Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijitalleşme

bursaarena.com.tr - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Alman Sanayisinde Tedarik Alarmı: Kriz mi, Türkiye İçin Yeni Fırsat mı? Haber

Alman Sanayisinde Tedarik Alarmı: Kriz mi, Türkiye İçin Yeni Fırsat mı?

Almanya sanayisinde tedarik zinciri kaynaklı sorunlar yeniden gündemin üst sıralarına yükseldi. Almanya’nın önde gelen ekonomi araştırma kuruluşlarından ifo Enstitüsü’nün son verilerine göre, imalat sanayisinde malzeme ve ara ürün tedarikinde sorun yaşayan şirketlerin oranı yılın ilk aylarına göre belirgin şekilde arttı. Uzmanlara göre bu tablo, pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri kırılmalarının ardından küresel üretim sistemlerinin hâlâ tam anlamıyla istikrara kavuşamadığını ortaya koyuyor. Alman Sanayisinde Baskılar Artıyor Son yıllarda enerji maliyetlerindeki yükseliş, Çin kaynaklı rekabet baskısı, nitelikli iş gücü eksikliği ve küresel jeopolitik gerilimlerle mücadele eden Alman sanayisi, şimdi de yeniden büyüyen tedarik sorunlarıyla karşı karşıya. Özellikle kimya, plastik, makine ve otomotiv sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler, kritik girdilere erişimde yaşanan gecikmelerin üretim planlarını olumsuz etkilediğini bildiriyor. Sektör temsilcileri, küresel ticaret rotalarında yaşanan belirsizliklerin ve artan jeopolitik risklerin tedarik sürelerini uzattığına dikkat çekiyor. Avrupa’nın Üretim Merkezi Alarm Veriyor Almanya yalnızca Avrupa’nın en büyük ekonomisi değil, aynı zamanda kıtanın üretim ve ihracat merkezi konumunda bulunuyor. Bu nedenle Alman sanayisinde yaşanan her gelişme, Avrupa genelindeki tedarik zincirlerini ve üretim ağlarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle otomotiv, makine, elektronik ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren binlerce şirket, Alman sanayisinin üretim ritmine bağlı olarak çalışıyor. Uzmanlar, tedarik sorunlarının kalıcı hale gelmesi durumunda Avrupa’daki üretim maliyetlerinin daha da yükselebileceği ve teslim sürelerinde yeni gecikmeler yaşanabileceği görüşünde. Türkiye İçin Yeni Bir Fırsat Penceresi Açılabilir Almanya’da yaşanan gelişmeler yalnızca riskleri değil, Türkiye açısından yeni fırsatları da gündeme getiriyor. Son yıllarda Avrupa şirketlerinin tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve üretimi daha yakın coğrafyalara taşıma eğilimi dikkat çekiyor. “Nearshoring” olarak adlandırılan bu yaklaşım kapsamında Türkiye; güçlü sanayi altyapısı, üretim kabiliyeti, lojistik avantajları ve Avrupa pazarına yakınlığı sayesinde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle otomotiv yan sanayi, makine, kimya, elektronik ve plastik sektörlerinde faaliyet gösteren Türk üreticiler, Alman şirketlerinin alternatif tedarikçi arayışlarından fayda sağlayabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Asıl Soru: Türk Sanayisi Hazır mı? Almanya’da yaşanan tedarik sorunları, Türkiye açısından önemli fırsatlar yaratabilecek olsa da uzmanlara göre asıl belirleyici unsur Türk şirketlerinin bu talebe ne ölçüde cevap verebileceği olacak. Kalite standartları, sürdürülebilirlik kriterleri, dijitalleşme yatırımları ve Ar-Ge kapasitesi, önümüzdeki dönemde Avrupa ile iş yapan şirketler için her zamankinden daha kritik hale gelecek. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan her kırılma yeni riskler doğururken, aynı zamanda yeni oyuncular için kapılar açıyor. Bugün Almanya sanayisinde yaşanan gelişmeler, Türk sanayicileri açısından da önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Avrupa’nın tedarik zincirlerinde oluşan yeni boşlukları doldurmaya ne kadar hazırız? Turkishtimedergi

3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı Haber

3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı

BURSA (İGFA) - İlki 2024 yılında düzenlenen ve kısa sürede alanında referans etkinliklerden biri haline gelen Uludağ Çevre Forumu bu yıl da yoğun katılımla yapılıyor. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde “Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe” temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca 7 ayrı oturum düzenlenecek. Türkiye'nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak yer alıyor. Açılışta konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sürdürülebilirlik gibi uzun soluklu ve çok boyutlu bir alanda başarının tek seferlik çalışmalarla değil, ortak akılla, istikrarlı iş birlikleriyle ve aynı hedef etrafında buluşan kurumların gayretiyle mümkün olduğunu söyledi. Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin emekleriyle üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önem bir kazanım olduğunu belirten Burkay, iklim değişikliği, çevresel riskler, kaynakların etkin kullanımı, enerji güvenliği ve sürdürülebilir üretim; küresel rekabetin ana gündemleri arasında yer aldığını vurguladı. Burkay, yeşil dönüşüm sürecinde kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bu noktada son dönemde hayata geçirilen desteklerin iş dünyası olarak çok değerli bulduklarını ifade eden İbrahim Burkay, “Bursa iş dünyası olarak, bu destekler için Bakanlığımıza, KOSGEB’e, TÜBİTAK’a ve sürece katkı sunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Karbon ayak izi ölçümü, enerji verimliliği yatırımları, temiz üretim teknolojileri, yeşil finansman, dijitalleşme ve mevzuata uyum başlıklarında sağlanacak her yeni destek; firmalarımızın rekabet gücüne, ihracat kapasitesine ve sürdürülebilir üretim anlayışına doğrudan katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. BTSO olarak bizler de Bakanlığın ortaya koyduğu vizyonu; Bursa’nın üretim gücü, girişimcilik kabiliyeti ve yatırım kapasitesiyle desteklediklerini vurgulayan Burkay, şöyle devam etti: “Bugün Bursa’da, yüksek teknolojili üretimden lojistiğe, enerji verimliliğinden yalın üretime kadar geniş bir alanda güçlü bir dönüşüm altyapısı oluşturduk. Ülkemizin yüksek teknolojili ilk organize sanayi bölgesi TEKNOSAB, sanayimizin yeni nesil üretim vizyonunu temsil ederken; Lojistik Teknopark projemiz, kentimizin üretim ve ihracat kapasitesini daha verimli bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Enerji Verimliliği Merkezimiz ve Bursa Model Fabrikamız ise firmalarımıza sahada ölçülebilir kazanımlar sağlayan iki önemli uygulama merkezimizdir. Bu merkezlerimizle işletmelerimizin kaynak kullanımını iyileştirmesine, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesine ve yeşil dönüşüm hedeflerine daha güçlü hazırlanmasına katkı sunuyoruz. Kısacası Bursa iş dünyası olarak bizler, sürdürülebilirliği yalnızca konuşulan bir hedef olarak değil; üretimin, yatırımın, ihracatın ve kurumsal kapasitenin her aşamasına yansıyan somut bir çalışma alanı olarak görüyoruz.” diye konuştu. İŞ DÜNYASI OLARAK ÖNEMLİ BİR EŞİKTEYİZ Bugün iş dünyası olarak çok önemli bir eşikte olduklarını ifade eden Başkan Burkay geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini kaydetti. Sürdürülebilirlik anlayışının en güçlü karşılık bulduğu alanların başında şehirlerin geldiğini belirten Başkan Burkay, “Sürdürülebilirlik, şehirlerin planlanmasında, ulaşım altyapısında, afetlere hazırlığında, çevre kalitesinde ve sosyal yaşam alanlarında da kendini göstermelidir. Bir şehri geleceğe hazırlamak, aslında o şehirde yaşayan insanın hayatını, güvenliğini, sağlığını ve refahını öncelemek demektir. Dolayısıyla Bursa gibi kadim bir kenti ‘su akar yolunu bulur’ anlayışıyla kaderine terk edemeyiz. Çünkü Bursa, plansızlığa mahkûm edilecek kadar değersiz bir şehir değildir.” dedi. Bursa’nın en son kapsamlı çevre düzeni planının 1998 yılında yapıldığını hatırlatan Başkan Burkay, 30 yıl önceki bir akılla bugünün Bursa’sını yönetmeye çalışmanın Bursa’ya yapılan büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, “Bu plansızlık; sadece estetik bir kayıp değildir; her gün boğuştuğumuz trafik, çevre kirliliği ve kentin kapasite geliştirme sorunlarını da beraberinde getiren bir düğümdür. Bu nedenle Bursa’mızın anayasası niteliğinde olan 1/100 binlik çevre planında şehir içinde sıkışıp kalmış, apartmanlarla iç içe imalat yapan üretim ve ihracat kapasitesi sınırlanmış 8 bin 500 firmamızın varlığını da ayrıca değerlendirmek durumundayız. Organize bir akılla hareket ettiğimizde, akademik odalarımızın ve üniversitelerimizin vizyonu ile iş dünyamızın dinamizmini birleştirdiğimizde, inanıyorum ki her engeli aşarız. Bursa'nın gerçek değeri, ancak bu planlı büyüme ve ortak akıl koordinasyonuyla ortaya çıkacaktır. Bu düşüncelerle forumda emeği geçen Konseyimize, destek veren sponsorlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. ULUDAĞ ÇEVRE FORUMU ÖNEMLİ BİR PLATFORM HALİNE GELDİ BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun üçüncüsünü gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, daha önce yapılan iki forumun başarıyla tamamlandığını ve etkinliğin artık Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline geldiğini söyledi. Forumun güçlü içerik, yüksek katılım ve sektörler arası iş birliğiyle öne çıktığını ifade eden Kılıç, “Uludağ Çevre Forumu’nun ülkemize, Bursa’ya ve iş dünyamıza yakışan, ulusal ölçekte takip edilen önemli bir platform haline geldiğine inanıyoruz.” dedi. Forumun hayata geçirilmesine destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a da teşekkür eden Kılıç, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar birçok alanı etkilediğini vurguladı. Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin insanlık tarihi kadar eski ve önemli bir konu olduğunu söyledi. Doğanın milyonlarca yıldır kendi döngüsü içerisinde kusursuz bir geri dönüşüm sistemi kurduğunu belirten Altun, milyarlarca insanın bu dünyadan ayrıldığını, doğanun bunu muhteşem şekilde geri dönüştürdüğünü vurgulayarak, "Doğanın teknolojisi bir kaosun önüne geçiyor.” dedi. İnsanlığın bugün hâlâ doğadaki bu kusursuz dönüşümü nasıl sağlayacağını tartıştığını belirten Altun, “Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlandı. Artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önemli. BTSO öncülüğünde gerçekleştirilen bu forum ve COP31 zirvesi gibi organizasyonlar, bu sorunun çözümü için ortak çaba gösteriyor.” diye konuştu. Açılış konuşmalarının 3. Uludağ Çevre Forumu’na katkı veren sponsorlara plaketleri takdim edildi. Forumun açılış oturumu ise COP 31’e Doğru Türkiye başlığı ile gerçekleştirildi. AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer konuşmacı olarak yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.