Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ev Hapsi

bursaarena.com.tr - Ev Hapsi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ev Hapsi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vatikan’daki koltuk savaşlarının kurbanı Türk iş insanı mı oldu? Haber

Vatikan’daki koltuk savaşlarının kurbanı Türk iş insanı mı oldu?

Türk iş insanı Hasan Uzun'un İtalya'da yaklaşık 2,5 yıldır devam eden hukuki süreci, avukatı Kamil Keskin'in yaptığı çarpıcı basın açıklamasıyla yeniden gündeme geldi. Papa Francesco'ya yönelik suikast planı iddiası, terör örgütü üyeliği ve silah bulundurma suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Uzun hakkında konuşan Keskin, yargılama sürecinde ciddi usulsüzlükler yaşandığını, müvekkilinin siyasi ve bürokratik hesapların kurbanı yapılmış olabileceğini ileri sürdü. MESUT IŞIK İTALYA (İGFA) - Avukat Kamil Keskin, daha önce kamuoyuyla paylaştıkları açıklamaların bazı ulusal ve uluslararası haber platformlarından kaldırıldığını belirterek, yaşanan gelişmelerin kamuoyunun bilgisine sunulması gerektiğini ifade etti. “HABERLERİN KALDIRILMASI CİDDİ SORU İŞARETLERİ DOĞURUYOR” Basın açıklamasında müvekkilinin Hollanda ve İtalya'da hukuka aykırı uygulamalara maruz kaldığını savunan Keskin, haberlerin yayımlanmasının ardından Avrupa basınında yer alan bazı haberlerin ve İtalyan savcısının sosyal medyada paylaşılan açıklamasının kaldırıldığını iddia etti. Keskin, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi: “Ortaya koyduğumuz iddialar ve yaşanan hukuksuzluklar kamuoyuna yansıdıktan sonra haberlerin kaldırılması dikkat çekicidir. Müvekkilime yönelik yargılama sürecinde yaşananların bütün yönleriyle araştırılması gerekiyor. Bu gelişmeler, sürecin şeffaflığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.” DOSYADA CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A AİT FOTOĞRAFLARIN NE İŞİ VAR? Keskin'in açıklamasındaki en dikkat çekici iddialardan biri de Hasan Uzun'un soruşturma dosyasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ait iki fotoğrafın bulunduğu yönündeki açıklaması oldu. Müvekkilinin sorgulanması sırasında önüne ilk olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait fotoğrafların konulduğunu belirten Keskin, bu fotoğrafların soruşturma dosyasında hangi amaçla bulunduğunun açıklanmasını istedi. Konunun daha önce Türkiye'nin ilgili diplomatik temsilciliklerine ve Dışişleri Bakanlığına bildirildiğini ifade eden Keskin, kendilerine verilen yanıtın meselenin İtalyan iç hukukunu ilgilendirdiği yönünde olduğunu belirtti. Keskin, söz konusu fotoğrafların dosyada bulunma gerekçesinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı. PAPA'YA SUİKAST İDDİASINDA TARİHLER DİKKAT ÇEKİYOR Hasan Uzun hakkındaki en ağır suçlamalardan biri, dönemin Papa'sı Francesco'ya yönelik suikast planı iddiasıydı. Avukat Keskin, bu suçlamanın tarihsel açıdan ciddi çelişkiler barındırdığını ileri sürdü. Açıklamaya göre Hasan Uzun, 6 Temmuz 2024 tarihinde İtalya'nın Trieste Tren İstasyonu'ndan aktarma yaparak ayrıldı. Papa Francesco ise 7 Temmuz 2024 tarihinde aynı istasyona gitti. Interpol raporlarında ise suikast ihbarının 16 Temmuz 2024 tarihinde alındığı belirtiliyor. Keskin, müvekkilinin olaydan günler önce istasyondan ayrıldığını ve sonrasında İtalya'ya gitmediğini belirterek, daha sonraki tarihte alınan bir ihbar nedeniyle müvekkilinin nasıl suçlandığının açıklanması gerektiğini savundu. Ayrıca avukat, Trieste Emniyet Müdürlüğünün basına yansıyan açıklamalarında Papa'ya yönelik herhangi bir suikast planına ilişkin kanıt bulunmadığının ve Hasan Uzun'un terörizmle bağlantısının tespit edilmediğinin ifade edildiğini ileri sürdü. Nitekim İtalya'daki yargılama sonucunda Uzun hakkında Papa'ya yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği suçlamalarından mahkûmiyet kararı verilmediğini, cezanın silah ve mühimmat bulundurma suçlaması üzerinden kurulduğunu belirtti. VALİZDE BULUNDUĞU İDDİA EDİLEN SİLAHIN GİZEMİ Dosyanın en tartışmalı başlıklarından biri de Hasan Uzun'a ait olduğu belirtilen valizde bulunduğu iddia edilen silah. Keskin'in aktardığına göre Hasan Uzun, Trieste Tren İstasyonu içerisindeki Bricco Cafe isimli işletmeye girerek valizini bırakmış, telefon hattı almak amacıyla yakınlardaki başka bir işletmeye gitmişti. Geri döndüğünde polisleri valizinin yanında gören Uzun, dil bilmemesi ve evraklarıyla ilgili sorun yaşayabileceği endişesiyle bölgeden uzaklaştı. Daha sonra valizinde silah bulunduğu iddiasıyla hakkında işlem başlatıldı. Ancak avukat Keskin, mahkeme dosyasında bulunan kamera görüntülerinin ve tanık ifadelerinin yeterince değerlendirilmediğini savundu. Keskin, valizin bulunduğu işletmenin alışılmışın dışında saat 16.00'da erken kapatılmasının, iki kişinin valizi karıştırdığı iddia edilen görüntülerin ve polislerin valizi kamera açısının dışına çıkardığına ilişkin kayıtların araştırılması gerektiğini söyledi. “SİLAHTA MÜVEKKİLİMİN PARMAK İZİ VE DNA'SI YOK” Avukat Keskin, silah üzerinde müvekkiline ait parmak izi veya DNA bulgusunun bulunmadığını, silahın ilk inceleme yapılmadan polisler tarafından çıplak elle tutulduğunu iddia etti. Mahkeme tutanaklarında yer alan tanık Castellı'nın ifadelerine de dikkat çeken Keskin, silah üzerinde bazı işlemler yapıldığının söylendiğini ancak alınmış olabilecek sürüntü örneklerinin analiz edilmediğinin ifade edildiğini belirtti. Keskin, silahın kim tarafından valize konulduğunun ortaya çıkarılması için kamera kayıtlarının eksiksiz incelenmesi ve adli incelemelerin yapılması gerektiğini vurguladı. “ÜÇ FARKLI İHTİMAL ÜZERİNDE DURUYORUZ” Basın açıklamasında sürecin neden bu noktaya geldiğine ilişkin üç farklı ihtimal üzerinde durduklarını belirten Keskin, ilk ihtimalin soruşturmanın ciddi eksikliklerle yürütülmüş olması olduğunu söyledi. İkinci ihtimalin, müvekkilinin beraat etmesi durumunda ortaya çıkabilecek itibar kaybı ve tazminat süreçlerinden kaçınılması olabileceğini ifade etti. Üçüncü ve en dikkat çekici ihtimalin ise müvekkilinin Vatikan veya İtalya iç siyasetindeki bazı hesaplaşmaların içerisinde hedef seçilmiş olabileceği yönündeki şüpheler olduğunu dile getirdi. Keskin, Trieste Valisinin görev yerinin değiştirilmesi, bazı bürokratların ve bir bakanın yargılama sürecine müdahale ettiği yönündeki iddiaların da araştırılması gerektiğini savundu. İKİ PASAPORT, KIRMIZI BÜLTEN VE HOLLANDA SÜRECİ Hasan Uzun'un Hollanda'da yaşadığı dönemde şirket kurduğunu, araç ve kredi kartı edindiğini, ikamet kaydı yaptırdığını ve günlük yaşamını sürdürdüğünü belirten Keskin, müvekkilinin kırmızı bültenle arandığından haberdar olmadığını ileri sürdü. İtalya makamlarının iki pasaport konusunu şüpheli bulduğunu ancak İsviçre polisinin yaptığı incelemede iki pasaportun da gerçek olduğunun bildirildiğini ifade eden Keskin, bu hususun da dosyada yeterince değerlendirilmediğini söyledi. Uzun'un farklı aşamalarda farklı terör örgütleriyle ilişkilendirilerek suçlandığını belirten Keskin, nihai mahkeme kararında ise herhangi bir terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyet kurulmadığına dikkat çekti. GÖZLER 24 KASIM 2026 TARİHİNDEKİ İSTİNAF DURUŞMASINDA Yaklaşık 2,5 yıldır devam eden süreçte Hasan Uzun'un birden fazla avukat değiştirmek zorunda kaldığını, savunma hakkının yeterince kullanılamadığını ve ev hapsi sürecinde ağır koşullarla karşı karşıya kaldığını da ileri süren Keskin, verilen mahkûmiyet kararına itiraz ettiklerini açıkladı. Dosyanın kaderini etkileyecek önemli duruşmanın 24 Kasım 2026 tarihinde İstinaf Mahkemesinde görüleceğini belirten Keskin, İtalyan yargısının bu aşamada iddiaları bütün yönleriyle değerlendirmesini beklediklerini ifade etti. VATİKAN'A VE YENİ PAPA'YA ÇAĞRI Avukat Kamil Keskin, açıklamasının sonunda Vatikan yetkililerine ve yeni Papa'ya da çağrıda bulundu. Papa makamının siyasi hesaplaşmalara alet edilmemesi gerektiğini belirten Keskin, dini makamların adaletin sağlanması konusunda duyarlı davranmasını istedi. Keskin açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Müvekkilimin özgürlüğü elinden alınmıştır. İddiaların, delillerin ve yaşanan bütün sürecin bağımsız, tarafsız ve adil bir şekilde yeniden değerlendirilmesini istiyoruz. Hiç kimsenin siyasi veya bürokratik hesapların kurbanı olmaması gerekir. Müvekkilimin mağduriyetinin giderilmesini ve özgürlüğüne kavuşmasını bekliyoruz.” Şimdi gözler 24 Kasım'da görülecek istinaf duruşmasında. Hasan Uzun hakkındaki iddialar, deliller ve yargılama sürecine ilişkin tartışmaların nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor.

10 milyar liralık Hazine taşınmazı vurgununda 10 tutuklama Haber

10 milyar liralık Hazine taşınmazı vurgununda 10 tutuklama

Antalya'da Hazine'ye ait 10 milyar TL değerindeki 80 taşınmazın usulsüz devrine ilişkin soruşturmada, aralarında Milli Emlak personeli, tapu müdürü, mevcut ve eski mahalle muhtarları ile sivillerin yer aldığı çok sayıda şüpheliye yönelik operasyon yapılmıştı. Soruşturmada adliyeye sevk edilen 21 şüpheliden 10'u tutuklandı. Antalya'nın Kemer ilçesinde Hazine'ye ait 10 milyar TL değerindeki 80 taşınmazın belirli kişi ve çevrelere geçirildiği soruşturmada 21 şüpheliden 10'u tutuklandı.Soruşturma kapsamında 27 şüpheli gözaltına alındı; 10'u tutuklandı, 3'ü ev hapsine çarptırıldı.Yapılanmanın Kemer'de Milli Emlak Uzmanı Gökhan K.'nin sevk ve koordinasyonunda hareket ettiği belirlendi. Antalya'nın Kemer ilçesinde, Hazine'ye ait 10 milyar TL değerindeki 80 taşınmazın belirli kişi ve çevrelerin üzerine geçirildiğine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınıp, adliyeye sevk edilen 21 şüpheliden 10'u tutuklandı. Kemer ilçesinde Hazine'ye ait taşınmazların, hak sahipliği, fiili kullanım ve satış şartları bulunmadığı veya satışa engel hukuki ve fiili durumlar mevcut olduğu halde belirli kişi ve aile çevrelerine geçirildiği, bu suretle kamunun zarara uğratıldığı ve özel kişilere haksız ekonomik menfaat sağlandığı yönündeki bulgular üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. İŞLEM TEMASI ÖRGÜTSEL YAPIYI GÖSTERİYOR MASAK ve banka verileri, HTS ve baz kayıtları, tapu hareketleri, bakanlık müfettişliği ve ön inceleme raporları, bilirkişi raporları, taşınmaz satış dosyaları, teknik ve fiziki takip çalışmaları ile telefon dinlemesi sonucu elde edilen kayıtların tüm soruşturma kapsamında titizlikle incelendi. Soruşturma kapsamında elde edilen bulguların bütününün, olayların münferit idari hata veya birbirinden bağımsız usulsüzlüklerle açıklanmasının güç olduğunu, kamu görevlileri ile sivil yararlanıcılar arasında süreklilik gösteren işlem, iletişim, para ve taşınmaz ilişkilerinin bulunduğunu ve eylemlerin örgütsel yapı içerisinde gerçekleştirildiğini ortaya koyduğu belirtildi. YAPILANMANIN BAŞINDAKİ İSİM MİLLİ EMLAK UZMANI Mevcut delillere göre yapılanmanın, Kemer'de Milli Emlak Uzmanı Gökhan K.'nin sevk ve koordinasyonunda hareket ettiği, Milli Emlak personelinin taşınmazların tespiti, kullanıcı ve hak sahiplerinin belirlenmesi, satış dosyalarının hazırlanması, satışa engel durumların değerlendirilmesi ve tescil süreçlerinde, sivil ayağın ise uygun kişilerin belirlenmesi, taşınmazların edinilmesi, aile veya bağlantılı kişiler arasında devredilmesi ve elde edilen ekonomik menfaatin ilgili çevrede tutulması aşamalarında rol aldığının belirlendiği kaydedildi. TESPİT YAPMADAN BEYANA GÖRE SATIŞ Elde edilen tape kayıtlarında, soruşturmanın temel iddiasını doğrudan veya dolaylı biçimde destekleyen görüşmeler bulunduğu belirtilen soruşturma dosyasında yer alan şüpheli Gökhan K. ile M.K. arasında yapılan görüşmede, tarımsal indirimli satış işlemlerine ilişkin vatandaşın tespitini yapmadan beyana göre hareket edildiğine yönelik ifadelerin bulunduğu belirtildi. Bu görüşmenin, satış için belirleyici olan fiili kullanım ve hak sahipliği şartlarının gerektiği şekilde araştırılmadan işlem yapıldığının şüphelinin kendi anlatımıyla kabul edilmesi bakımından önem taşıdığı ifade edildi. TAPU MÜDÜRÜ, MUHTARLAR, SİVİLLER... Hazine'ye ait 80 taşınmazın incelemeye alındığı, bu taşınmazların ekonomik büyüklüğünün 10 milyar TL seviyesine ulaştığı ifade edildi. Soruşturma kapsamında; Milli Emlak personeli, tapu müdürü, mevcut ve eski mahalle muhtarları ile sivillerin yer aldığı 27 şüpheliye yönelik 24 Ağustos sabahı operasyon düzenlendi. Antalya'nın Kemer, Kepez ve Konyaaltı ilçeleri ile Adana, Burdur, Isparta ve Nevşehir'deki 21 ayrı adreste eş zamanlı yapılan operasyonda 27 şüpheli gözaltına alındı. Operasyonda çeşitli miktarda döviz ve Türk Lirası ele geçirildi. 3 ŞÜPHELİ HAKKINDA EV HAPSİ KARARI Jandarmadaki işlemleri tamamlanan 27 şüpheliden 6'sı serbest bırakılırken, diğerleri dün sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 2'si savcılıktan serbest kaldı. Çıkarıldıkları mahkemede 10 şüpheli tutuklanırken, 3'ü hakkında ev hapsi kararı verildi. Diğerleri adli kontrolle serbest bırakıldı. "DEVLETİN MALI MİLLETİMİZİN ORTAK HAKKIDIR" Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın kamuoyuna duyurulmasının ardından yaptığı açıklamada, "Devletin malı milletimizin ortak hakkıdır. Kamu görevini kişisel menfaat için kullanan, Hazine taşınmazları üzerinden haksız kazanç sağlayan veya buna aracılık eden kim olursa olsun hukuk önünde hesap verecektir. Soruşturma, yapılanmanın tüm boyutlarının ve elde edilen ekonomik değerin nihai olarak kimlere ulaştığının ortaya çıkarılması amacıyla çok yönlü olarak sürdürülmektedir" ifadelerini kullanmıştı.

Papa'ya suikast iddiasıyla yargılanan Türk iş insanı Hasan Uzun: Gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorum Haber

Papa'ya suikast iddiasıyla yargılanan Türk iş insanı Hasan Uzun: Gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorum

Hollanda'da gözaltına alındıktan sonra İtalya'ya iade edilen Türk iş insanı Hasan Uzun, hakkında kamuoyuna yansıyan Papa'ya suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddialarının somut delillerle desteklenmediğini öne sürdü. Uzun, yargılama sürecinde savunma hakkının kısıtlandığını ve lehine olan delillerin dosyaya dahil edilmediğini iddia etti. Mesut IŞIK / KOCAELİ (İGFA) - Papa Franciscus'a yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddialarıyla Hollanda'da gözaltına alınarak İtalya'ya iade edilen Türk iş insanı Hasan Uzun, hakkında yürütülen soruşturma ve yargılama sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. AVRUPA'DA SKANDAL YARGI İDDİASI! Türkiye'de uzun yıllardır kafe işletmeciliği yapan Uzun, Temmuz 2024'te İtalya'nın Trieste kentindeki bir tren istasyonunda terk edilmiş bir valizde silah ve mühimmat bulunmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında İnterpol tarafından Hollanda'da gözaltına alındığını hatırlattı. Kamuoyuna Papa'ya suikast hazırlığı ve terör örgütü bağlantısı iddialarıyla yansıyan süreç sonunda İtalya'ya iade edilen Uzun, aylarca cezaevinde kaldığını, daha sonra ise ev hapsine alındığını söyledi. Hasan Uzun, kamuoyunda yer alan ağır suçlamalar ile İtalya'da yürütülen yargılamanın kapsamı arasında önemli farklılıklar bulunduğunu öne sürerek, hakkında dile getirilen iddiaların somut delillerle desteklenmediğini savundu. "LEHİME OLAN DELİLLER TOPLANMADI" Uzun, soruşturma sürecinde lehine olabilecek delillerin dosyaya dahil edilmediğini iddia etti. Trieste Tren İstasyonu'ndaki güvenlik kameralarının tamamının incelenmediğini öne süren Uzun, valizine başka kişiler tarafından silah yerleştirildiğini gösterdiğini ileri sürdüğü görüntülerin dikkate alınmadığını savundu. Ele geçirilen silahta kendisine ait parmak izi veya DNA bulunmadığını iddia eden Uzun, bu hususun da yargılama sürecinde yeterince değerlendirilmediğini öne sürdü. "SAVUNMA HAKKIM İHLAL EDİLDİ" Hasan Uzun, yargılama sürecinde savunma hakkının da kısıtlandığını ileri sürdü. Avukat görüşmelerinde tercüman desteği sağlanmadığını, anlamadığı belgelerin kendisine imzalatılmak istendiğini ve Hollanda makamlarının iade dosyası ile gerekçeli kararları kendisi ve avukatlarıyla paylaşmadığını iddia etti. Uzun, bu durumun adil yargılanma hakkı açısından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu savundu. EV HAPSİ KOŞULLARINA DA TEPKİ GÖSTERDİ Cezaevinden tahliye edilmesinin ardından uygulanan ev hapsi tedbirlerinin yaşamını büyük ölçüde kısıtladığını belirten Uzun, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi güçlük çektiğini ifade ederek, uygulanan şartların fiilen ikinci bir cezalandırmaya dönüştüğünü öne sürdü. Yaklaşık iki yıldır devam eden hukuki sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hasan Uzun, tek talebinin tüm delillerin eksiksiz şekilde incelenmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi olduğunu söyledi. Hakkında kamuoyuna yansıyan ağır suçlamaların hangi somut delillere dayandırıldığının açıklanmasını isteyen Uzun, lehine olduğunu öne sürdüğü delillerin de yargılama sürecinde değerlendirilmesini talep etti.

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor? Haber

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor?

Trump'ın açıklamasıyla yeniden gündeme gelen Rahip Andrew Brunson'a 3 yıllık hapis cezasına ilişkin dosya altı yıldır Yargıtay'da bekliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davasında, 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmesi öncesi yaptığı açıklama ile Brunson davası yeniden gündeme geldi. Trump, gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Rahip Brunson'ı hatırlıyorsunuzdur. 3 yıl 1 ay hapse çarptırılmıştı. Evanjelik bir kahramandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım, serbest bıraktı. Hiçbir şey ödemedim" ifadelerini kullandı. Türkiye'ya eşiyle birlikte 1993 yılında yerleşen Brunson, 2016 yılında İzmir'deki Diriliş Kilisesi'nde rahip olarak görev yaparken "FETÖ ve PKK adına suç işlemek" ve "casusluk" suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Brunson, soruşturma ve yargılama süreci boyunca amacının yalnızca dinî faaliyet yürütmek olduğunu, herhangi bir siyasi ya da örgütsel faaliyet içinde bulunmadığını savunmuştu. ABD ve Türkiye arasında yaşanan Brunson gerilimi Washington yönetiminin, rahip Brunson'ın serbest bırakılmaması nedeniyle Ankara'ya yönelik ekonomik yaptırımlar devreye koyması, Türk Lirası'nın Dolar karşısında tarihi değer kaybı yaşamasına neden olmuştu. Ayrıca dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül yaptırım listesine alındı. Erdoğan da o dönemde gelen baskılar üzerine "Bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsınız" demiş, 2017'deki bir konuşmasında da Fethullah Gülen ile takas teklifinde bulunarak "Diyorlar ki, papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu yapalım yargıda gereğini size verelim" ifadelerini kullanmıştı. Bu süreçte Temmuz 2018'te Rahip Brunson ev hapsine alındı. İki ülke arasında gerilime neden olan tutuklamaya ilişkin daha sonra ABD Başkanı Trump da devreye girdi ve Brunson hakkındaki yargılama süreci 12 Ekim 2018'de sonlandırıldı. Rahip Brunson, hakkında hüküm verildikten ve ev hapsi kaldırıldıktan sonra ABD'ye dönüşünde Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile... Fotoğraf: picture-alliance/abaca/O. Douliery Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davası aslında hâlâ resmi olarak kapanmış değil. Türkiye'deki yargı süreci devam ediyor. Rahiple ilgili 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. Dosya neden hâlâ Yargıtay'da? İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Ekim 2018'de dosyayla ilgili hükmünü açıkladı. Mahkeme, 35 yıla kadar hapsi istenen Brunson'ı "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Casusluk suçlaması yönünden ise hüküm kurulmadı. Mahkeme aynı duruşmada Brunson hakkındaki ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. Brunson, kararın ardından Türkiye'den ayrılarak ABD'ye döndü. Brunson ülkesine dönüşünde de Başkan Trump tarafından Beyaz Saray'da kabul edildi. Karara hem Brunson'ın avukatları hem de Cumhuriyet savcısı itiraz etti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 9 Ocak 2020'de ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun buldu. Bunun üzerine dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildi. Dosya yaklaşık altı yıldır Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde bulunuyor. Daire henüz nihai kararını açıklamadı. AYM: Ev hapsi hukuka uygundu Brunson, tutuklama ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda da bulundu. AYM, tutuklamaya ilişkin şikâyeti süre aşımı nedeniyle reddetti. Mahkeme, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağına ilişkin hak ihlali iddialarını da açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez olduğuna karar verdi. Rahip Brunson soruşturma ve yöneltilen suçlamalar 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Brunson hakkında soruşturma başlattı. Brunson, 9 Aralık 2016'da gözaltına alındı ve aynı gün "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla tutuklandı. Mahkeme, tutuklama kararında suçun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanmamış olması, kaçma şüphesi ve öngörülen ceza miktarını gerekçe gösterdi. Soruşturma sürecinde Brunson'a yöneltilen suçlamalar zamanla genişletildi. Rahip Brunson Ekim 2018'te Türkiye'den ayrılırken... Fotoğraf: Getty Images/AFP/B. Kilic 2017 yılında hakkında; devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etmek, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından da işlem yapıldı. Ancak hazırlanan iddianamede Brunson'ın esas olarak "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" ve "siyasal ve askerî casusluk" suçlarından cezalandırılması istendi. İddianamede hangi deliller yer aldı? Savcılık iddianamesi açık ve gizli tanık anlatımları, HTS kayıtları, telefon mesajları ve dijital materyallere dayandırıldı. Savcılık, Brunson'ın Gülen cemaatinin Ege yapılanmasıyla bağlantılı kişilerle görüştüğünü, PKK/YPG ile bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerle temas kurduğunu ve kilise faaliyetlerini örgütsel amaçlarla kullandığını iddia etti. Casusluk suçlamasında ise bazı telefon kayıtları ve Brunson'ın başka bir kişiyle bağlantısına ilişkin dijital veriler delil olarak gösterildi. 16 Nisan 2018'de başlayan yargılamada Brunson suçlamaları kabul etmedi. Brunson; Gülen cemaati yöneticilerini tanımadığını, PKK ile bağlantısının bulunmadığını, kilisesinde siyasi faaliyet yürütülmediğini, mesajlaşmalarının yanlış yorumlandığını ve gizli tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Ayrıca casusluk suçlamasına dayanak gösterilen kişilerle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi. Brunson davasından tanıklar ne anlattı? Mahkemede dinlenen açık ve gizli tanıklar, Brunson'ın Gülen cemaati ve PKK bağlantılı kişilerle temas kurduğunu ileri sürdü. Tanıklar, kilisede örgüt propagandası yapıldığı, bazı kişilerle kapalı toplantılar gerçekleştirildiği ve Brunson'ın bazı örgütsel faaliyetlere destek verdiği iddialarında bulundu. Brunson ise bu anlatımların gerçeği yansıtmadığını savundu. DW Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.