Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dr Elvin Abdurahmanlı

bursaarena.com.tr - Dr Elvin Abdurahmanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dr Elvin Abdurahmanlı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI yazdı: "Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. Yıl Dönümü Kutlu Olsun!.." Haber

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI yazdı: "Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. Yıl Dönümü Kutlu Olsun!.."

Aziz Milletimiz; Bugün, Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesini taçlandıran, esaret zincirlerini kırarak Akdeniz’de Türk’ün eğilmez başını tüm dünyaya ilan eden şanlı Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. 20 Temmuz 1974’te kahraman Mehmetçiğimizin Mücahitlerimizle omuz omuza gerçekleştirdiği bu tarihi harekât, sadece Kıbrıs Türkü’ne barış ve huzur getirmemiş; aynı zamanda Türk milletinin, soydaşlarının uğradığı hiçbir zulme sessiz kalmayacağını ve hakkını her ne pahasına olursa olsun koruyacağını dosta düşmana göstermiştir. Bizler, Karabağ’da elde edilen şanlı zaferin gururuyla "Tek Millet, Üç Devlet" inancını ve Türk dünyasının sarsılmaz birliğini savunan bir dernek olarak; Kıbrıs davasını dün olduğu gibi bugün de kendi davamız olarak görüyoruz. Can Azerbaycan’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Yavru Vatan Kıbrıs’a uzanan bu gönül köprüsü, Türk dünyasının asla kopmayacak en güçlü bağıdır. Bu anlamlı yıl dönümünde; Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü için canlarını siper eden başta dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan olmak üzere, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin bayraktarları Dr. Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı saygıyla yad ediyoruz. Toprağı vatan kılan aziz Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla selamlıyoruz. Bu vesile ile KİAMP-Karabakh is Azerbaijan Milli Platformu T.C Genel Koordinatörlüğü olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını kutluyoruz! Birliğimiz, dirliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun. Saygılarımla.. KİAMP-Karabakh is Azerbaijan Milli Platformu T.C Genel Koordinatörü Dr. Elvin Abdurahmanlı ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI yazdı: "Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. Yılı: Unutulmayan Acı ve Batı’nın Sessizliği.. Haber

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI yazdı: "Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. Yılı: Unutulmayan Acı ve Batı’nın Sessizliği..

Srebrenitsa/Srebrenica Soykırımı’nın 31. yılında, BM gölgesinde katledilen 8.372 Boşnak’ı unutmuyoruz. Avrupa'nın kalbindeki bu leke, uluslararası toplumun sessizliğinin ve çifte standardının en acı kanıtıdır. Bugün, modern Avrupa tarihinin en karanlık sayfalarından birinin, Srebrenica Soykırımı’nın 31. yıl dönümü. 11 Temmuz 1995’te başlayan ve birkaç gün içinde 8.372 Boşnak Müslüman sivilin, alıkonulan erkek ve erkek çocuğunun, Ratko Mladić komutasındaki Sırp güçleri tarafından sistematik bir şekilde katledildiği bu vahşet; yalnızca Bosna Hersek'in değil, tüm insanlığın ortak hafızasında derin bir yara olarak varlığını sürdürüyor. Srebrenica Soykırımı’nı doğru anlamak için 1992-1995 Bosna Savaşı’nın genel seyrine bakmak gerekir. Yugoslavya’nın dağılmasının ardından başlayan savaşta Sırp güçleri, etnik olarak “temizlenmiş” bir Sırp devleti kurma hedefiyle hareket ediyordu. Srebrenica, Doğu Bosna'da Boşnakların elinde kalan son kalelerden biriydi ve on binlerce sivil, Sırp saldırılarından kaçarak buraya sığınmıştı. Bu insani kriz karşısında Birleşmiş Milletler (BM), 1993 yılında Srebrenica’yı altı “güvenli bölge”den biri ilan etti. Bu karar, bölgedeki sivillerin BM koruması altında olacağı ve silahlı saldırılardan korunacağı anlamına geliyordu. Ancak bu vaat, trajik bir şekilde boş çıkacaktı. Hollanda Taburu'nun sorumluluğu ve iddialar Bölgenin güvenliğinden sorumlu olan, Albay Ton Karremans komutasındaki 400 kişilik Hollandalı sözde Barış Gücü (Dutchbat), Sırp güçlerinin 10 Temmuz 1995'te başlattığı nihai saldırı karşısında yetersiz ve hazırlıksız kaldı. Hafif silahlarla donatılmış olan Hollandalı askerlerin defalarca talep ettiği hava desteği, BM tarafından ya hiç sağlanmadı ya da çok geç ve etkisiz bir şekilde sağlandı. 10 Temmuz akşamı ise BM, Srebrenica’ın girişini Sırplara para ve farklı vaatler karşılığında açarak katliama sebebiyet verdi. Bu, Hollanda’nın sözde Barış Gücü’nün ve BM'nin tavrının problematikliğini ortaya koymaktadır. Teslimiyet: Sırp güçleri Srebrenica’ya girdiğinde, Hollandalı askerler direniş göstermedi. Binlerce sivilin sığındığı Potočari’deki BM üssü, koruma sağlamak yerine bir toplama kampına dönüştü. Sivillerin ayrıştırılması: Ratko Mladić üsse geldiğinde, Hollandalı askerler Boşnak sivillerin ayrıştırılmasına seyirci kaldılar, hatta bazı durumlarda yardımcı oldular. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar otobüslere bindirilerek bölgeden gönderilirken, askerlik çağındaki tüm erkekler ve erkek çocukları Sırp güçlerine teslim edildi. Bu teslimat, onların ölüme gönderilmesi anlamına geliyordu. Hukuki sorumluluk: Yıllar süren hukuk mücadelesi sonucunda Hollanda Yüksek Mahkemesi, Hollanda devletinin Srebrenica'da yaşananlardan "kısmen sorumlu" olduğuna ve 350 Boşnak erkeğin ölümünde ihmali bulunduğuna hükmetti. Bu karar, devletin para karşılığı ihanetini değil ama koruma görevini yerine getirmeyerek ölümlere zemin hazırladığını tescilledi. Müslümanlara yapılan katliamlar ve Batı’nın çifte standardı 1992 yılında Azerbaycan'ın Hocalı şehrinde Ermenistan ordusu tarafından yapılan soykırımın bir benzeri, Avrupa bölgesinde kalan ve Müslümanlardan oluşan Bosna'da da gerçekleşti. Görüldüğü üzere yıllardır Avrupa ve Batı devletlerinin Müslümanlar üzerinde çifte standart kapsayan bir siyaset uyguladığı, buna da Müslüman toplumlar dâhil tüm dünyanın sessiz kaldığı sabittir. Bu da uluslararası sistemin ve özellikle Batılı güçlerin, faillerin kimliğine ve mağdurların dinî veya etnik kökenine göre farklı tepkiler verdiğini göstermektedir. 26 Şubat 1992'de, Karabağ Savaşı sırasında Ermeni güçleri Hocalı kasabasında yüzlerce Azerbaycanlı sivili vahşice katletmiştir. Tıpkı Srebrenica gibi Hocalı da uluslararası kamuoyunda uzun süre yeterli yankıyı bulmamış ve failleri adalet önüne çıkarılamamıştır. Srebrenitsa/Srebrenica veya Hocalı'da katledilenlerin Müslüman olması, uluslararası müdahalenin çok daha yavaş gerçekleşmesinde bir sebepti. BM'nin Bosna'daki etkisizliği ve Ruanda Soykırımı'ndaki (1994) benzer acizliği, bu tezi destekler niteliktedir. Zira Batı'nın kendi değerleri olarak sunduğu insan hakları, demokrasi ve yaşam hakkı gibi kavramların, konu Müslüman toplumlar olduğunda esnetildiği veya göz ardı edildiği görülmektedir. Bu durum, sadece Batı'ya özgü de değildi. Müslüman toplumlar dâhil tüm dünyanın sessiz kaldığı gerçeğini de unutmamak gerekir. Dostların sessizliği Bosna Hersek'in kurucu Cumhurbaşkanı, bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in o meşhur sözü, Srebrenica’nın bıraktığı en acı mirası özetler niteliktedir: “Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır!..” Srebrenica'daki Boşnakların "dostları", onları koruma sözü veren Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumdu. Bu dostların sessizliği ve eylemsizliği, Sırp güçlerinin vahşetini mümkün kıldı. 31 yıl sonra bugün Srebrenica'yı anmak, sadece hayatını kaybeden 8.372 masum insanı yâd etmek değil, aynı zamanda adaletsizlik karşısındaki küresel sessizliğin ne tür felaketlere yol açabileceğini bir kez daha hatırlamak ve bu tür trajedilerin tekrarlanmaması için adaleti, sorumluluğu ve hesap verebilirliği savunmaktır. Srebrenica’nın acısı, adalet tam olarak yerini bulana dek dinmeyecektir. Karabakh is Azerbaijan Millî Platformu (KİAMP) Türkiye Genel Koordinatörlüğü olarak Avrupa’nın ve Batı devletlerinin çifte standardına maruz kalıp katledilen, soykırıma uğrayan şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Saygılarımla, Dr. Elvin ABDURAHMANLI KİAMP- T.C Genel Başkanı ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI yazdı: "Güney Kafkasya’da Jeopolitik Dönüşüm: Ermenistan’ın Siyasi, Stratejik Tercihleri ve Seçim" Haber

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI yazdı: "Güney Kafkasya’da Jeopolitik Dönüşüm: Ermenistan’ın Siyasi, Stratejik Tercihleri ve Seçim"

Ermenistan'ın yakın dönem siyasi tercihlerini ve bölgesel stratejik yönelimlerini konu alan bu analiz, Paşinyan yönetiminin dış politika vizyonunu akademik bir perspektifle değerlendirmektedir. Ermenistan'ın yaklaşan parlamento seçimleri, ülkenin hem iç siyasi dengelerini hem de bölgesel jeopolitik konumunu yeniden tanımlama potansiyeli taşımaktadır. Bu bağlamda, Başbakan Paşinyan’ın sembolik tercihlerinde radikal bir dönüşüm yapması, devletin geleneksel sınır algısını terk etmeye başladığının önemli bir göstergesidir. Seçim rozetleri ve çeşitli eşantiyonlar üzerinde kullanılan güncellenmiş "gerçek Ermenistan" haritası, tarihsel yayılmacı iddialardan vazgeçildiği imajını pekiştirirken, Ağrı Dağı ve Karabağ gibi coğrafi referansların bu yeni haritalardan çıkarılması, Ankara ve Bakü ile ilişkilerin normalleşmesi adına atılan somut bir adımdır. Paşinyan’ın bu yaklaşımı, özellikle Türkiye karşıtı faaliyetleri ile tanınan Ermeni diasporasının radikal kanatları tarafından doğrudan bir meydan okuma olarak algılanmaktadır. Rusya’nın bölgedeki güvenlik mimarisindeki ağırlığı düşünüldüğünde, Ermenistan’ın Batı ile artan yakınlaşma çabaları Moskova için stratejik bir rahatsızlık kaynağı oluşturmaktadır. Paşinyan’ın en güçlü siyasi rakiplerinden olan ve hem Rusya hem de Ermenistan vatandaşlığına sahip Samvel Karapetyan, mevcut yasal düzenlemeler gereği seçimlere katılamamakta; bu durum, Karapetyan’ın kendi ismi yerine kuzeninin adaylığı üzerinden siyasi etkisini devam ettirmeye çalıştığı bir vekalet savaşına dönüşmektedir. Karapetyan’ın Rus yanlısı çizgisi ve Ermenistan'ın kamu bütçesinin yarısına tekabül eden kişisel serveti, ülkenin iç bütçe dengeleri üzerinde doğrudan veya dolaylı bir ağırlık oluşturmaktadır. Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna krizi üzerinden verdiği mesajlar, bir ülkenin Batı’ya yakınlaşmasının jeopolitik bir kriz doğurabileceğine dair doğrudan bir uyarı niteliği taşıyarak, Kremlin’in "güvenlikli tampon bölge" ısrarını yansıtmaktadır. Türkiye ve Azerbaycan, sahip oldukları güçlü jeopolitik konum, askeri kapasite ve bölgesel entegrasyon projeleriyle Güney Kafkasya'nın belirleyici aktörleri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle Türkiye’nin bölgesel barış vizyonu ve Azerbaycan’ın stratejik enerji ile lojistik hatları üzerindeki hakimiyeti, Ermenistan’ın içine düştüğü ekonomik ve siyasi izolasyonu daha da belirginleştirmektedir. Paşinyan için artık bu güçlü komşularla uzlaşmak bir tercih değil, devletin devamlılığı için kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Zira bölgedeki mevcut güç dengeleri, Ermenistan’ın radikal söylemlerle izole bir şekilde varlığını sürdürmesine müsaade etmeyecek kadar köklü bir biçimde değişmiştir. Alternatif bir çıkış yolunun bulunmaması, Paşinyan’ı pragmatik bir rotaya zorlamakta ve onu Türkiye ile Azerbaycan'ın oluşturduğu bölgesel barış mimarisine eklemlenmeye mahkûm kılmaktadır. Bu gerçeklik karşısında Paşinyan’ın rasyonel bir dış politikaya geçişi, ülkesini uçurumun eşiğinden döndürebilecek tek diplomatik seçenek olarak belirmektedir. Azerbaycan, Türkiye ve Ermenistan Arasında Normalleşme Süreci Normalleşme sürecinin en somut adımlarından biri olarak, Türkiye ve Ermenistan arasında tarihi İpek Yolu güzergâhında yer alan Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu için mutabakat zaptı imzalanmıştır. Bu kültürel iş birliği adımı, her iki ülkenin diplomatik temsilcileri tarafından kalıcı barış ve güven ortamına katkı sağlayacak sembolik bir girişim olarak değerlendirilmektedir. Tüm bu baskılara karşın Paşinyan, halk desteğini riske atma pahasına da olsa Azerbaycan ve Türkiye ile barışçıl bir süreç inşa etme iradesi sergilemektedir. Başbakanın "Karabağ'ı vermedim" söylemi, iç kamuoyundaki milliyetçi tepkileri dindirmeye yönelik pragmatik bir savunma stratejisi olarak öne çıkarken, Türk dünyası ile ilişkilerin normalleşmesi, Güney Kafkasya'da uzun süredir beklenen ekonomik ve lojistik entegrasyonun önünü açma potansiyeli taşımaktadır. Diplomatik açıdan bakıldığında, Paşinyan’ın "barış" vurgusu geleneksel Ermeni dış politika paradigmalarından ciddi bir kopuşu temsil etmekte olup, sınır ihtilaflarının çözümü için bir ön koşul işlevi görmektedir. Diasporanın siyasi nüfuzu ile Paşinyan’ın rasyonel devlet aklı arasındaki çelişki, Ermenistan dış politikasındaki kırılganlığın temelini oluştururken, seçimlerin ardından ülkenin tercih edeceği yön, bölgesel stratejik projelerin geleceğini de doğrudan etkileyecektir. Bu süreçte, Ermenistan’ın uluslararası hukuk normlarına uyum sağlama çabası, bölgedeki aktörlerin karşılıklı güven inşası için elzem bir parametreye dönüşmektedir. Ayrıca, Paşinyan yönetiminin sergilediği bu dönüşüm arayışları, bölgesel güç dengelerinde Kafkasya’nın daha stabil bir ekonomik merkez haline gelmesine zemin hazırlayabilir. Nihayetinde, Ermenistan'ın bu rasyonel dış politika yönelimi, bölge ülkeleri arasındaki iş birliği mekanizmalarının kurumsallaşması noktasında belirleyici bir test niteliği taşımaktadır. Sonuç olarak, Paşinyan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile barış girişimi sadece bir diplomasi hamlesi değil, aynı zamanda ülkeyi izolasyondan kurtarma çabası olup; bölgedeki barışın kalıcı olması, tarafların tarihi sembollerden ziyade, geleceğe yönelik rasyonel ve gerçekçi iş birliği modellerine odaklanmasına bağlı kalacaktır. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI: KİAMP ve TİKA 'nın İş Birliğinde Gelecek Vizyonu Haber

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI: KİAMP ve TİKA 'nın İş Birliğinde Gelecek Vizyonu

KİAMP-Karabakh is Azerbaijan Milli Platformu T.C. Genel Koordinatörlüğü, Balkanlar'daki diplomatik ve akademik temaslarını hız kesmeden sürdürüyor. Dr. Elvin Abdurahmanlı başkanlığındaki heyet, resmi Arnavutluk ziyareti kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgedeki en önemli temsilcilerinden biri olan TİKA Tiran Koordinatörlüğü’nü ziyaret ederek stratejik bir görüşme gerçekleştirdi. Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nden akademisyenlerin de yer aldığı heyet, TİKA Tiran Koordinatörü Sayın Mustafa Ata tarafından kabul edildi. KİAMP'ın akademik paydaşları olarak heyete dahil olan Yeni Yüzyıl Üniversitesi temsilcileri, platformun yürüttüğü çalışmalar kapsamında teknik ve akademik destek süreçlerine katkı sağlamak üzere görüşmede yer aldılar. Toplantıda, kurumların bölgedeki faaliyetleri masaya yatırıldı; kültürel, akademik ve toplumsal projelerin etkinliğinin artırılması üzerine kapsamlı bir durum değerlendirmesi yapıldı. Dr. Elvin Abdurahmanlı’dan Genişleme Vurgusu ve TİKA’nın Bölgesel Etkisi Toplantıda söz alan Dr. Elvin Abdurahmanlı, TİKA Tiran Koordinatörü Sayın Mustafa Ata’nın bölgedeki vizyoner ve özverili çalışmalarına dikkat çekerek, TİKA’nın Balkanlar’daki faaliyetlerinin Türk dünyası ile Balkan coğrafyası arasındaki tarihi ve kültürel köprüleri güçlendirmedeki hayati rolüne vurgu yaptı. Dr. Abdurahmanlı, TİKA’nın bölgede yürüttüğü eğitim, restorasyon ve kalkınma projelerinin yarattığı değerin önemini belirterek, değişen küresel konjonktürde bu faaliyet çerçevesinin daha geniş bir perspektifle, özellikle ortak stratejik projelerle derinleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, bu tür çalışmaların Türk dünyasının ortak geleceği ve bölgenin istikrarı için bir "ortak akıl" zemininde yürütülmesinin gerekliliğini vurgulayarak, kurumsal iş birliğinin sürekliliğinin önemine değindi. Değişen küresel konjonktürde TİKA’nın bu faaliyet çerçevesinin daha geniş bir perspektifle, özellikle ortak stratejik projelerle derinleştirilmesi gerektiğini bir kez daha yineledi. TİKA Tiran Koordinatörü Sayın Mustafa Ata da, Arnavutluk’ta yürüttükleri projelerin temel amacının Türkiye ile Balkanlar arasındaki dostluk bağlarını kalkınma odaklı çalışmalarla perçinlemek olduğunu ifade etti. Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin Balkan coğrafyasındaki sosyal ve kültürel projelere yansımasının büyük önem taşıdığını belirten Ata, TİKA’nın Arnavutluk’ta eğitimden altyapıya kadar yürüttüğü faaliyetlerin, bölgedeki stratejik ortaklıkları daha da ileri bir noktaya taşımayı hedeflediğini dile getirdi. Resmi ziyaretteki görüşmeye katılan heyet, kurumlar arası iş birliğinin sadece diplomatik değil, akademik bir zemine de oturması gerektiğini bir kez daha kanıtladı. Heyette şu isimler yer aldı: Dr. Elvin ABDURAHMANLI – KİAMP T.C. Genel Koordinatörü Dr. Caner KARAKUŞ – KİAMP Başkan Yardımcısı Elnare MAMMADRZAYEVA – KİAMP Temsilcisi Prof. Dr. Sevgi KALKAN – Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Cumhur EKEN – Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Ziyaret sonunda KİAMP Heyeti, kendilerine gösterilen misafirperverlikten ve bölgedeki Türk varlığına sundukları kıymetli katkılardan ötürü TİKA Tiran Koordinatörü Sayın Mustafa Ata’ya şükranlarını sundu. Görüşme, Türk dünyasının Balkanlar'daki stratejik etkisini artıracak ortak projelerin geleceği adına umut verici mesajlarla noktalandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.