Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Empati

bursaarena.com.tr - Empati haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Empati haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Belediye personeline stres yönetimi ve öfke eğitimi Haber

Belediye personeline stres yönetimi ve öfke eğitimi

Keçiören Belediyesi, çalışanlarının mesleki ve kişisel gelişimlerini desteklemek, hizmet kapasitesini güçlendirmek ve vatandaşlara sunulan hizmetin kalitesini artırmak amacıyla personeline yönelik eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Keçiören Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliğiyle Keçiören Belediye Meclis Toplantı Salonu’nda “Stres ve Öfkeyle Başa Çıkmak: Klinik Psikolojiden Pratik Araçlar” konulu eğitim programı düzenlendi. Doç. Dr. Gözde İkizer tarafından verilen eğitimde, belediye personelinin iş hayatında karşılaştığı stres faktörleriyle başa çıkabilmesi, öfke kontrolünü sağlayabilmesi ve zorlu durumlarda etkili iletişim becerilerini kullanabilmesi için uygulanabilecek yöntemler ele alındı. Çalışanların psikolojik dayanıklılığını artırmayı ve daha sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmayı hedefleyen programda, günlük iş yaşamında kullanılabilecek pratik bilgiler paylaşıldı. Stresle başa çıkmanın ve etkili iletişimin yolları anlatıldı Doç. Dr. Gözde İkizer, yaptığı sunumda stres ve öfkenin insan bedeni, düşünceleri ve davranışları üzerindeki etkilerini anlatarak bu duyguların erken belirtilerini fark etmenin önemine dikkati çekti. Özellikle belediye çalışanlarının yoğun vatandaş talepleri, iş yükü, zaman baskısı ve zorlu iletişim süreçlerinde karşılaşabilecekleri stres kaynakları üzerinde duruldu. Stresin yönetilmesinde nefes ve gevşeme egzersizleri, kısa molalar, zamanı etkili kullanma, öncelik belirleme ve olumsuz düşünceleri yeniden değerlendirme gibi yöntemler hakkında bilgi verildi. Öfke kontrolünde duyguları tanıma, ani tepkilerden kaçınma, empati kurma, etkin dinleme, sağlıklı sınırlar oluşturma ve kendini doğru ifade etme becerilerinin önemi vurgulandı. Teorik bilgilerin günlük yaşamdan örnekler ve uygulamalı çalışmalarla desteklendiği eğitimde, çalışanların hem bireysel hem de kurumsal iletişim süreçlerinde daha bilinçli ve çözüm odaklı hareket etmelerine katkı sağlayacak yöntemler aktarıldı.

4 bin kişilik çalışmadan çarpıcı veriler... Yapay zekâ çocuklarımızın ruh sağlığını zehirliyor mu? Haber

4 bin kişilik çalışmadan çarpıcı veriler... Yapay zekâ çocuklarımızın ruh sağlığını zehirliyor mu?

Yapay zekânın çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine ilişkin iki ayrı araştırma endişe verici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmalar, çocuklar ve ergenler için intihar riski, yanlış yönlendirme ve duygusal bağımlılık tehlikesine dikkat çekti. Yapay zekâ uygulamalarının günlük yaşamda yaygınlaşması, çocuklar ve ergenlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin endişeleri artırıyor. Common Sense Media ve npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan iki ayrı çalışma, yapay zekâ sohbet robotlarının gençlerin ruhsal krizlerini her zaman doğru şekilde algılayamadığını ortaya koydu. BİR SAATLİK RİSKLİ KONUŞMADA EBEVEYN UYARISI GİTMEDİ Common Sense Media bünyesindeki Gençlik Yapay Zekâ Güvenliği Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada, ChatGPT’nin 13-17 yaş grubuna yönelik güvenlik özellikleri 4 binden fazla test komutuyla incelendi. Çocuk ve ergen psikiyatristlerinin katkısıyla oluşturulan senaryolarda, intihar düşüncesi, kendine zarar verme ve yeme bozuklukları gibi ciddi sorunlar test edildi. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, yeni açılan ve ebeveyn hesaplarına bağlanan profillerde, bazı riskli konuşmalar bir saate kadar sürmesine rağmen ebeveynlere herhangi bir güvenlik bildirimi gönderilmemesi oldu. Araştırmaya göre ChatGPT, kriz anlarında profesyonel yardım veya destek hatlarına yönlendirme yapılması gereken durumların dörtte birinden fazlasında da beklenen yanıtı vermedi. Bu nedenle sistemin gençlere yönelik güvenlik seviyesi araştırmacılar tarafından “Kabul Edilemez Risk” olarak değerlendirildi. BİLİMSEL İNCELEME: AÇIK İŞARETLER KADAR DOLAYLI SİNYALLER DE KAÇABİLİYOR npj Digital Medicine’de yayımlanan incelemede ise yapay zekâ sistemlerinin, açıkça ifade edilen intihar düşüncelerini fark etmede daha başarılı olabildiği; ancak gençlerin sıkça kullandığı dolaylı, belirsiz ya da zaman içinde belirginleşen ifadeleri anlamada zorlandığı belirtildi. Araştırmacılar, ergenlerin ruhsal sıkıntılarını çoğu zaman doğrudan değil, parçalı ve örtük şekilde ifade ettiğini; bu nedenle yapay zekânın umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik gibi işaretleri doğru şekilde ilişkilendirememesinin profesyonel yardıma erişimi geciktirebileceğini vurguladı. YAPAY ZEKÂYI TERAPİ YERİNE KULLANMAK RİSKLİ Uzmanlara göre en büyük tehlikelerden biri, gençlerin yapay zekâ sohbet robotlarını psikolojik destek ya da terapi yerine kullanması. Yapay zekânın anlayışlı, sabırlı ve destekleyici yanıtlar vermesi, özellikle yalnızlık yaşayan gençlerde “gerçek bir insanla konuşuyormuş” hissi oluşturabiliyor. Ancak bu durum, sistemin gerçekten empati kurduğu ya da profesyonel yardım sunabildiği anlamına gelmiyor. Common Sense Media testlerinde, ChatGPT’nin bazı durumlarda kendisini gerçek bir arkadaş gibi gören kullanıcılara kişisel duyguları ve tercihleri varmış izlenimi veren yanıtlar ürettiği de kaydedildi. Bu da gençlerin yapay zekâ ile aşırı duygusal bağ kurması riskini artırıyor. GÜVENLİK FİLTRELERİ HER ZAMAN YETERLİ DEĞİL Araştırmada, yaş tahmini sisteminin bazı yetişkin hesaplarını genç koruma moduna geçirmediği; eğitim amaçlı geliştirilen bazı koruma mekanizmalarının ise kolayca aşılabildiği görüldü. Buna karşın, açık cinsel içerikli rol yapma taleplerinin reddedilmesi gibi bazı güvenlik önlemlerinin çalıştığı belirtildi. OpenAI ise araştırmanın yöntemine itiraz ederek, ebeveyn kontrolleri tam etkinleşmeden yapılan bazı testlerin sonucu etkileyebileceğini savundu ve genç güvenliği için koruma sistemlerini geliştirmeye devam ettiklerini açıkladı. Common Sense Media, güvenlik açıkları bağımsız testlerle doğrulanıp giderilene kadar ChatGPT kullanımının 18 yaş ve üzeriyle sınırlandırılması çağrısında bulundu. Bilimsel inceleme ise gençlerin yapay zekâ ile gerçek hayatta kurduğu etkileşimlerin intihar riski üzerindeki etkisinin henüz yeterince bilinmediğini, bu nedenle gençlere özel güvenlik testleri ve güvenilir yetişkin desteğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. PROF. DR. NEVZAT TARHAN’IN UYARILARI YENİDEN GÜNDEMDE Araştırmaların ardından, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın daha önce yaptığı uyarılar da yeniden gündeme geldi. Tarhan, yapay zekânın terapist gibi görülmesinin riskli olduğunu belirterek, “Yapay zekâ terapist olamaz ama terapistin işini kolaylaştırabilir” değerlendirmesinde bulunmuştu. Yapay zekâyı arkadaş veya sırdaş gibi görmenin duygusal bağımlılık riskini artırabileceğini söyleyen Tarhan, çocukların ve gençlerin yapay zekâ ile yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulamıştı. Uzmanlar, yapay zekânın intihara doğrudan neden olduğuna dair kesin bir sonuca ulaşılamadığını; ancak ruhsal kriz yaşayan gençlerin yapay zekâya tek başına emanet edilmesinin ciddi sakıncalar taşıdığını belirtiyor. Ailelere, öğretmenlere ve sağlık uzmanlarına yönelik ortak mesaj ise net: Yapay zekâ bir destek aracı olabilir, ancak insan ilişkilerinin ve profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerini alamaz.

Beyin sisi ve dijital bağımlılık artıyor! Haber

Beyin sisi ve dijital bağımlılık artıyor!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medya ve kısa videoların özellikle çocuklarda dikkat dağınıklığı ile 'beyin sisi'ne yol açabildiğini belirtti. Dijital bağımlılığa karşı kaliteli zaman ve alternatif etkinlikler öneren Tarhan, beyin sağlığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital çağın beyin üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sosyal medya ve kısa video akışlarının özellikle çocuklar ve gençlerde dikkat dağınıklığına ve “beyin sisi”ne yol açabildiğini söyledi. Tarhan, akıllı telefonlar, sosyal medya ve yapay zekânın günlük yaşamın ayrılmaz parçaları haline geldiğini, ancak bu yoğun dijital maruziyetin zihinsel performansı olumsuz etkileyebildiğini belirtti. “SÜREKLİ YENİ UYARANLAR BEYNİ YORUYOR” Tarhan, dijital ortamda uzun süre sosyal medya akışında gezinmenin ya da kısa videolar izlemenin beyni sürekli yeni uyaranlarla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Bu durumun zamanla dikkat dağınıklığına, odaklanma güçlüğüne ve zihinsel bulanıklığa neden olabildiğini söyledi. Özellikle çocuklar ve gençlerde bu tablonun daha sık görüldüğünü belirten Tarhan, bazı ülkelerin sosyal medya kullanımına yaş sınırlaması getirerek dijital maruziyeti azaltmaya çalıştığını hatırlattı. DİJİTAL BAĞIMLILIĞIN NEDENİ ÖDÜL SİSTEMİ Dijital bağımlılığın güçlü olmasının nedenlerinden birinin beynin ödül sistemi olduğunu vurgulayan Tarhan, oyunlar ve sosyal medyanın kısa aralıklarla ödül hissi oluşturduğunu, bunun da kişiyi ekrana bağladığını kaydetti. Ekran kullanımını azaltmak için yalnızca yasak koymanın yeterli olmadığını söyleyen Tarhan, çocuklara spor, sanat, oyun ve sosyal etkinlikler gibi alternatif alanlar sunulması gerektiğini ifade etti. ÇOCUKLARI KORUMANIN YOLU: KALİTELİ ZAMAN Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre çocukları dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korumanın en etkili yolunun onlarla birlikte kaliteli zaman geçirmek olduğunu belirterek, birlikte oyun oynamak, yürüyüş yapmak, kitap okumak ve sohbet etmenin aile bağlarını güçlendirdiğini ifade ederek, yemek sırasında telefon kullanılmaması gibi basit kuralların da iletişimi artırdığını söyledi. Özellikle 6 yaş altı çocukların ekranla ebeveyn eşliğinde tanıştırılması gerektiğini vurguladı. Toplumda sıkça dile getirilen “insan beyninin sadece yüzde 10’unu kullanıyor” görüşünün bilimsel olmadığını belirten Tarhan, beyin görüntüleme çalışmalarının basit görevlerde bile birçok bölgenin aynı anda çalıştığını gösterdiğini söyledi. Prof. Dr. Tarhan, beynin canlı tutulması için farklı deneyimlere açık olmanın, yeni hobiler edinmenin, farklı yollar kullanmanın ve merak duygusunu korumanın önemli olduğunu ifade etti. Duyguların kalpte oluştuğu yönündeki yaygın inanışın aksine, duyguların merkezinin beyin olduğunu aktaran Tarhan, dış dünyadan gelen bilgilerin önce beyinde değerlendirildiğini, ardından duygusal deneyime dönüştüğünü anlattı. Mutluluk, haz, güven ve odaklanma gibi hislerin beynin ürettiği kimyasallarla ilişkili olduğunu söyleyen Tarhan, kalbin ise bu duyguların bedendeki yansımalarının hissedildiği organlardan biri olduğunu ifade etti. YAPAY ZEKÂ YARDIMCI OLMALI, KARAR VERİCİ DEĞİL Yapay zekânın hayatı kolaylaştırdığını ancak insanın yerini alamayacağını vurgulayan Tarhan, teknolojinin bilgiye hızlı erişim sağlasa da uzun vadede düşünme ve problem çözme becerilerini tembelleştirebileceğini dile getirdi. İnsan beyninin empati, sosyal ilişki ve bilinç gibi özelliklerle yapay zekâdan ayrıldığını belirten Tarhan, yapay zekânın sağlık, eğitim ve bilimde fayda sağlayacağını ancak etik kurallar olmazsa yanlış yönlendirme ve manipülasyon riskleri doğurabileceğini söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, beyin sağlığının çocukluktan itibaren korunması gerektiğini, kaliteli uykunun beyin hücrelerinin korunması açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Omega-3 bakımından zengin balık ve ceviz gibi besinlerin beyin sağlığını desteklediğini belirten Tarhan, anlamlı sosyal ilişkilerin hem ruh sağlığını hem de bilişsel işlevleri koruduğunu söyledi.

Engelini değil hayatı büyüten adam: Aydın Çalışkan Haber

Engelini değil hayatı büyüten adam: Aydın Çalışkan

27 yıl önce geçirdiği bir iş kazası sonrası boyundan aşağısı felç kalan Aydın Çalışkan, yaşamının bir anda değiştiğini TRT'den Serhan Sevin'e anlattı. “Hem benim kabullenme sürecim hem ailemin kabullenme süreci bayağı zordu” diyen Çalışkan, yıllar içerisinde hayata yeniden adapte olmaya çalıştığını söyledi. Sadece ellerini yüzde 60 oranında kullanabildiğini belirten Çalışkan, hareketsizliğin zamanla farklı sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğini ifade etti. Çalışkan, “Komple boyundan aşağı hiçbir şeyimiz yok ama yaşamaya devam ediyoruz” dedi. Hayat arkadaşının desteği Hayatındaki en büyük desteğin eşi olduğunu anlatan Çalışkan, yaşadığı süreçte sevginin önemine dikkat çekti. Eşi için “Benim her organımın tek sahibidir” ifadelerini kullanan Çalışkan, maddi gücün değil manevi desteğin insanı hayata bağladığını söyledi. “Şu an ekmeğimi, suyumu nasıl Mevla veriyorsa o da bana her şeyini verdi” diyen Çalışkan, eşinin kendisi için en büyük güç kaynağı olduğunu belirtti. Çalışkan, engelli bireylerin önce aile içinde kabul görmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Sokaklarda bitmeyen engeller Tekerlekli sandalye ile günlük yaşamın birçok zorluk içerdiğini söyleyen Çalışkan, özellikle toplu taşıma ve kaldırımlarda büyük sorunlar yaşadıklarını anlattı. Otobüs duraklarına park eden araçlar, çalışmayan asansörler ve uygun olmayan rampaların hayatlarını zorlaştırdığını belirten Çalışkan, “Bir markete giremiyoruz, bazen uzaktan el kaldırınca bizi dilenci sanıyorlar” dedi. Metrodaki bazı asansörlerin günlerce çalışmadığını ifade eden Çalışkan, bu nedenle bazen durak değiştirmek zorunda kaldıklarını söyledi. Kamu kurumları ve şehir planlamalarında engellilerin yeterince düşünülmediğini belirten Çalışkan, “Bize uygun yapılmayan her yer yeni bir engel oluyor” diye konuştu. Farkındalık çağrısı Engellilerin toplumda daha rahat yaşayabilmesi için farkındalığın artması gerektiğini söyleyen Çalışkan, çözümün empati ve doğru şehir planlamasından geçtiğini ifade etti. “Engel kutlanacak bir şey değil, farkındalıktır” diyen Çalışkan, insanların yalnızca “geçmiş olsun” demek yerine engelleri kaldırmaya odaklanması gerektiğini belirtti. Çalışkan, herkesin bir engelli adayı olduğunu hatırlatarak şehirlerin buna göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. “Tek isteğim, engellinin yaşayabileceği bir çevre düzenlemesi yapılması” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.