Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Donald Trump

bursaarena.com.tr - Donald Trump haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Donald Trump haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı Haber

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bağımsız bir bilimsel komite, OpenAI şirketine ait yapay zekâ "ajanlarının" Hugging Face sistemlerine sızmasını ve ardından yaşanan benzer vakaları, insanlığın bu tür gelişmiş teknolojileri kontrol altında tutma konusunda yetersiz kaldığının kanıtı olarak değerlendirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın getirdiği risklere yönelik artan uyarıları reddetmesine rağmen, "süper yapay zekâ" için bir koordinatör (çar) atamaya hazır olduğunu belirtti. Dünyanın farklı bölgelerinden 40 bağımsız uzmandan oluşan Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Komisyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’ta düzenlenecek 81. dönem yıllık üst düzey toplantıları öncesinde, dün ilk raporunu yayımladı. “Yapay zekâ ajanları, uyumsuzluk ve insan kontrolünü kaybetme riski” başlıklı raporun eş başkanı ve prestijli Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio, “Araştırmacılar uzun süredir kontrolün kaybedilmesine yol açabilecek üç koşula dikkat çekiyor: hedefin yanlış belirlenmesi, bu hedefi takip etme kapasitesi ve buna izin veren bir ortam” dedi. Bengio, “Bu yaz, bu üç koşul laboratuvarda değil, gerçek sistemde bir araya geldi” ifadelerini kullandı. Komisyon, buradan çıkarılacak açık dersin temel siber güvenlik uygulamalarının göz ardı edildiği ve güvenlik önlemlerinin teknolojinin yeteneklerine ayak uyduramadığı olduğunu belirtti. Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images) Raporda ikinci endişe kaynağının “daha tehlikeli” olduğu belirtildi. Buna göre mevcut eğitim yöntemleri, yapay zekâ “ajanlarını” kendi hedeflerini benimsemeye, güvenlik talimatlarını kasıtlı olarak ihlal etmeye ve gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemeye yöneltebilir. Bu durum, “ajanların” güvenlik önlemlerini anlayıp bunlara karşı plan yapabilecek seviyeye gelmesi halinde, bugün tasarlanan güvenlik mekanizmalarının işe yarayıp yaramayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Raporda, “geleneksel koruma modeli çözülmeye başlıyor” değerlendirmesine yer verildi. Komisyon, raporun kontrolün geniş çapta kaybedileceğini öngörmediğini ve mevcut belirsizliği bu sistemlerin kontrol edilebilir kalacağının kanıtı olarak da değerlendirmediğini vurguladı. Raporda ayrıca yönetişim alanındaki zorluğun yapay zekâ modellerinden yapay zekâ ajanlarına doğru kaydığı belirtildi. Yapay zekâ mühendisliği ve güvenliği uzmanı, komisyon üyesi Qinghua Lu, yüksek riskli diğer sektörlerde kullanılan uygulamalara işaret ederek, “Havacılık, tıp ve siber güvenlik; olayların raporlanması, bağımsız denetim ve çok katmanlı güvenlik önlemleri yoluyla yüksek riskli sistemleri yönetmeyi öğrendi” dedi. Lu, ancak yapay zekâ ajanlarının daha yetenekli ve özerk hale gelmesi ve izlenmelerinin zorlaşması durumunda bu uygulamaların yeterli olmayabileceğini belirtti. Rapor, Washington’da siyasi atmosferin tamamen farklı bir seyir izlediği dönemde yayımlandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada bir “yapay zekâ gücü” oluşturmayı ve bunun başına bir “çar” atamayı planladığını duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın kısa süre önce sektörün yeni güvenlik sınırlarına ihtiyacı olmadığı yönündeki ısrarından dikkat çekici bir dönüşe işaret ediyor. Trump, söz konusu gücü ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde oluşturacağını söyledi. Trump ayrıntı vermedi ve “çar” pozisyonu için herhangi bir isim açıklamadı. Ancak göreve “yalnızca yüksek zekâya sahip kişilerin” başvurması gerektiğini belirtti. Açıklamalar, Trump’ın yapay zekânın risklerine ilişkin şüphelerinin değişmediğini ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre Trump, teknolojinin insanlık açısından risk oluşturabileceğine yönelik endişeleri “aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu uyarıları iklim değişikliği konusundaki aldatmacılıkla ve kendisinin görevden azledilmesine yönelik girişimlere yol açan skandallarla kıyasladı. Trump, bu tür endişelerin sorumluluğunu “radikal solcu Demokratlara” yükleyerek, yapay zekâ ve veri merkezlerinin geliştirilmesine karşı “hastalıklı bir komplo” bulunduğunu öne sürdü. Trump, yönetiminin sektörü destekleyeceğini belirterek, “Büyümesini hiçbir şekilde engellemeyecek veya boğmayacağız” dedi; bunun yerine sektöre “değer vereceklerini, yardımcı olacaklarını ve izleyeceklerini” ifade etti. Trump ayrıca yapay zekânın adının “süper zekâ”, “aşırı zekâ” veya “üstün istihbarat” olarak değiştirilmesini de gündeme getirdi. Bunun yanı sıra bir “yapay zekâ gücü” kuracağını ve “yapay zekâ çarı” atayacağını açıkladı. Trump’ın sözünü ettiği görev ise aylardır boş durumda. Trump, Aralık 2024’te David Sacks’ı “Beyaz Saray Yapay Zekâ ve Kripto Çarı” olarak atamıştı. Ancak Sacks daha sonra bu görevden ayrıldı.

Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açma teklifini reddetti; saldırıların yeniden başlaması ihtimalini güçlendirdi Haber

Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açma teklifini reddetti; saldırıların yeniden başlaması ihtimalini güçlendirdi

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı 7 gün içinde yeniden açma teklifini reddetti. Trump, ara seçimlerin ardından İran’a yönelik hava saldırılarının yeniden başlayabileceği mesajını verdi. Küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip su yolu, yaklaşık 7 aydır devam eden ABD-İran çatışmasında kilit bir başlık olmayı sürdürüyor. Çatışma, taraflar arasında müzakerelerin çıkmaza girmesiyle yeni bir aşamaya taşınmış durumda. Ancak bu hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları sırasında arabulucuların yürüttüğü yeni girişimler, anlaşmaya varılması yönünde ilerleme kaydedilebileceğine ilişkin bazı olumlu beklentiler oluşturdu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün New York’ta Birleşmiş Milletler merkezinde yaptığı açıklamada, “İran, Katar aracılığıyla ABD’ye 7 günlük somut bir plan iletti. Gerekli şartların yerine getirilmesi halinde boğaz yeniden açılabilir ve geçiş trafiği yedi gün içinde normale dönebilir” dedi. Arakçi, “Artık karar ABD’nin. İran baskıyı, tehdidi veya yıldırmayı kabul etmiyor ve baskı altında egemenlik haklarından vazgeçmeyecek” ifadelerini kullandı. Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığına göre Arakçi’nin açıklamasından saatler sonra konuya vakıf ABD’li yetkililer, Trump’ın İran’ın teklifini reddettiğini bildirdi. Gazetenin haberinde, 80 yaşındaki Trump’ın Tahran’ın taleplerini karşılayabileceğinden şüphe duyduğu ve kasım ayında yapılması planlanan ara seçimlerin ardından bombardıman harekâtının yeniden başlamasını olası gördüğü belirtildi. Trump dün akşam Truth Social platformunda, Hürmüz Boğazı’nın daire içine alındığı bir haritanın fotoğrafını paylaşarak üzerine “Trump Boğazı” ifadesini yazdı. Medya kuruluşlarının daha önce yayımladığı haberlerde ise yeni planın, Lübnan da dahil olmak üzere Ortadoğu’daki bütün çatışmaların yedi gün süreyle durdurulmasını öngördüğü belirtilmişti.

Netanyahu boş salona konuştu: BM'de heyetler Netanyahu'yu yuhalayıp salonu terk etti Haber

Netanyahu boş salona konuştu: BM'de heyetler Netanyahu'yu yuhalayıp salonu terk etti

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasına başlamaya hazırlanırken birçok heyet BM Genel Kurulu salonundan ayrıldı. Netanyahu, konuşmasına başlarken yuhalandı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ülkesinin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'daki eylemleri nedeniyle uluslararası alanda yoğun eleştiri ve artan tecrit ile karşı karşıya olduğu bir dönemde, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda konuşma yaptı. Netanyahu'nun kürsüye çıkmasıyla birlikte salonda bulunan çok sayıda delege ve katılımcı Genel Kurul salonunu Netanyahu'yu yuhalayarak terk etti. Netanyahu ise boşalmış salondaki konuşmasının başında salondan ayrılanlara tepki göstererek, "Eğer bu salondan henüz ayrılmamış başka ahlaki korkaklar varsa, lütfen şimdi ayrılsınlar" ifadelerini kullandı. Netanyahu, konuşmasında Hamas'ın 7 Ekim 2023'e değinerek İsrail'in saldırı sonrasında geri adım atmadığını savunarak, "Çöküşe geçmek yerine, aslanlar gibi ayağa kalktık ve savaştık" dedi. İran'a yönelik operasyonlara da değinen Netanyahu, ABD ile birlikte İran'ın ordusu, donanması, hava kuvvetleri ve nükleer tesislerine yönelik saldırıları vurguladı. Netanyahu ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'a 'cesur liderliği' nedeniyle teşekkür etti. İsrail'in savaşmaya devam edeceğini belirten Netanyahu, "Devletimizi savunmaya devam edeceğiz. Kazanmaya devam edeceğiz çünkü başka seçeneğimiz yok" ifadelerini kullandı. 'Erdoğan, İsrail'in yok edilmesini savunuyor' Ayrıca Netanyahu, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef aldı: Erdoğan, İsrail'in yok edilmesini savunuyor. Neredeyse her gün, Kudüs'ün hakimi olacağını söylüyor. Hayır efendim, olamayacaksınız

Erdoğan’dan Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde 2. Yüzyıl mesajı... Haber

Erdoğan’dan Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde 2. Yüzyıl mesajı...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-ABD diplomatik ilişkilerinin 100. yılı etkinliğinde iş birliği, yatırım ve savunma sanayii vurgusu yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen “100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri” etkinliğine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada iki ülke arasındaki ilişkilerin ikinci yüzyılına güçlü bir başlangıç yaptıklarını söyledi. “BAŞKAN TRUMP’LA SAMİMİ DİYALOĞUMUZ İLERLEME SAĞLADI” Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yürütülen diyaloğun ikili ilişkilere önemli katkı sunduğunu belirterek, geçen yıl Washington’daki görüşmenin ardından Trump’ın temmuz ayında Ankara’ya yaptığı ziyaretin köklü müttefiklik ilişkilerini pekiştirdiğini ifade etti. “100 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HEDEFİ ULAŞILABİLİR” Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin son 10 yılda ikiye katlandığını vurgulayan Erdoğan, 2025’te 38 milyar doları aşan ikili ticaretin bu yılın ilk sekiz ayında 28 milyar dolara ulaştığını söyledi. Yıl sonunda 40 milyar dolar seviyesinin aşılacağını belirten Erdoğan, ABD ile birlikte belirlenen 100 milyar dolarlık ticaret hedefini son derece gerçekçi ve ulaşılabilir bulduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin stratejik coğrafyası ve ekonomik dayanıklılığı sayesinde yatırımcılar için cazip bir ülke olduğunu belirterek, “Türkiye’ye yatırım yapan hep kazançlı çıkmıştır” dedi. “100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri” Etkinliği https://t.co/WxIfHM1kQh — Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) September 22, 2026 “TÜRKİYE EKONOMİSİ GÜÇLÜ ŞOKLARA KARŞI DİRENÇLİ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 24 yılda önemli ekonomik mesafe kat ettiğini ifade ederek, milli gelirin 236 milyar dolardan 1,8 trilyon dolara yükseldiğini, kişi başına düşen gelirin de 2026 sonunda 20 bin doları aşmasının beklendiğini söyledi. 2023 deprem felaketinin ardından şehirlerin yeniden inşasında önemli ilerleme sağladıklarını belirten Erdoğan, 455 binden fazla konutun tamamlanarak afetzedelere teslim edildiğini aktardı. Nisan ayında açıklanan yatırım programıyla dünyanın en rekabetçi teşvik paketlerinden birinin yürürlüğe konulduğunu belirten Erdoğan, kurumsal vergi oranının bazı alanlarda düşürüldüğünü ve yatırımcıların Türkiye üzerinden operasyonlarını yönetmeye davet edildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerikalı yatırımcıların Türkiye’nin sunduğu fırsatlardan daha fazla yararlanması için iş dünyasına da görev düştüğünü ifade etti. SAVUNMA SANAYİİ VURGUSU Konuşmasında enerji, sivil havacılık, yüksek teknoloji ve nükleer-LNG alanlarındaki iş birliğinin geliştirilebileceğini söyleyen Erdoğan, savunma sanayiinde de iki ülke arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin savunma sanayiinde dünya çapında dikkat çeken bir aktör haline geldiğini belirten Erdoğan, savunma ihracatının 10 milyar doların üzerine çıktığını ve Türkiye’nin kısa süre içinde bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına gireceğine inandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan toplumunun iki ülke ilişkilerine önemli katkılar sunduğunu belirterek, Türkiye ile ABD arasındaki güçlü bağların diplomatik ilişkilerin ikinci yüzyılında daha da güçlenmesini temenni etti. Programda, ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a günün anısına hediye takdim edildi.

İran'ın ABD üslerine verdiği yoğun hasarı gösteren fotoğraflar Haber

İran'ın ABD üslerine verdiği yoğun hasarı gösteren fotoğraflar

BBC'nin ABD'deki ortağı CBS, İran'ın Ortadoğu'daki birçok ABD tesisine düzenlediği saldırılar sonucu oluşan yaygın hasarı gösteren görüntüler elde etti. Aktif görevdeki askeri personel tarafından sağlanan fotoğraflarda, parçalanmış bir radar uçağı, devrilmiş römorklar ve ağır hasar görmüş binalar görülüyor. Tarihi olmayan fotoğraflar, ABD'nin Suudi Arabistan ve Kuveyt'teki üslerinde ve tesislerinde çekildi. CBS'nin ismini açıklamadığı bir askeri yetkili "Bu, üslerimizde meydana gelen ve Amerikan kamuoyuna henüz iletilmeyen büyük bir hasar" dedi. Yetkili yaşananları "Gözlerimiz kapalı bir şekilde orada duruyor ve yüzümüze yumruk yiyorduk" diye tarif etti. Beyaz Saray, BBC'nin sorularını ABD Merkez Komutanlığı'na yönlendirdi. Merkez Komutanlığı, yorum talebine yanıt vermedi. BBC tarafından bağımsız olarak doğrulanmamış fotoğraflar, Pentagon'un denetleme biriminin Ortadoğu'daki ABD üslerinde bulunan yüzlerce bina ve yapının hasar gördüğünü ve yıkıldığını doğrulayan raporunun yayınlanmasından bir gün sonra görüldü. Fotoğraflardan birinde, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Kuvvetleri Üssü'nde tahrip olmuş bir Boeing E-3 Sentry uçağı görülüyor. Uçak ikiye ayrılmış, kuyruk kısmı bir metal yığını haline gelmişti. Kaynak, CBS News--- Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ın yaklaşık 100 km güneydoğusunda bulunan Prens Sultan hava üssünde imha edilmiş bir Boeing E-3 Sentry uçağı görülüyor. Fotoğrafın tarihi belirtilmemiş olsa da BBC'nin doğrulama birimi BBC Verify daha önce Mart ayında aynı radar uçağına ait olduğu anlaşılan benzer bir fotoğrafı teyit etmişti. Boeing E-3 Awacs uçakları, olası tehditlere karşı erken uyarı sağlamak amacıyla uzun menzillerde potansiyel hedefleri tespit etmek ve izlemek için kullanılıyor. O dönemde bir ABD yetkilisi Reuters'e, İran'ın hava üssüne düzenlediği saldırıda 12 ABD personelinin yaralandığını, bunlardan ikisinin durumunun ağır olduğunu söylemişti. Kuveyt'teki Camp Beuhring Üssü'nden olduğu belirtilen, tarih belirtilmemiş iki fotoğrafta ise çökmüş karavanlar ve bölgeden yükselen dumanlar arasında paramparça olmuş büyük bir çadır benzeri yapı görülüyor. Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Buehring'de İran saldırısı sonucu tesisler imha oldu. Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Buehring'de İran saldırısında hasar gören bir yapıdan yükselen duman görülüyor. Bir diğer görselde ise Kuveyt'teki Arifjan Kampı'nda İran'ın düzenlediği bir saldırı sonucu hasar gören dört katlı bir bina görülüyor. Mart ayında, uydu iletişim donanımı da dahil bölgede hasar meydana geldiği bildirilmişti, ancak bu görüntünün aynı saldırıdan olup olmadığı net değil. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimlerde ulusal güvenlik yetkilisi olarak görev yapmış Brian Katulis, görsellerdeki hasarın "Amerika'nın savunmasını yeterince hazırlamadığını" gösterdiğini söyledi. Ortadoğu Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Katulis, "Çin ve Rusya gibi ABD'nin düşmanlarının İran'a hedef belirlemede yardımcı olduğuna dair güçlü kanıtlar var" diye ekledi. "Trump yönetimi bu zaafları gidermek için hiçbir şey yapmadı." Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Arifjan'da çekilen bu fotoğrafta bir binadaki hasar görülebiliyor. Bu görüntüler, Pentagon'un denetleme biriminin yayınladığı ve İran'ın saldırılarının "çatışma sırasında Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerinde yüzlerce bina ve yapıyı hasara uğratıp, yok ettiğini" vurgulayan raporun hemen ardından yayınlandı. Raporda ayrıca, ekipman kayıplarının toplamda 3,7 milyar dolar olduğu belirtildi. Genel olarak, ABD'nin 29 Haziran'a kadar savaşa 33,4 milyar dolar harcadığı ifade edildi. Raporda, savaşın başlamasının ardından geçen aylarda "onlarca ABD uçağının imha edildiği veya hasar gördüğü" belirtiliyor. Belgede, hasar gören uçaklardan birkaçının listesi yer alıyor. Bunlar arasında "İran mühimmatı tarafından Suudi Arabistan'da yerde hasar gören veya imha edilen" beş yakıt ikmal uçağı da bulunuyor. Kongre Bütçe Ofisi'nin ayrı bir raporunda, E-3 uçağının artık üretimde olmadığı ve daha modern bir muadili olan E-7 ile değiştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bütçe Ofisi, yalnızca E-3 uçağının maliyetinin 500 milyon dolar olduğunu ve savaşta kaybedilen ekipmanların (uçaklar, insansız hava araçları ve yüksek irtifa alan savunma sistemi dahil) tahmini toplam maliyetinin 1,9 milyar dolar olduğunu belirtti. Savunma bakanlığının bilgi taleplerine yanıt vermemesi nedeniyle incelemede "belirsizlik" olduğunu ve bu nedenle kurumun hükümet veri tabanlarına ve kamuya açık raporlara bel bağlamak zorunda kaldığını vurguladı. Rapora göre, ABD ordusunun yapmayı planladığı onarım ve yeniden yapılanma çalışmalarının kapsamı da henüz net değil. Ortadoğu Enstitüsü'nden Brian Katulis, "Bu maliyetler, Trump yönetiminin değerli askeri kaynakları nasıl israf ettiğini ve karşılığında pek bir şey elde edemediğini gösterse de" asıl zararın ABD'nin genel askeri hazırlığına verildiğini söyledi. "Amerika Birleşik Devletleri, askeri varlıklarını Asya'dan Orta Doğu'ya kaydırmak zorunda kaldı. Bu da Amerika'yı ve Asya'daki ortaklarını Çin'e karşı daha savunmasız ve kırılgan hale getirdi" dedi. "Ayrıca, ABD'nin mühimmatının tükenmesi, Rusya'yı Amerika'nın NATO müttefikleriyle zaaflarını araştırmaya ve Ukrayna'ya karşı savaşını sürdürmeye daha istekli hale getiriyor." ABD'nin ekipman kayıplarını karşılayacak mali kaynaklara sahip olmasına rağmen, zaten bütçe sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu ve Ortadoğu'da veya dünyanın başka yerlerinde muhtemel çatışmaların tırmanmasına hazırlanmak için yeterince hızlı hareket edemeyebileceğini de sözlerine ekledi. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a ortak saldırılar düzenlemesiyle başlayan çatışmaya son verilmesi için Beyaz Saray üzerinde kamuoyu ve siyasi baskı artıyor. Savaşın başlamasından bu yana İran, Körfez'deki ABD üslerine ve müttefik devletlere, ayrıca İsrail'e defalarca saldırdı. ABD Temsilciler Meclisi, İran'daki savaşı sona erdirmek için 15 Eylül Salı gecesi üçüncü kez oylama yaparak, Başkan Donald Trump'ı Kongre onayı olmaksızın ABD askeri müdahalesini sona erdirmeye zorlayacak bir tasarıyı onayladı. Kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde Temsilciler Meclisi'nde bu konudaki son oylama olabilecek tercih birkaç Cumhuriyetçinin de desteğiyle kabul edildi. Tasarı, onaylanma yolunda belirsiz bir durumla karşı karşıya. ABD Senatosu konuyu ele alıp almayacağına dair henüz bir açıklama yapmadı. Aynı gün, görev süresi sona ermekte olan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie de, İran savaşının ABD için maliyetine ilişkin yeni ayrıntıların ortaya çıkmasıyla birlikte Savunma Bakanı Pete Hegseth'i görevden alma girişiminde bulunacağını açıkladı. Trump yönetimi Hegseth'i destekledi ve ABD Adalet Bakanı Todd Blanche gazetecilere Hegseth'in "olağanüstü bir iş çıkardığını" söyledi. Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı.

Pentagon, İran’daki savaş nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşandığını kabul etti Haber

Pentagon, İran’daki savaş nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşandığını kabul etti

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), dün yayımladığı raporda, Trump yönetiminin son aylarda reddettiği İran'daki savaşla bağlantılı "mühimmat eksikliği" yaşandığını kabul etti. Pentagon Genel Müfettişliği'nin ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarına ilişkin raporunda, "Destansı Gazap (Epic Fury) Operasyonu sırasındaki mühimmat tüketimi stratejik stoklarda eksikliğe yol açmış ve sanayi sektöründe mühimmat stoklarının yenilenmesini engelleyen darboğazları ortaya çıkarmıştır" ifadelerine yer verildi. Ancak raporda, Bakanlığın üretim temposunu hızlandırmak için aldığı tedbirlere de dikkat çekildi. Haziran ayında basında ABD'nin füze, özellikle de önleyici füze kullanımına kısıtlama getirdiğine dair haberler çıktığında hükümet bunu yalanlamış ve Donald Trump ülkenin "muazzam miktarda mühimmata" sahip olduğunu iddia etmişti. ABD Başkanı eylül ayı başında da ABD'nin "sınırsız miktarda mühimmata" sahip olduğu yönündeki ısrarını sürdürmüştü. Şarku’l Avsat’ın basında yer alan haberlerden aktardığına göre bu mühimmat sıkıntısı, Trump'ın yaz aylarında Tahran'a yönelik geniş çaplı saldırıları tekrarlamamasına yol açtı. Pentagon raporunda, "Önleyici füzelerin yoğun kullanımına rağmen, İran saldırıları Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerinde bulunan yüzlerce bina ve tesise zarar vermiş ve tahrip etmiştir" denildi. Nisan - Haziran 2026 dönemini kapsayan belgede, uçak filosunda meydana gelen hasarlara da yer verilerek; 4 adet "F-15" uçağının imha edildiği, 1 adet "F-35" uçağının hasar gördüğü, 7 adet "KC-135" yakıt ikmal uçağının hasar gördüğü veya imha edildiği ve "30'a kadar" "MQ-9 Reaper" insansız hava aracının (İHA) imha edildiği belirtildi. Belgede, 28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin İran'a düzenlediği saldırılarla başlayan Körfez savaşına katılan ABD askeri personel sayısı 50 binden fazla olarak tahmin ediliyor. Raporda ayrıca, İran ve müttefiklerinin misillemelerinin dördü Irak, Kuveyt ve BAE'de olmak üzere diplomatik binalara da zarar verdiği açıklanıyor.

İngiltere Yahudi yerleşimlerinde üretilen mallara ambargo koyacak Haber

İngiltere Yahudi yerleşimlerinde üretilen mallara ambargo koyacak

İngiltere'nin, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara yönelik bir ticaret ambargosu duyurması bekleniyor. Dışişleri Bakanı Ed Miliband'in ilerleyen saatlerde yaptırımları parlamentoda açıklaması öngörülüyor. ABD'nin İngiltere'nin kararına karşı çıkması muhtemel. İsrail tarafında ise şimdiden tepkiler yükseldi ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İngiltere büyükelçisinin sınırdışı edilmesi çağrısında bulundu. Görevdeki altıncı haftasını dolduran İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, geçen hafta İsrail politikasını yeniden şekillendirme niyetini belirtmişti. İngiltere'nin Batı Şeria yerleşimlerinden gelen mallar ile İsrail'de üretilen ürünler arasında nasıl bir ayrım yapacağına dair ayrıntılar belirsizliğini korurken, yıllık sekiz milyar doları aşkın ikili ticaret hacmi üzerindeki etkinin asgari düzeyde kalması bekleniyor. Temmuz ayından bu yana görevde olan İngiltere Başbakanı Andy Burnham, 7 Eylül Pazartesi günü ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde Ortadoğu konusunu ele aldı ve ofisinden yapılan açıklamaya göre "iki devletli çözümün önemini" vurguladı. Sorun İsrail'in Batı Şeria'daki E1 yerleşim projesi. Miliband ve diğer Batılı siyasetçiler, bu projenin Filistinlilerin kendi devletleri için talep ettikleri toprakları böleceğini vurguluyor. İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim projesine beş batılı ülke dahil birçok ülkeden kınamaİngiltere: İsrail adım atmazsa, Eylül'de Filistin devletini tanıyacağız Birleşmiş Milletler ve İngiltere dahil çoğu ülke, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerini yasadışı kabul kabul ediyor ve Batı Şeria'yı askeri işgal altındaki bir bölge olarak görüyor. İsrail ise Batı Şeria'nın işgal altında değil, statüsü tartışmalı bir bölge olduğunu savunuyor ve Yahudilerin bu topraklar üzerinde tarihi bir hak iddiası bulunduğunu öne sürüyor. İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri Ağustos ayında İsrail'in E1 yerleşim planlarını eleştirmiş, Çalışma ve Emeklilik Bakanı Pat McFadden ise yaptırımların arkasında bu gelişmelerin yattığını belirtmişti. McFadden, 8 Eylül Salı günü Times Radio'ya yaptığı açıklamada, "Tehlikenin daha acil bir hal almasının nedeni, son hafta ve aylarda genişleyen yerleşim faaliyetleri" dedi. İsrail Başbakanlık Ofisi ve Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili yorum taleplerine haber yayımlanana kadar yanıt vermedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 27 Ekim'de yapılacak genel seçimlerde koltuğunu korumaya çalışıyor. Anketler, iktidar koalisyonunun birkaç sandalye kaybedebileceğini ve çoğunluğu sağlayamayabileceğini gösteriyor. Hangi Avrupa ülkeleri yerleşimlerden gelen ürünleri yasakladı? İspanya, İrlanda ve Hollanda, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen malların ithalatını yasakladı ama bu yasakların tamamı henüz yürürlüğe girmedi. McFadden, İsrail'in İngiltere için önemli bir ticaret ortağı olmaya devam edeceğini ve tüm İsrail mallarına yönelik bir boykot uygulanmayacağını belirtti. Yerleşim yerlerinden gelen mallar ağırlıklı olarak taze tarım ürünleri ve şaraptan oluşuyor. İsrail'in toplam ticaret hacminin yalnızca çok küçük bir kısmını teşkil ediyor. Diplomatlar, İsrail'den gelen bazı malların menşei belirtilmeksizin yerleşim birimlerinden elde edilen ürünleri içerebilmesi nedeniyle, bir ithalat yasağının uygulanmasının zor olabileceğini ifade ediyor.

Washington ve Tahran arasındaki çatışmalar yeniden şiddetlendi: Hürmüz kriziyle petrol fiyatları fırladı Haber

Washington ve Tahran arasındaki çatışmalar yeniden şiddetlendi: Hürmüz kriziyle petrol fiyatları fırladı

ABD ile İran arasındaki askeri çatışmaların yeniden başlaması ve Hürmüz Boğazı’nın geleceğine ilişkin anlaşmazlığın derinleşmesiyle gerilim artıyor. Tarafları yeniden müzakere masasına oturtabilecek yeni bir çerçeve oluşturulması amacıyla müzakere kanallarını açık tutmaya yönelik arabuluculuk girişimleri ise sürüyor. Şarku'l Avsat'ın Financial Times’ten aktardığına göre Washington; Başkan Donald Trump yönetiminin haziran ayında varılan mutabakat zaptına dönmekten vazgeçmesinin ardından, Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açılmasını İran’ın nükleer dosyasına bağlayan daha kapsamlı yeni bir anlaşma arayışında. Tahran ise bu kritik deniz yolunu yeniden açmak için ABD ablukasının kaldırılması, petrol muafiyetlerinin geri getirilmesi ve dondurulan varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasını şart koşuyor. Pakistan iki taraf arasındaki arabuluculuk çabalarını sürdürürken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’un mevcut çatışmayı bir "savaş" olarak nitelendirmediğini belirtti ve krizin ne zaman sona ereceğine dair bir takvim vermekten kaçındı. Bu durum, ABD’de kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken çatışmanın iç siyasetteki yansımalarını da artırıyor. Ağır askeri çatışmaların son dalgasında ABD ordusu, saldırılarını yaklaşık 100 İran hedefine ve devlete ait 2 tanker gemisine doğru genişletti. İran ise bölgedeki "ABD üslerine" füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenleyerek cevap verdi. Ekonomik cephede ise petrol fiyatları bugün temmuz ortasından bu yana en yüksek haftalık kazancına yöneldi. ABD-İran çatışmasının tırmanması ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiğinin son derece düşük seviyelere gerilemesi, Ortadoğu’daki arz risklerini küresel enerji piyasalarının gündeminin ilk sırasına taşıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.