Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Filistin

bursaarena.com.tr - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze barış istediğini ortaya koydu Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze barış istediğini ortaya koydu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile düzenlediği ortak basın toplantısında Gazze’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, İsrail yönetimini “uzlaşmaz ve saldırgan” tutumunu sürdürmekle eleştirirken, Gazze’nin yeniden imarı ve güvenliğin sağlanması için gerekli şartların bir an önce oluşturulması gerektiğini söyledi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Gazze ve Filistin’deki gelişmeleri değerlendirdi. Erdoğan, Filistinlilerin yapıcı tutum sergilemesine rağmen İsrail yönetiminin uzlaşmaz ve saldırgan tavrını sürdürdüğünü belirterek, tarafların çatışma ve barış konusundaki tutumlarının ortaya çıktığını ifade etti. Gazze halkının barıştan yana olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Gazze halkı barıştan yana olduğunu, barış istediğini bu uğurda güçlü bir iradeye sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştur” dedi. Erdoğan, Gazze’nin yeniden imar ve inşa sürecinin başlatılması gerektiğini belirterek, bunun için güvenliğin temin edilmesine yönelik koşulların da bir an önce oluşturulması çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Bugünkü görüşmemizde ayrıca Mescid-i Aksa ve El-Halil'de Hz. İbrahim Camii başta olmak üzere Filistin topraklarındaki kutsal mekanlara yönelik saldırı, ihlal ve tahriklere karşı dayanışmamızı yineledik. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya… pic.twitter.com/VES3z5oK07 — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) August 12, 2026 MESCİD-İ AKSA VE KUTSAL MEKANLAR VURGUSU Görüşmede Filistin topraklarındaki kutsal mekanlara yönelik saldırı, ihlal ve provokasyonların da ele alındığını aktaran Erdoğan, Mescid-i Aksa ile El-Halil’deki Hz. İbrahim Camii başta olmak üzere mukaddes mekanların korunmasına yönelik dayanışmanın sürdürüleceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ve diğer mukaddes mekanlarda statükonun değiştirilmesine yönelik provokasyonlara özellikle şiddetle karşıyız” ifadelerini kullandı. “FİLİSTİN DAVASI GÖNÜLLERDE BÜYÜMEYE DEVAM EDECEK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin bölgedeki kaos ve çatışmalardan yararlanarak Filistin meselesini uluslararası gündemden düşürmeyi amaçladığını savundu. Erdoğan, “Ne yaparlarsa yapsınlar bunda muvaffak olamayacak. Tüketilmeye çalışıldıkça Filistin davası gönüllerde büyümeye devam edecek” değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan ile Abbas'ın görüşmesinde Gazze'deki durumun yanı sıra Filistin topraklarındaki kutsal mekanların statüsüne ilişkin gelişmelerin ve bölgede kalıcı barışın sağlanmasına yönelik adımların ele alındığı belirtildi.

MGK'dan 8 maddelik bildiri... Terörsüz Türkiye, bölgesel güvenlik ve Gazze mesajı Haber

MGK'dan 8 maddelik bildiri... Terörsüz Türkiye, bölgesel güvenlik ve Gazze mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), terörle mücadele, "Terörsüz Türkiye" süreci, bölgesel gelişmeler ve uluslararası güvenlik konularını ele aldı. Toplantı sonrası yayımlanan bildiride, iç ve dış güvenliğe ilişkin önemli mesajlar verildi. ANKARA (İGFA) - Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplandı. Toplantının ardından yayımlanan bildiride, terörle mücadeleden bölgesel gelişmelere, NATO Zirvesi'nden Gazze'deki son duruma kadar birçok başlık değerlendirildi. Bildiride, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere Türkiye'nin milli birlik ve beraberliğine yönelik tehditlere karşı yurt içinde ve yurt dışında yürütülen operasyonlar hakkında Kurul'a bilgi sunulduğu belirtildi. MGK'da ayrıca "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedefleri doğrultusunda kaydedilen gelişmeler ele alınırken, güvenlik, istikrar ve refahın kalıcı şekilde sağlanmasına yönelik çalışmaların sonraki aşamaları istişare edildi. Toplantıda, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da değerlendirildi. Bildiride, örgütün tamamen bertaraf edilmesine yönelik tedbirlerin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. BÖLGESEL GELİŞMELER MASADAYDI MGK bildirisinde, Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen NATO Zirvesi'nin ittifakın geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilerek, Türkiye'nin savunma alanındaki imkan ve kabiliyetlerini müttefikleriyle paylaşma konusundaki yapıcı yaklaşımının sürdüğü ifade edildi. İran ile ABD arasında yeniden yaşanan çatışmaların bölge ülkeleri ve küresel ticaret yolları açısından oluşturduğu risklere dikkat çekilen bildiride, taraflara güç kullanımından kaçınmaları ve müzakere sürecine dönmeleri çağrısı yapıldı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Karadeniz ve Hazar Denizi gibi çevre bölgelere yayılmasının yeni riskler oluşturacağına işaret edilen bildiride, tarafların gerilimi düşürecek ve barışı sağlayacak somut adımlar atması gerektiği vurgulandı. MGK'da ayrıca Suriye ve Irak ile geliştirilen çok boyutlu iş birliğinin bölgesel güvenlik açısından önemine dikkat çekilirken, Türkiye'nin bölgesel dayanışmayı güçlendirmeye yönelik girişimlere katkı sunmayı sürdüreceği belirtildi. GAZZE MESAJI Bildiride son olarak Gazze'deki gelişmelere de yer verildi. Gazze Barış Planı kapsamında ilerleme sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin sürdüğü belirtilerek, İsrail yönetiminin Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ile başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara yönelik eylemlerine karşı uluslararası toplumun açık ve tavizsiz bir tutum sergilemesi gerektiği ifade edildi.

Filistinli çocuklar Konya’da moral buldu Haber

Filistinli çocuklar Konya’da moral buldu

Konya'da misafir edilen Filistinli öğrenciler ve aileleri, Selçuklu Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Selçuklu Belediyesi Gelişim ve Teknoloji Akademisi’ni ziyaret etti. KONYA (İGFA) - Konya Selçuklu Belediyesi, Konya'da eğitim gören ve Türkiye'de misafir edilen Filistinli öğrenciler ile ailelerinin her fırsatta yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Gazze’de İsrail tarafından devam ettirilen soykırım nedeniyle Konya’da misafir edilen Filistinli çocuklar ve aileleri Selçuklu Belediyesi Gelişim ve Teknoloji Akademisi’ni ziyaret etti. Çocuklar ve aileleri için moral ve motivasyon sağlamak amacıyla gerçekleştirilen etkinliğe Piri Reis ve Osmangazi İlkokullarında dil eğitimi alan öğrenciler katıldı. Ziyaret kapsamında Takı Tasarım, Moda ve Oyuncak Atölyelerinde etkinlikler gerçekleştirildi. Atölyelerde Filistin ile Türk Bayrağı temalı takı, çanta ve oyuncak tasarlayan çocuklar keyifli bir gün geçirdi. Kendilerine gösterilen ilgiden duydukları memnuniyeti dile getiren Filistinli misafirler, Selçuklu Belediyesi'ne teşekkürlerini iletti. Program, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. BAŞKAN PEKYATIRMACI,“ FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİN HER ZAMAN YANLARINDAYIZ” Selçuklu Belediyesi olarak, ülkemizde eğitim gören Filistinlilerin baş tacı olduğunu ve her fırsatta yanlarında olduklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Bu kapsamda hayata geçirilen sosyal uyum projeleri, misafir öğrencilerin toplumsal hayata uyumunda önemli bir rol üstleniyor. Dayanışma ve kardeşlik anlayışıyla bugün Selçuklu Belediyesi Gelişim ve Teknoloji Akademimizde Filistinli öğrencilerimizi ve kıymetli ailelerini ağırlamaktan büyük bir onur duyduk. Şehrimizde dil eğitimi alan çocuklarımızın eğitim yolculuklarında yanlarında olurken, aileleriyle birlikte kurduğumuz bu güçlü gönül bağıyla her zaman yanlarındayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde, Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır" dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye’ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesaiyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkânlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü hâline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. “KENDİ POTANSİYELİMİZE GÜVENEREK YOLUMUZDA KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ” Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ediyorum: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkârlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Kabinemizin 69. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. “SAVAŞ KAYNAKLI MALİYETLERİN ETKİSİNİ ASGARİ SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÖZEL GAYRET GÖSTERİYORUZ” Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkânı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık. Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik, konaklama vergisini yüzde ikiden yüzde bire düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeleri tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkânı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ ZORLUĞU AŞACAK GÜCE, BİRİKİME, POTANSİYELE SAHİPTİR” Eş zamanlı olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi hâline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın: Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir. Türkiye, geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başlı olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre, terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuru ile koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır, biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak Çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle, aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız. “KIBRIS'TAKİ MESELE; KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİNİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜ MESELESİDİR” Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihî bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk’ünün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik'le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk'ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hayata geçirilmesinde tarihî sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş'i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, Harekâtı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyorum. Tabi burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum: Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihî gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükûnet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs'ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum. Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk’ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri hâline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesiyle Kıbrıs Türk’ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek, önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. Beş sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları hâlen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükûmetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı, oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik. Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim: 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3.210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkânlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

Filistin topraklarını gasbeden İsrail'den Mescid-i Aksa'ya baskın! Haber

Filistin topraklarını gasbeden İsrail'den Mescid-i Aksa'ya baskın!

İşgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya İsrail polisinin koruması altında ve İsrailli yetkililerin katılımıyla sabah saatlerinden bu yana baskın düzenleyen Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin sayısı 3 bin 200'ü aştı. Mescid-i Aksa, sabah saatlerinden bu yana Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskınına sahne oluyor. Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nden yapılan açıklamaya göre, Filistin topraklarını gasbeden 3 bin 288 İsrailli yerleşimci Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Mescid-i Aksa'nın avlusuna da giren fanatik İsrailliler burada dini ritüeller gerçekleştirdi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, söz konusu İsraillilerin Kubbetü's-Sahra'nın önünde dini ritüeller gerçekleştirdiği ve Mescid-i Aksa'nın avlusunda İsrail bayrağı açtığı görüldü. Baskınlara, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Başbakan Binyamin Netanyahu'nun partisi Likud milletvekili Amit Halevi de katıldı. "İslam ülkeleri sorumluluklarını üstlenmeli" Kudüs ve Filistin eski Müftüsü, Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İsrail hükümeti, Mescid-i Aksa'da yeni oldubittiler dayatmak için Yahudi dini günlerini istismar ediyor. İsrail polisinin sergilediği tutum, İsrail hükümetinin Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'nın kutsallığına yönelik ihlallerini desteklediğinin ve onayladığının açık kanıtıdır." dedi. İslam dünyasına seslenen Sabri, "Mescid-i Aksa yalnızca Müslümanlara aittir ve İslam ülkeleri, Aksa'nın maruz kaldığı ihlaller konusunda sorumluluklarını üstlenmelidir." ifadesini kullandı. Sabri ayrıca, "İsrail hükümeti, Mescid-i Aksa üzerinde tam kontrol sağlamayı ve İslami Vakıflar İdaresi'nin Aksa'yı yönetme yetkisini elinden almayı amaçlıyor." uyarısında bulundu. "Mescid-i Aksa'nın avlusunda ciddi bir provokasyon yaşandı" İsrailli sivil toplum kuruluşu Peace Now'ın (Barış Şimdi) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Bu sabah Mescid-i Aksa'nın avlusunda ciddi bir provokasyon yaşandı." ifadesi kullanıldı. Açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesi ve avluda dini ritüeller gerçekleştirmesinin "hassas statükonun açık bir ihlali" olduğu belirtildi. "Yerleşimci terörizmi ile dini bir savaş başlatmayı amaçlayan bir grup kundakçı arasında doğrudan bir bağlantı" bulunduğu ifade edilen açıklamada, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Yerleşim Bakanı Orit Strock, söz konusu gruplara destek vermek, fon sağlamak ve koruma sunmakla suçlandı. Filistin Din İşleri Bakanlığı: İsrail bölgede din savaşı çıkarmayı amaçlıyor Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığından yapılan açıklamada da İsrailli Bakan Ben-Gvir ve milletvekili Halevi'nin Aksa'ya düzenlenen baskınlara katılması kınandı. Açıklamada, İsraillilerin baskınının İslam'ın kutsal mekanlarına yönelik bir ihlal ve Mescid-i Aksa'nın tarihi ve hukuki statüsüne karşı işlenmiş bir suç olduğu vurgulandı. Yahudilerin dini günlerinin Aksa'ya baskın düzenlemek için istismar edildiği belirtilen açıklamada, İsraillilerin Aksa'nın avlusunda dini ritüeller gerçekleştirmesinin, Aksa'da "zamansal ve mekansal bölünmeyi oldubittiye getirerek dayatmayı amaçlayan sistematik bir işgal planı" çerçevesinde yapıldığına dikkati çekildi. Mescid-i Aksa'nın tamamının Müslümanlara ait olduğu vurgulanan açıklamada, İsrail hükümetinin üst düzey siyasi kademelerinden kaynaklanan eylemlerin "tüm bölgede din savaşı başlatmayı amaçladığı" uyarısında bulunuldu. Uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler kurumlarına, hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri ve İsrail'e Kudüs ile kutsal mekanlara yönelik ihlallerini durdurması için baskı yapmaları çağrısında bulunuldu. Arap ve İslam ülkelerine de kararlı bir duruş sergileme çağrısı yapılan açıklamada, Filistin halkından İslam ve Arap kimliğini hedef alan İsrail planlarını engellemek için Mescid-i Aksa'ya gelmeyi sürdürmeleri istendi. Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada, İsrail polisinin, fanatik grupların sayısının 150'ye kadar çıkmasına izin vermesinin ardından Mescid-i Aksa'ya baskın yapan İsraillilerin sayısında artışın olduğu açıklanmıştı. Kudüs Valiliği, bu sabah yaptıığı açıklamada 1300'den fazla İsrailli'nin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlediğini duyurmuştu. Açıklamada, İsrail polisinin, fanatik grupların sayısının 150'ye kadar çıkmasına izin vermesinin ardından Mescid-i Aksa'ya baskın yapan İsraillilerin sayısında artış olduğu vurgulanmıştı. İsrail polisinin Mescid-i Aksa'nın kapılarında ve Eski Şehir çevresinde önlemlerini sıkılaştırdığı ve Müslümanların ibadet etmek için Aksa'ya girişini engellediği bildirilmişti. Sabah namazında çok az sayıdaki Müslümanın Aksa'ya girebildiği aktarılan açıklamada, İsrail polisinin Müslümanları darbettiği kaydedilmişti. Filistin topraklarını gasbeden İsrailli gruplar, Yahudilerin dini günü Tisha B'Av nedeniyle Aksa'ya geniş çaplı baskın düzenleme çağrısında bulunmuştu.

Erdoğan, İspanya Başbakanı Sánchez ile görüştü Haber

Erdoğan, İspanya Başbakanı Sánchez ile görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile görüştü. İkili ilişkiler, Gazze ve NATO Ankara Zirvesi'nin ele alındığı görüşmede Erdoğan, Sánchez'i milli takımın başarısından dolayı tebrik ederek 2027 başında Türkiye'ye davet etti. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İspanya Hükümet Başkanı Pedro Sánchez ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmede, Türkiye-İspanya ikili ilişkilerinin yanı sıra bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İspanya Millî Takımı’nın Dünya Kupası’ndaki başarısı dolayısıyla Sánchez’i tebrik etti. Erdoğan, Gazze’de zor şartlar altında yaşayan halkın İspanya’nın şampiyonluğunun ardından yaşadığı sevince dikkat çekerek, İspanya’nın Filistin konusunda sergilediği tutumun dünya genelinde de karşılık bulduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İspanya Hükümet Başkanı Pedro Sánchez ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Liderler, Türkiye-İspanya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İspanya Millî Takımı’nın Dünya Kupası’ndaki… — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) July 21, 2026 Görüşmede NATO Ankara Zirvesi de gündeme gelirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sánchez’i zirve dolayısıyla Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, Türkiye-İspanya Hükümetlerarası Zirvesi kapsamında Sánchez’i 2027 yılının başında yeniden Türkiye’de misafir etmekten memnuniyet duyacağını belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nden Hakan Fidan'ın açıklamalarına tepki Haber

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nden Hakan Fidan'ın açıklamalarına tepki

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekaî, Hakan Fidan'ın İran'ı Siyonist rejimle karşılaştırmasına ilişkin sözlerini isabetsiz olarak nitelendirerek "Sayın Hakan Fidan gibi bir kişinin böyle bir karşılaştırma yapması hayret vericidir. Kendisi de defalarca Siyonist rejimin tehdit ve gözdağına maruz kalmış bir ülkenin temsilcisidir ve Siyonist rejimin özünde yayılmacı olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölgenin güvenliğine zarar vermeyi amaçladığını bilmektedir." dedi. Tahran, İRNA - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Son dönemde Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan bir röportajında İran'ın savunma amaçlı faaliyetlerini Siyonist rejimin bölgedeki suç niteliğindeki eylemleriyle karşılaştırdı. Dışişleri Bakanlığı'nın bu sözlere tepkisi nedir?" sorusuna cevaben "Sayın Hakan Fidan gibi bir kişinin böylesine isabetsiz bir karşılaştırma yapması hayret vericidir. Kendisi de defalarca Siyonist rejimin tehdit ve gözdağına maruz kalmış bir ülkenin temsilcisidir ve Siyonist rejimin özünde yayılmacı olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölgenin güvenliğine zarar vermeyi amaçladığını bilmektedir. Bizim için soru işareti olan ve Türk dostlarımızın mutlaka açıklaması gereken husus, nasıl böyle tuhaf bir karşılaştırmaya vardıklarıdır." dedi. Bakanlık Sözcüsü ayrıca, "İran İslam Cumhuriyeti'nin bölgede hiçbir vekili yoktur. Defalarca söyledik; bölgede mevcut olan tek vekil Siyonist rejimdir. Bu rejimin işgal altındaki Filistin'de gerçekleştirdiği soykırımdaki, Lübnan'a, Suriye'ye, İran'a ve diğer ülkelere yönelik saldırılarındaki performansı tamamen ortadadır. Türk dostlarımızdan analizlerini mevcut gerçeklerle uyumlu hale getirmelerini ve yalnızca Siyonist rejimin yayılmacı ve suç teşkil eden politikalarını gerekçelendirmek amacıyla istismar edilebilecek bazı konuları tekrarlamaktan kaçınmalarını istiyoruz." diye ekledi.

NATO zirvesine bir de böyle bakın: Mazlum Filistin nerede kaldı… Haber

NATO zirvesine bir de böyle bakın: Mazlum Filistin nerede kaldı…

Ankara’da yapılacak NATO zirvesine 32 ülke katılacak. Masanın bir de görünmeyen ortağı var... Ankara'daki yasak ve gözaltılar bakın kime yarıyor... 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da yapılacak NATO zirvesine 32 ülke katılacak. Bu ülkelerden ABD, Tel Aviv yönetiminin Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırısına tüm kuvvetiyle destek verdi. Adeta askeri sponsor oldu. İran’a da birlikte saldırdılar. Ankara'da NATO zirvesinde boy gösterecek ülkelerden biri de İngiltere. İsrail’in Filistin’e saldırıları sırasında bölgeye RAF gözetleme uçakları, iki Kraliyet Donanması gemisi, üç Merlin helikopteri ve Kraliyet Deniz Piyadeleri müfrezesi göndererek Tel Aviv’e destek verdi. Almanya, 2023’te İsrail’e 326,5 milyon euro değerinde askeri ekipman ve savaş silahı sağladı. Bu, bir yıl önceye göre yaklaşık 10 kat artış demek. Fransa, Hamas’a karşı uluslararası cephe önerdi. Fransız firmalarından İsrail savunma şirketlerine 525 askeri sevkiyat yapıldığını duyurdu. The Brussels Times’ın aktardığı listeye göre Belçika ordusu, Gazze savaşı başladıktan sonra İsrailli savunma şirketlerinden mühimmat ve ekipman aldı. Destek 'alarak' yapıldı... Estonya Parlamentosu’ndaki 101 vekilden 78’i İsrail’e destek açıklamasına imza attı. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Eylül 2024’te İsrail’den silah alımını savundu. Danimarka Parlamentosu, Filistin devletini tanıma teklifini reddetti. Hırvatistan Dışişleri Bakanı Gordan Grlić Radman, Mart 2025’te İsrail’e gitti, desteğini açıkladı. İsveç Filistin’e yardımı askıya aldı. İsrailli Elbit Systems’le 170 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. İtalya, Yemen’de Filistin'i yardım etmeye çalışan Husileri durdurmak için İsrail'i destekleyen çalışmaya katıldı. Hollanda, İsrail Savunma Bakanlığı ve Elbit Systems ile 305 milyon dolarlık PULS topçu roket sistemi anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, İsrail savunma sanayii açısından Hollanda’yla yapılan en büyük ve ilk hükümetler arası savunma ihracat anlaşmalarından biri olarak duyuruldu. Gazze bombalanırken İsrail’in kullandığı F-35 savaş uçakları için parça sevkiyatı da yaptılar. Kanada’dan İsrail’e 18,9 milyon Kanada doları değerinde askeri mal ve teknoloji ihracatı yapıldı. Bulgaristan her kritik anda İsrail’e siyasi destek verdi. Arnavutluk, İsrailli Elbit Systems ile askeri eğitim alanında işbirliği yaptı. Çekya devleti savaşın başında “İsrail’le tam dayanışma” kararı aldı. Çek Savunma Bakanı Jana Černochová, İsrail’i “Orta Doğu’daki en yakın ortak” diye niteledi. İzlanda, İsrail’le serbest ticaret anlaşmasının tarafı oldu. Karadağ Dışişleri Bakanı Filip Ivanović, İsrail’in Karadağ için “değerli ve güçlü bir ortak” olduğunu açıkladı. Karadağ askerleri ve subayları İsrail’deki Elbit-IMI Academy’de eğitim almaya başladı. Litvanya 15 İsrailli savunma şirketiyle işbirliği yaptı. Böylece İsrail savunma sanayii için Baltık/NATO pazarına açıldı. Letonya Savunma Bakanlığı, Alman EuroSpike şirketiyle 81 milyon avroluk Spike tanksavar füze sistemi sözleşmesi imzaladı. Bakanlık açıklamasında Spike’ın “İsrail yapımı” olduğu açıkça belirtildi. Kuzey Makedonya Elbit Systems gibi İsrailli şirketlerle helikopter modernizasyonu, eğitim merkezi, gözetleme ve güvenlik teknolojileri gibi alanlarda bağlarını kuvvetlendirdi. Ocak 2026’da Kuzey Makedonya-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu’ndan bir heyet İsrail’e gitti destek mesajı verdi. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Xavier Bettel, Lüksemburg şirketlerinin İsrail’e askeri ekipman gönderilen işlemlerde yer aldığını ve ülkenin İsrail’e askeri ekipman için ihracat lisansları verdiğini kabul etti. Norveç, AB üyesi olmamasına rağmen AB’nin Hamas’a yönelik yaptırım çizgisine uyum sağladı. Macaristan, İsrail’e son üç yılda en açık destek veren Avrupa ülkelerinden biri oldu. İsrailli UVision ve Alman ortakla birlikte muharip drone üretimi konusunda anlaşma yapıldığı duyuruldu. Polonya, İsrailli Rafael’in Spike tanksavar füzeleri için yaklaşık 100 milyon dolarlık yeni anlaşma yaptı. Romanya 2025’te Romanya, İsrailli Rafael’den Spyder kısa menzilli hava savunma sistemi alımı için 2 milyar doların üzerinde bir anlaşma hazırladı. Defense News’e göre bu işlem, İsrail savunma sanayii tarihindeki en büyük ikinci savunma ihracat anlaşmalarından biri olarak değerlendirildi. Slovakya hükümeti 2024’te İsrail’den hava savunma sistemi alma planını onayladı. Reuters’a göre altı mobil hava savunma sistemi için tutar 554,3 milyon avro olarak açıklandı. Slovenya Hamas karşıtı açıklamalar yaptı. İsrail saldırganlığını ise geçiştirdi. Yunanistan boylu boyunca İsrail'le stratejik işbirliği içerisinde. Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı savaşa hazırlanıyorlar. NATO üyelerinin İsrail'e verdiği desteği birer cümleye sığdırmak elbette mümkün değil. Destek çok boyutlu ve stratejik... Görüldüğü gibi NATO üyesi 32 ülkeden İspanya ve Portekiz hariç hepsi Filistin’deki katliama gözlerini kapadı! Türkiye de kürsüden ‘seslenmekle’ yetindi. Sonuç: NATO zirvesinde İsrail destekçisi ülkeler Ankara’da boy gösterecek. Filistin’de bitmek bilmeyen katliamlar, göz yaşı, yitirilen on binlerce can, öksüz ve çaresiz yavrular… Hükümet, işte bu NATO'ya karşı protestoları yasaklama kararı aldı. Ankara’da, İsrail destekçisi NATO’ya kırmızı halı serilirken, Filistin için protesto yapmak yasak! Odtv / Mustafa İlker Yücel

D8'de dikkat çeken kare Haber

D8'de dikkat çeken kare

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan Saadet Partisi programında birlikte poz verdi. Saadet Partisi'nin öncülüğünde, Gelişen 8 Ülke (D8) Ekonomik İşbirliği Teşkilatının 29. kuruluş yıl dönümüne ilişkin program Çırağan Sarayı'nda düzenlendi. Zirve kapsamında, katılımcılar 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan birlikte poz verdi. Fotoğraf, Saadet Partisi'nin sosyal medya platformu X hesabından "D-8 29. Kuruluş Yıl Dönümü Programımız hatıra fotoğraf çekimi ile devam ediyor" notuyla paylaşıldı. Oda tv'de yer alan habere göre 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, D-8'in 29. kuruluş yıl dönümü programında yaptığı konuşmada, İsrail ve İran arasındaki gerilime ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gül, "mutabakatın memnuniyet verici olduğunu" ve "kalıcı barışın bölgesel istikrar açısından önemli olduğunu" söyledi. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yıl dönümü programında yaptığı konuşmada, "Mescid-i Aksa özgür olmadan, Kudüs özgür olmadan ve Kudüs'ün başkent olduğu bir Filistin devleti kurulmadan barış olmaz" şeklinde konuştu. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, programda, "Bir 29 yıl daha beklemeyelim, elimizi çabuk tutalım. Aksi halde 'Su uyur, düşman uyumaz' sözünü hatırlamak gerekir" ifadelerini kullandı. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, programda yaptığı konuşmada, "D-8'in kuruluş ruhuna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır" derken, İsrail'in 'Civitas non grata' ilan edilmesi çağrısında bulundu. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, yaptığı konuşmada, "D-8 Organizasyonu'na gereken ilginin gösterilmesi, kuruluş amaçlarına uygun şekilde çalıştırılması ve hedeflerine ulaşması için gerekli adımların atılması çağrısını üye ülkelerin hükümetlerine bir kez daha yineliyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.