelinde Basın Özgürlüğü Eylemleri: Bursa’da da Gazeteciler Meydanda Haber

Türkiye Genelinde Basın Özgürlüğü Eylemleri: Bursa’da da Gazeteciler Meydanda

Türkiye genelinde basın meslek örgütlerinin çağrısıyla eş zamanlı düzenlenen eylemler kapsamında Bursalı gazeteciler Şehreküstü Meydanı’nda bir araya geldi. Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Van başta olmak üzere 10’u aşkın şehirde binlerce gazetecinin katılımıyla gerçekleştirilen ortak eylemde, basın özgürlüğüne vurgu yapılarak, basın üzerindeki baskılar protesto edildi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi'nin çağrısıyla Şehreküstü Meydanı'nda düzenlenen basın açıklamasına kentteki çok sayıda kurum ve kuruluş destek verdi. Eyleme Bursa Barosu, akademik odalar, siyasi partiler, kamu ve işçi sendikaları, belediye başkanları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplanan kalabalık, demokrasi ve basın özgürlüğü taleplerini içeren sloganlar attı. Basın meslek örgütleri adına hazırlanan ortak metni, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu okudu. "Gazetecilik İktidarların Yanında Durmak Değildir" Basın meslek örgütlerinin ortak açıklamasında, gazetecilik mesleğinin temel ilkelerine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: "Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazetecilik; iktidarların yanında durmak değildir! Siyasilerin ya da sermayenin emrine girmek değildir! Gazetecilik, sadece ve sadece halkın yanında olmaktır! Bugün Türkiye’nin dört bir yanındayız! Adana’dan Ankara’ya, Antalya’dan Bursa’ya... Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Van! 10’u aşkın şehirde, binlerce gazeteci tek bir ses! Bu gerçeği bir kez daha haykırıyoruz!" Açıklamada eyleme destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür edilerek, "Bugün bu alanda büyük bir birliktelik var. Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, KESK Haber-Sen, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Basın Konseyi dahil... Hep birlikte, eş zamanlı olarak omuz omuzayız! Bursa’da bu mücadeleye güç veren dostlarımız da burada. Başta Bursa Barosu olmak üzere, akademik odalarımıza, siyasi partilere, kamu ve işçi sendikalarımıza, belediye başkanlarımıza, STK temsilcilerine yürekten teşekkür ediyoruz. Burada olan herkesi tek tek selamlıyoruz. İyi ki varsınız!" denildi. "Halkın Haber Alma Hakkını Savunuyoruz" Gazetecilerin, halkın haber alma hakkını savunduğunu belirten Tayfun Çavuşoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bizler halkın haber alma hakkını savunuyoruz. Bizler gerçeğin peşinde koşuyoruz. Ve basın meslek örgütleri olarak bugün buradan ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez." Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiğini vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle dedi: "Yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil." "Gazetecilik Siyasi İradenin Sesi Olamaz" Açıklamada, gazeteciliğin iktidar ilişkilerinin bir aracı haline getirilemeyeceği ifade edildi: "Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal 'ilkeleri' elbet bir gün yok olacaktır." Bedel ödeyen gazetecilerin hedef alınma gerekçelerine değinilen metinde, "Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Gazeteciler yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır" ifadeleri yer aldı. "Kapatılan Sizin Gerçekleri Öğrenme Hakkınızdır" Baskıların sadece gazetecilere değil tüm topluma yönelik olduğu vurgulanan açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. 'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!" Son dönemde medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara örnek verilen metinde, "Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyım atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. Bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Birçok yayının sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, bir çok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir. Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz" denildi. Sessiz Meslektaşlara Çağrı: "Dayanışmayı Büyütün" Mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekilen açıklamada, "Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin! Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir. Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Oto sansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir" çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, "Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz" ifadeleri kullanıldı. Tutuklu Gazeteci Ozan Kaplanoğlu Gündemdeydi ÇGD Bursa Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu, açıklamanın son bölümünde tutuklu bulunan Bursalı gazeteci Ozan Kaplanoğlu’nun durumunu dile getirdi: "Buradan Bursa’ya, haberin ve hakikatin peşindeki bir yüreğe selam yolluyoruz! Bursalı gazeteci kardeşimiz Ozan Kaplanoğlu’na selam olsun! Ozan bugün cezaevinde... Peki neden? Çünkü bir haber yaptı. Çünkü gazetecilik yaptı! Bakın, şaka değil, fıkra değil, acı bir gerçek! Konuşmayı yapan serbest… Mahkeme karar verdi, suç unsuru yok dedi ve konuşmacı beraat etti. Ama o sözleri haber yapan Ozan parmaklıklar arkasında! Suç oluşturmayan bir açıklamanın haberini yapmak, suç sayıldı! Adalet bunun neresinde? Hukuk bunun neresinde? Bu günler geçecek! Bu karanlık dağılacak! Hiç kimse enseyi karartmasın! Demokrasi kazanacak, hakikat kazanacak, gazetecilik kazanacak!" Basın Örgütlerinin Talepleri Açıklama, basın meslek örgütlerinin ortak taleplerinin okunmasıyla sona erdi: "Unutmayacağız… Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur! Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın. Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Medyada kayyım uygulamalarına son verin. Hukuksuz erişim uygulamalarını sonlandırın. Kamu ilanlarını, adil ve eşit dağıtın. Anayasamızla güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin." Açıklama sonunda Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve Bursa Baro Başkanı Av. Yener Poroy da basın özgürlüğü mücadelesinde gazetecilere destek verirken, halkın haber alma hakkının önündeki engellerin kaldırılması taleplerini de dile getirdiler.

Halis Özdemir'in beklenilen eseri yayınlandı: "Gök Bayrağın Altında!.." Haber

Halis Özdemir'in beklenilen eseri yayınlandı: "Gök Bayrağın Altında!.."

Araştırmacı yazar Halis Özdemir, yıllara yayılan gazetecilik ve televizyon programcılığı birikimini "Gök Bayrağın Altında: Doğu Türkistan’da Hakikate Tanıklık" adlı eserine taşıdı. Kaleme aldığı ve BURSA ARENA'da da yayınlanan araştırma yazıları, hazırladığı televizyon programları ve Doğu Türkistanlı tanıklarla gerçekleştirdiği görüşmeler, bu eserindeki insanı ve hakikati merkeze alan anlatımına temel oluşturuyor. Doğu Türkistan davasını tarihî, hukukî, akademik, toplumsal ve siyasal boyutlarıyla ele alan eser, Çin yönetiminin “terörle mücadele”, “mesleki eğitim” ve “kalkınma” söylemlerini kapsamlı biçimde inceliyor. Resmî açıklamalar ile tanıklıklar, belgeler ve uluslararası araştırmalar arasındaki çelişkileri ortaya koyarak baskı ve asimilasyonu meşrulaştıran iddiaları hukuk ve vicdan temelinde çürütüyor. Birleşmiş Milletler raporları, insan hakları kuruluşlarının araştırmaları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve uluslararası mahkemelerin içtihatlarıyla yapılan karşılaştırmalar, bağımsız Uygur Mahkemesi’nin değerlendirmeleri ve sızdırılan belgeler, çalışmanın kaynak çerçevesini oluşturuyor. Yazar, gazetecilik tecrübesiyle görünür kıldığı insan hikâyelerini bu kaynaklarla buluşturarak Doğu Türkistan’daki uygulamaları insan hakları, uluslararası hukuk ve küresel sorumluluk açısından değerlendiriyor. Yedi bölümden oluşan kitap; kampları, zorla kaybetmeleri, ailelerin parçalanmasını, kültürel asimilasyonu, dijital gözetimi ve zorla çalıştırmayı incelerken diasporanın hak arayışını, medya ve propagandanın etkisini, ekonomik çıkarları ve devletlerin siyasal tercihlerini de ele alıyor. Gök Bayrağın Altında, Çin’in inkâr söylemlerine belge ve tanıklıklarla cevap veren; Doğu Türkistan’ın hafızasını, insan onurunu ve adalet mücadelesini dünya kamuoyunun önüne taşıyan kapsamlı bir çalışma sunuyor. Halis Özdemir'in bu müstesna eserine ulaşmak için; (Fotoğraf üzerine tıklayınız)

Özbekistan-Türkiye Medya Buluşması: Taşkent'te KGK heyetine yoğun ilgi Haber

Özbekistan-Türkiye Medya Buluşması: Taşkent'te KGK heyetine yoğun ilgi

82 ülkede temsilcisi bulunan Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK)’nin 6 gün sürecek olan Özbekistan-Türkiye Medya Buluşması başladı. Başkent Taşkent’te ilk gün bazı ziyaretler ve resmi temaslar gerçekleştirildi. ÖZBEKİSTAN (İGFA) - Özbekistan’da Türkiye, Azerbaycan, Makedonya, Avusturya, Yeni Zelanda ve İngiltere’den KGK üyesi 40 gazetecinin katılımıyla gerçekleşen medya buluşmasının ilk gününde heyet başkent Taşkent’in turistik ve tarihi yerlerini gezdiler. Emir Timur Anıtı ve meydanı ile Atatürk Bulvarı ve diğer anıtsal yapıları gören heyeti temsilen 10 gazeteci de Türkiye’nin Taşkent Büyükelçisi Ufuk Ulutaş’ı makamında ziyaret ettiler. BÜYÜKELÇİLİK ZİYARETİ KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim ile KGK onursal kurucu üyesi ve duayen gazeteci yazar Yavuz Donat, KGK Dış Medya Meclis Başkanı ve Azerbaycan Matbuat Şurası Başkan Yardımcısı Elşad Eyvazlı, KGK Genel Sekreteri Lütfü Karakaş, KGK Yaygın Medya Meclis Başkan Yardımcıları Ferhat Yıldırım ve Merih Ak (NTV), KGK Danışma Kurulu Başkanı Prof.Dr. Levent Eraslan, KGK Birleşik Krallık Temsilcisi Vatan Öz, Dünya Basın Konseyleri Birliği Başkan Yardımcısı KGK üyesi Ali Hançerli ve KGK üyesi Nigar İbrahimova’dan oluşan KGK temsili heyeti Türkiye’nin Taşkent Büyükelçisi Ufuk Ulutaş tarafından büyükelçilikte kabul edildiler. Büyükelçiye KGK misyonu ve çalışmaları hakkında bilgi veren Genel Başkan Dim, konseyin resmi yayın organı Türkçe-İngilizce dillerinde yayınlanan Küresel Medya dergisi ile şükran plaketini takdim etti. Özbekistan buluşmasının gerçekleşemesine katkı ve desteklerinden dolayı Büyükelçi Ulutaş’a teşekkür eden Dim, “Dünyanın tüm coğrafyalarında etkinlikler yapıyoruz ve tümünde en büyük desteği büyükelçilerimizden alıyoruz. Bu konuda devletimize ve Dışişleri Bakanlığımız ile İletişim Başkanlığımıza minnettarız” dedi. Büyükelçi Ulutaş, ziyaretten duyduğu memnuniyeti ve konseyin bu etkinliğinin zaten iyi olan iki ülke ilişkilerine olumlu yansıyacağına olan inancını belirtti ve Özbekistan medyası ile ülkesel ilişkiler hakkında bilgiler verdi. Kabulde, Büyükelçi Ulutaş’a Taşkent Büyükelçiliği İletişim Müşaviri Prof. Dr. Mehmet Yüce de eşlik etti. Duayen Gazeteci Yavuz Donat da Büyükelçi Ulutaş’a imzalı kitabını takdim etti. GAZETECİLER BİRLİĞİ KGK heyeti adına Genel Başkan Dim ve KGK Özbekistan Temislcisi Hamza Cumayev ve duayen gazeteci yazar Yavuz Donat, Özbekistan İletişim Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Özbekistan Gazeteciler Birliği’nin Başkanı Şöhret Aripov’u ziyaret ettiler. 2 binden fazla üyesi olan ve Özbekistan’ın tüm illerinde şubeleri bulunan birlik hakkında bilgi veren Aripov’a katkı ve desteklerinden dolayı şükran plaketi takdim eden Dim, “Sizleri ziyaret etmekten memnuniyet duyduk. İnşallah önümüzdeki aylarda Türkiye’de sizleri misafir etmekten onur duyarız” dedi. Apirov, Genel Başkan Dim ve Donat’a birer anı plaketi sundu. ASKON ZİYARETİ 40’dan fazla ülkede şubesi bulunan ve kısa adı ASKON olan Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği’nin Özbekistan temsilciliği ofisini ziyaretinde ise genel başkan Dim, ASKON Başkanı Ercan Bulut’a katkı ve desteklerinden dolayı şükran plaketi takdim etti. Ziyarette, ASKON’un dünya çapında etkili bir yapıya sahip olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Dim, “Her gittiğimiz ülkede ASKON varsa mutlaka iletişim kuruyoruz. Konseyimiz gibi kamu diplomasisine destek veren bu tür yapıları biz partner olarak benimsiyoruz. Özbekistan buluşmamıza Ercan Bulut beyin katkı ve destekleri çok büyük. Kendisine şükranlarımızı sunuyorum” dedi. Başkan Bulut da konseyin bu etkinliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “ASKON olarak bu tür faaliyetlere destek vermeyi görev sayıyoruz. KGK gibi dünya çapında bilinen bir gazetecilik meslek kuruluşunun olması ülkemiz adına da büyük şanstır. Türk iş insanları Özbekistan’da çok büyük projelere imza atıyorlar. Bundan dolayı burada önemli bir yere sahibiz. İki ülkenin ticaret hacmini daha da yukarılara taşımak içim gayret gösteriyoruz” diye konuştu. Yavuz Donat da Ercan Bulut’a imzalı kitabını takdim etti. ASKON Başkanı Ercan Bulut, KGK heyeti onuruna bir akşam yemeği verdi. ZİRAAT BANKASI SERGİSİ KGK heyetinin Taşkent’teki son durağı Ziraat Bankası Özbekistan Genel Müdürü Volkan Güldürmez’in davetiyle “Mirasın yolcuları, Baba Nakkaş’ın izinde” temalı günümüz nakkaşlarının ellerinden çıkan eserlerden oluşan sergi oldu. Genel Müdür Volkan Güldürmez, KGK heyetinin sergiyi ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve bankanın faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. ÜNİVERSİTEDE PANEL KGK heyeti, Taşkent’teki son gününde Özbekistan Gazetecilik ve Kitle İletişim Üniversitesi ile birlikte Eğitim ve Medya Paneli gerçekleştirecek ve daha sonra Semerkand’a hareket edecek. KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, KGK adına Özbekistan’da bu organizasyonu üstlenen Doğu Turizm firmasının sahibi Mehmet Türk’e de ayrıca teşekkür etti. KİMLER KATILIYOR Özbekistan medya buluşmasına KGK heyeti olarak diğer katılımcıların isimleri şöyle: Parviz Gulami (Azerbaycan), Sedat Azizoğlu (Makedonya), Alihan Pehlivan ve Emir A. Bulut (KKTC), Adil Elmas ve Kemal Değirmenci (Avusturya), Özgür Deniz İşeri (Yeni Zelanda), Ahmet Coşkunaydın (Ulusal-İstanbul), Kemal Özdilek (Tokat), Bilal Güley ve Cengiz Karadağ (Amasya), Hayati Ağca, Kemalettin Ağca ve Ali G. Teker (Samsun), Samet A. Sun (DHA-Kayseri), Mehmet Yarma (Balıkesir), Selahattin Akkuş (Mersin), İlker Ülker (Çanakkale), İzzet Sarı ve Mehmet Tuğcu (Kastamonu), Harun Atalay (Aksaray), Mesut İlhan, Meryem Kanberoğlu, Mustafa Kasapoğlu ve Ahmet Etyemez (Antalya).

Gazeteler ile yapay zekâ arasında “arşiv savaşı” büyüyor Haber

Gazeteler ile yapay zekâ arasında “arşiv savaşı” büyüyor

Medya kuruluşları ile teknoloji şirketleri arasındaki “arşiv savaşı”, bazı gazetelerin çevrim içi arşivlerini kapatma eğilimine girmesiyle giderek büyüyor. Bu adımın arkasında, arşiv içeriklerinin yapay zekâ araçlarının eğitilmesinde ücretsiz şekilde kullanılmasına yönelik endişeler bulunuyor. Uzmanlar ise bu tür yasakların yalnızca geçici bir çözüm olduğunu belirterek, fikri mülkiyet hakları ile bilgiye erişim hakkı arasında denge kuracak kuralların oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Gazetecilik araştırmaları alanında uzmanlaşmış Nieman Lab tarafından yakın zamanda yayımlanan bir analizde, ABD’de 340’tan fazla yerel haber sitesinin çevrim içi arşivlerine erişimi engellemeye veya kısıtlamaya başladığı belirtildi. Analize göre bu süreç, geçen ocak ayında The New York Times ve USA Today gibi gazetelerin arşivlerini kapatmasıyla başladı. Söz konusu kuruluşlar, arşiv içeriklerinin yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde kullanıldığını açıklamıştı. Ücretsiz Kullanım Endişesi Nieman Lab analizine göre bu girişim, arşivleme fikrine karşı bir tutumdan değil; teknoloji şirketlerinin ücretsiz arşivleri kullanarak yapay zekâ sistemlerini eğitmesi ve bunun karşılığında içerik üreticilerine herhangi bir ödeme yapmamasına yönelik artan kaygılardan kaynaklanıyor. Raporda ayrıca, fikri mülkiyet haklarını koruma amacıyla benzer uygulamaların İngiltere ve Brezilya’daki bazı gazetelere de yayıldığı ifade edildi. May Abdulgani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede arşivlerin kapatılmasının kısa vadede bazı hukuki hakları koruyabileceğini, ancak şeffaflığı zayıflattığını, dijital hafızayı aşındırdığını ve büyük platformların veri üzerindeki tekelleşmesini güçlendirdiğini söyledi. Abdulgani’ye göre internet arşivleri, yapay zekâ dil modellerinin beslendiği tek kaynak değil. Ticari veriler, sosyal medya platformları, açık arşivler, lisanslı veri tabanları, insan etkileşimleri ve sentetik veriler de yapay zekâ ekosisteminin önemli parçaları arasında yer alıyor. Araştırmacı, görünürdeki çatışmanın aslında veri mülkiyeti ve dijital bilgi üzerindeki kontrol mücadelesini gizlediğini belirterek, yapay zekâ altyapısının ve kamuya açık verilere erişim hakkının bu tartışmanın merkezinde bulunduğunu ifade etti. Yapay zekâ uygulamalarının kullanımındaki artış (arşiv fotoğrafı) Abdulgani’ye göre çözüm, “dijital hafızanın dengeli yönetişimi” yaklaşımının benimsenmesinde yatıyor. Bu yaklaşım kapsamında içeriklerin tamamen engellenmesi yerine seçici kaldırma yöntemleri uygulanabilir, içerik kullanımına yönelik düzenli lisanslama sistemleri kurulabilir ve dış arşivlere bağımlılığı azaltacak kurumsal medya arşivleri oluşturulabilir. Bunun yanında, kamuya açık erişim, akademik ve gazetecilik amaçlı erişim ile ücretli erişimi birbirinden ayıran çok katmanlı erişim modellerinin geliştirilmesi öneriliyor. Yapay zekâ şirketleriyle yapılacak anlaşmalarda ise lisans sözleşmeleri, eğitim verilerinin şeffaf şekilde açıklanması ve uygun mali tazminat mekanizmalarının yer alması gerektiği belirtiliyor. Akademisyenler ve Tarihçiler İçin Riskler Abdulgani, dijital arşivlerin kapatılmasının akademisyenlere ciddi zarar vereceğini de vurguladı. Bilimsel araştırmaların ham veri kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu belirten araştırmacı, geçmiş kaynaklara erişimin engellenmesinin sosyal ve beşerî bilimlerde olguların tarihsel gelişiminin anlaşılmasını zorlaştıracağını söyledi. Ona göre dijital arşivlerin kaybı yalnızca medya içeriklerinin veya tarihî belgelerin kaybolması anlamına gelmiyor; aynı zamanda araştırmacıların olayları zaman içindeki gelişim süreçleriyle inceleme kapasitesini de zayıflatıyor. Araştırmacı ayrıca bu durumun modern çağın dijital hafızasını silme riski taşıdığını, tarihçiler için dijital boşluklar oluşturabileceğini ve olayların anlaşılmasında ciddi çarpıklıklara yol açabileceğini belirtti. Bunun da tarih yazımının giderek platformların kontrolüne girmesi sonucunu doğurabileceğini ifade etti. “Dijital Hafızanın Geleceği” Tartışması Gazeteler fikri mülkiyetlerini ticari kullanım karşısında korumaya çalışırken, bu girişim dijital hafızanın geleceği konusunda yeni soruları da gündeme getiriyor. Özellikle gazeteciler, araştırmacılar ve tarihçiler açısından arşivlere erişimin kısıtlanmasının etkileri tartışılıyor. Hasan Abdullah ise yapay zekânın hızlı gelişimiyle birlikte gazetecilik içeriklerinin korunmasına ilişkin tartışmaların her zamankinden daha önemli hâle geldiğini söyledi. Abdullah’a göre fikri mülkiyet haklarının korunması büyük önem taşısa da asıl soru, arşivlerin yasaklanmasının kalıcı bir çözüm olup olmadığıdır. Akademisyen, yapay zekâ sistemlerinin gelişebilmek için çok büyük miktarda veriye ihtiyaç duyduğunu, profesyonel gazeteciliğin de en güvenilir bilgi kaynaklarından biri olduğunu belirtti. İçeriklerin herhangi bir düzenleme veya adil bir karşılık olmadan kullanılmasının medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini ifade eden Abdullah, buna rağmen dijital arşivlerin tamamen kapatılmasının bilgiye erişimi ve bilimsel araştırmaları olumsuz etkileyeceğini vurguladı. Hukuki ve Etik Çerçeve Çağrısı Abdullah, son dönemde gazeteler ile yapay zekâ şirketleri arasında eğitim verilerinin kullanımı nedeniyle hukuki anlaşmazlıkların arttığını, buna karşın bazı medya kuruluşlarının teknoloji şirketleriyle veri kullanımını düzenleyen anlaşmalar imzaladığını hatırlattı. Ona göre gerçek çözüm, medya kuruluşlarının haklarını korurken kamuoyunun bilgiye erişim hakkını da güvence altına alan dengeli bir hukuki ve etik çerçeve oluşturulmasıdır. Bu çerçeve kapsamında gazetecilik içeriklerinin adil ve şeffaf bir ücretlendirme karşılığında kullanılmasını sağlayacak lisans sistemleri geliştirilmeli, ayrıca yapay zekâ şirketleri eğitim verilerinin kaynaklarını açıklamakla yükümlü tutulmalıdır. Abdullah ayrıca medya kuruluşları ile teknoloji şirketleri arasında stratejik ortaklıklar kurulmasını önerdi. Böylece sürekli çatışma yerine iki tarafın da yarar sağlayacağı iş birliği modelleri geliştirilebilir. Gazetecilik ve Tarih Yazımı Açısından Sonuçlar Akademisyene göre dijital arşiv hizmetlerine erişimin kaybedilmesi uzun vadede ciddi sonuçlar doğurabilir. Günümüzde elektronik arşivler, modern dünyanın dijital hafızası ve olayların izlenmesi, açıklamaların doğrulanması ve siyasi-sosyal gelişmelerin zaman içindeki dönüşümünün analiz edilmesi için temel araçlar hâline gelmiş durumda. Araştırmacı gazeteciler, çelişkileri ortaya çıkarmak, silinen bilgileri tespit etmek veya resmî anlatılardaki değişimleri izlemek için arşivlenmiş içeriklere ihtiyaç duyuyor. Tarihçiler ve akademisyenler ise çağdaş tarihi doğru biçimde inşa etmek için bu kaynaklardan yararlanıyor. Bu nedenle dijital arşivlere erişimin sınırlandırılması, şeffaflığı ve kamusal denetimi zayıflatabilir; gelecek nesiller için ciddi bir bilgi boşluğu yaratabilir. Abdullah, değerlendirmesini şu görüşle özetledi: “Gerçek mesele teknolojiyi engellemek değil, onu düzenlemektir. Amaç hem gazetecilik üretimini korumak hem de toplumun bilgiye erişim hakkını güvence altına almaktır. Gelecek, yapay zekâyı engellemeyi başaranların değil; yenilikçilik, telif hakları ve bilgiye erişim özgürlüğü arasında denge kurabilenlerin olacaktır.” Dijital hafızanın geleceği ve arşivlere erişimin gazeteciler, araştırmacılar ve tarihçiler üzerindeki etkileri konusundaki tartışmalar ise giderek daha fazla önem kazanıyor. Şarku'l Avsat / Kahire: Fethiye ed-Dahahani

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.