Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dikkat

bursaarena.com.tr - Dikkat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dikkat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Unutkanlık her zaman hastalık değildir... İşte hafızayı korumak için 5 öneri Haber

Unutkanlık her zaman hastalık değildir... İşte hafızayı korumak için 5 öneri

Anahtarın yerini unutmak, odaya girince neden geldiğini hatırlayamamak ya da yeni tanışılan kişinin adını çıkaramamak çoğu zaman hastalık anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre beyin, gereksiz bilgileri ayıklayarak önemli anıları koruyor. Ancak unutkanlık günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemeye veya giderek artmaya başladığında uzman değerlendirmesi gerekiyor. İSTANBUL (İGFA) - Günlük yaşamda hemen herkesin karşılaştığı unutkanlık anları, çoğu zaman endişeye neden olsa da her unutkanlık hastalık belirtisi değil. Prof. Dr. Murat Kurt, beynin sağlıklı çalışabilmesi için “unutma” mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu belirterek, hafızanın kusursuz bir kayıt cihazı olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Kurt’a göre beyin, her gün karşılaştığı milyonlarca uyaranın tamamını aynı ayrıntıyla saklamak yerine önemli gördüğü bilgileri güçlendiriyor, gereksiz ayrıntıları ise eliyor. Bu nedenle unutmak, çoğu zaman hafızanın bir hatası değil, sağlıklı işleyişinin önemli bir parçası. DUYGUSAL ANILAR DAHA GÜÇLÜ YER EDİYOR Sık tekrarlanan düşünceler, endişeler ve duygusal açıdan yoğun deneyimler beyinde daha güçlü biçimde pekişebiliyor. Özellikle travmatik yaşantılar ve sürekli zihni meşgul eden olumsuz düşünceler, uygun bir ipucuyla yeniden kolayca hatırlanabiliyor. Prof. Dr. Kurt, bir bilginin kalıcı hale gelmesinde yalnızca tekrarın değil, dikkat ve anlamlı işlemenin de önemli olduğunu belirtiyor. Dijital ortamda hızla tüketilen içeriklerin ise çoğu zaman yüzeysel işlendiğini ifade eden Kurt, sürekli ekran kaydırmanın hafızayı güçlendirmek yerine bilişsel yükü artırabileceğine dikkat çekiyor. ODAYA GİRİNCE NEDEN NE YAPACAĞIMIZI UNUTUYORUZ? Bir odaya girdikten sonra neden oraya geldiğini unutma durumu da bilimsel olarak açıklanabiliyor. “Kapı eşiği etkisi” olarak bilinen bu durum, ortam değiştiğinde beynin bağlamı güncellemesiyle ilişkilendiriliyor. Yoğun çalışma temposu, dikkat bölünmesi ve aynı anda birden fazla işle uğraşmak bu tür kısa süreli unutkanlıkları artırabiliyor. Prof. Dr. Kurt, sorunun çoğu zaman hafızadan ziyade dikkatle ilgili olduğunu belirterek, birkaç saniye durup yeniden odaklanıldığında bilginin çoğunlukla geri geldiğini ifade ediyor. NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI? Zaman zaman isim unutmak, anahtarın yerini karıştırmak veya bir randevuyu hatırlamakta gecikmek tek başına hastalık göstergesi olmayabiliyor. Ancak unutkanlığın günlük yaşamı belirgin şekilde aksatması veya giderek kötüleşmesi önem taşıyor. Aynı soruları tekrar tekrar sormak, tanıdık yerlerde yön bulmakta zorlanmak ya da para yönetimi gibi günlük işlerde güçlük yaşamak tıbbi değerlendirme gerektirebilecek belirtiler arasında bulunuyor. Uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığının da hafızayı olumsuz etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Kurt, bu tür durumlarda uzman değerlendirmesinin önemine işaret ediyor. KÖTÜ ANILARIN ETKİSİ AZALTILABİLİR Travmatik veya olumsuz anıların tamamen silinmesinin mümkün olmadığını belirten Kurt, ancak bu anıların oluşturduğu duygusal yükün azaltılabileceğini ifade ediyor. Psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destekle kişinin anıyla kurduğu ilişkinin değişebileceği belirtiliyor. HAFIZAYI KORUMAK İÇİN 5 TEMEL ÖNERİ Prof. Dr. Kurt, hafızayı desteklemek için “mucize” bir yöntem olmadığını vurgulayarak şu alışkanlıklara dikkat çekiyor: Kaliteli ve düzenli uyumak. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmak. Yeni beceriler öğrenmek ve zihinsel olarak aktif kalmak. Güçlü sosyal ilişkileri sürdürmek. Dengeli, Akdeniz tipi beslenmek ve stresi yönetmek. Özellikle odaklanma gerektiren işlerde dikkati sürekli bölen alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kurt, hafıza için en değerli yatırımın sağlıklı yaşam alışkanlıkları olduğunu ifade ediyor.

Bursa ve İzmir’de 3 yangın kontrol altında Haber

Bursa ve İzmir’de 3 yangın kontrol altında

Orman Genel Müdürlüğü, Bursa’nın Kestel ve Yenişehir ilçeleri ile İzmir’in Kiraz ilçesinde meydana gelen üç yangının ekiplerin yoğun çalışmaları sonucu kontrol altına alındığını açıkladı. OGM, yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr nedeniyle yangın riskinin sürdüğünü belirterek vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. BURSA (İGFA) - Bursa’nın Kestel ve Yenişehir ilçeleri ile İzmir’in Kiraz ilçesinde meydana gelen üç yangın, ekiplerin yoğun müdahalesiyle kontrol altına alındı. Orman Genel Müdürlüğü (OGM), yangınlarla mücadelede görev alan ekiplerin özverili çalışmaları sayesinde üç yangının da kontrol altına alındığını duyurdu. YANGIN RİSKİNE KARŞI UYARI OGM, yangınların kontrol altına alınmasına rağmen tehlikenin henüz geçmediğine dikkat çekti. Yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde küçük bir ihmalin büyük yangınlara dönüşebileceği vurgulandı. Vatandaşlara açık alanlarda ateş yakmamaları, anız ve bahçe atığı yakmamaları ve yangına neden olabilecek davranışlardan kaçınmaları çağrısı yapıldı. Orman Genel Müdürlüğü ayrıca yangınlarla mücadeleye destek veren gönüllülere, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara teşekkür ederken, “Yeşil Vatan”ın korunması için herkesin azami dikkat göstermesi gerektiğini belirtti.

Çocuklarda ekran süresi arttıkça hareket azalıyor Haber

Çocuklarda ekran süresi arttıkça hareket azalıyor

Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının artması çocukların aktif oyun ve açık hava etkinliklerine ayırdığı zamanı azaltıyor. Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, hareketsizliğin yalnızca fiziksel gelişimi değil; motor beceriler, dikkat, problem çözme, sosyal iletişim ve günlük yaşam becerilerini de etkileyebileceği uyarısında bulundu. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapisti Emrullah Harun Kaya, çocuklarda artan ekran kullanımının hareketli oyun alışkanlıkları üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaya, tablet, telefon ve bilgisayar gibi dijital araçların çocukların günlük yaşamında daha fazla yer kaplamasıyla birlikte sokak oyunları, koşma, tırmanma, bisiklete binme ve arkadaşlarla hareketli oyunlar için ayrılan sürenin azaldığını belirtti. HAREKETSİZLİK MOTOR BECERİLERİ DE ETKİLİYOR Hareketin çocuk gelişiminin temel taşlarından biri olduğunu vurgulayan Kaya, aktif oyunların kas kuvveti ve dayanıklılığın yanı sıra denge, koordinasyon, dikkat, planlama ve sosyal iletişim becerilerini desteklediğini söyledi. Yeterince hareket etmeyen çocuklarda kas kuvveti, dayanıklılık, esneklik, denge ve koordinasyon alanlarında güçlükler görülebileceğini belirten Kaya, bu çocukların koşarken, merdiven çıkarken veya yaşıtlarıyla oyun oynarken daha çabuk yorulabileceğini ifade etti. Kaya, top yakalama, tek ayak üzerinde durma, sıçrama, seksek oynama ve bisiklete binme gibi becerilerde de zorlanmalar görülebileceğine dikkat çekti. GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİNİ DE ETKİLEYEBİLİR Motor becerilerin yalnızca spor sırasında kullanılmadığını belirten Kaya, çocukların okul ve ev yaşamındaki birçok aktivitede bedenlerini etkili şekilde kullanmaları gerektiğini söyledi. Çanta taşıma, dengeli oturma, kalem kullanma, kıyafet giyme, ayakkabı bağlama, yemek yeme ve oyuncakları toplama gibi günlük aktivitelerin motor becerilerle ilişkili olduğunu belirten Kaya, yeterli hareket deneyimi kazanamayan çocukların günlük yaşam becerilerinde de zorlanabileceğini kaydetti. Aktif oyunların bilişsel gelişime de katkı sunduğunu ifade eden Kaya, oyun sırasında çocukların sürekli karar verdiğini ve çözüm ürettiğini belirtti. Engel aşmak, topun yönünü tahmin etmek, dengede kalmak veya arkadaşlarıyla oyun kuralları oluşturmak gibi süreçlerin bilişsel becerileri desteklediğini söyledi. Ergoterapinin çocukların fiziksel, bilişsel, duyusal, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını birlikte ele aldığını belirten Kaya, çalışmaların çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve günlük yaşamda yaşadığı zorluklara göre planlandığını ifade etti. Kaya, ergoterapide yalnızca kas gücünün artırılmasının değil, çocuğun arkadaşlarıyla oyun oynayabilmesi, okul etkinliklerine katılabilmesi ve günlük yaşam becerilerini mümkün olduğunca bağımsız gerçekleştirebilmesinin de hedeflendiğini söyledi. Çocuğun sürekli düşmesi, merdiven çıkmakta zorlanması, top oyunlarından kaçınması, çabuk yorulması veya kalem kullanımında güçlük yaşaması gibi durumların gelişimsel değerlendirme gerektirebileceğini belirten Kaya, erken dönemde sağlanan desteğin çocuğun katılımını ve özgüvenini artırabileceğini kaydetti. AİLELERE “BİRLİKTE AKTİF OYUN” ÖNERİSİ Ailelere çocuklarıyla her gün aktif oyun zamanı planlamaları çağrısında bulunan Kaya, evde bulunan yastık ve minderlerle güvenli mini engel parkurları hazırlanabileceğini söyledi. Çocukların minderlerin üzerinden geçmesi, belirlenen çizgide yürümesi veya güvenli hedeflere ulaşmaya çalışması gibi oyunların denge, koordinasyon ve motor planlama becerilerini destekleyebileceğini belirten Kaya, bu tür aktivitelerin mutlaka yaşa uygun ve yetişkin gözetiminde yapılması gerektiğini vurguladı. Müzik eşliğinde dans etmenin de ritim, koordinasyon ve beden farkındalığını geliştirebileceğini belirten Kaya, ailelerin çocuklarıyla günde yaklaşık 30 ila 60 dakika aktif oyun planlamasını önerdi. Kaya, ebeveynlerin yalnızca çocuklarını izlemek yerine oyuna katılmasının çocuğun motivasyonunu, iletişimini ve oyundan aldığı keyfi artıracağını söyledi. Çocukların yaşıtlarıyla kıyaslanmaması gerektiğini de vurgulayan Kaya, ailelerin küçük gelişimleri fark ederek desteklemesinin önemli olduğunu belirtti. Kaya, temel amacın çocukların hareketten keyif alması ve kendilerini güvende hissetmesi olduğunu ifade etti.

Neden derin uyku beyin sağlığı için bu kadar önemli? Haber

Neden derin uyku beyin sağlığı için bu kadar önemli?

Yetersiz uyku, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin yalnızca bir belirtisi değil, aynı zamanda nedenlerinden biri de olabilir. Ancak uzun vadede hem uyku kalitesini hem de beyin sağlığını iyileştirmek için atılabilecek adımlar bulunuyor. Uyku eksikliği, birçok temel alanda olumsuz etki yaratıyor: Beyin yaşlanması: Orta yaşta yetersiz uyku, zihinsel performansın düşmesi ve beynin daha hızlı yaşlanmasıyla ilişkilendiriliyor.Hücre yenilenmesinin zayıflaması: Derin uyku sırasında vücut, doku ve hücre onarımını sağlayan büyüme hormonlarını salgılıyor.Cilt sağlığının bozulması: Yetersiz dinlenme, stres hormonu kortizolün yükselmesine neden oluyor. Kortizol ise cildin gençliği ve elastikiyetinden sorumlu kolajenin parçalanmasını hızlandırıyor.Yaşa bağlı hastalık riskinin artması: Kronik uykusuzluk, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon riskini artırıyor.Yaş ilerledikçe uyku nasıl değişiyor? Yaşlanmayla birlikte uyku düzeni de değişmeye başlıyor. Bu süreç orta yaşta başlıyor ve ileri yaşlarda daha belirgin hale geliyor. Şarku’l Avsat’ın Health dergisinden aktardığı habere göre yaşlı bireylerde iki temel değişiklik öne çıkıyor: 1- Uyku ve uyanma saatlerinin değişmesi İleri yaştaki kişiler genellikle daha erken uyuyup daha erken uyanıyor. Ayrıca uykuya dalmakta daha fazla zorlanıyorlar. Sonuç olarak gece toplam uyku süreleri azalıyor ve önerilen 7-9 saatlik uyku süresine ulaşma olasılıkları düşüyor. 2- Uyku kalitesinin azalması Yaşlı bireyler, en dinlendirici ve derin uyku evrelerinde daha az zaman geçiriyor ve gece boyunca daha sık uyanıyor. Bu değişimlerin nedenleri Uyku düzenindeki bazı değişiklikler beyindeki doğal yaşlanma sürecinden kaynaklanabiliyor. Ancak kullanılan ilaçlar, kronik ağrılar, uyku apnesi veya huzursuz bacak sendromu gibi rahatsızlıklar da kaliteli uykuyu zorlaştırıyor. Kısa vadede uykusuzluk bilişsel işlevleri nasıl etkiliyor? Uyku yoksunluğu beynin verimli çalışmasını engelliyor. Yeterli ve kaliteli uyku alınmadığında şu alanlar olumsuz etkileniyor: Dikkat ve odaklanmaYeni anılar oluşturma yeteneğiDuyusal ve motor becerilerDuygularDuygusal kontrol Neyse ki bu değişimlerin önemli bir bölümü yeterli uyku alındığında geri dönebiliyor. Bu nedenle bazı yaşlı bireylerin yaşadığını düşündüğü bilişsel gerilemenin bir kısmı, aslında kalıcı yaşlanmadan değil, yetersiz uykudan kaynaklanabiliyor. Uzun vadede uykusuzluk bilişsel gerilemeyi nasıl hızlandırıyor? Şarku'l Avsat'ın haberine göre uyku araştırmacıları, kronik uyku eksikliğinin uzun vadede beyin sağlığını bozarak hafif bilişsel bozukluk ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini artırabileceğini düşünüyor. 7 saatten az uyku demans riskini artırabiliyor Yaklaşık 60 yaşındaki 800 binden fazla kadının incelendiği bir araştırma, geceleri 7 saatten az uyuyanların, sonraki 20 yıl içinde demansa yakalanma riskinin hafif de olsa arttığını ortaya koydu. Bir başka çalışmada ise 5 bin 600'den fazla yaşlı yetişkin takip edildi. Uyku sorunları yaşayan kişilerin birçok bilişsel testte daha düşük performans gösterdiği, ayrıca performanslarının sonraki dört yıl içinde daha hızlı gerilediği belirlendi. Kaliteli uyku da en az uyku süresi kadar önemli Özellikle derin uyku evresi büyük önem taşıyor. Sabah uyandığında kendini dinlenmiş hisseden kişilerde bilişsel gerileme ve demans gelişme riski daha düşük bulunuyor. Uyku bozuklukları da önemli bir risk faktörü oluşturuyor. Orta yaşın başlarından 40'lı yaşların sonlarına kadar olan bireyler üzerinde yapılan bir araştırmada, ciddi uyku bozukluğu yaşayanların yaklaşık 10 yıl sonra bilişsel testlerde daha düşük performans sergilediği görüldü. Bu nedenle kaliteli uyku, özellikle orta yaş ve sonrasında bilişsel gerileme döngüsünü önlemede kritik önem taşıyor. Uyku beyniniz için neden bu kadar önemli? Uyku sırasında beyin, bilişsel sağlığın korunması açısından birçok hayati görevi yerine getiriyor. 1- Beynin atıkları temizleniyor Beynin, glimfatik sistem adı verilen kendine özgü bir atık temizleme mekanizması bulunuyor. Sıvıyla dolu kanallardan oluşan bu sistem, uyku sırasında toksik proteinleri adeta gece çalışan bir bulaşık makinesi gibi temizliyor. Temizlenen proteinlerin bir kısmı, Alzheimer hastalarının beyninde biriken proteinlerle aynı özellikleri taşıyor. Glimfatik sistem özellikle derin uyku sırasında bu proteinleri çok daha etkili biçimde uzaklaştırıyor. Bu sistemin yeterince çalışmadığı kişilerde demans riski daha yüksek oluyor. Kalitesiz veya yetersiz uyuyan kişilerde ise beyin, bu zararlı proteinleri gece boyunca yeterince temizleyemiyor. Uzmanlara göre orta yaş ve sonrasında görülen uyku eksikliğinin demans riskini artırmasının nedenlerinden biri de bu olabilir. 2- İltihabı azaltıyor Yeterli uyku, vücuttaki iltihaplanmanın azalmasına yardımcı oluyor. Her yaş grubunda kronik uyku yoksunluğu iltihaplanmayı artırıyor ve bu durum beyni de olumsuz etkiliyor. Uzun vadede kronik iltihaplanma, Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini yükseltebiliyor. Daha düşük düzeyde olsa da yaşlanmaya bağlı hafif bilişsel bozukluk gelişme olasılığını da artırabiliyor. Uzmanlara göre yeterli ve kaliteli uyku, iltihaplanmayı azaltarak bu risklerin düşürülmesine katkı sağlayabiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.