Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Egzersiz

bursaarena.com.tr - Egzersiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Egzersiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hafta sonu uykusu için ideal süre bulundu: Kalbe iyi geliyor Haber

Hafta sonu uykusu için ideal süre bulundu: Kalbe iyi geliyor

Fiziksel açıdan aktif olmayan katılımcılar daha da büyük fayda gördü. Yeni bir araştırmaya göre, hafta sonu uyku eksikliğini gidermek daha iyi kalp sağlığı ve daha düşük hipertansiyon riskiyle bağlantılı. Kore Üniversitesi'nden bilim insanları, 7 yıl boyunca yaklaşık 41 bin katılımcıyı inceledi ve bulgularını geçen hafta sonu Münih'te düzenlenen Avrupa Kardiyoloji Derneği konferansında sundu. Araştırmada, "Genel nüfusta hafta sonu telafi uykusunun daha düşük hipertansiyon olasılığıyla bağlantılı olduğu görüldü" dendi. Uykusuzluğa karşı 20 dakikalık şaşırtıcı çözüm Kaliteli bir uyku için akşam yemeği ne zaman yenmeli? Ünlü doktor öğle yemeğinden sonra ağırlık çökmesinin sebebini açıkladı Araştırmada ayrıca, "hafta sonu uykuyu bir miktar (yaklaşık 2 saat) telafi etmenin" yüksek tansiyon riskini azaltmakla ilişkilendirildiği belirtildi. Araştırmada, "Fiziksel aktivite rahatsızlığı önlemede ana etken olmayı sürdürürken, hafta sonu uykuyu bir miktar telafi etmek, yeterince aktivite yapamayanlara ek faydalar sağlayabilir" dendi. Araştırmanın The Times'a konuşan yazarlarından, Kore Üniversitesi'nden Dr. Nawton Lee "Yeterince uyumamak vücuda fazladan stres bindirir" dedi. Kalple damarların daha fazla çalışmasına yol açar ve tansiyonu yükseltebilir. Hafta sonu biraz daha fazla uyumak, vücuda toparlanma şansı verip bu stresi azaltabilir. Çalışmada, yetersiz uyku ve fiziksel hareketsizliğin kalp sağlığı açısından yaygın risk faktörleri olmayı sürdürdüğü, hafta sonu telafi uykusunun ise hafta içi oluşan uyku açığını kapatabileceği belirtildi. Fiziksel açıdan hareketsiz katılımcılarda daha büyük bir fayda görüldü: Bu grubun hipertansiyon riski yüzde 6,9 daha düşüktü. Çalışma, bir saat 27 dakika fazladan uykunun tansiyon üzerinde en büyük faydayı gösterdiğini ve yüksek tansiyon olasılığında yüzde 9'luk bir azalmayla bağlantılı olduğunu buldu. Ancak ek uyku süresi 4 saati geçenlerin yüksek tansiyon riski arttı. Bu yıl British Journal of Sports Medicine adlı akademik dergide yayımlanan bir araştırma, yüksek tansiyonunu daha sağlıklı seviyelere indirmek isteyen bireylere yüksek yoğunluklu aralıklı antrenmanın (HIIT) önerilebileceğini bulmuştu. Brezilya'dan uzmanların yüksek tansiyon ve egzersiz üzerine 31 çalışmadan elde edilen verileri bir araya getirdiği raporda, hem HIIT hem de kombine antrenmanın tansiyonu etkili bir şekilde düşürdüğü tespit edilmişti. Rapor ayrıca, koşu, bisiklet sürme veya yüzme gibi aerobik egzersizlerin hipertansiyon yönetimindeki faydalarının altını çizmişti. Ancak araştırmacılar, yoga, pilates ve eğlence amaçlı sporların tansiyon üzerindeki etkilerini değerlendirmek için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirterek, bu sporlara ilişkin kanıtların "sınırlı ve yetersiz" kaldığını vurgulamıştı. independent.co.uk/news/uk/home-news

Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor! Hipertansiyon hastalarına 10 kritik uyarı Haber

Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor! Hipertansiyon hastalarına 10 kritik uyarı

Aşırı sıcak ve yüksek nem, sıvı-mineral kaybının yanı sıra damarlarda genişlemeye yol açarak kan basıncında ani düşüş ve dalgalanmalara neden olabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, hipertansiyon hastalarını yaz aylarında oluşabilecek ciddi sağlık risklerine karşı uyardı. İSTANBUL (İGFA) - Aşırı sıcaklar ve yüksek nem, özellikle kalp ve damar sağlığı açısından ciddi riskler oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, terlemeyle yaşanan sıvı ve mineral kaybının damarlarda genişlemeye neden olabileceğini, bunun da kan basıncında ani düşüşlere ve dalgalanmalara yol açabileceğini belirtti. Türkiye’de her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu ifade eden Gürbüz, henüz tanı almamış çok sayıda kişinin bulunduğuna dikkat çekti. Gürbüz, aşırı sıcaklarda tansiyon kontrolünün ihmal edilmesinin bayılma, ritim bozukluğu, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve felç gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi. HİPERTANSİYON HASTALARINA 10 KRİTİK YAZ ÖNERİSİ 1. Su tüketimini artırın: Terlemeyle kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulması için susamayı beklemeden yeterli sıvı alınması öneriliyor. Uzman, genel olarak günlük 2,5-3 litre sıvı tüketilmesini, ancak kalp veya böbrek hastalığı bulunanların miktarı hekimlerine danışarak belirlemesini tavsiye ediyor. 2. İdrar söktürücü ilaçlara dikkat: Diüretik ilaçlar yaz aylarında terlemeyle birlikte aşırı sıvı ve tuz kaybına neden olabilir. İlaç dozlarının doktor kontrolü olmadan değiştirilmemesi, gerekli durumlarda hekim tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. 3. 11.00-16.00 saatleri arasında güneşten kaçının: Özellikle günün en sıcak saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın tansiyon düşüklüğü ve sıcak çarpması riskini artırabileceği belirtiliyor. 4. Beslenmenizi hafifletin: Aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyecekler yerine sebze, meyve, zeytinyağlı yemekler ve hafif proteinlerden oluşan Akdeniz tipi beslenme öneriliyor. 5. Buz gibi duştan kaçının: Ani soğuk, damarlarda hızlı daralmaya ve kan basıncında ani yükselmelere neden olabilir. Serinlemek için ılık duş tercih edilmesi tavsiye ediliyor. 6. Klima sıcaklığını aşırı düşürmeyin: Kavurucu sıcaktan çok soğuk ortamlara ani geçişlerin damar sistemini etkileyebileceğine dikkat çekilirken, klimanın yaklaşık 22-24 derece civarında tutulması öneriliyor. 7. Egzersizi serin saatlere taşıyın: Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktivitelerin sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz sırasında yeterli sıvı alınması gerekiyor. 8. Çay, kahve ve alkole dikkat: Fazla kafein ve alkol tüketiminin kalp hızını ve ritim bozukluğu riskini artırabileceği belirtiliyor. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda tüketimin sınırlandırılması öneriliyor. 9. Doğru kıyafet seçin: Vücudun ısı kaybını kolaylaştırmak için açık renkli, bol ve hava geçirgenliği yüksek pamuklu veya keten kıyafetlerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor. 10. Tansiyonunuzu düzenli ölçün: Yaz aylarında “kendimi iyi hissediyorum” diyerek ölçümlerin ve doktor kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Gürbüz, tansiyonda inatçı düşüklük veya yüksekliğin görülmesi halinde hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.

Plajda kalp sağlığına dikkat! Susamayı beklemeden su için Haber

Plajda kalp sağlığına dikkat! Susamayı beklemeden su için

Sıcak hava, yüksek nem ve uzun süre güneş altında kalmak kalbin iş yükünü artırabiliyor. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, özellikle kalp hastalarının yaz aylarında sıvı tüketimine, güneşlenme saatlerine ve fiziksel aktiviteye dikkat etmesi gerektiğini belirterek, göğüs ağrısı, nefes darlığı, şiddetli çarpıntı ve baygınlık hissinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Sıcak havalarda vücudun serinleyebilmek için damarları genişlettiğini ve terlemeyi artırdığını belirten Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, bu durumun kalbin daha fazla çalışmasına ve sıvı-elektrolit kaybının artmasına yol açabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Koylan, özellikle yüksek nem, uzun süre güneş altında kalma, yetersiz su tüketimi ve yoğun fiziksel aktivitenin kalp üzerindeki yükü artırabileceğine dikkat çekti. “SUSAMAYI BEKLEMEYİN” Plajda kalp sağlığını korumak için en önemli konuların başında yeterli sıvı tüketiminin geldiğini belirten Koylan, susama hissinin ortaya çıkmasını beklemeden düzenli aralıklarla su içilmesi gerektiğini söyledi. Sıcak havalarda terlemeyle yalnızca su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi elektrolitlerin de kaybedilebildiğini belirten Koylan, bunun çarpıntı, halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ve kalp ritim bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Koylan, çok şekerli içeceklerin sınırlandırılmasını, aşırı alkol tüketiminden kaçınılmasını ve uzun süre güneş altında kalınan günlerde sıvı tüketiminin artırılmasını önerdi. 11.00-16.00 SAATLERİ İÇİN UYARI Güneş ışınlarının daha yoğun olduğu 11.00-16.00 saatlerinde uzun süre doğrudan güneşe maruz kalmanın kalp-damar sistemi üzerindeki stresi artırabileceğini belirten Koylan, özellikle kalp hastalarının bu saatlerde daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Şemsiye veya gölgelik kullanılması, açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edilmesi ve geniş kenarlı şapka takılması önerildi. İleri yaş grubunda sıcak çarpması riskinin daha yüksek olduğuna da dikkat çekildi. SICAK HAVADAN SONRA SOĞUK SUYA DİKKAT Uzman Koylan, sıcak ortamdan çıktıktan sonra bir anda soğuk suya girmenin de kalp ve damar sistemi üzerinde ani stres oluşturabileceği uyarısında bulundu. Ani ısı değişiminin damar spazmı, tansiyon dalgalanması, çarpıntı ve baygınlık hissine yol açabileceğini belirten Koylan, özellikle hipertansiyon ve koroner arter hastalığı bulunanların yanı sıra ileri yaştakilerin suya kademeli olarak girmesini önerdi. PLAJDA BESLENMEYE DE DİKKAT Tuzlu atıştırmalıklar, işlenmiş gıdalar, aşırı yağlı yiyecekler ve şekerli içeceklerin yerine meyve, yoğurt, ayran, hafif salatalar, ızgara balık ve zeytinyağlı yiyeceklerin tercih edilmesi önerildi. Koylan, Akdeniz tipi beslenmenin yaz aylarında kalp sağlığının korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtti. Yaz aylarında yürüyüş ve yüzme gibi aktivitelerin kalp sağlığı açısından yararlı olduğunu belirten Koylan, ancak egzersizin günün en sıcak saatlerinde yapılmaması gerektiğini söyledi. Yoğun fiziksel aktivitenin sıcak havayla birleşmesi halinde kalp hızının artabileceğini, sıvı kaybının hızlanabileceğini ve tansiyon dengesinin bozulabileceğini ifade eden Koylan, egzersiz için sabah erken saatlerin veya gün batımına yakın zamanların tercih edilmesini önerdi.

Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat! Haber

Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, yaz aylarında astımlı çocuklarda şikâyetleri artırabilecek polen, klima kullanımı, nem, yoğun egzersiz, enfeksiyonlar ve kapalı havuz ortamlarına karşı aileleri uyardı. Düzenli tedavi ve çevresel önlemlerle çocukların sağlıklı bir yaz geçirebileceği belirtildi. İSTANBUL (İGFA) - Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve çevresel faktörler astımlı çocukların solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin bu dönemde astımı tetikleyebilecek etkenlere karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibinin ve tedaviye devam edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Bari, doktor önerisi olmadan ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Astımlı çocukların yaz aylarında da rahatlatıcı ilaçlarını ve inhalerlerini yanlarında bulundurmaları gerektiğini ifade etti. POLENLER ASTIMI TETİKLEYEBİLİYOR Yaz aylarında en önemli tetikleyicilerden birinin polenler olduğunu belirten Dr. Bari, özellikle alerjik astımı bulunan çocuklarda polenlerin solunum yollarında daralmaya, mukus artışına ve astım belirtilerine yol açabileceğini söyledi. Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah erken saatlerde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkılması gerekiyorsa maske kullanılması ve araçlarda polen filtresi tercih edilmesi önerildi. Yaz sonunda çim biçme gibi faaliyetlerden de kaçınılması gerektiği belirtildi. YANLIŞ KLİMA KULLANIMI RİSKE YOL AÇABİLİR Klima kullanımının sıcak havalarda konfor sağladığını ancak yanlış kullanımın astımı tetikleyebileceğini ifade eden Dr. Bari, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küflerin alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini söyledi. Klimanın ortamı aşırı soğutmaması gerektiğini belirten Bari, ideal sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece arasında tutulmasını ve filtrelerin düzenli temizlenmesini önerdi. MANGAL DUMANI, KÜF VE NEMDEN UZAK DURUN Yaz aylarında tercih edilen piknik alanlarında bulunan mangal dumanı, egzoz gazları, nemli bölgelerdeki küf ve mantarların da astımı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, astımlı çocukların sigara, mangal ve egzoz dumanından uzak tutulmasını, rutubetli ve güneş almayan alanlar yerine kuru ve hava akımı olan bölgelerin tercih edilmesini önerdi. Sporun astımlı çocuklar için faydalı olduğunu ancak aşırı yoğun aktivitelerin risk oluşturabileceğini belirten Dr. İmran Bari, yoğun egzersiz sırasında ağızdan solunum yapılmasının bronşlarda kuruluk ve daralmaya neden olabileceğini ifade etti. Sporun sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz öncesinde ısınmaya zaman ayrılması ve gerekli ilaçların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi. VİRÜS VE BAKTERİLERE KARŞI HİJYEN ÖNEMLİ Yaz aylarında seyahatler ve kalabalık ortamların enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Bari, virüs ve bakterilerin astımlı çocuklarda hava yolu hassasiyetini artırarak nefes darlığına yol açabileceğini söyledi. Ailelere el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişilerle yakın teması azaltmaları, gerekli durumlarda maske kullanmaları ve çocukların aşılarını düzenli yaptırmaları önerildi. NEM ORANI VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT Yüksek nem oranının astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabileceğini belirten uzmanlar, evlerde ideal nem oranının yüzde 40-50 arasında tutulmasını önerdi. Kapalı havuzlarda kullanılan klorun bazı çocuklarda astım atağını tetikleyebileceği belirtilirken, yoğun klor kokusu bulunan, yeterince havalandırılmayan ve kalabalık havuzlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi. Dr. İmran Bari, çevresel faktörlere karşı önlem alındığında ve tedavi düzenli sürdürüldüğünde astımlı çocukların da sağlıklı ve keyifli bir yaz mevsimi geçirebileceğini kaydetti.

'Asya çömelmesi'nde uzmanlaşmak neden sağlığa yararlı? Haber

'Asya çömelmesi'nde uzmanlaşmak neden sağlığa yararlı?

Çin, Japonya ve Asya'nın büyük bir bölümünde, iyice çömelmek günlük hayatın sıradan bir parçası. İnsanlar tren beklerken, arkadaşlarıyla sohbet ederken veya yemek yerken topukları yere düz basacak şekilde çömelerek zahmetsizce dinleniyorlar. Ancak turistlerin bu çömelme hareketini taklit etmeye çalıştıkları videolar internette bir eğlenceye dönüştü. Çoğu geriye doğru düşüyor, yana devriliyor veya destek için duvarlara tutunuyor. Vücut hareket uzmanları, bu pozisyonun, yaşlandıkça iyi bir hareketlilik düzeyini korumakla ilgili daha önemli bir soruyu gündeme getirdiğini söylüyor. Peki, neden bazı insanlar zahmetsizce çömelirken, diğerleri bu hareketi yaparken dik durmakta zorlanıyor? Sizi iyi hissettireceği kanıtlanmış beş farklı egzersizAğırlık kaldırmak daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilirAsya çömelmesinin yararları ne? Çömelmek, vücudun en temel hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD'deki South California Üniversitesi'nden insan hareketi uzmanı Prof. Christopher Powers "Çömelme olmadan hiçbir şey yapamazsınız" diye açıklıyor. "Bir sandalyede otururken, arabanızdan inerken, tuvaleti kullanırken, yerden bir şey almak için eğilirken..." Birçok insan, spor salonu egzersiz rutinlerinin yaygın bir parçası olan temel çömelme hareketine aşina. Bu harekette, uyluklar yere paralel olana kadar oturuyormuş gibi çömeliyorsunuz. Ancak Asya çömelmesi, diğer adıyla derin veya tam çömelme, belirgin şekilde farklı. Bu harekette, dizler tamamen bükülüp dışarı doğru itilene kadar çömeliyor, ayakların arasını geniş, göğsü dik tutuyor ve uyluğun arkasının baldır kaslarına yaslanıyorsunuz. İnsanların hareketliliğini ve gücünü geliştirmelerine yardımcı olma konusunda uzmanlaşmış Asyalı-Amerikalı antrenör Matt Hsu, milyonlarca izlenme alan Asya çömelmesinin sosyal medya videolarını yayınladı. Ancak ismin yanıltıcı olabileceğini söylüyor. "Bunu kendilerine aitmiş gibi sahiplenen Afrikalıları göreceksiniz… Slav ülkeleri, Doğu Avrupa'daki herkes 'bu bizim çömelmemiz' diyecek. Bu çömelme herkesin çömelmesi" diyor. Fizyoterapistler, bu derin çömelmelerin kalça, diz ve ayak bileklerinde daha fazla hareketlilik gerektirdiğini ve normal bir çömelmeye göre vücudun daha fazla bölgesindeki kasları harekete geçirdiğini söylüyor. Çalışmalar, bu kapsamlı esnemenin hareketliliği ve esnekliği artırmaya, sırt ağrısını azaltmaya ve yaşam boyu genel bağımsızlığı sağlamaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Egzersizi, vücut saatinize göre ayarlamak nasıl faydalı oluyor? Kaynak,Getty Images /// Derin çömelme pozisyonu, çoğu insanın çocukluktan itibaren doğal olarak yapabildiği, ancak zamanla kaybettiği bir hareket. Çocuklar bu pozisyona doğal olarak ve çok az çabayla geçebiliyor. Bunun nedeni kısmen daha fazla eklem hareketliliğine ve farklı vücut oranlarına sahip olmaları. Ancak anatomideki değişiklikler, birçok yetişkinin derin çömelme yeteneğini kaybetmesinin tek nedeni değil. Oturmaya dayalı yaşam tarzları, sandalyeler ve yükseltilmiş tuvaletler kullanmak, birçok yetişkinin günlük yaşamda nadiren derin çömelme ihtiyacı duymasına neden oluyor ve bu da zamanla hareketlilik ve gücün azalmasına yol açıyor. Araştırmalarında hareket değişikliklerinin diz yaralanmalarına nasıl katkıda bulunduğunu inceleyen Powers "Kullanmazsanız kaybedersiniz" diye uyarıyor. Yeni bir araştırmaya göre günde 7 bin adım sağlıklı yaşam için yeterliAsyalılar neden daha kolay çömeliyor? Kaynak,Matt Hsu /// Asya kökenli Amerikalı Matt Hsu, sakatlıklar nedeniyle birkaç kez kaybettiği derin çömelme hareketini yeniden öğrenmek için kendi kendine antrenman yapmak zorunda kaldı. Yaşlandıkça hareketlilik ve bağımsızlık için bu beceriyi korumanın önemli olduğunu söylüyor. Japonya gibi Asya'nın bazı bölgelerinde restoranlara gitmek gibi günlük faaliyetler için bile çömelmeniz gerekiyor. Hareket ve fitness eğitimi veren Upright Health şirketinin kurucusu Hsu "Hala düzenli olarak içeri girip, ayakkabılarınızı çıkarıp, tatami minderine çömelip, sonra oturup yemeğinizi yiyebilmeniz gerekir" diyor. Diğer, daha temel aktiviteler de bu kalça ve bacak gücünü gerektiriyor. "Asya'nın bazı bölgelerinde sadece çömelinen tuvaletler var. Her gün, her tuvalete gitmeniz gerektiğinde bu şekilde tuvalete gidiyorsanız, bu yeteneği kolay kolay kaybetmezsiniz" diye ekliyor. Hsu, 40 dakikalık röportajı boyunca uzun süre derin çömelme pozisyonunda kaldı ve sadece birkaç kez kısa bir ara verdi. Ailesinin deneyimi nedeniyle çömelme gibi hareketlerin öneminin acı verici bir şekilde ortaya çıktığını söylüyor. "Babam düştü ve yerden kalkamadığı için ambulans çağrılıp kaldırımdan alınması gerekti" diyor Hsu. Hsu, spor sakatlıklarından iyileşirken uzun süre oturmak zorunda kaldıktan sonra 20'li yaşlarında derin çömelme yeteneğini kaybettiğini söylüyor. "Ayak bileklerime bile dokunamıyordum çünkü çok sertleşmişti" diyor. Hsu, vücudunu tekrar eğitmek zorunda kaldı ve derin çömelme yeteneğinin, diğer herhangi bir fiziksel beceri gibi öğrenilebileceğini söylüyor. Basit zihin egzersizleri beynimizin işleyişini nasıl değiştirir?Asya çömelmesi nasıl yapılır? Hsu, derin çömelme hareketini öğrenmek isteyenleri, vücutları hazır olmadan önce meseleye çok agresif bir şekilde yaklaşmamaları konusunda uyarıyor. "Acele edip tamamen aşağıya inmek istemezsiniz çünkü muhtemelen bir yerinizi sakatlarsınız" diyor. Bunun yerine, sandalye veya tezgah gibi mobilyalardan destek alarak harekete kademeli olarak başlamayı ve sadece rahat hissettiğiniz kadar aşağıya inmeyi öneriyor. "Bunu birkaç hafta boyunca her gün birkaç kez yaparsanız 'kendimi güvende hissediyorum, biraz daha aşağıya inebilirim' diyeceksiniz." Kaynak,Getty Images /// Fizyoterapistler, derin çömelmenin herkes için, özellikle de diz, kalça veya sırt ağrısı olanlar için nihai hedefe dönüşmemesi gerektiğini söylüyor. Ancak, yetişkinlerin derin çömelmeyi yeniden öğrenmeleri gerekip gerekmediği sorusu yaş ilerledikçe daha karmaşık hale geliyor. Powers "Yaşlandıkça eklemlerimizde, omurgamızda, kalçalarımızda, özellikle ayak bileklerimizde hareket kabiliyetimizi kaybediyoruz" diyor. "Bu da bu tür çömelmeyi yapma yeteneğimizi daha da sınırlıyor." Araştırmacılar, her derinlikteki çömelmenin faydalı olduğunu söylüyor ama Powers, özellikle diz, kalça veya sırt ağrısı olanlara derin çömelmeyi bir hedef olarak ele almamaları konusunda uyarıyor. Klinik ortamlarda, çömelmeler genellikle hastanın vücut tipine, yaralanmalarına, geçmişine ve hedeflerine bağlı olarak değiştiriliyor. Powers, bu karmaşıklığın genellikle internette gözden kaçtığını söylüyor. "Herkesin en uygun yolu var ama bu işlerin böyle yürümediği anlamına da geliyor. Her insan farklı." Daha uzun uyluk kemiklerine, sınırlı ayak bileği hareket kabiliyetine veya farklı kalça yapılarına sahip olanlar, ne kadar formda olurlarsa olsunlar, denge ve derinlik konusunda daha fazla zorluk çekebiliyor. Bazı fizyoterapistler, asıl meselenin birinin kalçaları yerden birkaç santim yukarıda oturabilmesi değil, yaşlandıkça bağımsız hareket etmeye devam edebilmesi olduğunu savunuyor. Şu anda, derin çömelmenin uzun süre boyunca günlük olarak uygulayan kişiler üzerindeki uzun vadeli etkisini veya faydalarını doğrulayan hiçbir çalışma yok. Hsu, amacının mükemmellik değil, modern yaşam tarzının insanlardan yavaş yavaş yok etmiş olabileceği bir hareketi geri kazandırmak olduğunu söylüyor. "Kişisel deneyimimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki vücudunuzu kontrol edebilmeniz, kalkabilmeniz ve yerçekimini yönetebilmeniz kesinlikle gerekli bir şey." Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı. BBC Türkçe

Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin Haber

Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, sağlıklı kemik yapısı için Süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz gibi ürünlerin tüketilmesini önerdi. İSTANBUL (İGFA) - Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, konu hakkında önemli bilgiler verdi. Güçlü ve sağlıklı kemiklere sahip olmak için sağlıklı yaşam,düzenli uyku ve doğru besinleri tüketmek gerekir.D Vitamini dışında kemiklerimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Vücudun temel yapısını meydana getiren kemik ve eklemler, yıllara yenik düşüyor. Yaşın ilerlemesi ile beraber Osteoporoz(kemik erimesi), eklem kireçlenmesi(osteoartrit) gibi problemler sık görülmektedir. Kemikleri sağlıklı tutmak için öncelikli olarak yapılması gereken şey doğru beslenmedir. Bu bakımdan kemiklerin sağlam bir yapıda olması için öncelikli olarak güneş ışığı alma ve içinde D vitamini, kalsiyum ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenilmelidir. Sağlıklı kemik için hangi besinleri tüketmek gerekiyor ? Güneş ışığı almak güçlü kemik için olmazsa olmaz bir durumdur. D vitamini için güneş ışığı hayli önemlidir. Güçlü kemiklerin bir diğer olmazsa olmazı da kalsiyum, ikincil olarak ise fosfordur. Kalsiyum süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerde; Fosfor ise en çok su ürünleri, tavuk ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. D vitaminin en önemli görevlerinden biri kemik sağlığını korumaktır. D vitamini hem Kalsiyumun sindirim sisteminden emiliminde görevli hem de kemik yapımında görevli olan hücreleri uyarıcı etkiye sahiptir. D vitamini balık yumurta, soya sütü, patates, süt ve süt ürünleri, mantar gibi gıdalarda belirgin olarak bulunmaktadır. Kemiklerin yapı taşlarından olan kollajen üretimini arttıran C vitamini, yeterli ölçüde alınmadığı zaman kemikler dayanıksız hale geliyor. C vitamini turunçgiller, kivi, çilek, yeşil biber, domates, karnabahar, biber gibi gıdalarda yoğun olarak bulunmaktadır. K vitamini kemik mineralizasyonunda görev alan bileşiklerin aktivasyonunda görev alıyor. K vitaminini zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çayda bol bulunuyor. Kemik kalite ve gelişimi için hayli önemli bir konumda bulunan B12 vitamini eksikliğinde kemik erimesi gelişmektedir. B 12 vitamini kırmızı et, yumurta, süt ürünlerinde en fazla bulunuyor. Hem vücut hem de kemiklerin alkali dengesinin temininde önemli rol alan potasyum, kalsiyumun vücutta uzun dönem kalmasında rol alıyor. Deniz ürünleri, patates, muzda yoğun olarak bulunmaktadır. A vitamininin de kemik gelişiminde önemli ölçüde katkısı saptanmıştır. Omega-3 ve 6 balık, keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunmakta ve kalsiyum emilimine yardımcı olmaktadır. Kemik sağlığını korumak neden önemli ? İlerleyen yaş ile beraber gerekli takviyelerden mahrum bırakılan kemikler sağlamlığını yitirmekte ve kırılgan hale gelmektedir. Kemikleri güçlendiren besinler nelerdir ? Süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz. Kemik sağlığı için hangi besinlerden uzak duralım ? Tuz ve aşırı protein kalsiyum kaybına neden olarak kemik erimesine yol açabilmektedir. Sigara, alkol, stresli veya sedanter yaşamdan uzak durulmalı, kafein, çay fazla tüketilmemelidir. Asitli ve GDO’lu ürünlerden de titizlikle uzak kalınmalıdır. Kemik erimesine karşı önerileriniz ? Mutlaka spor veya egzersiz yapılmalı, bol su tüketilmeli, bilinçli olarak ağır metal zehirlenmeleri ve toksisite ile de mücadele edilmelidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.