Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diyabet

bursaarena.com.tr - Diyabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağustos sıcaklarında sağlıklı kalmak için... Bu önerilere dikkat! Haber

Ağustos sıcaklarında sağlıklı kalmak için... Bu önerilere dikkat!

Uz. Dr. Yasin Bakcan, aşırı sıcaklarda sağlık risklerini önlemek için 10 öneride bulundu. Uz. Dr. Bakcan; su tüketimi, beslenme, klima kullanımı ve sıcak çarpması belirtileri konusunda kritik uyarılarda bulundu. İSTANBUL (İGFA) - Yaz sıcakları her yıl daha uzun sürüyor, etkisi ise daha sert hissediliyor. Ağustos ayında daha da artan aşırı sıcaklar; bireylerin yaşam konforunu azaltmanın yanı sıra sıcak çarpmasından kalp ve böbrek sorunlarına kadar ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar için tehlike oluşturan bu dönemde alınacak basit ancak etkili önlemler, sağlığı korumada kritik rol oynuyor. Uz. Dr. Yasin Bakcan, yaz aylarını güvenli ve sağlıklı geçirmek için dikkat edilmesi gereken 10 önemli öneriyi sıraladı. 1. GÜNÜN EN SICAK SAATLERİNDE DIŞARI ÇIKMAYIN Yaz aylarında güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği 11.00-16.00 saatleri, sıcaklığın en yoğun hissedildiği zaman dilimidir. Mümkünse bu saatlerde dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa gölgede kalınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, açık renkli ve bol kıyafetler tercih edilmeli, şapka kullanılmalıdır. Park halindeki araçlarda çocuklar, yaşlılar veya evcil hayvanlar hiçbir koşulda bırakılmamalıdır. 2. SUSAMAYI BEKLEMEYİN, GÜN BOYU DÜZENLİ SU TÜKETİN Sıcak havalarda sıvı ihtiyacı belirgin şekilde artar. Günlük su tüketimi kişinin yaşı, kilosu ve sağlık durumuna göre değişmekle birlikte, kilogram başına en az 30 ml olmalı; çoğu yetişkin için bu miktar yaklaşık 3 litreye kadar çıkabilmektedir. Su tek seferde değil, gün içine yayılarak tüketilmelidir. Susamayı beklemek ise vücudun sıvı kaybetmeye başladığının önemli bir göstergesidir. 3. SICAK ÇARPMASININ BELİRTİLERİNİ VE SONUÇLARINI BİLİN Sıcak çarpması, yaz aylarının en ciddi sağlık sorunlarından biridir. Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, davranış değişiklikleri, aşırı halsizlik, ağız kuruluğu, terlemenin azalması ve vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması en önemli belirtiler arasındadır. İlk soğutma uygulamalarına rağmen belirtiler düzelmiyor ya da bilinç değişikliği gelişiyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Aşırı sıcağa maruz kalınması sonucunda ısı krampları, ısı yorgunluğu, ısı senkopu, rabdomiyoliz ve ısıya bağlı döküntüler gibi hastalıkların yanı sıra; kalp, dolaşım, solunum, böbrek ve sinir sistemini etkileyen sağlık sorunları, psikiyatrik etkiler ve uyku bozuklukları da görülebilir. Duruma erken müdahale edilmediğinde çoklu organ yetmezliği gibi hayati risk oluşturan ciddi tabloların gelişebileceği unutulmamalıdır. 4. YAZ AYLARINDA BESLENMENİZİ HAFİFLETİN Ağır, yağlı ve kızartılmış yiyecekler yerine sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, taze sebzeler ve zeytin; ana öğünlerde ise ızgara veya haşlama yöntemleriyle hazırlanmış yemekler tüketilmelidir. Sebze ve meyveler vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurken, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Uzun süre aç kalınmasına neden olan şok diyetlerden de kaçınılmalıdır. 5. İÇECEK SEÇİMİNİZİ DİKKATLİ YAPIN Çay, kahve ve gazlı içecekler günlük su ihtiyacını karşılamaz. Aşırı tüketildiklerinde sıvı dengesini olumsuz etkileyebilir. Yaz aylarında suyun yanı sıra ayran, süt, sade maden suyu ve şekersiz komposto gibi içecekler daha doğru seçeneklerdir. Gün boyu yeterli miktarda sıvı alınmasına dikkat edilmeli; özellikle idrar söktürücü etkisi bulunan alkol ve kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. 6. KRONİK HASTALIĞINIZ VARSA SICAKLARA KARŞI DAHA DİKKATLİ OLUN Hipertansiyon, diyabet, kalp ve böbrek hastaları sıcak havalardan daha fazla etkilenebilir. Bu nedenle serin ortamlarda bulunmaları, düzenli sıvı tüketmeleri ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaları önem taşır. İlaç dozlarında veya kullanım saatlerinde değişiklik yapılması gerekiyorsa mutlaka hekim görüşü alınmalıdır. 7. KLİMAYI DOĞRU KULLANIN Klimalar doğru kullanıldığında sıcak havaların olumsuz etkilerini azaltır. Ancak filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve ortam sıcaklığının dış ortamla aşırı fark oluşturmayacak şekilde, yaklaşık 23 derecede tutulması gerekir. Ani sıcaklık değişimleri çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. 8. HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISINI HAFİFE ALMAYIN Yaz aylarında görülen halsizlik, baş ağrısı ve tansiyon düşüklüğü çoğu zaman sıvı ve elektrolit kaybından kaynaklanır. Ancak yeterli sıvı alımına rağmen bu şikâyetler devam ediyor ya da göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bulantı ve kusma gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. 9. SICAK ÇARPMASINDA İLK MÜDAHALEYİ ÖĞRENİN Sıcak çarpması yaşayan kişi derhal serin bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılmalı ve üzerine ılık su uygulanarak buharlaşma yoluyla soğutulmalıdır. Bilinci açıksa su verilebilir. Ancak bilinci kapalı kişilere ağızdan sıvı verilmemeli; kolonya dökmek veya buz gibi suyla ani soğutma uygulamak gibi yanlış yöntemlerden kaçınılmalıdır. Eş zamanlı olarak acil sağlık desteği istenmelidir. 10. ÇOCUKLARI SICAK HAVALARDA DAHA YAKINDAN TAKİP EDİN Çocuklar, sıvı kaybından yetişkinlere göre daha hızlı etkilenebilir. Bu nedenle günün en sıcak saatlerinde dışarıda kalmamaları, sık sık su içmeleri, ince ve açık renkli kıyafetler giymeleri ve şapka kullanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca oyun sırasında düzenli dinlenme molaları vermeleri teşvik edilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su tüketmeleri konusunda desteklenmeleri büyük önem taşır.

Aort yırtılması nedir, neden olur? Haber

Aort yırtılması nedir, neden olur?

Türk Kardiyoloji Derneği'ne göre aort diseksiyonu olarak adlandırılan aort yırtılmasının toplumda görülme sıklığı yüz binde iki ila yüz binde dört kadar düşük. Ancak akut ve acil olarak tanımlanan oldukça riskli bir durum. BBC Türkçe'ye konuşan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı'nda Doç. Dr. Ömer Faruk Baycan, riskli gruplar arasında, halihazırda aort anevrizması olarak bilinen aort genişlemesi olanlar, tansiyon hastaları ve hamileleri sayıyor. Aort hastalıkları gelişmesi riski ilerleyen yaşlarda artıyor. BBC Türkçe'ye konuşan Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Bülent Mutlu, "Tüm popülasyona baktığınız zaman mesela yüzde 1 oranında gözükürken, 65-70 yaş üstünde bu oran yüzde 10'lara çıkıyor" diyor. Bu yaş grubundaki erkeklerde aort anevrizmaları görülme sıklığının kadınlara göre dört kat fazla olduğunu aktarıyor. Bunlarla birlikte genetik, sigara kullanımı, stres, diyabet, sağlıksız beslenme ve durağan yaşam gibi etmenler de risk faktörleri arasında. Mutlu'nun "öngörmesi zor bir hastalık" olarak nitelendirdiği aort yırtılmalarının önceden tespiti için risk gruplarında düzenli taramalar yapılması gerekiyor. Doç Dr. Ömer Faruk Baycan, ailesinde böyle bir durum olan kişilerin kontrol edilmesini istediklerini belirterek "Bunu basit ultrasonografik yöntemlerle yapabiliyoruz" diyor. Sırrı Süreyya Önder kimdir?Sırrı Süreyya Önder 'tedaviye iyi yanıt veriyor'Sanat ve siyaset dünyasından Sırrı Süreyya Önder için geçmiş olsun mesajlarıAort nedir, neden önemli? Kalp vücuttan gelen kirli kanı temizleyen ve temiz kanı vücuda pompalayan hayati bir organ. Aort damarı, kalpten çıkan temiz kanı tüm vücuda taşıyan en büyük atar damar olmasıyla oldukça kritik bir öneme sahip. Kaynak,Getty Images Damarın içindeki tabakaların yırtılması buradan beslenen başta kalbin kendisi, beyin ve diğer iç organları riske atıyor. Aort damarı kalpten çıktığı andan itibaren ilk olarak kalbi besleyen dallara ayrılıyor. Koroner arterler adı verilen damarlardan sonra kolları ve beyni besleyen damarlar yukarı doğru çıkıyor. Aşağıya doğru karın bölgesinde, karaciğer, pankreasa ve diğer organlara ulaşıyor. Prof. Dr. Bülent Mutlu, "Aortu neredeyse bütün organlarımızın beslenmesini sağlayan ana bir yol gibi düşünebiliriz" diyor. 'Kalp damar cerrahisinin en büyük ameliyatı' Mutlu, bazı durumlarda yırtıkların tüm bu bölümlere yayılabildiğini bazı durumlarda da sadece damarın başlangıcını etkileyebildiğini belirtiyor. "Tüm bu arterlerdeki yırtık bölgelerinin tamiri, kalp damar cerrahisinin en büyük, ağır ve en uzun süren ameliyatıdır" diyor. Bazı nadir görülen durumlarda aortun tamamen yırtılıp vücut içine doğru patlayabildiğini aktarıyor. Bunun görülebilecek en ağır vakalardan biri olduğunu söylüyor. Tıbbi müdahale aorttan itibaren hangi bölgenin ya da bölgelerin yırtıldığına göre değişebiliyor. Prof. Dr. Bülent Mutlu, tümünde, aortun içinde ayrılan katmanın aslında geriye doğru tekrar yapışmasının ve yırtık bölgesinin tamirinin sağlanmasının amaçlandığını belirtiyor. "Fakat çok sayıda birkaç yerden yırtık varsa bunların tamiri bazen greftle bazen de o yırtıkların tamiriyle başarılı olabiliyor" diye ekliyor. Yırtığın hayati sonuçlar doğurabilmesinin iç organlara etkisinden kaynaklandığını belirten Mutlu, "Örneğin kalp ya da beyin beslenmesi bozulabiliyor, beyinde, kollarda ya da karında iskemi oluşturabiliyor. Böbrek damarlarımızı bile tıkayabiliyor" diyor. İskemi, dokulara yeterli miktarda kan akışının sağlanamaması sonucunda, oksijen ve besin eksikliği nedeniyle hücrelerin zarar görmesi durumudur.

Yüksek protein ve yüksek lifli beslenme yararlı mı? Bilmeniz gereken beş şey Haber

Yüksek protein ve yüksek lifli beslenme yararlı mı? Bilmeniz gereken beş şey

Yüksek proteinli ve yüksek lifli besinleri bir arada tüketmek, sosyal medyada son zamanlarda popülerleşen sağlık trendlerinden biri. Ve bunun olacağını muhtemelen tahmin ediyordunuz. Protein, kas sağlığını destekleme, kilo verme ve sağlıklı yaş almaya yardımcı olma vaadiyle son birkaç yıldır gündemde. Tüketiciler de buna ikna olmuş görünüyor. Son yapılan bir süpermarket anketinde, alışveriş yapanların %40'ından fazlası geçen yıl protein alımlarını artırdıklarını söyledi. Son zamanlarda, özellikle "fibermaxxing" (maksimum lif alımı) olarak adlandırılan beslenme tarzının yükselişiyle birlikte, lif de ön plana çıkmaya başladı. Lif, bağırsak sağlığı, kilo kontrolü ve uzun vadeli sağlık için çok önemli. Bir psikologdan tavsiyeler: Katı diyetler yerine bu altı alışkanlığı benimseyinYüksek proteinli ve yüksek lifli beslenme nedir? Yüksek proteinli beslenmenin tek bir tanımı yok. İngiltere'de önerilen alım miktarı vücut ağırlığının kilogramı başına 0,75 gram. (Bu, 75 kg'lık bir yetişkin için günde yaklaşık 56 gram demek). Yüksek protein alımı genellikle vücut ağırlığının kilogramı başına günde 1-2 gram veya öğün başına 20-30 gram protein tüketmek anlamına geliyor. Lifin ölçülmesi daha kolay. Yetişkinler için önerilen günlük alım miktarı 30 gram veya üzeri. İngiltere'deki yetişkinlerin %96'sı bu hedefi karşılayamıyor. Bu noktada gıda etiketlerine dikkat etmek faydalı olabilir. İngiliz Tarım Birliği (BDA), 100 gramında 3 gram veya daha fazla lif bulunan gıdaları ve ürünleri 'lif kaynağı' olarak tanımlarken, 100 gramında 6 gramdan fazla lif içeren gıdaları ise 'yüksek lifli' gıda olarak kabul ediyor. Potansiyel faydaları neler? Protein düzeyiniz düşükse, daha fazla protein tüketmek kas sağlığını destekleyebilir, kilo verme hedeflerinize yardımcı olabilir ve sağlıklı yaşlanmada rol oynayabilir. Yüksek lifli bir beslenme, kolesterol seviyelerine ve bağırsak sağlığına fayda sağlayabilir, ayrıca tip 2 diyabet gibi sağlık sorunları riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak daha fazla her zaman daha iyi anlamına gelmiyor. Çok yüksek protein alımı diğer besin maddelerini dışlamaya yol açabilirken, lif alımını çok hızlı artırmak veya tek bir kaynağa çok fazla ağırlık vermek şişkinliğe ve rahatsızlığa neden olabilir. Peki, yüksek proteinli ve yüksek lifli bir beslenme tarzını nasıl güvenli bir şekilde uygulayabilirsiniz? 1. Ne kadar protein ve lif tükettiğinizi kontrol edin Beslenmenizi değiştirmeden önce, halihazırda ne kadar protein ve lif aldığınızı ve bunların öğünler ve atıştırmalıklar arasında nasıl dağıldığını görmeniz gerekir. Beslenme takibi uygulaması kullanabilir veya yediklerinizi not alıp, gıda etiketlerinden yararlanarak aldığınız besin miktarını tahmin edebilirsiniz. Birçok insan (ileri yaştaki bazı yetişkinler hariç) zaten vücut ağırlığının kilogramı başına 0,75 gramdan fazla protein tüketiyor ve ek faydalar çoğu sağlıklı insan için kilogram başına yaklaşık 1,2 gramda sabitleniyor. Bu nedenle, protein alımını artırmanıza pek gerek kalmayabilir. Öte yandan, çoğu insan 30 gram lif ihtiyacının çok altında kalıyor. Bu nedenle bu noktaya odaklanılması daha faydalı. Yeni araştırmaya göre kalbin ihtiyaç duyduğu en önemli yiyecekler Dağılım da önemli. Lifin çoğunu tek bir öğünde tüketmek şişkinliğe yol açabilir. Ayrıca lifi öğünlere yayarak tüketmek bağırsak bakterilerinizi daha iyi besler. Aynı şekilde, protein alımını öğünler arasında eşit olarak dağıtmak, tokluk hissini korumanıza, enerji seviyelerinizin gün içinde istikrarlı seyretmesine ve kas sağlığınızı daha etkili bir şekilde desteklemenize yardımcı olabilir. Kahvaltı genellikle hem protein hem de lif açısından en düşük seviyede olan öğündür. Güne daha yüksek proteinli ve daha yüksek lifli bir öğünle başlamak, hedeflerinize ulaşmanızı kolaylaştırabilir ve gün boyunca daha dengeli bir alımı destekleyebilir. Çavdar ekmeği eşliğinde yumurta ve domates veya yoğurt, meyve, kuruyemiş ve tohumlarla hazırlanmış yulaf ezmesini düşünün. 2. Bitkisel proteinlere öncelik verin Et, balık ve süt ürünlerini daha fazla tüketerek protein alımınızı artırırsanız, lif de dahil olmak üzere diğer karbonhidratlar genellikle azalır. Bu nedenle bol miktarda bitkisel protein seçmek denge açısından da avantajlıdır, çünkü birçok kaynak doğal olarak lif de sağlar. Baklagiller, mercimek, nohut, kuruyemişler ve tohumlar iyi birer protein ve lif kaynağıdır ve genellikle etten daha uygun fiyatlıdır. Etin bir kısmını fasulye veya mercimek ile değiştirmeyi deneyin veya ikisini birleştirin; örneğin, bolonez sosunda mercimek ve et kullanın. Bitkisel proteinlerin kas geliştirmede eskiden daha az etkili olduğu düşünülürken, araştırmalar artık yeterli miktarda tüketildiklerinde aynı derecede faydalı olduklarını gösteriyor. 3. Tükettiğiniz yiyecekleri çeşitlendirin Günlük 30 gram lif ihtiyacınızı meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler ve tohumlardan karşılamak, bir veya iki gıdaya veya takviyeye odaklanmaktan daha fazla bağırsak sağlığınıza fayda sağlayacaktır. Farklı bitkiler, farklı bağırsak bakterilerini besleyen ve böylece mikrobiyom çeşitliliğini ve direncini artıran farklı lifler içerir. Bağırsak sağlığınızı iyileştirmenin beş yolu Benzer şekilde, çeşitli protein açısından zengin gıdalar (süt ürünleri, baklagiller, tofu, kuruyemişler, balık, kümes hayvanları ve yağsız et) tüketmek, tek bir gıdaya bağımlı kalmak yerine daha geniş bir besin yelpazesi almak anlamına gelir. 4. Yavaş ve istikrarlı olun Daha fazla protein ve lif tüketmek faydalı olsa da, faydaların bir noktada azaldığı ve alımı çok hızlı bir şekilde çok fazla artırmanın olumsuz sonuçlar doğurmaya başlayabileceği bir gerçek. Lif alımını çok hızlı artırmak şişkinliğe ve rahatsızlığa yol açabilirken, protein alımına çok fazla odaklanmak genellikle karbonhidrat alımında düşüşe neden olur. Bu da, özellikle düzenli egzersiz yapıyorsanız, enerjinizin düşük olmasına yol açabilir. Alım miktarınızı küçük artışlarla yükseltin ve vücudunuzun alışması için zaman tanıyın. Günlük bir avuç kuruyemiş veya akşam yemeğinizin yanında sebzeli bir garnitür gibi uzun vadede sürdürebileceğiniz, yönetilebilir alışkanlıklar edinmeye çalışın. Lif alımınızı artırırken, sıvı alımınızı da artırmaya çalışın. Lif, yeterince sıvı aldığınızda en iyi şekilde etki eder. 5. İşlenmemiş gıdalara odaklanın Protein ve lif alımını artırmak için takviyeli yoğurtlara, tahıllara, atıştırmalık barlara ve takviye ürünlerine yönelmek cazip gelebilir, ancak bunlar her zaman alımınızı artırmanın en iyi yolu değildir. Protein takviyeleri ve lif açısından zengin atıştırmalık barlar gibi ürünler, antrenmandan sonra veya hareket halindeyken enerji artışına iyi gelebilir, ancak daha çok katkı maddesi içermeyen, daha geniş bir besin ve lif yelpazesi sunan tam gıdalara odaklanılmalı. Laura Tilt - Beslenme uzmanı / BBC

Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem Haber

Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, horlama ve uyku apnesi gibi burun ve boğaz kaynaklı sorunların kaliteli uykuyu engelleyebileceğini ve ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve ekran kullanımının artmasıyla birlikte uyku problemleri giderek yaygınlaşıyor. Ancak uzmanlar, uykusuzluğun yalnızca psikolojik nedenlerle değil, kulak burun boğaz kaynaklı sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, “Sabah yorgun uyanıyorum, gece sık sık uyanıyorum veya hiç uyumamış gibi hissediyorum” diyen kişilerin mutlaka KBB uzmanına başvurması gerektiğini belirtti. Tatlıpınar, horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefes durması gibi durumların uyku kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü ifade etti. Özellikle “uyku apnesi”ne dikkat çeken Tatlıpınar, bu hastalıkta kişinin gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabildiğini söyledi. Uyku apnesinin; sabah yorgunluğu, gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık gibi sorunlara yol açabileceğini aktardı. Burun eğriliği, alerjik tıkanıklık ve damak yapısındaki sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiği belirtilirken, tedavi edilmeyen uyku apnesinin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini artırabileceği vurgulandı. Çocuklarda da görülebilen uyku bozukluklarının geniz eti ve bademcik büyümesine bağlı olarak horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uykuya yol açabileceği ifade edildi. Uzmanlar, bu durumun dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü gibi sorunlara neden olabileceğini belirterek aileleri uyardı. UYKUSUZLUĞA KARŞI 5 ETKİLİ ÖNLEM! Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor; Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın. Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun. Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin. Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.